Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 65. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

 

>V- HAC­CIN EDA­SI­NIN FARZ OL­MA­SI­NIN ŞART­LA­RI

 

   A - Or­tak Şart­lar:

 

   1. Be­den sağ­lı­ğı ve sağ­lam­lı­ğı:

Bu­na gö­re, ya­ta­lak has­ta, kör, felç­li, iki aya­ğı ke­sik, bi­nit üze­rin­de ken­di ba­şı­na du­ra­ma­yan yaş­lı kim­se, tu­tuk­lu bu­lu­nan ile zâlim yö­ne­ti­ci­le­rin hac için vi­ze ver­me­di­ği kim­se­ler üze­ri­ne hac farz ol­maz. Çün­kü Al­lah Teâlâ, hac­cın farz ol­ma­sı için “gü­cün yet­me­si”ni şart koş­muş­tur. İbn Abbâs “istitâa”yı yol azı­ğı (zâd) ve bi­nit (râhıle) ola­rak tef­sir et­miş­tir. Âyette, “Al­lah hiç­bir kim­se­ye gü­cü­nün ye­te­ce­ğin­den faz­la­sı­nı yük­le­mez”38 bu­yu­ru­lur.

 

   2. Ge­rek­li maddî gü­ce sa­hip ol­mak:

Bu yol­da tü­ke­te­ce­ği yi­ye­cek ve ora­ya va­ra­bil­mek için bi­ne­ce­ği va­sı­ta­dan iba­ret­tir. Bu­na gö­re, bir kim­se­ye hac­cın farz ola­bil­me­si için, hac sü­re­sin­ce hem ken­di­si­nin, hem de bak­mak­la yü­küm­lü ol­du­ğu kim­se­le­rin na­fa­ka­la­rı­nı ve na­kil va­sı­ta­sı­nı te­min gü­cü­ne sa­hip ol­ma­lı­dır. Mek­ke'li­ler ve Mek­ke çev­re­sin­de otu­ran­lar için na­kil ara­cı­na sa­hip ol­mak şart de­ğil­dir; ya­ya yü­rü­ye­cek du­rum­da bu­lun­ma­la­rı ye­ter­li­dir.

 

   3. Yol em­ni­ye­ti:

Hac­cın farz ol­ma­sı için yol gü­ven­li­ği­nin bu­lun­ma­sı şart­tır. Bu, Ebû Ha­ni­fe'ye gö­re, vücûbunun, ba­zı­la­rı­na gö­re ise edâsının şart­la­rın­dan­dır.

Ka­dın için yol em­ni­ye­ti; be­ra­be­rin­de ne­seb ve­ya sihrî (ev­li­lik­le do­ğan hı­sım­lık) hı­sım­lar­dan fâsık ol­ma­yan akıl­lı, er­gin ve­ya mürâhık (12 yaş­la bûluğ ara­sı er­kek ço­cuk) mah­rem bi­ri­si­nin ve­ya ko­ca­sı­nın bu­lun­ma­sıy­la ger­çek­le­şir. Ka­dı­nın ya­nın­da ko­ca­sı ve­ya mah­rem bir hı­sı­mı ol­mak­sı­zın, Mek­ke'ye üç gün üç ge­ce (se­fer me­sa­fe­si) ve da­ha uzak yer­den ge­le­rek hac yap­ma­sı tahrîmen mekrûhtur. Mah­rem­siz hac ya­par­sa kerâhetle bir­lik­te câiz olur. Mah­re­min bu­lun­ma­sı vücûb şar­tı­dır. Edâ şar­tı, di­yen­ler de var­dır. Gü­nü­müz­de yay­gın fe­sad se­be­biy­le, ka­dın süt er­kek kar­de­şiy­le yol­cu­luk ya­pa­maz. Çün­kü genç sıhrî hı­sım­lar­da ol­du­ğu gi­bi, süt hı­sı­mıy­la baş­ba­şa kal­mak (hal­vet) mek­ruh­tur. Şâfiîler bu­na “ka­dı­nın, ka­fi­le­de gü­ve­ni­lir di­ğer ka­dın­lar­la bir­lik­te hac ya­pa­bi­le­ce­ği”39 esa­sı­nı ilâve eder­ler.

 

B - Ka­dın­lar­la İl­gi­li Özel Şart­lar:

 

   1. Hac'da yol ar­ka­da­şı­nın bu­lun­ma­sı:

Hac ya­pa­cak ka­dı­nın ya­nın­da ko­ca­sı ve­ya mah­rem bir akrabâsının bu­lun­ma­sı ge­rek­li­dir. Ak­si hal­de ken­di­si­ne hac farz ol­maz. Ha­dis­ler­de “Ka­dın, ya­nın­da mah­re­mi bu­lun­ma­dık­ça üç gün­den faz­la yol­cu­luk ya­pa­maz.”40 “Bir ka­dın, ya­nın­da ko­ca­sı bu­lun­ma­dık­ça hac yap­ma­sın”41 bu­yu­ru­lur.  Şafiîler ise ka­dı­na, gü­ve­ni­lir ka­dın­lar­la bir­lik­te olun­ca, hac­cı ge­rek­li gö­rür­ler. Yol ar­ka­da­şı ola­rak tek ka­dın ye­ter­li de­ğil­dir. Mâlikîlere gö­re ise ka­dın, yal­nız ken­di­le­ri­ne emânet edil­miş ka­dın ar­ka­daş­la­rı ve­ya yal­nız er­kek­ler ya­hut da er­kek-ka­dın ka­rı­şık bir top­lu­luk­la bir­lik­te hac ya­pa­bi­lir. Bu iki mez­he­bin da­yan­dı­ğı de­lil; “Ora­ya git­me­ye gü­cü ye­ten her­ke­se, Al­lah için Kâbe'yi zi­ya­ret edip hac et­mek farz­dır”42 âyetinin ge­nel an­la­mı­dır. Bu yüz­den, ka­dın ken­di­si aley­hi­ne kö­tü­lük­ten gü­ven­de olun­ca, ona hac ge­rek­li olur.

Mah­rem ifa­de­si, ne­sep, süt ve­ya sıhrî hı­sım­lık yü­zün­den ken­di­siy­le ev­len­mek ebe­diy­yen ha­ram olan kim­se­le­ri içi­ne alır. Oğul, to­run, ba­ba, de­de, sü­to­ğul, süt­kar­deş , da­mat, ka­yın­pe­der gi­bi. Kız­kar­de­şin, ha­la ve­ya tey­ze­nin ko­ca­sı ol­mak ge­çi­ci ev­len­me en­ge­li do­ğur­du­ğun­dan, eniş­te­ler­le hac yol­cu­lu­ğu câiz ol­maz.

Şâfiî ve Mâlikîlerle di­ğer fa­kih­ler ara­sın­da­ki bu gö­rüş ay­rı­lı­ğı, bir far­zı ifâ için ya­pı­la­cak yol­cu­lu­ğa mah­sus­tur. Hac Yol­cu­lu­ğu böy­le­dir. İhtiyâri yol­cu­luk­lar icmâ ile bu­na kı­yas edil­mez. Rasûlullah (s.a.s.) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Bir er­kek, bir ka­dın­la yan­la­rın­da mah­rem bi­ri  bu­lun­ma­dık­ça yal­nız kal­ma­sın. Ka­dın, ya­nın­da mah­re­mi  bu­lun­ma­dık­ça yol­cu­luk ya­pa­maz.” Bir adam kalk­tı: “Ey Al­lah'ın el­çi­si, ka­rım hac yol­cu­lu­ğu­na çık­tı. Ben ise fa­lan­ca gaz­ve­ye ya­zıl­dım. Hz. Pey­gam­ber şöy­le bu­yur­du: “Git ve ka­rın­la bir­lik­te hac­cet”43

 

   2. İd­det­li Ol­ma­ma­sı:

Hac ya­pa­cak ka­dı­nın bo­şan­ma ve­ya vefâttan do­la­yı id­det­li ol­ma­ma­sı ge­rek­li­dir. Çün­kü Yü­ce Al­lah şu âyetle id­det­li ka­dın­la­rın ev­den çı­kı­şı­nı ya­sak­la­mış­tır. “Bo­şa­dı­ğı­nız ka­dın­la­rı ev­le­rin­den çı­kar­ma­yın. Ken­di­le­ri de çık­ma­sın­lar. ” 44 Hac­cın baş­ka bir va­kit­te edâsı müm­kün­dür. İd­det ise an­cak özel bir va­kit­te söz ko­nu­su olur. 45

 

   C - Hac­ca En­gel Olan Du­rum­lar :

 

   1 ) Ebe­veyn :

 Ana ve­ya ba­ba Mek­ke­li ol­ma­yan ço­cu­ğu­nu nâfile hac ve­ya um­re içi­in ihrâma gir­mek­ten alı­ko­ya­bi­lir. An­cak farz hac­ca en­gel ola­maz­lar. Çün­kü ebe­vey­ne hiz­met, bir ci­had­dır. Farz hac'da ana ba­ba­dan izin al­mak sün­net­tir.

 

   2 ) Ev­li­lik :

İslâm hu­kuk­çu­la­rı­nın ço­ğun­lu­ğu­na gö­re ko­ca, ka­rı­sı­nın farz hac­cı­na en­gel ola­maz. Çün­kü bu, ilk yü­küm­lü­lük yı­lın­da ( fevrî ) farz ol­muş­tur. Şâfîîlere gö­re ise ko­ca, ka­rı­sı­nı farz ve­ya sün­net hac­dan alı­ko­ya­bi­lir. Çün­kü ko­ca­nın hak­kı ön­ce­lik­li­dir. Hac ibâdeti ise ömür bo­yu ifâ edi­le­bi­lir.

 

   3 ) Kö­le­lik :

 Efen­di­nin kö­le­si­ni farz ve­ya sün­net hac'dan alı­koy­ma hak­kı var­dır. An­cak kö­le onun iz­niy­le ihrâma gir­miş­se, ar­tık hac ve­ya um­re­yi ta­mam­la­ma­sı­na en­gel ola­maz.

 

   4 ) Ha­pis :

Hak­sız ola­rak ve­ya maddî sı­kın­tı için­de ol­du­ğu hal­de bir borç­tan do­la­yı ha­pis­te bu­lun­mak hac en­ge­li­dir.

 

              5 ) Borç­lu­luk :

Vâdesi ge­len bor­cu öde­mek için baş­ka bir ma­lı ol­ma­yan borç­lu­nun hac yap­ma­sı­na, ala­cak­lı en­gel ola­bi­lir. Vâdesi gel­me­yen borç­lar hac en­ge­li teş­kil et­mez.

 

   6 ) Hacr al­tın­da bu­lun­mak :

Se­fih olan kim­se ve­li ve­ya vasînin iz­ni ol­ma­dık­ça hac ya­pa­maz.

 

   7 ) İhsâr :

Hac ve­ya um­re için ihrâma gir­miş olan kim­se­nin, düş­ma­nın en­gel ol­ma­sı ve­ya has­ta­lık gi­bi bir se­beb­le hac ve­ya um­re­yi ta­mam­la­ya­ma­dan ih­ram­dan çık­mak zo­run­da kal­ma­sı­dır. Böy­le bir en­gel­le kar­şı­la­şan kim­se­ye de “ muh­sar ” de­nir. Ölüm ve­ya ma­lı­nı ver­me dı­şın­da en­ge­li aş­ma­ya gü­cü yet­me­yen ha­cı, en­ge­lin kalk­ma­sı umu­lan bir sü­re bek­le­dik­ten son­ra ih­ram­dan çı­ka­bi­lir. An­cak bu du­rum­da kur­ban kes­me­si ge­re­kir.

 

   8 ) Has­ta­lık :

Bir kim­se ihrâma gir­dik­ten son­ra has­ta­lan­sa, Ebû Ha­ni­fe'ye gö­re, muh­sar sa­yı­lır ve ih­ram­dan çı­ka­bi­lir. Şâfîî , Mâlik ve Ah­med b. Han­bel'e gö­re ise, ih­ram­da iken has­ta­la­nan kim­se, uzun sür­se bi­le, iyi­le­şin­ce­ye ka­dar ih­ram­lı ola­rak ka­lır. 46