Fikih - 34. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
XIII- NAFİLE VEYA TATAVVU’ NAMAZLAR
Farz veya vacip namazlar dışında kalan ve Rasûlullah (s.a.s)’ın kıldığına dair rivayet bulunan namazlara topluca “nafile” denir. Bunlar da sünnet olan nafileler ve mendup olan nafileler olmak üzere ikiye ayrılır. Sünnet olan nafile, Allah Rasûlünün yapmaya devam ettiği ve ancak nâdir olarak yapmadığı kuvvetli işlerdir. Kimi zaman bu işleri yapmamasının sebebi, insanlara farz olmadığını bildirmektir. Mendup olan nafile, Hz. Peygamberin bazen yapıp, bazen yapmadığı kuvvetli olmayan sünnetlerdir.432
A - Müekked Olan Sünnetler:
Beş vakit namaza ve cuma namazına bağlı olarak kılınan namazların bir bölümü müekked sünnettir. Bunlar, Ümmü Habibe, Hz. Âişe, Ebu Hureyre, Ebu Musa el-Eş’ârî ve İbn Ömer (r. anhüm)’ün rivayet ettikleri bir hadis-i şerifte şu şekilde bildirilmiştir: “Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir gün ve gecede, farz namazlar dışında on iki rekat namaz kılarsa, Allah Teâlâ ona cennette bir ev bina edecektir. Bunlar şu namazlardır: Sabah namazından önce iki rekat, öğleden önce dört rekat, öğleden sonra iki rekat, akşamdan sonra iki rekat ve yatsıdan sonra iki rekat.” 433
Namazlara bağlı müekked sünnetleri şu şekilde sıralayabiliriz:
1) Sabah namazından önce kılınan iki rekatlık sünnet: Bu namaz en kuvvetli bir sünnettir. Rasûlullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Sizi atlar kovalasa da sabah namazının iki rekat sünnetini terketmeyin.” 434 Sabah namazının iki rekât sünneti dünyadan ve dünyada bulunan herşeyden daha hayırlıdır.” 435 Hz. Âişe (r. anhâ) de şöyle demiştir: “Hz. Peygamber, sabah namazının iki rekatı kadar çok hiç bir nafile namaza devam etmemiştir.”436
Bu gibi hadisler sebebiyle, başka hiç bir sünnet kaza edilmezken, sabah namazını kılamayan kişi aynı gün zevalden önce onu kaza ederken sünnetini de birlikte kılar. Kişi sadece farzı kılmışsa o takdirde sünnetle birlikte ikisinin kaza edilmesi gerekmez.
Bir kimse sabah namazının sünnetini kılmadan cemaat farza başlasa, eğer ikinci rekatta bile olsa, farza yetişme imkânı varsa sünneti kılar. Eğer farzın ikinci rekatına bile yetişemeyeceğini anlarsa sünneti terkederek imama uyar ve artık farzdan sonra sünneti kaza etmez. Hanefilere göre, sabah namazını ortalık aydınlandıktan sonra kılmak daha faziletlidir.
2) Öğle veya cuma namazından önce kılınan dört rekat: Bu namaz da müekked sünnetlerdendir. Hz.Âişe (r. anhâ) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.as) öğleden önce dört, sabah namazından önce de iki rekat namaz kılmayı terketmezdi.”437
3) Öğle namazından sonraki iki rekat namaz: Bu iki rekat namaz müekked sünnettir. Cuma namazından sonra tek selamla kılınan dört rekat nafile namaz da müekked sünnetlerdendir.
Yukarıda zikrettiğimiz hadiste, farz namazlara bağlı on iki rekat sünnetten birisi de öğle namazından sonra kılınacak iki rekat sünnettir. 438
Yine, “Hz. Peygamber (s.a.s) cuma namazından önce dört, cuma namazından sonra dört rekat namaz kılar, rekatlar arasını selam ile ayırmazdı.”439
4) Akşam namazından sonra iki rekat namaz: Bu da, Rasûlullah (s.a.s)’ın devam ettiği müekked sünnetlerdendir.
5) Yatsı namazından sonra kılınan iki rekat: Bunun delili, çeşitli sahabilerden nakledilen; “Gün ve gecede on iki rekat nafile namaza devam edene cennette Allah Teâlâ’nın bir ev bina edeceğini bildiren” hadistir. Bu on iki rekattan ikisi de akşam namazının sünnetidir.440
6) Teravih namazı: Teravih namazı erkekler ve kadınlar için müekked bir sünnettir. Çünkü bu namaza hem Hz. Peygamber, hem de ondan sonra Hulefa-i Râşidîn ve ashab-ı kiram devam etmişlerdir. Teravih namazını cemaatle kılmak sünnettir. Çünkü Rasûlullah (s.a.s) Ramazanın üçüncü, beşinci, yedinci ve yirminci gecelerinde bu namazı mescitte cemaatle kılmıştır. Sonra müminlere farz olur endişesiyle mescide çıkıp kıldırmamıştır. Hz. Peygamber teravih namazını sekiz rekat olarak kıldırıyor, gerisini ashab-ı kiram evlerinde tamamlıyordu. Bu yüzden sahabeden gece vakti arı vızıltısı gibi sesler işitilirdi.441
Teravih namazı Ramazan ayına mahsus olup, yatsı namazından sonra ve vitirden önce kılınır. Bu namazın gece yarısından veya gecenin üçte birinden sonraya tehir edilmesi müstehap olur. Kılınamayan bir teravih namazı kaza edilmez. En sağlam görüşe göre, teravihte cemaat olmak sünnet-i kifâyedir. Yani bir mescitte hiç kimse teravihi cemaatle kılmazsa hepsi günahkâr olurlar.Teravih namazı tek başına kılınabilir. Fakat cemaatle kılınması daha faziletlidir.
