Fikih - 20. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
VIII- KADINLARA MAHSUS HALLER
Erkekler için söz konusu olmayıp, yalnız kadınlara mahsus bir takım özel haller vardır. Kadınların temizliğe bağlı bir takım ibadetleri yapabilmeleri ve karı-koca ilişkilerinde harama düşmemeleri için kendileriyle ilgili İslâm’ın bu özel hükümlerini öğrenmeleri gerekir. Bu haller; hayız (aybaşı, âdet görme), nifas (lohusalık) ve istihâza (özür kanı) olmak üzere üç türlüdür. Bu duruma göre, belli yaştaki bir kadının cinsel organından üç türlü kan gelebilir: a) Hayız kanı: Sağlıklı kadından belli yaşlar arasında gelir. b) Özür kanı: Kadının cinsel organından değil de çatlak bir damardan gelip, cinsel organ yolu ile akan kokusuz bir kandır. c) Lohusalık kanı: Doğumdan sonra belirli bir süre gelen kandır. Aşağıda bu üç hali açıklayacağız:
A - Aybaşı Hâli:
Kadınların aybaşı hallerine çok dikkat etmeleri gerekir. Çünkü temizliği gerektiren bazı ibadetlerin geçerli olması, boşanmada iddet ve nafaka gibi konuların tesbiti bu bilgilere dayanır.
Kadın âdet görmeye yaklaşık dokuz yaşlarında başlar ve elli beş yaşına kadar devam eder. Bu yaşların dışında cinsel organdan gelecek kan “özür kanı” sayılır. Âdet gören kadın artık ergin kabul edilerek, namaz, oruç, hacc gibi bütün şer’î emir ve yasaklara muhatap olur. Erkek çocuğun ihtilâm olması da aynı sonuçları doğurur. Âdet veya ihtilâm gecikirse, İslâm hukukçularının çoğunluğuna göre onbeş yaşın bitmesiyle her iki cins erginlik çağına girmiş sayılır.
Âdet görmenin üst sınırı için açık bir âyet veya hadis bulunmadığından İslâm fakihleri tecrübeye dayanarak değişik yaşlar belirlemişlerdir. Ebû Hanife’ye göre elli beş yaş olan bu sınır, Mâlikîlere göre yetmiş, Hanbelîlere göre ise elli yaştır. Şâfiîler ise aybaşı halinin ömür boyu devam edebileceğini, ancak çoğunlukla bunun altmış iki yaşında sona erdiğini belirtmekle yetinmişlerdir.165 Bununla birlikte Hanefîlere göre, nâdir de olsa elli beş yaşından sonra gelen kan, koyu kırmızı veya siyah renkte ise âdet kanıdır.
Ay başı haliyle ilgili çeşitli nass’lar vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey Muhammed, sana kadınların, hayız halinden sorarlar. De ki: O, kadına eziyet veren bir haldir. Hayız halindeyken kadınlardan uzaklaşın ve temizleninceye kadar da onlara yaklaşmayın. Temizlendikten sonra onlara Allah’ın emrettiği yerden yaklaşın.”166
Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Bu hayız, Allah’ın, Adem (a.s)’in kızlarına yazdığı bir şeydir”167 Âdet gören kadından tamamen uzak mı kalınacağını soranlara Rasûlullah (s.a.s) şöyle cevap vermiştir: “Cinsî münasebet dışındaki şeyler, normal zamanlardaki gibi yapılabilir.”168
Âdetli kadının temiz olmayan sadece adet kanıdır. Onun tükrüğü ve teri pis değildir. Pişirdiği yenir. Yemek, ya da su artığı temizdir. Hz. Âişe’den şöyle dediği nakledilmiştir: Ben âdetli iken Allah elçisi kendi isteği ile kucağıma yaslanır, Kur’an okurdu”169 “Âdetli iken, kemikli eti ısırır, sonra ona verirdim. Alır ve benim ısırdığım yerden ısırırdı. Yine âdetli iken su içtiğim kabı ona verirdim, alır ve ağzını benim ağzımı koyduğum yere koyar ve içerdi.”170
