Fikih - 15. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
ÜÇÜNCÜ KISIM
İBADETE HAZIRLIK
l İslâmda Temizlik
l Abdest ve Abdestle ilgili Mes'eleler
l Boy Abdesti (Gusül)
l Teyemmüm
l Kadınlara Mahsus Haller
İSLÂM’DA TEMİZLİK
I- Temizlik ve Kapsamı:
İslâm dini temizliğe büyük önem vermiş, Yüce Allah’ın huzuruna çıkmak için beden, elbise ve namaz kılınacak yerle, kalbin temizliğini emretmiştir. Kur’an-ı Kerîm’de, temizliğe dikkat edenler övülmüş ve Allah’ın sevgisine lâyık oldukları belirtilmiştir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Şüphesiz, Allah çok tevbe edenleri ve temizlenenleri sever.”1 Temizlikleri ümmete örnek gösterilen Kuba halkı hakkında Yüce Allah şöyle buyurur: “Orada, temizlenmeyi seven kimseler vardır. Şüphesiz Allah temizlenenleri sever.”2 Dış temizlik yanında, kalb ve iç temizliği daha da önemlidir. Çünkü dışı süslenmiş, fakat iç âlemi kir ve pislikler içinde bulunan kimse imanın gerçeğine ulaşamaz. Allah Teâlâ kurtuluşa erenlerin ilk sıfatının temizlenme olduğunu şöyle açıklar: “Şüphesiz, iyi temizlenen ve Rabbinin adını zikredip de namaz kılan kimse umduğuna ermiştir.”3 Yine Kur’an-ı Kerîm’de elbise4 ve ibadet yeri5 temizliğine dikkat çekilmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.s.) temizliğin önemini şöyle belirtmiştir: “Temizlik imanın yarısıdır.”6 “Allah temizdir, temizliği sever.”7
Yukarıdaki âyet ve hadislerden yalnız bol su dökerek sabun ve deterjanla bedenin dışını temizlemeyi, buna karşılık bedenin iç dünyasının, mânevî kir ve çirkinliklerle dolu olarak bırakılabileceğini anlamak doğru değildir. Bu yüzden İslâm bilginleri temizliği dört dereceye ayırarak şu şekilde tasnif etmişlerdir:
a) Bedenin, elbisenin ve namaz kılınacak yerin pislikten temizlenmesi. Abdestsizliğin giderilmesi ve bedenin tırnak, koltuk ve kasık kılları, sünnet olmak gibi fazlalıklarının temizlenmesi bu gruba girer.
b) Bedenin uzuvlarının gıybet, yalan, haram yemek, hıyânet etmek ve benzeri günahlardan temizlenmesi. Bu, zâhid ve takvâ sahiplerinin iman ve temizlenme şeklidir.
c) Kalbin dışının; hased, ucub, kibir, riya, hırs, düşmanlık, gösteriş ve buna benzer kötü hastalıklardan temizlenmesi. Bu çirkin hasletler ortadan kalkınca tevazu, kanaat, tevbe, sabır, korku, ümid, sevgi ve benzeri güzel sıfatlar bunların yerini alır. Bu da takvâ sahiplerinin iman derecesidir.
d) Kalbin özünün Allah Teâlâ’dan başka her şeyden temizlenmesi. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah de, sonra onları kendi oyunlarıyla başbaşa bırak.”8 Bunun anlamı şudur; eğer kalb Allah Teâlâ’dan başkalarından boşaltılırsa, yalnız Yüce Allah ile meşgul olur. Bu da “Lâ ilâhe illâllah (Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur)” tevhîd kelimesi ile kalbin uyum sağlamasıdır. Allah ile, O’nun dışındaki şeylerin (mâsivâ) aynı anda bir kalbte bulunması mümkün olmaz. Çünkü Cenâb-ı Hak, bir insanın göğsünde iki kalb birden yaratmamıştır.9 Bu sonuncusu, peygamberlerin ve sıddîkların iman derecesidir. Allah Teâlâ’dan başka şeylerden temizlenmek ve arınmak imanın yarısıdır. İşte böyle bir maddî ve mânevî temizlenmeyle Allah’ın huzuruna duran mü’minin namazı onun mi’racı olur ve onu her türlü fuhşiyattan, haram ve mekruh şeylerden uzaklaştırır10, insanın çevresinde mânevî bir zırh oluşturur ve imanını, nefis ve toplumdan gelebilecek zararlara karşı korur.
Bu duruma göre taharet ve eş anlamlısı nezafet üç türlü temizlenmeyi kapsamına almaktadır.:
a) Beden, elbise ve yerin kir ve pislikten temizlenmesi. Buna habesten veya necâsetten taharet denir.
b) Abdestsizliğin giderilmesi. Buna hadesten taharet denir. Boy abdesti, namaz abdesti ve bu ikisi mümkün olmazsa, bunların yerine geçmek üzere teyemmüm, hadesten temizlenmenin yollarıdır.
c) Kalbin gurur, kibir, ucub, kin, hased, kıskançlık gibi mânevî kirlerden temizlenmesi ve bunun yerine iman, ihlâs, takva ve güzel ahlâkla süslenmesidir.
II- Temizliğin Farz Oluşu:
Belirli ibadetleri yapabilmek için bedenin, giysilerin ve ibadet yerinin pisliklerden temizlenmesi farzdır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Elbiseni temiz tut”11 “Evimi ziyaret edenler, kendini ibadete verenler, rukû ve secde edenler için temiz tutun diye, İbrahim ve İsmail’e ahd verdik.”12 Giysilerin ve yerin temizlenmesi gerekince bedenin temizliği öncelikle gerekli olur.
Namaz kendisine farz olanlara maddî ve mânevî temizlik de farz olur. Bunun için gerekli şartlar şunlardır.:
1) Müslüman olmak: Münkirlere temizlik farz değildir. Hanefîlere göre, temelde imanları bulunmadığı için onlar dinin fürûuna muhatap değildirler. Âhırette yalnız iman etmemelerinin cezasını görürler. Çoğu fakihlere göre ise, dünyada fer’î ibadetlere de muhataptırlar. Münkirin kılacağı namaz sahih olmadığı gibi, mürteddin yeniden İslâm’a dönünceye kadar kılamadığı namazları kaza etmesi gerekmez. Yalnız Şâfiîler, kaza etmesi gerektiğini söylerler.
2) Akıllı olmak: Akıl hastası veya baygın olana taharet farz olmaz. Yükümlülük iyileştikleri andan itibaren başlar. Sarhoştan ise taharet yükümlülüğü düşmez.
3) Erginlik çağına girmek: Çocuğa taharet farz değildir. Ancak yedi yaşına girince namazla birlikte temizlik de emredilir. On yaşına girince temizliği ve namazı terkederse tedib edilir.
4) Hayız ve nifas kanının kesilmesi
5) İbadet vaktinin girmesi
6) Uyku hâlinin bulunmaması
7) Unutma hâlinin olmaması. Uyku ve unutma temizlik ve ibâdetin geri kalmasında özür sayılır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kim uyur veya unutur ve bu yüzden namazı kılmamış olursa, onu hatırlayınca kılsın.”13
8) Zorlama altında bulunmaması. Resûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz Allah, ümmetimden hatâ, unutma ve yapmaya zorlandıkları şeyin hükmünü kaldırmıştır.”14
9) Su veya temiz toprağın bulunması. Temizliğin su ile yapılması asıldır. Ancak su bulunamayan veya bulunup da kullanılamayan durumlarda, pisliğin başka yollarla giderilmesi ve teyemmüm abdesti alınması yoluna gidilir.
III- Temizleme Yolları
Temiz olmayan şeyleri temizlemek için, durumlarına göre çeşitli yollar vardır. Su ile yıkamak, kaynatmak, silmek, ovalamak ve kazımak gibi. Aşağıda bu temizleme şekillerini kısaca açıklayacağız:
1) Su ile yıkamak:
Su, hem pisliği temizleme ve hem de abdest ve gusülde kullanılma bakımından asıl temizleyicidir. Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Sizi temizlemek için Allah gökten su indiriyor.”15 “Biz gökten, temizleyici su indirdik.”16
Temizlik için kullanılacak su; yağmur, kar, nehir, deniz, kuyu, pınar ve sel sularının toplandığı gölet suları olabilir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Su temizdir. Onu; rengini, tadını veya kokusunu değiştirmesi dışında hiçbir şey kirletmez.”17
2) Temiz sıvılar:
Gül ve çiçek suyu; sirke, ağaç suyu, limon, portakal ve nar gibi meyve suları; içinde nohut, mercimek ve fasulye gibi şeyler ıslatılmış olan sular ile elbise veya bedendeki pisliğin giderilmesi mümkün ve caizdir. Bu görüş, Ebû Hanîfe ile Ebû Yûsuf’a âittir. Fetvâ’ya esas olan da bu görüştür. Ancak bu gibi sıvılarla abdest alınmaz veya gusül yapılmaz. Bu konuda görüş birliği vardır.
Bal, eritilmiş tereyağ, süt, et suyu ve benzeri sıkılmamış olan sıvılarla ne abdest alınabilir ve ne de temizlik yapılabilir.
İçine sabun, toprak, deterjan gibi maddeler karışmış olan sular, karışım az olduğu takdirde temizleyicidir. Abdest ve gusülde kullanılan sular temizdir, fakat temizleyici değildir. Bunlara “müsta’mel (kullanılmış) su” denir. Bunlarla pislik temizlenebilir, fakat abdest, ya da gusül abdesti alınamaz.18 Ancak içine pislik karışan veya kendisiyle pislik yıkanan kullanılmış sular temiz olmaktan çıkar.
3) Silmek yolu ile temizleme:
Bıçak, cam, cilâlı tahta, fayans, mermer veya sini gibi şeyler yaş veya kuru bir necisle kirlenince, yaş bir bez veya sünger yahut toprak ya da deterjanlı ıslak bezle, necisin izi kalmadığına galip zan meydana gelecek şekilde silinirse temizlenmiş olur. Meselâ; kurban kesilen bıçak temiz bir bezle veya toprakla tam olarak silinince temiz olur ve böyle bıçak üzerinde iken kılınacak namaz sahih olur. Çünkü ashab-ı kirâm düşmanla çarpışıyor, kılıçlarını silerek, bunlar üzerlerinde iken namaz kılıyorlardı.
4) Ateşe sokmak yolu ile temizleme:
Ateşe dayanıklı maden parçası üzerindeki kan vb necis şeyler, madenin ateşe sokulması ile yanıp yok olunca temiz hale gelir. Üzerinde et pişirilecek ızgara temiz değilse, ateşe sokulup yakılmakla temizlenir.
5) Kazımak, ovmak ve silmek yolu ile temizleme:
Mest ve ayakkabı gibi necaseti emmeyen şeylere, hayvan tersi gibi görünür bir necaset dokunsa, bunlar su ile temizleneceği gibi, bıçak gibi bir şeyle kazıyarak veya yere sürterek de temizlenebilir. Ancak mest veya ayakkabıya sidik gibi görünmeyen bir pislik dokunursa bu kısmın yıkanması gerekir. Nitekim, elbiseye veya bedene dokunan necaseti de kazımak veya toprağa sürtmek yeterli değildir.
İnsanların kurumuş olan menileri ovalamakla temizlenebilir. Ancak yaş olan meninin su ile yıkanması gereklidir. Diğer yandan, kuru bir meni ovalamakla temizlendikten sonra, bu elbise ile namaz kılınabilirse de, yeri yeniden ıslanırsa, sağlam görüşe göre pislik yeniden döner. Bu nedenle yeniden kurutup ovalamak veya yıkamak gerekli olur.
Hz.Âişe (r. anhâ)’den şöyle dediği nakledilmiştir: “Kuru ise, Rasûlullah (s.a.s)’ın elbisesinden meniyi ovuyor, yaşsa yıkıyordum.”19
Hanefî ve Mâlikîler meniyi necis kabul ederken, Şâfiî ve Hanbelîler insan menîsini temiz sayarlar. Bu görüş ayrılığı, yukarıdaki hadisin farklı yorumu yanında, İbn Abbas (r.a.)’dan nakledilen şu söze dayanır: “Menîyi, ızhır (kokulu bir ot) veya bir bez parçası ile üzerinden sil, çünkü o, sümük ve tükürük gibidir.”20 Özellikle yoksulluk, soğuk ve yolculuk gibi darlık hallerinde bu geniş yorum imkânı müslümana kolaylık sağlar.
Donmuş yağ, pekmez ve benzeri şeylerin içine, pis bir şey düşse, bu madde çevresiyle birlikte oyulup çıkarılınca temizlenmiş olur. Hz. Peygamber’in eşi Meymûne (r. anhâ) şöyle demiştir: “Bir fare yağa düştü ve içinde öldü. Peygamber (s.a.s)’e soruldu: “Onu ve çevresini atın, yağı da yiyin” buyurdu”21
Eğer necâset sıvı haldeki yemek veya zeytin yağı içine düşmüşse, bunlar bir kap içinde üç defa üzerine su dökülüp çalkalandıktan sonra alınmakla temizlenmiş olur. Hanefiler dışındaki çoğunluk bu gibi sıvıların artık temizlenemeyeceği görüşündedir.
Katı maddeler, necâseti içine sızdırmadığı sürece su ile temizlenir. Et, tavuk ve buğday gibi pişirilenlerden ise, çiğken yıkanarak temizlenir. Pislendikten sonra, pisliği ile beraber ateşte kaynatılmışsa, pislik içine geçeceği için artık temizlenemez. Bu yüzden hayvan başı veya işkembe yıkanıp temizlenmeden kaynatılacak olursa bir daha temizlenme imkânı bulunmaz. Yine usûlüne göre kesilmiş, fakat bağırsakları çıkarılmamış olduğu halde, tüylerini yolmak için kaynar suya atılmış tavuk ve benzeri kümes hayvanları, pis suyu içine almış olur ve artık temizlenmez. Bu nedenle, böyle bir hayvanı kestikten sonra üzerinde bulunan akar kanını ve içini çıkarıp yıkamalı, bundan sonra sıcak suya atmalıdır.
Diğer yandan içine temiz olmayan bir şey karışan, süt, pekmez, bal gibi sıvı şeyler temiz su ile üç defa asıl kendi miktarlarında kalıncaya kadar kaynatılmakla temiz olur. Çünkü bu durumda, o temiz olmayan şeyin niteliğinde bir değişikliğin meydana geldiği kabul edilir.
6) Yapı değişikliği yolu ile temizleme:
Temiz olmayan bir şeyin niteliği değişirse temiz hale gelir. Meselâ; bir domuz veya eşek bir tuzlaya düşerek tuz kesilse temizlenmiş olur. Yine, geyik kanının misk olması, içkinin kendiliğinden veya bir vasıta ile sirkeleşmesi, tezeğin yanarak kül olması, necis yağın sabun yapılması, lağım karışan çamurun kuruyup eserinin kaybolması, necâsetin toprağa gömülüp zamanla eserinin yok olması bunları temiz hale getirir.22
Diğer yandan murdar bir süt peynir yapılmakla veya pis bir buğday öğütülmekle yahut unundan ekmek yapılmakla, yine murdar bir susamdan yağı çıkarılmakla temiz olmaz. Çünkü bunlarda öze inen bir değişim söz konusu değildir.
7) Bazı tasarruflar yolu ile temizleme:
Harmanda döğülen buğday, arpa gibi bir şeyin belirsiz bir bölümü, hayvan sidiği ile kirlense, kirlenen kısma eşit veya daha fazla bir kısım herhangi bir şekilde elden çıkarılmış bulunsa, hem bu miktar, hem de geri kalan kısım temizlenmiş sayılır. Çünkü bu gıda maddesinin bütününde temizlik asıldır. Temiz olmayan kısmın ise hangi kısımda kaldığı şüphelidir. Burada asıl olan temizlik şüphe ile ortadan kalkmaz.
Yine görünmeyen bir necâset, bedenin veya elbisenin hangi kısmına dokunmuş olduğu unutulsa veya dokunduğu yer hakkında şüphe edilse, bedenin veya elbisenin zannınca uygun olan bir tarafı yıkanınca, her tarafı temizlenmiş sayılır. Ancak tamamını yıkamak ihtiyat bakımından daha uygundur. İlk görüş, yolculuk, soğuk ve yoksulluk yüzünden yedek elbise bulunmaması hallerinde kolaylık sağlar ve namazın vaktinde kılınmasına da yardımcı olur.
Üzerinde necâset ve menî bulunan kimse, bunun ne zaman bulaştığını belirleyemezse, necâsette son abdest bozduğu, menîde ise son uyku uyuduğu vakitten itibaren kıldığı namazları yeniden kılar.23
8) Boğazlama veya tabaklama yolu ile temizleme:
Domuz dışında herhangi bir hayvanın derisi, bu hayvanın meşrû şekilde kesilmesiyle temiz olur. Artık böyle bir derinin üzerinde namaz kılınabilir. Bu hayvan, eti yenen cinsten ise, eti de temiz olur. Fakat eti yenmeyen hayvanlardan ise, fetvâya esas olan görüşe göre, eti temiz sayılmaz. Bununla birlikte meşrû’ kesimle eti temiz olsa bile, yenilmesi câiz olmaz. Çünkü her temiz olanın mutlaka yenilmesi gerekmez.
Domuzdan başka murdar ölmüş herhangi bir hayvanın derisi tabaklanmakla temiz olur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Hangi deri tabaklanırsa temiz olur.”24 Rivayet edildiğine göre, Allah’ın elçisi Tebük Gazvesi’nde bir grup evin önünden geçiyordu. Onlardan su istedi. Bir kadın; “Ey Allah’ın Rasûlü, sadece ölmüş bir hayvan derisinden yapılmış bir kırbada su var” dedi. Rasûlullah (s.a.s) “Onu tabaklamamış mıydın?” dedi. “Evet tabaklamıştım.” deyince, “Tabaklanması temizlenmesidir” buyurdu.25
Tabaklama, hayvan leşindeki necâsetin sebebi olan rutûbeti ve akıcı kanı giderir; deriyi, necaseti temizlenmiş gibi yapar. Tabaklamada domuz derisinin istisna edilmesi bizatihi necis oluşundan, insan derisinin istisna edilmesi ise, insanın mükerrem oluşundandır.
9) Necis olmuş kuyunun suyunu boşaltma veya gereken kadar
su çıkararak kuyuyu temizleme:
Kuyuya düşen insan veya diğer bir hayvan çıkarıldıktan sonra gereken miktar suyu veya tamamını boşaltmakla kuyu temiz hale gelir. Küçük bir hayvanın kuyuya düşüp ölmesi halinde bütün suyu boşaltmak büyük zorluklar doğuracağı için, düşen canlının durumuna göre aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Kuyuya eti yenmeyen bir canlı düşmüşse, bu hayvan domuz gibi aynıyla necis ise bütün suyun boşaltılması gerekir. Hanefîlerde sağlam görüşe göre, köpek bizatihi necis değildir. Düşen şey bizatihi necis değilse, bakılır; insan olması halinde kuyu necis olmaz. Düşen eti yenmeyen yabanî yırtıcılar ve kuşlar cinsinden ise, sağlam görüşe göre, kuyu necis olur. Eşek veya katır düşmüşse, kuyunun suyu şüpheli hale gelir.
b) Kuyuya eti yenen bir hayvan düşer ve ölü olarak çıkarılırsa, kuyunun suyu necis olur. Şişmiş veya dağılmış olursa, kuyu suyunun tamamı çıkarılır. Şişip dağılmamışsa bunlar zâhiru’r-rivâye’de üç sınıfta incelenir: Fare, serçe veya bu büyüklükte bir hayvan düşüp ölmüş, fakat henüz şişmemişse yirmi veya otuz kova su çıkarılır. Kedi, tavuk, güvercin veya bu büyüklükte bir havyan düşüp ölse, daha şişmeden çıkarılsa, o kuyudan kırk kova veya elli kova su çıkarılır. Kuyuya düşüp ölen bir insanın üzerinde bir pislik olduğu biliniyorsa, su necis hâle gelir.
IV- Temiz Sayılan Şeyler:
İslâm’da prensip olarak bütün yeryüzü, madenler, sular, otlar, ağaçlar, çiçekler, meyveler ve domuz dışında bütün hayvanların dış bedenleri, dışarıdan temiz olmayan bir şey dokunmadıkça temiz sayılır. Diri köpeğin, filin tüyleri, derileri temizdir. Bunlara dokunan su da temiz sayılır.
Usûlüne göre kesilmiş hayvanların derileri, ciğer, yürek,dalak, kan ve etleri içinde kalıp akmayan kanları temizdir. Bit, pire, tahta kurusu gibi küçük haşeratın kanları da böyledir. Ancak domuz, usulüne göre kesilmekle de temiz hale gelmez.
Su içinde yaşayıp su içinde ölen balık ve diğer hayvanlar temizdir. Ancak bu hayvanlardan balık dışındakilerin etinin yenilmesi Hanefîlere göre caiz değildir.
Domuz dışındaki hayvanların, içine kan nüfuz etmeyen parçaları, ölümleri halinde de pis olmuş olmaz. Bu yüzden; boynuz, tırnak, yağlı olmayan kemikler, kırpılmış olan kıllar, tüy, tabaklanmış deriler temizdir. İnsanın kesilen saçları, kemiği ve dişleri de böyledir.
Canlının gözyaşı, teri, tükrüğü, sümüğü pislik ve temizlik yönünden bu canlının artık suyunun hükmüne bağlıdır. Artığı temizse bunlar da temizdir. Katır ve eşeğin salyası temiz, yırtıcı kuşların ve evlerde yaşayan fare, yılan, akrep ve kedi gibi hayvanların salyaları mekruh; domuz, köpek ve diğer vahşî hayvanların salya ve artıkları ise necistir. İnsanın salyası temizdir. Ancak içki içtiği takdirde ağzını temizlemedikçe artığı ve salyası temiz sayılmaz.
Güvercin ve serçe gibi eti yenen ve havada pisleyen kuşların tersi temizdir. İnsanların Mescid-i Haram veya başka mescid çevresinde güvercin beslemeyi alışkanlık haline getirmesi ve İbn Ömer’in; bir güvercin üzerine terslediği zaman, onu silip namaz kılması bunların terslerinin necis sayılmadığını gösterir.
Doğan, şahin ve baykuş gibi eti yenmeyenlerin tersi ise Ebû Hanîfe ve Ebû Yûsuf’a göre zarûret sebebiyle temizdir. Çünkü bunlar havada terslerler, elbise ve kapları bunlardan korumak güçtür.
Kesimden sonra damarlarda kalan kan temizdir, necis değildir. Bu yüzden etle birlikte yenilmesi câizdir. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de haram olan kanın “akmış kan” olduğu belirtilmiştir.26
Ev kedilerinin ve farelerinin sidiği kaplardaki suyu temizlikten çıkarır. Elbiselere az miktarda dokunmuşsa bundan kaçınmak güç olduğu için bu bağışlanmıştır.
Yollardaki çamurdan elbiseye sıçrayanlar, kaçınmak güç olduğu için affedilmiştir. Namaza zarar vermez. Yeter ki, açık pislik olduğu bilinmesin.
Cenaze yıkantısı temizdir. Yeter ki, bir pislik yıkandığı görülmesin. Aksi halde yıkantısı da necis olur. Ancak cenaze yıkayanın üzerine dokunan sıçrantılar kaçınmanın güçlüğü nedeniyle bağışlanmıştır.27
V- Temiz Sayılmayan Şeyler:
Maddeleri bakımından şer’an temiz sayılmayan şeyler, namazın sıhhatine engel olacak miktarları bakımından galîz ve hafif olmak üzere ikiye ayrılır. Galîz sayılan; eğer katı ise, yaklaşık dört gram ağırlığındaki, sıvı ise, avuç içinden fazla bir alanı kaplayacak miktarı elbisede veya namaz için ayağın basıldığı yerde bulununca namaza engel olur. Hafif necasette ise, bunun bulaştığı bedenin veya elbisenin dörtte birinden az miktarı namaza mâni olmaz.
Galîz olan necasetler şunlardır:
1) İnsandan çıkan veya ondan kopup ayrılan şeylerden; sidik, ters, menî, küçük su döktükten sonra cinsel organdan gelebilen kalın ve beyaz renkli “vediy” denilen sıvı, sevişme veya karşı cinsi düşünme sırasında yine cinsel organdan gelebilen beyaz renkli yapışkan “meziy” denilen sıvı, ağız dolusu kusuntular, herhangi bir uzuvdan çıkıp akan kanlar, bedenden kesilip düşen et ve deri parçaları. Kadınların âdet, lohusalık veya özürlü zamanlarında gelen kanlar da bu niteliktedir.
2) Eti yenmeyen hayvanların sidikleri, ağızlarının salyaları, kuşların dışındakilerin tersleri ve bütün hayvanların akan kanları.
3) Eti yenen hayvanlardan tavuk, kaz ve ördeklerin tersleri.
4) Boğazlanmadan kendi kendine ölen hayvan pistir. Bunların tabaklanmamış derileri de böyledir.
Mâlikîlere göre, murdar ölmüş hayvanın eti gibi, derisi, kemiği ve sinirleri de temiz değildir. Kıl, yün ve tüyleri ise temizdir. Şâfiîlere göre, ölü hayvanın kıl, tüy, yün ve tırnakları dahil, bütün cüzleri necistir.
5) Şarap. İçilmesi ve kullanılması haram olup, elbise veya beden üzerine dökülürse yıkanmadıkça temiz olmaz.28 Tercih edilen görüşe göre, sarhoşluk veren diğer sıvılar da şarap hükmündedir.
Şâfiîlere göre de, sarhoşluk veren bütün sıvılar az olsun çok olsun necistir.
Hafif sayılan ve temiz olmayan şeyler şunlardır:
1) Atların, katırların ve eşeklerin sidikleri ile; etleri yenen koyun, keçi, geyik veya karaca gibi evcil ya da yabanî hayvanların sidikleri ve bunların tersleri Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre hafif pisliktir. Fetvâya esas olan bu görüştür. Ebû Hanîfe’ye göre ise bunlar galîz çeşidine girer.
2) Etleri yenmeyen hayvanlardan doğan, atmaca, çaylak, kartal gibi havada tersleyen kuşların tersleri.
3) Her hayvanın “öd” denilen kesesi, bu hayvanın tersi hükmündedir.29
İslami Okul Okulların En Önemlisi