Fikih - 31. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
X- BEŞ VAKİT NAMAZIN KILINMA ŞEKLİ
A - Namazların Tek Başına Kılınma Şekli:
Namazlar; farz, vacip, sünnet, müstehap ve nafile kısımlarına ayrılır. Bunlar yukarıda açıkladığımız farzlarına, vaciplerine, sünnetleriyle âdâbına riayet edilerek şu şekilde kılınır:
1) Sabah Namazı:
Sabah namazının iki rekât sünnetini kılmak için: “Niyet ettim bugünkü sabah namazının sünnetini kılmaya” diye niyet edilir ve hemen eller, baş parmak kulaklarının yumuşağına gelecek kadar yukarıya kaldırılıp; “Allahu ekber” diye tekbir alınır. Bundan sonra eller bağlanır, “Sübhanekellahümme ve bi hamdike ve tebarekesmük ve teâlâ ceddük ve lâ ilâhe gayruk” ile “Eûzü billahi mineşşeytanirracim (İlahi rahmetten kovulmuş olan şeytandan Allah’a sığınırım) - Bismillâhirrahmanirrahim (Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla başlarım)” ve Fatiha okunur, sonra “Âmin (kabul buyur, ey Rabbimiz)” denir ve bir miktar daha Kur’an okunur. Bu bir miktardan maksat en az bir sure veya en az üç kısa ayet veya üç kısa ayet uzunluğunda bir ayettir. Bundan sonra “Allahü ekber” diye rükûya varılır, bu durumda en az üç kere, “Sübhâne rabbiye’l-azîm (Yüce Rabbimi her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim )” denir. Sonra “Semiallahü limen hamideh (Allah, hamdeden kulunun övgüsünü işitmiştir)” denilerek ayağa kalkılır, ayakta “Allahümme Rabbenâ ve leke’l-hamd (Allahım, ey Rabbimiz, hamd sana mahsustur)” denir, bundan sonra “Allahu ekber” diye secdeye varılır, secdede üç kere “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ (Ey en yüce olan Rabbim! Seni her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim)” denir, sonra “Allahü ekber” denilerek kalkılır, bir tesbih miktarı oturulup yine “Allahu Ekber” diye ikinci secdeye varılır, bunda da üç kere “Sübhâne rabbiye’l-a’lâ” denir. Bununla bir rekat tamamlanmış olur.
Bu ikinci secdeden sonra “Allahu ekber” denilerek ikinci rekata kalkılır. Ayakta yalnız Besmele ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunur, birinci rekatta olduğu gibi rükû ve secdelere varılır, ikinci secdeden sonra oturulur ki bu iki rekatlı bir namazda son oturuştur. Bunda et-Tahiyyat ve Allahümme salli-bârik ve “Rabbenâ âtinâ fiddünyâ haseneten...” duaları sonuna kadar okunur, sonra “es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah (Allah’ın selâmı ve rahmeti size olsun)” diye sağ tarafa, sonra da yine “es-Selâmü aleyküm ve rahmetullah” diye sol tarafa yüz çevirerek selâm verilir. Bununla sağ ve sol tarafta bulunan müminlere, meleklere ve mümin cinlere selâm verilmiş olur. Böylece iki rekatlı bir namaz bitmiş bulunur.
Bütün bu tekbirler, tesbih ve kıraatler gizli, yani namaz kılanın kendisi işitebileceği bir sesle gizlice yapılır.
Namazda erkekler ile kadınların ellerini kaldırma, bağlama şekli, rükû ile secdelerde ve oturuşlarda alacakları durumlar “Namazın sünnetleri ve âdâbı” konularında açıklanmıştır.
Sabah namazının iki rekat farzı ise şöyle kılınır:
Önce, erkeklere mahsus olmak üzere kamet getirilir, sonra “Bugünkü sabah namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir ve eller kulakların hizasına kadar kaldırılarak “Allahu ekber” diye namaza başlanır ve sabah namazının sünnetinde belirtildiği üzere kılınıp tamamlanır. Ancak sabah namazının farzında Fatiha’dan sonra biraz fazla Kur’an okunması sünnettir. Bu sünnetin en az miktarı kırk ayettir. Bununla birlikte üç kısa ayet miktarı okunması da caizdir. Vaktin çıkmasından korkulduğu takdirde az ayet okunur. Hatta yalnız Fatiha ile veya bir birkaç âyet ile bile yetinilebilir. Ebu Hanife’ye göre, farz olan kıraatin en az sınırı, en az altı harf ihtiva eden bir ayettir. “Sümme nazara (sonra baktı)” ve “lem yelid (doğmadı)” ayetlerinde olduğu gibi.338
Tek başına namaz kılan kimse, bu farzı kılarken tekbirleri, Fatiha’yı, ilave edeceği sure veya ayetleri ve “Semiallahu limen hamideh” cümlesini açık (sesli) okuyabilir.
