KIRAATA BAŞLARKEN OKUNAN DUALAR - Hadislerlenamaz - 21. Sayfa
KIRAATA BAŞLARKEN OKUNAN DUALAR
Hz. Peygamber (s.a.v.) namazda kıraatına çeşitli dualarla başlardı. Bu dualarında Allah’a hamdeder, O’nu yüceltir ve överdi. Namazını düzgün kılmayan kimseye de böyle yapmasını emrederek, şöyle buyurmuştur:
“Tekbir alıp, Allah’a hamd-ü senada bulunmadıkça ve Kur’an’dan kolayına gelen miktarı okumadıkça hiç kimsenin namazı tamamlanmış olmaz.”[1]
Hz. Peygamber (s.a.v.) namazda değişik dualar okurdu. Bazen şu duayı okurdu:
1 -اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ المَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ. اَللّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَاىَ كَماَ يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ. اَللّهُمَّ اَغْسِلْنِي مِنْ خَطاياىَ بِالْمَاءِ و الثَّلْجِ وَالْبَرْدِ.
1-”Allah’ım! Doğuyla batının arasını birbirinden uzaklaştırdığın gibi benimle günahlarımın arasını da uzaklaştır. Allah’ım! Beyaz elbise kirden paklandığı gibi beni günahlarımdan arındır! Allah’ım! Beni günahlarımdan su, kar ve dolu ile yıkayıp, temizle.” Hz. Peygamber, bu duayı farz namazlarda okurdu.[2]
2 -وَجَّهْتُ وَجْهِىَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاواتِ وَالارْضَ حَنِيفاً [مُسْلِما] وَمَا أنَا مِنَ الْمُشْرِكِينَ. إنَّ صَلاََتِي وَ نُسُكِي وَمَحْيَاىَ وَمَمَاتِي للَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، لاَشَرِيكَ لَهُ وَبِذلِكَ أُمِرْتُ وَأنَا أَوَّلُ الْمُسْلِمِينَ. اللَّهُمَّ أَنْتَ الْمَلِكُ لاَ إِلهَ إَّلا أَنْتَ، [سُبْحَانَكَ وَبِحَمْدِكَ،] أَنْتَ ربِّي وأنا عَبْدُكَ، ظَلَمْتُ نَفْسِي واعْتَرَفْتُ بِذَنْبِي فاَغْفِرْ لي ذَنْبِي جَمِيعاً إنَّهُ لاَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ. وَاهْدِنِي ِلأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ، َلا يَهْدِي ِلأَحْسَنِهَا إِلاَّ أنْتَ، وَاصْرِفْ عَنيِّ سَيِّئَها، لا يَصْرِفُ عَنيِّ سَيِّئَها إِلاَّ أنْتَ. لَبَّيْكَ و سَعْدَيْكَ و الخَيْرُ كُلُّهُ في يَدَيْكَ و الشَرُّ لَيْسَ إلَيْكَ. [والمهْدِي مَنْ هَدَيْتَ.] أَناَ بِكَ وَ إلَيْكَ لاَ مَنْجَى وَ لاَ مَلْجَأَ مِنْكَ إِلاَّ إلَيْكَ، تَبَارَكْتَ وَتَعالَيْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَ أَتوُبُ إلَيْكَ.
2-”Hanif[3] ve [müslüman] olarak yüzümü göklerle yeri yaratana çevirdim. Ben müşriklerden değilim. Muhakkak ki benim namazım, bütün ibadetlerim, yaşayışım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir. O’nun ortağı yoktur. Ben bununla (gerçek tevhid inancıyla) emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.[4] Allah’ım! Mülkün yegâne sahibi ve idarecisi sensin. Senden başka ilâh yoktur. [Seni tesbih eder ve överim.] Sen benim Rabbimsin, ben de senin kulunum.[5] Kendime zulmettim; günahlarımı itiraf ederim. Benim bütün günahlarımı bağışla; çünkü günahları sadece sen bağışlarsın. Beni en güzel ahlâka ulaştır; çünkü en güzel ahlâka sadece sen ulaştırırsın. Beni kötü ahlâktan uzak tut; çünkü kötü ahlâktan beni sadece sen uzak tutarsın. Senin emrine tekrar tekrar icabet eder, tekrar tekrar tabi olurum. Bütün iyilikler senin elindedir. Kötülükler sana ait değildir.[6] [Gerçekte hidayette olan, senin hidayete erdirdiğin kimsedir.] Ben seninim ve sana döneceğim. [Senden kurtuluş ve sığınak yine sensin.] Mübareksin ve yücesin. Senden beni bağışlamanı diliyor ve sana tevbe ediyorum.”
Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu da farz ve nafile namazlarda okurdu.[7]
3-Bir diğer dua da bunun aynısıdır. Ancak bu duada “Sen benim Rabbimsin, ben de senin kulunum” sözünden itibaren sonuna kadar olan bölüm yoktur. Bunun yerine şunu okurdu: “Allah’ım! Mülkün yegâne sahibi ve idarecisi sensin! Senden başka ilâh yoktur. Seni tesbih eder ve överim.”[8]
4-Benzer bir dua da “Ben müslümanların ilkiyim” sözüne kadar olan ve şöyle devam eden duadır:
4- اللَّهُمَّ اهْدِنِي لأَحْسَنِ الأَخْلاَقِ وَأحْسَنِ الأَعْمَالِ، لاَ يَهْدِي لأَحْسَنِهَا إلاَّ أنْتَ، وَقِنِي سَيِّئَ الأَخَْلاَقِ و الأعْمَالِ َلا يَقِي سَيِّئَهَا إلاَّ أنْتَ.
“Allah’ım! Beni en güzel ahlâka ve en güzel amele ulaştır; çünkü en güzel ahlâka ve en güzel amele sadece sen ulaştırırsın. Beni kötü ahlâktan ve kötü amelden de uzak tut; çünkü kötü ahlâktan ve kötü amelden insanları sadece sen uzak tutarsın.”[9]
5- سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، وَتَبَارَكَ اسْمُكَ، وَتَعالَى جَدُّكَ، وَلاَ إلَهَ غَيْرُكَ.
5-”Allah’ım! Seni tesbih eder ve överim. İsmin mübarek, azametin yücedir. Senden başka ilâh yoktur.”[10]
Hz. Peygamber bu dua hakkında şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın en çok sevdiği söz, kulun şöyle demesidir: “Allah’ım seni tesbih eder...”[11]
6-Benzer bir duayı da gece namazında şu fazlalıkla okurdu:
6- لاَ الهَ الاَّ الله (ثلاثاً) اللهُ اكْبَرُ كَبِيراً (ثلاثاً)
“Allah’tan başka ilâh yoktur (üç defa). Allah en büyüktür (üç defa).”[12]
7- اللَّهُ اَكْبَرُ كَبِيراً، وَالْحَمْدُ للَّهِ كَثِيراً، وَسُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً،
7-”Allah en büyüktür. Allah’a çokça hamd olsun. Sabah akşam Allah’ı tesbih ederim.”
Ashabtan bir adam bu dua ile namazına başladı. Bunu duyan Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Ben bu sözlere hayret ettim! Bunlar için göğün kapıları açıldı.”[13]
8- الْحَمْدُ للَّهِ حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ.
8-”Çok, temiz ve mübârek hamdler Allah’adır!”
Bir adam bu sözlerle dua etti. Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu duyunca şöyle buyurdu:
“On iki meleğin bu sözlere koşuşup, onları daha önce yazıp Allah’a yükseltmek için yarıştıklarını gördüm.”[14]
9- اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ، أنْتَ نُورُ السَّماوَاتِ والأرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ و لَكَ الْحَمْدُ أنْتَ قَيِّمُ السَّماوَاتِ وَالأرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ [وَلَكَ الْحَمْدُ، أنْتَ مَلِكُ السَّماوَاتِ والأرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ] وَلَكَ الْحَمْدُ، أنْتَ الحَقُّ، وَوَعْدُكَ الحَقُّ، وَقَوْلُكَ حَقٌّ، وَلِقَاؤُكَ حَقٌّ، وَالْجَنَّةُ حَقٌّ، وَالنَّارُ حَقٌّ، وَالسَّاعَةُ حَقٌّ، وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ، وَمُحَمَّدٌ حَقٌّ. اللَّهُمَّ لَكَ أسْلَمْتُ، وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَبِكَ آمَنْتُ، وَإلَيْكَ أَنَبْتُ، وَبِكَ خَاصَمْتُ، وَإلَيْكَ حَاكَمْتُ، [أنْتَ ربُّنا وَ إِلَيْكَ الْمَصِيرُ فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ، وَمَا أخَّرْتُ، وَمَا أسْرَرْتُ، وَمَا أعْلَنْتُ]، [وَمَا أنْتَ أعْلَمُ بِهِ مِنِّي]، أنْتَ المُقَدِّمُ، وَأنْتَ المُؤَخِّرُ، [أنتَ اِلٰهيِ] لا إلٰهَ إلاَّ أنْتَ. [و لا حَوْلَ و لا قُوَّةَ إلاَّ بِكَ].
9-”Allah’ım! Bütün övgüler sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin nurusun.[15] Bütün övgüler sanadır. Sen gökleri, yeri ve içindekileri ayakta tutansın. [Bütün övgüler sanadır. Sen göklerin, yerin ve içindekilerin sahibi ve hükümranısın.] Bütün övgüler sanadır. Sen Hak’sın. Vaadin haktır. Sözün haktır. Seninle buluşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem haktır. Kıyamet haktır. Peygamberler haktır. Muhammed haktır. Allah’ım! Kendimi sana teslim ettim. Sana dayandım. Sana iman ettim. Sana yöneldim. Senin için hasımlaştım. Senin hükmüne teslim oldum. [Sen bizim Rabbimizsin ve dönüş sanadır. Benim geçmiş ve gelecek, gizli ve açık] [ve senin benden daha iyi bildiğin günahlarımı bağışla]. En evvel sen vardın, en son yine sen var olacaksın. [Sen benim ilâhımsın] Senden başka ilâh yoktur. [Güç ve kuvvet ancak sendedir].”[16]
Hz. Peygamber (s.a.v.)
10- اَللهُمَّ ربَّ جبرائيلَ و ميكائيلَ و إسرافيلَ، فاطرَ السَّماواتِ و الأَرْضِ، عالِمَ الغيْبِ و الشَّهادَةِ ، أَنْتَ تَحْكُمُ بَيْنَ عِبادِكَ فِيما كانُوا فيهِ يَخْتَلِفُونَ. اِهْدِنِي لِماَ اخْتُلِفَ فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِكَ، إِنَّكَ تَهْدِي مَنْ تَشاءُ اِلَى صِرَاطٍ مُسْتَقِيمٍ.
10-”Ey Allah’ım! Ey Cebrail’in, Mikail’in ve İsrafil’in Rabbi! Ey göklerin ve yerin yaratıcısı! Ey gizlileri ve aşikâre olanları bilen! Kulların arasında ihtilafa düştükleri konularda hüküm verecek olan sensin! İhtilaf edilen hususlarda beni doğruya ve gerçeğe ulaştır. Çünkü sen dilediğini doğru yola ulaştırırsın.”[18]
11-Bazen de on defa “Allahu ekber”, on defa “Elhamdülillah”, on defa “Sübhanallah”, on defa “Lâ ilâhe illallah”, on defa da “Estağfirullah” ve on defa da şöyle derdi:
11- اللَهُمَّ اغْفِرْ لي و اهْدِنِي و ارْزُقْنِي [و عافِنِي].
“Allah’ım! Beni bağışla mağfiret et! Bana doğruya ulaştır, bana rızık ver [ve bana sıhhat ver].”
Ardından on defa da şöyle derdi:
اللَهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الضِّيقِ يَوْمَ الْحِسَابِ.
“Allah’ım! Hesap gününde darda kalmaktan sana sığınırım!”[19]
12- اللهُ اَكْبَرُ (ثلاثا) ذُو الْمَلَكُوتِ وَ الْجَبَرُوتِ وَ الْكِبْرِياَءِ وَ الْعَظَمَةِ.
12-”Allahu ekber (üç defa), bütün mülkün, bütün güç ve kudretin, yücelik ve büyüklüğün ve azametin sahibi Allah en büyüktür.”[20]
[1] Ebû Davud, Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.
[Ebû Dâvud, Salât 143,144 (857), c.3, s.349-350. Mütercim]
[2] Buhârî, Müslim ve İbn Ebû Şeybe (12/110/2). İkinci hadis, “el-İrvâ” adlı kitabımda tahriç edilmiştir (8).
[Buhârî, Sıfatü's-salâti 8 (13), c.2, s.757; Müslim, Mesâcid 147 (598), c.3, s.1724; Ebû Dâvud, Salât 120,121 (781), c.3, s.204; Nesâî, İftitâh 15, (895), c1-2, s.534. Mütercim]
[3] Hanîf: İhlâslı, başka dinlerden tamamiyle yüz çevirip, Hakk'a samimiyetle yönelmiş kişi. Mütercim
[4] Rivâyetlerin çoğunda böyledir. Bazısında ise “Ben müslümanlardanım” şeklindedir. Görülen odur ki, bu bir ravi tarafından değişikliğe uğramıştır. Buna delâlet eden başka rivâyetler de vardır. Bu nedenle namaz kılan kimsenin, “Ben müslümanların ilkiyim” diye okuması gerekir. Bu şekilde okumanın bir mahzuru yoktur. Hadisin anlamı, bazılarının zannettiği gibi şöyle değildir: “İnsanlar uzaklaştıktan sonra müslüman olarak nitelenen ilk kişi benim.” Hayır hadisin anlamı bu değildir. Hadisin anlamı şudur: “Allah’ın emirlerini yerine getirmede en acele eden kişi benim.” Bu sözün bir benzeri de şu âyettir: “De ki: Eğer Rahmân'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!” (Zuhruf, 81) Hz. Musa (a.s) da şöyle demiştir: “Ben inananların ilkiyim.” (A’raf, 143)
[5] Yani senden başkasına ibadet etmem. el-Ezherî bu sözü böyle açıklamıştır.
[6] Şer ve kötülük, Allah Teâlâ’ya nisbet edilemez. Çünkü Allah’ın fiillerinde kötülük yoktur; O’nun bütün filleri hayır ve iyiliktir. Zira O’nun işleri, adalet, fazilet ve hikmet arasında gerçekleşir. Bu ise tümüyle iyilik olup, içinde kötülük yoktur. Kötülük, Allah’a nisbeti olmadığı için kötülük olmaktadır. İbn Kayyim (rah.a.) şöyle demiştir:
“Allah Teâlâ, iyilik ve kötülüğün yaratıcısıdır. Kötülük yarattığı bazı şeylerde bulunmakta olup, O’nun yaratmasında ve fiilinde yoktur. İşte bu sebeple Allah Teâlâ, bir şeyi lâyık olduğu yer dışında bulundurmak anlamına gelen zulümden münezzehtir. Allah ise varlıkları ancak lâyık oldukları yerde bulundurmaktadır. Bunun ise hepsi iyiliktir. Kötülük ise bir şeyi bulunması gereken yer dışında bulundurmaktır. Bir şey, olması gereken yerde bulundurulduğunda bu, kötülük değildir. Buradan anlaşılmaktadır ki, kötülük O’na nispet edilemez...
Şayet “Kötü olduğu hâlde Allah kötülüğü niçin yarattı?” dersen, cevap olarak derim ki: “Allah’ın kötülüğü yaratması da iyiliktir, kötülük değildir. Yaratma ve yapma sıfatları Allah’ın zatı ile vardır. Kötülüğün ise Allah’ın zatı ile kâim olması ve Allah’ın onunla nitelenmesi imkânsızdır. Yaratıklardaki kötülükler ise, O’na nispet ve izafe edilemediğindendir. Halbuki yaratma ve yapma Allah’a nispet edilmekte ve böylelikle iyilik olmaktadır.” Bu son derece önemli ve hassas konu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. İbn Kayyim, “Şifâü’l-alîl fî mesâili’l-kazâ ve’l-kader ve’t-ta’lîl”, s. 178-206.
[7] Müslim, Ebû Avâne, Ebû Davud, Nesâî, İbn Hibbân, Ahmed, Şafiî ve Taberânî rivâyet etmiştir. Hadisi nafilelere özgü kılan yanlış yapmıştır. [Müslim, Salatü'l-müsafirin 201 (771), c.4, s.2193; Ebû Dâvud, Salât 118,119 (760), c.3, s.161-162; Nesâî, İftitâh 17 (897, 898), c.1-2; 535-536. Mütercim]
[8] Nesâî, sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
[Nesâî, İftitâh 17 (897), c.1-2, s.535-536.]
[9] Nesâî ve Dârekutnî sahih bir senedle rivâyet etmiştir. [Nesâî, İftitâh 16 (896), c.1-2, s.535. Mütercim]
[10] Ebû Davud ve Hâkim rivâyet etmiştir. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır. Ukaylî hadis için şöyle demiştir (s. 103): “Hadis, sahih senedlerle başka yönlerden de rivâyet edilmiştir.” Hadis “el-İrv┑ adlı kitapta tahriç edilmiştir (341).
[Tirmîzî, Salat 179, (242, 243), c.1, s.183-184; Ebû Dâvud, Salat 119,120 (776), c.3, s.196; İbnu Mâce, İkâmeti's-Salat 1 (804), c.3, s.7; Nesaî, İftitah 18 (899-900), c.1-2, s.537-538. Mütercim]
[11] İbn Mendeh, “et-Tevhid” adlı kitabında (2/123) sahih bir senedle; Nesâî, “Amelü’l-yevm ve’l-leyle” adlı kitabında mevkuf ve merfu olarak rivâyet etmiştir. İbn Kesir’in “Câmi’ul-mesânîd (Cilt:3, Bölüm: 2, Varak. 235/2) adlı kitabında da bu şekilde yer almıştır. Ben hadisi daha sonra Nesâî’de (no: 849 ve 850) gördüm. Hadisi “es-Sahîha” adlı kitabımda (2939) tahriç ettim.
[12] Ebû Davud ve Tahâvî hasen bir senedle rivâyet etmiştir.
[Ebû Dâvud, Salât 119,120 (775), c.34, s.191;
[13] Müslim, Ebû Avâne ve Tirmizî. Tirmizî, hadisin sahih olduğunu söylemiştir. Ebû Nuaym da hadisi “Ahbâru Asbahân” adlı kitabında (1/ 210) Cübeyr b. Mut’im’den, onun Hz. Peygamber’i (s.a.v.) nafile namazlarda bu duayı okurken duyduğunu rivâyet etmiştir.
[Müslim, Mesâcid 150 (601), c.3, s.1733; Tirmizi, Daavat (3824), c.1, s.171. Mütercim]
[14] Müslim ve Ebû Avâne.
[Müslim, Mesâcid 149 (600), c.3, s.1730; Ebû Dâvud, Salât 118,119 (763), c.3, s.172; Nesâî, İftitâh 19 (901), c.1-2, s.538. Mütercim]
[15] Yani göklerin ve yerin aydınlatıcısısın. Bu ikisi içinde bulunanlar yolunu seninle bulurlar.
[16] Buhârî, Müslim, Ebû Avâne, Ebû Davud, İbn Nasr ve Dârimî.
[Buhari,
Daavat,
[17] Hz. Peygamber’in
bu zikirleri
[18] Müslim, Ebû Avâne.
[Müslim, Salatü'l-müsafirin 200 (770), c.3, s.2192. Mütercim]
[19] Ahmed, İbn Ebû Şeybe (12/119/2), Ebû Davud ve “el-Evsat” adlı kitabında (62/2) hem sahih hem de hasen senedle Taberânî rivâyet etmiştir.
[Ebû Dâvud, Salât 118,119 (766), c.3, s.178; Nesaî, Kıyamü'l-leyl 9 (1617), c.3-4, s. 307; İbn Mâce, İkametü's-salât 180 (1356), c.4, s. 146 . Mütercim]
[20] Tayâlisî ve Ebû Davud, sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
[Ebû Dâvud, Salât 146,147 (874), c.3, s.375. Mütercim]
İslami Okul Okulların En Önemlisi