Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Zekat [30] - Fıkıh - 014Zekat - 14. Sayfa

 

ZEKAT[30]

 

207-Zekât:

 

1)Hür,

2) Müslim,

3) Âkil (F),

4) Baliğ (F) olan kimselere farzdır. Bu kimseler, borçlarından ve aslî ihtiyaçlarından[31] fazla olarak nisaba mâlik bulunmalıdırlar. Bu mala, senenin başında ve sonunda tam bir mâlikiyet olmalıdır.

208 - Zekâtın edası; ancak malı zekâta ayırırken veya verirken ona bitişik bir niyet ile caiz olur.

209 - Malının hepsini sadaka olarak veren bir kimsedenj verirken

zekâta niyet etmese dahi zekât borcu düşer.

210 -"Mâl-i zimar"27m zekâtı yoktur (ZF). Hibe, miras ve vasiyet-yollarmdan, kendisindeki aynı cins mallardan gelen şeylerin zekâtı elde bulunan asıl mal ile beraber verilir.

211 -Zekât, hayvanların nisabı, tutan kısmından verilir, iki nisab arasında arta kalan mikdarm zekâtı yoktur (M.Z).

212 -Sene geçtikten sonra nisaba erişen malın zayi olması ile zekât düşer (F), Bir kısmı zayi olmuşsa o kısmın zekâtı kalkar.

213 -Zekât, mal olarak verildiği gibi kıymeti de verilebilir.

214 -Mal sahibi malının ne en iyisini ve ne de en kötüsünü, fakat or­ta olanını zekâta verir.

215 -Nisaba malik olan bir kimse; daha senesi gelmeden bir veya daha çok senelerin zekâtını önceden verebilir ve yine aynı şekilde nisabı tutan bütün malların zekâtını verebilir (Z).

 

Ehil Hayvanların Zekâtı:

 

216 -Ehil hayvanlar, (koyun, keçi, sığır, manda, deve ve atlar)m senenin çoğunda kırlarda othyanlanna sâime denilir. Senenin yarısın­da veya daha çoğunda yemle beslenenler sâime olmazlar.

217 -Deve denilince bunun içine hem Arap ve hem de Acem devele­ri girer. Manda da sığır cinsine dahildir. Koyun ile keçi de zekât bakı­mından birdir ki, bu ikisine davar denilir.   

                                      \

Develerin Zekâtı:

 

218 -Sâime olan develerin nisabı beştir. Bundan aşağısının zekâtı yoktur.

5 devede 1 koyun 10 devede 2 koyun 15 devede 3 koyun 20 devede 4 koyun

25 devede iki yaşma girmiş bir dişi deve verilir. 25'den 35'e kadar bir şey verilmez.

36 devede üç yaşma girmiş bir dişi deve verilir.

46 deveden 60'a kadar dört yaşma girmiş bir dişi deve verilir.

61 deveden 75 deveye kadar beş yaşma girmiş bir dişi deve verilir.

22 -Mâl-i Zimar: Zayi olan, denize düşen, bir yere gömülüp yeri unutulan, yahut gasp edilmiş olan mallardır. Elde bir beyyine, delil olmayıp inkâr edilen ala­caklar ve kimin yanına bırakıldığı bilinmiyen emanetler v.b. şeyler de mâl-i zimar'dır.

76'dan 90'a kadar üçer yaşma basmış iki dişi deve verilir.

120'den 145'e kadar dört yaşma basmış iki dişi deve ile evvelki gibi her beş devede bir koyun (F) verilir.

145'den 150'ye kadar iki adet dört yaşma basmış dişi deve ile iki ya­şında bir dişi deve verilir.

150'de dört yaşına basmış üç dişi deve Verilir.

150'den 175'e kadar her beş devede bir koyun ilâve olur.

175'de dört yaşma basmış üç dişi deve ve bir de iki yaşma basmış bir dişi deve verilir.

186 devede dört yaşma girmiş üç dişi deve ile bir de üç yaşma bas­mış bir dişi deve verilir.

196 deveden 200'e kadar dört yaşma girmiş dört dişi deve verilir ve sonra daima 150'den başlandığı gibi başlanır (F).

 

Sığırların Zekâtı:  

                     .

219 -Sığırların nisabı 30'dur. Bundan aşağısına zekât düşmez. 30 sığırdan 40 sığıra kadar iki yaşma basmış bir erkek veya dişi bu­zağı verilir.

40 sığırdan 60 sığıra kadar üç yaşma girmiş dişi veya erkek bir dana verilir. 60 sığıra varıncaya kadar olan fazla sığırlar kendi hesabına uy­gun şekilde verilir (F).

60 sığırda iki yaşını tamamlamış iki dişi veya erkek buzağı verilir.

70 sığırda üç yaşma girmiş bir dişi dana ile iki yaşma basmış bir er­kek buzağı verilir.

80 sığırda üç yaşına basmış iki dişi dana verilir. Bundan sonraki her 10 sığır için ayrıca iki yaşında bir erkek buzağı ve ondan sonraki. 10 «ığir için de üç yaşında bir dişi dana verilir ve bu böylece nöbetleşe de­vam edip gider.

 

Koyun ve Keçilerin Zekâtı:

 

220 - Koyun ve keçinin nisabı 40'dır. 40'dan az olan koyun ve keçi­nin zekâtı yoktur.

40'dan 120'ye kadar bir koyun verilir. 121'den 200'e kadar iki koyun verilir. 201'den 400'e kadar üç koyun verilir. 400 koyun için de dört koyun verilir.

Bundan sonra her yüz koyunda bir koyun daha verilir. Yüzden aşa­ğısının (yani aradaki miktarın) zekâtı yoktur.

Zekâta verilecek koyunun bir yaşını doldurmuş olması şarttır.

 

Atların Zekâtı:

 

221 -Bir kimsenin karışık olarak sâirne olan erkek ve dişi atları bu­lunsa yahut sadece dişi atları olsa dilerse her at için (MS)[32] bir dinar zekât verir, dilerse de kıymetlerini hesap edip her iki yüz dirhem için (SM) beş dirhem zekât verir. (Yani kıymetlerinin 1/40'ini zekât verir).

222 -Katırların ve eşeklerin zekâtı yoktur. Çifte koşulan hayvanla­rın ve en az altı ay ve daha ziyade ahırlarda beslenilen hayvanların da zekâtı yoktur.

223 - Birer yaşını doldurmayan deve, sığır (ZS) oğlak ve kuzu için de zekât verilmez. Ancak bunların arasında büyükleri varsa bunlar da zekâta tâbi olur.

224- Ortak sâime hayvanları olanlardan, her ortağın hissesi, ayrı ayrı nisabı doldurmadıkça zekâtları gerekmez.

225 - Mal sahibinde zekât olarak verilmesi gereken yaşdaki hay­van yoksa daha üstünü alınır ve fazla olan kıymeti geri verilir. Yahut aradaki farkı ile beraber daha aşağısı alınır.

 

Altın ve Gümüşün Zekâtı:

 

226 - Altın ve gümüşün; külçe halinde olsun, basılmış olsun, zinet olsun, kap olsun, ticarete niyet edilsin, edilmesin nisabı doldurunca zekâtı vardır.

227 - Ayrı ayrı nisapları noksan olan altın ile gümüş, kıymet itibarı ile birbirlerine katılırlar.

228 - Altının nisabı, 20 miskal[33] altındır ve bunun zekâtı da yarım mıskaldır. 20 miskalden sonra her dört miskal iki kırat[34] (SM) zekât verilir.

229 - Gümüşün nisabı, 200 dirhemdir. 200 dirhemde 5 dirnem . zekât verilir. Sonra her 40 dirhem için bir dirhem zekât yerilir.

230 - Diğer madenlerle karışık olan altın ve gümüş paralarda ma­den çeşitlerinden hangisi diğerinden çoksa hüküm ona göre verilir. Eğer katışık maden, fazlalığı teşkil ediyorsa bu paralar ticaret malları hük­münde olur. Çoğu gümüş ise gümüşe göre, altın ise altına göre zekât ve­rilir.

231 -Dirhemlerde muteber olan on dirhemin yedi miskal ağırlığın­da gelmesidir.

232 -Mallar, ticaret malı olmadıkça ve kıymetleri de altın veya gü­müşün nisabına ulaşmadıkça zekâta tâbi değildirler. Ticraet malının kıymeti de altın ve gümüşün kıymetine ilâve edilir: (Yani altın, gümüş ve ticaret malının kıymetleri toplamı; altın veya gümüşden birinin nisa­bına ulaşınca zekâtlarını vermek farz olur).                   '

Mahsullerin ve Meyvelerin Zekâtı:

 

233 -Yağmur veya akar sularla sulanan mahsûllerin az olsun çok olsun "öşür" adı ile onda bir = (1/10) nisbetinde (SM)[35] zekât alınır. Odun, ot ve acem kamışından ise öşür alınmaz.

234 - Dolaplarla sulanan arazilerin mahsûllerinden yirmide bir = (1/20) zekât alınır. Saman ve yapraklardan öşür alınmaz. Yapılan mas­raflar, harcamalar ve çalışma ücretleri yirmide bir alman zekâttan düşürülme [36]

235 - Öşür arazisinden çıkarıldığı zaman az olsun çok olsun baldan da öşür alınır.

236 - Öşür arazisini bir zimmî satın aldığı zaman orası, haraç ara­zisi olur (SM). Fakat haraç arazisi hiçbir zaman Öşür arazisine çevril­mez.

237 - Anber, inci, mercan gibi denizden çıkarılan şeylerden zekât alınmaz (S)[37].

238 - Kireç, alçı, yakut, zümrüt ve göz taşı gibi dağlarda bulunan madenlerden de zekât adına bir şey alınmaz.

 

Â'şır[38]- ZEKÂT TOPLAYICI

 

239  - Aşır,  bir zekât memurudur ki,. devlet reisi onu yol güzergâhlarına o yollardan mal geçiren tüccardan zekât toplamak için tayin etmiştir.

Bu memurlar müslüman tüccardan 1/40, zımmîlerden 1/20, harbîlerden de 1/10'i gümrük vergisi olarak alınır.

240 - Bir tacir, senesinin dolmadığını yahut borçlu olduğunu iddia eder veya başka bir memura verdiğini, falan şehirde fakirlere dağıttığı­nı ileriye sürer ve yemin de ederse aksi sabit olmadığında tasdik edilir. Bu konuda müslüman ile zimnıî eşit haklara sahiptirler. Harbî ise, cari­yelerin kendisinin ümmü'l-veledleri olduğu konusundaki iddiasından başka şeyde tasdik olunmaz. Bunlardan domuz hariç (SZ), şarabın kıy­metinin 1/10'i zekât olarak alınır[39].   –

 

MADENLERİN ZEKÂTI

 

241 -Müslüman olsun zimmî olsun, öşür veya haraç arazisinde al­tın, gümüş, demir, kurşun ve bakır gibi madenleri bulanlar bunların 1/5'ini hükümete verirler. Geri kalanı da kendilerinin olur. Fakat bu madenler bir kimsenin kendi hanesinde bulunursa hükümet bunlardan bir hisse alamaz (SM)[40] Bir kimsenin kendi arazisinde bulduğu .şeyler de tamamen kendisinin olur.

Bü madenleri, îslâm memleketinde bir harbî bulacak olursa tama­men devletin olur.

242 - Bir hazine bulunur ve onun üzerinde müslüman malı olduğu­na ait nişanlar (damga, yazı, müslüman bir hükümdarın ismi vs.) bulu­nursa, bu hazine lukata = (buludan mal) hükmündedir[41].

Bulunan hazinenin üzerinde gayri müslimlere; müşriklere ait işa­retler varsa bu ganimet hükmündedir; 1/5'i devlet hazinesinindir, geri­ye kalan da bulanın olur.

243 - Bir kimsenin hanesinde Islâmdan önceki devreye ait gömülü bir mal bulunursa bu, o hane sahibinindir [42] O yerin sahibi de orası fethedildiğinde, devlet reisi tarafından sınırları çizilerek ilk kendisine verilen kimsedir. Eğer bu kimsenin kim olduğu bilinmezse, o yere sahib olduğu bilinen en uzak mâlikinin olur.

Zekâtın Sarf Yerleri - (Kendilerine Zekât Verilen Kimseler)

244 - Bunlar yedi kısımdır:

1) Fakir; malı çok az olup nisap miktarını bulmayan kimsedir.

2) Miskin, hiç bir malı yoktur.

3) Zekât memuru; yaptığı iş ölçüsünde kendisine zekât verilir.

4) Fakir olup, harbe iştirak edemiyen mücahitlere ve hac yolunda39 ihtiyaç içinde kalan hacılara;

5) Mükâteb: Kölelikden kurtulmak için efendisi ile mal karşılığın­da antlaşma yapmış olan köledir;

6) Fakir borçlu;

7) Yolcu: Bundan maksat malından uzak düşmüş ve elinde birşey bulunmıyan kimsedir.

Zekâtını verecek olan kimse bu yedi sınıfın hepsine zekâtını verebi­leceği gibi, onlardan sadece birine de verebilir.

 

Kendilerine Zekât Verilmeyenler:

 

245- Zimmîye[43] ve zengine zekât verilmez. Zengin olan bir adamın küçük çocuğuna[44] ve kölesine de zekât verilmez.

246 - Usûl ve füru' bakımından aralarında yakınlık olanlar da bir­birlerine zekât veremezler. (Bir kimse fakir olan babasına, dedesine, anasına, ninesine, oğullarına, kızlarına, kızlarından ve oğullarından olan torunlarına zekâtını veremez).

Bir kimse kendi ailesine ve mükâtap kölesine de zekâtını veremez.

247 - Hâşimî oğullarına ve bunların kölelerine zekât verilmez.

248 - Bir fakire bir defada nisab miktarı veya daha çok zekâtın ve­rilmesi mekruh olmakla beraber caizdir (Z).

249 - Nisaba mâlik olmayınca sıhhatli ve çalışıp kazananlara da zekât verilir.

250 - Fakir zannedip zekât verdiği kimsenin, zengin veya Haşimî sülâlesinden olduğu anlaşılırsa; yahut karanlıkta verir de sonra babası­na veya oğluna vermiş olduğu meydana çıkarsa bu kimse zekât borcunu Ödemiş olur (S)[45] Fakat yanlışlıkla kölesine veya mükâtebine verirse yeniden zekât vermesi gerekir.

251 -Zekâtı, malın bulunduğu yerde vermeyip başka bir yere götü­rüp vermek caiz olmakla beraber mekruhtur. Ancak o yerdeki akrabası­na veya kendi memleketinin ahalisinden daha muhtaç olana götürüp verirse mekruh olmaz.