2) Öğle namazı:
Öğle namazının ilk dört rekat sünnetinin önceki iki rekatı, tam olarak sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Ancak burada; “Bugünkü öğle namazının sünnetine” diye niyet edilir ve bunda ikinci rekattan sonraki oturuş, son oturuş değil, ilk oturuş olduğundan bu oturuşta yalnız “et-Tehıyyat” okunur,sonra “Allahu ekber” diye ayağa kalkılır, Sübhaneke okunmaksızın, yalnız Besmele ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunarak, yine yukarıda belirtildiği şekilde rükû ve secdelere gidilir, bundan sonra dördüncü rekat için “Allahu ekber” denilerek ayağa kalkılır, bunda da yalnız Besmele ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunarak, yine belirtildiği şekilde rükû ve secdelere varılır, bundan sonra oturulur ki, bu son oturuştur. Bunda “et-Tehiyyatu” ile “Allahümme salli-bârik” ve “Rabbena atina...” duaları sonuna kadar okunup iki tarafa selâm verilir. Böylece bu dört rekat sünnet kılınmış olur.
Öğle namazının dört rekat farzı ise şöyle kılınır: Sünnetten sonra, namaza aykırı bir şey ile uğraşmadan ayağa kalkılır, kamet getirilir. “Bugünkü öğle namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir ve eller yukarıya kaldırılarak “Allahu ekber” diye tekbir alınır, ilk iki rekatı,sabah namazının iki rekat farzı gibi kılınır. Ancak bu iki rekattan sonraki oturuş, ilk oturuş olduğundan, bunda yalnız “et-Tehıyyat” okunur, bundan sonra “Allahu ekber” denilerek üçüncü rekata kalkılır, yalnız Besmele ile Fatiha okunarak, rükû ve secdelere varılır, sonra “Allahu ekber” denilerek dördüncü rekat için ayağa kalkılır, yine Besmele ile Fatiha suresi okunarak rükû ve secdelere gidilir. Bundan sonra oturulur ki, bu son oturuştur. Bunda “et-Tehıyyat” ile “Allahümme salli ve barik” ve “Rabbena atina...” duaları sonuna kadar okunup, iki tarafa selam verilir. Böylece farz da kılınmış olur.
Öğlenin farzında okunacak ayetler, sabah namazında okunacak ayetlerden çoğunlukla az olur.
Öğlenin son iki rekat sünneti ise, “Bugünkü öğle namazının son sünnetini kılmaya” diye niyet edilip, tam olarak sabah namazının iki rekât sünneti gibi kılınır. Bu son sünneti dört rekât olarak kılmak müstehaptır. Bu takdirde ya her iki rekatta bir selâm verilir, yahut dört rekatın sonunda selam verilir. Bu takdirde birinci oturuşta yalnız “Rabbena atina...” duası okunmaz, “et-Tehıyyat”, “Salli-Barik” duaları okunur, üçüncü rekat için tekbir alınarak ayağa kalkılınca yine “Sübhaneke” okunur ve bu son iki rekat da önceki iki rekat gibi kılınır.
Tek başına kılan, öğle namazının gerek sünnetlerinde gerek farzında gizli okur.
3) İkindi namazı:
İkindi namazının dört rekat sünneti, müekked olmayan sünnettir. Her iki rekatı bağımsız namaz gibidir. Bu yüzden dört rekatın her iki rekatlık bölümü sabah namazının iki rekat sünneti gibi kılınır. Önce, “Bugünkü ikindi namazının sünnetini kılmaya” diye niyet edilir, bu namazın ilk iki rekatı belirtildiği gibi kılınınca oturulur. Bu bir son oturuş demektir. Bu yüzden burada “et-Tehıyyat...” ile birlikte “Allahümme salli... ve bârik...” okunur, yalnız “Rabbenâ âtinâ...” duası okunmaz. Sonra “Allahu ekber” diyerek üçüncü rekata kalkılır. “Sübhaneke” ile “Euzü” ve “Besmele”den sonra Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunarak rükû ve secdelere varılır. Bundan sonra tekbir ile dördüncü rekata kalkılarak, yalnız “Besmele” ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunur. Sonra yine rükû ve secdelere varılır. Bundan sonra oturulur ki, bu da son oturuştur. Bunda “et-Tehıyyat” ile “Salli- bârik” ve “Rabbena âtinâ..” duaları sonuna kadar okunarak iki tarafa selâm verilir.
