Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 31. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

X- BEŞ VA­KİT NA­MA­ZIN KI­LIN­MA ŞEK­Lİ

 

A - Na­maz­la­rın Tek Ba­şı­na Kı­lın­ma Şek­li:

Na­maz­lar; farz, va­cip, sün­net, müs­te­hap ve na­fi­le kı­sım­la­rı­na ay­rı­lır. Bun­lar yu­ka­rı­da açık­la­dı­ğı­mız farz­la­rı­na, va­cip­le­ri­ne, sün­net­le­riy­le âdâbına ri­a­yet edi­le­rek şu şe­kil­de kı­lı­nır:

 

   1) Sa­bah Na­ma­zı:

Sa­bah na­ma­zı­nın iki rekât sün­ne­ti­ni kıl­mak için: “Ni­yet et­tim bu­gün­kü sa­bah na­ma­zı­nın sün­ne­ti­ni kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lir ve he­men el­ler, baş par­mak ku­lak­la­rı­nın yu­mu­şa­ğı­na ge­le­cek ka­dar yu­ka­rı­ya kal­dı­rı­lıp; “Al­la­hu ek­ber” di­ye tek­bir alı­nır. Bun­dan son­ra el­ler bağ­la­nır, “Süb­ha­ne­kel­la­hüm­me ve bi ham­di­ke ve te­ba­re­kes­mük ve teâlâ ced­dük ve lâ ilâhe gay­ruk” ile “Eûzü bil­la­hi mi­neş­şey­ta­nir­ra­cim (İla­hi rah­met­ten ko­vul­muş olan şey­tan­dan Al­lah’a sı­ğı­nı­rım) - Bismillâhirrahmanirrahim (Rahmân ve Rahîm olan Al­lah’ın adıy­la baş­la­rım)” ve Fa­ti­ha oku­nur, son­ra “Âmin (ka­bul bu­yur, ey Rab­bi­miz)” de­nir ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­nur. Bu bir mik­tar­dan mak­sat en az bir su­re ve­ya en az üç kı­sa ayet ve­ya üç kı­sa ayet uzun­lu­ğun­da bir ayet­tir. Bun­dan son­ra “Al­la­hü ek­ber” di­ye rükûya va­rı­lır, bu du­rum­da en az üç ke­re, “Sübhâne rab­bi­ye’l-azîm (Yü­ce Rab­bi­mi her tür­lü nok­san sı­fat­lar­dan ten­zih ede­rim )” de­nir. Son­ra “Se­mi­al­la­hü li­men ha­mi­deh (Al­lah, ham­de­den ku­lu­nun öv­gü­sü­nü işit­miş­tir)” de­ni­le­rek aya­ğa kal­kı­lır, ayak­ta “Al­la­hüm­me Rabbenâ ve le­ke’l-hamd (Al­la­hım, ey Rab­bi­miz, hamd sa­na mah­sus­tur)” de­nir, bun­dan son­ra “Al­la­hu ek­ber” di­ye sec­de­ye va­rı­lır, sec­de­de üç ke­re “Sübhâne rab­bi­ye’l-a’lâ (Ey en yü­ce olan Rab­bim! Se­ni her tür­lü nok­san sı­fat­lar­dan ten­zih ede­rim)” de­nir, son­ra “Al­la­hü ek­ber” de­ni­le­rek kal­kı­lır, bir tes­bih mik­ta­rı otu­ru­lup yi­ne “Al­la­hu Ek­ber” di­ye ikin­ci sec­de­ye va­rı­lır, bun­da da üç ke­re “Sübhâne rab­bi­ye’l-a’lâ” de­nir. Bu­nun­la bir re­kat ta­mam­lan­mış olur.

   Bu ikin­ci sec­de­den son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek ikin­ci re­ka­ta kal­kı­lır. Ayak­ta yal­nız Bes­me­le ile Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­nur, bi­rin­ci re­kat­ta ol­du­ğu gi­bi rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır, ikin­ci sec­de­den son­ra otu­ru­lur ki bu iki re­kat­lı bir na­maz­da son otu­ruş­tur. Bun­da et-Ta­hiy­yat ve Al­la­hüm­me sal­li-bârik ve “Rabbenâ âtinâ fiddünyâ ha­se­ne­ten...” du­a­la­rı so­nu­na ka­dar oku­nur, son­ra “es-Selâmü aley­küm ve rah­me­tul­lah (Al­lah’ın selâmı ve rah­me­ti si­ze ol­sun)” di­ye sağ ta­ra­fa, son­ra da yi­ne “es-Selâmü aley­küm ve rah­me­tul­lah” di­ye sol ta­ra­fa yüz çe­vi­re­rek selâm ve­ri­lir. Bu­nun­la sağ ve sol ta­raf­ta bu­lu­nan mü­min­le­re, me­lek­le­re ve mü­min cin­le­re selâm ve­ril­miş olur. Böy­le­ce iki re­kat­lı bir na­maz bit­miş bu­lu­nur.

Bü­tün bu tek­bir­ler, tes­bih ve kı­ra­at­ler giz­li, ya­ni na­maz kı­la­nın ken­di­si işi­te­bi­le­ce­ği bir ses­le giz­li­ce ya­pı­lır.

Na­maz­da er­kek­ler ile ka­dın­la­rın el­le­ri­ni kal­dır­ma, bağ­la­ma şek­li, rükû ile sec­de­ler­de ve otu­ruş­lar­da ala­cak­la­rı du­rum­lar “Na­ma­zın sün­net­le­ri ve âdâbı” ko­nu­la­rın­da açık­lan­mış­tır.

