Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 55. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

İTİKÂF

 

İtikâf; bir yer­de dur­ma, bek­le­me ve ken­di­ni ora­da hap­set­me de­mek­tir. Bir fı­kıh te­ri­mi ola­rak; bir mes­cit­te ve­ya o hü­küm­de­ki bir yer­de itikâf ni­ye­tiy­le bir sü­re dur­mak­tan iba­ret­tir.

İtikâf va­cip, mü­ek­ked, sün­net ve müs­te­hap ol­mak üze­re üçe ay­rı­lır. Ada­nan bir itikâf va­cip, Ra­ma­zan’ın son on gü­nün­de itikâf kifâye yo­luy­la mü­ek­ked sün­net ve baş­ka bir za­man­da iba­det ni­ye­tiy­le bir mes­cit­te bir sü­re ya­pı­lan itikâf da müs­te­hap­tır.134

 

A- İtikâfın Meşrû Olu­şu­nun De­lil­le­ri:

İtikâf ki­tap, sün­net ve ic­ma’a da­ya­nır.

Ki­tap­tan de­lil Cenâb-ı Hakk’ın şu ayet­le­ri­dir: “Siz­ler mes­cit­ler­de itikâfta iken ha­nım­la­rı­nı­za yak­laş­ma­yın.”135 “Be­nim Bey­ti­mi, ta­vaf eden­ler ve itikâfta bu­lu­nan­lar için te­miz­le­yi­niz.”136 İlk ayet­te itikâf iba­det­le­re mah­sus olan mes­cit­le­re nis­bet edil­miş­tir. Di­ğer yan­dan itikâf için, mü­bah olan cin­sel iliş­ki­yi ter­ket­mek, onun bir iba­det ol­du­ğu­nu gös­te­rir.

Sün­net­ten de­lil, İbn Ömer, Enes ve Hz. Ai­şe (r. an­hüm)’ün ri­va­yet et­tik­le­ri şu ha­dis­tir: “Hz. Pey­gam­ber Me­di­ne’ye gel­dik­ten son­ra ve­fa­tı­na ka­dar Ra­ma­zan’ın son on gü­nün­de itikâfa gi­rer­di.”137

İtikâfın ama­cı: İhlâsla ya­pı­la­cak itikâf şe­ref­li bir iba­det­tir. Bu­nun­la Al­lah’a yö­nel­mek, boş va­kit­le­ri iba­de­te ayır­mak, iba­det için ken­di­ni dış dün­ya­dan tec­rit et­mek, Yü­ce Al­lah’ın ka­pı­sın­dan af­fe­di­lin­ce­ye ka­dar ay­rıl­ma­mak kas­te­di­lir.

Bir itikâfın en az sü­re­si Ebu Yu­suf’a gö­re bir gün­dür. İmam Mu­ham­med’e gö­re ise bir sa­at­tir. Bun­dan mak­sat kı­sa bir sü­re de ola­bi­lir.

Ma­li­ki­ler­de ter­cih edi­len gö­rü­şe gö­re, itikâfın en az sü­re­si bir gün bir ge­ce­dir. Şa­fi­i­le­re gö­re ise, “Süb­ha­nal­lah” di­ye­cek ka­dar bir za­man­dan da­ha faz­la dur­mak­tır. Han­be­li­le­re gö­re de en az sü­re bir an dur­mak­tır.138

 

   B- İtikâfın Şart­la­rı:

Bir itikâfın ge­çer­li ol­ma­sı şu şart­la­rın bu­lun­ma­sı­na bağ­lı­dır:

1) İtikâfta bu­lu­nan kim­se müs­lü­man, akıl­lı ve te­miz ol­ma­lı­dır.

Gay­ri müs­li­min, akıl has­ta­sı­nın, cü­nü­bün, ha­yız ve­ya ni­fas­tan te­miz­len­me­miş kim­se­nin itikâfı ca­iz de­ğil­dir. Çün­kü gay­ri müs­lim iba­de­te ve akıl has­ta­sı ni­ye­te ehil de­ğil­dir. Te­miz ol­ma­yan­lar ise mes­ci­de gir­mek­ten me­ne­dil­miş­tir.

İtikâfa gi­ren, mes­cit için­de iken ih­ti­lam olur­sa, dı­şa­rı çı­ka­rak gu­sül ab­des­ti alır ve ye­ni­den itikâfa de­vam eder. İtikâfta er­gin­lik ça­ğı­na gel­miş ol­mak şart de­ğil­dir. Bu yüz­den mü­mey­yiz bir ço­cu­ğun itikâfı da ge­çer­li­dir.

2) İtikâfa ni­yet edil­miş ol­ma­lı­dır. Ni­yet­siz ola­rak ya­pı­lan bir itikâf ge­çer­li de­ğil­dir. Ada­nan bir itikâfta ay­rı­ca ni­ye­tin dil ile de ifa­de edil­me­si ge­re­kir.

3) İtikâf mes­cit­te ve­ya mes­cit hük­mün­de­ki bir yer­de ya­pıl­ma­lı­dır. İçin­de ce­ma­at­le na­maz kı­lı­nan her han­gi bir mes­cit­te itikâf ya­pı­la­bi­lir. Bü­yük ca­mi­ler­de ya­pıl­ma­sı da­ha fa­zi­let­li­dir. Ab­dul­lah b. Mes’ud (r. anhümâ) şöy­le de­miş­tir: “İtikâf an­cak ca­ma­at­le na­maz kı­lı­nan yer­de ya­pı­lır.”139

Ka­dın­lar ise ken­di ev­le­rin­de mes­cit edi­ne­cek­le­ri bir oda­da itikâfta bu­lu­nur­lar. Bu­ra­lar on­lar için bi­rer mes­cit sa­yı­lır. Ka­dın­la­rın dı­şar­da­ki mes­cit­ler­de itikâf et­me­le­ri ca­iz ise de ke­ra­het­ten ha­li de­ğil­dir. Ka­dın­la­rın ken­di ev­le­rin­de na­maz kıl­ma­la­rı mes­cit­ler­de na­maz kıl­ma­la­rın­dan da­ha fa­zi­let­li ol­du­ğu gi­bi,  ev­de itikâfları, mes­cit­te itikâftan da­ha fa­zi­let­li­dir.

İmam Şa­fii’ye gö­re itikâf ta­zi­me la­yık bir yer­de ya­pı­la­bi­lir ki, bu­na en uy­gun yer mes­cit­tir. Ev­ler­de mes­cit edi­ni­len yer­ler bu ta­zi­me uy­gun de­ğil­dir. Çün­kü ev­de mes­cit edi­ni­len yer de­ğiş­ti­ri­le­bi­lir, ora­da cü­nüp ola­rak ge­zi­le­bi­lir. Di­ğer yan­dan Hz. Pey­gam­ber’in ha­nım­la­rı mes­cit­te itikâfa gi­rer­ler­di. Eğer on­la­rın ev­le­ri itikâf için ye­ter­li ola­cak ol­say­dı, ev­le­rin­de itikâfa gir­me­le­ri da­ha iyi olur­du.140

4) Va­cip olan bir itikâfta, itikâflı oruç­lu bu­lun­ma­lı­dır. Bu du­rum­da oru­cun ya­nı­la­rak bo­zul­ma­sı itikâfa za­rar ver­mez. Sün­net itikâf, za­ten ra­ma­zan için­de ola­ca­ğı için ken­di­li­ğin­den oruç za­ma­nı­na rast­lar. An­cak yol­cu­luk, has­ta­lık gi­bi bir se­bep­le oruç­suz bu­lun­mak sün­net itikâfa za­rar ver­me­ce­ği gi­bi di­ğer müs­te­hap itikâflarda da oruç şart de­ğil­dir. Di­ğer yan­dan sün­net ve­ya na­fi­le itikâflar için bir sü­re de söz ko­nu­su de­ğil­dir.