İkindi namazının farzının kılınışı: Bu da tam olarak öğle namazının farzı gibi kılınır. Yalnız niyet farklı olur, yani “Bugünkü ikindi namazının farzını kılmaya” diye niyet edilir.
Tek başına namaz kılan kimse, ikindi namazının sünnetini de, farzını da, öğle namazı gibi gizli okuyarak kılar.
4) Akşam namazı:
Akşam namazının üç rekat farzı, öğle ve ikindi namazlarının ilk üç rekat farzları gibi kılınır. Şöyle ki: “Bugünkü akşam namazının farzını kılmaya” diye niyet edilip, namaza tekbir ile başlanır. Yukarıda açıklanan şekilde ilk iki rekat kılınarak oturulur. Bu, birinci oturuştur. Bunda yalnız “et-Tehıyyat...” okunur. Sonra üçüncü rekata kalkılarak yalnız “Besmele” ile Fatiha okunur, sonra “Allahu ekber” denilerek rükû ve secdelere varılır. Bundan sonra oturulur ki, bu da son oturuştur. Bunda “et-Tehıyyat..”’ ile “Salli-Bârik.” ve “Rabbena atina..” duaları okunarak iki tarafa selâm verilir.
Akşam namazının farzında, vaktin darlığından dolayı kısa sureler okunur.
Akşam namazının sünnetinin kılınışı: Bu da; “Bugünkü akşam namazının sünnetini kılmaya” diye niyet edilip, tam olarak sabah namazının sünneti gibi kılınır. Bu sünneti altı rekat olarak kılmak ise müstehaptır. Bu takdirde bir, iki veya üç selâmla kılınır. İki rekatta bir selâm verliirse aynı şekilde kılınır. Bununla birlikte dört rekatta bir selam verilip ikindi namazının sünneti gibi de kılınabilir. Bu ziyade dört rekata veya altı rekatın tamamına “Evvâbîn Namazı” denir.339
Tek başına kılan, akşam namazının farzını da sabah namazının farzı gibi açıktan okuyarak kılabilir.
5) Yatsı namazı:
Yatsı namazının ilk dört rekat sünneti, müekked olmayan sünnetlerdendir. Tam olarak ikindi namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Dört rekat farzı da tam olarak öğle ve ikindi namazlarının farzları gibi eda olunur. İki rekat son sünnetine gelince, bu da tam olarak sabah ve akşam namazlarının iki rekat sünnetleri gibi kılınır. Bunlarda yalnız niyetler değişmiş, yatsı namazının farzına veya sünnetlerine niyet edilmiş olur.
Yatsı namazının son sünneti de dört rekat olarak kılınabilir.340 Bu takdirde tam olarak ilk dört rekatı gibi kılınır. Bununla birlikte iki rekatta bir selam vermek suretiyle de kılınabilir. Bu durumda her iki rekat bağımsız namaz olacağı için oturuşlarda “et-Tehiyyat..” “Salli-barik” ve “Rabbena atina” duaları okunur. Geceleyin kılınacak nafile namazlarda efdal olan da bu şekilde iki rekatta bir selam vermektir.
Tek başına namaz kılan kimse yatsı namazının farzını açıktan (sesli) okuyarak da kılabilir.
B - Vitir Namazı:
1. Kılınma Şekli:
Üç rekatten ibaret olan vitir namazı şu şekilde kılınır: Önce; “Bugünün vitir namazını kılmaya” diye niyet edilir. Sonra “Allahu ekber” denilerek namaza başlanır. “Sübhaneke...” ve “Euzü” ile “Besmele”den sonra Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunarak, rükû ve secdelere varılır, sonra ikinci rekata kalkılıp, yalnız “Besmele” ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunarak yine rükû ve secdelere varılır, bundan sonra oturulur ki, bu birinci oturuştur. Burada yalnız “et-Tehıyyat” okunur. Sonra “Allahu ekber” denilerek üçüncü rekata kalkılır, bunda da yalnız “Besmele” ile Fatiha ve bir miktar daha Kur’an okunarak daha ayakta iken eller kaldırılıp “Allahu ekber” diye tekbir alınır, tekrar eller bağlanıp ayakta kunut duası okunur. Sonra “Allahu ekber” diye rükû ve secdelere gidilir, sonra oturulur ki, bu da son oturuştur. Bunda da yukarıdaki gibi “et-Tehıyyat” ile “Salli barik” ve “Rabbenâ âtinâ” duaları okunarak iki tarafa selam verilir.
2) Dayandığı deliller ve rekat sayısı:
Vitir ittifakla kılınması istenen bir namazdır.341 Çünkü Hz. Peygamber (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Ey Kur’an ehli! Vitir namazı kılın. Çünkü Allah tektir, teki sever” 342. Vitir namazı Hz. Peygambere farz idi. Hadis-i Şerifte şöyle buyurulmuştur: “Üç şey vardır ki, bana farzdır, fakat size farz değildir. Kuşluk namazı, kurban ve vitir namazı” 343
Vitir namazı Ebu Hanife’ye göre, bayram namazları gibi vacip bir namazdır. Ebu Yusuf, İmam Muhammed ve diğer üç mezhep imamına göre ise müekked sünnettir. Ebu Hanife’nin dayandığı delil şu hadistir: “Allah size bir namaz daha fazladan ilave etmiştir. Bu namaz da vitirdir. Vitir namazını yatsı ile sabah vakti doğuncaya kadar geçen zaman içinde kılın.” 344 Bu hadisteki “kılın” emri vücup ifade eder. Bu namazı inkâr edenin dinden çıkmaması âhad sünnet ile sabit olması yüzündendir.
Hanefilere göre vitir namazı üç rekat olup, sonunda selam verilir. Delil, Hz. Âişe’nin rivayet ettiği şu hadistir: “Hz. Peygamber üç rekat ile vitir kılar ve üç rekatın sonunda selam verirdi.” 345
Mâlikîlere göre vitir namazı tek bir rekattır. Ondan önce yatsının farzından sonra kılınan iki rekat sünnet kılınır. Bunların arası selam ile ayrılır. Hanbelîlere göre de vitir tek bir rekattır, ancak üç veya daha çok rekat vitir kılınsa bunda bir sakınca bulunmaz.
Şâfiîlere göre vitrin en azı bir rekat, en çoğu on bir rekattır. Bir rekattan fazla kılınacaksa, önce iki rekata niyet edilir ve selam verilir. Sonra vitirden bir rekata niyet edilip selam verilir.346
Vitir namazının rekat sayısı ile ilgili bu görüş ayrılıkları Rasûlullah (s.a.s)’dan bu konuda farklı hadislerin rivayet edilmesidir.
Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Vitir haktır. Beş rekat ile vitir kılmak isteyen kılsın. Üç rekat ile kılmak isteyen kılsın. Tek rekat ile kılmak isteyen yine kılsın.” 347 İbn Hıbban’ın rivayet ettiği hadiste şöyle buyurulur: “Hz. Peygamber iki rekat sünnet ile vitrin arasını ayırırdı.” 348
İbn Ömer ve İbn Abbas; “Vitir namazı gecenin sonunda kılınan bir rekattır.” 349 demişlerdir. Vitir namazının en fazla rekat sayısı olan on bir bazı hadislere dayanır. Hz. Âişe’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah ramazanda ve ramazan dışında on bir rekattan daha çok nafile namaz kılmazdı.” 350 Müslim’in yine Hz. Âişe’den naklettiği bir hadiste, Rasûlullah (s.a.s)’ın yatsı namazından sonra sabaha kadar kıldığı on bir rekatın her iki rekatında bir selam verdiği, son bir rekatı tek kıldığı belirtilir.351
Vitir Namazı İle İlgili Bazı Meseleler:
1) Vitir namazı, yalnız ramazanda cemaatle kılınır. İmam bu namazı açıktan kıldırır. Kunut duasını tercih edilen görüşe göre, imam da cemaat de gizli okurlar. Ramazan dışında vitri cemaatle kılmak mekruhtur.
2) İmama birinci rekattan sonra yetişen kimse, imam ile birlikte kunut okur. Yetişemediği rekatları kaza ederken artık kunutu okumaz.
