Fikih - Modules 235 - 3000Fetva
İddet, ölüm veya boşanmadan sonra, nikaha ait
eserlerin son bulması için şer'an belirlenmiş bir müddet demektir. Bu müddet son
bulmadıkça kadın -ve bazı hallerde erkek- başkası ile evlenemez.
İddetin müddetini tespit hususunda kadın tarafına bakmak gerekir.
İddet: Ölüm, boşanma veya nikahı fesh muamelesinin vuku bulduğu zamandan başlar,
belirli müddetlerin sona ermesiyle yahut kadının doğum yapması ile son bulmuş olur.
Boşama veya ölüm iddetinin başlaması kameri ayın ilk gününe
tesadüf eder ise hilalin çıkış ve girişine; ayın ortasındaki günlerden birine
rastlarsa günlere itibar olunur.
Ayın ortalarına tesadüf etmesine göre, hayız görmeyen bir kadın
boşandığı zaman, doksan gün; kocası ölüp de hamile bulunmayan bir kadın da yüz
otuz gün iddet bekler.
Esas itibariyle iddetin nevileri üçtür:
a) Hayız ile son bulacak iddet
b) Aylar ile tamamlanacak iddet
c) Doğum ile sona erecek iddet
1836 - Soru: Kocası ölmüş bir kadın, hamile değil ise ve kocası ölmeden önce
hamile intac edecek bir yakınlık da vuku-bulmamış ise gene dört ay on gün bekleyecek
midir?
Cevap: Aralarında cinsi mukarenet vuku bulmamış olsa bile gene dört ay on gün
bekleyecektir.
1837 - Soru: Erkek iddet bekler mi? İslam fıkhında böyle bir şey var mı?
Cevap: Evet, erkeklerde de iddet bekleme vardır. Fıkıh kitaplarımızda buna
"İddet-i rical" adı verilmektedir. Bahsi geçen iddet, kadında olduğu gibi
mutlak manada bir iddet olmayıp, ya boşadığı kadının veya alacağı kadının
durumundan doğan izafi bir iddet olmaktadır, "îddet-i rical", 12 yerde
olmaktadır. Onlardan birkaç örnek vermekle yetineceğiz.
1) Dört tane hanımı bulunan bir kimse, bunlardan birini boşadığı zaman,
boşadığı kadının iddeti dolmadıkça başka bir kadınla evlenemez.
2) Boşadığı kadının kız kardeşini, teyzesizi veya halasını nikahlamak dilediği
zaman, boşadığı kadının iddeti dolmadıkça bunlardan biri ile evlenemez.
3) İddet bekleyen bir kadınla evlenmek isteyen bir kimse, o kadının iddetinin
dolmasını bekler.
4) Karısını üç talakla boşamış bulunan bir kimse, onunla yeniden evlenmek diler
ise, iddetinin dolması ve başka bir kocaya varıp, onun ölümü veya bu kadını
boşamasından sonra, iddetin dolmasını beklemesi gerekir.
5) Müslaman iken irtidad etmiş veya aslında putperest bulunan bir kadının
nikahlanabilmesi için İslamiyeti kabul etmesi beklenir. (Bu hususta daha geniş malumat
için Nimetü'l-İslam adlı kitabın Münakehat ve Müfarakaat bahsine bakılmasını
tavsiye ederiz)
1838 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Kocası olduğu bilinmeyerek nikahlanıp,
cinsi mukarenette bulunulan Hind'in kocasının meydana çıkmasıyla (sonraki vardığı
adamdan) ayrılmış olsa, iddet lazım gelir" (H.Ec. c. 1/26)
Açıklama: İkinci evlilikten rahimde çocuk olup olmadığının anlaşılması için
kadın, ayrılışı takiben üç adet göresiye kadar iddet beklemek zorundadır.
1839 - Ali Efendi Fetvalarından: "Ölüm iddetinde bulunan Hind, iddeti tamam
olmadan nefsini başkasına nikahlamakta güçlü ve salahiyetli değildir" (H.Ec. c.
1/29)
Açıklama: İslam dininin bu hususta koyduğu engelleyici hüküm, neslin kime ait
bulunduğunun tesbiti, doğacak çocuğun töhmetten kurtarılması ve onun
yetişmesindeki hizmetlerin kime ait olacağının açıklanması içindir.
1840 - Abdürrahim Fetvalarından: "Kocası İslam (dinine girmek)ten yüz
çevirdiği için (kaadi tarafından) araları ayrılan (boşanan) Müslüman kadın,
başkası ile evlenmek dileğinde iddet lazım gelir" (H.Ec. 1/32)
Açıklama: Gayrimüslim bir kadın, İslam dini ile müşerref olunca kocasına, İslam
dinini kabul etmesi teklif edilir. Erkek, bu teklifi reddederse, Müslüman kadının o
erkeğin nikahı altında devamına dini müsaade olmadığından, kaadi tarafından
nikahları fesholunur. Bu şekilde kocasından ayrılmış bulunan bir kadına iddet
beklemek icap eder. Üç adet görüp temizlenmedikçe başkası ile evlenemez.
1841 - Ali Efendi Fetvalarından: "Kocası başka bir memlekette olan Hind'e adil
bir kimse olan Amr gelip, "Kocan öldü" diye haber verse, Hind bu habere
inanacak olursa kendisini başkasına nikahyalabilir" (H.Ec. 1/26)
Açıklama: Bu fetva, kocasının öldüğünü adil bir kişinin haber vermesi üzerine,
kadının o şahsın sözü ile hareket edebileceğini ortaya koymaktadır. Kadın, bu
hususta bir kişiden başka şahit bulamazsa, o kişinin verdiği habere de itimadı
varsa, onun beyanına dayanarak ölüm iddetini tamamladıktan sonra yeni evliliğe
gidebilir.
1842 - Feyziye Fetvalarından: "Hind'in başka bir şehirde bulunan kocasının
mürted olduğu, adil bir kimse tarafından haber verilse, Hind (bu babere) inanması
neticesinde ve iddeti dolduktan sonra kendisini bir başkasına nikahlamaya güçlü
olur" (H.Ec. c. 1/39)
1843 - Soru: Kocasından boşanıp da iddet beklemekte olan bir kadın, iki defa adet
görüp temizlendikten sonra kocası ölecek olsa iddeti son bulmuş olur mu?
Cevap: Bu sorunuzun cevabı, boşanmanın şekline göre hükümde değişiklik
gerektirir. Şöyle ki: O kadın, talak-ı ric'i ile boşanmış idiyse kocasının
ölümü üzerine ölüm iddetini beklemesi, yani dört ay on günlük müddeti
doldurması gerekir. Şayet talak-ı bayinle boşanmış ise bir adet daha görmesiyle
iddeti son bulmuş olur.
1844 - Soru: Boşanmada iddetin üç hayız görmek olduğunu biliyoruz. Fakat hayız
görmeyen bir kadın boşanacak olursa iddetini hangi esasa göre bekleyecektir?
Cevap: Böyle bir kadın, boşandığı tarihten itibaren üç ay iddet bekler.
1845 - Soru: Fasid bir nikahla evlenmiş bulunan ve aralarında cinsi mukarenet vaki olan
bir kadını, başka bir kimsenin hemen nikahlaması doğru olur mu?
Cevap: Eğer cinsi mukarenet vaki olmasaydı onu hemen nikahlamasında bir mahzur
yoktu. Fakat aralarında cinsi mukarenet vuku bulduğundan dolayı, kadının iddet
beklemesi gerekir. Bu iddet fasid bir nikahtan dolayı değil, aralarındaki cinsel
mukarenet sebebiyle olmaktadır.
1846 - Abdürrahim Fetvalarından: "Mecbub'un halvette bulunduktan sonra
boşadığı karısına -ihtiyat olarak- iddet lazım gelir" (H.Ec. 1/78)
Açıklama: Mecbub, husyeleri çıkarılmış veya tenasül uzvu kesilmiş bulunan erkeğe
denilmektedir. Böyle bir koca, kimsenin bulunmadığı bir mekanda karısı ile başbaşa
kaldıktan sonra onu boşasa, ihtiyatla amel etmiş olmak için kadın iddet bekler.
