Nassın Şer'î Hükme Delâlet Yolları - Fikihusuluvzuhayli - 27. Sayfa
BİRİNCİ KAİDE
NASSIN ŞER'Î HÜKME DELÂLET YOLLARI
Hanefîler lafzın manaya delalet yollarını dört kısma ayırmışlardır. Bunlar: Nassın ibaresi, nassın işareti, nassm delaleti ve nassın iktizasıdır. "Nass" dan maksad, manası anlaşılan lafızdır.
1- Nassın İbaresi
"Nassın
ibaresi" demek, sözün kendisinden kastedilen manaya delalet etmesi
demektir. Yani ister asıl ister ikinci derecede kastedilmiş olsun kelimeden
hemen anlaşılıveren manadır. Şer'î naslardan her birinin ibaresinin delalet
ettiği bir mana vardır. Bu ya kelimeden bizzat kastedilen manadır -ki asıl kastedilen
budur- veya asıl olmayıp tâbi (ikinci derecede) olarak kastedilen bir mana
olur. İşte buna "tebeî mana denir[1]. Bu
ikisi arasındaki fark şu m
"Allah alış-verişi helal faizi haram kıldı." (Bakara: 2/275) ayet-i kerimesinin bir asıl kastedilen manası vardır ki bu alış verişle faizi ayırmaktır. Çünkü ayet-i kerime yine Kur'an-ı kerimin naklettiğine göre "alış-veriş de faiz gibidir" diyen cahiliye insanı ve yahudilere cevap vermek için nazil olmuştur. Bu ayetin teb'an kastedilen başka bir manası daha vardır ki bununla asıl kastedilen mana anlatılmak istenmektedir. İşte o "alış-verişin helal faizin haram olduğunu" ifade etmektedir. Her iki manâ da murad edilmiştir. Ancak birinci mana aslî ikinci manatebe'îdir.
"Beğendiğiniz,
(veya size helal olan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder nikahlayın." (N
Bu ayetten tebe'î (ikinci derecede) maksud olan mana ise nikahın mubah olmasıdır. Asıl maksud olan mananın ifedesine bununla ulaşmak için bu tebe'î olarak zikredilmiştir.
Kur'an-ı Kerîm ve sünnet-i şerifede teşrî' için varid olan nasların ekseriyeti "ibâratü'n-nas" yolu ile hükümlere delalet eder. Meselâ "Akidlere vefa gösterin" (Maide: 5/1) ve "Bayi' ve müşteri ayrılmadıkça muhayyerdirler" hadisi şerifi bu kabildendir.
Nassın ibaresinin delâleti haricî manialardan tecerrüd ettiği zaman kat'î hüküm ifade eder. Buna göre eğer nass tahsis edilmiş âmm ise delâlet zannî olur, kat'î olmaz.
2- Nassın İşareti
Bu sözün ne asaleten ne teb'an maksud olmayan lakin sözün bizzat ifade etmek için söylendiği mananın yani lafızdan ilk anlaşılan mananın lâzımı olan bir manaya delâlet etmesidir. Ve nassın, sözün siyakından maksud olmayan, doğrudan kastedilmeyen bir manaya delâleti, ibare ile değil işaretle olur. İşte bu mana iltizamî yani nassdan ilk bakışta anlaşılan aslî hüküm için lâzım olan bir manadır[2]
Meselâ "Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı." (Bakara: 2/187) ayeti ibaresiyle ramazanda fecre kadar gecenin her cüzünde münasebette bulunmanın mubah olduğuna, işaretiyle de oruç halinde cünüp olarak sabahlamanın caiz olduğuna delâlet eder. Çünkü fecre kadar münasebetin mubah olması kişi cünüp iken fecrin üzerine doğması demektir. İşte bu mana ayetin siyakında maksud değildir, ancak bu, maksud olan mana için ayrılmaz bir manadır.
"Onların
beslenmesi, giyimi maruf şekilde babaya aittir." (Bakara: 2/233) nassı,
ibaresiyle süt emziren annelerin nafakasının ve giyiminin anneye değil babaya
vacib olduğuna delâlet eder. Buradan (nassın işaretiyle) çocukların nafakası
babadan başka hiç kimseye vacib olmadığı manası da çıkar. Çünkü neseb ona
aittir. Ayrıca ihtiyaç halinde babanın, evladının malından ihtiyacını giderecek
kadar alabileceği manası da çıkar. Çünkü çocuk onun olduğuna göre çocuğunun
malı da onundur. Zira lam harfi iht
Yine bu ayet-i kerimeden evlilik devam ederken, çocuğunu emzirmek üzere annenin süt anne gibi kiralanmasının caiz olmadığı da anlaşılmaktadır. Çünkü Allah (c.c.) "Anneler çocuklarını tam iki yıl emzirsinler" (Bakara: 2/233) ayet-i kerimesi mucibince çocuklarını emziren annelerin nafakasını baba üzerine vacib kılmıştır.et
Burada başka bir "mana-yı lâzım" daha vardır ki şudur: Baba Kureyş kabilesinden ise çocuk Kureyşli olur, dayısıyle anne başka kabileden bile olsa çocuk Kureyş'ten evlenebilmek için küfüvv = denk olur. Ama anne Kureyş'ten baba başka kabileden olsa bu küfüvvü kazanamaz.
Başka bir m
Dördüncü bir m
İbarenin delâleti ile
işaretin delâleti tearuz ederse, ibaresiyle sabit olan hüküm işaretiyyle sabit
olan hükme tercih edilir, çünkü o daha kuvvetlidir. Meselâ "Kısas size
farz kılındı" (Bakara: 2/178) nassı ibaresiyle amden öldürene kısasın
farz olduğuna delâlet ederken "Amden adam öldürenin cezası cehennemde
ebedî kalmaktır" (N
İşaretin delâleti de ibarenin delâleti gibi kat'î hüküm ifade eder. Ancak bunu kat'îden zannîye çevirecek bir sebeb bulunursa zan ifade eder. Meselâ: Yukarıda geçen "onların maruf şekilde beslenmesi giyinmesi babaya aittir" (Bakara: 2/233) ayet-i kerimesinde de çocuğun babaya tâbi olduğu ifade edilme-sirfe rağmen âlimlerin kölelik ve hürriyet konusunda çocuğun anneye tâbi olmasında icmâ etmeleri bu kabildendir ve bu ayet-i kerime icmâ ile tahsis edilmiş olur.
3- Nassın Delâleti
Bu, lafzın ibare veya işaret yolu ile değil de hükmün menâtı veya illeti yolu ile delâlet etmesidir. Meselâ, iki hâdisenin hükmün illetinde ortak olması veya meskûtün anhın mantûktan evlâ olması (yani nassın sükût ettiği meselenin hükmü, söylediğinden daha açık olması) ve bunun kıyasa veya içtihada ihtiyaç duymaksızın lafızdan anlaşılması gibi. Buna hitabın fahvası yani gaye ve maksadı denir. İmam Şafiî bunu celî kıyasdan sayar ve Şafiîlerce buna "mefhûmu'l-muvafaka" denir. Bu delâlete "nassın delâleti" denir. Çünkü bununla sabit olan hüküm nassın ibaresi ve işaretinde olduğu gibi sadece lafızdan anlaşılmaz bilakis bu delâlet ancak hükmün menâtı ve illeti vasıtasıyle anlaşılır.
İlletle ortak
olduklarına m
Başka bir m
İlletin evleviyyetine
m
4- Nassın İktizası
Sözün şer'an muteber olabilmesi için takdir edilmesine ihtiyaç duyulan lafızdır. Bu delâlete iktiza denilmiştir, çünkü iktiza, taleb etmek ve istemek manasınadır, söz şer'an doğru ve sahih olması için o mukadder manayı taleb eder.
Bunun m
Başka bir m
"Bu ganimet malları yurtlarından ve mallarından çıkarılmış olan fakir muhacirlerindir" (Haşr: 59/8) ayet-i kerimesi ibaresiyle muhacirlerin fakirliğine delâlet eder. Fakirlik sıfatı ancak Mekke'de terkettiklerinden mülkiyetlerinin zail olması ve onlara istila yoluyle kâfirlerin malik olduğunun takdir edilmesiyle sabit olur. İşte bu iktiza tariki ile anlaşılmaktadır[3]
"Size anneleriniz
haram kılındı" (N
Bu Delâletlerin Hükümleri:
Bu dört delâletle hüküm kat'î ve yakîn şekilde sabit olur. Ancak tahsis veya tevil gibi bu delâleti zanna çevirecek bir şey bulunursa zannî olarak sabit olur.
Delâlet kuvvetine göre bu delâletlerin mertebeleri şöyledir: İbare işaretten, işaret delâletten, delâlet iktizadan daha kuvvetlidir. Teârüz ettikleri zaman kuvvetli takdim olunur.
İbare ile işaretin
tearuz ettiğine m
Bir başka m
Nassın işaretiyle delâletinin
tearuz ettiiğine dair m
Nassın delâleti ile
iktizasının tearuzuna m
[1] Keşfii'l-Esrâr. 1/67; Usûlü Serahsî: 1/236.
[2] etTelvîh ale't-Tevzîh: 11130; Müsellemü's-Subût: 1/338.
[3] Usûlcüler bu m
işaretin delâletinde mana-yı lazım müteahhir olur, halbuki iktizanın delâletinde mütekaddim olur ve sözün doğru
veya sahih olması ona bağlıdır. Şüphesiz ayetteki "fakirler" kelimesinin manayı lâzımı yani mülkiyetin zevali
mütekaddimdir, "fakirler" lafzının muhacirler için kullanılması ancak bu mananın takdir edilmesiyle sahih olur.
Dolayısıyle bu işaretin delâleti babından değil iktizanın delaleti babından olur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi