Fikih - Modules 268 - 3000Fetva
Mudârebe ortaklığı, kâr şirketidir. Bir taraftan
sermaye, diğer taraftan emek ve iş görmek üzere yapılan bir çeşit ortaklıktır.
Bu nevi ortaklıkta sermaye bir veya müteaddit kimselere ait olur, sermayeyi
işler hale getirip üretmek ise diğer bir kimseye ait olur. Sâyin neticesinde
elde edilecek kâr da belirli bir nispet ve ölçü ile müşterek olur.
Bu çeşit ortaklıkta çalışan kimseye Mudârib, sermaye sahibine de Rabbülmâl adı
verilmektedir. Bu ortaklığa diğer bir isim olarak "Mukraarada" da denilir.
Mudârebe ortaklığının teşkili, mudârebeye delâlet eden bir lâfız konuşularak
icap ve kabul ile vücuda gelir. Meselâ, sermaye sahibi, çalışacak olan kimseye
hitaben, "Şu sermayeyi al, elde edilecek kâr aramızda yarıya veya ikisi benim
biri senin olmak üzere mudârebe yolu ile çalış" dese veya, "Şu paraları al da
sermaye yap, kârı aramızda şu ölçü dahilinde ortak olsun" demek gibi, mudârebe
mânâsını ifade edecek bir söz söylese ve bu sözler muhatap olan kimse de bu
şartlar dahilinde çalışmayı kabul etse, mudârebe ortaklığı akdi yapılmış olur.
Mudârebe akdi, zaman, mekân, yapılacak ticaretin çeşidi, satıcı ile müşteri
belirtmek suretiyle birtakım kayıtlara bağlanacak olursa mudârebe-i mukayyede
adı verilir. "Falan vakit, şu mahalde veya falan cins mal al, sat, falan
kimseler ile alışveriş yap" demek gibi. Şayet bu gibi kayıtlara bağlanmayacak
olursa mudârebe-i mutlak adı verilir.
Mudârebe ortaklığının bu gibi kayıtlara bağlanması, ortaklık akdinin yapıldığı
sırada olabileceği gibi, daha sonra da olabilir. Mudârib'in bu kayıtlara riayet
göstermesi gerekir. Çünkü bu ortaklık, bir nevi vekâlet vermektir. Şu kadar var
ki, bu kayıtlar ortaklığın faydasına olmalı ve eldeki sermaye mala çevrilmemiş bulunmalıdır. Şirketin menfaatine olmayan kayda riayet gerekmez.
Meselâ, satın alacağı malları peşin para ile satma, denildiği halde mudarip o
malları veresiye olarak satacağı fiyattan peşin paralı bir müşteriye satabilir.
Sermaye sahibinin "Satma" sözü, şirketin faydasına olmamaktadır. Sermaye mala
çevrildiği zaman, sermaye veren kimse bu hususta bir kayıt koyamaz. İsterse
ileri süreceği kayıtlar, şirketin faydasına olsun. Çünkü, sermaye sahibi, para
mala çevrildikten sonra mudâribi azletmeye salahiyetli değildir. Bu sebeple de
kayda bağlamaya da salâhiyeti kalmamış olmaktadır.
Mudârebe ortaklığının sahih olmasının bazı şartları vardır. Bu şartlardan biri
bulunmayacak olursa ortaklık fasid olur.
1- Sermaye sahibinin vekâlet vermeye, mudârib'in de bu vekâleti ifa etmeye
ehliyetleri bulunmaktadır. (Bu ehliyet, akdi yapan kimselerin akıllı, buluğ
çağına ulaşmış olmaları; ergenlik çağına ulaşmamış ise ticaret yapmaya
mezuniyetlerinin bulunması ve iyiyi kötüden, zararı yarardan ayırt edecek akli
rüşde sahip olmalarıdır)
2- Şirket sermayesinin altın, gümüş paralar ile piyasada geçerli bulunan sair
meskûkat kabilinden ayn (denilen) bir mal olması şarttır. (Yani mudârebe
ortaklığının sermayesi, ticaret malları, akar, kileye tartılan hububat, kantarla
tartılan mallar ile halkın veya mudâribin zimmetindeki alacaklar sermaye olamaz)
Mal sahibi ticaret mallarından bir şey verip de "Bunu sat, bedeli ile mudârebe
yolu ile iş gör" dese mudârib de kabul etse ve o malı satıp bedeli olan parayı
sermaye edinse, mudârebe ortaklığı sahih olur. Bu istisna, mal karşılığında
mudârebe akdinin olabileceğini değil, o malın satılıp paraya döndükten sonraki
hali ile ortaklığın sahih olacağını ifade etmektedir.