Teravih namazı yirmi rekattır. Her dört rekatının sonunda, bir miktar oturarak istirahat edildiği için bu dört rekata “terviha” denilmiştir. Bir teravih namazında beş terviha vardır. Bu ifade “tervih” kelimesinden bina-i merre’dir. Tervih ise nefsi rahatlatmak demektir. Çoğulu teravih’tir.
Teravih namazına; “Teravihe”, “vaktin sünnetine” veya “gece namazına” diye niyet edilmesi daha uygundur. Mutlak namaza veya nafileye niyet edilmesi de birçok fakihe göre caizdir.
Teravih namazını her iki rekatta bir selam vererek, on selam ile bitirmek daha faziletlidir. Dört rekatta bir selam da verilebilir. Sekizde, onda, hatta yirmide bir selam vermek de caizdir. Fakat bu kerahetten hali bulunmaz.
Teravih namazı ikide bir selam verilirse tam olarak akşam namazının iki rekat sünneti gibi dört rekatta bir selam verildiği takdirde ise tam yatsı namazının dört rekat sünneti gibi kılınır. Başlangıçta ve her iki rekat başlarında “Sübhaneke”, “Eûzü-besmele” ve her oturuşta “tahıyyat”, “Salli-bârik..” duaları okunur. Cemaatle kılınınca, cemaat hem teravihe, hem de imama uymaya niyet eder. İmam teravihi sabah namazının farzı gibi sesli olarak kıldırır.
Hanefîlere göre, teravih namazının rekat sayısı Hz. Ömer’in uygulamasına dayanır. Hz. Ömer devlet başkanı olarak insanlara Mescid-i Nebevî’de halifeliğinin son zamanlarında yirmi rekat olarak kıldırdı. Hulefâ-i Raşidînden sonra da kimse teravihin yirmi rekat olarak cemaatle kılınmasına karşı çıkmadı. Allah’ın Rasûlü şöyle buyurmuştur: “Benden sonra, benim sünnetimden ve raşit halifelerin sünnetinden ayrılmayın.” 442 Diğer yandan, İbn Abbas (r.a)’ın Ramazan ayında cemaat dışında teravih namazını yirmi rekat olarak kıldığı, arkasından da üç rekat vitir namazını eda ettiği rivayet edilmiştir.443
Ebû Hanîfe'ye, Hz. Ömer'in yaptığı uygulama sorulunca şöyle demiştir: “Teravih kuvvetli bir sünnettir. Hz. Ömer onu kendiliğinden çıkarmış değildir. O bu konuda yeni bir şey de icad etmedi. O, ancak bunu kendi bildiği bir delile dayanarak yapmıştır. Resûlullah (s.a.s.)'tan bir ahid olarak yapmıştır” 444
Bazı hadis âlimleri ise Rasûlullah (s.a.s)’ın Ramazan’da teravihi sekiz rekât olarak kıldığını tesbit etmişlerdir. Bunun dayandığı delil Buhârî’nin ve başkalarının Hz. Âişe (r. anhâ)’den naklettikleri şu hadistir: “Hz. Peygamber ne Ramazanda ve ne de Ramazan dışında on bir rekattan fazla nafile namaz kılmıştır.”445 Yine İbn Hıbban, Sahîh’inde Câbir (r.a)’den şu hadisi rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s) kendilerine sekiz rekat namaz kıldırdıktan sonra vitir namazını kıldırmıştır.”446
Bu duruma göre, teravih namazının sekiz rekatının müekked sünnet olduğunda şüphe yoktur. İbnü’l-Humâm gibi bazı âlimler sekiz rekattan fazlasının müstehap olduğunu söylemişlerdir. Bu durum, yatsı namazından sonra dört rekat nafile namaz kılmanın müstehap oluşuna benzer ki, bunun ilk iki rekatı müekked sünnet olur.447
B - Gayr-i Müekked (Mendub) Sünnetler:
Hz. Peygamber (s.a.s)’in çoğunlukla kıldığı, ancak bazan terkettiği sünnetler olup şunlardır:
1) Yukarıda da belirttiğimiz gibi, öğle namazının farzından sonra kılınan iki rekata ilave olarak kılınan iki rekat namaz.