Sa­bah na­ma­zı­nın iki re­kat far­zı ise şöy­le kı­lı­nır:

Ön­ce, er­kek­le­re mah­sus ol­mak üze­re ka­met ge­ti­ri­lir, son­ra “Bu­gün­kü sa­bah na­ma­zı­nın far­zı­nı kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lir ve el­ler ku­lak­la­rın hi­za­sı­na ka­dar kal­dı­rı­la­rak “Al­la­hu ek­ber” di­ye na­ma­za baş­la­nır ve sa­bah na­ma­zı­nın sün­ne­tin­de be­lir­til­di­ği üze­re kı­lı­nıp ta­mam­la­nır. An­cak sa­bah na­ma­zı­nın far­zın­da Fa­ti­ha’dan son­ra bi­raz faz­la Kur’an okun­ma­sı sün­net­tir. Bu sün­ne­tin en az mik­ta­rı kırk ayet­tir. Bu­nun­la bir­lik­te üç kı­sa ayet mik­ta­rı okun­ma­sı da ca­iz­dir. Vak­tin çık­ma­sın­dan kor­kul­du­ğu tak­dir­de az ayet oku­nur. Hat­ta yal­nız Fa­ti­ha ile ve­ya bir bir­kaç âyet ile bi­le ye­ti­ni­le­bi­lir. Ebu Ha­ni­fe’ye gö­re, farz olan kı­ra­a­tin en az sı­nı­rı, en az al­tı harf ih­ti­va eden bir ayet­tir. “Süm­me na­za­ra (son­ra bak­tı)” ve “lem ye­lid (doğ­ma­dı)” ayet­le­rin­de ol­du­ğu gi­bi.338

Tek ba­şı­na na­maz kı­lan kim­se, bu far­zı kı­lar­ken tek­bir­le­ri, Fa­ti­ha’yı, ila­ve ede­ce­ği su­re ve­ya ayet­le­ri ve “Se­mi­al­la­hu li­men ha­mi­deh” cüm­le­si­ni açık (ses­li) oku­ya­bi­lir.

2) Öğ­le na­ma­zı:

Öğ­le na­ma­zı­nın ilk dört re­kat sün­ne­ti­nin ön­ce­ki iki re­ka­tı, tam ola­rak sa­bah na­ma­zı­nın iki re­kat sün­ne­ti gi­bi kı­lı­nır. An­cak bu­ra­da; “Bu­gün­kü öğ­le na­ma­zı­nın sün­ne­ti­ne” di­ye ni­yet edi­lir ve bun­da ikin­ci re­kat­tan son­ra­ki otu­ruş, son otu­ruş de­ğil, ilk otu­ruş ol­du­ğun­dan bu otu­ruş­ta yal­nız “et-Te­hıy­yat” oku­nur,son­ra “Al­la­hu ek­ber” di­ye aya­ğa kal­kı­lır, Süb­ha­ne­ke okun­mak­sı­zın, yal­nız Bes­me­le ile Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­na­rak, yi­ne yu­ka­rı­da be­lir­til­di­ği şe­kil­de rükû ve sec­de­le­re gi­di­lir, bun­dan son­ra dör­dün­cü re­kat için “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek aya­ğa kal­kı­lır, bun­da da yal­nız Bes­me­le ile Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­na­rak, yi­ne be­lir­til­di­ği şe­kil­de rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır, bun­dan son­ra otu­ru­lur ki, bu son otu­ruş­tur. Bun­da “et-Te­hiy­ya­tu” ile “Al­la­hüm­me sal­li-bârik” ve “Rab­be­na ati­na...” du­a­la­rı so­nu­na ka­dar oku­nup iki ta­ra­fa selâm ve­ri­lir. Böy­le­ce bu dört re­kat sün­net kı­lın­mış olur.

Öğ­le na­ma­zı­nın dört re­kat far­zı ise şöy­le kı­lı­nır: Sün­net­ten son­ra, na­ma­za ay­kı­rı bir şey ile uğ­raş­ma­dan aya­ğa kal­kı­lır, ka­met ge­ti­ri­lir. “Bu­gün­kü öğ­le na­ma­zı­nın far­zı­nı kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lir ve el­ler yu­ka­rı­ya kal­dı­rı­la­rak “Al­la­hu ek­ber” di­ye tek­bir alı­nır, ilk iki re­ka­tı,sa­bah na­ma­zı­nın iki re­kat far­zı gi­bi kı­lı­nır. An­cak bu iki re­kat­tan son­ra­ki otu­ruş, ilk otu­ruş ol­du­ğun­dan, bun­da yal­nız “et-Te­hıy­yat” oku­nur, bun­dan son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek üçün­cü re­ka­ta kal­kı­lır, yal­nız Bes­me­le ile Fa­ti­ha oku­na­rak, rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır, son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek dör­dün­cü re­kat için aya­ğa kal­kı­lır, yi­ne Bes­me­le ile Fa­ti­ha su­re­si oku­na­rak rükû ve sec­de­le­re gi­di­lir. Bun­dan son­ra otu­ru­lur ki, bu son otu­ruş­tur. Bun­da “et-Te­hıy­yat” ile “Al­la­hüm­me sal­li ve ba­rik” ve “Rab­be­na ati­na...” du­a­la­rı so­nu­na ka­dar oku­nup, iki ta­ra­fa se­lam ve­ri­lir. Böy­le­ce farz da kı­lın­mış olur.

Öğ­le­nin far­zın­da oku­na­cak ayet­ler, sa­bah na­ma­zın­da oku­na­cak ayet­ler­den ço­ğun­luk­la az olur.

Öğ­le­nin son iki re­kat sün­ne­ti ise, “Bu­gün­kü öğ­le na­ma­zı­nın son sün­ne­ti­ni kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lip, tam ola­rak sa­bah na­ma­zı­nın iki rekât sün­ne­ti gi­bi kı­lı­nır. Bu son sün­ne­ti dört rekât ola­rak kıl­mak müs­te­hap­tır. Bu tak­dir­de ya her iki re­kat­ta bir selâm ve­ri­lir, ya­hut dört re­ka­tın so­nun­da se­lam ve­ri­lir. Bu tak­dir­de bi­rin­ci otu­ruş­ta yal­nız “Rab­be­na ati­na...” du­a­sı okun­maz, “et-Te­hıy­yat”, “Sal­li-Ba­rik” du­a­la­rı oku­nur, üçün­cü re­kat için tek­bir alı­na­rak aya­ğa kal­kı­lın­ca yi­ne “Süb­ha­ne­ke” oku­nur ve bu son iki re­kat da ön­ce­ki iki re­kat gi­bi kı­lı­nır.

