Fikih - 78. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
>III- KURBANIN ETİ VE DERİSİ İLE İLGİLİ HÜKÜMLER:
Adak kabilinden olmayan kurbanın etinden sahibi zengin olsun veya olmasın kendisi yiyebileceği gibi fakir olmayan kimselere de yedirebilir ve dağıtabilir. Fetva bu şekildedir.
Kurbanı dağıtma oranlarının üçte bir olması müstehaptır. Sahibi, kurbanın üçte birini kendisi yer, üçte birini zengin bile olsa dostlarına ikram eder, üçte birini de yoksullara tasadduk eder. Delil, Cenâb-ı Hakk’ın şu buyruğudur: “Onlardan yiyin ve eli dar olana ve yoksula yedirin.”166 “Etinden yiyin ve ondan dilenen, dilenmeyen yoksullara yedirin.”167
İbn Abbas (r. anhümâ), Hz. Peygamber (s.a.s)’in kurbanıyla ilgili olarak şunu nakletmiştir: “O, üçte birini aile halkına yedirir, üçte birini yoksul olan komşularına yedirir, geri kalan üçte birini de tasadduk ederdi.”168
Diğer yandan orta halli bulunan kurban sahibinin nafakasını temin etmekle yükümlü olduğu kimseler çok olursa, bu takdirde kurbanın etini onların yemeleri için alıkoyabilir, bu menduptur.
Hz. Peygamber, önceleri kurban etlerinin üç günden fazla saklanmasını yasaklamış, ancak sonradan bunların saklanabileceğine izin vermiştir. Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulur: “Ben sizlere azık istemek maksadıyla gelen bedevi Araplar sebebiyle üç günden fazla kurban etlerini saklamanızı yasaklamıştım. Şimdi Allah bolluk ihsan etmiş bulunuyor. Uygun gördüğünüz şekilde saklayabilirsiniz.”169 Başka hadis-i şeriflerde yer alan “Yiyiniz, saklayınız ve tasadduk ediniz” veya “Yiyiniz, yediriniz ve saklayınız”170 ifadeleri kurban sahibine kendi durumuna göre hareket edebilme imkânını vermektedir.
Başka bir görüşe göre yoksul kimse, kurban bayramında kurban olmak üzere satın alıp kestiği hayvanın etinden yiyemez. Çünkü kendisine vacip olmadığı halde bu şekilde kurbanlık alıp kesmesi bir adak niteliğindedir. Adayan kimse ise adak kurbanının etinden yiyemez. Onu eşine, usul ve füruûna veya zengin kimselere yediremez. Yedirirse kıymetini tazmin etmesi gerekir.
Kurbanın deri, et, yağ, baş, ayak, yün ve süt gibi parçalarının satılması mekruhtur. Bu ister vacip, ister nafile kurban olsun hüküm değişmez. Eğer böyle bir şey yapılırsa kıymetini tasadduk etmek gerekir. Bundan kasap ücreti de verilmez. Çünkü Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: “Kurbanın derisini satan kimsenin kurbanı olmaz.”171 Hz, Ali (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Rasûlullah (s.a.s), develer kurban kesilirken başında durmamı, derilerini ve sırtlarındaki çullarını paylaştırmamı emretti ve onlardan herhangi bir şeyi kasap ücreti olarak vermeyi bana yasakladı ve “Kasap ücretini biz kendimiz veririz” buyurdu.”172
Kurbanın derisi tasadduk edilir veya ondan seccade veya sofra gibi evde kullanılacak bir şey yapılır. Kesilmeden önce yünlerini kırkmak mekruhtur. Kırkılacak olursa tasadduk edilmelidir. Fakat kesildikten sonra yünü yolunup veya kırkılıp kullanılabilir. Deri kalıcı olan ve kendisi ile yararlanılan şeyle mübadele edilebilir. Ancak nakit para ile satılamaz ve bu deri yenilecek içilecek şeyler gibi tüketim maddeleri ile de mübadele edilemez. Hz. Âişe (r.anhâ)’nin ve diğer bazı sahabilerin kurban derilerinden su tulumu yaptıkları rivayet edilmiştir.173
Kurbanın, zekatta olduğu gibi kesildiği beldeden başka bir yere nakledilmesi mekruhtur. Ancak kendi hısımlarına ve kendi beldesinde daha muhtaç olanlara gönderme durumu müstesnadır.
Bir kimse kendi malından alıp sevabını bir ölüye bağışlamak üzere bayram günlerinde kurban kesebilir, kestiği bu kurbanın etinden yiyebilir, başkalarına da verebilir. Tercih edilen görüş budur. Fakat bir kimse vefat eden kişinin emri ile, onun adına keseceği kurbanın etinden yiyemez. Bunu tam olarak tasadduk etmesi gerekir.174 Ölü için kesilecek böyle bir kurban da kurban bayramı günlerinde kesilir, arefe günü kesilemez.
Hunneş (r.a)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Ali’yi iki koç keserken gördüm ve ona: “Bunlar nedir?” diye sordum. Hz. Ali: “Rasûlullah (s.a.s.) bana kendisi için kurban kesmemi vasiyet etmişti; işte ben onları kesiyorum” dedi.”175
Şafiilere göre, izni olmaksızın başkası adına kurban kesilemez. Vasiyet etmemişse ölü adına da kurban kesilmez. Çünkü Yüce Allah: “İnsan için yalnız çalıştığının karşılığı vardır.”176 buyurmuştur.
Zengin için gerekli olan kurbanın rüknü, kurbanlık hayvanı boğazlayıp kanını akıtmaktır. Bu olmadıkça kurban yükümlülüğü yerine getirilmiş olmaz. Bu yüzden kurbanlık hayvanın kesilmeksizin tasadduk edilmesi caiz değildir. Fakat herhangi bir sebeple alınan kurbanlık bir hayvan kesilmeden bayramın üçüncü günü güneş batmış olsa, artık diri olarak tasadduk edilmesi gerekir. Çünkü kan akıtma tasadduka dönüşmüş olur. Bunun etinden sahibi yiyemez.
Bir kurbanı ehl-i kitap bir kimsenin kesmesi mekruhtur. Ateşe tapan veya inkârcı birisinin kesmesi ise asla caiz değildir. Fakat kesilen bir kurbanın etinden bir gayr-i müslime hibe yoluyla verilmesinde bir sakınca yoktur.
İslami Okul Okulların En Önemlisi