2) İkindi namazından önce tek selamla kılınan dört rekat namaz. Rasûlullah (s.a.s) bu namaz hakkında şöyle buyurmuştur: “İkindi namazından önce dört rekat namaz kılan kimseye Allah rahmet eylesin.” 448
3) Yatsı namazından önce kılınan dört rekat namaz: Bunun dayandığı delil Hz. Âişe (r. anhâ)’den rivayet edilen şu hadistir: “Hz. Peygamber, yatsıdan önce dört rekat namaz kılar, sonra yatsı namazını müteakip kalkar, dört rekat daha namaz kılar, sonra yatardı.”449
4) Evvâbin namazı: Evvâbîn, evvâb kelimesinin çoğulu olup, tevbe ve istiğfar ederek Allah Teâlâ’ya çokca yönelen kişi demektir. Bu namaz altı rekât olup akşam namazından sonra, bir iki veya üç selâmla kılınır. Bu namazın delili şu âyet-i kerîmedir: “Rabbiniz, sizin kalblerinizdekini çok iyi bilir. Eğer siz iyi olursanız, şunu bilin ki Allah, kötülükten yüz çevirerek tövbeye yönelenleri (evvâbîn) son derece bağışlayacıdır.” 450 Ammâr b. Yâsir (r. anhümâ)’den şu hadis rivayet edilmiştir: “Her kim akşam namazından sonra altı rekat namaz kılarsa denizin köpükleri kadar da olsa Allah Teâlâ onun günahlarını mağfiret eder.” 451
Hz. Peygamber (s.a.s), akşam namazından sonra altı rekat namaz kılanın evvâbînden sayılacağını bildirmiş ve arkasından da yukarıda meâlini verdiğimiz ayeti okumuştur.452
Bunlar farz namazlara tabi olan nafile namazlardır. Bağımsız olan nafile namazlar ise aşağıda açıklanacaktır.
C - Mendub (Bağımsız) Namazlar:
Beş vakitteki farz namazların sünnetlerinden başka bir takım nafile namazlar daha vardır ki, bunlar müstehab, mendub veya tatavvu’ adı verilen nafile namazlardır.
1) Tahıyyetu’l-Mescid Namazı:
Tahiyye, selâm vermek demektir. Tahiyyetü’l-mescid, mescide selâm vermek anlamına gelir. Mescide giren kimseler için, Mescidin Rabbine selâm vermek ve tazim amacıyla, iki rekât namaz kılmak mendubdur. Bir günde, ta’lim, taallüm vb. sebeplerle birkaç kere mescide giren kimsenin bu namazı bir kere kılması yeterlidir.
Tahiyyetü’l-mescid namazı bir mescide girilince daha oturmadan kılınmalıdır. Faziletli olan budur. Oturulduktan sonra da kılınabilir. Bu namazın delili şu hadis-i şeriftir: “Sizden her kim mescide girerse iki rekât namaz kılmadan oturmasın.”453 Yine İbn Hibban’ın sahihinde rivayet edilen bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmaktadır: “Ey Ebu Zer! Mescidin tahiyye hakkı vardır. Onun tahiyyesi (selâmlanması) iki rekât namazdır. Kalk, iki rekat namaz kıl” Mescid-i Haram, bu zikredilen mescidlerin dışındadır. Çünkü Mescid-i Haram’ın tahiyyesi tavaftır.
Bir mescide girip de meşguliyetinden veya vaktin kerahati gibi bir sebepten dolayı tahiyyetü’l-mescidi yapamayacak müslümanın
(Allah’ı her türlü noksan sıfatlardan tenzih ederim. Hamd Allah’a mahsustur, Allah’tan başka hiç bir ilah yoktur. Allah her şeyden yücedir.)” demesi müstehap görülmüştür.
Diğer yandan bir mescitte her hangi bir namazı kılmak veya bir mescide bir farzı kılmak için imama uymak niyetiyle girmek de tahiyyetü’l-mescid yerine geçer.
2) Abdest Namazı:
Abdest alındıktan veya gusül yapıldıktan sonra, vakit elverişli ise, yaşlık kuruyacak kadar bir süre geçmeden iki rekât namaz kılınması menduptur. Hz. Peygamber (s.as) şöyle buyurmuştur: “Her kim abdest alır, abdesti güzel yapar, sonra kalkıp iki rekât namaz kılarsa ve bu iki rekâta kalbiyle yönelirse, o kimseye cennet vacip olur.”454 Burada, ecrin büyüklüğüne dikkat çekilmiştir.
3) Kuşluk Namazı:
Kuşluk namazı en az iki rekât olup, sağlam görüşe göre, dört veya sekize kadar kılınabilir. Mendub bir namazdır. Vakti, güneşin bir mızrak boyu yükselmesi ile başlayıp, zeval vaktine yirmi dakika veya yarım saat kalıncaya kadar devam eder. Bunun delili Hz. Âişe (r. anhâ)’dan nakledilen şu hadistir: “Rasulullah (s.a.s) kuşluk namazını ikişer ikişer dört rekât olarak kılar, birinci selâmdan sonra dünya sözleri konuşmazdı.”455 Müslim’in rivayeti ise şöyledir: “Hz. Peygamber kuşluk namazını dört rekât olarak ve Allah’ın dilediği kadar ilavede bulunarak kılardı.”
Kuşluk namazının sekiz rekât kılınması daha faziletli olup, tercih edilen vakti, gündüzün dörtte biri geçtikten sonradır.
