TERTİL ÜZERE VE GÜZEL BİR SESLE OKUMAK - Hadislerlenamaz - 24. Sayfa
TERTİL ÜZERE VE GÜZEL BİR SESLE OKUMAK
Hz. Peygamber (s.a.v.), Allah Teâlâ’nın emrettiği biçimde namazda Kur’an’ı hep tertil[1] üzere okurdu. Okurken gevelemez ve acele etmezdi. Bilakis okuması “harf harf anlaşılacak şekildeydi”[2] Bundan dolayı “sûre, aslında kendisinden uzun olan bir sûreden daha uzun görünürdü.”[3]
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyururdu: “Kur’ân’ı okuyup ona sâhip çıkan kimseye (âhirette): “Oku ve (cennetin derecelerine) yüksel, dünyada nasıl tertil üzere okuyor idiysen şimdi de tertil üzere oku. Zirâ senin makamın, okuduğun en son âyetin seviyesindedir” denir.”[4]
“Hz. Peygamber (s.a.v.) (harfi med olan yerlerde) kıraatını uzatırdı. بِسْمِ الله , الرَّحْمَن , الرَّحِيم [5], نَضِيد[6] ve benzer kelimeleri uzatarak okurdu.
Daha önce geçtiği üzere âyet başlarında dururdu.[7]
“Bazen okurken sesini titretirdi (tercî yapardı).[8] Nitekim Mekke Fethi’nde devesinin üzerinde Fetih sûresini (48:29) [yumuşak bir kıraatla] okurken bu şekilde yapmıştır.”[9]
Abdullah b. Muğaffel Hz. Peygamber’in (s.a.v.) bu şekildeki okuyuşunu ( آ آ آâââ (şeklinde anlatmıştır.[10]
Hz. Peygamber (s.a.v.) Kur’an okurken sesi güzelleştirmeyi emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Kur’an’ı sesinizle süsleyin. [Çünkü güzel ses Kur’an’ın güzelliğini arttırır.]”[11]
Yine o (s.a.v.): “Kur'an okurken dinlediğinizde Allah'tan korktuğu kanısına vardığınız kişi, şüphesiz Kur'an'ı en güzel sesle okuyanlardandır.”[12] buyurmuştur.
Hz. Peygamber (s.a.v.) Kur’an okurken teganni yapmayı[13] emretmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın Kitabı’nı öğrenin, onu sürekli aranızda müzakere edin, ona sahip çıkın ve onu teganni ile okuyun. Nefsimi elinde tutana yemin ederim ki, o, zihinlerden, devenin yularından çözülüp gitmesinden daha çabuk çözülüp gider.”[14]
Yine Hz. Peygamber (s.a.v.) buyurmaktadır ki:
“Kur’an’ı teganni ile okumayan bizden değildir.”[15]
Bir başka hadiste de Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
“Allah, yüksek sesle Kur’an’ı teganni eden güzel sesli (bir başka rivayette: güzel okuyuşlu) bir peygamberi dinlediği gibi başka hiçbir şeyi dinlememiştir[16].”[17]
Hz. Peygamber (s.a.v.) Ebû Musa el-Eş’ari’ye şöyle demiştir:
“Dün senin kıraatını dinlerken beni bir görseydin! Sana Âl-i Davud’un (a.s.) mizmarlarından bir mizmar verilmiş.”[18] [Ebû Musa dedi ki: “Yerini bilseydim, sesimi senin için güzelleştirip, hüzünlü yapardım.”[19]
[1] Tertil: Okunan Kur’an’ın anlamını düşünerek, harflerin çıkış yerlerine ve tecvide dikkat ederek, anlamına göre sesi yükseltip alçaltarak, hitap ifade eden yerlerde karşıdakine hitab eder gibi bir ses tonuyla, durulacak yerde durup, geçilecek yerde geçerek, ağır ağır, Kur'an'ın gerçek amacını hem duyup, hem de dinleyenlere duyurarak okumaktır. Allah, Kur’an’ı tertil üzere indirmiş ve okunmasında aynı tertilin gözetilmesini emretmiş, şöyle buyurmuştur: “Kur'an'ı tertîl üzere oku.” (Müzzemmil, 4) Mütercim.
[2] “ez-Zühd” adlı kitabında (1/162) (“el-Kevakib”, s.575’den alıntı.) İbnü’l-Mübarek, Ebû Davud ve Ahmed, sahih senedle rivâyet etmiştir.
[Ebû Dâvud, Vitr 20 (1466), c.5, s.440; Nesaî, Kıyamü'l-leyl 13 (1629), c3-4, s. 313-314; Tirmizî, Fezail'ül-Kur'an 22 (3090), c.5, s.56. Mütercim]
[3] Müslim, Malik.
[Müslim, müsâfirîn 118, (733), c.4, s.2098; Muvatta, Salatü'l-cemaat 21, c., s.176; Tirmizî, Salât 273 (370), c.1, s.261; Nesâî, Kıyâmu'l-Leyl 19, (1658), c.3-4, s.325. Sûre, tertil üzere okunduğunda daha fazla zaman aldığı için, tertilsiz okuyuşta daha kısa olan bir sûre, tertil üzere okunduğunda daha uzun olmaktadır. Hadiste anlatılmak istenen budur.-Mütercim.
[4] Ebû Davud, Tirmizî. Tirmizî hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
[Ebû Dâvud, Vitr, 20 (1464), c.5, s. 436; Tirmizî, Fezailü'l-Kur'ân 17, (3080), c.5, s.51. Mütercim]
[5] Buhârî, Ebû Davud.
[Buharî, Fedaili'l-Kur'ân; Ebu Dâvud, Vitr 20 (1465), c.5, s.438. Mütercim]
[6] Buhârî, “Ef’âlü’l-ibâd” adlı kitabında sahih bir senedle rivâyet etmiştir.
[7] “Fâtiha”yı okumakla ilgili bölümde geçti. Bkz. s.70
[8] Hafız İb Hacer bu konuda şöyle demektedir: “Tercî, gırtlakta sesi titretmektir. Bu genellikle neşeli ve gönlün rahat olduğu zamanlarda yapılır. Hz. Peygamber (s.a.v.) de Mekke’nin fethinde bundan büyük sevinç ve mutluluk duymuştu.
[9] Buhârî, Müslim.
[Buhârî, Megazi 48; Tefsir sure 48; Fezailül Kur'an 24; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 237 (794), c.4, s.2238; Ebû Dâvud, Vitr 20 (1467), c.5, s.442. Mütercim]
[10] Hafız İbn Hacer de hadiste geçen آ آ آ(âââ) sözünün şerhinde şöyle söylemiştir: “Bu, önce fethalı bir hemze, ardından sakin bir elif, sonra başka bir hemze (أا أا أا)” biçiminde okumaktır. Aliyyü’l-Kârî de benzer bir yorumu başka âlimlerden nakletmiş ve sonra şöyle demiştir: “Kuvvetli olan görüş, bunların üç elif miktarı uzatarak okunmasıdır.”
[11] Buhârî muallak hadis olarak rivâyet etmiştir. Ayrıca Darimî, Hâkim ve Temmâm er-Râzî, iki sahih senedle rivâyet etmiştir.
UYARI: Birinci hadis bazı raviler tarafından tersine çevrilmiş ve “Seslerinizi Kur’an’la süsleyin.” biçiminde rivâyet edilmiştir. Ancak bu şekildeki ifade hem rivâyet, hem de mâna bakımından yanlıştır. Bu konudaki sahih rivâyetlere aykırı olduğu için, bu rivâyetin sahih olduğunu söyleyen kimse bütünüyle yanlışa gömülmüştür. Belki bu, maklub hadise örnek olarak gösterilebilir. Ayrıntılı bilgi için bkz.: “Silsiletü’l-ehâdîsi’d-daîfe” (5328).
[Buhârî,
Tevhid, Kur'an'ı Maharetle Okuyan; Darimî, Fezailü'l-Kur'an, Kur'an'
[12] Hadis, sahihtir. “ez-Zühd” adlı kitabında (162/1, “Kevakib”den alıntı s.575.) İbnü’l-Mübarek, Dârimî, İbn Nasr, Taberânî, “Ahbaru Asbahan” kitabında Ebû Nuaym ve “el-Muhtâra” adlı kitabında Ziya rivâyet etmiştir.
[İbn Mâce, İkametü's-salât 176 (1339), c. 4, s. 126. Mütercim]
[13] Teganni, sözlükte; şarkı söylemek ve bazı mahzun sözleri belirli bir makama uygun biçimde okumak anlamlarına gelmektedir. Kur'an'ın teganni ile okunması, ağır ağır ve tecvid kurallarına uygun olarak ve bu esnada sesin güzelleştirilerek okunmasıdır. Teganninin sözlük anlamından hareketle Kur'an'ı müzik notaları ve makamlarıyla okumak, âlimlerin çoğunluğu tarafından caiz görülmemiştir. Bütün âlimler harflerin mahrecini değiştirecek, tecvidin sınırlarını aşacak bir okuyuşun haram olduğunda ittifak etmişlerdir. Kur'an, kalplere tesir eden, gözleri yaşartan ulvî anlamlarla dolu olarak inmiştir. O, huşu içinde ve bu anlamları üzerinde düşünülerek okunduğunda tesir eder, gözleri yaşartır. Doğru olan; Kur'an’ı böyle bir ruh hâli içinde dinlemek ve okumaktır. Mütercim.
[14] Dârimî ve Ahmed sahih senedle rivâyet etmiştir.
(Müslim,
Salatu'l-Müsâfirîn 231 (791), c.4, s.2231; Dârimî, Fezailü'l-Kur'an, Kur'an'
[15] Ebû Davud, Hâkim. Hâkim hadisin sahih olduğunu söylemiş; Zehebî de bu görüşünde ona katılmıştır.
UYARI: Ebû Davud’un bu hadisini İbnü’l-Esir, “Câmiu’l-usûl” adlı kitabında Ebû Hüreyre’nin bir rivâyeti olarak Buhârî’ye nispet etmiştir. Üstad Abdülkadir el-Arnavut ve asistanı hadise dipnot düşerek şöyle demişlerdir (2/457):
“Elbânî “Hadislerle Hz. Peygamber’in Namaz Kılma Şekli” adlı kitabında (s.106) bu hadisi Ebû Davud’a nispet etmekle derin bir yanlışa düşmüştür.” O, bu sözüyle şunu anlatmak istiyor: “Buhârî ya da Müslim’den biri bir hadisi rivâyet etmişse, artık o hadisi başkasına nispet etmek ilim adamına yakışmaz.”
Cevap olarak diyorum ki: “Onların sözlerinin ardında yatan maksatlarını gözardı ettiğiniz takdirde, dedikleri doğrudur. Ancak şunu bilmeleri gerekir ki, ben bu kitabı yazmaya başladığım zaman Buhârî’nin Ebû Hüreyre’den bu hadisi rivâyet ettiğini bilmiyor değildim. Ancak ben onların iddia ettiği gibi, bilmediğim veya en azından yanıldığım için değil; bilerek ve kasıtlı olarak Buhârî’ye nispet etmedim. Mesele onların sandığı gibi olsaydı, geçen beş baskı, bunu fark etmek ve düzeltmek için yeterli olurdu. Ancak Allah’a hamd olsun ki, bunların hiçbiri olmamıştır. Çünkü ben, hadisin ravilerinden Ebû Asım ed-Dahhâk b. Mahled en-Nebîl’in hadisi Ebû Hüreyre’den rivâyet ederken yanıldığını biliyordum. O, güvenilir bir ravidir. Bu kişi, hadisi İbn Cüreyc’den, o da İbn Şihab’dan, o da Ebû Seleme’den, o da Ebû Hüreyre’den, o da Hz. Peygamber’den merfu olarak rivâyet etmiştir. Bu, şu anlama gelmektedir:
“Güvenilir ravilerden bir topluluk, bu hadisi, yine İbn Cüreyc’den aynı yolla Ebû Hüreyre’den rivâyet etmişlerdir. Ancak hadisin metni şöyledir: “Allah hiçbir şeyi…. dinlememiştir.” Bu hadis, kitapta söz konusu hadisten sonra gelmektedir.
İbn Cüreyc’e bu lafızla, güvenilir birçok ravi mütabaat yapmıştır. Hepsi de benzer rivâyetlerini Zührî’den rivâyet etmişlerdir.
Zührî’ye de Yahya b. Ebû Kesir, Muhammed b. Amr ve Muhammed b. İbrahim et-Teymî ve Amr b. Dinar (bunların tamamı güvenilir ravilerdir) mütabaat yapmış; hepsi hadisi Ebû Seleme’den, o da Ebû Hüreyre’den rivâyet etmiştir.
Bu güvenilir ve sağlam ravilerin, bir senedle hadisi Ebû Hüreyre’den ikinci lafızda ittifak ederek rivâyet etmeleri, Ebû Asım’ın aynı hadisi birinci lafızla tek başına rivâyet ettiğinin, bunun onun açık bir hatası olduğunun en büyük delilidir. İşte âlimler tarafından bilinen “Şaz Hadis” budur. Bundan dolayı Hafız Ebû Bekr en-Nisâbûrî, Ebû Asım’ın bu rivâyette yanıldığını kesin olarak belirterek, şöyle demiştir:
“Çünkü, hadisi İbn Cüreyc’den ikinci lafızla rivâyet edenler çoğunluktadır.” Ben diyorum ki: “Bu hadisi Zührî’den rivâyet edenler ve yine Ebû Seleme’ye mütabaat yapanlar da çoğunluktur.” Bundan dolayı Hatib el-Bağdâdî, Ebû Bekr en-Nisâbûrî’nin aktardığım görüşüne tâbi olmuştur. İbnü’l-Esir “Câmi” ve Hafız İbn Hacer de “Feth’ul-bârî’ (13/429) adlı kitaplarında bu lafzın yanlış olduğuna nazik bir şekilde işaret etmişlerdir. Ancak herkes bunu fark etmeyebilir; fark etse bile, herkesin Buhârî’nin ravilerinden birinin hata yaptığını söyleyecek ilmî cesareti olmayabilir.
Yaklaşık yirmi yıl önce “el-Asl”da yazdığım tahricin özeti bu. Bu baskıda bunu tekrar dile getirmeyi gerekli gördüm ki, insafı olan iyice anlasın, acaba yerinde olmayan bir şeyi yapan ben miyim yoksa bana ilim ehline göre yanlış olan bir şeyle karşı cevap yazıp, hatasına ortak olmamı ve onaylamamı isteyen mi? Bu açıklamayı bu kadar uzatmama sebep olanları Allah affetsin. Daha önce bu kitapta açıklamalarımı bu kadar uzun tutmadım ve umarım tekrar bu şekilde uzatmak zorunda kalmam. Allah yardım edendir.
Daha sonra başka yerde bulunamayacak olan bu tahriç açıklamasıyla cevabı verilmiş olan tenkidinde Abdülkadir el-Arnavut’la yardımlaşan Şuayb el-Arnavut’un, Beğavi’nin “Şerhu’s-Sünne” adlı kitabına (4/485) yaptığı açıklamalarda bu notumu görmezden geldiğini ve bundan hiçbir şekilde istifade etmediğini gördüm. Biraz önce adları geçen hadis âlimlerinin tanıklığıyla kusurlu olan Ebû Hüreyre hadisinin sahih olduğu görüşünde ona tâbi olmuştur. Böyle davranmasının tek nedeni, “Bunu el-Elbânî’den öğrendi” denmesinin önüne geçmektir. O kitabı yayınlayan el-Mektebü’l-İslâmî’ yayınevinin sahibi bu görmezden gelmeyi fark etmemiş olsa gerek. Yoksa o da ilmi gizleme günahını işlemiş olur. Çünkü kitabın Önsöz’ünde, kitabın hadislerinin doğrulanması işleminde ona yardım ettiği yazmaktadır. Kitabın bütün ciltlerinde önyüzünde de bu ifade yer almaktadır. Yoksa kitabın hadislerinin doğrulanması boş bir iddiadır. Eğer böyleyse, vallahi, hangi günah daha büyük bilmiyorum.
[Ebû Dâvud, Vitr 20 (1469), c.5, s.446; Darimî, Salat, 171 (1498), c.3, s.293. Mütercim]
[16] Münzirî
şöyle demiştir: “Yani Allah, teganniyle yani güzel sesle okunan
Kur'an'ı dinlediği gibi hiçbir insan sözünü dinlememiştir. Süfyan b. Uyeyne ve
başkaları, bundan mak
[17] Buhârî, Müslim, Tahâvî ve “et-Tevhid” adlı kitabında (1/81) İbn Mende rivâyet etmiştir.
[Buharî, Fezailü'l-Kur'an 19; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 232, 234 (792), c.4, s.2232,2234; Ebû Dâvud, Vitr 20 (1473), c.5, s.451; Nesaî, İftitah 83 (1017, 1018), c.1-2, s.592; Darimî, Salat 171 (1496, 1499), c. 3, s.291, 294. Mütercim]
[18] Âlimler, “Burada mizmardan maksat, güzel sestir.” demişlerdir. Âl-i Davud, Davud’un kendisidir. Çünkü bir kimsenin âli, bazen bizzat o kimsenin hakkında da kullanılmaktadır. Davud peygamberin (a.s.) sesi, gerçekten çok güzeldi. Nevevî “Şerhu Müslim” adlı kitabında böyle demektedir.
[19] Abdürrezzak, “el-Emâlî” adlı kitabında (2/44/1), Buhârî, Müslim, İbn Nasr ve Hâkim rivâyet etmiştir.
[Buhari, Fezailü'l-Kur'an, Kur'an Okurken Sesi Güzelleştirmek; Müslim, Salatu'l-Müsâfirîn 235, 236 (793), c.4, s.2236; Tirmizî, Menkabe (4108), c.6, s.354; Nesaî, İftitah 83 (1019, 1020), c.1-2, s.592. Mütercim]
İslami Okul Okulların En Önemlisi