Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Sonuç - Fıkıh - Hadislerlenamaz - 42. Sayfa

SONUÇ

 

Hz. Peygamber’in (s.a.v.) namaz kılma şekline ilişkin olarak aktarılan bütün bu uygulamalar, erkek ve kadınlar için aynıdır. Kadınların bu uygulamaların bazısında farklı ol­­duklarına dair Sünnet’te hiçbir delil bulunmamaktadır. Ak­­sine Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “Benim namazı nasıl kıldığı­mı görüyorsanız, siz de namazı o şekilde kılın” buy­ruğu ka­dın­ları da kapsamakta­dır.

Bu, İbrahim en-Nehaî’nin de görüşüdür. O şöyle diyor:

“Kadın, namazda erkeğin yaptığı gibi yapar.”

İbn Ebû Şeybe (1/75/2) bunu sahih senedle rivayet et­miştir.

Kadının secdede toplanacağını ve buradaki durumu­nun erkek gibi olmadığını bildiren hadis, mürseldir ve bu sebeple delil ol­amaz.

Ebû Davud, bu hadisi “el-Merâsil”de (117/87), Yezid b. Ebû Hubeyb’den rivayet eder. Hadis ayrıca “Silsiletü’l-ehâ­dîsi’d-daîfe” adlı kitabımızda (2652) tahriç edilmiştir.

İmam Ahmed’in oğlu Abdullah’a ait “Mesail” adlı ki­tapta İmam Ahmed’in, İbn Ömer’den, “Onun, kadınlarına namazda bağdaş kurarak oturmalarını emrettiği”ne dair ri­vayetin senedi, sağlam değildir. Çünkü senedinde yer alan Abdullah b. el-Ömerî adlı ravi zayıftır.

İmam Buhârî de “et-Târîhu’s-sağîr” adlı kitabında (s.95) sahih senedle Ümmü Derdâ’dan şöyle rivayet etmiş­tir:

“O (Ümmü Derdâ) namazda erkeğin oturduğu gibi otu­rurdu. O, fıkıh bilgisine sahip bir kadındı.”[1]

                                * * *

“Tekbirden Selâma Hadislerle Hz. Peygamber’in Na­maz Kılma Şekli”ne dair elde edebildiğim en son hadisler bun­lardır.

Allah Teâlâ’dan bu kitabı, kerim vechi için halis yapmasını ve çok şefkatli ve merhametli olan Peygamber’inin Sünnet’ine u­laş­­tırıcı kılmasını diliyorum.

 سُبْحَانَ اللّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ أشْهَدُ أنْ لاَ إلَهَ إلاَّ أنْتَ أسْتَغْفِرُكَ، وَأتُوبُ إلَيْكَ.

“Sübhanallahi ve bi hamdihi. Sübhanekellahümme ve bi hamdike, eşhedü en lâ ilâhe illa ente. Estağfiruke ve etû­bu ileyke”

“Allah’ı, hamd ederek tesbih ederim. Allah’ım! Seni hamd ederek tesbih ederim. Senden başka ilâh olmadığına şahitlik ediyorum. Senden günahlarımı bağışlamanı diliyor ve sana tevbe ediyorum.”

  اَللّهُمَّ! صَلِّ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ و بَارِكْ عَلى مُحَمّدٍ وَعلى آلِ مُحَمّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ و بَارَكْتَ عَلى اِبْرَاهِيمَ وَعلى آلِ اِبْرَاهِيمَ اِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.

“Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muham­med. Ve bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed, ke­mâ salleyte ve bârekte alâ İbrahim ve âli İbrahim. İnneke ha­mîdun mecîd.”

“Allah’ım! İbrahim’e ve âl-i İbrahim’e salât ettiğin, bere­ketler verdiğin gibi, Muhammed’e ve âl-i Muhammed’e de salât et ve Muhammed’e ve âl-i Muhammed’e de bereketler ver.”

 


 



[1]     Buhari hadisi “Sahîh”inde de rivâyet etmiştir. Bkz. Buharî, Sıfatü’s-salat 64 (Bab başlığında), c.2, s.815. Mütercim.