Tek ba­şı­na kı­lan, öğ­le na­ma­zı­nın ge­rek sün­net­le­rin­de ge­rek far­zın­da giz­li okur.

3) İkin­di na­ma­zı:

İkin­di na­ma­zı­nın dört re­kat sün­ne­ti, mü­ek­ked ol­ma­yan sün­net­tir. Her iki re­ka­tı ba­ğım­sız na­maz gi­bi­dir. Bu yüz­den dört re­ka­tın her iki re­kat­lık bö­lü­mü sa­bah na­ma­zı­nın iki re­kat sün­ne­ti gi­bi kı­lı­nır. Ön­ce, “Bu­gün­kü ikin­di na­ma­zı­nın sün­ne­ti­ni kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lir, bu na­ma­zın ilk iki re­ka­tı be­lir­til­di­ği gi­bi kı­lı­nın­ca otu­ru­lur. Bu bir son otu­ruş de­mek­tir. Bu yüz­den bu­ra­da “et-Te­hıy­yat...” ile bir­lik­te “Al­la­hüm­me sal­li... ve bârik...” oku­nur, yal­nız “Rabbenâ âtinâ...” du­a­sı okun­maz. Son­ra “Al­la­hu ek­ber” di­ye­rek üçün­cü re­ka­ta kal­kı­lır. “Süb­ha­ne­ke” ile “Eu­zü” ve “Bes­me­le”den son­ra Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­na­rak rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır. Bun­dan son­ra tek­bir ile dör­dün­cü re­ka­ta kal­kı­la­rak, yal­nız “Bes­me­le” ile Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­nur. Son­ra yi­ne rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır. Bun­dan son­ra otu­ru­lur ki, bu da son otu­ruş­tur. Bun­da “et-Te­hıy­yat” ile “Sal­li- bârik” ve “Rab­be­na âtinâ..” du­a­la­rı so­nu­na ka­dar oku­na­rak iki ta­ra­fa selâm ve­ri­lir.

İkin­di na­ma­zı­nın far­zı­nın kı­lı­nı­şı: Bu da tam ola­rak öğ­le na­ma­zı­nın far­zı gi­bi kı­lı­nır. Yal­nız ni­yet fark­lı olur, ya­ni “Bu­gün­kü ikin­di na­ma­zı­nın far­zı­nı kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lir.

Tek ba­şı­na na­maz kı­lan kim­se, ikin­di na­ma­zı­nın sün­ne­ti­ni de, far­zı­nı da, öğ­le na­ma­zı gi­bi giz­li oku­ya­rak kı­lar.

 

4) Ak­şam na­ma­zı:

Ak­şam na­ma­zı­nın üç re­kat far­zı, öğ­le ve ikin­di na­maz­la­rı­nın ilk üç re­kat farz­la­rı gi­bi kı­lı­nır. Şöy­le ki: “Bu­gün­kü ak­şam na­ma­zı­nın far­zı­nı kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lip, na­ma­za tek­bir ile baş­la­nır. Yu­ka­rı­da açık­la­nan şe­kil­de ilk iki re­kat kı­lı­na­rak otu­ru­lur. Bu, bi­rin­ci otu­ruş­tur. Bun­da yal­nız “et-Te­hıy­yat...” oku­nur. Son­ra üçün­cü re­ka­ta kal­kı­la­rak yal­nız “Bes­me­le” ile Fa­ti­ha oku­nur, son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır. Bun­dan son­ra otu­ru­lur ki, bu da son otu­ruş­tur. Bun­da “et-Te­hıy­yat..”’ ile “Sal­li-Bârik.” ve “Rab­be­na ati­na..” du­a­la­rı oku­na­rak iki ta­ra­fa selâm ve­ri­lir.

Ak­şam na­ma­zı­nın far­zın­da, vak­tin dar­lı­ğın­dan do­la­yı kı­sa su­re­ler oku­nur.

Ak­şam na­ma­zı­nın sün­ne­ti­nin kı­lı­nı­şı: Bu da; “Bu­gün­kü ak­şam na­ma­zı­nın sün­ne­ti­ni kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lip, tam ola­rak sa­bah na­ma­zı­nın sün­ne­ti gi­bi kı­lı­nır. Bu sün­ne­ti al­tı re­kat ola­rak kıl­mak ise müs­te­hap­tır. Bu tak­dir­de bir, iki ve­ya üç selâmla kı­lı­nır. İki re­kat­ta bir selâm ver­li­ir­se ay­nı şe­kil­de kı­lı­nır. Bu­nun­la bir­lik­te dört re­kat­ta bir se­lam ve­ri­lip ikin­di na­ma­zı­nın sün­ne­ti gi­bi de kı­lı­na­bi­lir. Bu zi­ya­de dört re­ka­ta ve­ya al­tı re­ka­tın ta­ma­mı­na “Evvâbîn Na­ma­zı” de­nir.339

Tek ba­şı­na kı­lan, ak­şam na­ma­zı­nın far­zı­nı da sa­bah na­ma­zı­nın far­zı gi­bi açık­tan oku­ya­rak kı­la­bi­lir.