3) Vitir namazı kılan kimse ikinci rekatta mı, yoksa üçüncü rekatta mı olduğunda şüphe etse, bulunduğu rekatta kunutu okur, rükû ve secdelerden sonra bir rekat daha kılar, yeniden kunutu okur. Rükû ve secdelerden sonra teşehhütte bulunur, selâm ile namazını tamamlar. Eğer birinci rekatta iken böyle şüphe ederse üçüncü rekat olması muhtemel olan rekatta kunut duasını okur.
4) Vitirden başka namazlarda kunut duası okunmaz. Yalnız sıkıntı, fitne ve belâ vukuu sırasında sabah namazlarının farzında kunut okunabilir.
Şâfiî ve İmam Mâlik’e göre, her vakit sabah namazlarının farzında rükûdan sonra ayakta (kavme halinde) kunut duası okunur. Bu kunut Mâlikîlere göre müstehap Şâfiîlere göre ise sünnettir. Diğer yandan Şâfiîlere göre, ramazanın ikinci yarısında vitir namazının son rekatında, rükûdan sonra kunut duası okumak menduptur.352
5) Sabah namazında kunut duasını okuyan bir Şâfiî veya Mâlikî imama uyan bir Hanefî susar, kunutu okumaz. Eğer okuyacak olursa gizli okur.
6) Kunut duasını bilmeyen yalnız “Rabbenâ âtinâ...” âyetini okuyabilir. Üç kere de “Allahümmeğfirlî (Allanım beni mağfiret et)” de diyebilir. Üç kere; “Ya Rabbi (Ey Rabbim)” demesi de caizdir.
Hanefî ve Mâlikîlere göre tercih edilen ve Hz. Ömer ile oğlu Abdullah (r. anhümâ)’dan rivayet edilen kunut duası şekli şudur:353
Anlamı: “Allahım! Biz şüphesiz senden yardım ve mağfiret ister, senden hidayet dileriz. Seni tasdik eder, günahlarımıza tövbe eder, sana itimat ederiz. Seni bütün hayırlar ile senada zikirde bulunur, nimeti itiraf ile sana şükrederiz. Seni inkâr etmeyiz. Sana isyan edip duranları reddeder, terkederiz, kendileriyle ilişkimizi keseriz. Allahım! Biz ancak sana ibadet ederiz, senin için namaz kılarız, sana secde ederiz. Senin rızanı ve kulluğunu elde etmek için çalışır, koşarız. Senin rahmetini umar, azabından korkarız. Şüphe yok ki, senin hak olan azabın kâfirlere erişicidir.”
C) Namazların Cemaatle Kılınma Şekli:
Namazı cemaatle kılanlar şu şekilde hareket ederler:
1) Cemaatten her biri imama uymaya niyet eder, meselâ; “Niyet ettim bugünkü sabah namazının farzını edaya, uydum şu imama” diye niyette bulunur. Sonra imam ellerini kaldırarak ve açıktan “Allahu Ekber” diyerek namaza başlar. Cemaat de ellerini kaldırarak gizlice “Allahu ekber” deyip imam ile birlikte namaza başlarlar. İmam ve cemaat “Sübhaneke..”yi gizlice okurlar, sonra cemaat susar. İmam gizlice “Eûzü” ve “Besmele” okur, kıraatte bulunarak namazı şu şekilde kıldırır.
Sabah namazı ile akşam ve yatsı namazlarının ilk ikişer rekatlarında ve vitir namazının her üç rekatında, cuma ve bayram namazlarının bütün rekatlarında Fatiha ile ilave edeceği ayetleri açıktan yani cemaatin işitebileceği bir sesle açık olarak okur, diğer tekbirleri, tesmileri (semiallahü limen hamideh), ve selamları açıktan yapar. Akşam namazının üçüncü ve yatsı namazının üçüncü ve dördüncü rekatlarıyla, öğle ve ikindi namazlarının bütün rekatlarında tekbirleri, tesmileri ve selamları açıktan, “Sübhaneke” ile kıraatı gizlice okur.
2) İmam, sabah namazının ilk rekatında okuyacağı ayetleri, ikinci rekatta okuyacağı ayetlerden ikide bir oranında uzun bulundurmalıdır. Bu bir sünnettir. Bu, cemaatin ilk rekata yetişmesine yardımcı olur.
3) Cemaat,tekbirleri gizlice alırlar. İmam rükudan kalkarken, açıktan “Semiallahu limen hamideh” ve gizli olarak “Rabbena ve leke’l-hamd” der. Ebu Hanife’den başka bir rivayete göre, imam “Rabbena ve leke’l-hamd” demez. Cemaat de gizlice yalnız “Allahümme Rabbena ve leke’l-hamd” yahut “Rabbena leke’l-hamd” derler. Ve imam ile beraber gizlice rükuda üç kere “Sübhane Rabbiye’l-azim (Yüce olan Rabbimi her türlü eksiklikten tenzih ederim)”, secdelerde de, üçer kere “Sübhane rabbiye’l-a’la (En yüce olan Rabbimi her türlü eksiklikten tenzih ederim)” derler.
4) İmam ile cemaat birinci oturuşlarında yalnız “et-Tehıyyat..”ı ikinci oturuşlarda, “et-Tehıyyat” ile beraber “Salli-bârik” ve “Rabbena atina...” dualarını gizlice okurlar. İmam önce sağ tarafa, sonra da sol tarafa, açıktan selam verince, cemaat de bu şekilde birlikte gizlice selam verir.
İmam açıktan okuduğu Fatiha’nın sonunda gizlice “Âmin” diyeceği gibi, cemaat de gizlice “Âmin” derler.
5) İmam selam verdikten sonra, müezzin açıktan
der.
Sünnet varsa kılar, daha sonra Hz. Peygamber’e salât ü selâm getirilir. Ya müezzin sesle veya imam ile cemaatten her biri gizlice “Ayetü’l-kürsi”yi okur, otuz üçer kere “Sübhanellah”, “Elhamdülillah”, “Allahu ekber” derler. Bunların bu sayısı, sağ elin parmakları ile tespit edileceği gibi, tesbih taneleriyle de tespit edilebilir. Elverirki bir yanlışlık yapılmasın.
6) Yukarıdaki şekilde 33’er kere tesbih, hamdetme ve tekbirden sonra müezzin sesle
der, duadan sonra imam ve cemaat iki elleriyle yüzlerini teberrüken meshederler.
Tek başına namaz kılanlar da bunları okurlar. Bütün bunlar namazın müstehaplarından olup, bunlara riayet edenler büyük ecre nail olurlar.
7) Namazların vakit, rükün ve rekatlarına riayet edilerek kılınması, Hz. Peygamberden tevatüren nakledilmiş olup, bu konuda ayrıca yüzyıllardan beri ümmetin icmaı meydana gelmiştir. Rasûlullah (s.a.s): “Beni nasıl namaz kılar görürseniz, siz de öylece namaz kılınız” diye emretmiştir. Bu yüzden Hz. Muhammed (s.a.s)’in kılmış olduğu namazlara aykırı düşen bir namaz İslâm dini nazarında geçerli bir namaz sayılmaz.
D - Namazdan Sonra Yapılan Dua ve Zikirler:
Namazlardan sonra Allah’ı zikretmek, me’sûr duaları yapmak ve istiğfarda bulunmak sünnettir. Bu dua ve zikirler, sabah ve ikindi namazında olduğu gibi farzdan sonra veya öğle ile akşam ve yatsı namazlarında olduğu gibi son sünnetleri bitirdikten sonra yapılır. Çünkü istiğfar namazın eksikliklerini karşılar; dua, ecir ve sevaptan hisse alma yoludur.
Namazın sonundaki dua, ve zikirler prensip olarak gizli yapılır. Ancak imam cemaate öğretmek maksadıyla öğreninceye kadar açıktan zikir ve duada bulunabilir. İmam namazın sonunda cemaate doğru döner, sol yanını hafifçe mihraba doğru döndürür. Hz. Semure’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s) namaz kıldırdığı zaman yüzünü bize doğru döndürürdü.”354 Bera b. Âzib (r.a) şöyle demiştir: “Hz. Peygamber’in arkasında namaz kıldığımız zaman onun sağ yanında durmak isterdik. Çünkü böyle olunca yüzü bize doğru dönük olurdu.”355
Rasûlullah (s.a.s)’in namazlardan sonra yaptığı başlıca dua ve zikirler şunlardır:
1) Üç defa “estağfirullah (Allah’tan bağışlanma dilerim)” veya yine üç defa şöyle denir:
“Ulu olan kendisinden başka ilâh bulunmayan, Hay ve Kayyûm (başlangıcı ve sonu olmayan hayat ile diri, zatı ve kemaliyle kaim, yani yaratıklarının her an idare ve muhafazasında biricik mutlak hakim) olan Allah’a istiğfar eder, beni affetmesini dilerim.” Bunun dayandığı delil Sevbân (r.a)’dan nakledilen şu hadistir: “Hz. Peygamber selâm verince -bir rivayette namazını bitirince- üç kere “estağfirullah” der ve şöyle söylerdi: “Allahümme ente’s-selamü ve minke’s-selâmü, tebarekte ya ze’l-celali ve’l-ikram”
Anlamı: “Allahım sen Selâmsın, bütün noksanlardan berîsin, uzaksın. Dünya ve âhiret selâmeti senin yardımınla olur. Ey celâl ve ikram sahibi olan Allahım! Sen mukaddessin, ta’zime gerçekten layıksın.”356
Daha sonra şöyle derdi:
“Ey Allahım! Bana seni zikretme, sana şükür ve güzelce ibadet etme hususunda yardımcı ol.” Hz. Peygamber (s.a.s) Muaz b. Cebel’e her namazda veya her namazın sonunda bu duayı yapmasını tavsiye etmiştir.357
2) Âyete’l-kürsî’yi okumak: Ebu Ümâme (r.a)’den rivayet edilen haberde şöyle denilmiştir: “Kim farz namazdan sonra âyete’l-kürsî ve ihlâs suresini okursa, cennete girmesine ölümden başka birşey engel olmaz.”358
3) Namazlardan sonra Allah’ı tesbih etmek: 33 kere “Sübhanellah (Allah’ı hertürlü noksan sıfatlardan tenzih ederim)”, 33 kere “el-Hamdü lillah (her türlü övgü, hamd Allah’a mahsustur)”, 33 kere de “Allahü ekber (Allah her şeyden yücedir)” denilir. Yüzüncüde şöyle denir: “Lâ ilâhe illâ’llahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr”
Bunun delili Ebu Hureyre (r.a)’den rivayet edilen şu hadistir: “Kim her namazın arkasından 33 kere Allah’ı tesbih eder, 33 kere Allah’a hamd eder, 33 kere de Allah’ı tekbir ederse bunların tamam 99 olup esmâ-ı hüsnâ’nın sayısı kadardır. Yüzüncüde; ‘Allah’tan başka ilâh yoktur, tek ilâh yalnız O’dur, ortağı da yoktur. Bütün mülk O’na aittir, bütün hamd ve senâ O’nadır. O her şeye kâdirdir’ derse, denizin köpükleri kadar günahları olsa bile bağışlanır.” 359
4) Daha sonra namaz kılan kişi ve imam kendisi ve müslüman kardeşleri için dilediği kadar dünya ve ahiret hayırlarını ister. Duaların en faziletlisi sünnette gelen dualardır. Bunlardan birisini Sa’d b. Ebî Vakkas (r.a) rivayet etmiştir. “Sa’d (r.a) oğullarına, çocuklara yazıyı öğretir gibi şu kelimeleri öğretir ve şöyle derdi: “Rasûlullah (s.a.s), her namazın ardından şu dualar ile Allah’a sığınırdı:360
Anlamı: “Allahım! Cimrilikten sana sığınırım. Korkaklıktan sana sığınırım. Düşkün ve bakıma muhtaç bir ihtiyarlık halinden sana sığınırım. Dünya fitnesinden sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım.”
Duânın âdâbı:
Duâda eller omuz hizasına kadar kaldırılır. Bunda güçlük olursa yapılabildiğince kaldırılır. Ellerin duada tabiî bir açıklıkla tutulması matluba daha uygun düşse gerektir.
Duaya, Allah’a hamd ve Rasûlüne salâtü selâm ile başlanır ve sonu yine “el-Hamdü lillâh” diyerek tamamlanır. Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Cennette müminlerin dualarının sonu: ‘Bütün övgüler âlemlerin Rabbi olan Allah’ındır’ sözüdür” 361 Nitekim duaların sonu bu manaya uygun olarak şu ayet-i kerime ile bitirilmektedir:
“Senin güçlü olan Rabbin, onların isnad etmekte oldukları vasıflardan münezzehtir. Gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun”362
İslami Okul Okulların En Önemlisi