Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 6. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

>VI - AZİ­MET VE RUH­SAT

 

Azi­met söz­lük­te; bir şe­ye ke­sin ola­rak yö­nel­mek ve ni­yet­len­mek de­mek­tir. Te­rim ola­rak azi­met; Yü­ce Al­lah’ın, mü­kel­lef­le­rin hep­si için bü­tün du­rum­lar­da bağ­la­yı­cı ol­mak üze­re ilk­ten koy­du­ğu hü­küm­le­ri ifa­de eder. Na­maz, oruç, hacc ve ben­ze­ri dinî ve­ci­be­ler bu ni­te­lik­te­dir. Hak­sız ye­re öl­dür­me, şa­rap iç­me, ölü hay­van eti ve do­muz eti gi­bi ha­ram­lık hü­küm­le­ri de bi­rer azi­met hük­mü­dür.

Ruh­sat, söz­lük­te ko­lay­lık de­mek­tir. Te­rim ola­rak ruh­sat; Al­lah’ın kul­la­rın özür ve ih­ti­yaç­la­rı­na bi­na­en koy­du­ğu ge­çi­ci hü­küm­ler, an­la­mı­na ge­lir. Şu hal­de azi­met, ge­nel ve te­mel hük­mü, ruh­sat ise istisnaî hük­mü ifa­de eder. Azi­met­te ge­nel ve nor­mal du­rum, ruh­sat­ta ise, özür, ih­ti­yaç ve za­ru­ret du­ru­mu söz ko­nu­su­dur. Ruh­sat dört kıs­ma ay­rı­lır:

1. Ha­ra­mı iş­le­me ruh­sa­tı:

Za­ru­ret ve­ya za­ru­ret de­re­ce­si­ne va­ran ih­ti­yaç ha­lin­de ha­ram bir fi­il mü­bah ha­le dö­nü­şe­bi­lir. Öl­dü­rül­me ve­ya bir or­ga­nı­nı kay­bet­me teh­di­di al­tın­da, kal­bi iman­la do­lu olan kim­se­nin kü­für ke­li­me­si­ni söy­le­me­si mü­bah olur. Bu ruh­sa­tı Al­la­hü Teâlâ zor­la­nan kim­se­ye ta­nı­mış­tır.145

Müş­rik­ler Am­mar b. Ya­sir’e (ö.34/657) iş­ken­ce et­miş­ler, Hz. Pey­gam­ber’e (s.a.s) ha­ka­ret edip, ken­di ilâhlarını öv­me­dik­çe de bı­rak­ma­mış­lar­dı. Am­mar (r.a) du­ru­mu Al­lah el­çi­si­ne ile­tip, kal­bi­nin iman­la do­lu ol­du­ğu­nu bil­di­rin­ce, Ra­su­lul­lah (s.a.s); “Tek­rar iş­ken­ce eder­ler­se, sen de ay­nı şe­yi yap”146 bu­yur­du.

 

              2. Va­ci­bi ter­ket­me ruh­sa­tı:

Farz ve va­ci­bin eda­sın­da ek bir me­şak­kat bu­lun­du­ğu za­man, ba­zan mü­kel­lef bu­nu yap­ma­ya­bi­lir. Meselâ; Ra­ma­zan ayın­da yol­cu ve has­ta olan yü­küm­lü­nün oruç tut­ma­ma­sı mü­bah­tır. Bu­nu da­ha son­ra ka­za eder. Bu­ra­da azi­me­te gö­re amel et­mek, ruh­sa­tı kul­lan­mak­tan da­ha üs­tün­dür. Çün­kü ruh­sa­tı bil­di­ren aye­tin de­va­mın­da, “(Güç­lü­ğü­ne rağ­men) oruç tut­ma­nız si­zin için da­ha ha­yır­lı­dır.” 147  bu­yu­ru­lur.

 

   3. Genel ku­ra­la ay­kı­rı ba­zı hukukî mu­a­me­le­le­ri ya­pa­bil­me ruh­sa­tı.

Akit sı­ra­sın­da mev­cut ol­ma­yan bir şe­yin sa­tı­mı ni­te­li­ğin­de olan se­lem (pa­ra pe­şin mal ve­re­si­ye) ak­di ile is­tis­na (sa­nat­ka­ra üre­tim için si­pa­riş ver­me) ak­di bu­na ör­nek ve­ri­le­bi­lir. İn­san­la­rın ih­ti­yaç­la­rı se­be­biy­le bu iki çe­şit mu­a­me­le­ye ha­dis­le ve yay­gın örf­le ruh­sat ve­ril­miş­tir. Bu­ra­da ruh­sa­ta gö­re dav­ra­nıl­ma­sı da ruh­sa­tın ter­ke­dil­me­si de ca­iz­dir.

4. Önceki se­ma­vi din­ler­de­ki ağır hü­küm­le­ri kal­dı­ran ruh­sat:

Ön­ce­ki din­ler­de mev­cut olan ba­zı ağır hü­küm­ler Mu­ham­med (s.a.s)’in üm­me­tin­den kal­dı­rıl­mış ve on­la­ra ko­lay­lık ge­ti­ril­miş­tir. Gü­nah­tan tev­be ede­cek kim­se­nin ken­di­ni öl­dür­me­si, na­ma­zın iba­de­te ay­rıl­mış ye­rin dı­şın­da ge­çer­li ol­ma­ma­sı, ga­ni­met­le­rin ha­ram ol­ma­sı gi­bi hü­küm­ler ön­ce­ki din­ler­de mev­cut iken İslâm’da kal­dı­rıl­mış­tır.148

Da­ha ön­ce­ki din­ler­de bu gi­bi ağır hü­küm­le­rin bu­lun­du­ğu­na şu ayet­ler delâlet et­mek­te­dir: “Ey Rab­bi­miz, biz­den ön­ce­ki üm­met­le­re yük­le­di­ğin gi­bi üze­ri­mi­ze ağır bir yük yük­le­me” 149 “.. O, on­lar­dan ağır­lık­la­rı­nı ve üzer­le­rin­de­ki zin­cir­le­ri kal­dı­rıp atar...” 150

Bu çe­şit ruh­sat­la­ra me­caz ola­rak bu ad ve­ri­lir. Çün­kü bu hü­küm­ler İslâm’da; ön­ce meşrû kı­lı­nıp da­ha son­ra kal­dı­rıl­mış de­ğil­dir. Bu yüz­den bun­la­ra gö­re amel et­mek ca­iz ol­maz.

İba­det ve mu­a­me­le ko­nu­la­rı­nı an­la­ma­da yar­dım­cı ola­bi­le­cek te­mel ba­zı te­rim­ler ve İslâmiyet hak­kın­da ge­nel ön bil­gi­ler üze­rin­de bu ka­dar dur­duk­tan son­ra, iba­de­tin ge­çer­li ol­ma­sı için işin özü­nü teş­kil eden inanç ve aki­de ko­nu­su­na ge­çe­bi­li­riz.