İddetin teşrii hikmetine gelince; bu her şeyden önce bir ubudiyyet
vazifesi bulunmaktadır. Beşeri noktadan ele alındığı zaman bilinen bazı hikmetlere
istinad etmektedir. Şöyle ki: Rahmin, gebelikten uzak olup olmadığını anlamak,
doğacak çocuğun nesebini sarahatle tayin edip hukukunu korumak, nikah nimetinin zeval
bulmasından dolayı teessürünü açığa koymak, evliliğin kadrine riayet ve itinada
bulunmak ve bazı hallerde zevciyyetin iadesi için düşünmeye müsait bir müddet elde
etmek gibi içtimai, ferdi ve ahlaki gayeleri içine almış bulunmaktadır.
Bunları açıklığa kavuşturmak için tafsilde fayda mülahaza etmekteyiz.
Şöyle ki: Sahih bir nikahla nikahlanmış olup da cinsi mukarenetten, sahih
veya fasid halvetten sonra talak-ı ric'i veya talak-ı bayin ile kocasından ayrılan
yahut denklik bulunmaması gibi bir sebeple nikahı fesh olunup ayrılan ve hayızdan
kesilmiş bulunmayan hür kadınların iddet müddeti eksiksiz üç hayızdır. Boşama,
hayız haline tesadüf ederse bu hayza itibar olunmaz, bundan başka üç hayız müddeti
beklemek icap eder.
Sahih bir akidle nikahlanmış olup da hamile bulunmayan kadınların
kocaları vefat edince, hayattaki karısı dört ay on gün iddet bekler. Aralarında
cinsi mukarenet veya halvet bulunsun veya bulunmasın hüküm budur.
Sahih bir akidle nikahlanmış olup da hamile iken kocası vefat eden veya
boşanmak suretiyle kocasından ayrılan bir kadının iddeti doğum ile son bulur.
Çünkü doğum, kadının rahminin beraatine açık bir delildir. Birden fazla çocuğa
hamile bulunan kadının iddeti, son çocuğun doğması ile nihayete ermiş olur.
İddet bazan da iki müddetin hangisi daha uzun ise onunla olur. Şöyle ki:
Kocasının ölüm hastalığı sırasında talak-ı bayin ile boşanmış
bulunan bir kadın, henüz iddeti son bulmadan kocası ölse,
"Eb'adül-eceleyn"e tabi olur. İçinde üç hayız bulunan dört ay on gün ile
iddet bekler. Şayet üç hayzı ikmal etmeden önce bu müddet geçecek olsa, hayızları
tamamlayıncaya kadar iddeti uzar.
İslam alimlerinin bu husustaki tetkikatı oldukça geniş ve doyurucudur. Bu
kitabın hacmi bunların hepsini içine alacak genişlikte olmadığından biz bu kadarla
yetineceğiz.
1847 - Abdürrahim Fetvalarından: "Kocanın (boşamayı) bağladığı şartın
olması ile kocasından ayrılan Hind'in iddeti, ayrılma gününden değil, şartın vuku
bulduğu günden başlamış olur" (H.Ec. 1/77)
1848 - Ali Efendi Fetvalarından: "Hıristiyan Hind'in Müslüman kocası vefat
etse Hind'e iddet lazım olur" (H.Ec. 1/75)
1849 - Abdürrahim Fetvalarından: "Kocası başka memlekette olup da boşanma
haberi gönderilen Hind'in iddeti, haberin ulaşmasından itibaren olmayıp, boşamayı
takip eden zamandan olur" (H.Ec. 1/77)
1850 - Abdürrahim Fetvalarından: "Hind'in kocası başka memleketten gelip,
"Ben seni üç ay önce boşadım" diye ikrar etse, iddeti ikrar gününden
muteber olur" (H.Ec. 1/77)
1851 - Abdürrahim Fetvalarından: "Hind, ölmüş bulunan kocası Zeyd'den
dolayı (beklediği) iddet tamam olmadan kendisini Amr'a nikahlasa, halvette bulunmadan ve
gerdeğe girmeden önce Amr da vefat etse, Hind'in iddeti, Zeyd'in vefatı gününden
itibaren olur" (H.Ec. 1/77)
1852 - Behce Fetvalarından: "Küçük yaştaki Hind'in kocası ölse, iddeti
dört ay on gün olur" (H.Ec. 1/67)
Açıklama: Sahih bir akidle nikahlanmış olan kadın, hamile değil ise dört ay on gün
iddet bekler. Aralarında cinsi mukarenet vaki olsun veya olmasın hüküm budur.
1853 - Behce Fetvalarından: "Taldk-ı ric'i ile boşanan kadının, iddeti
içinde kocası vefat etse, iddeti ölüm iddetine çevrilir. Fakat, taldk-ı bayın ile
boşanmış bulunan kadının iddeti (ölüm iddetine) çevrilmez" (H.Ec. 1/68)
1854 - Ali Efendi Fetvalarından: "Boşanmış bulunan kadın, uzuvları
belirmiş ölü bir çocuk düşürse iddeti son bulur" (H.Ec. 1/76)
Açıklama: Uzuvları tamamen veya kısmen belirmiş olarak vaki olan düşük, doğum
hükmündedir. Bu itibarla böyle bir düşükle iddet tamam olur. Fakat uzuvları
belirmemiş ise üç hayız ile iddetini tamamlar.
1855 - Feyziye Fetvalarından: "Hind, ben seninle evlendiğim zaman kocamdan
dolayı beklediğim iddet dolmamıştı diye dava etse, koca Amr inkar edip kadın
(iddiasını) isbat edemese tefrik olunmaz" (H.Ec. c. 1/35)
Açıklama: İslam hukukunda bir davanın makbul olması için iddia sahibinin delil
göstermesi gerekir. İnkar edene de yemin teklif edilir. Bu esasa göre koca inkar edip
kadın da delil göstermezse dava düşer.
1856 - Netice Fetvalarından: "Sinn-i iyas içinde olup da boşanmış bulunan
Hind iddeti içinde iken (kendisini) boşayan erkek ölse, Hind'in iddeti ölüm iddetine
dönmez" (H.Ec. 1/61)
1857 - Netice Fetvalarından: "Hind, kocasına nitaben, "Beni bir ay önce
üç talak ile boşadın" dediğinde, koca, "Ben o zaman mecnun idim,
hatırlayamam" dese, kadın da aklı başında iken boşadığını ispat etse, son
cinsi mukarenetten itibaren iddet beklemesi lazım gelir" (H.Ec. 1/61)
1858 - Behce Fetvalarından: "Birinci kocadan (boşanıp da) iddeti dolmadan
önce ikinci kocanın (kendisi ile) gerdeğe girmesi neticesinde, tahlil-i şer'i hasıl
olmaz" (H.Ec. 1/62)
Açıklama: İddetin müddeti dolmadan önce ikinci koca ile birleşmesi neticesinde
hülle yapılmış olmaz. Binaenaleyh, bu kadın iki kocaya tekrar nikahlanamaz.
1859 - Behce Fetvalarından: "İddet bekleyen bir kadın, (şer'an kabul olunan)
bir cihet bulunmadıkça kocasının evinden çıkıp başka bir mahalde gecelemeye
güçlü (ve salahiyetli) olmaz" (H.Ec. 1/71)
Açıklama: Kadın, iddeti dolasıya kadar, içinde iddet beklediği evden dışarı
çıkamaz. Gerek talak-ı ric'i ile gerekse bayin talakı ile boşanmış olsun hüküm
aynıdır. Kendisini boşayan kocası izin verse bile dışarı çıkması caiz olmaz.
Çünkü bu hususa Allah'ın hakkı taalluk etmiş bulunur. Kocası vefat etmiş bulunan
bir kadın ise, bu yerden geceleri çıkamazsa da gündüzleri çıkabilir. Bazı
ihtiyaçlarını temin etmek için dışarıya çıkmaya lüzum hasıl olabilir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi