Fikih - 43. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
XXII- ALLAH YOLUNDA ŞEHİD OLMAK
A- Şehidlik ve Fazileti:
Şehidlik büyük bir derecedir. Allah yolunda canını feda eden bir müslümana “şehid” denir. Ona bu adın verilmesinin sebebi cennetlik olduğuna şahitlik edilmiş olması yahut şehidin Rabbi huzurunda yaşıyor bulunması yahud da ölümü sırasında meleklerin şahit ve hazır olmasıdır.
Hanefilere göre şunlar şehid sayılır: Savaş sırasında düşman tarafından öldürülen yahud asiler, yol kesen eşkıya eliyle öldürülen yahud da gece veya gündüz evine giren hırsızların ağır bir cisim veya kesici bir alet kullanarak öldürdükleri kimsedir. Yine savaş alanında üzerinde kırık, yanık, kesik gibi yaralarla gözünden, kulağından kanlar akar bir durumda bulunan veya bir müslüman tarafından kesici aletle haksız yere kasten öldürülen kimse de şehittir.
Diğer yandan şehidin müslüman, âkıl ve bâliğ olması, hayızlı, nifaslı ve cünüp olmaması, vurulduktan hemen sonra ölmüş bulunması da gerekir. Bu kısma giren şehitler tam şehit olup, hem dünya hem de ahiret bakımından şehittirler. Bunlardan her birine “hükmî şehid” denir. Bunlar yıkanmaz, kefenlenmez ve elbiseleriyle gömülürler. Cenaze namazları kılınır.561
Şehidin kullara ait maddi borçları dışında bütün günahları mağfiret edilmiştir. Ona cennette büyük derece ve makamlar hazırlandığı ayet ve hadislerle sabittir.
Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Aksine onlar Rableri katında diridirler. Allah’ın lutfu ve ikramı ile rızıklanırlar. Arkalarında, henüz kendilerine katılmamış olan şehitlere: ‘Onlara hiç bir korku yoktur, onlar mahzun da olacak değillerdir” diye müjde vermek isterler. Ayrıca onlar fazl ve nimetiyle, onun müminlere vadettiği mükafatı zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.”562 Mesruk (r.a), Abdullah’a bu ayette zikredilen şehidlerin, halini sormuş o şöyle cevap vermiştir: Biz de bunu Rasulullah (s.a)’a sormuştuk da şöyle cevap vermişti: “Şehidlerin ruhları yeşil kuşların karnındadır. Onların arşa asılı kandilleri vardır. Diledikleri gibi cennette serbestçe dolaşır, sonra o kandillere geri dönerler.”563
Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: “Cennete giren hiç bir kimse, dünya üzerindeki herşey kendisine verilse bile, dünyaya dönmek istemez. Ancak şehid müstesnadır. O, göreceği ikramdan ötürü tekrar dünyaya döndürülüp on defa daha öldürülmeyi temenni eder.”564 “Muhammed'in nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, Allah yolunda savaşmak ve öldürülmek, sonra savaşmak ve yine öldürülmek, sonra yine savaşmak ve öldürülmek isterdim”565
B- Şehidlerin Hükümleri:
Şehidlerin yıkama, kefenleme, namaz kılınması ve defin bakımlarından diğer cenazelerden farkları vardır.
Şehit elbiseleriyle kefenlenir. Kanı yıkanmaz. Üzerinde kürk, palto, parke, silah, mest, ve benzeri fazlalıklar çıkarılıp öyle gömülür. Çünkü Hz. Peygamber, “onları kanlarıyla gömün”566 buyurmuştur.
Cünüp, hayız ve nifas durumundaki kimselere gelince, bunlar savaş sırasında şehid olurlarsa Ebu Hanife’ye göre, çocuk ve akıl hastalarında olduğu gibi yıkanırlar. Dayandığı delil Hanzala (r.a) ile ilgili şu hadistir: “Hanzala b. Ebi Amir (r.a) Uhud’da şehit olunca Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurdu: Arkadaşınız Hanzala’yı melekler yıkamaktadır. Hanımına sordular. Hanımı da: Cünüp iken savaşa çıktı dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a) bu sebeple melekler onu yıkadılar, buyurdu.”567
İmam Ebu Yusuf ile İmam Muhammed’e göre ise şehit, cünüp, hayızlı veya nifaslı yahud müslüman çocuğu da olsa yıkanmaz. Eğer yıkamak farz olsaydı, bütün Adem oğullarına farz kılınırdı ve meleklerin yıkanması ile yetinilmezdi.
Hanefiler dışındaki çoğunluk fakihlere göre; şehid yıkanmaz, kefenlenmez ve üzerine cenaze namazı kılınmaz. Ancak kandan başka pislikler varsa bunları yıkamakla yetinilir. Çünkü Cabir (r.a) hadisinde şöyle buyurulmuştur:
“Hz. Peygamber Uhud şehidlerinin kanlarıyla gömülmelerini emretti. Onları yıkamadı, üzerlerine cenaze namazı da kılmadı.”568
Kalbinde nifak bulunduğu halde dış görünüş bakımından savaşta müslümanların saflarında bulunduğu halde düşman tarafından öldürülen kimse yalnız dünya bakımından şehit muamelesi görür. Buna da “hükmî şehit” denir. Bunlar da yıkanmaz, üzerine namaz kılınıp, elbiseleriyle gömülür.
Şafiilere göre sırf ganimet veya gösteriş için harp eden veya ganimet mallarından çalan bir müslüman da savaş sırasında öldürülünce yalnız “dünya şehidi” sayılır. Aynı zamanda ilayı kelimetullah için savaşmış olması hükmü değiştirmez. Bunun dış görünüşüne bakarak şehit muamelesi yapılır.
Bazı şehitler de yalnız ahiret hükmü bakımından şehit sayılırlar. Mesela; hata yoluyla öldürülen ve varislerine diyet verilmesi gereken kimse ile savaş veya asilerle çatışma sırasında yaralanıp da, çatışma bittikten sonra bir tarafa çekilerek biraz yiyip, içtikten, konuştuktan veya uyuduktan yahut ilaç kullandıktan yahut da aklı başında olarak üzerinden bir namaz vakti geçtikten sonra vefat eden müslüman yalnız ahiret bakımından şehid sayılır. Bunlar diğer ölüler gibi yıkanır, kefenlenir, ve namazı kılındıktan sonra defnedilir.
Diğer yandan suda boğulan, ateşte yanan, çığ, toprak veya bina altında kalan; veba taun gibi bir salgın hastalıktan; yahut akrep sokmasından ölen, yine gurbette veya ilim yolunda yahut cuma gecesinde vefat eden müslüman da ayni hükümdedir. Yine doğum sancısından ölüm de böyledir. Bunlara “hakiki şehit” de denir.
Savaş dışında ölüp de şehit hükmünde olanların bazıları hadis-i şeriflerde zikredilmiştir. Mesela, veba hastalığı, kolera, boğulma, üzerine bir şey yıkılma, yangında ölme, nifas halinde ölme, akciğer hastalığından ölme bunlar arasında sayılabilir.569
Sonuç olarak şehitlik büyük bir nimettir. Bir müslümanın İslamı yaşayıp, sonunda şehit olarak vefat etmesi kendisi için en büyük hayır ve mutluluktur. Ahiret için en büyük ve akıllı bir yatırımdır. Ancak şehitlik pek az kimseye kısmet olduğu veya buna pek az fırsat çıktığı için müminin gönlünde böyle bir şuurun bulunması da yeterli görülmüştür. Hz. Peygamber (s.a) şöyle buyurmuştur: “Şehit olmayı Allah Teâlâ’dan samimi olarak dileyen kimseyi, Allah Teâlâ, rahat yatağında vefat etse bile şehitlerin derecesine eriştirir.”570
İslami Okul Okulların En Önemlisi