4) Teheccüd Namazı:
Yatsı namazından sonra daha uyumadan veya çok az bir miktar uyuduktan sonra kalkıp kılınacak nâfile namaza “gece namazı (salatü’l-leyl)” denir. Bir süre uyuduktan sonra, gecenin yarısından imsâk vaktine kadar kalkılıp kılınırsa “teheccüd” adını alır. Teheccüd namazı iki rekâttan sekiz rekâta kadardır. Her iki rekâtta bir selâm verilmesi daha faziletlidir.
Teheccüd namazının Rasûlullah (s.a.s)’a farz oluşu şu ayete dayanır: “Ey Muhammed! Gecenin bir bölümünde uyanıp, sırf sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere, Kur’an’la gece namazı kıl. Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a göndereceğini ümit edebilirsin.”456
Teheccüt namazına diğer müminleri de teşvik eden çeşitli âyet ve hadisler vardır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Ey Muhammed! Şüphesiz Rabbin senin ve beraberinde ashabından bulunan bir topluluğun gecenin üçte ikisinden az, yarısı veya üçte biri kadar bir süre, namaz için kalktığını bilmektedir.”457 Cenâb-ı Hak başka ayetlerde gece namazına kalkanların durumunu şöyle açıklar: “Onlar gece namazı kılmak için yataklarından kalkarlar. Korku ve ümit içinde Rablerine dua ederler.”458 “O çok esirgeyen Allah’ın (has) kulları ki, onlar yer yüzünde vekar ve tevazu ile yürürler. Kendilerine beyinsizler hoşa gitmeyecek laf attığı zaman “selâmetle” deyip geçerler. Onlar gecelerini Rableri için secde ve namazla geçirirler.”459 “Onlar gecenin ancak az bir bölümünde uyurlardı. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.”460 Başka bir ayette de, takvaya erenlerin Allah’a seher vaktinde istiğfar eden kimseler olduğu bildirilir.461 Seher vakti, gecenin son altıda birlik bölümüdür. Ancak sabah namazının vakti girince artık onun sünneti dışında bir nafile namaz kılmak mekruhtur.
Yukarıdaki ayetlerden de anşılacağı gibi teheccüd namazı Hz. Peygambere vacip, yani farz hükmündeydi. Hz. Peygmaber'e vâcip olan ve onun devam ettiği bu namaz ümmeti için müekkked sünnettir. Peygamberimiz (s.a.)'in bu konuda pek çok tavsiyeleri vardır. Nitekim, Abdullah b. Ömer (r. anhümâ)’nın rüyada kendisini cehennemde görmesi ve bir meleğin yaklaşarak “korkma” demesini Rasulullah (s.a.)’a anlatması üzerine, Allah elçisi şöyle buyurmuştur: “Abdullah ne iyi adamdır. Fakat kalkıp gece namazı kılmayı âdet edinseydi ne iyi olurdu.” Abdullah b. Ömer bundan sonra gece uykusunu azaltmıştır. Buradan teheccüd namazına devam eden her ferdin “iyi” olarak anılmaya lâyık olduğu anlaşılır.462
Müslim’in naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur:
“Gece namazına devam edin. Çünkü gece namazı kılmak sizden önceki salih kulların âdetidir, Rabbinize karşı bir taattir, kötülükleri örtücü ve günah işlemekten alıkoyucudur.”463 Başka bir hadiste de şöyle buyurulur: “Farz namazdan sonra en faziletli namaz gece namazıdır.”464
Diğer yandan Kadir gecesini, Ramazan ve Kurban bayramlarının gecelerini ihya etmek için, Ramazanın son on gününün gecelerini ve Şaban ayının on beşinci gecesini ibadetle geçirmek menduptur. Bu ibadet bütün geceyi veya gecenin çoğunu içine alacak bir ibadet şekli olabilir. Çünkü bu konuda rivayet edilmiş çeşitli hadisler bulunmaktadır.465
Seher vaktinde seyyidül istiğfar (istiğfarın efendisi) adı verilen şu duayı çokca okumak da menduptur:
Anlamı: “Allahım! Benim Rabbim sensin. Senden başka ilâh yoktur. Beni sen yarattın. Senin kulunum ben. Gücüm yettiğince sana verdiğim söz ve ahitte duruyorum. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Bana verdiğin nimetleri ikrar ve günahlarımı itiraf ederim. Beni bağışla, zira senden başka günahları bağışlayacak yoktur.”466
Yukarıda zikredilen geceleri ibadetle geçirmek için mescidlerde veya mescit dışında bir yerde toplanmak mekruhtur. Çünkü bunu ne Hz. Peygamber ve ne de ashabı yapmıştır. Bu gecelere mahsus özel bir ibadet de nakledilmemiştir. Ancak kaza namazı, ve istenildiği kadar gece namazı kılınabilir, Kur’an-ı Kerim okunur, Allah’ı zikir, tefekkür, tesbih ve dua ile meşgul olunur.
5) İstihare Namazı:
İstihâre; bir şeyin hayırlısını istemek, demektir. İstihare namazı, nasıl hareket etmenin doğru olacağı bilinemeyen mübah işlerde manevi bir işarete nail olmak için kılınan iki rekatlık bir namazdır. İlk rekatta “Kâfirûn” ikinci rekatta ise “ihlâs” suresini okumak müstehaptır. Namazdan sonra “İstihare Duası” okunur, sonra kıbleye yönelerek yatılır, rüyada beyaz veya yeşil görülmesi hayır ve iyiliğe; siyah veya kırmızı görülmesi ise şerre delâlet eder. İstihare namazının delili şu hadistir:
Cabir b. Abdillah (r.a)’tan rivayet edildiğine göre kendisi şöyle anlatmıştır:467 “Rasulullah (s.as.) bütün işlerde bize Kur’an’dan bir sure öğretir gibi ‘istihare’yi öğretir ve şöyle buyururdu: “Sizden biri bir iş yapmak istediği vakit, farz dışında iki rekat namaz kılsın ve şöyle dua etsin:
Anlamı: “Allahım! Sen bildiğin için, senden hakkımda hayırlısını bana bildirmeni dilerim. Ve gücün yettiği için, ben senden güç ve takat isterim. Hayra ermemi, senin büyük fazl ve kereminden niyaz eylerim. Çünkü senin her şeye gücün yeter. Benim ise gücüm yetmez. Sen her şeyi bilirsin, halbuki ben bilmem. Sen gayb âlemini tam olarak bilirsin.
Allahım! Sen bu işin benim dinim, yaşayışım, işimin sonucu veya dünya ve ahiretim hakkında hayırlı olduğunu biliyor isen, bunu bana nasip ve müyesser eyle. Sonra bundan benim için feyiz ve bereket meydana getir. Ve eğer bu iş, benim dinim, yaşayışım, işimin sonucu hakkında dünyevî ve uhrevî hususlarımda, benim için bir şer ise bunu benden çevir, beni de bundan çevir. Benim için kalbimde bir meyil bırakma ve benim için hayır nerede ise müyesser kıl, sonra da bu konuda benden razı ol.”
İstihâre yaptıktan sonra mesele aydınlanmazsa, yukarıda zikredilen istihare namazını ve istihare duasını yedi kere tekrarlamak gerekir. Çünkü İbnü’s-Sünnî’den şöyle rivayet edilmiştir:
“Ya Enes! Bir iş yapmak istediğin zaman yedi kere Rabbinle istihare et. Sonra kalbine gelene bak, hayır ondadır.”468 Bir kimse namaz kılarak istihare yapamıyorsa, o takdirde sadece yukarıdaki duayı okuyarak istiharede bulunabilir.
6) Tesbih Namazı:
Tesbih namazının sevabı çoktur. Bu namaz her vakit kılınabilir, hiç değilse haftada veya ayda bir kere, bu da olmazsa ömründe bir kere bunu kılmalıdır.
Tesbih namazı dört rekâttır. Her rekâtta Fatiha ve bir sure okunur. Bir veya iki selâmla tamamlanır. Bu namazda üç yüz kere
tesbihi okunur. Böylece her rek'atta yetmiş beş tesbih okunmuş olur.
Allah Teâlâ’nın rızası için nâfile namaza niyet edilerek “Allahu Ekber” diye namaza başlanır. Sübhanekeden sonra on beş kere “Sübhanallahi velhamdü lillah...” okunur. Sonra Euzü-Besmele, Fatiha ve bir sure okunup tekrar on kere “Sübhanallah...” okunur. Sonra rükûya varılır. Üç kere “Sübhane rabbiye’l-azim”den sonra on defa “Sübhanellah..” okunarak rükûdan “Semiallahu limen hamideh, Rabbena leke’l-hamd” denilerek kalkılır. Yine on defa “Sübhanellah..” okunur, bundan sonra secdeye varılıp üç defa “Sübhane rabbiye’l-a’la”dan sonra on kere “Sübhanellah..” okunur. Secdeden tekbir ile kalkılır, iki secde arasında yine on defa “Sübhanellah...” okunur, ikinci secdeye tekbir ile varılıp üç defa “Sübhane rabbiye’l-a’la”dan sonra yine on kere “Sübhanallah...” okunur ki, bu fazla tesbihlerin toplamı yetmiş beşe ulaşmış olur.
Bundan sonra ikinci rekata kalkılır. Yine önce on beş kere “Sübhânallah...” okunur, sonra aynen birinci rekattaki şekliyle hareket edilerek, rekatın sonunda oturulur. Tahıyyat ve salli-barik duaları okunur. İlave tesbihlerin toplamı böylece 150 olmuş bulunur. Bundan sonra selâm vermeden veya selamdan sonra ayağa kalkılır. Üçüncü ve dördüncü rekatlar, aynen birinci ve ikinci rekat gibi kılınır. Böylece dört rekatta 300 defa tesbih duası okunmuş olur.