3- Sermayenin akdi yapanların katında bilinir olması şarttır. (Bu bilinme, "kırk
tane sarı lirayı sana mudârebe yapman için verdim", demek gibi bir ifade ile
olur veya elinde bulunan altınları göstererek, "Bunları sana mudârebe için verdim" demek gibi işaretle de
olur)
4- Akdi yapan kimsenin kârdan alacağı hisselerin yarı, üçte bir, dörtte bir gibi
şayi bir cüz olarak belirtilmesi şarttır. (Meselâ, sermaye sahibi veya mudâribden
birine belirli bir miktarın verilmesi şart edilecek olsa mudârebe ortaklığı fasid
olur. Şöyle ki: "Elde edilecek kârdan, taksim işine geçilmezden önce, sermaye
sahibine bin lira verilecek, geri kalan, ikisinin arasında yarıya taksim
edilecek" denilmesi gibi)
5- Sermayenin mudâribe teslim edilmesi şarttır. (Zira, sermaye olacak para
mudâribe verilmedikçe, onun iş görmese imkânı olmaz)
6- Mudâribe verilecek hissenin kârdan olması şarttır. (Mudârip için belirtilecek
hissenin sermayeden veya bir miktarı sermayeden diğer kısmı kârdan verilmek üzere
sözleşme yapılsa mudârebe akdi fasid olur)
2346 - Netice Fetvalarından: "Zeyd, Amr'a verdiği şu kadar kile buğday için
mudârebe (ortaklığı için sermaye) olsun, deyip verse ve fakat mudâribe hitaben
sat da bedeli ile iş gör, demiş olmasa bu akid caiz olmaz" (H.Ec. 2/98)
Açıklama: Mudârebe akdinin sahih olması için, yukarıda belirtilen şartlardan
ikincisine aykırı düştüğünden, akdin sahih olmayacağı hükme bağlanmıştır.
2347 - Abdürrahim Fetvalarından: "Kârdan şu kadarı mal sahibinin olmak üzere, mudârebe (ortaklığı) akdi yapıp, kâr hasıl olsa, tamamını mal sahibi alıp
mudârip ecr-i misli alır" (H.Ec. 2/99)
Açıklama: Bu fetvada belirtilen tablo da yukarıdaki şartlardan dördüncüsüne
başka bir yönden muhalif bulunmaktadır. Şöyle ki: Elde edilen kârın taksimine geçilmeden önce, sermaye sahibine açıktan bir pay ayrılmasının şart koşulması,
akdin fasid olmasına sebep teşkil etmektedir. Bu cihetle, mudârip çalışmasının karşılığında ücretini alır ve fakat kâra iştirak edemez.
2348 - Eeyziye Fetvalarından: "Zeyd, Amr'dan mudârebe yolu ile aldığı parayı
çalıştırsa ve fakat kâr hasıl olmayıp akid fesh olunsa ve Amr ana sermayeyi
aldığında paramı çalıştırdın, diyerek Zeyd'ten bir şey istemeye güçlü (ve haklı)
olmaz" (H.Ec. 2/99)
2349 - Feyziye Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe (şirketi) parası ile aldığı
kumaşı satmadan önce vefat etse ve onun arkaya bıraktığı malı, vasi sattığı
zaman ilk bedele noksanlık ârız olsa, o noksanı terekesinden ödemek gerekmez" (H.Ec.
2/99)
2350 - Feyziye Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe (şirketi) metaını, mal sahibinin
izni olmaksızın, bir başkasına ücret verip başka bir diyara taşıtsa, anılan bu
ücret ile mudârebe ortaklığa dönüp, (parayı) istemeye güçlü olmaz" (H.Ec. 2/99)
2351 - Feyziye Fetvalarından: "Zeyd, mudârebe yolu ile Amr'dan aldığı para henüz
elinde iken Amr vefat etse, Zeyd, mirasçıların izinlerini almadan çalışıp para
elinde iken zayi olsa (vereseye) ödemesi gerekir" (H.Ec. 2/99)
Açıklama: Bu fetvada belirtilen mes'eleye göre, sermaye sahibi bulunan Amr'ın
ölümü ile şirket münfesih hale gelir. Bu durumda iki ihtimal vardır: Ortaklığın
malı para halinde ise, mirasçıların iznini almadan mudârip bu para ile
tasarrufta bulunamaz. Şayet şirket malı, ticaret malına çevrilmiş durumda ise,
mudârip o malı sermaye sahibinin şehrinde satarak paraya çevirir ve sermaye ile
kârdan hisselerine düşeni mirasçılara verir. Bu fetvada zarara uğrayan
sermayenin, mudarip tarafından ödenmesine hükmedilmesinin sebebi, şirket
sermayesinin para halinde bulunması ve varislerin izni alınmadan ticarete devam
edilirken, sermayenin zayi olması yüzünden olmaktadır. Mudârebe ortaklığı on sebepten biri ile münfesih
olur:
1 - Sermaye sahibinin ölümü,
2- Mudâribin ölümü,
3- Sermaye sahibinin devamlı bir delirme ve hasta
durumda bulunması,
4- Mudâribin devamlı bir delilik ile hasta duruma
gelmesi,
5- Sermaye sahibine bunaklık veya hukuki tasarruflarına hacr konulması sebebiyle
mahcur olması,
6- Beşinci maddede belirtilen hallerin mudâribde meydana gelmesi,
7- Mudârebe ortaklığı muvakkat bir zaman için yapılıp, vaktin geçmesi,
8- Sermaye sahibinin mudâribi ortaklıktan azl etmesi,
9- Mudâribin ortaklıktan istifa emesi,
10- Daha tasarruf vuku bulmadan sermayenin telef
olması.
2352 - Feyziye Fetvalarından: "Zeyd, mudârebe yolu ile Amr'dan aldığı parayı
çalıştırıp kâr hasıl olduktan sonra Amr, sermaye ve kârın tamamını zor
kullanarak Zeyd'ten alsa, Zeyd, kârdan hissesini geriye almaya güçlü ve haklı
olur" (H.Ec. 2/98)
2353 Netice Fetvalarından: "Mudârib, sermaye sahibinin belirttiği şeylerden
başka bir şey satın alsa sermaye sahibi tazmin ettirir" (H.Ec. 2/100)
Açıklama: Bu fetvada belirtilen mudârebe ortaklığı, mudârebe-i mukayyede
olmaktadır. Sermaye sahibi, yapılan ortaklık akdine birtakım kayıtlar getirmiş
ve mudâribin satacağı mal çeşidini belirtmiş bulunmaktadır. Artık mudârib bu
kayıt ve şarta riayet göstermek zorundadır.
2354 - Netice Fetvalarından: "Zeyd, kârı beraber olmak üzere, Amr'a şu kadar para
verip başkasına mudârebe yolu ile vermeye de izin vermekle, Amr, kârın yarısı
Bekir'in olmak üzere sermaye verip o da çalıştırıp kâr hasıl olsa, Zeyd'e,
yarısı da Bekir'e verilir. Amr'a bir şey verilmez" (H.Ec. 2/200)
2355 - Netice Fetvalarından: "Malın sahibi, mudârib ile beraber çalışmayı şart
koşsa, mudârebe fasid olur, mudârip ecr-i misil alır" (H.Ec. 2/100)
2356 - Netice Fetvalarından: "Mudârip çalıştırdığı para ile kâr hasıl olduğu zaman,
benim çalışmam ile hasıl oldu diyerek kârın tamamını zabt etmeye güçlü olmayıp,
şart kılındığı üzere, mal sahibi ile taksim ederler (H.Ec. 2/100)
2357 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe (şirketi) malını kumaşa
çevirmeden önce, evini eşkıya basıp (malını) yağma etseler, mudâribe ödeme lâzım
gelmez" (H.Ec. 2/100)
2358 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe (ortaklığı) malı ile aldığı
kumaşları, vadeli olarak Bekir'e satıp bedelini almadan önce Bekir iflas etse,
mudâribe ödeme lâzım gelmez" (H.Ec. 2/100)
2359 - Ali Efendi Fetvalarından: "Zaman, belde, kumaş ve iş görecek kimse,
(sermaye sahibi tarafından) belirtilmiş olan mudârebe akdinde, mudârip aksine
hareket ve tecavüz edip de mudârebe malı zayi olsa mudâribe ödeme (cezası) lâzım
gelir" (H.Ec. 2/100)
2360 - Behce Fetvalarından: "Sermayede kâr hasıl olduktan sonra, mal sahibi
sermaye olarak vermiştim, dese, mudârip de mudârebe yoluyla vermiştin, deyip de
ihtilâf etseler (son) söz mal sahibinindir" (H.Ec. 2/100)
2361 Behce Fetvalarından: "Mal sahibi kâr hasıl oldu, deyip mudârip ise tecavüz
olmaksızın zarar etti dese, daha sonra sermayeyi mal sahibine vermek üzere sulh
olsalar, bahsi geçen sulh sahih olmaz" (H.Ec. 2/100)
2362 - Abdürrahim Fetvalarından: "(Mal sahibi), mudârebe (şirketi) malını başka
kimseye verme, diyerek yasaklama yaptığı halde, mudârip güveni olmayan bir
kimseye verip de (mal) zayi olsa, ödeme lâzım olur" (H.Ec. 2/100)
2363 - Abdürrahim Fetvalarından: "Zeyd'in mudârebe yolu ile Amr'dan aldığı para,
ilk çalışmaya başladığı sırada tecavüz bulunmaksızın zayi olsa, Zeyd'e ödeme
(cezası) lâzım olur" (H.Ec. 2/100)
2364 - Feyziye Fetvalarından: "Zeyd, Amr'dan mudârebe yolu ile aldığı parayı
kumaşa çevirse, Amr da o kumaşı, Zeyd'ten izinsiz başkasına satıp kâr hasıl
olsa, Zeyd kârdan hissesini alır" (H.Ec. 2/100)
2365 - Netice Fetvalarından: "Mudâribin ilk çalışmasında tecavüz bulunmaksızın
sermayeye zarar gelse, daha sonraki çalışmasında kâr hasıl olsa, o kâr ile
sermaye tamamlanır" (H.Ec. 2/101)
2366 - Ali Efendi Fetvalarından: "Zeyd, mudârebe yolu ile Amr'dan aldığı parayı
çalıştırmayıp (mal sahibinden) izinsiz olarak Bekir'e borç yolu ile verip de
helak olsa, Zeyd'in ödemesi gerekir" (H.Ec. 2/101)
2367 - Ali Efendi Fetvalarından: "Zeyd, mudârebe yolu ile aldığı parayı
çalıştırmasa, mal sahibi eğer çalıştırmış olsaydın şu kadar kâr hasıl olurdu,
diyerek Zeyd'den bir şey almaya güçlü olmaz" (H.Ec. 2/101)
2368 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârebe malı ile şu kadar kâr hasıl olunca,
mudârip, sermaye ile kârdan (aralarındaki) şartlar üzerine hissesini mal
sahibine vermekte iken kârın hepsini ben alırım, demeye güçlü (ve haklı) olmaz"
(H.Ec. 2/101)
2369 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârip, çalışıp kâr hasıl olduğu zaman
(konuşulan) şartlar üzerine sermaye sahibinin hissesine düşenin bir miktarını
verip bir miktarı zimmetinde iken, mudârip vefat etse, geri kalanı terekesinden
alınır" (H.Ec. 2/101)
2370 - Ali Efendi Fetvalarından: "Zeyd, kendisine borcu bulunan Amr'a hitaben
zimmetinde olan alacağım mudârebe (sermayesi) olsun, dese mudârebe akdi (sahih)
olmaz" (H.Ec. 2/98)
Açıklama: Bu fetvada sermaye olarak belirtilen şey, ayn diye ifade edilen bir
mal değil, deyn (alacak)tır. Bu sebeple yukarıda belirtilen şartların ikincisine
aykırı düştüğü için yapılacak akdin sahih olmadığı ifade edilmiştir.
2371 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârebe (ortaklığı) malı kumaş
iken, mal sahibi borç olsun dese, mudârib de borç olur sanarak kabul ettikten sonra, mal,
tecavüz olmaksızın zayi olsa ve mudârib de vefat etse, sermaye sahibi (ölenin)
terekesinden ödetmeye güçlü olmaz" (H.Ec. 2/98)
Açıklama: Mudâribin elinde bulunan bu mal, emanet kabilindendir. Bu sebeple,
kendi kusuru ve tecavüzü olmaksızın zayi olması sebebiyle ödeme gerekmeyeceği
ifade edilmiş bulunmaktadır.
2372 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârebe (ortaklığı)
malı, kumaşa çevrildikten sonra, mudârib, mal sahibinin rızası olmaksızın
mudârebeyi fesh etmeye güçlü olmaz" (H.Ec. 2/98)
2373 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârip, malı kumaşa tebdil edip henüz kumaş
halinde iken mal sahibi vefat etse, mudârip "kumaşı satıp sermayeyi ve kârdan
hissesini vereyim" derken, mirasçılar kumaşı sen kendinde alıkoy, sermayeyi bize
ver diyemezler" (H.Ec. 2/98)
2374 - Behce Fetvalarından: "Sermaye, gümüş ve altın olursa mudârebe ortaklığı
sahih olur. Kumaş olur ise sahih olmaz. Hüküm böyle iken, kumaş ile mudârebe
akdi yapıp da, kâr hasıl olsa, tamamı mal sahibinin olur. Mudârip ise
çalışmasının karşılığı olan ecr-i misil alır" (H.Ec. 2/98)
2375 - Behce Fetvalarından: "İş görmeden önce mal sahibi vefat etse, mudârebe
ortaklığı batıl olur" (H.Ec. 2/98)
2376 - Abdürrahim Fetvalarından: "Mudârebe ortaklığının
parası ile kumaş alınıp, kıymeti sermaye miktarında iken, mudârip o kumaşı
sermaye karşılığı ve karşılıklı rıza ile mal sahibine verip, o da sattığında kâr
hasıl olsa, mudârip pişman olup kâra girmeye güçlü olmaz" (H.Ec. 2/98)
2377 - Abdürrahim Fetvalarından: "Mudârebe akdinde kâr hissesi açıklanmayıp, kâr
hasıl olsa (yarı yarıya) beraber taksim ederler" (H.Ec. 2/98)
2378 - Abdürrahim Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe (şirketinin) malı ile kumaşı
alıp götürdüğünde bir miktar kâr ile müşteri çıkmakla, sermaye sahibi sat,
dediğinde mudârip şimdi satarsam kâr az olur, diyerek satıştan çekinmeye güçlü
olmaz" (H.Ec. 2/98)
2379 - İbni Nüceym Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe malı ile kumaş alıp, onu kârı
ile satsa ve parası alınmadan (ortaklık) akdi fesh edilse, sermaye sahibi satış
bedelini tahsil et, diye mudâribe zorlama yapmaya güçlü olur" (H.Ec. 2/98)
2380 - İbnni Nüceym Fetvalarından: "Zeyd, mudâribi bulunan Amr'a hitaben kârdan şu
kadar para gizlemediğine, diye yemin verdirmeye güçlü olur. Şayet Amr, çekinecek
olursa, Zeyd'in hissesi(ni vermek) Amr'ın üzerine hükmolunur" (H.Ec. 2/98)
2381 - Netice Fetvalarından: "Mudârip, sahih olan mudârebe-i mutlakada almış
olduğu para ile başka memlekete yolculuk yaptığında, mudârebe (ortaklığı)
malından binek ve nafakasına sarf etmeye güçlü (ve haklı) olur" (H.Ec. 2/99)
2382 - Netice Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe (şirketi) malını bir müddet çalıştırıp
mal sahibine kârdır diyerek bir miktar para verip, daha sonra mal sahibi
(ortaklık) akdini fesh etse, sermayeyi istediğinde mudârip "Kârdır diye verdiğim
parayı ana sermayeye tut" demeye güçlü olmaz" (H.Ec. 2/99)
2383 - Netice
Fetvalarından: "Zeyd, Amr'dan mudârebe (şirketi) yolu ile aldığı parayı mala
tebdil edip malda fazlalık hasıl olduğu açığa çıkmakla, Amr, Zeyd'e hitaben,
malı satıp sermaye ile kârdan hissemi ver, dediğinde Zeyd satmasa, satış üzerine
cebr olunur" (H.Ec. 2/99)
2384 - Behce Fetvalarından: "Mudârebe (ortaklığının) malı, tecavüz ve kusur
işlemek sebebiyle zayi olsa, ödeme lâzım gelir" (H.Ec. 2/99)
2385 - Abdürrahim
Fetvalarından: 'Mudârip, mudârebe malı ile aldığı kumaşı, ticaret için
başkasına satma yolunda (çalışır) iken, mal sahibi satıştan engellese, bu yasaklama ile
amel olunmaz" (H.Ec. 2/99)
2386 - Abdürrahim Fetvalarından: "Zeyd, sened (hasıl olan) kârdan, Amr'a şu kadar
lira vermek üzere, mudârebe yolu ile şu kadar lira verip, o da çalıştırdıktan
sonra şu kadar kâr hasıl olsa, Zeyd, Amr'a ecr-i mislini verip kârın tamamını
alır" (H.Ec. 2/99)
Açıklama: Fetvada belirtilen tablo, yukarıda belirtilen yedi
şartın dördüncüsüne uymadığı için, yani hasıl olan kârı yarı, üçte bir gibi
belirli hisseler ile karara bağlamak yerine, sermaye sahibinin, mudâribe şu
kadar para verme teklifiyle, şarta muhalif bir akid yolu tutulmuş olduğu için,
mudârebe akdi fasid olur. Bu sebeple, Amr çalıştığına karşılık ecr-i misli alır,
fakat kâra ortak olamaz.
2387 - Ali Efendi Fetvalarından: "Mudârip, mudârebe (ortaklığı) parası ile bir
müddet çalışıp kâr hasıl olmasa ve aralarındaki akdi feshetseler, mudârip mal
sahibinden ücret istemeye güçlü olmaz" (H.Ec. 2/101)
Açıklama: Mudârip, kârın ortağıdır. Kâr hasıl olduğu takdirde, aralarındaki
konuşmaya göre hissesini alır. O, ücretiyle çalıştırılan kimse değildir ki,
akdin fesh edilmesi üzerine ücret talebinde bulunmaya haklı olsun.
2388 - Ali
Efendi Fetvalarından: "Mudârip, elinde bulunan mudârebe malının tecavüz
bulunmaksızın helak olduğunu söylese, (sözü) yemin ile tasdik olunur" (H.Ec.
2/101)
2389 - Abdürrahim Fetvalarından: "Mudârip, iş gördükten sonra, mal sahibi şu kadar
kâr hasıl oldu deyip, mudârip de hiç kâr hasıl olmadı dese, (son) söz mudâribin
dediğidir" (H.Ec. 2/101)
İslami Okul Okulların En Önemlisi