Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

İman ve Otuz İki Farz - Fıkıh - Ilmihalhilmidonduren - 8. Sayfa

 

II- İMAN VE OTUZ İKİ FARZ

 

   Ya­pıl­ma­sı di­nen ke­sin ola­rak em­re­di­len iş­le­re “farz” de­nir. Farz­lar; sübûtu ve delâleti ke­sin olan âyet, mütevâtir ve­ya meş­hur ha­dis ya­hud icmâ de­lil­le­riy­le sa­bit olur. Far­zı yap­mak se­va­bı, ter­ket­mek ise ce­za­yı ve aza­bı ge­rek­ti­rir. Bu çe­şit emir­le­ri inkâr eden din­den çı­kar. İman, te­miz­lik ve ibâdet ko­nu­la­rın­da her er­gin ve akıl­lı müs­lü­ma­nın ye­ri­ne ge­tir­mek zo­run­da ol­du­ğu farz­la­rın sa­yı­sı otuz iki ola­rak meş­hur ol­muş­tur. An­cak İslâm’ın bü­tün emir­le­ri bun­lar­dan iba­ret ol­ma­yıp, medenî hu­kuk, borç­lar, ce­za hu­ku­ku ve ben­ze­ri alan­lar­la il­gi­li uyul­ma­sı ge­re­ken baş­ka emir­ler de var­dır.

Otuz iki farz iman, İslâm, ab­dest, gu­sül, te­yem­müm ve na­maz ko­nu­la­rı­na ait rü­kün, şart ve ana esas­la­rı kap­sa­mı­na alır. Bun­la­rı ye­di mad­de al­tın­da top­lu­ca ve­re­ce­ğiz. Da­ha son­ra­ki bö­lüm­ler­de ay­nı ko­nu­lar­da da­yan­dı­ğı de­lil, rü­kün, şart, sün­net ve di­ğer ba­kım­lar­dan ay­rın­tı­lı ola­rak in­ce­le­ne­cek­tir.

 

   A - İmânın Şart­la­rı:

Al­tı ta­ne olup, Hz. Ömer’in (ö.23/643) rivâyet et­ti­ği Cibrîl (a.s) ha­di­sin­de şöy­le bil­di­ril­miş­tir: “İmân; Al­lah’a, O’nun me­lek­le­ri­ne, ki­tap­la­rı­na, pey­gam­ber­le­ri­ne, âhiret gü­nü­ne, ha­yır ve şer­riy­le ka­de­re inan­mak­tır.”44

 

   B - İslâm’ın Şart­la­rı:

Beş ta­ne olup, bir ha­dis-i şe­rif­te şöy­le ifa­de edil­miş­tir: “İslâm beş şey üze­ri­ne ku­rul­muş­tur: Al­lah’tan baş­ka ilâh ol­ma­dı­ğı­na, Hz. Mu­ham­med’in Al­lah’ın ku­lu ve el­çi­si ol­du­ğu­na şehâdet et­mek, na­maz kıl­mak, zekât ver­mek, Kâ’be’yi hac­cet­mek ve Ra­ma­zan oru­cu­nu tut­mak.”45

İma­nın şart­la­rı kalb­te giz­li ola­rak ka­la­bi­len akîde esas­la­rı­dır. İslâm’ın şart­la­rı ise, dı­şa yö­ne­lik ola­rak; be­den­le ve­ya mal har­ca­mak sûretiyle ya­hut da top­lum ha­lin­de ya­şan­ma­sı ge­re­ken esas­lar­dır. Bu­ra­da İslâm, ima­nın iba­det­ler­le dı­şa yan­sı­ma­sı ve müs­lü­man­lı­ğın top­lu­ma ilânı özel­li­ği­ni ta­şı­mak­ta­dır.

   C - Ab­des­tin Farz­la­rı:

Dört ta­ne olup, üç or­ga­nı su ile yı­ka­mak ve ba­şı mes­het­mek­ten iba­ret bir te­miz­len­me şek­li­dir. Na­maz kıl­ma, Kur’an-ı Ke­rim’e el sür­me ve Kâbe-i Mu­az­za­ma’yı ta­vaf et­me gi­bi iba­det­ler­de ab­dest­li bu­lun­mak bir ön şart­tır. Al­la­hü Teâlâ şöy­le bu­yu­rur:

"Ey iman eden­ler na­maz kıl­mak is­te­di­ği­niz va­kit; yüz­le­ri­ni­zi, dir­sek­le­re ka­dar el­le­ri­ni­zi yı­ka­yın, baş­la­rı­nı­zı mes­he­din ve to­puk­la­ra ka­dar ayak­la­rı­nı­zı da yı­ka­yın.”46

 

   D - Gus­lün Farz­la­rı:

Cü­nü­bün, ha­yız ve ni­fa­sı ke­si­le­nin boy ab­des­ti al­ma­sı farz­dır. Gus­lün farz­la­rı üç­tür: Ağ­zı yı­ka­mak, bur­nu yı­ka­mak ve bü­tün be­de­ni ku­ru bir yer kal­ma­ya­cak şe­kil­de yı­ka­mak­tır. Yü­ce Al­lah şöy­le bu­yu­rur: “Eğer siz cü­nüp ise­niz, ter­te­miz yı­ka­nı­nız”47

 

   E -Te­yem­mü­mün Farz­la­rı:

Su bu­lun­ma­dı­ğı ve­ya bu­lu­nup da, kul­lan­ma imkânı ol­ma­dı­ğı za­man, ab­dest ni­ye­tiy­le el­le­ri top­ra­ğa vu­rup sil­ke­le­dik­ten son­ra, yü­zü ve dir­sek­le­re ka­dar el­le­ri mes­het­me­ye “te­yem­müm ab­des­ti” de­nir. Te­yem­müm; ab­dest ve gu­sül ye­ri­ne ge­çer. Kur’an-ı Ke­rim’de şöy­le bu­yu­ru­lur: Su bu­la­ma­dı­ğı­nız tak­dir­de te­miz top­ra­ğa te­yem­müm edi­niz.”48 Te­yem­mü­mün far­zı iki­dir. Bun­lar, ni­yet ve iki de­fa top­ra­ğa el­le­ri­ni vu­ruş ve yüz­le kol­la­rı mes­het­mek­tir.

 

   F - Na­ma­zın Şart­la­rı:

Na­ma­zın dı­şın­da ka­lan, fa­kat na­maz kı­la­bil­mek için mut­la­ka ya­pıl­ma­sı ge­re­ken şe­ye ”na­ma­zın şar­tı” de­nir. Na­ma­zın şart­la­rı al­tı ta­ne olup şun­lar­dır:

1) Ha­des­ten te­miz­len­mek: Ab­dest­siz­lik, cü­nüp­lük, âdet ve­ya lo­hu­sa ha­lin­de bu­lun­ma­ya ”ha­des” de­nir. Ab­dest ve­ya boy ab­des­ti al­mak su­re­tiy­le ha­des­ten te­miz­len­me mey­da­na gel­miş olur.49

2) Necâsetten te­miz­len­mek: Be­den­de, el­bi­se­de ve­ya na­maz kı­lı­na­cak yer­de bu­lu­nan pis­li­ği te­miz­le­mek ge­re­kir. Bu te­miz­lik, na­ma­zın ge­çer­li ol­ma­sı için bir ön şart­tır.50

3) Set­ru’l-Av­ret: Ba­kıl­ma­sı ha­ram olan, yer­le­ri ört­mek de­mek­tir. Av­ret yer­le­ri; er­kek­te gö­bek­le diz ka­pa­ğı ara­sı, ka­dın­da ise el, yüz ve ayak­lar dı­şın­da bü­tün be­den­dir.51

4) İs­tik­bal-i Kıb­le: Na­maz­da kıb­le­ye doğ­ru dön­mek de­mek­tir. Al­la­hü Teâlâ şöy­le bu­yu­rur: “Yü­zü­nü Mes­cid-i Ha­ram ta­ra­fı­na çe­vir. Siz de ol­du­ğu­nuz yer­de yü­zü­nü­zü onun ta­ra­fı­na dön­dü­rü­nüz.”52

5) Va­kit: Va­kit gir­me­den na­maz farz ol­maz. Farz na­maz­la­rın va­kit­le­ri bir ha­dis­te şöy­le be­lir­len­miş­tir: “Sa­bah na­ma­zı­nın vak­ti, ufuk­ta gü­ne­şin ke­na­rı­nın be­lir­me­sin­den he­men ön­ce­si­ne ka­dar­dır. Öğ­le na­ma­zı­nın vak­ti, gü­ne­şin gök yü­zü­nün or­ta­sın­dan sa­ğa kay­ma­sın­dan iti­ba­ren baş­lar, ikin­di olun­ca­ya ka­dar sü­rer. İkin­di­nin vak­ti, gü­neş sa­ra­rıp çem­be­ri ta­ma­men ufuk­ta gö­rün­mez olun­ca­ya ka­dar­dır. Ak­şa­mın vak­ti, gü­ne­şin bat­ma­sın­dan, şa­fa­ğın kay­bol­ma­sı­na ka­dar sü­rer. Yat­sı­nın vak­ti de ge­ce ya­rı­sı­na (baş­ka bir ri­va­yet­te) tan ye­ri ağa­rın­ca­ya ka­dar­dır.”53

