Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 41. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

 

XX- İS­KAT-I SA­LAT

 

Ka­za­ya kal­mış beş va­kit farz na­maz­la­rıy­la, vi­tir na­maz­la­rı­nın af­fe­dil­me­si umu­duy­la ya­pı­lan bir ta­sad­duk iş­le­mi­ne “ıs­kat-ı salât (na­ma­zı dü­şür­mek)” de­nir.

Has­ta öl­müş ve ba­şı ile de ol­sa ima ede­rek na­maz kı­la­ma­mış­sa, bu na­maz­la­rın ka­za­sı için her han­gi bir va­si­yet­te bu­lun­ma­sı ge­rek­mez. An­cak işa­ret yo­luy­la da ol­sa kıl­ma­ya gü­cü yet­ti­ği hal­de bir çok na­maz bor­cuy­la ölen kim­se­nin bu na­maz­la­rın so­rum­lu­lu­ğun­dan kur­tu­la­bil­me­si ümi­diy­le adı­na ta­sad­duk ya­pı­la­bil­me­si için ma­lı­nın üç­te bi­rin­den va­si­yet­te bu­lun­ma­sı ge­re­kir. Bu tak­dir­de te­re­ke­si­nin üç­te bi­rin­den, he­sap­la­na­cak her farz na­maz ve vi­tir na­ma­zı sa­yı­sın­ca na­maz fid­ye­si ve­ri­le­rek, af­fe­dil­me­si için Cenâb-ı Hakk’a ni­yaz­da bu­lu­nu­lur. Bu fid­ye­nin mik­ta­rı oruç fid­ye­si ka­dar olup, bu da ya­rım sâ’ buğ­day­dan iba­ret­tir. (1 sâ’, şer’î dir­he­me gö­re, 2, 917 kg.; örfî dir­he­me gö­re ise 3,333 kg. eder.) An­cak te­mel­de bir fid­ye bir yok­su­lun gün­lük ye­me iç­me mas­ra­fı­na denk ol­ma­lı­dır.

Ölen kim­se is­kat-ı sa­lat için bir­şey va­si­yet et­me­miş­se, mü­kel­lef mi­ras­çı­lar­dan bi­ri­si­nin teberrû ola­rak ve­re­ce­ği mal ile de is­ka­tı salât mu­a­me­le­si ya­pı­la­bi­lir. Ya­ban­cı bir kim­se ta­ra­fın­dan ölü adı­na ya­pı­la­cak ta­sad­du­kun se­va­bı da ölü­ye ula­şır.

Bir kim­se ha­yat­ta iken na­maz için fid­ye  ve­re­mez. Çün­kü bu na­maz­la­rı ka­za et­me­si muh­te­mel­dir. Fa­kat bun­la­rı ka­za ede­me­ye­ce­ği­ni dik­ka­te ala­rak va­si­yet­te bu­lu­nur­sa, bu va­si­yet ölü­mün­de mi­ras­çı­la­rı var­sa te­re­ke­nin üç­te bi­rin­den, mi­ras­çı­sı yok­sa ta­ma­mın­dan in­faz edi­lir.

Na­maz fid­ye­si için ay­rı­lan pa­ra ye­ter­li ol­maz­sa, bu, de­vir yo­luy­la on fa­ki­re ve­ya yi­ne bu yol­la bir ve­ya bir­kaç fa­ki­re ve­ri­le­bi­lir.

Meselâ; bir yıl­lık na­maz bor­cu olan kim­se öl­se, bir ay­lık na­maz vi­tir­le bir­lik­te 180 va­kit, bır yıl­lık na­maz ise 2160 va­kit olur. O yı­lın fid­ye­si­ni on bin li­ra ka­bul eder­sek 21 mil­yon 600 bin li­ra olur. Iskât- ı salât için yal­nız 2 milyon 160 bin li­ra ay­rıl­mış­sa, bu meb­lağ on fa­ki­re 216’şar bin li­ra ola­rak hi­be edi­lir. Fa­kir­ler de ay­nı pa­ra­yı tek­rar, ölü­nün mi­ras­çı­sı­na hi­be eder­ler. Bu hi­be­leş­me 10 de­fa de­vir edi­lin­ce, bir yıl­lık na­ma­zın top­lam fid­ye tu­ta­rı­na ula­şı­lır.

   An­cak şe­kil ola­rak baş vu­ru­lan bu ça­re an­lam­sız­dır ve sa­mi­mi ni­yet­ten uzak­tır. Çün­kü na­maz bedenî bir iba­det­tir. Bu gi­bi an­lam­sız şe­kil­ci­lik­le dü­şe­ce­ği­ne da­ir de ke­sin de­lil yok­tur.

Di­ğer yan­dan ölü­nün ve­li­si onun adı­na ka­za­ya kal­mış na­maz­la­rı­nı kı­la­maz, oruç­la­rı­nı tu­ta­maz. Fa­kat bu gi­bi iba­det­le­rin se­va­bın­dan öl­müş bir müs­lü­ma­na he­di­ye ede­bi­lir. Bun­dan ölü­nün is­ti­fa­de ede­ce­ği umu­lur.

