Fikih - 69. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
>IX- HAC FİİLLERİNİN HÜKÜMLERİ
Hac süresince yapılan, farz, vâcip veya sünnet niteliğindeki haccın fiillerine “ Menâsik ” denir. Bu menâsikten farz olanlara rükün adı verilir.
A - Haccın Rükünleri :
Hanefilere göre haccın rükünleri ikidir. Arafat'ta vakfe yapmak ve ziyaret ( ifâda ) tavâfını ifâ etmek. Bu rükünlerden birisi eksik kalırsa hac bâtıl olur. Rükün veya farz kesin delille; vâcib ise zannî bir delille sâbit olan hükümdür. Vâcibi bir özürden dolayı terkedene birşey gerekmez. Ancak özürsüz terkedilirse kurban cezası gerekli olur.
1) Vakfe
Arafe günü, güneşin zevâlinden, kurban bayramının birinci günü şafak sökünceye kadar, Arafat'ta kısa bir süre de olsa, durmanın, haccın aslî bir rüknü olduğunda, İslâm bilginleri görüş birliği içindedir. Hadiste; “Hac Arafat'tır.” 68 buyurulur. Bu yüzden, vakfe yapamayan kimse, haccı kaçırmış olur ve ertesi yıl yeniden hac yapar. Bugün belirli sınırlarla çevrelenen Arafat'ın her yeri vakfe yeridir. Hadiste “Arafat'ın tamamı vakfe yeridir.” 69 buyurulmuş, ancak Urene vadisi, Şeytan vadisi olarak nitelendirilerek, vakfe yeri dışında tutulmuştur. 70
Arafat'ın Cebelü'r -rahme denilen yerinde vakfe yapmak daha faziletlidir. Hanefi, Maliki ve Hanbelilere göre, Arafat'ta gece ile gündüzün arasını birleştirmek için güneş batıncaya kadar kalmak vâciptir. Çünkü Hz. Peygamber ( s.a.s. ) böyle yapmış ve “Hac ile ilgili ibâdetlerinizi benden alınız ” 71 buyurmuştur.
Bu yüzden, güneşin gurûbundan önce Arafat'tan ayrılana kurban cezası gerekir. Şâfiîler gurûba kadar kalışı sünnet kabul ederler.
İslâm bilginleri arasında, vakfe için abdest, setr -i avret, kıbleye dönme ve niyetin şart olmadığı konusunda herhangi bir görüş ayrılığı yoktur. Bu duruma göre, abdestsiz, cünüp, hayızlı veya nifaslı kimsenin yapacağı vakfe de geçerlidir. Çünkü Hz. Aişe, Rasûlullah (s.a.s. )'ın emriyle, hayızlı iken vakfe yapmıştır. 72
2) Tavâf
Tavâf, sözlükte; ziyaret etmek, birşeyin etrafında dolaşmak demektir. Bir terim olarak; Kâbe -i Muazzama'nın etrafında yedi defa dolaşmak, anlamına gelir. Tavâfa, Kâbe'nin Hacerü'l -esved köşesinden Kâbe sola alınarak başlanır. Gerek tavâfa başlarken ve gerek tavâf sırasında Hacerü'l - esved'in önüne geldikçe, ona doğru dönülür, namazda durur gibi tekbir ve tehlil ile kutsal taşa mümkünse eller sürülür veya öpülür. Bu mümkün olmazsa karşıdan elle selâmlanır. Buna “ istilâm ” adı verilir. Tavâfta her dolanmaya “şavt ” denir.