 

   5) Yat­sı na­ma­zı:

Yat­sı na­ma­zı­nın ilk dört re­kat sün­ne­ti, mü­ek­ked ol­ma­yan sün­net­ler­den­dir. Tam ola­rak ikin­di na­ma­zı­nın dört re­kat sün­ne­ti gi­bi kı­lı­nır. Dört re­kat far­zı da tam ola­rak öğ­le ve ikin­di na­maz­la­rı­nın farz­la­rı gi­bi eda olu­nur. İki re­kat son sün­ne­ti­ne ge­lin­ce, bu da tam ola­rak sa­bah ve ak­şam na­maz­la­rı­nın iki re­kat sün­net­le­ri gi­bi kı­lı­nır. Bun­lar­da yal­nız ni­yet­ler de­ğiş­miş, yat­sı na­ma­zı­nın far­zı­na ve­ya sün­net­le­ri­ne ni­yet edil­miş olur.

Yat­sı na­ma­zı­nın son sün­ne­ti de dört re­kat ola­rak kı­lı­na­bi­lir.340 Bu tak­dir­de tam ola­rak ilk dört re­ka­tı gi­bi kı­lı­nır. Bu­nun­la bir­lik­te iki re­kat­ta bir se­lam ver­mek su­re­tiy­le de kı­lı­na­bi­lir. Bu du­rum­da her iki re­kat ba­ğım­sız na­maz ola­ca­ğı için otu­ruş­lar­da “et-Te­hiy­yat..” “Sal­li-ba­rik” ve “Rab­be­na ati­na” du­a­la­rı oku­nur. Ge­ce­le­yin kı­lı­na­cak na­fi­le na­maz­lar­da ef­dal olan da bu şe­kil­de iki re­kat­ta bir se­lam ver­mek­tir.

Tek ba­şı­na na­maz kı­lan kim­se yat­sı na­ma­zı­nın far­zı­nı açık­tan (ses­li) oku­ya­rak da kı­la­bi­lir.

 

   B - Vi­tir Na­ma­zı:

 

   1. Kı­lın­ma Şek­li:

Üç re­kat­ten iba­ret olan vi­tir na­ma­zı şu şe­kil­de kı­lı­nır: Ön­ce; “Bu­gü­nün vi­tir na­ma­zı­nı kıl­ma­ya” di­ye ni­yet edi­lir. Son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek na­ma­za baş­la­nır. “Süb­ha­ne­ke...” ve “Eu­zü” ile “Bes­me­le”den son­ra Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­na­rak, rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır, son­ra ikin­ci re­ka­ta kal­kı­lıp, yal­nız “Bes­me­le” ile Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­na­rak yi­ne rükû ve sec­de­le­re va­rı­lır, bun­dan son­ra otu­ru­lur ki, bu bi­rin­ci otu­ruş­tur. Bu­ra­da yal­nız “et-Te­hıy­yat” oku­nur. Son­ra “Al­la­hu ek­ber” de­ni­le­rek üçün­cü re­ka­ta kal­kı­lır, bun­da da yal­nız “Bes­me­le” ile Fa­ti­ha ve bir mik­tar da­ha Kur’an oku­na­rak da­ha ayak­ta iken el­ler kal­dı­rı­lıp “Al­la­hu ek­ber” di­ye tek­bir alı­nır, tek­rar el­ler bağ­la­nıp ayak­ta ku­nut du­a­sı oku­nur. Son­ra “Al­la­hu ek­ber” di­ye rükû ve sec­de­le­re gi­di­lir, son­ra otu­ru­lur ki, bu da son otu­ruş­tur. Bun­da da yu­ka­rı­da­ki gi­bi “et-Te­hıy­yat” ile “Sal­li ba­rik” ve “Rabbenâ âtinâ” du­a­la­rı oku­na­rak iki ta­ra­fa se­lam ve­ri­lir.

2) Da­yan­dı­ğı de­lil­ler ve re­kat sa­yı­sı:

Vi­tir it­ti­fak­la kı­lın­ma­sı is­te­nen bir na­maz­dır.341 Çün­kü Hz. Pey­gam­ber (s.a.s) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Ey Kur’an eh­li! Vi­tir na­ma­zı kı­lın. Çün­kü Al­lah tek­tir, te­ki se­ver” 342. Vi­tir na­ma­zı Hz. Pey­gam­be­re farz idi. Ha­dis-i Şe­rif­te şöy­le bu­yu­rul­muş­tur: “Üç şey var­dır ki, ba­na farz­dır, fa­kat si­ze farz de­ğil­dir. Kuş­luk na­ma­zı, kur­ban ve vi­tir na­ma­zı” 343

Vi­tir na­ma­zı Ebu Ha­ni­fe’ye gö­re, bay­ram na­maz­la­rı gi­bi va­cip bir na­maz­dır. Ebu Yu­suf, İmam Mu­ham­med ve di­ğer üç mez­hep ima­mı­na gö­re ise mü­ek­ked sün­net­tir. Ebu Ha­ni­fe’nin da­yan­dı­ğı de­lil şu ha­dis­tir: “Al­lah si­ze bir na­maz da­ha faz­la­dan ila­ve et­miş­tir. Bu na­maz da vi­tir­dir. Vi­tir na­ma­zı­nı yat­sı ile sa­bah vak­ti do­ğun­ca­ya ka­dar ge­çen za­man için­de kı­lın.” 344 Bu ha­dis­te­ki “kı­lın” em­ri vü­cup ifa­de eder. Bu na­ma­zı inkâr ede­nin din­den çık­ma­ma­sı âhad sün­net ile sa­bit ol­ma­sı yü­zün­den­dir.

Ha­ne­fi­le­re gö­re vi­tir na­ma­zı üç re­kat olup, so­nun­da se­lam ve­ri­lir. De­lil, Hz. Âişe’nin ri­va­yet et­ti­ği şu ha­dis­tir: “Hz. Pey­gam­ber üç re­kat ile vi­tir kı­lar ve üç re­ka­tın so­nun­da se­lam ve­rir­di.” 345

Mâlikîlere gö­re vi­tir na­ma­zı tek bir re­kat­tır. On­dan ön­ce yat­sı­nın far­zın­dan son­ra kı­lı­nan iki re­kat sün­net kı­lı­nır. Bun­la­rın ara­sı se­lam ile ay­rı­lır. Hanbelîlere gö­re de vi­tir tek bir re­kat­tır, an­cak üç ve­ya da­ha çok re­kat vi­tir kı­lın­sa bun­da bir sa­kın­ca bu­lun­maz.