Hanefî ve Hanbelîlere göre gebe kadın âdet görmez. Mâlikîler ve son dönemdeki fetvasına göre İmam Şâfiî ise gebe kadının da bazan âdet görebileceğini söylemişlerdir. Onlar, hayızdan söz eden âyetin mutlak anlamı ile, âdetin kadının fıtratından olduğunu bildiren bazı haberlere dayanırlar.171
En uzun ve en kısa âdet süresi: Hanefîlere göre, hayızın en kısa süresi üç gün, üç gecedir. Bundan azı özür kanı sayılır. Ortası beş gün, en uzun süresi ise on gün on gecedir. On günü geçen kanamalar özür kabul edilir. En kısa ve en uzun süre arasında görülecek kanlar ise “hayız kanı” sayılır. Dayandıkları delil şu hadistir: “Bekâr veya dul kadın için en kısa hayız süresi üç gün, en uzun süresi ise, on göndür”172 Şâfiî ve Hanbelîlere göre, en kısa süre bir gün, bir gece; en uzun süre altı veya yedi gündür. Mâlikîler, en az süre için bir sınır belirlemezlerken, en uzun süreyi yeni âdet görmeye başlamış bir kadın için on beş gün olmak üzere takdir ederler.173
Kanın hayız süresince aralıksız olarak gelmesi şart değildir, arasıra kesilebilir. Meselâ; bir kadın dört gün kan görse de sonra iki gün kan kesilip, bundan sonra iki gün daha devam etse, bu sekiz günün tamamı âdet gününü teşkil etmiş olur.
İki âdet arasındaki temizlik hâline “tuhr” denir. Bunun süresi on beş günden az olamaz. Fakat bundan fazla olabilir. Aylarca, yıllarca da devam edebilir. Bu şekilde temizlik hali uzayıp giden kadına “mümteddüttuhr” denilir.
Mâlikî ve Hanbelîlere göre, bir hayız arasında kanın kesildiği günlere “temizlik günleri (yevmünneka)” denir ki, âdet gören, kadın bu günlerde temiz sayılır ve diğer temiz kadınların yapacaklarını yapar.
Bazı kadınların âdet günleri düzenlidir. Meselâ; her ay beş veya altı yahut dokuz gün âdet görürler. Bir âdet hali, bir defa ile belirli hale gelebilir. Meselâ; henüz adet görmeye başlayan bir kız, ilk defa olarak sekiz gün kan, bundan sonra yirmi iki gün temizlik görse, bu şekilde âdeti belirli hale gelmiş olur. Böyle bir kadın, rahatsızlığı sebebiyle ayrıca özür kanı görmeye başlasa, âdeti ve temizlik günleri her ay bu şekilde hesap edilir.
Bazı kadınlarda da hayız günleri düzensiz olabilir. Bunlar, meselâ; bir ay, beş; diğer ay da altı gün âdet görebilirler. Bu durumda, ihtiyatlı olanla amel etmek gerekir. Meselâ; böyle bir kadın, altıncı gün olunca yıkanır, namazlarını kılar ve Ramazan-ı şerife rastlamışsa orucunu tutar. Çünkü bu altıncı gündeki kanın özür kanı olması akla gelir. Fakat bu altıncı gün çıkmadıkça cinsel ilişkide bulunmaz. Boşanmışsa iddeti bitmiş sayılmaz. Çünkü bu altıncı gündeki kanın hayız kanı olması da muhtemeldir.
Bir aybaşı süresinin değişmiş sayılması için, en az iki defa başka bir sürede cereyan etmesi yeterlidir. Meselâ; bir kadın düzenli olarak her ay beş gün süreyle aybaşı hali görürken, bu süre daha sonra altı güne çıksa, artık bu yeni süreye tabi olur.
Düzenli süreyi aşan, fakat on günü geçmeyen kanlar aybaşı kanı sayılır. Bu durumda düzenli süre on güne dönüşmüş olur. Meselâ; her ay yedi gün kan gören kadın, daha sonra on gün kan görse, toplam on gün hayız hali sayılır. Bu takdirde âdeti yedi günden on güne çıkmış bulunur. Ancak, düzenli olarak görülen kandan sonra, on günden fazla süreyle kan görülmeye başlansa, düzenli süreye itibar edilir, fazlası özür kanı sayılır. Meselâ; daha önce ay hali düzenli olarak yedi gün süren bir kadın, daha sonra her ay on bir veya on iki gün kan görmeye başlasa, bunun düzenli olan yedi günü hayız, geri kalan, dört veya beş günü ise özür kanı kabul edilir.
Düzenli süreden önce görülmeye başlayan ve toplam on günü aşmayan kan da hayız kanı sayılır. On günü aşarsa düzenli süre kısmı hayız, önceki fazlalık özür kanıdır. Meselâ; her aybaşından itibaren beş gün âdet gören kadın, daha sonra düzenli süreden önce iki veya üç gün daha kan görmeye başlasa, bunların toplamı olan yedi veya sekiz gün hayız sayılır. Eğer toplam on günü aşarsa, düzenli süre olan yedi gün hayız, fazlalık günler ise özür kanı kabul edilir.
Aybaşı günleri içinde kanın kesilmesi:
Hayız hali devam ederken kimi zaman kan kesilir, sonra yine görülmeye başlayabilir. Kanın kesildiği süre içinde kadın temiz mi, yoksa hayızlı mı sayılacaktır?
Hanefî ve Şâfiîlere göre, hayız süresi içinde kanın görülmediği sürelerde de kadın, hayızlı kabul edilir. Meselâ; bir kadın bir gün kan görse, ikinci günde bir pamuk koyduğu halde kirlenmeyecek şekilde kan kesilmiş olsa ve üçüncü veya dördüncü gün yeniden kan görse, kadın bütün bu süre içinde hayızlı sayılır. Bu duruma göre, iki kan arası görülen temizlik, aybaşını bölen bir süre kabul edilmemiştir. Aksine, başında ve sonunda kanın görülmesi şartıyla, on günü aşmayan bu süre içinde kadın hayızlı sayılır.174
Sürekli olarak özür kanı gören kadının hayız süresi:
İlk defa hayız görmeye başlayan bir kızın âdeti sabit olmaksızın kanı kesilmeyip devam edecek olursa, her aydan on günü “hayız”, yirmi günü de”temizlik” günleri sayılır.
Düzenli âdet görmekte olan bir kadından, hastalık sebebiyle sürekli olarak kan gelmeye başlasa, düzenli âdet süresine karşılık olan günlerde hayızlı, bunun dışında temiz sayılır. Yine her ay on gün hayız; yirmi gün veya altı aydan daha az bir süre temizlik hali düzenli olan bir kadından daha sonra sürekli olarak kan gelecek olsa, her ayın ilk on günü hayız, diğer yirmi günü veya altı aydan az olan süre de temizlik sayılır. Ancak temizlik süresi altı ayı aşarsa, altı aydan bir saat eksik kabul edilir. Çünkü altı ay, gebelik süresinin alt sınırıdır.
Bir hastalık veya dikkatsizlik sonucu, âdet günlerini unutmuş olan bir kadına “mütehayyire” denir. Böyle bir kadında kan kesilmeksizin devam ederse, hayzı konusunda galip zannıyla amel eder. Galip zan da yoksa ihtiyata uyar. Meselâ; hayız süresinin beş gün olduğuna kanaat getirirse buna uyar. İhtiyat uygulanırsa; boşanma iddeti konusunda âdeti on gün, temizlik süresi de altı aydan bir saat eksik olmak üzere takdir edilir. Başka bir görüşe göre ise, temizlik süresi iki ay olarak kabul edilir.175
B - Lohusalık (Nifas):
Nifas, doğumun arkasından gelen kan demektir. Doğum sırasında çocuk ile birlikte veya doğumdan önce gelen kan, bozuk bir kan veya özür (istihâza) kanıdır. Kadın gebelik süresince ve doğum gerçekleşinceye kadar abdest alır ve namazını kılar. Rahatsızlığı sebebiyle abdest alamazsa teyemmüm eder ve namazını ima ile kılar, namazı vaktinden sonraya bırakmaz.
Lohusalığın en kısa süresi için bir sınır yoktur. Bir gün bile olabilir. Çünkü bunu belirleyen bir âyet veya hadis yoktur. Bu durumda, onun fiilen var olduğu süreye bakılır. Hanefîlerle Hanbelîlere göre, lohusalığın en uzun süresi kırk gündür. Bundan sonra görülecek kan özür kanıdır. Delil, Ümmü Seleme (r. anhâ)’den nakledilen şu hadistir: “Lohusa kadın, Rasûlullah (s.a.s) döneminde kırk gün kırk gece beklerdi.”176 Şâfiî ve Mâlikîlere göre ise azamî lohusalık süresi altmış gündür. Ancak bu süre uygulamada genellikle kırk gün olarak gerçekleşir.
Kadın doğum yapmakla birlikte kan görmeyebilir. Rivayete göre, Rasûlullah devrinde bir kadın doğum yapmış ve lohusalık kanı görmemiş, bu yüzden de kendisine “zâtu’l-cüfûf” adı verilmiştir.177
El, ayak gibi uzuvları belirmiş olan bir çocuğun düşmesiyle nifas hali meydana gelir ve genellikle on-onbeş gün kadar devam eder. Fakat henüz uzuvları belirmemiş bir düşüğe nifas hükümleri uygulanmaz. Bunun düşmesiyle görülen kan üç gün sürer. Daha önce de en az onbeş gün temizlik hali devam etmiş bulunursa bu, bir hayız kanı olmuş bulunur. Böyle değilse, özür kanı sayılır.
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre, çocuk doğuran kadından hiç kan gelmese lohusa sayılmaz. Bu yüzden de gusül gerekmediği gibi, oruçlu ise orucu da bozulmaz. Yalnız abdest alması yeterlidir. Ebû Hanîfe’ye göre, ihtiyat olarak gusül yapar.
Lohusalık süresi içinde kanın kesilmesi fasıla meydana getirmez. Başta ve sonda kanın bulunması peşpeşe akan kan gibi kabul edilir. Kanın kesilme süresinin onbeş günden daha az veya daha çok olması arasında fark yoktur.
Şâfiî ve Mâlikîlere göre ise, aradaki temizlik süresi onbeş günü geçerse, “temizlik”, bundan sonrası “hayız” sayılır. Temizlik hali yarım aydan az devam ederse, hepsi lohusalık sayılır.
İkiz doğumlarda lohusalık süresi, ilk çocuğun doğumu ile başlar. Şâfiîlere göre ise, bu süre ikinci çocuğun doğumu ile başlar. Birinci çocuğun doğmasından sonra gelen kan ise, eğer âdet zamanına rastlanmış ise hayız kanı, aksi halde özür kanı sayılır.178
Hayız ve Lohusalığın Hükümleri:
1) Hayız ve lohusalık kanları kesildikten sonra gusletmek gerekir. Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Sana hayız halinden sorarlar. De ki: “O bir ezadır. Hayızlı iken kadınlarla (cinsî münasebetten) sakının ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendilermi, o zaman Allah’ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın.”179 Hz. Peygamber Fatıma binti Ebî Hubeyş’e şöyle demiştir: “Hayızlı olduğun zaman namazını bırak. Kesildiği zaman da yıkan ve namazını kıl.”180
2) Kadın aybaşı olmakla erginlik çağına gelmiş olur ve şer’î yükümlülüklere muhatap olur. Hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur: “Allah aybaşı görecek çağa gelen kadının namazını ancak başörtüsü ile kabul eder.”181 Bu hadis erginlik çağına gelen kadının tesettüre riayet etmesini gerektirmektedir. Diğer şer’î yükümlülükler de bu kapsama girer.