Vi­tir na­ma­zı da yat­sı na­ma­zı­nın vak­ti için­de ve bu na­maz­dan son­ra kı­lı­nır.”54

   6) Ni­yet: Bir na­maz vak­ti için­de, farz na­maz cin­sin­den, baş­ka na­maz­la da kı­lı­na­bil­di­ği için, kı­lı­na­cak na­maz çe­şi­di­nin be­lir­len­me­si ge­re­kir. İş­te, han­gi na­ma­zı kı­la­ca­ğı­nı be­lir­le­yip ni­yet et­mek na­ma­zın şart­la­rın­dan­dır.55 Hz. Ömer’in nak­let­ti­ği “Amel­ler ni­yet­le­re gö­re­dir” hadisi56, ni­yet ko­nu­sun­da ge­nel ku­ra­lı be­lir­le­mek­te­dir.

 

   G - Na­ma­zın Rü­kün­le­ri:

Na­ma­zın ge­çer­li ol­ma­sı için ya­pıl­ma­sı ge­re­ken ve na­ma­zı oluş­tu­ran ana un­sur­la­ra ”rü­kün” de­nir. Bun­lar al­tı ta­ne olup şun­lar­dır:

1) İf­ti­tah tek­bi­ri: Na­ma­za baş­la­ma tek­bi­ri olup, bu­na tahrîme de de­nir. Kur’an-ı Ke­rim’de şöy­le bu­yu­ru­lur: “Rab­bi­nin adı­nı anıp na­maz kı­lan, arı­nan kur­tu­lu­şa er­miş­tir.”57 “Kalk in­san­la­rı uyar, Rab­bi­ni yü­celt”58

2) Kı­yam: Farz ve­ya va­cip na­maz­lar­da ayak­ta dur­mak farz­dır. Ayet­te şöy­le bu­yu­ru­lur: “Gö­nül­den bo­yun eğe­rek Al­lah’ın hu­zu­run­da ayak­ta du­run”59 Hz. Pey­gam­ber de na­ma­zı ta­rif et­ti­ği bir sahabîye; “Na­ma­zı ayak­ta kıl”60 bu­yur­muş­tur.

3) Kı­ra­at: Farz na­maz­la­rın iki rek’atin­de, vi­tir ve nâfile na­maz­la­rın bü­tün rek’at­le­rin­de bir ayet ol­sun Kur’an oku­mak farz­dır. Ayet­te; “O hal­de, Kur’an’dan ko­la­yı­nı­za ge­le­ni oku­yun”61 bu­yu­ru­lur. Hz. Pey­gam­ber (s.a.s) bir sahabîye na­ma­zı ta­rif eder­ken; “... Son­ra Kur’an-ı Ke­rim’den ko­la­yı­na ge­len ye­ri oku.”62 bu­yur­muş­tur.

4) Rukû’: Na­maz­da el­le­rin diz­le­re er­me­siy­le, sırt ve baş ay­nı se­vi­ye­de ola­cak şe­kil­de eğil­mek­tir. Ayet­te şöy­le bu­yu­ru­lur: “Ey iman eden­ler! Rukû edin, sec­de edin, Rab­bi­ni­ze kul­luk edin.”63 Ha­dis­te de şöy­le bu­yu­rul­muş­tur: “... Son­ra vü­cu­dun sükûnet bu­la­cak şe­kil­de rukû yap.”64

5) Sücûd: Sec­de et­mek de­mek­tir. Kur’an-ı Ke­rim’de; “Ey iman eden­ler! Rukû edin, sec­de edin”65 bu­yu­ru­lur.

6) Ka­de-i Ahi­re: Son otu­ruş de­mek­tir. Na­ma­zın so­nun­da “et-Te­hiy­yat”ı oku­ya­cak ka­dar otur­mak farz­dır. Şu aye­tin ge­nel an­la­mı bu­na de­lil­dir: “On­lar ayak­ta iken, otu­rur­ken, yan­la­rı üze­re ya­tar­ken Al­lah’ı zik­re­der­ler”66 Hz. Pey­gam­ber, Ab­dul­lah b. Mes’ûd’a na­ma­zı ta­rif eder­ken; “Sen ‘Tehıyyât’ı oku­du­ğun ve­ya son otu­ru­şu yap­tı­ğın za­man na­ma­zın ta­mam ol­muş­tur.”67 bu­yur­muş­tur.

Otuz iki far­zı bu şe­kil­de top­lu­ca ve kı­sa ola­rak ver­dik­ten son­ra, aşa­ğı­da iman esas­la­rın­dan baş­la­mak üze­re açık­la­ya­ca­ğız. İmkân ol­du­ğu öl­çü­de hü­küm­le­rin da­yan­dı­ğı de­lil­le­ri ve kay­nak­la­rı­nı da ver­me­ğe ça­lı­şa­ca­ğız.