Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 52. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

 

>IX. KEF­FA­RET ÇE­ŞİT­LE­Rİ

 

Yan­lış­lık­la, bi­le­rek ve­ya zor­lan­ma so­nu­cu iş­le­nen ba­zı gü­nah­la­rın af­fe­dil­me­si için islâm'da gös­te­ri­len telâfi yol­la­rı­nın her bi­ri­ne “ keffâret ” de­nir. Keffâret hem bir iba­det hem de ba­zı fi­il­le­ri iş­le­yen mü'min­ler için dünyevî bir ce­za­dır. İslâm hu­ku­kun­da beş çe­şit keffâret var­dır : Oruç keffâreti, ha­ta­en bir mü'mi­ni öl­dür­me­nin keffâreti, zı­har keffâreti, hac­da ih­ram­lı iken traş ol­ma­nın keffâreti ve ye­mi­ni boz­ma­nın keffâreti .

 

   A -  Oruç Keffâreti:

Ra­ma­zan oru­cu­nu bi­le­rek ve özür­süz ola­rak bo­zan bir mü­kel­le­fin müs­lim ve­ya gay­ri müs­lim bir kö­le ve­ya ca­ri­ye azat et­me­sin­den, bu­na gü­cü yet­mez­se iki ay peş­pe­şe oruç tut­ma­sın­dan, bu­na da gü­cü yet­mez­se alt­mış fa­ki­re ye­mek ye­dir­me­sin­den iba­ret bir keffâret çe­şi­di­dir.

Al­lah Teâlâ “Amel­le­ri­ni­zi ip­tal et­me­yi­niz” 114 bu­yur­muş­tur. Oru­cu kas­ten bo­zan kim­se bir suç iş­le­miş olur.

Hz. Pey­gam­ber şöy­le bu­yur­muş­tur: “ Kim Ra­ma­zan ayın­da oru­cu­nu bo­zar­sa, onun üze­ri­ne zı­har ya­pan kim­se­nin üze­ri­ne lâzım ge­len ( keffâret ) var­dır. ” 115

Ra­ma­zan oru­cu dı­şın­da­ki her­han­gi bir oru­cun bi­le­rek bo­zul­ma­sı ha­lin­de yal­nız ka­za ge­re­kir, keffâret ge­rek­mez. Oru­cun keffâretini bun­dan ön­ce ken­di ko­nu­su için­de açık­la­dı­ğı­mız için kı­sa ge­çi­yo­ruz. (Ora­ya ba­kı­nız )

 

   B - Ha­ta İle Bir Mü'mi­ni Öl­dür­me­nin Keffâreti :

Yan­lış­lık­la bir mü'mi­ni öl­dü­ren kim­se­ye di­yet ver­mek va­cip olur. Ay­rı­ca bir de keffâret ver­mek ge­re­kir ki, bu da , mü'min bir kö­le azat et­mek, gü­cü yet­mez­se peş­pe­şe iki ay oruç tut­mak­tır.

Kur'an-ı Ke­rim'de şöy­le bu­yu­ru­lur:“Bir mü'mi­nin di­ğer bir mü'mi­ni, yan­lış­lık ese­ri ol­ma­ya­rak kas­ten öl­dür­me­si ya­kış­maz. Kim bir mü'mi­ni yan­lış­lık­la öl­dü­rür­se, mü'min bir kö­le azat et­me­si ve ( öle­nin ai­le­si­ne ) tes­lim edi­le­cek bir di­yet ver­me­si ge­re­kir. Me­ğer ki, öle­nin ya­kın­la­rı o di­ye­ti sa­da­ka ola­rak ba­ğış­la­mış ol­sun­lar.” 116

Ava atı­lan bir kur­şun­la bir şah­sın öl­dü­rül­me­si, ha­ta yo­lu ile öl­dür­me ni­te­li­ğin­de­dir.

 

   C - Zı­har Keffâreti :

Zı­har; İslâm'ın ge­li­şi sı­ra­sın­da Arap top­lu­mun­da bir bo­şa­ma yo­lu idi. Bir er­kek ka­rı­sı­nı bo­şa­mak is­te­di­ği za­man ona : “Sen ba­na an­ne­min sır­tı gi­bi­sin” ve­ya “Sen ba­na an­nem gi­bi­sin” der­di. Bu söz­le bo­şa­ma­nın ger­çek­leş­me­si örf ha­li­ni al­mış­tı.As­hab-ı Ki­ram'dan Evs b. Sâmit ( r.a.) eşi Hav­le bin­ti Sa'le­be'ye kı­za­rak “Sen ba­na an­ne­min sır­tı gi­bi ol” der ve evi ter­ke­der. Hav­le bin­ti Sa'le­be ( r. anhâ) Rasûlüllah (s.a.s.) 'e baş­vu­ra­rak; yaş­lı­lı­ğı­nı, fa­kir­li­ği­ni ve ço­cuk­la­rı­na ba­ka­cak du­ru­mu ol­ma­dı­ğı­nı bil­di­rir ve bu bo­şa­ma­ya bir ça­re bu­lun­ma­sı­nı is­ter. Bu ara­da Ce­nab-ı Hakk'a da dua eder. Bu­nun üze­ri­ne zı­har­la il­gi­li şu âyeti ke­ri­me­ler in­miş­tir :

“Ey Mu­ham­med! Ko­ca­sı hak­kın­da se­nin­le mü­ca­de­le eden ve Al­lah'a şi­ka­yet­te bu­lu­nan o ka­dı­nın sö­zü­nü Al­lah işit­miş­tir. Za­ten Al­lah, iki­ni­zin ara­sın­da ge­çen mü­na­ka­şa­yı işi­ti­yor­du. Şüp­he­siz ki Al­lah, “ Se­mi'dir, Ba­sir'dir” her şe­yi işi­ten ve gö­ren­dir.

Ey iman eden­ler! Siz­den ka­rı­la­rı­nı an­ne­le­ri­ne ben­ze­tip “ zi­har ” ya­pan­lar bil­sin­ler ki, ka­rı­la­rı on­la­rın an­ne­le­ri de­ğil­dir. On­la­rın an­ne­le­ri an­cak ken­di­le­ri­ni do­ğu­ran­lar­dır. Mu­hak­kak ki “zi­har” ya­pan­lar, asıl­sız ve çir­kin bir söz söy­lü­yor­lar. Şüp­he­siz Al­lah, çok af­fe­den ve ba­ğış­la­yan­dır. Ka­rı­la­rı­na zı­har ya­pıp son­ra söz­le­ri­ni ge­ri al­mak is­te­yen­le­rin ka­rı­la­rıy­la te­mas­ta bu­lun­ma­dan ev­vel bir kö­le azat et­me­le­ri ge­re­kir. İş­te böy­le­ce  si­ze öğüt ve­ril­mek­te­dir. Şüp­he­siz Al­lah  yap­tık­la­rı­nız­dan ha­ber­dar­dır. Azad ede­cek kö­le bu­la­ma­ya­nın ise, ka­rı­sıy­la te­mas­ta bu­lun­ma­dan ön­ce ara­lık­sız iki ay oruç tut­ma­sı ge­re­kir. Bu­na da gü­cü yet­me­ye­nin alt­mış yok­su­lu do­yur­ma­sı ge­re­kir. Bu açık­la­ma Al­lah'a ve Rusûlüne hak­kıy­la iman et­me­niz için­dir. İş­te bun­lar, Al­lah'ın koy­du­ğu sı­nır­lar­dır. İn­kar eden­ler için can ya­kı­cı bir azap var­dır.” 117

Bu âyetlerden de an­la­şı­la­ca­ğı gi­bi zı­har keffâreti oruç keffâreti ile ay­nı­dır. Eşi­ne kar­şı zı­har yo­lu­na baş­vur­muş olan mü­kel­lef bir er­ke­ğin keffâreti ye­ri­ne ge­tir­me­dik­çe onun­la cin­sel te­mas­ta bu­lun­ma­sı câiz ol­maz. Zı­har ya­pan kim­se ya­lan söy­le­miş, ger­çek­te ken­di­si­ne helâl olan bir şe­yi ha­ram gös­ter­miş ol­mak­ta­dır.

So­nuç ola­rak zı­har­dan vaz­geç­mek is­te­yen er­kek azat ede­cek kö­le bu­la­maz­sa, peş­pe­şe iki ay oruç tu­tar. Eğer sağ­lı­ğı bu­na el­ve­riş­li de­ğil­se alt­mış yok­su­lu do­yu­rur. Bu sı­ra­nın gö­ze­til­me­si zo­run­lu­dur.

İki ay peş­pe­şe oruç tu­tar­ken ge­ce ve­ya gün­düz, özür­lü ve­ya özür­süz, unu­ta­rak ve­ya kas­ten ai­le­si ile cin­sel te­mas­ta bu­lun­sa, iki ay­lık oru­ca ye­ni­den baş­la­ma­sı ge­re­kir. Çün­kü zı­har âyetinde : “ ..bir­bir­le­riy­le cin­sel te­mas­ta bu­lun­ma­dan ön­ce.. ” keffâretin ye­ri­ne ge­ti­ril­me­sin­den söz edil­miş­tir. Bu gö­rüş Ebû Ha­ni­fe­ye ait­tir. Ebû Yu­suf'a gö­re, ge­ce bi­le­rek, gün­düz unu­ta­rak cin­sel te­mas­ta bu­lun­mak oru­ca ye­ni­den baş­la­ma­yı ge­rek­tir­mez. Çün­kü bu peş­pe­şe ol­ma­ya en­gel de­ğil­dir, ni­te­kim bu­nun­la oruç da bo­zul­maz. 118 

Bir er­ke­ğin eşi­ne “ Sen ba­na an­nem gi­bi­sin ve­ya an­ne­min ben­ze­ri­sin ” sö­zü­nü kul­lan­ma­sı ha­lin­de şu ih­ti­mal­ler or­ta­ya çı­kar . Bu­nun­la eşi­nin iyi­li­ği­ni kas­det­miş­se bir şey ge­rek­mez. Zı­ha­rı kas­det­miş­se zı­har hü­küm­le­ri uy­gu­la­nır. Bo­şa­ma­yı kas­det­miş­se bir bâin ta­lak mey­da­na ge­lir. Hiç bir ni­yet ta­şı­ma­mış­sa, bu sö­zü ile bir hü­küm mey­da­na gel­mez. 119

 

D ) Hac'da İh­ram­lı İken Traş Ol­ma­nın Keffâreti :

 Hac için ih­ra­ma gi­ren kim­se­nin uy­ma­sı ge­re­ken ku­ral­lar âyet ve ha­dis­ler­de be­lir­len­miş­tir. İh­ram­lı kal­dı­ğı sü­re­ce tı­raş ol­ma­ma­sı da bu ku­ral­lar ara­sın­da­dır.

İh­ram­lı kim­se ba­şı­nın dört­te bir ve da­ha faz­la­sı­nı ve­ya sa­ka­lı­nın dört­te bi­ri­ni tı­raş et­se bir kur­ban ce­za­sı ge­re­kir. Dört­te bir­den da­ha azı­nı tı­raş et­se sa­da­ka ve­rir. Bu da ya­rım sa' ka­dar buğ­day ve­ya bu­nun be­de­li­ni bir yok­su­la ver­mek­ten iba­ret­tir.

İh­ram­lı kim­se bir özür­den do­la­yı vak­tin­den ön­ce saç­la­rı­nı tı­raş et­tir­se kef­fa­ret ola­rak üç gün oruç tu­tar. Bu oru­cun peş­pe­şe ol­ma­sı şart de­ğil­dir. Ay­rı ay­rı gün­ler­de de tu­tu­la­bi­lir (Hac ko­nu­su­na bkz.)

Bu kef­fa­ret­le il­gi­li hü­küm­ler şu âyet-i kerîmede açık­lan­mış­tır: “Hac­cı ve um­re­yi Al­lah için ta­mam­la­yın. Eğer hac­dan men olu­nur­sa­nız si­ze gü­cü­nü­zün yet­ti­ği bir kur­ban ge­re­kir. Bu kur­ban, ye­ri­ne var­ma­dan ba­şı­nı­zı tı­raş et­me­yin. Siz­den kim has­ta olur ve­ya ba­şın­da bir ra­hat­sız­lık bu­lu­nur­sa tı­raş ola­bi­lir. Ve bu­nun için oruç tut­mak ve­ya sa­da­ka ver­mek ya­hut kur­ban kes­mek su­re­tiy­le fid­ye ve­rir”120

 

   E) Ye­min Keffâreti:

Yap­tı­ğı bir ye­mi­ne ri­a­yet et­me­yip ye­mi­ni­ni bo­zan kim­se­ye ge­rek­li olan bir kef­fa­ret­tir. Şu şe­kil­de ye­ri­ne ge­ti­ri­lir.

1) Gü­cü ye­ter­se bir müs­lim ve­ya gay­ri müs­lim kö­le azat et­mek, ve­ya

2) On yok­su­lu ak­şam­lı sa­bah­lı do­yur­mak, ve­ya

3) On yok­su­lu or­ta hal­de bir el­bi­se ile giy­dir­mek,

4) Bu üç şey­den hiç bi­ri­si­ne gü­cü yet­mez­se üç gün peş­pe­şe oruç tut­mak­tan iba­ret­tir. Bu oru­cun ara­sı­na âdet ha­li bi­le ol­sa bir ke­sin­ti gi­rer­se ye­ni­den tu­tul­ma­sı ge­re­kir.

Şâfiîlere gö­re ye­min kef­fa­re­ti oru­cu­nun peş­pe­şe tu­tul­ma­sı şart de­ğil­dir.

   Kur'an-ı Kerîm'de şöy­le bu­yu­ru­lur: “Al­lah si­zi ka­sıt­sız ola­rak yap­tı­ğı­nız ye­min­le­ri­niz­den so­rum­lu tut­maz. Fa­kat bi­le bi­le yap­tı­ğı­nız ye­min­le­ri­niz­den si­zi so­rum­lu tu­tar. Bo­zu­lan ye­mi­nin keffâreti; ai­le­ni­ze ye­dir­di­ği­ni­zin or­ta hal­li­sin­den on yok­su­lu ye­dir­mek ve­ya giy­dir­mek ya­hut da bir kö­le azat et­mek­tir. Bu üç şey­den bi­ri­si­ni ye­ri­ne ge­ti­re­me­ye­cek kim­se için de üç gün oruç tut­mak­tır. Ya­pıp da boz­du­ğu­nuz ye­min­le­ri­ni­zin kef­fa­re­ti iş­te bu­dur. Ye­min­le­ri­ni­zi ko­ru­yun. İş­te, Al­lah âyetlerini si­ze böy­le açık­lar ki, şük­re­de­si­niz.”121

Ye­min kef­fa­re­ti için on fa­ki­re fı­tır sa­da­ka­sı mik­ta­rı bir şey ve­ril­me­si de ye­ter­li olur. Bir yok­su­la on gün bi­rer fit­re ve­ril­me­si ve­ya on gün sa­bah­lı ak­şam­lı do­yu­rul­ma­sı da ye­ti­şir. An­cak bir yok­su­la on gün bi­rer el­bi­se ve­ril­me­si de ca­iz­dir. Fa­kat on el­bi­se bir gün­de bir yok­su­la top­lu­ca ve­ril­se yal­nız bir el­bi­se ve­ril­miş gi­bi olur. Ni­te­kim bu kef­fa­ret için on fit­re mik­ta­rı bir yok­su­la bir gün­de ve­ril­se yal­nız bir fit­re ve­ril­miş sa­yı­lır.

Fa­ki­re ye­min kef­fa­re­ti için ve­ri­le­cek el­bi­se onun vü­cu­du­nun ta­ma­mı­nı ve­ya ço­ğu­nu ör­te­cek bir hal­de bu­lun­ma­lı­dır. Bu el­bi­se­nin iki ve­ya üç par­ça­dan oluş­ma­sı da­ha iyi­dir. Bu­nun­la bir­lik­te bir el­bi­se kı­sa da ol­sa yi­ye­cek ye­ri­ne bir be­del ola­rak da ve­ri­le­bi­lir.

Kef­fa­re­tin, ye­min bo­zul­duk­tan son­ra ye­ri­ne ge­ti­ril­me­si ge­re­kir. Hz. Pey­gam­ber şöy­le bu­yur­muş­tur: “Bir kim­se bir şey için ye­min eder, son­ra da on­dan da­ha ha­yır­lı­sı­nı gö­rür­se ye­mi­ni­ni boz­sun ve kef­fa­ret ver­sin”122