Fikih - 67. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
VII- İHRAMA GİRME YERLERİ ( Mikatlar )
Mîkat, ihrâma girme yeri ve zamanı demektir. Çoğulu mevâkît'tir. Bir terim olarak; Mekke çevresinde, çeşitli bölge ve ülkelerden hacca gelenlerin ihrâma girecekleri özel yerleri ifade eder. Bir kimsenin, hac veya umre için, mîkatları ihramsız geçmesi câiz olmaz. Aksi halde kurban veya mikat yerine dönmek gerekir. Ancak mîkat yerinden önce ihrâma girmek ittifakla câizdir. Hattâ Hanefilere göre, bir sakınca doğmayacaksa ihrâmı öne almak daha faziletlidir. “Hac ve umreyi Allah için tamamlayınız” 47 âyetinde buna delâlet vardır. Mîkatları beklemeksizin, ailesinin bulunduğu yerden ihrâma girmek hac ve umreyi eksiksiz tamamlamak demektir. Hz. Ali ( Ö. 40/ 660 ) ve Abdullah b. Mes'ud'un ( Ö. 32/652 ) görüşü budur. Çünkü bunda daha çok meşakkat ve daha büyük ta'zim vardır.
İhrâma girme yerleri, Mekke'de, Mekke ( harem ) ile mikatlar arasında (hıll bölgesi ) veya mîkatların dışında kalan bölgelerde (âfâkî ) oturanlara göre değişiklik gösterir. 48
A - İkamet Edilen Yere Göre Mîkatler :
1 ) Mekke'de oturanlar: Bunların hac için ihrâma girme yeri yine Mekke'dir. Hz. Peygamber ashâb -ı kirâma hac için ihrâma, Mekke'nin içinden girmelerini emir buyurmuştur.49 Mekke dışında, hârem dâhilinde evi olanlar da böyledir. Mekkelilerin umre için mîkat yeri ise, dilediği herhangi bir yerden, hıll'in hârem bölgesine en yakın olan yeridir. Ancak umrede ihrâma girmek için hıll'in en faziletli yeri Hanefi ve Hanbelîlere göre “Ten'im ”, sonra “ Ci'râne ”, sonra “Hudeybiye” dir. Rasûlullah (s.a.s.) Abdurrahman b. Ebi Bekr'e Hz. Aişe'ye Ten'im'de ihrâma girerek umre yaptırmasını emir buyurmuştur. 50
2 ) Hıll'de oturanlar: Harem bölgesiyle, beş mikat yerinin çevrelediği alan arasındaki bölgeye “ hıll ” denir. Hıll'de oturanların hac veya umre için ihrâma girme yeri ( mikat ), ailelerinin bulunduğu yer veya bu yerle harem arasında kalan, hıll'den dilediği herhangi bir yerdir. Hac ve umreyi tamamlamayı emreden âyetle51 Hz. Ali ve İbn Mes'ud'un görüşü buna delildir. Hanefîler, bu görüşü benimsemiştir: İmam Mâlik'e göre, bunların mikat yeri, kendi evleridir.
3 ) Mikatların çevrelediği alan dışında oturanlar (âfâkî) : Arabistan'da mikatlar dışında oturanlarla, dış ülkelerden hac veya umre niyetiyle Hicaz'a gidenler için geldiği bölge veya ülkeye göre ihrâma girme yerleri ( mikat ) belirlenmiştir. İbn Abbâs ( r.a.)'tan şöyle dediği nakledilmiştir. “Nebî (s.a.s.), Medineliler için Zülhuleyfe'yi, Şamlılar için el - Cuhfe'yi, Necidliler için Karnü'l - Menâzil'i ve Yemenliler için Yelemlem'i mikat olarak belirledi. Bunlar, belirtilen bölge veya ülke tarafından gelen diğer belde yolcuları için de mikat yeridir. 52 ” Câbir (r.a )'den merfû olarak rivâyet edilen Müslim hadisinde bunlara, Iraklılar için Zât -ı Irk ilâve edilmiştir. 53
B - Gelinen Ülkelere Göre Mikatlar:
1) Türkiye, Suriye, Mısır, Mağrib ve Avrupa tarafından deniz yoluyla gelenlerin mikatı Cuhfe ( Râbiğ )'dir. Cuhfe ile Mekke arası yaklaşık 187 km.dir.
2 ) Medine'den gelenlerin mîkatı Zülhuleyfe ( Âbâr -ı Alî ) olup, Mekke'ye yaklaşık 464 km.dir. En uzak mîkat yeri burasıdır.
3 ) Irak, İran ve diğer doğu ülkelerinden gelenlerin mîkatı Zât -ı Irk'tır. Bu yer Mekke'ye yaklaşık 94 km. dir.
4 ) Kuveyt ve Necid yönünden gelenlerin mikatı bugün es - Seyl denilen Karnü'l - Menâzil'dir.
5 ) Yemen'den gelenlerin mikatı Mekke'nin güneyinde bulunan Yelemlem olup, Mekke'ye 54 km. dir.
İhrâma girme yerlerini Hz. Peygamber tâyin ettiği için Hac, umre, ticaret veya başka bir amaçla gelen her müslümanın buralarda veya daha önce ihrâma girmiş olması lâzımdır. Eğer yol, bu noktalardan geçmiyorsa buraların hizalarından ihrama girilir. Medine'ye gelenler, hac için Mekke'ye doğru yola çıkınca Zülhuleyfe'de bugün Abârı - ı Alî denilen yerde ihrâma girerler.
Mikatlardan içeride bulunan kimseler, ihrâmsız Mekke'ye girebilirler. Fakat hac veya umre için, bulundukları yerden ihrama girerler. Mikat içinde, fakat Mekke dışında bulunanlar, bulundukları yerde; Mekke'nin içinde oturanlar ise, kaldıkları evde ihrama girerler.
Dışarıdan hac veya umre için gelen kimse mikatı ihrâmsız geçerse ya bir kurban keser veya geri dönüp mikat yerinde ihrâma girer. Mekke'ye girme niyeti olmaksızın mikatı ihramsız geçene birşey lâzım gelmez.
C - İhram :
Hac dışında yapılması mübah olan bazı şeyleri kendisine haram kılmak demektir. Hanefîlere göre, ihrâm haccın rüknü değil şartıdır. Bu da niyet ve telbiye ile gerçekleşir. Hac veya umreye yahut her ikisine niyet etmek ve Allah için telbiye getirerek ihrâma girmekle hac ibâdeti başlamış olur.
D -İhrâma Girerken Sünnet veya Müstehap Olan Fiiller:
1) Abdest veya boy abdesti almak:
Temizlenmek için abdest veya boy abdesti alınır. Hz. Peygamber ihrâm için boy abdesti almıştır.54 Bu, temizlenmek için olup, tahâret (abdestlilik) için değildir. Bu yüzden, hayızlı ve nifaslı kadınlar da bunu yaparlar. İbn Abbâs'ın merfû olarak naklettiği bir hadiste şöyle buyurulur: “Nifaslı ve hayızlı kadınlar boy abdesti alır, ihrârama girer, Beytullah'ı tavâf dışında, haccın bütün menâsikini ifâ ederler”55 Diğer yandan Hz. Peygamber (s.a.s.), Esmâ binti Umeys'e nifaslı (lohusa) iken, boy abdesti almasını emir buyurmuştur.56
İhrâma girecek kimsenin tırnaklarını kesmesi, tıraş olup, bıyıklarını kısaltması, koltuk altlarını ve edep yerini tıraş etmesi müstehaptır.
2) Erkekler, dikişli elbiselerini çıkarır ve birisiyle göbekten aşağısını örtmek, diğerini omuzuna almak üzere iki temiz ve yeni peştemala bürünürler. Başı açık, ayakları çıplak olup, terlik veya nalin giyebilirler. Hadiste şöyle buyurulur: “Sizden biriniz, bir izâr (alt peştemal) bir ridâ (üst peştemal) ve iki nalınla ihrâma girsin. Nalin bulamazsa, mest giysin, mestlerin topuklarından aşağısını ayırsın”57 İbn Abbâs rivâyetinde “topuklardan aşağısını ayırma”58 ifadesi yoktur.
İhrâma giren kadınlar, elbiselerini çıkarmazlar, başlarını ve ayaklarını açık bulundurmazlar. Yalnız yüzleri açık bulunur, telbiye ederken seslerini yükseltmezler.
3) Çoğunluğa göre, ihrâmdan önce bedenini kokulamak câizdir. Hanefî ve Hanbelîlere göre, elbiseyi kokulamak câiz değildir. Şâfiîler elbise konusunda da aksi görüştedir. Delil, Hz. Âişe'den nakledilen şu hadistir: “Ben Nebî (s.a.s)'i, ihrâma girerken bulabildiğim en güzel koku ile kokuluyordum”59 Buna göre, kokunun eserinin ihrâmdan sonra devam etmesinde bir sakınca yoktur. Ancak artık ihrâm süresince yeniden kokulanmak, hattâ kokulu sabun kullanmak câiz görülmemiştir.
4) İhrâm namazı.
Boy abdesti veya abdest alındıktan ve ihramdan önce, ittifakla iki rek'at ihram namazı kılınır. Delil şu hadistir: “Nebî (s.a.s.), Zülhuleyfe'de iki rekât namaz kıldı, sonra ihrâma girdi”60 Bu namazın birinci rekâtında Kâfirûn, ikinci rekâtında ise ihlâs sûresini okumak sünnettir. Mâlikî ve Hanbelîlere göre, ihrâma farz namazın arkasından girilir. Çünkü İbn Abbâs (r.a.)'tan, Rasûlulah'ın böyle yaptığı nakledilmiştir.
5) Telbiye.
Hanefîlere göre, ihrâm namazından sonra telbiye getirilir. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmıştır. Efdal olan da budur. Vasıtaya bindikten sonra telbiye getirip, sonra niyet edebilir.61
Telbiye şudur:62
Anlamı: “Allahım! hiçbir ortağın yoktur. Davetine uyup geldim. Şüphesiz, hamd, nimet ve mülk sana aittir, Sen'in hiçbir ortağın yoktur.”
Hanefilere göre bir kimse mikatta niyet ederek telbiye getirince ihrâma girmiş olur. Telbiye, yolda, iniş çıkışlarda, yol arkadaşlarıyla karşılaşmalarda namazların ardından tekrarlanır ve zaman zaman ses yükseltilir. Telbiye, Mâlikiler dışında çoğunluğa göre, kurban bayramı günü Akabe cemresine ilk taşın atılmasıyla kesilir. Çünkü Hz. Peygamber böyle yapmıştır. 63 Ancak, taşlamadan önce traş olunursa, telbiye kesilir. Umre yapan ise tavâfa başlamakla telbiyeyi keser.
İslami Okul Okulların En Önemlisi