KÂBE’YE YÖNELMEK - Hadislerlenamaz - 11. Sayfa
KÂBE’YE YÖNELMEK
Rasûlullah (s.a.v.) farz veya nafile namaz kılmak istediğinde Kâbe’ye yönelirdi.[1] Bu şekilde yapılmasını da emrederdi. Bundan dolayı, namazını düzgün kılmayan kişiye şöyle buyurmuştur:
“Namaz kılmak için kalktığında abdesti güzelce al. Sonra kıbleye doğru yönel ve “Allahu Ekber” diyerek tekbir al.”[2]
Rasûlullah (s.a.v.) “yolculuk esnasında bineği üzerinde nafile ve vitir namazı kılardı. Binek [doğu veya batı,] hangi tarafa yönelirse, o yöne doğru kılardı.”[3]
Bu hususta şu âyet nazil olmuştur: “Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü (vechi) oradadır.”[4] (Bakara (115).
“Bazen devesi üzerinde nafile namaz kılmak istediğinde devesini kıbleye doğru yöneltip, Allahu ekber diyerek tekbir alırdı. Sonra bineği hangi yöne yönelirse, o tarafa doğru namazını kılardı.”[5]
“Bineği üzerinde namaz kılarken rükû ve secdeleri başıyla ima ederek yapardı. Secdeyi rükûya göre daha fazla eğilerek yapardı.”[6]
“Farz namaz kılmak istediğinde bineğinden iner ve kıbleye yönelirdi.”[7]
“Düşman korkusunun büyük olduğu zamanlarda kılınan namaza (korku namazı) gelince, Hz. Peygamber, ümmetine bu durumda namazı, ayakta, binek üstünde, kıbleye dönerek veya dönmeden kılmayı meşru kılmıştır.”[8]
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Ordular birbirine girdiğinde namaz
Yine o (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Doğu ile batının arası kıbledir.”[10]
Cabir (r.a.) diyor ki:
“Bir yolculukta veya bir askerî birlikte Rasûlullah
(s.a.v.) ile beraberdik. Bu esnada hava bulutlandı. Kıble yönünü tesbit
etmeye çalıştık; fakat kıblenin hangi yönde olduğu konusunda anlaşmazlığa
düştük. Herkes namazı tek başına kıldı. Sonra her birimiz yerimizi belirlemek
üzere önümüze çizgiler çizdik.
“Hz. Peygamber (s.a.v.) “(Ey Muhammed!) Biz
senin yüzünün göğe doğru çevrilmekte olduğunu (yücelerden haber beklediğini) görüyoruz. İşte şimdi, seni memnun olacağın bir kıbleye
döndürüyoruz. Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir.”[12]
âyeti inmeden önce namazlarını, Kâbe’yi önüne alarak, Mescid-i Aksa’ya doğru kılıyordu. Bu âyet indikten sonra Kâbe’ye doğru dönmeye başladı. Halk Kubâ Mescidi’nde
[1] Bu hadis, mütevatir olduğu için kesindir. Bu özelliğinden dolayı kaynaklarını göstermeye gerek yoktur. Bu konuda diğer hadisler ileride gelecektir.
[2] Buhârî, Müslim ve Serrâc rivâyet etmişlerdir. Birinci hadis “İrvâ”da (289) tahriç edilmiştir. [Buhârî, İsti'zan, Eyman; Müslim, Salât 46, (397), c.3, s.1259. Mütercim]
[3] Buhârî, Müslim ve Serrâc rivâyet etmişlerdir. Birinci hadis “İrvâ”da (289) tahriç edilmiştir. [Buhârî, Salât 31 (50), c.1, s.487–488, Taksiru's-Salât 7 (13), 8 (16), 9 (17), 12 (22, 23), c.3, s.1061,1063, 1067, 1068 Vitr 5 (9), 6 (10), c.2, s.952-953; Müslim, Müsâfirîn 31, 32, 37-39, (700), c.4, s.2006-2009; Muvatta, Kasru's-salât 7 (22), c.1, s.193; Ebû Dâvud, Salât 8, (1224, 1225), c.4, s.415, 421. Mütercim]
[4] Müslim ve Tirmizî rivâyet etmiştir. Tirmizî hadisi sahih kabul etmiştir. [Müslim, Müsâfirîn 33, 34 (700), c.4, s.2006, 2007; Tirmizî, Salât 255 (343), c.1, s.246, Tefsir 3 (3132, 3133), c.5, s.87. Mütercim]
[5] Ebû Davud; İbn Hibbân, “es-Sikât” (1/12) adlı kitabında ve Ziya da “el-Muhtâra” adlı kitabında sahih bir senedle rivâyet etmiştir. İbnü’s-Seken hadisin sahih olduğuna hükmetmiştir. Aynı şekilde İbn’ül-Mülakkin, “Hulasat’ül-Bedr’il-mûnir” (1/22) adlı kitabında ve onlardan önce de Abdülhak el-İşbilî, “Ahkam” adlı kitabında (Benim tahricimle: 1394 numarada) hadisi nakletmiştir. İbn Hânî’nin naklettiğine göre; “el-Mesâil” adlı kitabında (1/67) İmam Ahmed de böyle söylemiştir. [Ebû Dâvud, Salât 8, (1225), c.4, s. 421. Mütercim]
[6] Ahmed ve Tirmizî rivâyet etmiş; Tirmizî sahih olduğunu söylemiştir.
[Tirmizî,
Salât 301 (407), c.1, s.286. Hadisin metninde İmam Tirmizî hadis için
"garip" değerlendirmesini yapmakta ve “Bunu
[7] Buhârî, Ahmed.
[Buhârî, Salât 31 (50), c.1, s.487-488. Mütercim]
[8] Buhârî, Müslim. Hadis “el-İrvâ”da tahriç edilmiştir (588).
[Buhârî, Salâtu'l-Havf 2 (2), c.2, s.903, Megâzî 31 zatür rika gazvesi; 65 Tefsir 2 Bakara 44; Müslim, Müsâfirîn 305-312 (839-841), c.4, s.2334; Muvatta, Salâtu'l-Havf 1 (3), c.1, s.234. Hadisin yukarıda geçen metni Muvatta'ya aittir. Mütercim]
[9] Beyhakî, Buhârî ve Müslim’in senediyle rivâyet etmiştir.
[10] Tirmizî ve Hâkim rivâyet etmiş ve sahih olduğunu söylemişlerdir. Ben de hadisi “İrvâul-ğalîl fî tahrîci ehâdîsi Menar’is-sebîl” adlı kitabımda (292) tahriç ettim. Allah’ın yardımıyla kitap basılmıştır.
[Tirmizî, Salât 254 (341), c.1 s.245; İbn Mâce, İkametü's-salât, 56 (1011), c.3, s.314; Muvatta, Kıble 4 (8), c.1, s.256. Muvatta'da "Beytullah'a dönmek şartıyla" ilavesi vardır. Mütercim]
[11] Dârekutnî (1/271/4), Hâkim (743), Beyhakî (2/11). Hadisin Tirmizî’de (345) ve İbn Mâce’de (1020) şahidi vardır. Bir şahidi de Taberânî’de bulunmaktadır. Hadis “el-İrva”da tahriç edilmiştir (296).
[Tirmizî, Tefsir 3 (3132, 3133), c.5, s.87; İbn Mace, İkametü's-salât, 60 (1020), c.3, s.324–325. Mütercim]
[12] Bakara, 144.
[13] Buhârî, Müslim, Ahmed, Serrâc, Taberânî (3/108/2) ve İbn Sa’d (1/ 243). Hadis “el-İrvâ”da da tahriç edilmiştir (290).
[Buhârî, İman 30 (33), Salât 31 (49), c.1, s.192, 487; Müslim, Mesâcid 11, 13, 15 (525, 526, 527), c. 3, s.1550-1551; Tirmizî, Salat 253 (339), c.1, s.244; Ebû Dâvud, Salât 199-200, (1045), c.4, s. 114. Mütercim]
İslami Okul Okulların En Önemlisi