Boşamaya Zorlamak - Fikihusuluhsk - 33. Sayfa
BOŞAMAYA ZORLAMAK
Herhangi bir erkek, lanı veya eksik ikrahla tehdit edilir ve hanımını boşamaya zorlanır da tehdit allında hanımını boşarsa, boşamanın geçerli olup olmayacağı hususunda alimler iki kısma ayrılmışlardır. Bazılarına göre böyle bir hale maruz kalan erkeğin boşaması geçersiz, diğerlerine göre ise geçerlidir.
1. İkrah neticesinde hanımını boşayan kişinin boşamasını geçersiz sayan alimler:
Şafii. Maliki ve Hanbelİ mezhebine mensub olan alimler bu görüştedir.[1] Hz. Ali, Abdullah bin Abbas, Abdullah bin Zübeyr, Cabir bin Semure, Hasan el-Rasrİ, Tavus. Ata, Mucahİd, İkrİme, Cabir bin Zeyd, Kasım Salim, Evzai, İshak bin Rahuye. Yahya bin Kesir, Abdullah bin Numeyr, Hasan bin Salih, el-Müeyved billah ve en-Nasır'ın bu görüşle oldukları nakledilmektedir.[2]
Hz Ömer, oğlu Abdullah, Ömer bin Abdülaziz ve Şureyh el-Kadi'den ise her iki görüş de nakledilmekledir.[3]
Hanifilere göre ise boşama sahihtir.
“Zorlama neticesinde hanımını boşayan bir erkeğin hanımı boş olmaz" diyen diyen alimler görüşlerine delil olarak şunları zikretmişlerdir:
A. Peygamber efendimiz (sav) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: "Şüphesiz ki, Allah ümmetimin üzerinden hatanın, unutmanın ve kendisine zorla yaptırılan şeylerin sorumluluğunu kaldırmıştır."[4]
B.Resulullah (sav ) diğer bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: ''Ameller ancak niyetlere göredir. Kişiye ancak niyet ettiği şey vardır. Kim, Allah ve Ret sulu için hicret ederse, onun hicreti Allah ve Rasulü içindir. Kimde dünya için hicret ederse, ona ulaşır veya bir kadın için hicret ederse, onunla evlenir. Onun hicreti de hicret ettiği şey içindir."[5]
Bu hadis-i şerifte, amellerin niyete göre olduğu bildirilmektedir. Cebredilen kişinin hanımını boşamaya niyeti olmadığına göre, hanımı boş olmaz.
C. Resulullah başka bir hadisde de şöyle buyurmuştur:
"Kilitli bir durumda iken yapılan herhangi bir boşama ve azad etme geçersizdir.”[6]
Hadis-i şerifte "kilitli bir durumda" diye terceme edilen "iğlâk veya ğalak" ifadesinden neyin kastedildği hususunda alimler ihtilaf etmişlerdir.
a. Bir kısım alimler, buradaki "iğlak:kilitli" kelimesinden maksadın ikrah (zorlama) hali olduğunu, çünkü, cebredilen kişinin, adeta bütün kapılar üzerine kilitlenmiş bir İnsan durumuna düştüğünü, bu nedenle ne yapacağını bilemez hale geldiğini ve hanımını boşaması durumunda, boşamanın geçersiz olacağını söylemişlerdir. Bunlara göre hadis-i şerifin ifade buyurduğu mana şudur: Kişiye cebren hanımı boşattırılır veya kölesi azad ettirilirse, hanımı boş, kölesi de azad edilmiş sayılmaz." Nitekim İbn Mâce, bu hadisi rivayet ettiği bölümün başlığında bu manaya işaret ederek, "zorlananın hanımını boşaması babı" demiştir.
Ayrıca Buhârî'nin sarihi Ayni, Ebû Davud'un sarihleri Hattabi ve Münzİ-ri, Neylu'I-Evtar sahibi Şevkani, bu hadisteki "iğlak" kelimesinin "ikrah" manasına yorumlandığına dair çeşitli rivayetler nakletmişlerdir.[7]
b. Diğer bir kısım alimler de hadisteki "iğlak" kelimesinden "öfkeli olma" kastedildiğini, öfkesinden dolayı ne söylediğinin farkına varamayan kişinin, hanımını boşaması halinde hanımının boş olmayacağını söylemişlerdir.
Ebû Dâvûd, bu hadisin başında "öfkeli halde hanımı boşamak" başlığını zikretmiş ve hadisi rivayet ettikten sonra da. "galak"ın "öfke" olduğu kanaatindeyim, demiştir.[8]
"Tenkih"adlı kitapta, İmam Ahmed bin Hanbel'in de bu kelimeyi "öfkeli olma" diye izah ettiği zikredilmektedir.[9] Hadis-i şerifte zikredilen "iğlak" kelimesini, "nefsi bunalım, delirmek, ne yapacağını bilmeyecek bir şekilde şaşkın halde olmak" anlamlarına yorumlayan alimler de vardır.[10]
D. "Abdullah bin Abbas şöyle diyor: Sarhoşun ve cebredilenin boşaması geçerli değildir. "[11]
Diğer bir rivayette şöyle demiştir:
"Ne cebredilenin ne de zulmedilenin boşaması geçerlidir.”[12]
Abdullah bin Abbas, hırsızların zorlaması neticesinde hanımını boşayan İçin de; "bu bir şey ifade etmez" demiştir.[13]
E. İsmail bin Ebu Uveys diyor ki: Abdülmelik bin Kudame, babası Kuda-me bin İbrahim el-Cumahİ'den şunu rivayet etmiştir:
Hz. Ömer'in halifeliği döneminde, bir adam bal almak maksadıyla bir yerden aşağıya doğru İpi tutarak indi. Hanımı gelip adamın tutunduğu ipin ucunda durdu ve: "yemin olsun ki beni ya üç talakla boşarsın veya mutlaka İpi keseceğim" dedi. Adam kadına Allah'ı ve İslam'ı hatırlattı. Fakat kadın diretti. Bunun üzerine adam onu üç talakla boşadı. Kendisini kurtarınca Hz. Ömer'e geldi. Ona kadınla aralarında geçenleri anlattı. Hz. Ömer de ona: "Ailene dön, bu boşanmak değildir" cevabını verdi.[14]
Görüldüğü gibi bu olayda hanımı zorla boşattırmak meselesi zikredilmiş ve Hz. Ömer'in bunu boşama saymadığı rivayet edilmiştir.
Ne var ki Hz. Ömer'den bunun aksi de rivayet edilmiştir. İleride zikredilecektir.
F. Ayrıca bu hususta sahabe ve tabiilerden şu görüşler nakledilmektedir:
İmam Şafii, Hammad bin Seleme'den o da Humeyd'den, Humeyd de Hasan el-Basri'den, Hasan el-Basri de Hz. Ali'den şunu söylediğini rivayet eden
"Cebredilen kişinin boşaması boşama değildir."[15]
İmam Evzai, Yahya bin Ebu Kesir'in ve İbn Abbas'ın cebredilerek boşa-yanın boşamasını geçerli saymadıklarını rivayet etmektedir.[16]
Ebu Ubeyd, Hz. Ali'nin, İbn Abbas'ın, İbn Ömer'in, İbn Zübeyr'in, Ata'nm ve Abdullah bin Umeyr'in cebredilenin boşamasını geçerli saymadıklarını zikretmiştir.[17]
Görüldüğü gibi, zorlama neticesinde hanımını boşayan erkeğin hanımının boş olmayacağını beyan eden alimler, âyetler, hadisler ve sahabe sözleri, imamların ictihadları gibi deliller göstermektedirler. Ancak bu deliller kesinlik ifade etmeyip zann ifade ettikleri için diğer görüşte olan alimleri İkna etmemiş, onların da bunlara yakın derecede deliller ileri sürerek görüşlerinde ısrar etmelerine açık kapı bırakmıştır. Şimdi ikinci görüşte olanları görelim:
2. "Zorlama neticesinde hanımını veya vekaleten boşayabileceği her hangi bir kadını boşayanın boşaması geçerlidir," diyen hanefi alimler görüşlerine delil olarak şunları zikretmişlerdir:
a. Allah Teala bir âyet-i celilede şöyle buyuruyor:
"Ey Peygamber! Kadınları boşamak istediğiniz zaman, iddetleri içinde boşayın..."[18]
Görüldüğü gibi âyet-i cetile genel bir mahiyettedir. Serbest durumla zorlama hallerini farklı olarak zikretmemiştir. Bu da her haldeki boşamanın geçerli olacağını gösterir.
b. Peygamber efendimiz bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
"Her boşama geçerlidir. Ancak kendi işini yapmaktan aciz olan akıl hastasının boşaması hariçtir."[19] Hadis-i şerifte, akıl hastasının boşaması dışında bütün boşamaların geçerli olacağından bahsedilmektedir. Cebredilenin boşaması da bir türlü boşamadır. O da geçerlidir.
c. Ukaylı, Safvan bin İmran et-Tai'nin rivayet ettiği şu hadisi zikretmektedir:
"Bir kadın bıçağı alıp kocasının göğsüne dayamış ve ona: "Eğer beni boşamazsan, seni bıçakla keserim" demiştir. Bunun üzerine adam onu boşamış ve Resulullah'a gelerek, boşamasının geri alınmasını istemiştir. Resulullah da ona: "Boşamada kaylule yoktur" cevabını vermiştir.[20]
Serahsi, iıadis-i şerifte zikredilen "boşamada kaylule yoktur" ifadesinden ya "boşama bozulmaz, geri alınmaz" manasının kastedildiğini, veya bu ifadeden "'kuşluk uykusu boşamanın gerçekleşmesini engelleyemez. Sen böyle bir uyku ile imtihan oldun, senin boşaman geçerlidir" manasının kastedildiğini söylemekte ve birinci görüşü tercih ettiğini belirtmektedir.[21]
d. Hz. Ali (ra): "Akıl hastasının boşaması dışında her boşama geçerlidir" buyurmuştur.[22] Hz. Ali'nin de her türlü boşamayı geçerli gördüğü, bu itibarla zorla hanımı boşayanın boşamasının da geçerli sayılacağı anlaşılmaktadır.
e. Ferec bin Fedale, Arar bin Şerahbil'dcn şunu nakletmektedir:
"Bir kadın kocasından nefret ediyordu. Kendisini boşaması için kocasını kandırmaya çalıştı. Fakat kocası kabul etmedi. Bir gün kadın, kocasının uyuduğu bir anda, uzanıp kocasının kılıcını aldı ve onun karnı üzerine koydu. Sonra ayağıyla kocasını dürtmeye başladı. Kocası uyanınca kadın ona: "Allah'a yemin otsun ki, ya beni boşarsın veya bu kılıçla senin işini bitiririm" dedi. Kocası onu boşadı. Sonra Hz. Ömer'e gelerek ondan yardım istedi. Hz. Ömer, kadına ağır sözler söyledi ve ona: "Vay haline! Seni bunlara iten sebeb nedir?" diye sordu. Kadın da: "Ondan nefret etmem" diye cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ömer, adamın boşamasını geçerli kabul etti."[23]
f. Peygamber efendimiz, bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyuruyor:
"Üç şey var ki onların ciddisi de ciddidir, şakası da ciddidir: Bunlar, evlenmek, boşamak ve tam boşanmamış olan hanımı geri almaktır."[24]
Hadis-i şerifte şaka ile boşayanın boşamasının geçerli olduğu zikredilmektedir. Zorlama neticesinde hanımını boşayan. şaka ile hanımını boşayana benzemektedir. Çünkü bunlardan her biri boşadığını kendi ağzıyla söylemekte ve doğacak sonuca razı olmamaktadır. Bu nedenle ikrahla boşayanın boşaması da geçerlidir.
g. Ömer bin Abciülaziz'in de zorlama ile hanımını boşayanın boşamasını geçerli saydığı rivayet edilmektedir.[25]
h. Said bin cl-Müseyyeb'e: "Bir adam oğlunu döverek hanımını boşattırdı denilmiş, Said de: "O adam ne kötü bir iş yapmış" cevabını vermiştir. Sa-id'in bu sözünden boşanmanın geçerli olduğu anlaşılmıştır.[26]
ı) Hz. Ömer'in şöyle söylediği rivayet edilir: "Dön şey vardır ki aynı renktedir. Kapıları kapalıdır, onlardan dönüş yoktur: Bunlar, boşamak, azad etmek, evlenmek ve bir şeyi adamaktır."[27]
Görüldüğü gibi bu görüşe ınensub olan alimler de bir kısım deliller ileri sürmüşler ve görüşlerinin isabetli olduğunu isbatlamak istemişlerdir.
Alimlerin çoğu, birinci görüşte olanların delillerini kuvvetli bulmuş ve zorlama İle hanımını boşayarun boşamasının geçersiz olacağını söylemişlerdir. Şafiiler, Malikiler ve Hanbeliler bu görüştedirler. Biz de bu kanaatteyiz.
Ancak, birinci görüşü benimseyip, zorlama ile boşayanın boşaması geçersizdir, diyen alimler de zorlamayı iki kısma ayırmışlardır. Bunlara göre, kişi ya haksız yere hanımını boşamaya zorlanır. Bunun boşaması geçersizdir. Veya haklı bir sebebten dolayı hanımını boşamaya zorlanır. Bu taktirde boşaması geçerli olur. Mesela, hakim hanımına yaklaşmayacağına yemin eden kişinin, dört ay sonra yeminini bozup hanımına yaklaşmaması halinde, yemin yapan bu adamı karısını boşamaya zorlar ve bu da boşarsa işte böyle bir zorlama haklı olduğu için boşamanın sıhhatine engel olmaz.[28]
[1] Bu hususta bkz. Muğni’l-Muhtac, c. IV, sh. 137: Tefsir el-Kurtubi, c. X, sh. 180, 191. Ibn Kudame, el-Muğni, c. VII, .sh. 118
[2] Bu hususla bkz. İbni Kudame, el-Muğni, c. \'ll, sh. 118, Tefsir el-Kurtubi, c. X, sh.
180-191; I'lâm el-Muvakkiin, c. IV, sh. 52; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 265; Haşiyetu Hattabi alâ Ebû Dûvûd, c. II, sh. 643
[3] Bu hususta adı geçen kaynaklara ilaveten bkz. Umdetu'l-Kari, c. XX, sh. 250-251: es-Seraitsi, el-Mebsut, c. XXIV. sh. 41,42,43
[4] İbn Mâce, Kit. Talak, bab: 16. hn.2043, 2045; Mecma ez-Zeuaid, c. VI, sh. 250. Bu hadisin kritiği İçin evlenmeye zorlamak bölümünün baş tarafına bakınız.
[5] Buharı, Kit. Bedu'1-Vahy, bab: 1, Kit. ilk, bab: 6, Kit. Menakıbi'l-Ensar, bab: 45, Kit. el-Eynıan, bab: 23, Kit. İkrah, bab: 1, Kit. el-Hiyel, bab: 1; Müslim, Kit. el-İma-re, Bab: 155, hn. 1907, (Metin Müslim'e aittir); Ebû Dâvûd, Kit. Talak, bab: 11, hn. 2201; Nesei, Kit. Ta ha re, bab: 59, hn. 75, Kit. Talak, bab: 34, hn. 158, Kit. Eyınan, bab: 19; İbn Mâce, Kit, Zühd, bab: 26, hn. 227; Müsned, İmam Ahmed, c. I, sh. 25, 43; Tirmizi, Kit. Fedailu'l-Cihad, bab: 16, hn. 1647; Ebu İsa, bu hadisin "hasen ve sahih" olduğunu söylemiştir.; Diğer yandan Müslim hadislerinin kritiğini yapan Mu-hammed Fuad Abdulbaki, şöyle diyor: "Bu hadis sahabe, tabiin, tebai tabiin ve et-bai tebei tabiinlerden birer kişi tarafından rivayet edilmiştir. Ve daha sonraki dönemlerde çok kişiler tarafından rivayet edilmişse de "mütevatir" sayılmayıp "meşhur" hadis sayılmıştır. (Bkz. Müslim, c. II, sh. 115-116)
[6] îbnMâce, Kit. Talak, bab: 16, hn. 1046; Ebû Dâvûd, Kit. Talak, bab: 8, hn. 2193; Müsned İmam Ahmed, c. VI, sh. 276; Hakim. el-Müstedrek, c. II, sh. 198; Ebu Yala ve Beyhaki'den naklen Neylu'l-Eutar, c. VI, sh. 265.
Şevkani, "Bu hadisin senedinde Muhanııned bin Ubeyd bulunmaktadır. Ebu Hatim er-Razi bunun zayıf biri olduğunu söylemiştir" diyor. (Bkz. Neylu'İ-Evtar, c. VI, sh. 265)
Muhammed Şeınsu'1-Hak da; "Bu hadisin ravileri arasında Muhammed bin Ubeyd eİ-Mekkİ bulunmaktadır. Bu zat çok az hadis rivayet eder. Bunun hakkında Ebu Hatim "zayıf biridir" demiştir. Takrib adlı kitapta da aynı şey söylenmiştir" demiştir. (Bkz. Dârakutnî haşiyesi, c. IV, sh. 36)
Bu hadisin İbn Mâce'deki metni Ebû Dâvûd'daki metninden bir hemze fazlasıyla farklıdır. İbn Mâce'de; "... iğlak", Ebû Dâvûd'da, "ğalak" şeklindedir. Fakat Ebû Davud'un bazı nüshaları da îbn Mâce'nin metni gibidir. Hadisin metninin farklı oluşu da manası hakkındaki ihtilaflara vesile olmuştur.
[7] Bkz. îbnMâce, Kit, Talak, bab: 16; Umdetu'l-Kari, c. XX. slı. 250-251; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 265, Ebu Dâvûd Haşiyesi, c. II, slı. 643
[8] Ebu Dâvud, Kit. Talak, bab: 8, hn. 2193.
[9] Bkz. Dârakutnî, Talik el-Muğni, o IV, slı. 36
[10] Bkz. Dârakuinî, Talik el-Muğni, c. IV, sh. 36
[11] Buharı, Kit. İkrah, bab: 11; I'lam el-Muvakkiin, c. IV, sh. 52; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 267
[12] Adı geçen son iki kaynak
[13] Buharı, Kit. İkrah, bab: 1; Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 267; İ'lamul Muvakkin, c. IV, sh. 52
[14] Neylu'l-Evtar, c, VI, sh. 265; İ'lam el-Muvakkiin, c. IV, sh, 52; İbni Kudame, el-Muğni, c. VII, sh. 119; "Munteka el-Ahbar" isimli eserin sahibi, bu hadiseyi Said bin Mansur ve Ebu Ubeyd bin Selinin rivayet etmişlerdir, demiştir... / ... Şevkani ise, bu hadiseye yorum yaparak şunları söylemiştir. Ömer bin Hattab'dan nakledilen bu hadisenin senedi kopuktur. Çünkü bunu Abdülmelik bin Kudame, babası Kudame bin Muhammed'den, Kudame de Hz. Ömer'den rivayet etmektedir. Halbuki Kudame Hz. Ömer'e kavuşmamıştır. Hz. Ömer'den bunun tam zıddı da rivayet edilmiştir. (Bkz. Neyiu'l-Eviar, v. VI, sh. 267-268)
İbni'l-Kayyim el-Cevzi de bu hadiseyi zikrettikten sonra şöyle diyor: "Abdurrahman bin Mehdi de, bu olayı Abdulmelikden rivayet elmiş ve İsmail bin Uveys'e tabi olmuştur. Hz. Ömer'den nakledilen meşhur görüş budur. Ancak, Ebu Ubeyd, Yezid'in Abdülmelik bin Kudame'den onun da babası Kudame'den aynı oiayı naklettiğini, fakat bunun rivayetine göre, Karısını boşayan adam, durumu Hz. Ömer'e arzedin-ce, Ömer de hanımını ondan ayırdı (boşaltı) denildiğini zikretmekte ve sonra Ebu Ubeyd şunları söylemekledir. Hz. Ömer'den bunun zıddı da. nakledilmiştir. Bu eser dışında sahabelerden zorla karısını boşayanın boşamasını geçerli sayan hiçbir eser nakledilmemiştir. I iz. Ömer'den nakledilen bu hadise de İhtilaflıdır. Doğru olan rivayete göre Ömer Ira) kadını, adama iade etmiştir. Bunun zıddı olan görüş kabul edilse de, zoria boşamanın geçerli olacağına kesin bir delil olamaz. Çünkü Ömer bunu, daha sonraki günlerde kan kocanın birbirlerine karşı net olamayacakları maslahatına binaen yapmış olabilir demiştir. (Bkz. İ'lam el-Muuakkiin, c. IV, sh. 52-53)
[15] I'lam el-Muvakkin, c. IV, sh. 52 vd.