Tesbih namazının bu kılınma şekli Tirmizî’nin el-Câmii’nde Ebu Hanife’nin talebelerinden Abdullah b. Mübarek’ten rivayet ettiği şekle göredir. Hz. Peygamber amcası Abbas (r.a.)’a kendisini Allah’a yaklaştıracak, ona büyük fayda sağlayacak olan bir ameli bildirmek istemiş, amcası da öğrenmek isteyince, ona yukarıdaki şekliyle tesbih namazını talim buyurmuş ve eğer bu namazı kılarsa, günahları kum yığınları kadar çok olsa bile Allah’ın bunları mağfiret edeceğini bildirmiştir. Bu namazı her gün, bu olmazsa cuma günü, bu olmazsa ayda veya yılda bir kere, başka rivayette, ömründe bir defa kılmasını tavsiye etmiştir.469
Tesbih namazında yanılma olursa, sehiv secdelerinde artık bu ilave tesbihlerin okunması gerekmez. Namaz kılan bu tesbihleri aklında tutabiliyorsa parmakları ile saymaz. İmam tesbih namazı kıldırırsa açıktan okur ve tesbihleri de açıktan tekrar eder.
7) Hâcet Namazı:
Dünyevî ve uhrevî bir isteği olan kimse abdest alır, yatsı namazından sonra iki veya dört rekat, başka bir görüşe göre on iki rekat namaz kılar, sonra Allah Teâlâ’ya senâda, Rasulullah (s.a.s)’a salatu selâmda bulunur, bundan sonra hâcet duasını okuyup, isteğinin gerçekleşmesini Allah Teâlâ’dan niyaz eder.
Merfû bir hadiste rivayet edildiğine göre, bu namazın birinci rekatında bir kere Fatiha, üç kere âyete’l-kürsî okunur. Diğer üç rekatın her birinde Fatiha ile birer defa İhlâs, Felak ve Nas sureleri okunur.
Tirmizî’nin Abdullah b. Ebi Evfâ (r.a)’dan naklettiğine göre, Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurmuştur: “Her kimin Allah’tan bir dileği olursa yahut insanlardan herhangi birinden bir dileği bulunursa, önce güzelce abdest alsın ve iki rekat namaz kılsın. Sonra Allah’a hamd ve senâda bulunsun, sonra Hz. Peygamber’e salatü selam getirsin. Sonra şu duayı okusun:
Anlamı: “Halim ve kerim olan Allah’tan başka ilah yoktur. Yüce arşın Rabbi Allah’ı tesbih ederim. Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Allahım! rahmetini gerektiren şeyleri, kesin affını, her iyiliği elde etmeyi, her günahtan uzak olmayı senden dilerim. Affetmediğin hiç bir günah, feraha çıkarmadığın hiç bir tasa, senin rızana uygun olan hiç bir ihtiyacı da karşılamadan bırakma. Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Allah'ım.” 470
8) Yolculuk Namazı:
Bir müslümanın yola çıkacağı veya bir yoldan döndüğü zaman iki rekat namaz kılması menduptur. Giderken evde, gelirken de mescitte kılmak daha faziletlidir. Hz. Peygamber (s.a.s) yolculuktan gündüz kuşluk vakti döner, Mescid-i Nebevî’ye giderek iki rekat namaz kılar, orada bir süre otururdu.471
9) İstiska (Yağmur İsteme) Namazı:
Yağmurun hiç yağmaması, az yağması yeraltı sularının kesilmesi, tarım ve hayvanlar için su ihtiyacının ortaya çıkması gibi durumlarda yağmur duası yapılır. İnsanların Rablerinden gafil olmaları ve aralarında günahların yayılması sebebiyle, Allah insanları denemek için bazı zamanlarda kuraklıklar meydana getirir. Bu durumun değişmesi için Allah’a tevbe ve istiğfar etmek gerekir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de Nuh, Musa ve Hud (aleyhimü’s-selâm) gibi peygamberlerin kavimlerine yağmur verilmesi için yaptıkları dualardan söz edilir.
Allah Teâlâ Nuh (a.s)’dan söz ederek şöyle buyurur: “Onlara söyle dedim: Rabbinize istiğfar edin ki, gökten size yağmur indirsin. Size çok mal, evlât ve bahçeler versin, nehirler akıtsın”472 Hz. Musa’dan söz ederek Yüce Allah şöyle buyurur: “O zamanı hatırla ki, Musa kavmi için su istemişti de, kendisine âsânı taşa vur demiştik.”473
Ebû Hanîfe’ye göre, istiska namazının cemaatle kılınması sünnet değildir. İnsanlar yağmur duasında ayrı ayrı namaz kılarlarsa kerahatsiz olarak caiz olur. Çünkü istiska dua ve istiğfardan ibarettir. Bu yüzden bu dua cemaatsiz ve hutbesiz olarak yerine getirilir.
Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre, yağmur duası namazının, ihtiyaç varsa, hazar veya seferde kılınması menduptur. Bu dua, Rasululluh (s.as)’ın sünneti ve raşid halifelerin amelleri ile sabittir. Yağmurun yağması gecikirse, yağmur duası günler boyu bir kaç defa tekrarlanır. Çünkü Allah Teâlâ duada ısrarlı olanları sever.474
Enes b. Mâlik (r.a) şöyle anlatır: “Hz. Peygamber, cuma günü hutbe iradederken bir adam geldi, onun karşısında durdu ve şöyle dedi:
- Ya Rasulallah! Hayvanlar mahvoldu, yollar kesildi. Allah’a dua et, bize yağmur versin.
