Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Namaz - 1. Sayfa - Hadislerlenamaz

Sunuş

 

Kur’an’da Allah Rasûlü‎’nden önceki peygamberlerin de namaz kılmakla emrolundukları çeşitli âyetlerde dile getirilmektedir (Bkz. Bakara 83, Yunus 87, Hud 87, İbrahim 37, Meryem 30–31, 54–55, Taha 14, Enbiya 72–73). Bu âyetlerden, namaz ibadetinin sadece Muhammed (s.a.v.) üm­me­tine özgü olmayıp önceki ümmetlerde de bulunduğu anlaşıl­mak­­tadır.

Siyer kitaplarındaki mevcut bilgilere göre; ilk vahyin sonra­sın­da Hz. Peygambere, risalet yüküne dayanmasını, sabretmesini tavsiye eden ayetler gelmiş, bunu izleyen fetret döneminin ardından da namaz farz kılınmıştır. Bu durum, namazın güçlüklere direnç göster­mede önemli bir işlevinin olduğunu göstermektedir.

Kelime-i şehadetten sonra İslâm’ın en önemli rüknü olan na­maz, günde beş ayrı zaman diliminde olmak üzere kadın erkek her müs­lüman için, Allah tarafından farz kılınmış bir görevdir.

Namaz belli eylemler ve özel rükünler ile yüce Allah’a kulluk et­mektir. Namaz, dış görünüşü itibariyle birtakım şekiller ve zikirden ibaret olsa da içeriği ve gerçek mahiyeti olarak, yüce yaratıcıya mü­nacaat etmek, O’nunla konuşmak, O’na yakınlaşmak ve O’nu müşa­hede etmektir. Bu özelliğinden, yani yüce yaratıcı ile teklifsiz buluşma ve aracısız konuşma anlamına gelişinden dolayı, namaz ilâhî bir lütuftur.

Ancak namazın bu karakterinin ortaya çıkabilmesi ve yerine ge­tirilmiş makbul bir ibadet olabilmesi için, onun zahirî ve batinî şartlarının yerine getirilerek kılınması gerektiği açıktır. Namazı en iyi kılanın ise, Hz. Peygamber olduğunda şüphe yoktur. Bu nedenle onun namazı nasıl kıldığını öğrenmek ve namazı o şekilde yerine getirmek her müslümanın arzusu ve görevi olmuştur. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadisinde “Benim namazı nasıl kıldığımı gö­rüyorsanız, siz de öyle kılın.” buyurmuştur. Bu amacın gerçekleşme­sine hizmet etmek amacıyla kaleme alındığını düşündüğümüz bu ki­tabı biz de aynı amaçlarla Türkçe’ye çevirdik.

Yazar, çeşitli baskılarında yaptığı açıklamalarla kitabının ka­rak­teri ve muhtevası hakkında ayrıntılı bilgiler verdiği için biz bu gi­rişte ayrıca bu açıklamalara girmeyeceğiz. Nitekim geçmiş baskı­larda bulunmayan bu açıklamaların tamamı bu kitapta yer almıştır.

Bu çevirinin temel özellikleri şunlardır:

1-Bu kitap, daha önceki baskılarda bulunmayan önemli açık­la­ma ve dipnotlar içermektedir. Çeviri son Arapça baskıdan yapıldığı için önceki baskılarda bulunmayan ilave açıklamalar içermektedir. Yazarın, kitabın üzerinde yapılan korsan baskılara, tahriflere ve ki­taptaki bazı bilgilere yapılan itirazlara verdiği cevaplar bu açıklama­lara dâhildir.

2-Kitaptaki hadislerin tamamı Türkçe hadis kaynaklarında yer­leri gösterilmek suretiyle tahriç edilmiştir. Ancak burada hadislerin geç­tiği tüm kaynaklarda tek tek yerlerinin gösterilmesi yerine daha çok yazarın gösterdiği hadis kaynakları temel alınmış, hadisin önce­lik­le o kaynaklardaki yerlerine atıfta bulunulmuştur. Amacımız; tam bir tah­­riç çalışması olmayıp, okuyucunun kitapta yer alan hadisleri Türk­­çe hadis kaynaklarında kolaylıkla bulabilmesine yardımcı olmaktır. Çün­kü yazar da hadislerin tahricini yaparken hadis kaynaklarının tamamını değil; sadece birkaçını belirtmekle yetinmiştir.

3-Hadislerin tahricinde uzun ve yorucu bir çalışma sürecinin geç­­­tiğini belirtmek istiyoruz. Bunun okuyucuyu etkileyen bir yönü olduğu için bu açıklamayı yapma gereğini duyduk. Bu sü­recin uzun ve yorucu olmasının temel nedeni, kitabın karakterinden ileri gelmek­tedir. Kitapta yer alan hadisler, tek bir metinden ibaret olmayıp, farklı rivayetlerin metinlerinin hadisin uygun yerlerinde birleştirilmesi suretiyle oluşmuş bulunmaktadır. Biz bir veya iki cümleden oluş­muş bir hadisi araştırırken, bunun bazen bir sayfayı bulabilen uzun bir hadisin bir cümlesi olduğunu gördük. Bu cümle konunun içe­riğine göre bazen söz konusu hadisin baş tarafında, ba­zen ortasında ve bazen de sonunda bulunabilmektedir. Söz konusu cümleye ulaş­mak için genellikle kaynaklardaki hadislerin tamamının okunması gerekmiştir. Bu ise, hem uzun zaman almış, hem de yorucu ol­muştur. Yazar bazen hadisin bir parçasını vermek yerine hadisin an­la­­mını vermiştir. Bu da çalışma sürecini uzatan ve zorlaştıran bir baş­­ka etkendir.

Bunun okuyucuyu ilgilendiren yönü şudur: Okuyucu bu kitapta bir hadisi (veya hadisin bir bölümünü) okuyup, tahriçte gösterilen kay­nağında ona ulaştığında, okuduğundan daha uzun veya okuduğu­nun yarısı kadar uzunlukta bir metinle karşılaşacaktır. Bu, tahriç aşa­masında bizim yaşadığımız durum olup, nedeni kitabın karakte­rinden ileri gelmektedir. Kitap, hadisin tamamını vermek yerine ilgili cümlesini veya cümlelerini vermiştir. Ama okuyucu hadis kayna­ğında hadisin tamamına ulaşmıştır. Bu nedenle o, hadisin delil olarak getirildiği bölümüne ulaşmak için hadis metninin tamamını okumalıdır. Okuyucunun hadis kayna­ğında farklı bir metinle karşı­laş­masının ikinci nedeni, kitapta verilen metnin tek bir metin olmayıp, birkaç metnin birleşmiş olmasıdır. Okuyucu bu kitapta her ne kadar tek bir metin okusa da gerçekte farklı birkaç metnin birleşmesinden oluşmuş bir hadis okumaktadır. Bu, yazarının da belirttiği üzere bu kitabın temel özelliklerinden biridir. Kitabın bu özelliğinden dolayı okuyucu, bir tek kaynakta okuduğu hadis, bu metinlerden sadece biri olacağı için kitaptaki metnin tamamına her zaman ulaşamayacaktır. Metnin tamamına ulaşması için dipnotta gösterilen kaynakların tümüne ulaş­malı ve bunları bir anlam bütünlüğü içinde birleş­tirmelidir. Okuyucu kar­şılaşacağı bu metin farklılığını yadırgamamalıdır.

4-Hemen hemen tüm hadislerin tahricinde yazarın gösterdiği kaynaklardan fazlasına yer verilmiştir. Okuyucunun hadislere kolay­lık­la ulaşmasını sağlamak için kaynağın cilt ve sayfa numarası da veril­miştir. Kitabın sonunda yer alan bibliyografyanın sonuna bu tah­riçte kullanılan Türkçe hadis kaynakları verilmiştir. Dipnotlarda göste­rilen bab ve hadis numaraları ile cilt ve sayfa numaralarının bu kay­naklar esas alınarak yazıldığı unutulmamalıdır.

5-Yine bu kaynaklarla ilgili olarak önemli bir hatırlatmamız da olacaktır. O da şudur: Hadislerin tercümesi yapılırken kaynaklardaki ter­cüme alınmayıp, tarafımızdan günümüzün diliyle ve daha akıcı bir anlatımla yeniden tercüme edilmiştir. Bu nedenle, okuyucu, hadisleri kaynaklarında bulduğunda anlam aynı kalmakla birlikte farklı bir tercümeyle, daha doğrusu farklı bir dille karşılaşacaktır. Yeni bir tercümenin en isabetli davranış olacağı kanaatiyle hadisleri yeniden tercüm ettik. Zira, örneğin; bir hadis birçok kaynakta geçmektedir. Çeviride bu kaynaklardan birinin tercümesi esas alınsa bile okuyucunun hadisi araştırırken, farklı bir kaynaktan onun tercümesini farklı bir dille/anlatımla okuması mümkündür. Bu nedenle kendimizi her­hangi bir tercü­meyle sınırlandırmadık.

6-Kitaba, zaman zaman tarafımızdan, hadisin anlaşılmasına kat­­­kıda bulunacağına inandığımız dipnot açıklamaları konulmuştur. Fa­kat kitabın karakterini korumak için ve zaten yazar tarafından yete­rince açıklama yapıldığı göz önüne alınarak, bu açıklamalar oldukça sı­nırlı tutulmuştur.

7-Hz. Peygamber’in namaza başladığında, teşehhüdde, rükûda, rükûdan doğrulurken ve doğrulup dikildiğinde, secdede ve iki secde ara­­sında okuduğu dua, zikir ve salâvatların tamamının Arapça me­tin­leri harekeli olarak verilmiştir. Arapça okuma bilmeyenler için de bu dua, zikir ve salâvatların Türkçe okunuşları ve anlamları da Arapça metinlerinden hemen sonra yazılmıştır.

8-Bu kitap, değerli âlim el-Elbânî'nin, bütün ümmet tarafından ittifakla kabul edilmiş Hadis Usûlü kriterlerini uygulayarak vardığı sonuçlardır. O, bu kitabında insanları ne kendine ne de bir başkasına taassupla bağlanmaya çağırmamıştır.

Bununla birlikte el-Elbânî'nin de hata edebileceği, başka bir âlim tarafından aynı kriterler uygulanarak daha doğru sonuçlara varılabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Dolayısıyla ümmet arasında farklı görüşlere sahip toplulukların bulunması gayet tabiî bir durumdur. Bu farklı görüşler ve ihtilaflar, tefrika sebebi olmamalı, taraflar birbirilerine karşı kırıcı ve itham edici davranmamalıdırlar. İslâm kardeşliğinin ve ümmet birliğinin bozulmasının müslümanlara en az mezhep taassubu kadar zarar vereceği unutulmamalıdır.

Bu kitabın çevirisi ve tahric çalışması ile ilgili olarak birine de teşekkür bor­cum var. Gerek bilgisayar başında, gerekse hadis kitapları ciltleri ara­­sında uzun saatler süren çalışmalar esnasında bana yardımcı olan, de­ğerli katkılarını esirgemeyen vefakâr eşim Fatma Arpa­çu­ku­ru’na te­şekkür ediyorum.

Bu çeviriyi, kitabın konusu olmasının yanı sıra kaleme alınma­sının ve tercüme edilmesinin de temel sebebi ve hedefi olan Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) aziz ruhuna, “ümmetimden” diye­ceği bir bireyi olabilme dileklerimle ithaf ediyorum.

Çalışmak kuldan, yardım ve destek Allah’tandır.

Kabul olması dileğiyle…

Mütercim

Osman Arpaçukuru

Kartal, 18.10.2004


Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla...