Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

TERTİL ÜZERE VE GÜZEL BİR SESLE OKUMAK - Hadislerlenamaz - 24. Sayfa

TERTİL ÜZERE VE GÜZEL BİR SESLE OKUMAK

 

Hz. Peygamber (s.a.v.), Allah Teâlâ’nın emrettiği bi­çimde namazda Kur’an’ı hep tertil[1] üzere okurdu. Okur­ken gevelemez ve acele etmezdi. Bilakis okuması “harf harf anlaşılacak şekil­deydi”[2] Bundan dolayı “sûre, aslında kendi­sinden uzun olan bir sûreden daha uzun görü­nürdü.”[3]

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyururdu: “Kur’ân’ı oku­yup ona sâhip çıkan kimseye (âhirette): “Oku ve (cennetin derecelerine) yüksel, dünyada nasıl tertil üzere okuyor idiy­sen şimdi de tertil üzere oku. Zirâ senin makamın, okudu­ğun en son âyetin seviyesindedir” denir.”[4] 

“Hz. Peygamber (s.a.v.) (harfi med olan yerlerde) kıraatını uzatırdı. بِسْمِ الله , الرَّحْمَن , الرَّحِيم [5],  نَضِيد[6] ve benzer ke­limeleri uzatarak okurdu.

Daha önce geçtiği üzere âyet başlarında dururdu.[7]

“Bazen okurken sesini titretirdi (tercî yapardı).[8] Nite­kim Mekke Fethi’nde devesinin üzerinde Fetih sûresini (48:29) [yumuşak bir kıraatla] okurken bu şekilde yapmış­tır.”[9]

Abdullah b. Muğaffel Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bu şe­kildeki okuyuşunu ( آ آ آâââ (şeklinde anlatmıştır.[10]

Hz. Peygamber (s.a.v.) Kur’an okurken sesi güzelleş­tir­meyi emretmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Kur’an’ı sesinizle süsleyin. [Çünkü güzel ses Kur’an’ın gü­zelliğini arttırır.]”[11]

Yine o (s.a.v.): “Kur'an okurken dinlediğinizde Allah'tan korktuğu kanısına vardığınız kişi, şüphesiz Kur'an'ı en güzel sesle okuyanlardandır.”[12] buyurmuştur.

Hz. Peygamber (s.a.v.) Kur’an okurken teganni yap­ma­yı[13] emretmiş ve şöyle buyurmuştur:

“Allah’ın Kitabı’nı öğrenin, onu sürekli aranızda müza­kere edin, ona sahip çıkın ve onu teganni ile okuyun. Nef­simi elinde tutana yemin ederim ki, o, zihinlerden, devenin yularından çözülüp gitmesinden daha çabuk çö­zülüp gi­der.”[14]

Yine Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmaktadır ki:

“Kur’an’ı teganni ile okumayan bizden değildir.”[15]

Bir başka hadiste de Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle bu­yurmaktadır:

“Allah, yüksek sesle Kur’an’ı teganni eden gü­zel sesli (bir başka rivayette: güzel okuyuşlu) bir peygamberi dinle­diği gibi başka hiçbir şeyi dinlememiştir[16].”[17]

Hz. Peygamber (s.a.v.) Ebû Musa el-Eş’ari’ye şöyle de­miştir:

“Dün senin kıraatını dinlerken beni bir görseydin! Sana Âl-i Davud’un (a.s.) mizmarlarından bir mizmar verilmiş.”[18] [Ebû Musa dedi ki: “Yerini bilseydim, sesimi senin için gü­zelleştirip, hüzünlü yapardım.”[19]




[1] Tertil: Okunan Kur’an’ın anlamını düşünerek, harflerin çıkış yerlerine ve tecvide dikkat ederek, anlamına göre sesi yükseltip alçaltarak, hitap ifade eden yerlerde karşıdakine hitab eder gibi bir ses tonuyla, durulacak yerde durup, geçilecek yerde geçerek, ağır ağır, Kur'an'ın gerçek amacını hem duyup, hem de dinleyenlere duyurarak oku­maktır. Allah, Kur’an’ı tertil üzere indirmiş ve okunmasında aynı terti­lin gözetilmesini emretmiş, şöyle buyurmuştur: “Kur'an'ı tertîl üzere oku.” (Müzzemmil, 4) Mütercim.

[2]      “ez-Zühd” adlı kitabında (1/162) (“el-Kevakib”, s.575’den alıntı.) İb­nü’l-Mübarek, Ebû Davud ve Ahmed, sahih senedle rivâyet etmiştir.

      [Ebû Dâvud, Vitr 20 (1466), c.5, s.440; Nesaî, Kıyamü'l-leyl 13 (1629), c3-4, s. 313-314; Tirmizî, Fezail'ül-Kur'an 22 (3090), c.5, s.56. Mütercim]

[3]     Müslim, Malik.

[Müslim, müsâfirîn 118, (733), c.4, s.2098; Muvatta, Salatü'l-cemaat 21, c., s.176; Tirmizî, Salât 273 (370), c.1, s.261; Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl 19, (1658), c.3-4, s.325. Sûre, tertil üzere okunduğunda daha fazla zaman aldığı için, tertilsiz okuyuşta daha kısa olan bir sûre, tertil üzere okunduğunda daha uzun olmaktadır. Hadiste anlatılmak istenen budur.-Mütercim.

[4]     Ebû Davud, Tirmizî. Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir.

[Ebû Dâvud, Vitr, 20 (1464), c.5, s. 436; Tirmizî, Fezailü'l-Kur'ân 17, (3080), c.5, s.51. Mütercim]

[5]     Buhârî, Ebû Davud.

[Buharî, Fedaili'l-Kur'ân; Ebu Dâvud, Vitr 20 (1465), c.5, s.438. Mütercim]

[6]     Buhârî, “Ef’âlü’l-ibâd” adlı kitabında sahih bir senedle rivâyet etmiştir.

[7]     “Fâtiha”yı okumakla ilgili bölümde geçti. Bkz. s.70

[8] Hafız İb Hacer bu konuda şöyle demektedir: “Tercî, gırtlakta sesi tit­retmektir. Bu genellikle neşeli ve gönlün rahat olduğu zamanlarda ya­pılır. Hz. Peygamber (s.a.v.) de Mekke’nin fethinde bundan büyük se­­vinç ve mutluluk duymuştu.

[9]     Buhârî, Müslim.

      [Buhârî, Megazi 48; Tefsir sure 48; Fezailül Kur'an 24; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 237 (794), c.4, s.2238; Ebû Dâvud, Vitr  20 (1467), c.5, s.442. Mütercim]

[10]    Hafız İbn Hacer de hadiste geçen  آ آ آ(âââ) sözünün şerhinde şöyle söylemiştir: “Bu, önce fethalı bir hemze, ardından sakin bir elif, sonra başka bir hemze (أا أا أا)” biçiminde okumaktır. Aliyyü’l-Kârî de benzer bir yorumu başka âlimlerden nakletmiş ve sonra şöyle demiştir: “Kuvvetli olan görüş, bunların üç elif miktarı uzatarak okunmasıdır.”

[11]    Buhârî muallak hadis olarak rivâyet etmiştir. Ayrıca Darimî, Hâkim ve Temmâm er-Râzî, iki sahih senedle rivâyet etmiştir.

UYARI: Birinci hadis bazı raviler tarafından tersine çevrilmiş ve “Ses­lerinizi Kur’an’la süsleyin.” biçiminde rivâyet edilmiştir. Ancak bu şe­kildeki ifade hem rivâyet, hem de mâna bakımından yanlıştır. Bu konudaki sahih rivâyetlere aykırı olduğu için, bu rivâyetin sahih olduğunu söyleyen kimse bütünüyle yanlışa gömülmüştür. Belki bu, maklub hadise örnek olarak gösterilebilir. Ayrıntılı bilgi için bkz.: “Silsiletü’l-ehâdîsi’d-daîfe” (5328).

[Buhârî, Tevhid, Kur'an'ı Maharetle Okuyan; Darimî, Fezailü'l-Kur'an, Kur'an'la Teganni; İbn Mâce, İkametü's-salât 179 (1342), c.4, s. 126; Ebû Dâvud, Vitr 20 (1468), c.5, s.443-444; Nesaî, İftitah 83 (1015-1016), c.1-2, s.592. Mütercim]

[12]    Hadis, sahihtir. “ez-Zühd” adlı kitabında (162/1, “Kevakib”den alıntı s.575.) İbnü’l-Mübarek, Dârimî, İbn Nasr, Taberânî, “Ahbaru As­bahan” kitabında Ebû Nuaym ve “el-Muhtâra” adlı kitabında Ziya rivâyet etmiştir.

[İbn Mâce, İkametü's-salât 176 (1339), c. 4, s. 126. Mütercim]

[13] Teganni, sözlükte; şarkı söylemek ve bazı mahzun sözleri belirli bir makama uygun biçimde okumak anlamlarına gelmektedir. Kur'an'ın teganni ile okunması, ağır ağır ve tecvid kurallarına uygun olarak ve bu esnada sesin güzelleştirilerek okunmasıdır. Teganninin sözlük an­lamından hareketle Kur'an'ı müzik notaları ve makamlarıyla oku­mak, âlimlerin çoğunluğu tarafından caiz görülmemiştir. Bütün âlim­ler  harflerin mahrecini değiştirecek, tecvidin sınırlarını aşacak bir oku­yu­şun haram olduğunda ittifak etmişlerdir. Kur'an, kalplere tesir eden, gözleri yaşartan ulvî anlamlarla dolu olarak inmiştir. O, huşu içinde ve bu anlamları üzerinde düşünülerek okunduğunda tesir eder, göz­leri yaşartır. Doğru olan; Kur'an’ı böyle bir ruh hâli içinde dinlemek ve okumaktır. Mütercim.

[14]    Dârimî ve Ahmed sahih senedle rivâyet etmiştir.

      (Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 231 (791), c.4, s.2231; Dârimî, Fezailü'l-Kur'an, Kur'an'la Tahhüd, 3348. Mütercim]

[15]    Ebû Davud, Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.

UYARI: Ebû Davud’un bu hadisini İbnü’l-Esir, “Câmiu’l-usûl” adlı ki­ta­bında Ebû Hüreyre’nin bir rivâyeti olarak Buhârî’ye nispet etmiştir. Üstad Abdülkadir el-Arnavut ve asistanı hadise dipnot düşerek şöyle demişlerdir (2/457):

“Elbânî “Hadislerle Hz. Peygamber’in Namaz Kılma Şekli” adlı kita­bında (s.106) bu hadisi Ebû Davud’a nispet etmekle derin bir yanlışa düşmüştür.” O, bu sözüyle şunu anlatmak istiyor: “Buhârî ya da Müslim’den biri bir hadisi rivâyet etmişse, artık o hadisi başkasına nispet etmek ilim adamına yakışmaz.”

Cevap olarak diyorum ki: “Onların sözlerinin ardında yatan maksat­la­rı­nı gözardı ettiğiniz takdirde, dedikleri doğrudur. Ancak şunu bilme­leri gerekir ki, ben bu kitabı yazmaya başladığım zaman Buhârî’nin Ebû Hüreyre’den bu hadisi rivâyet ettiğini bilmiyor değildim. Ancak ben onların iddia ettiği gibi, bilmediğim veya en azından yanıldığım için değil; bilerek ve kasıtlı olarak Buhârî’ye nispet etmedim. Mesele onların sandığı gibi olsaydı, geçen beş baskı, bunu fark etmek ve düzeltmek için yeterli olurdu. Ancak Allah’a hamd olsun ki, bunların hiçbiri olmamıştır. Çünkü ben, hadisin ravilerinden Ebû Asım ed-Dahhâk b. Mahled en-Nebîl’in hadisi Ebû Hüreyre’den rivâyet eder­ken yanıldığını biliyordum. O, güvenilir bir ravidir. Bu kişi, hadisi İbn Cüreyc’den, o da İbn Şihab’dan, o da Ebû Seleme’den, o da Ebû Hü­reyre’den, o da Hz. Peygamber’den merfu olarak rivâyet etmiştir. Bu, şu anlama gelmektedir:

“Güvenilir ravilerden bir topluluk, bu hadisi, yine İbn Cüreyc’den aynı yolla Ebû Hüreyre’den rivâyet etmişlerdir. Ancak hadisin metni şöy­ledir: “Allah hiçbir şeyi…. dinlememiştir.” Bu hadis, kitapta söz konusu hadis­ten sonra gelmektedir.

İbn Cüreyc’e bu lafızla, güvenilir birçok ravi mütabaat yapmıştır. Hep­si de benzer rivâyetlerini Zührî’den rivâyet etmişlerdir.

Zührî’ye de Yahya b. Ebû Kesir, Muhammed b. Amr ve Muhammed b. İbrahim et-Teymî ve Amr b. Dinar (bunların tamamı güvenilir ra­vi­lerdir) mütabaat yapmış; hepsi hadisi Ebû Seleme’den, o da Ebû Hü­reyre’den rivâyet etmiştir.

Bu güvenilir ve sağlam ravilerin, bir senedle hadisi Ebû Hüreyre’den ikinci lafızda ittifak ederek rivâyet etmeleri, Ebû Asım’ın aynı hadisi birinci lafızla tek başına rivâyet ettiğinin, bunun onun açık bir hatası olduğunun en büyük delilidir. İşte âlimler tarafından bilinen “Şaz Hadis” budur. Bundan dolayı Hafız Ebû Bekr en-Nisâbûrî, Ebû Ası­m’ın bu rivâyette yanıldığını kesin olarak belirterek, şöyle demiştir:

“Çünkü, hadisi İbn Cüreyc’den ikinci lafızla rivâyet edenler çoğun­luk­tadır.” Ben diyorum ki: “Bu hadisi Zührî’den rivâyet edenler ve yine Ebû Seleme’ye mütabaat yapanlar da çoğunluktur.” Bundan do­la­yı Ha­tib el-Bağdâdî, Ebû Bekr en-Nisâbûrî’nin aktardığım gö­rüşüne tâbi olmuştur. İbnü’l-Esir “Câmi” ve Hafız İbn Hacer de “Fet­h’ul-bârî’ (13/429) adlı kitaplarında bu lafzın yanlış olduğuna nazik bir şekilde işaret etmişlerdir. Ancak herkes bunu fark etme­yebilir; fark etse bile, herkesin Buhârî’nin ravilerinden birinin hata yaptığını söyleyecek ilmî cesareti olmayabilir.

Yak­laşık yirmi yıl önce “el-Asl”da yazdığım tahricin özeti bu. Bu baskıda bunu tekrar dile getirmeyi gerekli gördüm ki, insafı olan iyice anlasın, acaba yerinde olmayan bir şeyi yapan ben miyim yoksa bana ilim ehline göre yanlış olan bir şeyle karşı cevap yazıp, hatasına ortak olmamı ve onaylamamı isteyen mi? Bu açıklamayı bu kadar uzat­mama sebep olanları Allah affetsin. Daha önce bu kitapta açık­la­malarımı bu kadar uzun tutmadım ve umarım tekrar bu şekilde uzatmak zorunda kalmam. Allah yardım edendir.

Daha sonra başka yerde bulunamayacak olan bu tahriç açıklama­sıyla cevabı verilmiş olan tenkidinde Abdülkadir el-Arnavut’la yardım­laşan Şuayb el-Arnavut’un, Beğavi’nin “Şerhu’s-Sünne” adlı kitabına (4/485) yaptığı açıklamalarda bu notumu görmezden geldiğini ve bundan hiçbir şekilde istifade etmediğini gördüm. Biraz önce adları geçen hadis âlimlerinin tanıklığıyla kusurlu olan Ebû Hüreyre hadi­sinin sahih olduğu görüşünde ona tâbi olmuştur. Böyle davranma­sı­nın tek nedeni, “Bunu el-Elbânî’den öğrendi” denmesinin önüne geçmektir. O kitabı yayınlayan el-Mektebü’l-İslâmî’ yayınevinin sahibi bu görmezden gelmeyi fark etmemiş olsa gerek. Yoksa o da ilmi gizleme günahını işlemiş olur. Çünkü kitabın Önsöz’ünde, kitabın hadislerinin doğrulanması işleminde ona yardım ettiği yazmaktadır. Kitabın bütün ciltlerinde önyüzünde de bu ifade yer almaktadır. Yok­sa kitabın hadislerinin doğrulanması boş bir iddiadır. Eğer böy­leyse, vallahi, hangi günah daha büyük bilmiyorum.  

[Ebû Dâvud, Vitr 20 (1469), c.5, s.446; Darimî, Salat, 171 (1498), c.3, s.293. Mütercim]

[16]    Münzirî şöyle demiştir: “Yani Allah, teganniyle yani güzel sesle oku­nan Kur'an'ı dinlediği gibi hiçbir insan sözünü dinlememiştir. Süfyan b. Uyeyne ve başkaları, bundan maksadın, istiğnâ olduğunu söyle­miş­lerdir; ancak bu merduddur. ”

[17]    Buhârî, Müslim, Tahâvî ve “et-Tevhid” adlı kitabında (1/81) İbn Men­de rivâyet etmiştir.

      [Buharî, Fezailü'l-Kur'an 19; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 232, 234 (792), c.4, s.2232,2234; Ebû Dâvud, Vitr 20 (1473), c.5, s.451; Ne­saî, İftitah 83 (1017, 1018), c.1-2, s.592; Darimî, Salat 171 (1496, 1499), c. 3, s.291, 294. Mütercim]

[18] Âlimler, “Burada mizmardan maksat, güzel sestir.” demişlerdir. Âl-i Davud, Davud’un kendisidir. Çünkü bir kimsenin âli, bazen bizzat o kimsenin hakkında da kullanılmaktadır. Davud peygamberin (a.s.) sesi, gerçekten çok güzeldi. Nevevî “Şerhu Müslim” adlı kitabında böy­­le demektedir.

[19]    Abdürrezzak, “el-Emâlî” adlı kitabında (2/44/1),  Buhârî, Müslim, İbn Nasr ve Hâkim rivâyet etmiştir.

      [Buhari, Fezailü'l-Kur'an, Kur'an Okurken Sesi Güzelleştirmek; Müs­lim, Salatu'l-Müsâfirîn 235, 236 (793), c.4, s.2236; Tirmizî, Men­kabe  (4108), c.6, s.354; Nesaî, İftitah 83 (1019, 1020), c.1-2, s.592. Mü­tercim]