Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Fikih - 77. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren

 

>II- KUR­BA­NIN TÜ­RÜ VE AYIP­LI OLUP OL­MA­MA­SI

 

   Kur­ban­lar; yal­nız ko­yun, ke­çi, de­ve ve sı­ğır tü­rü hay­van­lar­dan ke­si­le­bi­lir. Man­da­lar da sı­ğır tü­rün­den sa­yı­lır. Bun­la­rın er­kek­le­ri ile di­şi­le­ri eşit­tir. Bu­nun­la bir­lik­te ko­yun tü­rü­nün er­ke­ği­ni kur­ban et­mek da­ha fa­zi­let­li­dir. Ke­çi­nin er­ke­ği ile di­şi­si kıy­met­çe eşit ol­sa­lar di­şi­si­ni kur­ban et­mek da­ha fa­zi­let­li­dir. Yi­ne de­ve­nin ve­ya sı­ğı­rın er­ke­ği ile di­şi­si et­çe ve­ya kıy­met­çe eşit olur­lar­sa di­şi­si­nin kur­ban ke­sil­me­si da­ha fa­zi­let­li­dir.158

Ya­ban sı­ğı­rı, ge­yik gi­bi ya­ba­ni hay­van­lar­la, ta­vuk, ho­roz, kaz gi­bi ev­cil hay­van­lar kur­ban edi­le­mez­ler.

Al­lah Teâlâ şöy­le bu­yur­mak­ta­dır: “Her üm­met için kur­ban kes­me­yi meşrû kıl­dık. Ta ki Al­lah’ın ken­di­le­ri­ne rı­zık ola­rak ver­di­ği hay­van­la­rın üze­ri­ne Al­lah’ın adı­nı anıp (o şe­kil­de bo­ğaz­la­sın­lar)”159

Di­ğer yan­dan ne Hz. Pey­gam­ber’den ve ne de as­hab-ı ki­ram­dan bun­la­rın dı­şın­da bir hay­va­nı kur­ban et­tik­le­ri nak­le­dil­miş­tir.

Ko­yun ve ke­çi ya bi­rer ya­şı­nı bi­tir­miş bu­lun­ma­lı ve­ya ko­yun­lar ye­di se­kiz ay­lık ol­du­ğu hal­de bi­rer ya­şın­da imiş gi­bi gös­te­riş­li ol­ma­lı­dır. Hz. Pey­gam­ber şöy­le bu­yur­muş­tur: “Ko­yun tü­rün­den kur­ban ola­rak ce­zea  ye­ter­li­dir.”160 Ce­zea bir ya­şı­nı ta­mam­la­mış ko­yun an­la­mı­na gel­di­ği gi­bi, al­tı ayı­nı dol­dur­muş, fa­kat bir ya­şın­da­ki ko­yun­lar ka­dar gös­te­riş­li olan ku­zu­yu da ifa­de eder. Ce­zea; sı­ğır tü­rün­de üç, de­ve tü­rün­de beş ya­şı­na bas­mış hay­van de­mek­tir.161 Bu yüz­den de­ve en az beş ya­şı­nı, sı­ğır iki ya­şı­nı bi­tir­miş olun­ca kur­ban ke­si­le­bi­lir.

Bir ko­yun ve­ya ke­çi yal­nız bir ki­şi için kur­ban ke­si­le­bi­lir. Bir de­ve ve­ya sı­ğır ise bir­den ye­di ki­şi adı­na ka­dar ke­si­le­bi­lir. Ye­ter ki or­tak­lar­dan her bi­ri müs­lü­man olup, bu hay­va­nın ye­di­de bi­ri­ne mâlik ol­sun ve ken­di his­se­si­ni Al­lah rı­za­sı için ke­se­cek bu­lun­sun.

Bir kim­se tek ba­şı­na kes­mek için al­dı­ğı bir de­ve ve­ya sı­ğı­ra da­ha son­ra al­tı ki­şi­nin da­ha or­tak ol­ma­sı­na ra­zı ola­rak bir­lik­te kes­se­ler kur­ban ca­iz olur. An­cak bun­da ke­ra­het var­dır. Al­dı­ğı pa­ra­yı ta­sad­du­ku da­ha uy­gun­dur.

