Fikih - 77. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
>II- KURBANIN TÜRÜ VE AYIPLI OLUP OLMAMASI
Kurbanlar; yalnız koyun, keçi, deve ve sığır türü hayvanlardan kesilebilir. Mandalar da sığır türünden sayılır. Bunların erkekleri ile dişileri eşittir. Bununla birlikte koyun türünün erkeğini kurban etmek daha faziletlidir. Keçinin erkeği ile dişisi kıymetçe eşit olsalar dişisini kurban etmek daha faziletlidir. Yine devenin veya sığırın erkeği ile dişisi etçe veya kıymetçe eşit olurlarsa dişisinin kurban kesilmesi daha faziletlidir.158
Yaban sığırı, geyik gibi yabani hayvanlarla, tavuk, horoz, kaz gibi evcil hayvanlar kurban edilemezler.
Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Her ümmet için kurban kesmeyi meşrû kıldık. Ta ki Allah’ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanların üzerine Allah’ın adını anıp (o şekilde boğazlasınlar)”159
Diğer yandan ne Hz. Peygamber’den ve ne de ashab-ı kiramdan bunların dışında bir hayvanı kurban ettikleri nakledilmiştir.
Koyun ve keçi ya birer yaşını bitirmiş bulunmalı veya koyunlar yedi sekiz aylık olduğu halde birer yaşında imiş gibi gösterişli olmalıdır. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Koyun türünden kurban olarak cezea yeterlidir.”160 Cezea bir yaşını tamamlamış koyun anlamına geldiği gibi, altı ayını doldurmuş, fakat bir yaşındaki koyunlar kadar gösterişli olan kuzuyu da ifade eder. Cezea; sığır türünde üç, deve türünde beş yaşına basmış hayvan demektir.161 Bu yüzden deve en az beş yaşını, sığır iki yaşını bitirmiş olunca kurban kesilebilir.
Bir koyun veya keçi yalnız bir kişi için kurban kesilebilir. Bir deve veya sığır ise birden yedi kişi adına kadar kesilebilir. Yeter ki ortaklardan her biri müslüman olup, bu hayvanın yedide birine mâlik olsun ve kendi hissesini Allah rızası için kesecek bulunsun.
Bir kimse tek başına kesmek için aldığı bir deve veya sığıra daha sonra altı kişinin daha ortak olmasına razı olarak birlikte kesseler kurban caiz olur. Ancak bunda kerahet vardır. Aldığı parayı tasadduku daha uygundur.
Ortaklar kesilen kurbandan paylarını ayırmak isterlerse tartı ile ayırırlar, götürü yoluyla ayıramazlar.
İmam Malik’e göre bir deve veya sığır bir aile fertlerinden yedi veya daha çok kimse adına kurban olabilir. Fakat başka başka aile fertleri için yediden az olsalar da caiz olmaz.162
Cabir (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hudeybiye’de Rasûlullah (s.a.s) ile birlikte kurban kestik. Deveyi de sığırı da yedi kişi için kestik.”163
Bir hayvanın kurban olmasını engelleyen nitelikler dört tanedir. Bir gözün körlüğünün açıkça belli olması, apaçık hastalık, topallık ve ileri derecede zayıflık. Delil; Bera b. Âzib (r.a)’den rivayet edilen şu hadistir: Rasulullah (sa.s) şöyle buyurmuştur: “Dört özellik kurbanlıklarda caiz değildir. Açıkca belli olan körlük, açıkça belli olan hastalık, belli olan topallık, iliği kurumuş derecede zayıflık.”164
Müctehidler bu dört kusura kıyas yaparak başka bir takım kusurlar daha eklemişlerdir ki, bunlar bu ayarda veya daha kötü kusurlardır. İki gözü veya bir gözü kör olmak, dişlerinin çoğu düşmüş veya kulakları kesilmiş olmak, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış olmak, kulağının veya kuyruğunun yarısından çoğu veya memelerinin başları kopmuş bulunmak, doğuştan kulakları veya kuyruğu bulunmamak veya ayağı kesilmiş olmak bunlar arasındadır. Bu derece kusurlu olan bir hayvan Yüce Allah’a kurban olarak takdim edilemez.
Kurbanlık hayvanın şaşı, topal, uyuzlu ve deli olmasında, boynuzlu veya boynuzsuz veya boynuzunun biraz kırık bulunmasında ve kulaklarının delinmiş veya enine yarılmış olmasında, kulaklarının ucundan kesilip sarkık bir halde bulunmasında, dişlerinin azı düşmüş olmasında, cinsel organı bulunmayıp mecbup veya burma bir halde yaşamasında bir sakınca yoktur.
Kurban kesmekle yükümlü olan bir kimsenin satın aldığı kurbanda, yukarıda belirttiğimiz kurban olmaya engel olacak kusurlardan biri daha sonra meydana gelse, yerine başkasını alıp kesmesi gerekir. Fakat fakir kimsenin aldığı kurbanda böyle bir kusur meydana gelse, yine kurban kesilmesi caiz olur, yerine başkasını alması gerekmez. Hatta fakirin böyle ayıplı bir hayvanı satın alıp kesmesi de yeterli olur. Çünkü bu kurban, onun hakkında bir nafileden ibarettir. Nafilelerde ise genişlik vardır.
Hanefiler dışındaki üç mezhep imamına göre zengin hakkında da yeterli olur. Başkasını alması gerekmez.
Zengin kimsenin aldığı kurban, henüz kesilmeden ölse yerine başkasını alması gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse, başkasını alması gerekmez.
Zengin kimsenin aldığı kurban kaybolsa veya çalınsa da, yerine başkasını kestikten sonra bulunsa artık bunu da kesmesi gerekmez. Çünkü kurban yükümlülüğünü yerine getirmiş durumdadır. Fakat fakir kimsenin bu takdirde kesmesi gerekir. Çünkü onun satın aldığı kurban, adak niteliğinde belirli hale gelmiş ve kendisine vacip olmadığı halde bu kurbanı üzerine borç haline getirmiştir.
Kurban için alınan hayvan, kaybolduktan veya çalındıktan sonra yerine başka hayvan alınıp da daha sonra bayram günleri çıkmadan bulunsa; eğer sahibi zenginse bunlardan dilediğini kurban eder. Ancak sonradan aldığının kıymeti eksik olduğu halde onu keserse, aradaki eksik miktarı tasadduk eder. Fakat fakir ise her ikisini de kesmesi gerekir. Çünkü bunlar onun hakkında adak kurbanı niteliğindedir. Bununla birlikte bir görüşe göre yalnız birisini kesmesi de yeterlidir.
Kaybolan kurbanlık hayvan yerine alınan ikinci kurbanlık hayvan henüz kesilmeden kurban kesme günleri geçtikten sonra önceki kurbanlık bulunsa sahibi bunlardan hiç birini kesmez, belki bunların en değerlisini tasadduk eder.
Kurban etmek için alınan bir hayvanı satmak Ebu Hanife ile Muhammed’e göre kerahetle birlikte caizdir. Bu durumda yerine mislini veya daha pahalısını alıp kurban eder. Ebu Yusuf’a göre ise bu kurbanı satması caiz değildir. Çünkü böyle bir hayvan vakıf niteliğindedir. Vakfedilenin satılması ise caiz değildir.
Kurbanlık doğuracak olursa yavrusu anası ile birlikte kesilir. Çünkü bu, anasına tabidir. Eğer kesilmeyip de satılırsa, parasının tasadduk edilmesi gerekir.165
İslami Okul Okulların En Önemlisi