[16] İ'lam el-Muuakkin, c. IV, sh. 52 vd.
[17] İ'lam el-Muvakkin, c. IV, sh. 52vd.
[18] Talak, 1
[19] Tirmizi, Kit. Talak, bab: 15. hadi no: 1191; Bu hadisi allı sahih hadis kitaplarından sadece Tirmizi rivayet etmiş ve hadis hakkında şevle demiştir: "Bu hadisin, sadece Ata bin Aclan yoluyla senede bağlandığını biliyoruz. Ata'da zayıf ve hadisleri yitiren birisidir. Bununla birlikte sahabeler ve diğer ilim erbabı, bu hadisle amel etmişler, aklını yitirmiş derecede akıl hastası olanların boşamalarını geçersiz saymışlardır. Ancak, aklı gelip giden biri olur da aklı başında bulunduğu anda hanımını boşarsa bunun boşaması geçerlidir." (Bkz.A.g.e.)
[20] Neylu'l-Evtar, c. VI, sh. 267-268, Şevkani diyor ki: "Bu hadisi sadece Safvan bin Imnın rivayet diniştir. Bazı alimler bu hadisin hükmünün hanımını boşamaya zorlanma anında boşamayı da niyet ederek hanımını boşa yan için geçerlidir, demişlerdir." (Bkz. son kaynak)
[21] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV. sh. 40,41,42. Serahsi birinci yorumunu "kaylule" kelimesinin "ikale" kelimesiyle aynı kökten olma ihtimaline dayandırmış ikinci yorumunu ise, "kaylule"nin kuşluk uykusu manasına geldiği ihtimaline göre söylemiştir. Hadisenin, adam kuşluk uykusunda iken kadın tarafından planlandığını söyleyen rivayet, bunu desteklemektedir.
[22] Buhâri, Kit. İkrah, bab: 11
[23] Umdetu'l-Kari, c. XX. sh. 250-251; es-Serahsı. el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40. Bedrettin el-Ayni. bu olayı naklettikten sonra şöyle diyor: "Abdullah bin Ömer'den ve Ömer bin Abdülaziz'den de aynı şey nakledilmiştir. Sabi, İbrahim en-Nehai, Ebu Kilabe, İbnu'l-Müseyyeb, Şureylı de aynı sevi söylemişlerdir. İbn Hazma göre Zuh-ri, Kala de, Said bin Cubeyr de aynı görüşledirler. Ebu I lanife ve arkadaşları bu görüşü almışlardır." Umdetu'l-Kari, c. XX, sh. 250-251;
[24] İbn Mâce, Kit. Talak, bab: 13, hn. 2039; Ebû Dâuud, Kil. Talak, bab; 9, hn. 2194; Tirmizi, Kit. Talak, bab: 9. hn. 1184; Darakutnî, c. IV. sh. 19. Bu hadisin kritiği için evlenmeye zorlamak bölümüne bkz. Hadisin senedindeki Abdurrahman aleyhinde konuşulmuştur.
[25] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40, 41, 42
[26] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40, 41, 42
[27] es-Serahsi, el-Mebsut, c. XXIV, sh. 40, 4l, 42
[28] İbni Kudaıne, el-Muğni, c. VII, sh. 118; Muğni'L-Muhtac, c. IV sh 137 Bkz Bakara 2/225, 226, 227.
İslami Okul Okulların En Önemlisi