Fikih - 80. Sayfa - Ilmihalhilmidonduren
>V- DOĞAN ÇOCUĞA DAİR HÜKÜMLER
Babanın, doğumdan hemen sonra çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okuması müstehaptır. Çünkü Ebu Rafi (r.a)’in rivayetine göre; “Peygamber (s.a.s) Hz.Hasan’ın kulağına doğumdan hemen sonra ezan okumuştur.”179 Diğer yandan İbnü’s-Sünnî, Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hasan’dan merfu olarak şunu rivayet etmiştir: “Kimin bir çocuğu dünyaya gelir de onun sağ kulağına ezan, sol kulağına da kamet okursa “ümmü’s-sıbyân” diye bilinen ve çocuğun takipçisi olan şeytanın ona zararı dokunmaz”. Ayrıca İbn Abbas da Hz. Peygamber’in, torunu Hz. Hasan doğduğu gün onun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okuduğunu nakleder.180
Böylece çocuğun ilk duyduğu ses ezan sesi olmuş olur. Bu ezan sesiyle şeytan ondan uzaklaştırılr. Çünkü hadis-i şeriflerde belirtildiği üzere şeytan ezan sesini duyduğunda dönüp kaçar.
Çocuğun sağ kulağına şu sözleri söylemek sünnettir:
“Kovulmuş olan şeytandan onu ve neslini sana sığındırıyorum”181 Doğan erkek çocuk olursa,ayet yine bu şekliyle okunur ve bu takdirde ayetteki dişiye ait zamirler doğan can kastedilerek okunmuş olur. Diğer yandan Hz.Peygamber’in doğan çocuğun sağ kulağına İhlâs suresini okuduğu da nakledilmiştir.182
Doğan çocuğun ağzına mümkün olursa bir hurma çiğneyerek sürülmeli ve midesine ulaşmasına çalışılmalıdır. Hurma yoksa ağzına tatlı bir şey sürülmelidir.
Enes (r.a)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Ebu Talha’nın oğlu Abdullah’ı, dünyaya geldiğinde alıp Rasûlullah (s.a.s)’a götürdüm. Bana; “Yanında hurma var mıdır?” diye sordu. Ben: “Evet” deyip ona birkaç hurma verdim. Onları ağzında çiğnedi. Sonra çocuğun ağzını açtı ve çiğnediği bu hurmayı onun ağzına koydu. Çocuk yalamaya başladı. Rasûlullah (s.a.s); “Ensar’ın taneli yiyeceği hurmadır” dedi ve ona Abdullah adını koydu.”183
Çocuğun babasının şu sözlerle tebrik edilmesi menduptur: “Bâreke’llahu leke fî’l-mevhûbi leke ve şekerte’l-vâhibe ve beleğa eşüddehû ve ruzikte birrahû” (Sana bağışlanan bu çocuğunu Allah mübarek eylesin. Sen de bağışlayana şükreden bir kimse olasın. Bu çocuk büyür ve sana da onun iyiliğini görmek nasip olur İnşaallah.) ”Baba da kendisini tebrik edene: “Allah da senin ecir ve sevabını kat kat artırsın” gibi sözlerle duada bulunur.184
Doğan çocuğa güzel bir isim verilmesi sünnettir. Çünkü hadis-i şerifte; “Sizler kıyamet gününde adlarınızla ve babalarınızın adlarıyla çağrılacaksınız. Bu yüzden isimlerinizi güzel koyunuz.”185 buyurulmuştur.
Cenâb-ı Hakk’ın en sevdiği isimler Abdullah ve Abdurrahman’dır. Yüce Allah'ın güzel isimlerine (esmâ-i hüsnâ) izafe edilen bütün isimler de böyledir. Abdülkerim, Abdurrahim, Abdulgafur gibi. Hz. Peygamber’in ve meleklerin adları da böyledir. Hz. Peygamber’in isimleri ad olarak kullanılabilir, fakat “Ebu’l-Kasım” künyesi kullanılamaz. Ancak Muhammed ismiyle birlikte olmadığı takdirde bu künyenin kullanılabileceği belirtilmiştir.186
Çirkin isimlerin güzelleriyle değiştirilmesi sünnettir. Çünkü Hz. Peygamber’in, Âsıye (isyankar kadın) ismini, “Sen Cemile’sin” diyerek değiştirdiği rivayet edilmiştir.187 İlk harfi “elif”le yazılan “Âsiye”; hasta bakıcı anlamına gelir. Firavun’un mü’min olan karısının adı olan “Âsiye”nin isim olarak kullanılmasında sakınca bulunmaz. Yine Allah elçisi “Berre” adını “Zeyneb” olarak değiştirmiştir. Bu, daha sonra Hz. Peygamber’le evlenen Zeyneb binti Cahş’tır.
Birden çok isim koymak caizdir, ancak tek isimle yetinmek daha uygundur. Çünkü Allah elçisi tek isim koymakla yetinmiştir.
Kendisinde olmakla birlikte, kişiye hoşlanmadığı şekilde lakaplar takmak caiz değildir. Kör, topal, cüce, şaşı gibi. Kur’an-ı Kerim’de; “Birbirinize kötü lakaplarla sataşıp atışmayın”188 buyurulur. Ancak bu kimseyi sadece bu sıfatıyla tanıyabilen kimseye tanıtmak amacıyla ondan bu şekilde söz etmek caiz olur.
Sahabe lakapları gibi güzel lakaplar ise caizdir. Ömer el-Faruk, Osman Zinnureyn, Halid Seyfullah gibi. Çünkü “el-Faruk”; hak ile batılı ayırabilen, “Zinnureyn”; iki nur sahibi yani Hz. Peygamber’in iki defa damadı olan kişi ve “Seyfullah”; Allah’ın kılıcı anlamlarına gelir ki bunlar müslüman bir kişinin şerefle taşıyacağı lakaplardır.
Kuddûs, Hâlik, ve er-Rahmân gibi sıfatları isim olarak vermek caiz değildir. Çünkü bu gibi sıfatlar ancak şanı yüce olan Allah’a yakışır.
İslami Okul Okulların En Önemlisi