Or­tak­lar ke­si­len kur­ban­dan pay­la­rı­nı ayır­mak is­ter­ler­se tar­tı ile ayı­rır­lar, gö­tü­rü yo­luy­la ayı­ra­maz­lar.

İmam Ma­lik’e gö­re bir de­ve ve­ya sı­ğır bir ai­le fert­le­rin­den ye­di ve­ya da­ha çok kim­se adı­na kur­ban  ola­bi­lir. Fa­kat baş­ka baş­ka ai­le fert­le­ri için ye­di­den az ol­sa­lar da ca­iz ol­maz.162

Ca­bir (r.a)’den şöy­le de­di­ği ri­va­yet edil­miş­tir: “Hu­dey­bi­ye’de Rasûlullah (s.a.s) ile bir­lik­te kur­ban kes­tik. De­ve­yi de sı­ğı­rı da ye­di ki­şi için kes­tik.”163

Bir hay­va­nın kur­ban ol­ma­sı­nı en­gel­le­yen ni­te­lik­ler dört ta­ne­dir. Bir gö­zün kör­lü­ğü­nün açık­ça bel­li ol­ma­sı, apa­çık has­ta­lık, to­pal­lık ve ile­ri de­re­ce­de za­yıf­lık. De­lil; Be­ra b. Âzib (r.a)’den ri­va­yet edi­len şu ha­dis­tir: Ra­su­lul­lah (sa.s) şöy­le bu­yur­muş­tur: “Dört özel­lik kur­ban­lık­lar­da ca­iz de­ğil­dir. Açık­ca bel­li olan kör­lük, açık­ça bel­li olan has­ta­lık, bel­li olan to­pal­lık, ili­ği ku­ru­muş de­re­ce­de za­yıf­lık.”164

Müc­te­hid­ler bu dört ku­su­ra kı­yas ya­pa­rak baş­ka bir ta­kım ku­sur­lar da­ha ek­le­miş­ler­dir ki, bun­lar bu ayar­da ve­ya da­ha kö­tü ku­sur­lar­dır. İki gö­zü ve­ya bir gö­zü kör ol­mak, diş­le­ri­nin ço­ğu düş­müş ve­ya ku­lak­la­rı ke­sil­miş ol­mak, boy­nuz­la­rı­nın bi­ri ve­ya iki­si kö­kün­den kı­rıl­mış ol­mak, ku­la­ğı­nın ve­ya kuy­ru­ğu­nun ya­rı­sın­dan ço­ğu ve­ya me­me­le­ri­nin baş­la­rı kop­muş bu­lun­mak, do­ğuş­tan ku­lak­la­rı ve­ya kuy­ru­ğu bu­lun­ma­mak ve­ya aya­ğı ke­sil­miş ol­mak bun­lar ara­sın­da­dır. Bu de­re­ce ku­sur­lu olan bir hay­van Yü­ce Al­lah’a kur­ban ola­rak tak­dim edi­le­mez.

Kur­ban­lık hay­va­nın şa­şı, to­pal, uyuz­lu ve de­li ol­ma­sın­da, boy­nuz­lu ve­ya boy­nuz­suz ve­ya boy­nu­zu­nun bi­raz kı­rık bu­lun­ma­sın­da ve ku­lak­la­rı­nın de­lin­miş ve­ya eni­ne ya­rıl­mış ol­ma­sın­da, ku­lak­la­rı­nın ucun­dan ke­si­lip sar­kık bir hal­de bu­lun­ma­sın­da, diş­le­ri­nin azı düş­müş ol­ma­sın­da, cin­sel or­ga­nı bu­lun­ma­yıp mec­bup ve­ya bur­ma bir hal­de ya­şa­ma­sın­da bir sa­kın­ca yok­tur.

Kur­ban kes­mek­le yü­küm­lü olan bir kim­se­nin sa­tın al­dı­ğı kur­ban­da, yu­ka­rı­da be­lirt­ti­ği­miz kur­ban ol­ma­ya en­gel ola­cak ku­sur­lar­dan bi­ri da­ha son­ra mey­da­na gel­se, ye­ri­ne baş­ka­sı­nı alıp kes­me­si ge­re­kir. Fa­kat fa­kir kim­se­nin al­dı­ğı kur­ban­da böy­le bir ku­sur mey­da­na gel­se, yi­ne kur­ban ke­sil­me­si ca­iz olur, ye­ri­ne baş­ka­sı­nı al­ma­sı ge­rek­mez. Hat­ta fa­ki­rin böy­le ayıp­lı bir hay­va­nı sa­tın alıp kes­me­si de ye­ter­li olur. Çün­kü bu kur­ban, onun hak­kın­da bir na­fi­le­den iba­ret­tir. Na­fi­le­ler­de ise ge­niş­lik var­dır.

Ha­ne­fi­ler dı­şın­da­ki üç mez­hep ima­mı­na gö­re zen­gin hak­kın­da da ye­ter­li olur. Baş­ka­sı­nı al­ma­sı ge­rek­mez.

Zen­gin kim­se­nin al­dı­ğı kur­ban, he­nüz ke­sil­me­den öl­se ye­ri­ne baş­ka­sı­nı al­ma­sı ge­re­kir. Fa­kir kim­se­nin al­dı­ğı kur­ban öl­se, baş­ka­sı­nı al­ma­sı ge­rek­mez.

Zen­gin kim­se­nin al­dı­ğı kur­ban kay­bol­sa ve­ya ça­lın­sa da, ye­ri­ne baş­ka­sı­nı kes­tik­ten son­ra bu­lun­sa ar­tık bu­nu da kes­me­si ge­rek­mez. Çün­kü kur­ban yü­küm­lü­lü­ğü­nü ye­ri­ne ge­tir­miş du­rum­da­dır. Fa­kat fa­kir kim­se­nin bu tak­dir­de kes­me­si ge­re­kir. Çün­kü onun sa­tın al­dı­ğı kur­ban, adak ni­te­li­ğin­de be­lir­li ha­le gel­miş ve ken­di­si­ne va­cip ol­ma­dı­ğı hal­de bu kur­ba­nı üze­ri­ne borç ha­li­ne ge­tir­miş­tir.

Kur­ban için alı­nan hay­van, kay­bol­duk­tan ve­ya ça­lın­dık­tan son­ra ye­ri­ne baş­ka hay­van alı­nıp da da­ha son­ra bay­ram gün­le­ri çık­ma­dan bu­lun­sa; eğer sa­hi­bi zen­gin­se bun­lar­dan di­le­di­ği­ni kur­ban eder. An­cak son­ra­dan al­dı­ğı­nın kıy­me­ti ek­sik ol­du­ğu hal­de onu ke­ser­se, ara­da­ki ek­sik mik­ta­rı ta­sad­duk eder. Fa­kat fa­kir ise her iki­si­ni de kes­me­si ge­re­kir. Çün­kü bun­lar onun hak­kın­da adak kur­ba­nı ni­te­li­ğin­de­dir. Bu­nun­la bir­lik­te bir gö­rü­şe gö­re yal­nız bi­ri­si­ni kes­me­si de ye­ter­li­dir.

Kay­bo­lan kur­ban­lık hay­van ye­ri­ne alı­nan ikin­ci kur­ban­lık hay­van he­nüz ke­sil­me­den kur­ban kes­me gün­le­ri geç­tik­ten son­ra ön­ce­ki kur­ban­lık bu­lun­sa sa­hi­bi bun­lar­dan hiç bi­ri­ni kes­mez, bel­ki bun­la­rın en de­ğer­li­si­ni ta­sad­duk eder.

Kur­ban et­mek için alı­nan bir hay­va­nı sat­mak Ebu Ha­ni­fe ile Mu­ham­med’e gö­re ke­ra­het­le bir­lik­te ca­iz­dir. Bu du­rum­da ye­ri­ne mis­li­ni ve­ya da­ha pa­ha­lı­sı­nı alıp kur­ban eder. Ebu Yu­suf’a gö­re ise bu kur­ba­nı sat­ma­sı ca­iz de­ğil­dir. Çün­kü böy­le bir hay­van va­kıf ni­te­li­ğin­de­dir. Vak­fe­di­le­nin sa­tıl­ma­sı ise ca­iz de­ğil­dir.

Kur­ban­lık do­ğu­ra­cak olur­sa yav­ru­su ana­sı ile bir­lik­te ke­si­lir. Çün­kü bu, ana­sı­na ta­bi­dir. Eğer ke­sil­me­yip de sa­tı­lır­sa, pa­ra­sı­nın ta­sad­duk edil­me­si ge­re­kir.165