Allah’ın Rasulü ellerini kaldırarak:
“Allahım bize su ver, Allahım bize su ver” diye dua etti.
Gökte hiç bir bulut işareti yok iken, birden bir bulut çıkıp çevreye yayılmış ve yağmur yağmağa başlamıştı. Bu durum bir hafta sürdü. Ertesi Cuma bir adam geldi:
“Ey Allah’ın elçisi! Mallarımız telef oldu, yollar kesildi, Allah’a dua et, bizden yağmuru kessin, dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber şöyle dua buyurdu:
Anlamı: “Allahım! Yağmuru üzerimize değil, çevremize, dağlara, tepelere, vadilere ve ağaçlı yerlere ver” Bu dua ile yağmur kesildi.475
Hadis kaynaklarında zikredilen Rasulullah (s.a.s)’ın yaptığı yağmur duası şudur:
“Allahım! Can kurtaran, tatlı, bol, bereketli, çok, geç değil, çabuk yağmur ver. Allahım! Kullarını, hayvanlarını sula, rahmetini yay, ölü memleketini dirilt.”476
Yağmur duası namazı, cuma namazı gibi açıktan okunarak kılınır. Namazdan sonra, bayram hutbesi gibi hutbe okunur, ancak hatip minbere çıkmaz, yerde durur, kılıç, ok ve baston gibi birşeye dayanır.
Yağmur gecikirse, eski elbiseler giyilerek, çocuklar, ehlî hayvanlar ile bunların yavruları beraberce kıra çıkılır. Çocuklar ve yavrular bir süre annelerinden uzaklaştırılır, zayıflara ve yaşlılara dua ettirilir. Böylece Allah’ın rahmet ve merhametinin celbi umulur.
10) Küsûf Namazı:
Güneş tutulmasına “küsûf”, ay tutulmasına “husûf” adı verilir. Güneş tutulduğu zaman, bir beldede cuma namazını kıldıran imam, ezansız ve kametsiz olarak en az iki rekat namaz kıldırır. Her rekatta fazla miktar, Ebû Hanîfe’ye göre gizlice, Ebû Yusuf ve İmam Muhammed’e göre de açıktan kıraatta bulunur. Hutbe okunmaz, her rekatta, diğer namazlardaki gibi tek rükû ve iki secde yapılır.
Çünkü Ebû Dâvûd’un naklettiği hadiste şöyle denilmektedir: “Güneş tutulduğu zaman Hz. Peygamber iki rekat namaz kıldı ve her iki rekatta da kıyamı uzattı, güneş açılınca da namazdan ayrıldı. Bunun üzerine Allah elçisi şöyle buyurdu: “Bu olaylar Allah’ın büyüklüğünü gösteren delillerdir. Allah Teâlâ bunlarla kullarını korkutmak istiyor. Bunları gördüğünüz zaman, en son kıldığınız farz namaz gibi bir namaz kılın.”477 İbnü’l-Hümam şöyle der: Sahabenin en son kıldıkları namaz sabah namazıydı. Çünkü küsûf namazı güneşin iki mızrak boyu yükselmesi sırasında kılınmıştı.478
Ay ve güneşle ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’ın varlığını gösteren âyetlerden biri, gece ile gündüz, ay ile güneştir. Güneşe de aya da secde etmeyin. Bunların hepsini yaratan Allah’a secde edin.” 479 Bu ayetteki “secde edin” emri ay ve güneş tutulunca namaz kılınmasını ifade eder.
Hz. Peygamber (s.as), oğlu İbrahim’in öldüğü gün güneşin tutulması üzerine şöyle buyurmuştur: “Ay ile güneş Allah’ın varlığını gösteren ayetlerdendir. Hiçbir kimsenin ne ölümünden ne de hayatından ötürü tutulurlar. Böyle bir durumu gördüğünüz zaman, ay ve güneş açılıncaya kadar namaz kılın, dua edin.”480 Ashab-ı kiramdan bazılarının, Hz. Peygamber’in üzüntüsüne güneşin de tutulmak suretiyle katıldığını ve yas tuttuğunu söylemesi üzerine Allah elçisi bu yanlış kanaati değiştirmek için bu sözleri söylemiştir.
Küsûf namazının büyük bir camide kılınması daha faziletlidir. Dışarda, sahrada da kılınabilir. Küsûf ve husûf namazlarının sahih hadislerle sabit olduğu halde farz olmamasının sebebi, daha önceki konularda geçen hadiste; bedevînin Hz. Peygamber’e hitaben “Beş vakit namazdan başka bir farz var mıdır?” sorusuna karşılık, Hz. Peygamber’in; “Hayır, ancak nafile olarak kılarsan bu müstesnadır.”481 şeklindeki ifadesidir.
Küsûf namazından sonra İmam güneş açılıncaya kadar kıbleye doğru ayakta veya cemaata karşı oturarak dua eder. Cemaat da “âmin” der. İmam bulunmazsa, herkes kendi evinde tek başına kılar.
İmam Şâfiî ve bazı hadisçilere göre, namazdan sonra hutbe okunması müstehaptır.
11) Husûf Namazı:
Ay tutulduğu zaman müslümanların evlerinde teker teker bir halde ve küsûf namazı gibi gizli veya açıktan kıraatla iki veya dört rekat namaz kılmaları menduptur. Ebu Hanife’ye göre bu namazın camide cemaatle kılınması sünnette yoktur. Ancak kılınırsa caiz olur. Ay tutulması gece olabileceği için cemaatin camide toplanıp toplu namaz kılmasında güçlük vardır.482
İmam Şâfiî ve Ahmed b. Hanbel ile bazı hadis bilginlerine göre, cemaatle kılınır. İmam Mâlik’e göre ise cemaatla kılınamaz.
Zelzele, şimşek çakması, şiddetli rüzgâr, gündüzün çöken karanlık, gece vakti ışık yayılmasından korkma, yıldız kayması, devamlı yağan yağmur ve kar, salgın hastalıklar, düşmandan korkmak ve benzeri korkulu zamanlarda küsûf ve husûf namazları gibi namaz kılınması müstahsen görülmüştür. Bu konuda küsûf namazına kıyas yapılmıştır.483 Allah Rasulü’nün şiddetli rüzgar esince şöyle dua ettiği nakledilir: “Allahım! Senden rüzgarın hayırlısını, rüzgarda bulunanların en hayırlısını, rüzgârla gönderdiklerinin hayırlısını isterim, bu rüzgârın kötülüğünden, bu rüzgârda bulunanların kötülüklerinden bu rüzgâr sebebiyle gönderdiğin şeylerin kötülüğünden sana sığınırım.”484 Günümüzde, bazı ülkelerde sık sık görülen ve yüz binlerce insanın ölümüne yol açan şiddetli kasırga, tayfun ve hortum âfetleri dikkate alındığında Rasulullah (s.a.s)’ın bu duasının değeri daha iyi anlaşılır. Böyle bir felâket sırasında Allah’a sığınmanın dışında yapacak bir şey kalmamaktadır. Ancak fırtınadan önce her türlü korunma ve kurtulma çare ve tedbirlerinin alınması da gereklidir.
12) Mübarek Gecelerde Namaz Kılmak:
a) Receb’in ilk cuma gecesi “Regaib gecesi”dir. Bu gecede Allah Rasûlünün çeşitli tecellilere mazhar olup, şükür için on iki rekât namaz kıldığı nakledilir. Hz. Muhammed’in bu gecede ana rahmine düştüğüne dair rivayet, onun doğum tarihi ile tam uyumlu görülmemektedir. Ancak Hz. Âmine validemizin bu gece hamileliğine muttali olması da muhtemeldir.
b) Receb’in 27. gecesi “Mirac gecesi”dir. Bu gecede on iki rekat nafile namaz kılınması müstahsen görülmüştür. Hz. Peygamber bu gecede Allah’ın en büyük lütfuna mazhar olmuş, göklerin melekûtuna yükselmiştir.
c) Şaban’ın onbeşinci gecesi “Berat gecesi”dir. Bu gecede; mahlûkatın bir yıl içindeki rızıklarına, zengin veya fakir, aziz veya zelil olacaklarına, ömürlerinin devam edip etmeyeceğine, ecellerine ve hacıların sayılarına ait bilgilerin Cenâb-ı Hak tarafından uygulanmak üzere meleklere intikal ettirileceği belirtilmektedir. Berat gecesinde kılınması tavsiye edilen namaza “Salatü’l-hayr” denilmiştir. Bazı rivayetlere göre bu namaz yüz rekat olup, her rekatında Fatiha’dan sonra on kere İhlâs suresi okunur.
d) Ramazan’ın 27. gecesi “Kadir gecesi”dir. Kur’an bu gece Hz. Peygamber’e (s.a.s) inmeğe başlamıştır. Bu gece Cenâb-ı Hakk’ın bildirdiğine göre bin aydan hayırlıdır. Bu gecede ihlasla yapılan dua kabul olunur.
Belirtilen mübarek gecelerde ümmet için kılınacak özel bir namaz nass’larda bulunmamakla birlikte, bu gecelerin fazileti ve yapılacak duaların kabul edilme ümidinin fazla olması sebebiyle diğer gecelere göre daha iyi bir şekilde bunların ihya edilmesi gerekir. Özellikle kaza namazı kılma, gece namazını arttırma, Kur’an-ı Kerim okuma, tesbih, zikir ve dua ile bu geceleri ihya etmelidir. Diğer yandan gündüzü oruçlu geçirmek, hakkı bulunan kimselerle helalleşmek, yoksulları gözetmek, hayır, hasenat yapmak da bu günlerin en güzel ihya şeklidir. Bu gecelerde, nafile namazın en az iki rekat olmak üzere, istenildiği kadar kılınması büyük ecir kazandırır.
Hz. Âişe (r. anhâ)’nin; Ey Allah’ın Rasulü bir gecenin Kadir gecesi olduğunu anlarsam nasıl dua edeyim?, sorusuna karşılık Rasulullah (s.as)'in şu şekilde dua etmesini tavsiye ettiği bildirilmiştir:
“Allahım! Şüphesiz sen affedicisin affı seversin. Beni affet”485 Bu duaya mübarek gecelerde çokca devam etmelidir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi