Fikih - 70. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
>X- BAŞKASININ YERİNE HACCETMEK
( HACDA NİYABET )
İbâdetler, başkasının yerine yapılıp yapılmaması bakımından üçe ayrılır: a) Sırf mâli ibâdet. Zekât, keffâret ve kurban kesip etini dağıtmak gibi. Zâruret olsun veya olmasın bunları, başkasına yetki vererek yerine getirmek mümkün ve câizdir. b) Sırf bedenî ibâdet. Namaz, oruç gibi. Bunlarda niyâbet câiz değildir. Çünkü bu ibâdetlerin amacı nefsi eğitmektir. Bu ise, başkasının bizim adımıza namaz kılması veya oruç tutması ile gerçekleşmez. c) Hem bedenî hem mâli ibâdet. Hac gibi. Mâlikiler dışında, İslâm hukukçularının büyük çoğunluğuna göre, acz veya zarûret hâlinde, hac'da niyâbet câizdir. Çünkü hacdaki zorluklar, kişinin kendi fiiliyle meydana geleceği gibi, hac masraflarını karşılayacak olan başka birisinin ( hac nâibi ) fiiliyle de gerçekleşir. Mâlikiler ise hayatta olanın farz veya nâfile hac için, kendi yerine başkasını göndermesini câiz görmezler. Vefât eden kimse haccı vasiyet etmişse, kerâhetle birlikte geçerli olur.
islâm âlimleri dua, sadaka ve kurban gibi ibâdetlerin sevâbının bağışlanan ölüye ulaşacağında görüş birliği içindedir. “İnsan öldüğü zaman ameli kesilir. Üç şey müstesnâdır : Sadaka - i cariye, yararlı ilim ve kendisi için dua eden hayırlı evlâd ” 94
İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre, bir kimse namaz, oruç, sadaka gibi ibâdetlerini veya okuduğu Kur'an-ı Kerîm'in sevabını başkasına bağışlayabilir. Hz. Peygamber iki koç kurban kesmiş; birisini kendisine, diğerini de ümmetinden Allah'ın birliğini kabul edenlere bağışlamıştır. 95 “İnsan için ancak kendi çalıştığının karşılığı vardır.” âyetinden, bu amelin sevabının başkasına hibe edilmesi durumu istisna edilmiştir. 96
Hanefilere göre, hastalık ve benzeri bir özür sebebiyle hac kendisine bizzat farz olmayan zengin müslümanın, kendi yerine başkasını hacca göndermesi gerekir. Bu, ona hac olarak yeterlidir. Hac'da niyâbet yalnız acz halinde câizdir. Ayrıca bu hâlin ölüme kadar devam etmesi de şarttır.
Hac'da niyâbetin şartları şunlardır : a) İhrâma girerken nâibin, asîl yerine niyet etmesi. b) Asîlin, zengin olduğu halde haccı bizzât eda etmekten âciz olması. c) Acz halinin hastalık ve hapis gibi sebeblerle ölünceye kadar devam etmesi. Acz hâli ölmezden önce sona ererse nâibin ( vekil ) haccı yeterli olmaz. Çünkü başkası yerine hac, kıyasın aksine, iyileşmesi umulmayan acz zarureti sebebiyle sâbit olmuştur. Bu yüzden cevaz bununla sınırlıdır. Bu, Hanefi ve Şâfiilerin görüşüdür. Hanbelilere göre ise, başkasına hac yaptıran kimse sonra iyileşse de bu hac yeterli olur. d) Başkasını vekil gönderecek kimsenin hacla yükümlü olması gerekir. e) Özrün, vekil göndermezden önce mevcud olması. f) Hac masraflarının tamamının veya çoğunun asîlin malından karşılanması gerekir. Ayrıca vârisin, teberrûda bulunarak mirasçısı olduğu kimse için hac yaptırması mümkündür. g) Mikat'ta asîlin talimatına uygun olarak ifrad, temettu' veya kıran hac çeşidlerinden birisine niyet edilmesi. h) Nâibe, hac yapması için emir verilmiş olması. Çünkü mirasçı dışında, başkası yerine izinsiz hac câiz olmaz. i) Hanefilere göre, hac için adam kiralama ( icare akdi ) câiz değildir. j) Haccın sahih olması için nâibin ehliyet şartlarını taşıması gerekir.
Kendi haccını ifa etmemiş olan kimsenin, başkası yerine hac yapması caiz ise de, hac yapıp, haccın menâsibini bilen kimsenin vekil yapılması daha faziletlidir. Çünkü, yaşlılığı yüzünden hac yapamayan babasının yerine hac yapıp yapamayacağını soran Has'ameli bir kadına Hz. Peygamber (s.a.s.); “Onun yerine hac yap ” buyurmuştur. 97 Bu hadisin mutlak anlamına göre, Hz. Peygamber (s.a.s.) kadının daha önce kendi farz haccını ifâ edip etmediğini sormamıştır. Mâlikilere göre, böyle bir hac mekruhtur.
Şâfîî ve Hanbelilere göre ise, kendi farz haccını ifâ etmemiş olan kimsenin başkasının yerine hac yapması sahih değildir. Çünkü Şübrüme'nin yerine telbiye getiren bir adama Rasûlullah ( s.a.s. ) ; “Önce kendi yerine hac yap, sonra Şübrüme için hac yaparsın ” buyurmuştur98
Onlar, el - Has'amiyye hadîsini, Hz. Peygamberin, o kadının daha önce kendi farz haccını ifâ ettiğini bildiğine hamlederler. Ayrıca “İslâm'da sarûre yoktur.” hadisi de bunu destekler. 99 Sarûre; kendi haccını yapmayan kimsenin başkasının yerine hac yapması demektir. k) Yerine hac yapılacak kimse, vekili şahıs olarak belirlemişse, onun haccı bizzat yapması gerekir. Genel yetki verilmişse hac'da vekilin vekili geçerlidir. l) Vekilin haccı fâsit olursa, hac masraflarını asîle iâde eder ve kendisi kaza ile yükümlü olur.) Vekîlin, asîlin talimatına uygun hareket etmesi ve tek hac için ihrâma girmesi gerekir.
Yukarıdaki bütün bu şartlar, Hanefilere göre vâcib ve farz hacla ilgilidir. Başkasının yerine nâfile hac'da müslüman, akıllı ve mümeyyiz olma dışında bir şart aranmaz. 100
İslami Okul Okulların En Önemlisi