Ba­zı Hanefî fa­kih­le­ri is­tih­san de­li­li­ne da­ya­na­rak na­ma­zı oru­ca ben­zet­miş­tir. Hat­ta na­maz oruç­tan da­ha önem­li­dir. Bu yüz­den ka­za­sı­na imkân kal­ma­yan na­maz­lar için fid­ye ve­re­rek, Cenâb-ı Hakk’tan af di­le­mek bir ih­ti­yat­tır.

İmam Mu­ham­med “Ziyâdât” ad­lı ese­rin­de na­maz fid­ye­si ile na­maz için “İn­şa­al­lah ye­ter­li olur” de­miş­tir. Fid­ye ile na­maz bor­cu­nun dü­şe­ce­ği nas­sa ve­ya kı­ya­sa da­yan­say­dı, da­ha ke­sin bir us­lup kul­la­nıl­ma­sı ge­re­kir­di. Ko­nu­nun Al­lah’ın di­le­me­si­ne bı­ra­kıl­ma­sı, bu­nun bir ümit­ten iba­ret ol­du­ğu­nu gös­te­rir. Di­ğer yan­dan İb­nü’l-Hümâm da “Fet­hu’l-Ka­dir” ad­lı ese­rin­de; Ha­ne­fi imam­la­rı­nın is­tih­sa­nı­na gö­re, na­ma­zın oru­ca ben­ze­di­ği, oruç­la fid­ye ara­sın­da­ki il­gi­nin, na­maz­la fid­ye ara­sın­da da sa­bit ol­du­ğu ifa­de edil­miş­tir. Eğer bu ben­zer­lik sa­bit olur­sa mak­sat ha­sıl ol­muş bu­lu­nur. Ak­si hal­de na­maz fid­ye­si bir birr ve ih­san ka­bi­lin­den olur. Birr ve ih­san ise kö­tü­lük­le­ri yok eder. Bir âyet-i ke­ri­me­de şöy­le bu­yu­ru­lur: “Şüp­he­siz iyi­lik­ler kö­tü­lük­le­ri yok eder” 533

Na­maz fid­ye­sin­den son­ra; oruç, kur­ban ve ye­min kef­fa­re­ti için tek­rar de­vir ya­pı­lır. Bo­zu­lup ka­za edil­me­miş na­fi­le na­maz­lar, adak na­ma­zı ve kur­ban borç­la­rı için de bir mik­tar “de­vir” ya­pı­lır.

So­nuç ola­rak, na­maz, oruç, ye­min ve adak gi­bi boç­lar için, ki­şi­nin ölü­mün­den son­ra fid­ye ve­ri­le­cek­se bu­nun ger­çek­çi ol­ma­sı ge­re­kir. Mü­min, ölümün­den ön­ce bu gi­bi ye­ri­ne ge­ti­re­me­di­ği farz ve va­cip iba­det­le­ri tes­pit ede­rek müm­kün­se sağ­lı­ğın­da iken ka­za ve telâfi et­me­li­dir. Bu müm­kün ol­ma­dı­ğı tak­dir­de ser­ve­ti­nin üç­te bi­ri­ne ka­dar olan kıs­mı­nı vasıyetnâme dü­zen­le­ye­rek bu iş için tah­sis et­me­li­dir. Eğer ay­rı­lan ser­vet bu borç­la­rı kar­şı­la­maz­sa, bun­dan son­ra Cenâb-ı Hakk’ın ki­şi­nin gü­cü­nü aşan bu faz­la­lı­ğı mağ­fi­ret et­me­si umu­lur.

Oruç kef­fa­re­tin­de Al­lah Rasûlünün yok­sul sa­ha­be­ye gös­ter­di­ği ko­lay­lı­ğı bu­ra­da zik­ret­mek­le bu ko­nu­yu bi­ti­re­ce­ğiz: Ebu Hu­rey­re (r.a)’den ri­va­ye­te gö­re şöy­le de­miş­tir: “Bir adam Rasûlullah (s.a)’a ge­le­rek; “Mahv ol­dum” de­di. Hz. Pey­gam­ber; “se­ni mah­ve­den şey ne­dir?” bu­yur­du. Adam: “Ra­ma­zan­da eşim­le cin­sel iliş­ki­de bu­lun­dum” de­di. Hz. Pey­gam­ber; “Bir kö­le azad et” bu­yur­du. Adam; “Kö­le bu­la­mam” de­di. Hz. Pey­gam­ber (s.a); “Peş­pe­şe iki ay oruç tut” bu­yur­du. Adam; “Bu­na da gü­cü yet­mez” de­yin­ce, Hz. Pey­gam­ber; “Alt­mış yok­su­lu do­yur” bu­yur­du. Bu­na da gü­cün yet­me­yin­ce bir se­pet için­de hur­ma ge­ti­ril­di. Al­lah el­çi­si, bun­la­rı yok­sul­la­ra ta­sad­duk et­me­si­ni bil­dir­di. Adam Me­di­ne’de ken­di­le­rin­den fa­kir kim­se ol­ma­dı­ğı­nı söy­le­yin­ce Rasûlullah (s.a) gü­lüm­se­di ve şöy­le bu­yur­du: “Git bun­la­rı ai­le­ne ye­dir.” 534