Şa­fi­i­le­re gö­re va­cip olan itikâfta da oruç şart de­ğil­dir.

Ka­dı­nın itikâfa gi­re­bil­me­si için ko­ca­sın­dan izin al­ma­sı şart­tır. Ko­ca eşi­ne itikâf iz­ni ve­rin­ce, ar­tık bun­dan dö­ne­mez.

 

C- İtikâfın Çe­şit­le­ri:

1) Va­cip olan itikâf: Adak itikâf va­cip­tir. Bu en az bir gün olur ve gün­düz oruç­la ge­çi­ri­lir. Hz. Ömer’in şöy­le de­di­ği ri­va­yet edil­miş­tir: “Rasûlullah (s.a.s)’a Mes­cid-i Ha­ram’da bir ge­ce itikâfa gir­me­yi ada­mış­tım” de­dim. Hz, Pey­gam­ber ba­na; “Ada­ğı­nı ye­ri­ne ge­tir” bu­yur­du.“141

2) Mü­ek­ked sün­net olan itikâf: Ra­ma­zan’ın son on gü­nün­de itikâf ki­fai ola­rak mü­ek­ked sün­net­tir. Bir ki­şi­nin bu­nu yap­ma­sı, bir yer­le­şim bi­ri­min­de­ki di­ğer müs­lü­man­la­rı so­rum­lu­luk­tan kur­tar­dı­ğı gi­bi, Cenâb-ı Hakk’ın itikâf ya­pa­nın ec­ri­ni o bel­de­de­ki bü­tün müs­lü­man­la­ra da ve­re­ce­ği umu­lur. Hz. Ai­şe’den ri­va­yet edil­di­ği­ne gö­re, Hz. Pey­gam­ber (s.a.s) oru­cun farz kı­lın­ma­sın­dan öm­rü­nün so­nu­na ka­dar Ra­ma­zan ay­la­rı­nın son on gü­nün­de itikâfa gir­miş­tir.142

3) Müs­te­hap olan itikâf: Va­cip ve sün­net olan itikâfların dı­şın­da itikâfa gir­mek müs­te­hap­tır. Bu­nun be­lir­li bir vak­ti ve sü­re­si yok­tur. Hat­ta mes­ci­de gi­ren kim­se çı­kın­ca­ya ka­dar itikâfa ni­yet et­se, ora­da kal­dı­ğı sü­re­ce itikâfta sa­yı­lır. Bu itikâfta oruç şart de­ğil­dir.

 

   D- İtikâfın Âdâbı:

1) İtikâf Ra­ma­za­nın son on gü­nün­de ve en fa­zi­let­li mes­cit­te ya­pıl­ma­lı­dır.

2) İtikâf sı­ra­sın­da kö­tü ve çir­kin söz söy­le­me­me­li, ha­yır ko­nuş­ma­lı­dır. Gü­na­hı ge­rek­tir­me­ye­cek söz­ler ko­nu­şul­ma­sın­da bir sa­kın­ca yok­tur. Bir iba­det inan­cıy­la sus­mak ise mek­ruh­tur.

3) İtikâf sı­ra­sın­da Kur’an, ha­dis, Al­lah’ı zi­kir ve iba­det­le meş­gul ol­ma­lı, te­miz el­bi­se gi­yip gü­zel ko­ku­lar sü­rün­me­li­dir.

 

E- İtikâfı Bo­zan Şey­ler:

1) Cin­sel iliş­ki­de bu­lun­mak: Kur’an-ı Ke­rim’de; “Mes­cit­ler­de itikâfa çe­kil­di­ği­niz­de ka­dın­la­rı­nı­za yak­laş­ma­yın”143 bu­yu­ru­lur. Öp­mek ve ku­cak­la­mak gi­bi şey­ler­den do­la­yı bo­şal­ma olur­sa yi­ne itikâf bo­zu­lur. An­cak bak­ma ve­ya dü­şün­me so­nu­cu bo­şal­ma itikâfı boz­maz.

2) İtikâflının mes­cid­den özür­süz ola­rak çık­ma­sı itikâfını bo­zar. Bir itikâflı ge­ce ve­ya gün­düz mes­cit­ten özür­süz bir şe­kil­de bi­le­rek ve­ya yan­lış­lık­la çı­ka­cak ol­sa itikâfı bo­zul­muş olur. Bu sü­re Ebu Yu­suf ve İmam Mu­ham­med’e gö­re bir gü­nün ya­rı­sın­dan faz­la bir sü­re­dir. Bir gö­rü­şe gö­re ise bir gü­nün bir cü­zün­den iba­ret­tir. Ka­dın da itikâf yap­tı­ğı oda­dan özür­süz ye­re evin di­ğer kı­sım­la­rı­na çık­sa itikâfı bo­zul­muş olur.

Has­ta zi­ya­re­ti, ce­na­ze, ce­na­ze na­ma­zı ve­ya şa­hit­lik yap­mak için dı­şa­rı­ya çı­kıl­ma­sı da itikâfa en­gel­dir. Has­ta­lık­tan do­la­yı bir sa­at ka­dar dı­şa­rı çı­kıl­ma­sı da itikâfı bo­zar. An­cak adak itikâfta, has­ta zi­ya­re­ti ve­ya ce­na­ze na­ma­zı için mes­cit dı­şı­na çık­mak şart ko­şul­muş olur­sa bun­lar için çı­kıl­ma­sı itikâfı boz­maz.

3) İtikâflıya, itikâfı sı­ra­sın­da bir­kaç gün bay­gın­lık ve­ya akıl has­ta­lı­ğı gel­se itikâfı bo­zul­muş olur. İyi­le­şin­ce ye­ni­den itikâfa baş­lar.

An­cak itikâflı mes­cit­ten şer’i, za­ru­ri ve­ya ta­bii ih­ti­yaç­la­rı için çı­ka­bi­lir.

İtikâfa gi­ren kim­se­nin bu­lun­du­ğu mes­cit­te cu­ma na­ma­zı kı­lın­mı­yor­sa, cu­ma na­ma­zı­nı kıl­mak için baş­ka bir mes­ci­de git­me­si, kü­çük ve bü­yük ab­dest için mes­cit­ten dı­şa­rı çık­ma­sı şer’i ve ta­bii özür­ler­den­dir.

İçin­de bu­lun­du­ğu mes­cit­ten zor­la çı­ka­rıl­ma ya da şah­sı ve­ya eş­ya­sı hak­kın­da kork­ma yü­zün­den baş­ka bir mes­ci­de ta­şın­ma za­ru­ri bir ih­ti­yaç için çı­kış­tır.

İtikâfta olan kim­se­nin ye­me­si, iç­me­si, uyu­ma­sı ve ih­ti­ya­cı olan şey­le­ri sa­tın al­ma­sı mes­cit­te olur. Mes­ci­di iş­gal et­me­ye­cek şey­le­ri ora­ya ge­ti­re­bi­lir. Mes­cid için­de ha­zır­lan­mış uy­gun yer var­sa ora­da ab­dest alıp gusl ede­bi­lir. Böy­le bir yer yok­sa dı­şa­rı çı­kar ab­dest ve yı­kan­ma­nın ar­ka­sın­dan he­men mes­ci­de gi­rer. İtikâf ya­pan, ezan oku­mak için mi­na­re­ye çı­ka­bi­lir. Mi­na­re­nin ka­pı­sı­nın mes­cit dı­şın­da ol­ma­sı da za­rar ver­mez.144