3) Boşanan kadının üç hayız süresi iddet beklemesi kadının hamile olmadığını ortaya koyar. Çünkü iddetin asıl sebebi rahmin temizliğinin bilinmesidir.182
Aybaşı veya lohusalık sebebiyle haram olan şeyler:
1) Namaz kılmak: Âdetli veya lohusa kadının namaz kılması caiz değildir. Hz. Peygamber, Fatıma binti Ebi Hubeyş’e; “Hayız gördüğün zaman namazı bırak ve hayz halin sona erince, kanı temizleyerek guslet ve namaz kıl.” diye buyurmuştur.183
Âdetli kadın kılamadığı namazları kaza etmez, yalnız tutamadığı oruçları, Ramazan ayı dışında kaza eder. Hz. Âişe şöyle demiştir: “Biz Rasûlullah devrinde âdet görüyorduk. Namazı kaza etmekle emrolunmadığımız halde, tutamadığımız orucu kaza etmekle emrolunuyorduk”184
2) Oruç tutmak: Âdet gören veya lohusa olan kadın oruç tutmaz. Delil, yukarıdaki Hz. Âişe hadisidir. Ancak oruç borcu onların üzerinden düşmez. Bu yüzden de kaza gerekir.
3) Tavâf: Hz. Peygamber, hacc sırasında âdet gören Âişe (r. anhâ)’ye şöyle buyurmuştur: “Hayız gördüğün zaman, temizleninceye kadar Beytullah’ı tavaf dışında hacıların yaptığı diğer hac ibadetlerini yap.” 185
4) Kur’an-ı Kerim okumak: Mushafa el sürmek ve onu taşımak. “Ona (Kur’an’a) tam olarak temizlenmiş olanlardan başkası el süremez.” 186 Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Âdetli kadın ve cünüp olan, Kur’an’dan hiç bir şey okuyamaz.” 187
Bir kılıf içindeki Kur’an’a el sürmek ve taşımak hayızlı ve cünüp için mümkün ve caizdir. Yine ilimle uğraşan kimse, tefsir, hadis ve fıkıh kitaplarını zaruret yüzünden elbisesinin yeniyle veya eliyle tutabilir. Kur’an yapraklarını abdestli çevirmek müstehaptır. Yine bu yaprakları okumak için bir kalemle çevirmek de caizdir. Mâlikîlerin sağlam görüşüne göre, aybaşı veya lohusanın ezberden Kur’an-ı Kerim okumasında bir sakınca yoktur. Hanefîlere göre ise, bu durumda ezbere ancak dua ayetleri dua niyetiyle okunabilir.188
5) Mescide girmek, orada eğleşmek veya itikafa çekilmek: Hadiste şöyle buyurulur: “Hiç bir hayızlı veya cünüp mescide giremez.”189 Şâfiî ve Hanbelîler, hayızlı ve lohusanın kirletmemek şartıyla mescitten karşıdan karşıya geçmesini caiz görürler. Hz. Peygamber’in, Âişe (r. anhâ)’ya böyle bir izin verdiği nakledilir.190
6) Cinsel temasta bulunmak veya göbekle diz kapağı arasından yararlanmak (istimta’): Bu yasağın delili âyet ve hadistir. Âyette şöyle buyurulur: “Hayız halinde iken kadınlardan uzaklaşın ve temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın.”191 Uzaklaşmaktan maksat, onlarla cinsel teması bırakmaktır. Yine hayızlı eşiyle ne derece ilgilebileceğini soran bir sahabiye Allah elçisi şöyle cevap vermiştir: “Senin için göbekten üst taraf serbesttir.”192
Hanbelîlere göre, göbekle diz kapağı arası, cinsel temas dışındaki istimta için caizdir. Delil şu hadistir: “Hayızlı kadına cinsel temasın dışındaki herşeyi yapabilirsiniz.”193
Hanefî, Şâfiî ve Mâlikîlere göre, hayızlı veya lohusa eşiyle cinsel temasta bulunan erkeğe bir keffâret gerekmez. Haram işlediği için tevbe ve istiğfar etmesi gereklidir.
7) Boşama: Hayız görmekte olan kadını boşamak caiz değildir. Ancak buna rağmen boşama geçerlidir ve bid’î talak adını alır. Âyette: “Boşayacağınız zaman, eşlerinizi iddetlerine doğru boşayın”194 buyurulur. Yani içinde iddet meşrû olan bir sürede boşayın demektir. Çünkü ay halinin geri kalan kısmı iddetten sayılamaz. Diğer yandan, Rasûlullah (s.a.s), Abdullah b. Ömer’e, eşini temizlik günlerinde veya hamile iken boşayabileceğini bildirmiştir.195
C - Özür Kanı (İstihâza):
Rahmin iç taraflarında bulunan bir damardan hastalık veya bozukluk sebebiyle aybaşı veya lohusalık süresi dışındaki zamanlarda kanın akmasına “istihâza” denir. Bir kadından üç günden az, on günden fazla gelen bir kan, lohusadan kırk günün üstünde gelen kan, Hanefî ve Hanbelîlere göre gebe olan kadından gelen kan hep istihâza (özür) kanıdır.
İstihaza kanı, dinmeyen burun kanaması veya yaradan akan kan gibidir. Bununla yalnız abdest bozulur. Devam ederse sahibi “özürlü” sayılır. Bu yüzden kendisi hakkında özürlülere ait hükümler uygulanır. Yani aybaşı veya lohusalık sebebiyle yasaklanan oruç ve namaz gibi ibadetlere, tavafa, Kur’an okumaya, mushafa el sürmeye, mescide girmeye, itikafa ve cinsî münasebette bulunmaya engel teşkil etmez. Bunlarda bir kerahet de bulunmaz. Çünkü İslâm dini özürlülere bu kolaylıkları göstermiştir.196
Özür kanının yalnız abdesti bozduğu hadislerle sabittir. Hz. Âişe’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Fâtıma binti Ebi Hubeyş, Rasûlullah (s.a.s)’a hitaben; “ben istihaza kanı gören bir kadınım, bir türlü temizlenemiyorum, namazı terk edeyim mi?” diye sordu. Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurdu: “Bu kanamayı yapan bir damardır. Aybaşı değildir. Âdet zamanın geldiğinde, namazı terket. Âdetin kadar bir süre geçtikten sonra kanını yıka, guslet ve namaz kıl.”197 Diğer yandan Hz. Peygamber (s.a.s)’in Hamne binti Cahş’a istihaza halinde oruç tutmasını ve namaz kılmasını emrettiği nakledilir.198
Hanefî, Şâfiî ve Hanbelîlere göre, hayız veya lohusalık süresi dışında özür kanı gören kadının, kanı temizleyip, pamuk vb. şeyler koyarak akmaması için gerekli tedbirleri aldıktan sonra, her namaz için abdest alması gerekir. Hz. Peygamber (s.a.s), aşırı kan geldiği için şikâyette bulunan Hamne (r. anhâ)’ye şöyle demiştir: “Fercine pamuk koyup bağlamanı tavsiye ederim. Çünkü bu kanı keser.”199 Yine özür kanı gören bir kadın için Allah’ın elçisi şöyle buyurmuştur: “Âdet günlerinde namazı terkeder, sonra gusleder, arkasından her bir namaz için abdest alır, namazını kılar, orucunu tutar” 200
Çünkü kadının bu temizliği özür ve zaruret hali temizliğidir.
Özür kanı, bazan dokuz yaşından küçük olan kız çocukları ile âdetten kesilme çağına gelmiş olan yaşlı hanımlarda da görülebilir. Meselâ; yetmiş yaşına girmiş bir kadından, daha sonra gelecek kan, özür kanıdır. Başka bir görüşe göre ise, böyle bir kadın daha önceki âdeti üzere gelen kan görürse, aybaşı hali geri dönmüş olur. Fakat az yaşlık görmesi hayız sayılmaz.201
Özür kanı gören kadının âdet süresinin hesaplanması:
1) Büluğ çağına ilk giren kız, hayızla birlikte özür kanı da görmeye devam ederse, her ayın on günü “hayız”, yirmi günü “temizlik” kabul edilir. Bu durumdaki kadının lohusalığı da kırk gündür.
2) Düzenli âdet görmekte olan bir kadın, özür kanı görürse, âdet süresinden fazla olarak devam eden kan, özür kanı sayılır.
3) Âdet süresini unutmuş olan (muhayyire veya mütehayyire) kadın,özür kanı görürse, ihtiyatlı olanı alır ve onunla amel eder.202
>
İslami Okul Okulların En Önemlisi