Hacda üç çeşit tavâf sözkonusu olur. Kudûm, Ziyaret ( ifâda ) ve Vedâ (Sader ) tavâfı. Bunun dışında yapılan fazla tavâflar nâfiledir.
a) Kudûm tavâfı : Fakihlerin çoğunluğuna göre, Arafat'ta vakfeden önce Mekke'ye giren hacılar için kudûm tavâfı sünnettir. İfrâd veya kıran haccı arasında fark yoktur. Mekke'liler ve mikat bölgesi içinde oturanlar kudûm tavâfı yapmazlar. Yine mikatlar dışından ( âfâkî ) gelse de umre ve temettu' haccı yapanların da bu tavâfı yapma zorunluluğu yoktur.
b) Ziyâret tavâfı (ifâda) : Bu tavâfın bir rükün olduğunda görüş birliği vardır. Hac, bu olmaksızın tamamlanmaz. Ayette; “Sonra kirlerini gidersinler, adaklarını yerine getirsinler ve o Beyt -i Atik'i (Kâbe) tavâf etsinler” 73 buyurulur.
Ziyaret tavafının şart veya vacipleri beş tanedir:
1. Tavaf niyeti ,
2. Gücü yetenin yürüyerek tavaf etmesi ,
3. Mescid -i Hâram içinde, Beytullah'ın çevresinde yapılması,
4. Tavâfın zamanı, Kurban bayramının birinci günü şafak söktüğü zaman başlar ve ömür boyu devam eder. Ancak bu tavâf bayram günlerinden, sonraya kalırsa bir ceza kurbanı gerekir.
5. Bu tavâfın ilk dört şavtı farz, geri kalan üç şavtı sünnettir.
Tavâf bir çeşit namazdır. Hadiste şöyle buyurulur :
“Tavâf Allahu Teâlâ'nın kendisinde yani, tavâf yaparken konuşmayı mübah kıldığı bir namazdır.” 74
c) Vedâ tavâfı (Sader) : Hac sırasında Mina'dan Mekke'ye inildiği vakit yapılan tavâftır. Bu tavâf, Mâlikilere göre mendup, diğer mezheplere göre ise vâciptir. Mekke ve çevresinde oturanlar için vedâ tavâfı gerekli değildir. Bununla hac ibâdetleri son bulmuş olur. Hacılar Kâbe-yi Muazzama'ya vedâ ederek ülkelerine dönmek üzere bulunurlar. 75
Mâlikî ve Hanbelilere göre, haccın rükünleri; İhram, Safâ ile Merve arasında yedi şavt'lık sa'y, Arafat'ta vakfe ve ziyâret tavâfı olmak üzere dört tanedir. Şâfîîler bu dört rükne, saçların traş edilmesini veya kısaltılmasını ilâve ederler. 76
Bunların dışında tavâf çeşidi olarak nâfile ve umre tavâfı sözkonusudur. Nâfile (tatavvu ) tavâf, Mekke'ye dış belde ve ülkelerden gelenler için nâfile namaz kılmaktan daha faziletlidir. Umre tavâfının dört şavtı, umrenin rükünlerinden olup, umrede kudûm veya vedâ tavâfı bulunmaz.
B - Haccın Vâcipleri
Hanefilere göre, hacda, kendi başına vâcib olan beş ibâdet vardır. Sa'y, Müzdelife vakfesi, şeytan taşlama, traş veya saçları kısaltma ve vedâ tavâfı. Bunlardan başka, haccın rükün, farz veya şartlarını tamamlayıcı nitelikte olmak üzere on tane daha vâcib vardır. Bunları kısaca açıklayacağız .
1) Sa'y : Safâ ile Merve arasında yedi şavtlık sa'yı ( hızlı yürüyüş ) yapmak, Hanefilere göre vâcib, diğer mezheplere göre bir rükündür. Kur'an' da şöyle buyurulur: “Şüphesiz ki, Safâ ile Merve Allah'ın alâmet-lerindendir. Kim hac için Kâbe'yi ziyâret eder veya umre yaparsa, Safa ile Merve'yi tavâf etmesinde bir sakınca yoktur.”77 Hz. Peygamber şöye buyurur : “Şüphesiz Allah size sa'yı farz kıldı; size sa'y farz kılındı, sa'y yapınız.”78 Sa'yın tavâftan sonra yapılması, Safâ'da başlayıp Merve'de bitirilmesi ve yedi şavt halinde Safâ ile Merve arasındaki mesafeyi tam olarak kapsaması gereklidir.79
2) Müzdelife'de vakfe : Bayram akşamı şafağın sökmesiyle güneşin doğması arasında Müzdelife'de bir an da olsa bulunmak vacib, geceyi orada geçirmek sünnet, Meş'ar-i Haram denen Kuzah Dağı'na gitmek ise müstehaptır. Ayette şöyle buyurulur : “Arafat'tan sel gibi akıp inerken Meş'ar -i Haram'da Allah'ı zikredin.” 80 Hadiste şöyle buyurulur : “Kim bizim şu sabah namazımızda hazır bulunur, biz ayrılıncaya kadar bizimle birlikte vakfe yapar ve daha önce gece veya gündüz Arafat vakfesini de yapmış olursa, onun haccı tamam olur ” 81 Müzdelife vakfesi bir özür sebebiyle terkedilirse birşey lâzım gelmez. Çünkü Hz. Peygamber bu vakfeyi yapamayan zayıf kimselere keffâreti emretmemiştir. Özürsüz terk ise kurban cezasını gerektirir. 82
3) Mina'da şeytan taşlamak: Buna “remyu'l- cemerât” denir. Câbir (r.a. ) şöyle demiştir: “Rasûlullah (s.a.s.)'i, kurban bayramı gününde, biniti üzerinde şeytan taşlarken ( cemrelere taş atarken ) gördüm. O, şöyle diyordu: “Hac menâsikini ( ibâdetini ) benden alınız. Ben bu haccımdan sonra hac yapıp yapamayacağımı bilmiyorum”83 Mina'da üç ayrı yerde bulunan ve küçük, orta ve büyük (akabe ) cemresi adı verilen taş yığınlarına, kurban bayramı günlerinde “Bismillâhi Allahu ekber” denilerek yedişer tane küçük taş atılır. Bu, Hz. İbrahim, eşi Hacer ve oğlu İsmail'in o yörede şeytan taşlamasının bir sembolüdür. Şeytan o sırada onlara İsmail'in kurban edilmemesi için vesvese vermeye çalışıyordu. 84
4) Tıraş olmak veya saçları kısaltmak (halk veya taksîr): Mina'da taşları attıktan sonra, temettu' haccı yapanın kurban kesmesi, daha sonra da Mekke Hareminde ve bayramın ilk üç gününden birinde saçlarını tıraş etmesi veya kısaltması vâciptir. Kadınlar saçlarının ucundan biraz keserler. Böylece ihrâmdan çıkmış olurlar. Kur'an'da şöyle buyurulur: “Sonra kirlerini gidersinler ” 85
İbn Ömer, âyetteki “tefes ”in ; saçları tıraş etmek ve ihrâmı çıkarıp elbiseleri giymek anlamına geldiğini söyler. Enes ( r.a )'den şöyle dediği nakledilir : Rasûlullah ( s.a.s. ), Mina'ya geldi, cemrelere vardı, Onları taşladı. Sonra Mina'da kaldığı yere gitti ve kurban kesti. Sonra berbere başının sağ ve sol yanlarını göstererek, saçlarını almasını söyledi. 86
Ebû Hüreyre'den rivâyete göre, Hz. Peygamber ( s.a.s. ), ihramdan çıkarken başını tıraş edene iki defa Allah'tan mağfiret isteyerek dua etmiş, saçını kısaltanlar için de dua etmesi istenince, üçüncüde onlara dua etmiştir. 87
Ayette şöyle buyurulur : “İnşâallah hepiniz, güven içinde saçlarınızı kestirmiş olarak, kiminiz de kısaltarak, mutlaka Mescid -i Haram'a gireceksiniz.” 88 Hz. Peygamber ( s.a.s. ), Hudeybiye seferinden önce, bu âyette haber verilen durumu, rüyasında görmüş, böylece Mekke'nin fethini ve yapılacak haccı ashâbına müjdelemiştir.