Şâfiîlere gö­re vit­rin en azı bir re­kat, en ço­ğu on bir re­kat­tır. Bir re­kat­tan faz­la kı­lı­na­cak­sa, ön­ce iki re­ka­ta ni­yet edi­lir ve se­lam ve­ri­lir. Son­ra vi­tir­den bir re­ka­ta ni­yet edi­lip se­lam ve­ri­lir.346

Vi­tir na­ma­zı­nın re­kat sa­yı­sı ile il­gi­li bu gö­rüş ay­rı­lık­la­rı Rasûlullah (s.a.s)’dan bu ko­nu­da fark­lı ha­dis­le­rin ri­va­yet edil­me­si­dir.

Rasûlullah (s.a.s) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Vi­tir hak­tır. Beş re­kat ile vi­tir kıl­mak is­te­yen kıl­sın. Üç re­kat ile kıl­mak is­te­yen kıl­sın. Tek re­kat ile kıl­mak is­te­yen yi­ne kıl­sın.” 347 İbn Hıb­ban’ın ri­va­yet et­ti­ği ha­dis­te şöy­le bu­yu­ru­lur: “Hz. Pey­gam­ber iki re­kat sün­net ile vit­rin ara­sı­nı ayı­rır­dı.” 348

İbn Ömer ve İbn Ab­bas; “Vi­tir na­ma­zı ge­ce­nin so­nun­da kı­lı­nan bir re­kat­tır.” 349 de­miş­ler­dir. Vi­tir na­ma­zı­nın en faz­la re­kat sa­yı­sı olan on bir ba­zı ha­dis­le­re da­ya­nır. Hz. Âişe’den şöy­le de­di­ği ri­va­yet edil­miş­tir: “Rasûlullah ra­ma­zan­da ve ra­ma­zan dı­şın­da on bir re­kat­tan da­ha çok na­fi­le na­maz kıl­maz­dı.” 350 Müs­lim’in yi­ne Hz. Âişe’den nak­let­ti­ği bir ha­dis­te, Rasûlullah (s.a.s)’ın yat­sı na­ma­zın­dan son­ra sa­ba­ha ka­dar kıl­dı­ğı on bir re­ka­tın her iki re­ka­tın­da bir se­lam ver­di­ği, son bir re­ka­tı tek kıl­dı­ğı be­lir­ti­lir.351

 

   Vi­tir Na­ma­zı İle İl­gi­li Ba­zı Me­se­le­ler:

1) Vi­tir na­ma­zı, yal­nız ra­ma­zan­da ce­ma­at­le kı­lı­nır. İmam bu na­ma­zı açık­tan kıl­dı­rır. Ku­nut du­a­sı­nı ter­cih edi­len gö­rü­şe gö­re, imam da ce­ma­at de giz­li okur­lar. Ra­ma­zan dı­şın­da vit­ri ce­ma­at­le kıl­mak mek­ruh­tur.

2) İma­ma bi­rin­ci re­kat­tan son­ra ye­ti­şen kim­se, imam ile bir­lik­te ku­nut okur. Ye­ti­şe­me­di­ği re­kat­la­rı ka­za eder­ken ar­tık ku­nu­tu oku­maz.

3) Vi­tir na­ma­zı kı­lan kim­se ikin­ci re­kat­ta mı, yok­sa üçün­cü re­kat­ta mı ol­du­ğun­da şüp­he et­se, bu­lun­du­ğu re­kat­ta ku­nu­tu okur, rükû ve sec­de­ler­den son­ra bir re­kat da­ha kı­lar, ye­ni­den ku­nu­tu okur. Rükû ve sec­de­ler­den son­ra te­şeh­hüt­te bu­lu­nur, selâm ile na­ma­zı­nı ta­mam­lar. Eğer bi­rin­ci re­kat­ta iken böy­le şüp­he eder­se üçün­cü re­kat ol­ma­sı muh­te­mel olan re­kat­ta ku­nut du­a­sı­nı okur.

4) Vi­tir­den baş­ka na­maz­lar­da ku­nut du­a­sı okun­maz. Yal­nız sı­kın­tı, fit­ne ve belâ vu­kuu sı­ra­sın­da sa­bah na­maz­la­rı­nın far­zın­da ku­nut oku­na­bi­lir.

Şâfiî ve İmam Mâlik’e gö­re, her va­kit sa­bah na­maz­la­rı­nın far­zın­da rükûdan son­ra ayak­ta (kav­me ha­lin­de) ku­nut du­a­sı oku­nur. Bu ku­nut Mâlikîlere gö­re müs­te­hap Şâfiîlere gö­re ise sün­net­tir. Di­ğer yan­dan Şâfiîlere gö­re, ra­ma­za­nın ikin­ci ya­rı­sın­da vi­tir na­ma­zı­nın son re­ka­tın­da, rükûdan son­ra ku­nut du­a­sı oku­mak men­dup­tur.352

5) Sa­bah na­ma­zın­da ku­nut du­a­sı­nı oku­yan bir Şâfiî ve­ya Mâlikî ima­ma uyan bir Hanefî su­sar, ku­nu­tu oku­maz. Eğer oku­ya­cak olur­sa giz­li okur.

6) Ku­nut du­a­sı­nı bil­me­yen yal­nız “Rabbenâ âtinâ...” âyetini oku­ya­bi­lir. Üç ke­re de “Allahümmeğfirlî (Al­la­nım be­ni mağ­fi­ret et)” de di­ye­bi­lir. Üç ke­re; “Ya Rab­bi (Ey Rab­bim)” de­me­si de ca­iz­dir.

Hanefî ve Mâlikîlere gö­re ter­cih edi­len ve Hz. Ömer ile oğ­lu Ab­dul­lah (r. anhümâ)’dan ri­va­yet edi­len ku­nut du­a­sı şek­li şu­dur:353

 

   An­la­mı: “Al­la­hım! Biz şüp­he­siz sen­den yar­dım ve mağ­fi­ret is­ter, sen­den hi­da­yet di­le­riz. Se­ni tas­dik eder, gü­nah­la­rı­mı­za töv­be eder, sa­na iti­mat ede­riz. Se­ni bü­tün ha­yır­lar ile se­na­da zi­kir­de bu­lu­nur, ni­me­ti iti­raf ile sa­na şük­re­de­riz. Se­ni inkâr et­me­yiz. Sa­na is­yan edip du­ran­la­rı red­de­der, ter­ke­de­riz, ken­di­le­riy­le iliş­ki­mi­zi ke­se­riz. Al­la­hım! Biz an­cak sa­na iba­det ede­riz, se­nin için na­maz kı­la­rız, sa­na sec­de ede­riz. Se­nin rı­za­nı ve kul­lu­ğu­nu el­de et­mek için ça­lı­şır, ko­şa­rız. Se­nin rah­me­ti­ni umar, aza­bın­dan kor­ka­rız. Şüp­he yok ki, se­nin hak olan aza­bın kâfirlere eri­şi­ci­dir.”

 

C) Na­maz­la­rın Ce­ma­at­le Kı­lın­ma Şek­li:

Na­ma­zı ce­ma­at­le kı­lan­lar şu şe­kil­de ha­re­ket eder­ler:

1) Ce­ma­at­ten her bi­ri ima­ma uy­ma­ya ni­yet eder, meselâ; “Ni­yet et­tim bu­gün­kü sa­bah na­ma­zı­nın far­zı­nı eda­ya, uy­dum şu ima­ma” di­ye ni­yet­te bulu­nur. Son­ra imam el­le­ri­ni kal­dı­ra­rak ve açık­tan “Al­la­hu Ek­ber” di­ye­rek na­ma­za baş­lar. Ce­ma­at de el­le­ri­ni kal­dı­ra­rak giz­li­ce “Al­la­hu ek­ber” de­yip imam ile bir­lik­te na­ma­za baş­lar­lar. İmam ve ce­ma­at “Süb­ha­ne­ke..”yi giz­li­ce okur­lar, son­ra ce­ma­at su­sar. İmam giz­li­ce “Eûzü” ve “Bes­me­le” okur, kı­ra­at­te bu­lu­na­rak na­ma­zı şu şe­kil­de kıl­dı­rır.

Sa­bah na­ma­zı ile ak­şam ve yat­sı na­maz­la­rı­nın ilk iki­şer re­kat­la­rın­da ve vi­tir na­ma­zı­nın her üç re­ka­tın­da, cu­ma ve bay­ram na­maz­la­rı­nın bü­tün re­kat­la­rın­da Fa­ti­ha ile ila­ve ede­ce­ği ayet­le­ri açık­tan ya­ni ce­ma­a­tin işi­te­bi­le­ce­ği bir ses­le açık ola­rak okur, di­ğer tek­bir­le­ri, tes­mi­le­ri (se­mi­al­la­hü li­men ha­mi­deh), ve se­lam­la­rı açık­tan ya­par. Ak­şam na­ma­zı­nın üçün­cü ve yat­sı na­ma­zı­nın üçün­cü ve dör­dün­cü re­kat­la­rıy­la, öğ­le ve ikin­di na­maz­la­rı­nın bü­tün re­kat­la­rın­da tek­bir­le­ri, tes­mi­le­ri ve se­lam­la­rı açık­tan, “Süb­ha­ne­ke” ile kı­ra­a­tı giz­li­ce okur.

2) İmam, sa­bah na­ma­zı­nın ilk re­ka­tın­da oku­ya­ca­ğı ayet­le­ri, ikin­ci re­kat­ta oku­ya­ca­ğı ayet­ler­den iki­de bir ora­nın­da uzun bu­lun­dur­ma­lı­dır. Bu bir sün­net­tir. Bu, ce­ma­a­tin ilk re­ka­ta ye­tiş­me­si­ne yar­dım­cı olur.

3) Ce­ma­at,tek­bir­le­ri giz­li­ce alır­lar. İmam rü­ku­dan kal­kar­ken, açık­tan “Se­mi­al­la­hu li­men ha­mi­deh” ve giz­li ola­rak “Rab­be­na ve le­ke’l-hamd” der. Ebu Ha­ni­fe’den baş­ka bir ri­va­ye­te gö­re, imam “Rab­be­na ve le­ke’l-hamd” de­mez. Ce­ma­at de giz­li­ce yal­nız “Al­la­hüm­me Rab­be­na ve le­ke’l-hamd” ya­hut “Rab­be­na le­ke’l-hamd” der­ler. Ve imam ile be­ra­ber giz­li­ce rü­ku­da üç ke­re “Süb­ha­ne Rab­bi­ye’l-azim (Yü­ce olan Rab­bi­mi her tür­lü ek­sik­lik­ten ten­zih ede­rim)”, sec­de­ler­de de, üçer ke­re “Süb­ha­ne rab­bi­ye’l-a’la (En yü­ce olan Rab­bi­mi her tür­lü ek­sik­lik­ten ten­zih ede­rim)” der­ler.

4) İmam ile ce­ma­at bi­rin­ci otu­ruş­la­rın­da yal­nız “et-Te­hıy­yat..”ı ikin­ci otu­ruş­lar­da, “et-Te­hıy­yat” ile be­ra­ber “Sal­li-bârik” ve “Rab­be­na ati­na...” du­a­la­rı­nı giz­li­ce okur­lar. İmam ön­ce sağ ta­ra­fa, son­ra da sol ta­ra­fa, açık­tan se­lam ve­rin­ce, ce­ma­at de bu şe­kil­de bir­lik­te giz­li­ce se­lam ve­rir.

İmam açık­tan oku­du­ğu Fa­ti­ha’nın so­nun­da giz­li­ce “Âmin” di­ye­ce­ği gi­bi, ce­ma­at de giz­li­ce “Âmin” der­ler.

5) İmam se­lam ver­dik­ten son­ra, mü­ez­zin açık­tan

 

                                                                                                         der.

Sün­net var­sa kı­lar, da­ha son­ra Hz. Pey­gam­ber’e salât ü selâm ge­ti­ri­lir. Ya mü­ez­zin ses­le ve­ya imam ile ce­ma­at­ten her bi­ri giz­li­ce “Aye­tü’l-kür­si”yi okur, otuz üçer ke­re “Süb­ha­nel­lah”, “El­ham­dü­lil­lah”, “Al­la­hu ek­ber” der­ler. Bun­la­rın bu sa­yı­sı, sağ elin par­mak­la­rı ile tes­pit edi­le­ce­ği gi­bi, tes­bih ta­ne­le­riy­le de tes­pit edi­le­bi­lir. El­ve­rir­ki bir yan­lış­lık ya­pıl­ma­sın.

6) Yu­ka­rı­da­ki şe­kil­de 33’er ke­re tes­bih, ham­det­me ve tek­bir­den son­ra mü­ez­zin ses­le

 

der, du­a­dan son­ra imam ve ce­ma­at iki el­le­riy­le yüz­le­ri­ni te­ber­rü­ken mes­he­der­ler.

Tek ba­şı­na na­maz kı­lan­lar da bun­la­rı okur­lar. Bü­tün bun­lar na­ma­zın müs­te­hap­la­rın­dan olup, bun­la­ra ri­a­yet eden­ler bü­yük ec­re na­il olur­lar.

7) Na­maz­la­rın va­kit, rü­kün ve re­kat­la­rı­na ri­a­yet edi­le­rek kı­lın­ma­sı, Hz. Pey­gam­ber­den te­va­tü­ren nak­le­dil­miş olup, bu ko­nu­da ay­rı­ca yüz­yıl­lar­dan be­ri üm­me­tin ic­maı mey­da­na gel­miş­tir. Rasûlullah (s.a.s): “Be­ni na­sıl na­maz kı­lar gö­rür­se­niz, siz de öy­le­ce na­maz kı­lı­nız” di­ye em­ret­miş­tir. Bu yüz­den Hz. Mu­ham­med (s.a.s)’in kıl­mış ol­du­ğu na­maz­la­ra ay­kı­rı dü­şen bir na­maz İslâm di­ni na­za­rın­da ge­çer­li bir na­maz sa­yıl­maz.

 

D - Na­maz­dan Son­ra Ya­pı­lan Dua ve Zi­kir­ler:

Na­maz­lar­dan son­ra Al­lah’ı zik­ret­mek, me’sûr du­a­la­rı yap­mak ve is­tiğ­far­da bu­lun­mak sün­net­tir. Bu dua ve zi­kir­ler, sa­bah ve ikin­di na­ma­zın­da ol­du­ğu gi­bi farz­dan son­ra ve­ya öğ­le ile ak­şam ve yat­sı na­maz­la­rın­da ol­du­ğu gi­bi son sün­net­le­ri bi­tir­dik­ten son­ra ya­pı­lır. Çün­kü is­tiğ­far na­ma­zın ek­sik­lik­le­ri­ni kar­şı­lar; dua, ecir ve se­vap­tan his­se al­ma yo­lu­dur.

Na­ma­zın so­nun­da­ki dua, ve zi­kir­ler pren­sip ola­rak giz­li ya­pı­lır. An­cak imam ce­ma­a­te öğ­ret­mek mak­sa­dıy­la öğ­re­nin­ce­ye ka­dar açık­tan zi­kir ve du­a­da bu­lu­na­bi­lir. İmam na­ma­zın so­nun­da ce­ma­a­te doğ­ru dö­ner, sol ya­nı­nı ha­fif­çe mih­ra­ba doğ­ru dön­dü­rür. Hz. Se­mu­re’nin şöy­le de­di­ği ri­va­yet edil­miş­tir: “Hz. Pey­gam­ber (s.a.s) na­maz kıl­dır­dı­ğı za­man yü­zü­nü bi­ze doğ­ru dön­dü­rür­dü.”354 Be­ra b. Âzib (r.a) şöy­le de­miş­tir: “Hz. Pey­gam­ber’in ar­ka­sın­da na­maz kıl­dı­ğı­mız za­man onun sağ ya­nın­da dur­mak is­ter­dik. Çün­kü böy­le olun­ca yü­zü bi­ze doğ­ru dö­nük olur­du.”355

Rasûlullah (s.a.s)’in na­maz­lar­dan son­ra yap­tı­ğı baş­lı­ca dua ve zi­kir­ler şun­lar­dır:

1) Üç de­fa “es­tağ­fi­rul­lah (Al­lah’tan ba­ğış­lan­ma di­le­rim)” ve­ya yi­ne üç de­fa şöy­le de­nir:

 

   “Ulu olan ken­di­sin­den baş­ka ilâh bu­lun­ma­yan, Hay ve Kayyûm (baş­lan­gı­cı ve so­nu ol­ma­yan ha­yat ile di­ri, za­tı ve ke­ma­liy­le ka­im, ya­ni ya­ra­tık­la­rı­nın her an ida­re ve mu­ha­fa­za­sın­da bi­ri­cik mut­lak ha­kim) olan Al­lah’a is­tiğ­far eder, be­ni af­fet­me­si­ni di­le­rim.” Bu­nun da­yan­dı­ğı de­lil Sevbân (r.a)’dan nak­le­di­len şu ha­dis­tir: “Hz. Pey­gam­ber selâm ve­rin­ce -bir ri­va­yet­te na­ma­zı­nı bi­ti­rin­ce- üç ke­re “es­tağ­fi­rul­lah” der ve şöy­le söy­ler­di: “Al­la­hüm­me en­te’s-se­la­mü ve min­ke’s-selâmü, te­ba­rek­te ya ze’l-ce­la­li ve’l-ik­ram”

An­la­mı: “Al­la­hım sen Selâmsın, bü­tün nok­san­lar­dan berîsin, uzak­sın. Dün­ya ve âhiret selâmeti se­nin yar­dı­mın­la olur. Ey celâl ve ik­ram sa­hi­bi olan Al­la­hım! Sen mu­kad­des­sin, ta’zi­me ger­çek­ten la­yık­sın.”356

Da­ha son­ra şöy­le der­di:

 

“Ey Al­la­hım! Ba­na se­ni zik­ret­me, sa­na şü­kür ve gü­zel­ce iba­det et­me hu­su­sun­da yar­dım­cı ol.” Hz. Pey­gam­ber (s.a.s) Mu­az b. Ce­bel’e her na­maz­da ve­ya her na­ma­zın so­nun­da bu du­a­yı yap­ma­sı­nı tav­si­ye et­miş­tir.357

2) Âyete’l-kürsî’yi oku­mak: Ebu Ümâme (r.a)’den ri­va­yet edi­len ha­ber­de şöy­le de­nil­miş­tir: “Kim farz na­maz­dan son­ra âyete’l-kürsî ve ihlâs su­re­si­ni okur­sa, cen­ne­te gir­me­si­ne ölüm­den baş­ka bir­şey en­gel ol­maz.”358

3) Na­maz­lar­dan son­ra Al­lah’ı tes­bih et­mek: 33 ke­re “Süb­ha­nel­lah (Al­lah’ı her­tür­lü nok­san sı­fat­lar­dan ten­zih ede­rim)”, 33 ke­re “el-Ham­dü lil­lah (her tür­lü öv­gü, hamd Al­lah’a mah­sus­tur)”, 33 ke­re de “Al­la­hü ek­ber (Al­lah her şey­den yü­ce­dir)” de­ni­lir. Yü­zün­cü­de şöy­le de­nir: “Lâ ilâhe illâ’lla­hü vahdehû lâ şerîke leh, le­hü’l-mül­kü ve le­hü’l-ham­dü ve hü­ve alâ kül­li şe­yin kadîr”

   Bu­nun de­li­li Ebu Hu­rey­re (r.a)’den ri­va­yet edi­len şu ha­dis­tir: “Kim her na­ma­zın ar­ka­sın­dan 33 ke­re Al­lah’ı tes­bih eder, 33 ke­re Al­lah’a hamd eder, 33 ke­re de Al­lah’ı tek­bir eder­se bun­la­rın ta­mam 99 olup esmâ-ı hüsnâ’nın sa­yı­sı ka­dar­dır. Yü­zün­cü­de; ‘Al­lah’tan baş­ka ilâh yok­tur, tek ilâh yal­nız O’dur, or­ta­ğı da yok­tur. Bü­tün mülk O’na ait­tir, bü­tün hamd ve senâ O’na­dır. O her şe­ye kâdirdir’ der­se, de­ni­zin kö­pük­le­ri ka­dar gü­nah­la­rı ol­sa bi­le ba­ğış­la­nır.” 359

4) Da­ha son­ra na­maz kı­lan ki­şi ve imam ken­di­si ve müs­lü­man kar­deş­le­ri için di­le­di­ği ka­dar dün­ya ve ahi­ret ha­yır­la­rı­nı is­ter. Du­a­la­rın en fa­zi­let­li­si sün­net­te ge­len du­a­lar­dır. Bun­lar­dan bi­ri­si­ni Sa’d b. Ebî Vak­kas (r.a) ri­va­yet et­miş­tir. “Sa’d (r.a) oğul­la­rı­na, ço­cuk­la­ra ya­zı­yı öğ­re­tir gi­bi şu ke­li­me­le­ri öğ­re­tir ve şöy­le der­di: “Rasûlullah (s.a.s), her na­ma­zın ar­dın­dan şu du­a­lar ile Al­lah’a sı­ğı­nır­dı:360

 

   An­la­mı: “Al­la­hım! Cim­ri­lik­ten sa­na sı­ğı­nı­rım. Kor­kak­lık­tan sa­na sı­ğı­nı­rım. Düş­kün ve ba­kı­ma muh­taç bir ih­ti­yar­lık ha­lin­den sa­na sı­ğı­nı­rım. Dün­ya fit­ne­sin­den sa­na sı­ğı­nı­rım. Ka­bir aza­bın­dan sa­na sı­ğı­nı­rım.”

 

   Duânın âdâbı:

Duâda el­ler omuz hi­za­sı­na ka­dar kal­dı­rı­lır. Bun­da güç­lük olur­sa ya­pı­la­bil­di­ğin­ce kal­dı­rı­lır. El­le­rin du­a­da tabiî bir açık­lık­la tu­tul­ma­sı mat­lu­ba da­ha uy­gun düş­se ge­rek­tir.

Du­a­ya, Al­lah’a hamd ve Rasûlüne salâtü selâm ile baş­la­nır ve so­nu yi­ne “el-Ham­dü lillâh” di­ye­rek ta­mam­la­nır. Çün­kü Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yu­rur: “Cen­net­te mü­min­le­rin du­a­la­rı­nın so­nu: ‘Bü­tün öv­gü­ler âlemlerin Rab­bi olan Al­lah’ın­dır’ sö­zü­dür” 361 Ni­te­kim du­a­la­rın so­nu bu ma­na­ya uy­gun ola­rak şu ayet-i ke­ri­me ile bi­ti­ril­mek­te­dir:

 

   “Se­nin güç­lü olan Rab­bin, on­la­rın is­nad et­mek­te ol­duk­la­rı va­sıf­lar­dan mü­nez­zeh­tir. Gön­de­ri­len bü­tün pey­gam­ber­le­re selâm ol­sun. Âlemlerin Rab­bi olan Al­lah’a hamd ol­sun”362