Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 44. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

 

I. ORUÇ İBA­DE­Tİ VE FAY­DA­LA­RI

 

Oruç söz­lük­te; bir­şey­den uzak­laş­mak, bir­şe­ye kar­şı ken­di­ni tut­mak de­mek­tir. Şer'î bir te­rim ola­rak oruç; tut­ma­ya ehil olan kim­se­le­rin ni­yet ede­rek ikin­ci fe­cir­den iti­ba­ren gü­ne­şin ba­tı­şı­na ka­dar oru­cu bo­zan şey­ler­den ko­run­ma­la­rı­dır. Ya­ni oruç bel­li bir sü­rey­le ye­me, iç­me, ilaç kul­lan­ma ve­ya cin­sel is­tek­ler­den uzak dur­mak­tır.

Oru­cun arap­ça­sı “savm” ve “ sıyâm”dır. Rük­nü, mi­de­nin ve cin­sel or­gan­la­rın is­tek ve şeh­vet­le­rin­den ken­di­ni ko­ru­mak­ta­dır.

Oru­cun za­ma­nı; fec­rin do­ğu­şun­dan gü­ne­şin ba­tı­şı­na ka­dar ge­çen sü­re­dir. Gün­düz ve ge­ce­nin te­şek­kül et­me­di­ği böl­ge­ler­de, oruç za­ma­nı bu­ra­la­ra en ya­kın olan ve ge­ce ile gün­dü­zün te­şek­kül et­ti­ği böl­ge­ler esas alı­na­rak be­lir­le­nir.

Al­lah Te­a­la şöy­le bu­yu­rur:

“Sa­bah vak­ti be­yaz ip­lik si­yah ip­lik­ten ay­rı­lın­ca­ya ka­dar yi­yi­niz, içi­niz”1 Bu âyetteki “ hayt ( ip­lik) ” ke­li­me­si me­caz an­lam­da kul­la­nıl­mış­tır. Bu­nun­la gün­dü­zün be­yaz­lı­ğı ve ge­ce­nin si­yah­lı­ğı ara­sın­da­ki sı­nır kas­te­dil­miş­tir. İbn Ab­dil­ber, Hz. Pey­gam­ber'in; “Bilâl ge­ce vak­ti ezan okur, İbn Ümmî Mektûm'un eza­nı­na ka­dar yi­yin için ” 2 hadisi hak­kın­da şöy­le der : “ Bu ha­dis, be­yaz ip­li­ğin sa­bah vak­ti ol­du­ğu­na de­lil­dir. Çün­kü sa­hur vak­ti an­cak, sabah vak­tin­den ön­ce olur. ” Bilâl, sa­hur için, İbn üm­mi Mektûm ise sa­bah na­ma­zı için ezan oku­yur­du.

Oru­cun dînî, ruhî, sos­yal, sağ­lık, eko­no­mik ve pe­da­go­jik ba­kım­lar­dan pek çok fay­da­la­rı var­dır. Oruç Al­lah'a ta­at ve iba­det­tir. Ki­şi­ye sı­nır­sız se­vap ka­zan­dı­rır. Çün­kü oruç yal­nız Al­lah için­dir. Al­lah'ın ke­re­mi ise sı­nır­sız­dır. Bu­nun­la, “ Reyyân ” de­ni­len ve yal­nız oruç­lu­la­ra ay­rıl­mış bu­lu­nan özel ka­pı­dan cen­ne­te gir­me hak­kı el­de edil­miş olur. 3 Oruç bir yıl­dan öbür yı­la ka­dar iş­le­nen kü­çük gü­nah­la­ra keffârettir. Oruç Al­lah'ın emir­le­ri­ne uy­mak ve ya­sak­la­rın­dan sa­kın­mak­tan iba­ret bu­lu­nan tak­va­ya se­beb olur. Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yu­rur : “Ey iman eden­ler  ! Tak­va üze­re ola­sı­nız di­ye, siz­den ön­ce­ki­le­re farz kı­lın­dı­ğı gi­bi, si­ze de oruç tut­mak farz kı­lın­mış­tır.” 4

Oruç bir yıl yo­ru­lan in­san be­de­ni­ni din­len­di­rir ve ona sağ­lık ka­zan­dı­rır. Al­lah el­çi­si; “Oruç tu­tun, sıh­hat bu­lun” 5 buyurmuştur.

Oruç ne­fis­le ci­had, şeh­vet ve nefsâni ar­zu­la­rı kır­ma­da bir kal­kan­dır. Rasulûllah ( s.a.s ) özel­lik­le ev­len­me imkânı bu­la­ma­yan genç­le­re oru­cu tav­si­ye ede­rek şöy­le bu­yur­muş­tur : “Ey genç­ler top­lu­lu­ğu ! Siz­den ev­len­me­ye gü­cü ye­ten­ler ev­len­sin. Çün­kü ev­len­mek, gö­zü da­ha çok mu­ha­fa­za eder, if­fe­ti da­ha faz­la ko­rur. Ev­len­me­ye gü­cü yet­me­yen­ler oruç tut­sun. Çün­kü oruç bir kal­kan­dır.” 6

İb­nü'l- Hûmâm ( ö.861 / 1457 ), oru­cun bir­çok fay­da­la­rı se­be­biy­le meşrû kı­lın­dı­ğı­nı be­lirt­tik­ten son­ra, bun­lar­dan en önem­li üç ta­ne­si­ni zik­re­der:

1- Nefs-i emmâre oruç­la sukûnet bu­lur, nef­sin ha­ra­ma kar­şı şeh­ve­ti kı­rı­lır. Onun için şöy­le de­nil­miş­tir : “Ne­fis acı­kın­ca bü­tün âzâlar do­yar, ne­fis do­yun­ca bü­tün âzâlar acı­kır. ”

2- Oruç yok­sul­la­ra kar­şı şef­kat­li ve mer­ha­met­li ol­ma­yı öğ­re­tir. Çün­kü ne­fis aç­lı­ğın acı­sı­nı ta­dın­ca yok­sul­la­rın ha­lin­den an­lar ve ya­pa­ca­ğı yar­dım­lar­la Al­lah ka­tın­da gü­zel bir kar­şı­lı­ğa ula­şır.

3- Oruç­lu, yok­sul­la­rın kat­lan­dık­la­rı güç­lük­le­ri biz­zat ya­şar ve on­la­rın sı­kın­tı­la­rı­nı da­ha iyi kav­rar. Bu da on­la­rın prob­lem­le­ri­ne eğil­me­ye ve çö­züm ara­ma­ya sev­ke­der. Ki­şi böy­le­ce Al­lah nez­din­de de­re­ce ka­za­nır. 7