Fikih - 6. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
>VI - AZİMET VE RUHSAT
Azimet sözlükte; bir şeye kesin olarak yönelmek ve niyetlenmek demektir. Terim olarak azimet; Yüce Allah’ın, mükelleflerin hepsi için bütün durumlarda bağlayıcı olmak üzere ilkten koyduğu hükümleri ifade eder. Namaz, oruç, hacc ve benzeri dinî vecibeler bu niteliktedir. Haksız yere öldürme, şarap içme, ölü hayvan eti ve domuz eti gibi haramlık hükümleri de birer azimet hükmüdür.
Ruhsat, sözlükte kolaylık demektir. Terim olarak ruhsat; Allah’ın kulların özür ve ihtiyaçlarına binaen koyduğu geçici hükümler, anlamına gelir. Şu halde azimet, genel ve temel hükmü, ruhsat ise istisnaî hükmü ifade eder. Azimette genel ve normal durum, ruhsatta ise, özür, ihtiyaç ve zaruret durumu söz konusudur. Ruhsat dört kısma ayrılır:
1. Haramı işleme ruhsatı:
Zaruret veya zaruret derecesine varan ihtiyaç halinde haram bir fiil mübah hale dönüşebilir. Öldürülme veya bir organını kaybetme tehdidi altında, kalbi imanla dolu olan kimsenin küfür kelimesini söylemesi mübah olur. Bu ruhsatı Allahü Teâlâ zorlanan kimseye tanımıştır.145
Müşrikler Ammar b. Yasir’e (ö.34/657) işkence etmişler, Hz. Peygamber’e (s.a.s) hakaret edip, kendi ilâhlarını övmedikçe de bırakmamışlardı. Ammar (r.a) durumu Allah elçisine iletip, kalbinin imanla dolu olduğunu bildirince, Rasulullah (s.a.s); “Tekrar işkence ederlerse, sen de aynı şeyi yap”146 buyurdu.
2. Vacibi terketme ruhsatı:
Farz ve vacibin edasında ek bir meşakkat bulunduğu zaman, bazan mükellef bunu yapmayabilir. Meselâ; Ramazan ayında yolcu ve hasta olan yükümlünün oruç tutmaması mübahtır. Bunu daha sonra kaza eder. Burada azimete göre amel etmek, ruhsatı kullanmaktan daha üstündür. Çünkü ruhsatı bildiren ayetin devamında, “(Güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.” 147 buyurulur.
3. Genel kurala aykırı bazı hukukî muameleleri yapabilme ruhsatı.
Akit sırasında mevcut olmayan bir şeyin satımı niteliğinde olan selem (para peşin mal veresiye) akdi ile istisna (sanatkara üretim için sipariş verme) akdi buna örnek verilebilir. İnsanların ihtiyaçları sebebiyle bu iki çeşit muameleye hadisle ve yaygın örfle ruhsat verilmiştir. Burada ruhsata göre davranılması da ruhsatın terkedilmesi de caizdir.
4. Önceki semavi dinlerdeki ağır hükümleri kaldıran ruhsat:
Önceki dinlerde mevcut olan bazı ağır hükümler Muhammed (s.a.s)’in ümmetinden kaldırılmış ve onlara kolaylık getirilmiştir. Günahtan tevbe edecek kimsenin kendini öldürmesi, namazın ibadete ayrılmış yerin dışında geçerli olmaması, ganimetlerin haram olması gibi hükümler önceki dinlerde mevcut iken İslâm’da kaldırılmıştır.148
Daha önceki dinlerde bu gibi ağır hükümlerin bulunduğuna şu ayetler delâlet etmektedir: “Ey Rabbimiz, bizden önceki ümmetlere yüklediğin gibi üzerimize ağır bir yük yükleme” 149 “.. O, onlardan ağırlıklarını ve üzerlerindeki zincirleri kaldırıp atar...” 150
Bu çeşit ruhsatlara mecaz olarak bu ad verilir. Çünkü bu hükümler İslâm’da; önce meşrû kılınıp daha sonra kaldırılmış değildir. Bu yüzden bunlara göre amel etmek caiz olmaz.
İbadet ve muamele konularını anlamada yardımcı olabilecek temel bazı terimler ve İslâmiyet hakkında genel ön bilgiler üzerinde bu kadar durduktan sonra, ibadetin geçerli olması için işin özünü teşkil eden inanç ve akide konusuna geçebiliriz.
İslami Okul Okulların En Önemlisi