5) Vedâ tavâfı ( Sader ): Mikatların dışından gelenlerin, haccı tamamladıktan sonra Mekke'den ayrılacakları zaman, son olarak Kâbe'yi Muazzama'yı tavâf etmeleri vâciptir. Hz. Ömer'den şöyle nakledilmiştir: “ Kim Beytûllah'ı haccederse, onun son niyeti Beytûllah olsun. Ancak hayızlı kadın müstesnâdır. Rasûlullah ( s.a.s. ) onlara ruhsat verdi. ” 89 Buna göre vedâ tavâfının şartları; hacının Hicaz'a dışardan gelmiş olması, hayızlı veya nifaslı bulunmaması, tavâfa niyet etmesi ve ziyâret ( ifâda ) tavâfından sonra yapmasıdır. 90
Haccın rükün veya şartlarını tamamlayıcı nitelikteki diğer bazı vâcipler de şunlardır:
6) İhrama Mikat denilen yerlerden başlamak : Mikatı ihramsız geçen kimse, geri dönüp mikat'ta ihrama girer ve telbiye getirirse birşey gerekmez. Kurban cezası sâkıt olur. İbn Abbas mikattan sonra ihrama giren kimseye şöyle demiştir : “Mikata dön ve telbiye getir. Aksi halde hac etmiş olmazsın. ” 91
7) İhramlıya yasak olan şeyleri terketmek : Dikişli elbise giyilmesi, avlanması, daha ihramda iken saçların kesilmesi gibi.
8) Arafat'ta güneşin zevâlinden, guruba kadar durmak.
9) Dört şavtı (dolanması) farz olan ziyaret tavâfını yedi şavta tamamlamak.
10) Ziyaret tavâfını, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü gününde yapmak.
11) Tavâf sırasında abdestli olmak ve avret yerleri örtülü bulunmak.
12) Kâbe - Muazzama'yı tavâfa dâima Hacerü'l - Esved tarafından başlayıp, Beyt'i sola alarak tavâf etmek ve bunu yaya olarak yapmak.
13) Tavâfı Hatim'in gerisinden yapmak.
14) Her tavâftan sonra iki rekât namaz kılmak.
Haccın vâciplerinden birini terketmek, haccın sihhatine mâni olmaz. Bundan dolayı ceza olarak yalnız kurban kesmek gerekir. Kurbanın eti Mekke -i Mükerreme yoksullarına dağıtılır. Bununla birlikte, terkedilen bir vâcib yeniden yapılınca ceza düşer. Abdestsiz yapılan bir tavâfı, abdestli olarak yeniden yapmak gibi. 92
C - Haccın Sünnetleri
1) İhram için, temizlik amacıyla gusletmek veya abdest almak, kokulanmak ve ihrâmın sünneti niyetiyle iki rekât namaz kılmak. Hac için ihrâma girecek hayızlı veya lohusa kadınların da yıkanması sünnettir.
2) Erkeklerin bütün elbise ve çamaşırlarını çıkarıp beyaz bir peştemal ve beyaz bir havlu kullanması.
3) İhrâmdan sonra, her namazın arkasından, her yokuşa iniş çıkışta ve yolcu kafileleriyle her karşılaşmada orta sesle üç defa “ Lebbeyk Allahümme Lebbeyk...” diye telbiyede bulunmak.
4) Fakihlerin çoğunluğuna, kudûm tavâfı yapmak sünnettir. Mâlikiler, bu tavâfı vâcib kabul ederler.
5) Mekke'ye girmek için yıkanmak ve gündüz girmek. Kâbe -i Muazzama'yı görünce dua etmek. Beytullah önünde tekbir ve tehlil getirmek.
6) Tavâfta erkeklerin ıdtıba yapması. Idtıba; tavâfa başlamadan önce üzerine aldığı havlunun bir ucunu sağ koltuğunun altından geçirip sol omuzunun üzerine atmaktır.
