İslâm Hukuku (Fıkıh Usulü) - Fikihusulumez - 1. Sayfa
İSLÂM HUKUKU
(FIKIH USULÜ)
Çevirenin Notları
1) Fıkıh (fıkh), Arapça bir kelime olup bilmek ve anlamak demektir. Fıkh'ın terim olarak klasik tarifi şöyledir: Fıkıh, insanın ameli yönden lehine ve aleyhine olan şeyleri, yani hak ve vecîbelerini bilme-sidir. Dar anlamıyla İslâm hukuk ilminin adı olan fıkıh, geniş anlamıyla, ibadetler dahil olmak üzere, bütün şer'î - amelî hükümleri içine alır.
Fıkıh usûlü (usûlü'1-fikh) terimi ise, izafî bir terkib olup bu terkibi meydana getiren "usûl" ve "fıkıh" kelimelerini ayrı ayrı ele almak gerekir. Fıkh'ın tarifini yaptık. Usûl ise, "asıl" in çoğuludur. Asi da, kök demek olup delil anlamına kullanılır. Bu itibarla fıkıh usûlü, fıkh'ın köklerini (kaynaklarını) veya dayandığı delilleri konu olarak ele alan ve bu deliller vasıtasıyla hüküm çıkarma metodlarını anlatan bir ilimdir. Yeni bir tabirle fıkıh usûlü'ne İslâm hukuku metodolojisi denilebilir.
2) İslâm hukukunu anlayabilmek için bu hukukun dayanmış olduğu mekanizmayı iyi kavramak gerekir. Bu da, İslâm hukukunun kaynaklarıyla metodolojisini (fıkıh usûlünü) bilmekle mümkün olur. Bunun içindir ki öğretim programlarında İslâm hukukuna yer veren İmam Hatip Liseleri, Yüksek İslâm Enstitüleri ve İslâmî İlimler Fakültesi ile İlahiyat Fakültesi'nde fıkh'ın yanında fıkıh usûlü de okutulmaktadır.
3) Tercüme ettiğimiz eser, merhum Prof. Muhammed Ebu Zehra'nın "TJsûlü'1-Fıkh" (Kahire, Matbaatü Muhymir) adlı eseri olup baskı tarihi yoktur. Ancak yazarın önsözü, 8 Eylül 1957 tarihini taşımaktadır. Eser, te'lif bakımından oldukça yeni ve sistematiktir.
4) Âyetlerin Kur'an-ı Kerim'deki yerleriyle Hadis'lerin kaynaklarını gösteren dipnotlar, tamamen tarafımızdan ilave edilmiştir. Açıklayıcı mahiyette olan diğer dipnotlar yazara aittir; ancak bunlar
hadis kitablarındaki metinlerinden lafız ve ibarece farklıdırlar. Biz, arasında tarafımızdan ilave edilen dipnotlar, altına "çeviren" sözü yazılarak belirtilmiştir.
5) Eserde iktibas edilen pasajlar, imkân nisbetinde, alındıkları kaynaklarla karşılaştırılarak, dilimize çevrilmiş ve böylece iktibas ve baskı hatâları ortadan kaldırılmaya, cilt ve sahife numaraları verilmeyen pasaj ve atıfların yerleri dipnotlarla gösterilmeye çalışılmıştır.
6) Öteden beri hadislerin mânâ itibariyle nakil ve rivayeti caiz görüldüğünden fıkıh ve fıkıh usûlü kitablarmda yer alan bazı hadisler, eserde geçen ve tabîatiyle anlam bakımından değişiklik arz etmeyen hadisleri, genel oiarak yazarın verdiği ibarelere göre ve bu arada baskı ve iktibas hatâlarını düzelterek, bazan da hadis kitablarındaki metinlerine göre tercüme ettik.
7) Eserde geçen hadislerin kaynaklarını, Küüb-i Sitte, Sünen-i Dârimi, İmam Malik'in Muvatta'ı ve Ahmed b.Hanbel'in Müsned'inin ayrıntılı bir indeksini teşkil eden CONCORDANCE = el-Mu'cemü'I-Müfehres li Elfâzi'l-Hadîsi'n-Nefoevî (Brill,Leiden, 1936-1969) yardımıyla tesbit ettik. Concordance'da bulamadığımız hadisler için Suyûtî'nin el-Cami'u's-Sagîr'i ile bunun zeyliyle birlikte basılan el-Fethu'1-Kebir fî Dammi'z-Ziyadeti ile'l-Cami'ı's-Sagîr'i ve Zeyla'î'nin Nasbu'r-Râye II Ahâdîsi'l-Hidâye (Mısır, 1938}sin-den yararlandık.
Matbaa tashihlerinde bana yardımcı olan asistanım Dr. İbrahim Çalışkan'a burada teşekkür etmeyi zevkli bir borç bilirim.
Bu çalışmalarımız, ilme mütevazı bir katkıda bulunursa kendimizi mutlu sayacağız.
Abdulkadir ŞENER
Önsöz
Hamd, Allah'a mahsustur. O'nu Över, O'ndan yardım ve mağfiret diler, O'na döneriz. Nefsimizin fenalıklarından ve kötü işlerimiz-den O'na sığınırız. Allah'ın yol gösterdiği kimse hidayete erer. O, kimi dalâlete düşürürse artık ona hidayet eden olmaz. Âlemlere rahmet olarak gönderilen ve en doğru yolu gösteren Üramî Peygamber'e, O'nun âl ve ashabına ve güzelce onlara uyanlara kıyamete kadar salât ve selâm olsun!
İmdi, Fıkıh Usûlü, bir metodoloji, yani fıkhı hükümlerin istmba-tında başvurulan metodları açıklayan bir ilimdir. Müctehid imamlar, hüküm çıkarmak, nass'lardan şer'î hükümleri öğrenmek, hükümlerin dayandığı illetleri tesbit ederek bu nass'lar üzerine yeni hükümler bina etmek, İslâmın yöneldiği, Kur'an-ı Kerim'in işaret ettiği, Sünnet-i Nebeviyye'nin açıkça veya imâ yoluyla bildirdiği maslahatları tanımak için bu metodları ortaya koymuşlardır. Buna göre Fıkıh Usûlü, bir ilim olarak, fakih'e, şer'î delillerden hüküm çıkarma yollarını gösteren kaideler manzumesidir. İsterse bu hüküm çıkarma yolları, Şer'î kelimelerin mânâlara delaletlerini bilme, bu kelimelerden istinbatta bulunma, zahirleri arasında çatışma Veya tarihlerinde ihtilaf olduğu zaman bunları uzlaştırma gibi lafzı olsun; isterse nass'larm illetlerini ortaya çıkarıp bunları tamim etmek, bu illetlerin tesbit yollarını ve bunları tanıtacak en sağlam metodları açıklamak gibi manevî olsun.. Böylece Fıkıh Usûlü, amelî tekliflerde şerîatin aslını açıklamakta, onu tanıtacak metodları vermekte ve müctehid fakîh için bir kısım ölçüler tayin etmektedir. İşte 'bu sayede o, hüküm çıkarırken sağlam bir yolda yürür.
Bu itibarla Fıkıh Usûlü, fıkhî düşüncenin doğuşunda tesiri en çok olan büyük bir ilimdir. Dolayısıyla bu ilim, onu öğrenenlere, müctehid imamların hüküm çıkarırken kullandıkları metodları ve ibize miras olarak bıraktıkları zengin fıkıh servetini tanıtır; eğer bu servete, az da olsa, yeni bir şey ilâve etmek isterlerse, onlara, ictihad yollarını aydınlatır; şer'î hükümler çıkarmak isteyenlere İslâm'ın esaslarını açıklar. Onlar, büyük müctehidlerin, doğru yoldan sapmaksızm veya zamanı hâkim kılarak İslâm'ın dışına çıkmaksızın neler yaptıklarını bu metodlarda bulacaklardır. Geçmişlerin fıkhını ve yeni olaylar karşısında İslâm'ın hükümlerini bilmek isteyenlerin elbette Fıkıh Usûlü'nü öğrenmeleri gerekir.
Bunun içindir ki, Misi r'daki Hukuk Fakülteleri her zaman bu ilme önem vermiştir. Gerçekten bu ilim, eskiden daha çok bu gün hukuk tahsili yapanlar için lüzumludur; çünkü, gerek malî esaslar ve gerekse şahsî ilişkiler bakımından aile hukukunda şer'î hükümleri uygu lamak vazifesi, Hukuk Fakültesinden mezun olanların omuzlarına yüklenmiştir. Dolayısıyla onların bu görevi tam olarak yerine getirebilmeleri için hazırlıklı bulunmaları zarurîdir; zira şer'î hükümlerin her hangi bir kısmını tatbik etmek durumunda olan kimse, bunların kaynak ve metodlarını bilmelidir ki, böylece geçmişlerin görüşlerini anlasın, bunların en doğru ve gerçeğe en yakın olanlarını kavrasın, şe-rîatin amaçlarından uzaklaşmadan ve Alla h'ın sınırlarını aşmadan yeni hükümler çıkarabilsin; çünkü Kur'an'da;"Allah'ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz o, kendisine yazık etmiş olur"[1] buyurulmuştur.
Fıkıh Usûlü, hukuk tahsili yapanların sadece şerîati doğru olarak anlamaları için lüzumlu değil, aynı zamanda kanunları lâyıkiyle anlayabilmeleri için de bu ilme şiddetle ihtiyaçları vardır; zira, bu ilim, kelimelerin delaletlerini, nass ve diğer sözlerin ne ifade ettiğini açıklamaktadır. Bu sayede hukukçu, nass'm mantuk ve mefhum'undan neyi alacağını öğrenir, kelimelerin zahirleri arasında uygunluk veya çatışma bulunduğu zaman neye göre hareket etmesi gerektiğini gösteren ölçü ve kuralları elde etmiş olur... İşte Fıkıh Usûlü'nde ibarelerin delalet ve işaretleri için toöyle hassas bir kıstas mevcud 'olup kanunları tefsir etmek durumunda olan herkes buna muhtaçtır. Meselâ; herhangi <bir kanunun tefsiri kıyas yoluyla olabilir. Kıyas'm çeşitlerini tesbit eden, metodlarını. açıklayan, iki hükmü birleştiren illeti ve bunu tanıma yollarını gösteren, kıyas için illet olabilecek vasıfların bilinmesini sağlayacak ve asıl ile fer'i arasındaki ilişkiyi tayin edecek ölçüleri koyan ve doğru kıyas'ın metodunu belirten ilim, işte Fıkıh üsûlü'dür.
Her kanunun istisnaî hükümleri vardır. Fıkıh Usûlü, istisna metodlarını ve bunların yerlerini göstererek istisnanın, ancak kanunun asıl amaçlarını gerçekleştirmek olduğunu bildirir, Kanunun ruhundan dışarı çıkmıyan ve doğru olan istisnaî hükümleri, "istihsan" bölümünde ayrıntılı olarak açıklar.
Kısaca, diyebiliriz ki bu ilim, hukukçuya, hukukî terimlerin mânâlarını anlamak için sağlam bir metod, ince ve derin bir anlayış verir. Onu okuyup öğrenenler, bir kısım esaslı metod ve ölçülere sahiib olup, hukukî meleke ve anlayışları artar.
Okuyuculara bu ilmi, ona lâyık bir şekilde anlatmamız ve yararlı olmamız için Allah'tan yardım dileriz. İnayet ve hidayet sahibi yalnız Allah'tır. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcı'dır!..
13 Safer 1377 Muhammed Ebu ZEHRA
8 Eylül 1957
İslami Okul Okulların En Önemlisi