7) Ardından sa'y yapılacak olan tavâfın ilk üç şavtında erkeklerin remel yapmaları. Remel; adımları kısaltarak ve omuzları silkerek çalımlıca koşmaktır. Bunda, düşmana ve kötü niyetli bakışlara karşı güçlü görünme gayreti vardır. Çünkü Hz. Peygamber Hudeybiye antlaşmasından bir yıl sonra yapılan umre tavâfında, düşmana karşı zayıf, yorgun ve bitkin görünmemeleri için ashâbına remel yapmalarını yani canlı yürümelerini emir buyurmuştur.93 Veda tavâfında remel yapılmaz.
8) Safâ ile Merve arasında sa'y ederken , iki tepe arasında belirli bir bölgeyi ( iki yeşil direk arasını ) erkeklerin koşarcasına, geçmesi. Buna “ hervele ”denir.
9) Hac süresince çokça nâfile tavâf yapmak.
10) Zilhicce'nin yedinci günü öğle namazından sonra Mekke'de hutbe okunması ve hac ibâdeti hakkında bilgi verilmesi.
11) Zilhicce'nin sekizinci günü güneş doğduktan sonra Mina'ya gitmek ve o gece orada kalmak.
12) Zilhicce'nin dokuzuncu günü, güneş doğduktan sonra Mina'dan Arafat'a çıkmak . O gün arafe olup, öğle ile ikindi namazı öğle vaktinde Arafat'ta (cem-i takdîm ) ve akşamla yatsı namazı yatsı vaktinde Müzdelife'de (cem'i tehîr) birleştirilerek kılınır.
13) Arafat'ta hac emîri, zevâlden sonra, birleştirilerek kılınacak, öğle ve ikindi namazlarından önce iki hutbe okur.
14) Kurban bayramının ilk gününde bir hutbe okunarak haccın geri kalan ibâdetleri açıklanır. Böylece, hutbeler üç tane olmuş olur.
15) Arafat'ta ve Müzdelife'de namazlarda, huşû ve hudû içinde kendisi, ana-babası ve diğer mü'minler için hayır duada bulunması.
16) Güneş battıktan sonra Arafat'tan ağır ağır inmek ve Müzdelife'ye varıldığında, Meş'ar-i Haram denilen Kuzah tepesi yakınına konmak.
17) Bayram gecesi Müzdelife'de kalıp, bayram sabahı Mina'ya gitmek ve Kurban bayramı günlerinde bütün eşyasıyla birlikte Mina'da kalmak.
18) Mina'da taşlar atılırken Mina'yı sağa, Mekke'yi sola almak, ilk ve orta cemreyi yaya, büyük ( akabe ) cemreyi ise binitte taşlamak. Günümüzde, üçüncü cemre de ancak yaya taşlanabilmektedir.
19) Taşlamayı ilk gün, güneşle zevâl arasında, diğer günlerde zevâl lie gurûp arasında yapmak.
20) Mina'dan Mekke'ye acele gitmek isteyen kimsenin, bayramın üçüncü günü, güneş batmazdan önce Mina'dan çıkması.
21) Mina'dan Mekke'ye gelirken “ Muhassab ” denilen yerde bir süre durmak.
22) Mekke'ye gelip, vedâ tavâfını yaptıktan ve tavâf namazını kıldıktan sonra Beytullah'a bakarak ayakta zemzem suyundan bol bol içmek ve üzerine dökmek.
23) Hacerü'l - Esved ile Kâ'be kapısı arasında bulunan Mültezem'e göğsünü ve yüzünü koymak.
24) Kâbe örtüsüne yapışıp dilediği duayı yapmak Kâbenin içine girmek mümkün olursa, kemal -i edeple iki rekât namaz kılmak.
25) Medine -i Münevvere'ye gidip Rasûl-i Ekrem ( s.a.s. ) efendimizi ziyaret etmek.
Haccın sünnetlerini terkeden fazilet ve sevabından mahrum kalırsa da, kendisine kurban cezası gerekmez.
İslami Okul Okulların En Önemlisi