Fikih - 2. Sayfa
Zikir Ve Dua Konusunda Dersler Ve Öğütler
Zikri Kesmek Ne Zaman Müstehap Olur?
Abdestsizin-Cünübün Ve Hayızlının Zikri
SABAH VE AKŞAMIN ZİKİR VE DUALARI
TESBİH TEHLİL TEKBİR TEHMİD VE HAVKALE
UYURKEN VE UYANIRKEN YAPILAK BAZI DUALAR VE ZİKİRLER
EVE VE MESCİDE GİRİP ÇIKARKEN OKUNACAK BAZI DUALAR
BAZI MECLİS (OTURUM) ADABI VE DUALARI
ENDİŞE VE KORKU ANINDA YAPILACAK BAZI DUALAR
GELİŞMELER KARŞISINDA YAPILACAK DUALAR "NASILSIN?"
Yıkanırken, Uyurken Ve Elbiseleri Çıkarırken Yapılacak Dua
Tuvalete Girerken Yapılacak Dua
Tuvaletten Çıkarken Yapılacak Dua
Geceleyin Uyanıp Evden Çıkınca Yapılacak Dua
Korkma Ve Ürkme Anında Yapılacak Dualar
Bir Topluluktan Korkma Sırasında Yapılacak Dua
Başarısızlık Anında Yapılacak Dualar
Ümitsizlik Ve Sıkıntı Anında Yapılacak Dua
Zor Bir İş Karşısında Yapılacak Dualar
Ağır Borç Yükü Altında Yapılacak Dualar
Küçük Veya Büyük Bir Musibet Geldiğinde Yapılacak Dua
Gök Gürleyince, Bulut Görününce Ve Rüzgar Çıkınca Yapılacak Dualar
Hapşırana Rahmet Okumak (Teşmit)
Kur'an Ezberlemek Ve Ezberini Unutmamak İçin Yapılacak Dualar
Nikah Kıyıldıktan Sonra Eşler Üzerine Yapılacak Dualar
Eşiyle İlişkiye Girmek İstediğinde Yapılacak Dua
Bazı Hayvanların Sesleri Duyulduğunda Yapılacak Dualar
Hizmetçi Veya Hayvan Alındığında Yapılacak Dua
Vesvese Geldiğinde Yapılacak Dualar
Hastanın Ve Hastaya Bakanların Yapacakları Dualar
Bir Yakın Öldüğünde Yapılacak Dualar
Toplu İftarlarda Yapılacak Dua
Müslümanlar Bozguna Uğradığında Yapılacak Dua
Uzaktan Bir Vadi Görüldüğünde Yapılacak Dua
Bir Yerde Konaklandığında Yapılacak Dua
Yolculuktan Dönüldüğünde Yapılacak Dua
Yerken Ve İçerken Besmele Çekmek
Yeni Doğan Çocuğun Kulağına Ezan Okumak
Bir Meclisten Kalkıldığında Yapılacak Dua
Kızgın Halde İken Yapılacak Dualar
Kötülükten Sakındırırken Yapılacak Dua
Hayvan Tökezlediğinde Yapılacak Dua
Turfanda Meyve Görüldüğünde Yapılacak Dua
Malını Veya Başka Bir Şeyini Teklif Eden Kimseye, İnsanın Dua Etmesi Müstehabdır
Hoşlanılan Bir Şey Görüldüğünde Yapılacak Dua
Sevdiği Veya Nefter Ettiği Bir Şey Görüldüğünde Yapılacak Dua
Gökyüzüne Bakıldığında Yapılacak Dua
At Üstünde Duramayan Kimse Ne Der Ve Bu Kimseye Nasıl Dua Edilir?
Teşbih Ve Tehlille Şaşkınlığını İfade Etme Caizdir
Haram Bir Şey Söylendiğinde Yapılacak Dua
İyilik Edene Nasıl Dua Edilir?
"Duam Kabul Olunmadı" Dedemikçe Dualar Kabul Olunur
2987-Ebu Davud, Fedâle bin Ubeyd
(r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) bir adamın namazında dua
ettiğini ama Hz. Peygamber (a.s)'e salavat okumadığını duydu. Bunun üzerine
Allah Rasulü (a.s): "Bu adam acele etti," buyurdu. Sonra o adamı
çağırdı ve ona -ya da bir başkasına"Biriniz dua ettiği zaman, Allah'a hamd
ve sena ile başlasın, sonra Pey-gamser (a.s)'e salavat okusun. Ondan sonra
dilediği duayı etsin," buyurdu."[1]
2988-Buhari ve Müslim, Enes bin Malik (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz dua ettiğinde, istediğini kesin belirtsin. "Allah'ım, dilersen ver," demesin. Çünkü, zaten Allah'ı mecbur tutabilecek bir kimse yoktur[2]
2989-Nesai dışındaki Kütübü Sitte İmamları, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz dua ettiğinde; "Allah'ım, beni dilersen bağışla, Allah'ım, bana dilersen merhamet buyur," demesin. İsteğini kesinkes belirtsin. Çünkü, zaten Allah'ı zorlayacak (mecbur tutacak) bir kimse yoktur." Buhari'ye ait bir rivayette ise şöyle buyurmuştur: "Biriniz; "Allah'ım, beni dilersen bağışla, Allah'ım, bana dilersen merhamet eyle, beni dilersen rızıklandır/'demesin. İsteğini ciddiyetle istesin. Çünkü zaten Allah dilediğini yapacaktır. O'nu mecbur tutabilecek yoktur."[3] Müslim'e ait rivayette ise şöyle geçmektedir: "Biriniz asla; "Allah'ım, beni dilersen bağışla, bana dilersen merhamet et," demesin. Duada ciddi olsun. Çünkü Allah zaten dilediğini yapacaktır. O'nu zorlayabilecek yoktur ki." [4] Yine Müslim'e ait bir başka rivayette şöyle geçmektedir: "Biriniz dua ettiğinde; "Allah'ım, beni dilersen bağışla," demesin, işi sıkı tutsun, rağbet ettiği şeyi büyütsün. Allah'a hiçbir şeyi vermek büyük gelmez."[5]
2990-Taberani, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz dua ettiğinde, çok istesin. Çünkü o, ulu ve yüce Rabbinden istemektedir."[6]
2991-Ebu Davud, İbni Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Babam benim şöyle dediğimi duydu: "Allah'ım, ben senden Cennet'i, nimetlerini ve güzelliğini ve şunu ve bunu istiyorum. Cehennem'den, kelepçelerinden ve prangalarından va daha şundan ve daha bundan sana sığınıyorum." Bunun üzerine bana: "Oğlum, Rasulullah (a.s)'in şöyle buyurduğunu işittim," dedi: "Duada haddi aşacak bir cemaat gelecek." "Sakın ha onlardan olma! Eğer sana Cennet verilirse, zaten hem Cennet, hem de Cennet'teki her tür hayır verilecektir. Cehennem'den korunursan da zaten hem Cehennem'den, hem de Cehennem'deki her tür şeyden korunacaksın."[7]
2992-Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Muğaffel (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Abdullah, oğlunun şöyle dediğini duydu: "Allah'ım, eğer oraya girersem, Cennet'in sağ tarafındaki beyaz köşkü istiyorum." Bunun üzerine: "Oğlum... Allah'tan Cennet'i iste ve Cehennem'den de O'na sığın. Rasulullah (a.s), şöyle buyururken işittim: "Bu ümmette abdestte ve duada aşırıya kaçacak bir cemaat türeyecek.[8]
2993-Ebu Davud, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) duada çok mânâ ifade eden az kelimeleri sever, onlar dışmdakileri terkederdi."[9]
2994-Ebu Davud, Cabir bin Abdullah (r.a)'tan şöyle rivayet etmiştir:"Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Kendinize beddua etmeyin, çocuklarmnıza beddua etmeyin, hizmetçilerinize beddua etmeyin. Mallarınıza beddua etmeyin. Böyle yaparak Allah Azze ve Celle'nin duaları kabul ettiği âna rastlamayın. O anda (neistenirse) verilir. Dolayısıyla sizin duanız da kabul ediliverir." [10]
2995-Tirmizi, Enes bin Malik (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:"Biriniz Rabbinden her ihtiyacını istesin. Hattâ koptuğunda ayakkabısının bağını bile O'ndan istesin."[11]
2996-Bezzar, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz Rabbinden ihtiyacının veya ihtiyaçlarının tümünü istesin. Hattâ koptuğunda ayakkabısının bağını ve hattâ tuzu bile, O'ndan istesin." [12]
2997-Ebu Ya'lâ, Hz. Aişe (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Hz. Aişe (r.a) şöyle dedi:"Ayakkabı bağına kadar her şeyi Allah'tan isteyin. Allah, kendisinde n tenmesinden hoşlanır. En faziletli ibadet, sıkıntının gitmesini beklemekti[13]
2998-Tirmizi, İbni Mes'ûd el-Bedri (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:"Allah'ın lütfunden isteyin. Çünkü Allah istenilmesinden hoşlanır, taziletli ibadet, sıkıntının gitmesini beklemektir."[14]
2999-Ebu Davud, Cabir bin Abdullah (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Bir kadın Rasulullah (a.s)'a şöyle dedi: "Bana da eşime de hayır dua et."Rasulullah (a.s) da: "Allah sana da, eşine de hayırla muamele i etsin,": buyurdu."[15]
3000-Tirmizi, Übeyy bin Ka'b (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) bir kimseyi anıp dua ettiğinde, kendinden başlardı."[16]
3001-Taberani ve Bezzar, Ebu Eyyub (r.a)'dan rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s) dua ettiğinde, önce kendisine dua ederdi." Hz. Aişe (r.a)'den de şöyle rivayet olunmuştur: "Dedim ki: "Ya Rasulullah, hangi dua en faziletli duadır?" Resulullah; "Kişinin kendisine ettiği dua," buyurdu."[17]
3002-Bezzar, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Allah Teala kula Öyle bir derece verir ki, kul; "neden dolayı kazandım bunu?"der. O da: "Çocuğunun sana ettiği dua sebebiyle," buyurur."[18]
3003-Ebu Davud, Abdullah bin Mes'ud (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Üç defa dua etmek ve üç defa istiğfar getirmek, Rasulullah (a.s)| hoşuna giderdi."[19]
3004-Tirmizi, Abdullah bin Mes'ud (r.a)'den rivayet etmiştir: "Ben namaz kılıyordum. Hz. Peygamber (a.s) de Hz. Ebubekir ve Hz. Ö-mer (r.a)'le beraber oturuyordu. Oturunca, Allah'ı övmeye başladım. Sonra-1 da Hz. Peygamber (a.s)'e salavât getirdim. Sonra kendime dua ettim. Bununi üzerine Hz. Peygamser (a.s): "İste verilecektir. İste verilecektir," buyurdu." [20]
3005-Buhari ve Müslim, Ebu Musa Eşarî (r.a)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir: "Bir yolculukta Rasulullah (a.s)'la birlikte idik. İnsanlar yüksek sesle tekbir getirmeye başladılar. Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Ey insanlar, sakinlesin kendinize hâkim olun, siz ne bir sağıra ne de varolmayana (Allah'a) dua ediyorsunuz. Siz, işiten ve gören bir Allah'a dua ediyorsunuz. O, sizinledir. Siz, işiten ve gören bir Allah'a dua ediyorsunuz. O, sizinledir. Sizin dua ettiğiniz (Allah) herhangi birinize devesinin boynundan daha yakındır." Ebu Musa şöyle demiştir: "Ben, O'nun arkasmdaydım ve kendi kendime "La havle ve la kuvvete illa billah," diyordum. (Resulullah a.s): "Ey Abdullah bin Kays, sana Cennet hazinelerinden bir hazineyi tarif edeyim mi?" diye sordu. "Evet," dedim. "La havle ve la kuvvete illa billah," buyurdu." Tirmizi'nin bir rivayetinde ise şöyle geçmektedir: "Bir savaşta Rasulullah (a.s)'la beraberdik. Dönüşte Medine'yi uzaktan gördük. İnsanlar bir defa tekbir getirdiler. Ve tekbiri yüksek sesle söylediler. Rasulullah (a.s): "Rabbiniz sağır veya var olmayan bir ilah değildir. O, sizinle binitlerinizin başlan arasındadır," buyurdu. Sonra da: "Ey Abdullah bin Kays, sana Cennet hazinelerinden bir nazireyi tarif edeyim mi?: "La havle ve la kuvvete illa bullah," buyurdu." Bu anlamda Ebu Hureyre'den keviyy bir isnad vardır. [21] Ebu Davud'un yer verdiği bir rivayet hem Tirmizi'nin, hem de Buhari ile Müslim'in rivayetlerinin benzeridir.[22]
Bir Açıklama
İmam Nevevi şöyle demektedir. "(Başkasına değil) kendinize eşlik ediniz, seslerinizi kısınız. Çünkü insan, sesini ancak duyurmak için konuştuğu şahsın uzak oluşundan dolayı yükseltir. Halbuki siz Allah'a dua ediyorsunuz. O ise ne sağırdır, ne de var olmayan bir ilahtır. Aksine, işitendir ve yakındır. O, ilmiyle ve ihâtasıyla sizinledir." Bu hadisten, alçak sesle zikretmenin mendup olduğu anlaşılmaktadır. Tabii sesi yükseltmeyi geketriren bir durum yoksa... Zira, sessizce zikredi-lirse, Allah Teala en mükemmel biçimde yüceltilmiş ve ululanmış olur. Yüksek sesle zikretmeyi gerektiren bir durum varsa, yüksek sesle zikreder. Nitekim buna dair de hadisler vardır. " Bir başka rivayette Allah Rasulü (a.s) şöyle buyurmuşlardır: "Sizin dua ettiğiniz (Allah) herhangi birinize devesinin boyundan daha yakındır." Bu da daha öncekinin anlamına gelen bir hadistir. Buhari, hadisi, 'Kitabu'l-Cihad1 bölümünde şu sözüyle şerh etmiştir: "Yüksek sesle tekbir getirmenin mekruh olduğunu anlatmaya dair bi bab vardır." [23] İbni Hacer ise şöyle demektedir. "Taberi der ki: "Bu hadisten, yüksek sesle dua ve zikir etmenin mekruh olduğu anİE sumaktadır. Sahabe ve tabiinden oluşmuş selefin geneli bu görüştedir."[24] Ama Buhari'nin yorumu, bunun savaş sırasındaki tekbire has olmasını gerektirmektedir. Fakat başka durumlarda sesi yükseltmeye dair 'Kitabu's-Salât'ta İbni Abbas hadisi geçmektir. Hadise göre Hz. Peygamber (a.s)'in sağlığında farz namazı bitirdiklerinde yüksek sesle zikrediyorlardı. Bu konuda, orada bilgi verilmiştir. İbni Hacer orada şöyle demiştir:[25] "Bunda namazdan sonra sesli zikir yapmanın caiz olunduğuna de vardır." Taberi ise şöyle demiştir: "Bazı yöneticilerin namazdan sonra getirdikleri tekbirin doğru olduğu dair bir açıklama söz konusudur".
3006-Bezzar, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: 5"Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Ya insanlar dua ederken koparılıp almmışçasma gözlerini gökyüzüne dikmekten kesinlikle vazgeçerler ya da gözleri koparılıp alınır." Görme duyulan demek istiyordu. " Müslim'in bir rivayetinde ise şöyle geçer: "Bir takım insanlar ya namazda gözlerini gökyüzüne dikmekten vazgeçerler ya da görme duyuları alınır."[26]
3007-Bezzar, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:"Rasulullah (a.s) namaza kalktı. Biz de O'nunla birlikte kalktık. Bir A'rabî, namazda iken: "Allah'ım, bana ve Muhammed'e merhamet eyle. Bizimle birlikte başka hiç kimseye merhamet eyleme," dedi. Hz. Peygamber (a.s) selâm verince A'rabî'ye: "Genişliğe sınır koydun," buyurdu. Allah'ın rahmetine demek istiyordu."[27]
3008-Taberani, Muhammed bin Yahya (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Abdullah bin Zübeyr'i gördüm. Namazdan çıkmadan ellerini kaldırarak dua eden bir adam gördü ve namazını bitirince ona:"Rasulullah (a.s) namazdan çıkıncaya kadar ellerini kaldırmazdı," dedi."[28]
3009-MüsIim, Enes bin Malik1 (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulallah (a.s) Müslümanlardan bir adama hasta ziyaretinde bulundu. Zayıflamış, kuş gibi olmuştu. Allah Rasulü (a.s) ona: "Allah'a bir dua ediyor musun ve O'ndan birşey istiyor musun?" buyurdu. "Evet. Şöyle diyorum: "Allah'ım, beni âhirette cezalandıracağın şeyin cezasını hemen dünyada ver," Allah Rasulü (a.s): "Subhanallah. Ne gücün yeter, ne de takatin," buyurdu. "Şöyle diyemez misin?:"Allah'ım, bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru."Enes diyor ki:"O da Allah'a öyle dua etti. Allah Teala da kendisine hemen şifa verdi." Bir başka rivayette ise şöyledir: "Bu sözleri söyledi. Allah Teala da hemen şifa veriverdi." [29] Bu da Müslim'in rivayetidir.[30]
3010-Bezzar, Ebu Derda (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Kullar, bağışlanmalarından ve kendilerine afiyet verilmesinden daha üstün bir şey istemiş değillerdir."[31]
3011-Taberani, Ebu Musa Eşari (r.a)'den rivayet etmiştir: "Ebu Musa Rasulullah (a.s)'ın şöyle dediğini duymuştur: "Eğer isteyeni kaba-saba sözlerle azarlayarak vermezse, Allah rızası için isteyen de Allah rızası için istenilen de melVdur, lanetlenmiştir."[32]
3012-Taberani, Irdad bin Sariye (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu: "Allah'tan istediğinizde mi, Firdevs (Cennetin)i isteyin. Çünkü orası Cennet'in tam orta yeridir. Vadinin ortasını al. Çünkü en iyi mera (otlak) ve bitek (yer) orasıdır."[33]
3013-Tirmizi, Osman bin Hunef (r.a)'den rivayet etmiştir: "Bir kör Rasulullah (a.s)'a gelip: "Ya Rasulullah, gözlerimi açması için Allah'a dua et," dedi. Rasulallah (a.s); "Veya seni olduğun gibi bırakayım," buyurdu. "Ya Rasulullah, gözlerimin görmeyişi bana çok zahmetli oldu." dedi. O zaman Allah Rasulü (a.s): "Git abdest al. Sonra iki rakat namaz kıl. Sonra da; "Allah'ım, Peygamberin olan rahmet Peygamberi Muhammed'i vesile ederek senden istiyor ve sana yöneliyorum. Ya Muhammed, Rabbime seni vesile ederek gözlerimi açması için yöneliyorum. Allah'ım, O'nu, hakkında şefaatçi kıl, beni de kendim hakkında şefaatçi kıl, de," buyurdu. Gözleri açılmış olarak geri döndü" [34]Tirmizi'nin rivayetinde; "Sonra iki rekat namaz kıl," ifadesi yoktur. Sadece; "Abdest almasını ve abdestin gereklerini güzelce yerine getirmesini sonra da şöyle dua etmesini emretti," demiş ve bir benzerini anlatmıştır. Tir-mizi, hadisi Kitabu'd-Davat'ta kaydetmiştir. Münziri (rh.a) şöyle der:[35] "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. [36]Hadisin başında da bir olay anlatmıştır. [37] Bu olay şöyledir: "Bir adam Hz. Osman bin Affan (r.a)'m yanma bir ihtiyacından dolayı gelip gelip gidiyordu. Hz. Osman (r.a)'sa ona iltifat etmiyor, ihtiyacıyla ilgilenmiyordu. Bu adam Osman bin Hunef e rastladı. Ona bu durumdan dolayı sızlandı. Osman bin Huneyf de: "Abdest kabını getir, abdest al. Sonra Mescid-i Nebevi'ye git. Orada iki rekat namaz kıl. Sonra şöyle de: "Allah'ım, sana rahmet Peygamberi olan peygamberimiz, Hz. Muham-med (a.s)'i vesile ederek yöneliyor ve senden istiyorum. Ya Muhammed Kabbime ihtiyacımı gidermesi için seni vesile ederek yöneliyorum." Ondan sonra ihtiyacını belirt ve bana gel de seninle beraber Hz. Osman (r.a)'m huzuruna gideyim." (Adam gitti. İbni Huneyfin kendisine söylediklerini yerine getirdi. Ardından Hz. Osman (r.a)'m kapışma geldi. Kapıcı geldi, adamın elinden tuttu ve onu hemen Hz. Osman bin Affan (r.a)'m huzuruna soktu. Hz. Osman (r.a)'da onu yanıbaşma kendi oturduğu hasırın üzerine oturttu.
"Derdin nedir?" diye sordu. İhtiyacını belirtti. Hz. Osman (r.a) da ihtiyacını görüverdi. Ondan sonra da şöyle dedi: Şu ana kadar ihtiyacını hazırlamamıştım. Ne zaman bir ihtiyacın olursa bize gel." eşinden adam Hz. Osman (r.a)'ın yanından çıktı, ve Osman bin Hu-neyf'le karşılaştı. Osman'a: Allah iyiliğini versin. İhtiyacıma bakmıyordu, bana iltifat da etmiyordu. İyi ki, benim hakkında onunla konuştun," dedi. Osman: Vallahi konuşmadım. Ama Rasulullah (a.s) kör bir adamın gelip gözlerinin görmeyişinden şikayetçi olduğunu gördüm. Hz. Peygamber (a.s) ona:"Veya sabredersin (körlüğe katlanır ve sevabını Allah'tan beklersin.)" buyurdu. Bunun üzerine"Ya Rasulullah (a.s), bana rehberlik edecek kimsem yok. Çok güç durumdayım," dedi. O zaman Allah Rasulu (a.s):"Abdest kabını getir, abdest al. Sonra iki rekat namaz kıl. Sonra şu duayı yap," buyurdu." sman bin Huneyf, gerisini şöyle anlattı:"Vallahi, dağılmamıştık. Laf uzamıştı. Sonunda adam sanki hiç kör olmamışçasına yanımıza giriverdi."Taberani, hadisin değişik rivayetlerini zikrettikten sonra "Hadis sahihtir," demiştir.[38]
Dersler Ve Öğütler
Bu konuda Allah'a, Rasulü (a.s) ile gerek hayatında gerekse vefatından sonra tevessül etmeyi helal sayanlarla; ölümden sonra ne Rasulullah (a.s)'ne de bir başkasıyla tevessül etmeyi caiz görmeyenler arasında büyük bir çatışma vardır. Hattâ ikinci gruptan bazıları çok aşırı giderek bunun akide (inanç) yönünden caiz olmadığı görüşüne varmış ve caiz veya helal olduğunu belirtenleri sapıklıkla itham etmişlerdir. Bunlardan bazıları, görmüş olduğumuz hadisin veya yorumunun zayıf olduğunu ispatlama girişiminde bulunmuşlardır. Halbuki caiz oluşu hususunda ikinci rivayet açıktır. Ve bir çok hadis imamı bu rivayeti sahih kabul etmişlerdir. asan el-Benna bu meseleyi yapanın da yapmayanın da kınanmayacağını, bunun temel mesele olmadığını tali bir mesele olduğunu söylemiştir. Yeter ki, o kimse yani duayı yapan veya yapmayan kimse, faydanın da zararm da Allah'ın elinde olduğuna inanmış olsun...Bu konuda Şevkânî, Tuhfetu'z Zâkirîn' adlı eserinde şöyle demektedir: "Hadiste failin, Allah verenin de vermeyenin de O olduğuna, dilediğinin olacağına, dilemediğinin ise olmayacağına inanarak Rasulullah (a.s)'la Allah (c.c)'a tevessül etmenin caiz olduğuna delil vardir."Ancak bazı kimseler böyle bir şeye engel koymuşlarsa da o kimseleri Hasan el-Benna merhumu, sahip olduğu görüşlerinden dolayı kınamaya hakları olmadıklarını söylemiştir. Caiz görenlerce meselenin delilleri ise şunlardır:İbni Hacer Askalânî 'Fethu'l Bârî'nin istiska bölümünde, bir hadis zikretmiş ve: "İbni Ebu Şeybe Ebu Salih Semman- (Hz. Ömer'in hazinedarı) Malik Dârî rivayetiyle sahih bir isnadla şöyle rivayet etmiştir" demiştir:"Hz. Ömer (r.a) zamanında insanlar kuraklığa düştüler. Bir adam Hz. Peygamber (a.s)'in kabrine geldi ve: "Ya Rasulallah (a.s), ümmetin için yağmur dile. Zira mahvoldular," dedi.Adam rüyasında getirilip "Hz. Ömer (r.a)'e git," dendi." Hadisin geri kalanını kaydetmiştir. [39] ibni Hacer, hadisin rivayetlerinden birinde rüya görenin, meşhur sahabi Bilal bin Haris olduğunu belirtmiştir. İşte bunda İbni Hacer'in, vefatından sonra da Hz. Peygamber (a.s)'le tevessül edileceğine dair bir açıklaması vardır. Yoksa maksat, rüyaya delil getirmek değil, fiile delil getirmektir. Bu adam veya bu sahabi, sahabenin Önünde nasıl yapmış, Hz.Ömer (r.a) efendimize nasıl bildirmiştir? Hem de hiç reddedilmeden ve şirkle itham edilmeden... Haşa sahabeler, şirkle götüren şeyleri en iyi bilen insanlar oldukları halde şirki nasıl kabul edebiliriz? Onlar bu tür şeylerden uzaktırlar. Yine şöyle rivayet olunmuştur: "Hz. Ali (r.a) efendimizin annesi Fatma bint Esed defnedildiğinde, Hz. Peygamber (a.s): "Allah'ım, kendi adıma asaleten, diğer peygamberler adma da vekaleten bizim hürmetimize annemden sonraki annemi bağışla," buyurmuştuk."[40]Hadisi, İbni Hıbban Sahih'inde, Hakim ve Taberani Kebir'le Evsafta ri-: vayet ederek sahih olduğunu belirtmişlerdir.
Ve de hadisin Ravah bin Salâh dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir. Ravah bin Salah zayıf ravi sayılmıştır. Ancak İbni Hıbban kendisini sikalar arasında saymıştır. Hâkim de: "Sikadır ve me'mundur," demiştir. Bu bakımdan hadis hasendir. İbni Hacer 'Cevher-i Muazzam'da; "Bu sened, ceyyid bir senedddir," demiştir.
Hadiste, Hz. Peygamber (a.s)'in kendinden, önceki peygamberlere tevessül ettiği geçmektedir. Halbuki Allah Teala duaların canlarını almıştı.SahüYi Buhari'de şöyle geçer:"Hz. Ömer (r.a) Ramâde Yılı'nda, Hz. Peygamber (a.s)'in amcası Hz. Abbas (r.a) vasıtasıyla yağmur dilemiştir. Hz. Ömer (a.s), Hz Abbas (r.a)'la tevessül ederken şöyle demişti: "Allah'ım, biz sana peygamberimizle tevessül ediyorduk. (Şimdi de) sana peygamberimizin amcasıyla tevessül ediyoruz." Ravi, yağmurun yağdığını belirtmiştir. Alimler, Hz. Ömer (r.a)'in Hz. Peygamber (a.s)'le değil de Hz. Abbas (r.a)'la tevessül ederek yağmur istemekle yetinmesinin hayatta olan bir insanla yağmur istemenin (istista) hak oluşundan dolayı değil, Hz. Peygamber (a.s)'den başkasıyla yağmur istemenin caiz olmadığma dair vehmi gidermek için yaptığını vurgulamışlardır. Çünkü zaten sahabenin, Hz. Peygamber (a.s)-'in vefatından sonra da O'nunla tevessül ettikleri inkar olunamaz. Bu hususta iki örnek vermiştik. Hz. Ömer ancak Hz Peygamber (a.s)'le tevessül edilebileceğinin vahmini savuşturmak ve ehl-i beyt-i nebevi'nin şerefini göstermek için Hz. Abbas (r.a)'la yağmur isteyip onunla tevessül etmiştir.Hz. Ömer (r.a) bir başka incelikten dolayı da Hz. Abbas (r.a)'la tevessül etmiştir. Daha üstün birisi varken bile daha az üstün birisiyle tevessül etmenin caiz oluşu buradan anlaşılmaktadır. Çünkü Hz. Ali (k.v.) amcası Hz. Abbas'la tevessül etmiştir. Bundan dolayı İbni Hacer, Fethu'l-Bârî'de bu hadisi şöyle şerh etmiştir: "Hz Abbas (r.a) kıssasından hayır ve salâh ehli insanlarla ve de ehl-i beyt-i nübüvvetle şefaat istemenin müstehap olduğu sonucuna varılır. Hadisten, Hz. Abbas'ın faziletli anlaşılmaktadır. Bir de Hz. Abbas (r.a)'a karşı gösterdiği tevazudan dolayı Hz. Ömer (r.a)'in fazileti anlaşılmaktadır. [41]İbni Hacer, bu hadisten vefatından sonra Rasulullah (a.s)'la tevessül etmenin caiz olmadığı görüşü çıkarıldığını söylemiştir. Gerçekte sahabe hem Hz. Abbas (r.a)'m kendisiyle hem de duasıyla tevessül etmişlerdir. Zira İbni Hacer bir rivayetinde Hz. Abbas (r.a)'ın duasında söylediği sözlerden bazılarını şöyle kaydetmiştir: "Allah'ım, bu toplum sana, benim peygamberine olan yakınlığımdan dolayı benimle yöneldiler..." [42] Eğer Hz. Abbas (r.a)'ın peygamberimize yakınlığı ve O'nun yanındaki konumu olmasaydı, Hz. Ömer (r.a) ehl-i beytten bir başkasına gider ve Rasulullah (a.s)'a vesile olarak onu öne sürerdi. Nitekim İmam Şafii de şöyle demektedir: "Hz. Peygamber (a.s)'in ailesi, vesilemdir. Onlar, O peygambere karşı benim vesilemdir. Onlar sayesinde yarın amel defterimin sağ elime verileceğini umuyorum." İşte bu ve vefatından sonra Hz. Peygamber (a.s)'le tevesüle dair serdet-tiğimiz bütün açık sahih hadisler ve rivayetler, gerçekte Allah Teala'nm şu kelâmını açıklamaktadır: "Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan günahlarını bağışlamasını isteseler ve Rasul de onların bağışlanmasını dile-seydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı." [43]Bu ayet, Hz. Peygamber (a.s)'in vefatından önceki ve sonraki hayatı hakkında geneldir. Alimler de buna göre gelmişlerdir. Bu ayeti tefsir eden İbni Kesir gibi âlimler, Utbi'nin başından geçen o ünlü olayı şöyle zikretmişlerdi [44] "Hz. Peygamber (a.s)'in kabri yanında oturuyordum. Bir A'rabî gelip şöyle dedi: "Esselamü aleyke ya Rasulallah, Allah'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler, Allah'tan günahlarının bağışlanmasını isteseler ve Rasul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı." İşte ben de günahlarımdan istiğfar ederek ve Rabbime karşı seni aracı koyarak (şefaata) geldim."Sonra da şu şiiri söyledi: "Ey kemikleri toprağa gömülüp de, o kemiklerin güzelliğinden dolayı toprağın da tepelerin de güzelleştiği en hayırlı kişi,Canım senin yattığın kabre feda olsun ki, iffet ordadır, cömertlik ve şeref orda..."Utbi şöyle devam etmiştir:"Sonra A'rabî geri dönüp gitti. Beni bir ağlama tuttu. Sonra rüyamda Rasulullah (a.s)'ı gördüm. "Ey Utbi, A'rabi'ye yetiş ve Allah'ın kendisini bağışladığını müjdele," buyurdu."İbni Kesir; "Bu, meşhur bir hâdisedir," demiştir. [45] İmam Malik (r.a) ise [46] (a.s)'in kabrini ziyarette bulunarak Malik'e; "Ey Ebu Abdullah, kıbleye yönelip öyle mi dua edeyim, yoksa Rasulullah (a.s)'a yönelip öyle mi dua edeyim?" diye sorduğunda; "O, senin de, baban Adem'in de Allah'a karşı vesilesi iken niye ondan yüz çeviresin ki? Bilakis yüzünü ona dön ve onun şefaatçi olmasını dile de Allah onu, hakkında şefaatçi eylesin. Allah Teala "Eğer onlar kendilerine zulm ettikleri zaman sana gelseler. Allah'tan günahlarının bağışlanmasını isteseler ve Rasul de onların bağışlanmasını dileseydi, elbette Allah'ı affedici, merhametli bulurlardı," buyurmuştur," demiştir." Bu olayı, sahih bir isnadla 'Şifa' adlı eserinde Kadı Iyaz, 'Hulasatü'1-Vefa' adlı eserinde Seyyid Semhudi, 'Mevehibu'l-Ledunniye'de Kastalani, 'Cevhe-ru'1-Muazzam'da ise İbni Hacer rivayet etmişlerdir.[47] İmam Ahmed'in şöyle dediği de kesindir: kuraklık sırasında Allah Rasulü (a.s) ile tevessül müstehaptır. Bu söz, ,#el-İnsaf gibi Hanbeli fıkhına dair kitapların istiska bölümlerinde kayıtlıdır.[48] İbni Hacer Askalânî de bir kasidesinde Rasulullah (a.s)'ı övüp O'nunla tevessül ederek şöyle demiştir: "Cömertlik kapıda, günahkâr âşık bir köle gelmiştir. " İmam ve Hafız Sübkî şöyle demektedir: "Rabbine karşı Hz. Peygamber (a.s)'le tevessül, istiane ve şefaat güzel olur. Bunu ne seleften ne de haleften hiç kimse inkar etmemiştir."[49] Bu konu hakkında ayrıca bkz. Muhammed Zahid el-Kevserî 'Muhıkku't-takavvulfu mes'eleti't-tevessül; Dr. İzzet Atıyy, Bid'at (373-391) ve Behcetu'n-nazır risalesi. [50]
Zikir Ve Dua Konusunda Dersler Ve Öğütler
1. Meleklere ait daimi ibadet, zikirdir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Gece, gündüz teşbih ederler hiç ara vermezler." [51]Kainatm içindekiler de daimi olarak zikirdedirler. "O'nu övgü ile teşbih etmeyen hiç bir şey yoktur, ama siz onların tesbi lerini anlamazsınız" [52] Bunlar gösteriyor ki Allah Teala'ya yapılan ibadetler içinde önemli bir yeri zikir ve dualar işgal eder. Buradan harekeketle peygamberlerin davetinin tamamının zikir ve zikrettirme olduğunu söyleyebiliriz. İnsan zikirlerden ve tezkirden aldığı pay oranında peygamberlerin (a. s) davetinden önemli ölçüde pay alabilir. Bu sebeple, zikirlerin ve bir tür zikir olan duaların, Müslümanm hayat sahasını doldurduğunu görürüz. Müslü-manın günü zikirle doludur. Müslümanın ibadetleri zikirdir. O ibadetler, zikrin yerine getirilmesine yardımcı olur. Müslümanın hayatında hiçbir şey yoktur ki, zikirle bağlantılı olmasın. İşte zikirlerin ve duaların böylece Müslümanın hayatında bütünüyle içice olduğunu görürüz. Hattâ İslam'ın temel kitabı olan Kur'an-ı Kerim, bir zikirdir. Hayatla ilgili konulardan hiç bir konu yoktur ki, Hz. Peygamber (a.s)'in o konuyu zikre bağlayıp rabteden bir yönlendirmesi olmasın, İşte namaz bir yönüyle zikirdir ve ona bağlı zikirler vardır. Namazla ilgili her şeyde zikir veya tezkir sayılacak şeyler bulunmaktadır. Abdestin zikirleri vardır.
Mescide girmenin zikirleri vardır. Ezan zikirdir ve zikirle irtibatlıdır. Kıyamın, rükûun, secdenin ve diğer namaz hareketlerinin zikirleri vardır. Uyumanın ve uyanmanın zikirleri vardır.İ"Eve girmenin ve çıkmanın zikirleri vardır. İnsanın başına gelebilecek her halin, hastalıktan kadere kadar her şeyin zikirleri vardır. Gözlemlenen her şeyin zikirleri vardır. Gök gürültüsünün, horoz sesi işitmenin, Güneş tutulmasının, rüzgar esmesinin yıldız kaymasının, yağmur yağmasının bütün bunların hepsinin zikirleri vardır.Zekatın zikirleri vardır. Orucun zikirleri vardır. Haccın zikirleri vardır. Cihadın zikirleri vardır. Yolculuğun zikirleri vardır. Yemenin ve içmenin zikirleri vardır. Müslümanların birbirleriyle karşılaştıklarında ya da toplandıklarında bunun için zikirler vardır.Nikahın zikirleri vardır. Yolun zikirleri vardır. Çarşı-pazarın zikirleri vardır. Mutlak zikirler vardır, kayıtlı yani şarta bağlı zikirler vardır. Müslüman açısından zikir, hayat sahasını doldurur. Her zikrin de Müslümanın kişiliği üzerinde etkisi vardır. Zikirlerin tamamı, insan kişiliğinin bütününü arındırıp temizler. Bundan sonra bu kitabın her bölümünde mutlaka yer almış olduğunu gördüğümüzde garip karşılamayız. Ve zikirler bölümünün geniş yer tutmasına da şaşmayız. Bir Müslümanın zikirler ve dualar hakkında gelen rivayetleri araştırması ve şüphe ile bakması bir kusurdur. Zikirleri ve duaları bilmenin en büyük ilimlerden biri olduğunu kabul etmeyen bir Müslüman cahildir. Hayatını gücü yettiğince zikirle doldurmayan bir Müslüman ihmalcidir. Müslümanın zikirlerine dair bir çok kitap yazılmıştır. İman Nevevi (rh.a)'nin 'El-Ezkâr'ı, zikirler konusu daki kitapların en değerlilerinden birisidir. Şayet elinizdeki İbadet Ansiklopedisi adı bu kitap, konularına göre tertip edilmiş bir kitap olsaydı, zikirleri ve duaları, konularıyla en ilgili yerlere yerleştirirdik ve bu bölüme de konusuyla ilgili zikir ve duaları alırdık. 3. Bazı alimler zikirle duayı kıyaslamış, aralarındaki üstünlüğe dair kaideler koymaya çalışmışlardır. Zikrin zımnî dua olduğunda şüphe yoktur. Bir yerde zikre teşvik eden bir nass geldiğinde zikir efdaldir. Bir yerde duaya davet eden bir nass geldiğinde de dua efdaldir. Her makamın, yerin ve durumun hakkını, o makamda zikrin mi, duanın mı, yoksa Kur'an okumanın mı din adma uygun görüldüğünü bilirsek ve din adına uygun görülmenin hakkını verirsek, geriye Müslümanın zikirle doldurmak isteyeceği bir vakit kalmaz. Her ânı zikirle dolmuş olur. Kur'an okumak, Allah'ı zikretmek, sonra da dua etmek Müslüman için çok önemli amellerdir.îman Nevevi'nin 'el-Ezkâr' adlı eserinde zikir ve duaya dair söyledikleri bulunmaktadır. Bunlara ileride zaman zaman değineceğiz.[53]
Zikrin Adabı
Zikreden kimsenin en mükemmel şekilde olması gerekir. Bir yerde oturursa kıbleye yönelmeli, başını eğmiş durumda mütevazı biçimde, sükûnet ve vakarla huşu içinde olmalıdır. Böyle yapmadan zikretse de caizdir, mekruh değildir. Ancak bunlara uymasına dair mazereti yoksa efdal olanı terketmiş olur. Zikredilen yerin tenha ve temiz olması gerekir. Çünkü bu durum, zikrin ve zikrolunanın hürmetine en uygun olanıdır. Bundan dolayı mescidlerde ve şerefli mekanlarda zikretmek övülmüştür. Büyük İmam Ebu'l-Meysere şöyle demiştir: "Allah Teala, mutlaka hoş bir mekanda zikredilmelidir." Zikredenin ağzının da temiz olması gerekir. Ağız kokusunda bir değişiklik varsa, ona misvakla giderir. Bir pislik varsa, suyla yıkanmak suretiyle temizler. Yıkanmadan zikrederse de haram değildir, ancak mekruhtur Ağzı pis olarak Kur'an okusa mekruh olur. Haram olup olmadığı konusunda ashabımıza ait iki görüş vardır. En sağlıklısı, haram olmadığına ilişkin olanıdır. Zikir müstehap olduğu gibi, zikir halkalarında oturmak da müstehaptır. Bununla ilgili deliller de vardır.[54]
Zikrin Mekruh Olduğu Haller
Dinin istisna ettiği haller dışındaki bütün hallerde zikir hoştur. Burada dinin istisna ettiği hallerden bazısını zikredecek, ilgili bölümlerinde gelecek olanlara da işaret edeceğiz inşallah. İhtiyaç gidermek için tuvalete oturulduğunda zikir haramdır. Cinsel ilişki halinde de haramdır. Hatibin sesini dinleyen kimseye hutbe sırasında zikretmek haramdır. Namazda kıyamda iken zikir haramdır. O anda kıaatle meşgul olunur. Uyuklarken ne dediğini bilmez derecede uykusuzluktan adeta sarhoş olmuşken de zikir haramdır. Yolda ve hamamda (banyoda) zikretmek ise haram değildir. En doğrusunu ise Yüce Allah bilir.[55]
Zikirde Tefekkür
Zikrin amacı kalb huzurudur. Zakirin maksadı da bu olmalı ve bunu elde etmeye istekli olmalıdır. Zikrettiğini düşünür, mânâsını kavramaya çalışır.Amaçlarının bir oluşundan dolayı okumanın amacı tefekkür oldğu gibi, zikirden amaçlanan da tefekkürdür. Ondan dolayıdır ki, tercih edilen sahih görüş, zakirin "La ilahe ilallah" sözündeki maddi tefekküre yardımcı olduğundan uzatmasının müstehap olduğu şeklindedir. Bu konuda gerek selefin ve gerekse halef imamlarının görüşleri meşhurdur. En Doğrusunu ise Yüce Allah bilir.[56]
Zikri Kesmek Ne Zaman Müstehap Olur?
Zikredenin, başına gelen bazı hallerde zikri kesmesi- müstehapdır. O hal ortadan kalkınca tekrar zikre döner. Mesela: Kendisine selâm verilirse selâmı alır sonra yeniden zikre döner. Aynı şekilde yanında birisi aksırırsa; "yerhamükallah" der, sonra yeniden zikre döner. Hatibin sesini duyunca da böyle yapar. Müezzinin sesini işitince de onunla birlikte ezan kelimelerini tekrarlar sonra yeniden zikre döner. Dinin reddettiği bir şey (münker) görürse, nehy-i anil-münker yapar veya Temr-i maruf yapacak bir durum görürse 'emr-i maruf yapar.Kendisine danışılırsa cevaplandırır, ondan sonra yeniden zikre döner. Uyku âdeta sarhoş eder duruma getirirse zikre ara verir.[57]
Namazda Zikri Telaffuz Etmek
Namazda ve başka idaetlerde meşru olan dinin öngördüğü zikirler, farz' olsun müstehap olsun kişi onları duymasına engel bir özrü yoksa ve sağlıklıysa kendisi işitecek kadar diliyle söyleyip telaffuz etmedikçe sayılmaz ve kabul edilemez.[58]
Abdestsizin-Cünübün Ve Hayızlının Zikri
Alimler, abdestsizin, cünübün, hayızlınm ve lohusaların kalble ve dille zikretmesinin caiz olduğunda icma etmişlerdir. Bu, teşbih, tehlil tahmid tekbirdir. Rasulullah (a.s)'a salât, selâm ve dua etme gibi hususlarda da geçerlidir. [59]Ama cünübün, hayızlınm ve lohusalaruı Kur'an-ı Kerim okumaları haramdır. Az veya çok, hattâ bir âyetin birazını bile okuması haramdır. Ancak telaffuz etmeden zihinden geçirmeleri caizdir. Mushafa bakıp zihinden takip etmeleri de böyledir. Dokunmadan göz ucuyla takip etmeleri caizdir. Mezhebimizin imamları şu kanaattedirler: Cünübün ve hayızlımn başlarına gelen bir felaketten dolayı; "Innâ lillâh ve innâileyhirâciûn", Bir binite binerken; "Sübhanellezi sehhara lenâ hazâ ve mâ künnâ lehû mukrinîn ve innâ ilâ Rabbinâ le-munkalibûn", Dua ederken; "Rabbena âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil-âhireti hasene-ten ve kmâ azabennâr" demeleri, bunları derken Kur'an okumaya niyetlenmeleri şartıyla caiz olur.Yine cünüp ve hayızlımn Kur'an'a niyetlenmedikleri sürece "Bismillah" ve "Elhamdülillah" demeye de haklan vardır. Bunları derken zikre ya da başka bir şeye niyetlenmeleri farketmez. Kur'an niyetiyle söylemedikçe günahkâr olmazlar.Âmâ birisine "Huzi'l-kitabe bi kuvve" (Kitabı sıkıca tut) veya "Udhûhâ bi-selâmin âminin" (Oraya selâmetle emin bir şekilde girin) gibi bir söz söylerse ve bununla Kur'an'a değil başka bir şeye niyetlenmişlerse, bu sözleri söylemeleri haram değildir.Cünüp ve hayızlı, su bulamazlarsa teyemmün yaparlar ve o teyemmümle Kur'an okuyabilirler. Teyemmümden sonra abdest bozmuşsa, gusledip de ab-dest bozmuş gibi Kur'an okuması haram olmaz. Yeniden abdest tazeler veya teyemmüm eder ondan sonra okumaya devam eder. Hazerde veya seferde su bulamadığı için teyemmüm yapması arasında bir fark yoktur. Ondan sonra abdest bozsa da Kur'an okumaya devam etme hakkı vardır.Cünüp olan birisi teyemmüm etse sonra su görse, o suyu kullanması gerekir. O zaman artık gusledinceye kadar Kur'an okumak da, cünübe haram olan diğer şeyer de kendisine haram olur. Teyemmüm yapsa, namaz kılsa ve Kur'an okusa da, sonra abdestini bozduğundan veya bir başka farizayı yerine getirmek için veya başka bir şey için yeniden teyemmüm yapmak istese, Kur'an okumak kendisine yine haram değildir.Tercih edilen sahih görüş budur.Ama cünüp olan kişi su ve toprak bulamazsa, vaktin hürmetine o haline rağmen namazını kılar. Ancak namaz dışında Kur'an okuması haramdır. Namazda da Fatma'dan başka âyetler okuması haramdır.Fatiha'yı okuması da haram olur mu? Bu konuda iki ayrı görüş vardır: Birinci görüşüne göre haram olmaz. Aksine farz olur. Çünkü namaz ancak Fatiha ile sahih olur. Zaruret dolayısıyla namaz caiz olduğu gibi kıraat da caiz olur şeklindedir. İkinci görüşüne göre ise haram olur. Ancak Kur'an'ı iyi bilmeyen kimsenin yaptığı zikirleri yapar o kadar.. Bu, fer'i yani asli olmayan bir meseledir. Anlattıklarımızla ilgisinden dolayı buraya yer vermeyi uygun gördük ve konuyu özetle ele aldık. Değilse, fıkıh kitaplarında meselenin tamamlayıcısı unsurları ile yeterli delilleri vardır. En doğrusunu ise Yüce Allah bilir.[60]
Dille Ve Kalble Zikir
Zikir, kable de olur, dille de. Efdal olanı; hem kalble hem de dille olanıdır. İkisinden birisine hasr edecek olsa, kalble olanı daha faziletlidir. Riyakârlık (ikiyüzlülük) sanılmasından korkarak kalble zikrederken dille zikri terk etmemek gerekir. Bilakis her ikisiyle birlikte zikir yapılmalıdır.Zikirle Allah Teala'nın rızası amaçlanmalıdır. Fudayl (rha)'m ameli insanlardan dolayı terk etmenin riya olduğuna dair sözünü daha önce takdim etmiştik. İnsanlar bir insan hakkında ileri geri konuşuyorlar. Yalan yanlış kanaatlere kapılmalarından çekinelim diye o insana hayır kapılarının bir çoğunu kapamayınız. Değilse kendisi aleyhine dinin önem verdiği büyük bir şeyi yitirmiş olur. Ariflerin yolu ise bu değildir.[61]
Zikir Geneldir
Zikrin fazileti; sade teşbih, tehlil, tahmid, tekbir ve benzerlerine münhasır değildir. Aksine Allah için bir tâat işleyen her kişi, Allah Teala'yı zikretmektedir. Said bin Cübeyr (r.a) ile bir çok alim böyle söylemiştir. Atâ (rha) ise: "Zikir meclisleri helâl ve haram meclisleridir. Nasıl satın alır, satar, namaz kılar, oruç tutar, nikah kıyar (evlenir), boşar, hacceder vs. işler yaparsan öyle..." demiştir.[62]
Dersler Ve Öğütler
1. Duayı Allah'a hamdederek ve peygambere salâtı selâm okuyarak açmak müstehaptır. Duanın ortasında ve sonunda Hz. Peygamber (a.s)'e sa-lavât getirmek de müstehaptır. Duayı tekrarlamak ve insanın Müslüman kardeşinin gıyabında dua etmesi de müstehaptır. Dua edenin, duanın kabulü konusunda acele etmemesi gerekir.
İmamı Gazeli, İhya'da şöyle der: "Duanın âdabı ondur:
1) Arafat günü, Ramazan ayı ve Cuma günü gecenin son üçtebirlik dilimi, seher vakitleri gibi değerli zamanları gözetmek.
2) Secde hali, iki ordunun birbirine girişi, yağmurun yağışı, namaz kılmışı ve sonrası gibi kıymetli halleri ganimet bilmek.
3) Dua sırasında kıbleye yönelmek, elleri yukarı kaldırmak ve sonunda elleri yüze sürmek.
4) Sesi düşükle yüksek tonaj arasında kısmak
5) Seci yapacağım (Sözleri kafiyeyle sonuca bağlayacağım) diye zorlanmamak. Seci'i, duada aşırıya kaçmak şeklinde yorumlamışlardır. En iyisi peygamberden geldiği kesin duaları etmektir. Herkes güzel dua edemez. Duada aşırıya gitmesinden korkulur. Bazı alimler şöyle demişlerdir: "Yalvara yakara dua et, fesahatla, edebi konuşmaya zorlanarak ve özenerek ve akıcı bir dille değil." Denilir ki: "Alimlerle abdallar duada yedi cümlenin üstüne çıkmazlar." Buna, Allah Teala'nm Bakara Sûresinin sonunda zikrettiği şu dua şahittir:"Rabbimiz, bizi muaheze etme... "Hiçbir yerde Allah Teala kullarının dualarından bundan daha fazlasını haber vermemiştir.
Allah Teala'nın İbrahim Sûresin'de yer alan kelâmı da buna benzer: "Hani ibrahim: "Rabbim, bu beldeyi emin kıl," demişti," [63] Alimlerin cumhurunun kabul ettiği tercih edilen görüş, bu konuda bir sınırlama olmadığı yedi cümleden fazla dua edilmesinin mekruh sayılmayacağı, aksine çokça dua etmenin mutlaka müstehap addedileceği şeklindedir.
6) Yalvara yakara, korkup ürpererek dua etmek. Nitekim Allah Teala şöyle buyurur:
"Gerçekten onlar hayır işlere koşarlar, umarak ve korkarak bize dua ederlerdi ve bize derin saygı gösterirlerdi."[64]
"Rabbinize yalvarararak gizlice dua edin." [65]
7) İsteğinde azimli omak, duanın kabul edileceğine kesinlikle inanmak ve bu konuda umudunu sağlam tutmak. Bunun bir çok meşhur delili vardır. Süfyan bin Uyeyne.(rha); "Herhangi birinizi kendi bildiği günahları, dua etmekten alıkoymasın. Çünkü Allah Teala yarattıkların en kötüsü İblis' e;"Rabbim, bari dirilecekleri güne kadar beni (m canımı almayı) ertele," dediğinde, "Haydi, sen er_te' ^mislerdensin,"[66] demiştir.
8) Duada ısrar etmek;;uŞJdefa tekrarlamak ve kabul edilmesini gecikmiş saymak.
9) Duaya Allah Teala'yı zikrederek başlamak.
Allah Teala'ya hamd ve sena ettikten sonra Rasulullah (a.s)'a salâvât okumak, bitirirken, hamdle ve salâvâtla bitirmek.
10) En Önemlisi ve kabul olunmasında asıl olanı, tevbe yaptığı haksızlıkları telafi ve Allah Teala'ya yönelmektir."
2. Dara düşmüş insanın yaptığı salih amelle Allah'a tevessül etmesi müs-tehaptır. Dua edenin, dua sırasında ellerini kaldırması, sonra yüzüne sürmesi de müstehaptır.
İman Nevevi (rha) 'el-Ezkar[67]'da şöyle der: "Tirmizi'de Hz. Ömer bin Hattab (r.a)'dan bize şöyle intikal etmiştir: "Rasulullah (a.s) dua anında ellerini kaldırdığında, yüzüne sürmeden indir-mezdi." Ebu Davud'un Sünen'inde de İbni Abbas (r.a)'dan bir benzeri rivayet olunmuştur. Her ikisinin isnadında da zaaf vardır. Hâfz Abdulhakk (rha)'ın; "Tirmizi ilk hadis için (Bu sahih bir hadistir," demiştir," sözüne gelince, Tirmizi'nin hiç bir mutemet nüshasında bu hadisin sahih olduğu belirtilmemiştir. Bilakis Tirmizi hadis için; "gariptir," demiştir."İşte bu sebeple bazı âlimler duadan sonra ellerini yüzüne süren kimselere karşı çok katı davranmışlardır. Bu konda çeşitli rivayetlerle gelmiş hadisleri de çok zayıf kabul ederek rivayetlerin birbirini güçlendirmediğini var saymışlardır. Halbuki gerek İmam Nevevi, gerekse Beyhakî, hadisler hakkında "zayıftır," değerlendirmesinde başka bir şey söylememişlerdir.Bu alimler, İzz bin Abdus selam'dan şöyle dediğini nakletmişlerdir:"Duadan sonra ellerini yüzüne ancak bir cahil sürer."Fütuhat—ı Rabbânîyye'de; "Bu hüküm, İzz bin Abdusselâm'ın bu hadisleri görmediğine yorulur," demiştir. [68] Hadisi, Tirmizi Hammad bin İsa el-Cühenî tarikıyla rivayet etmiştir. İbni Mu'în, Hammad için, "Salih'in Şeyhidir (Hadis Hocası)" derken, başkaları zayıf bir ravi olduğu değerlendirmesinde bulunmuşlardır. Böylece hadislerin çok zayıf olduğu ortaya konmakla yerinilmemiş, £ **:nad bin îsa da çok zayıf bir ravi konumuna konmuştur. Kanatimize göre bu hususta yersiz katı bir tutum takınılmıştır. Bu hüküm, namaz haricindeki dua ile ilgili olandır. Namazda olana gelince:Beyhakî şöyle der:
"Dua bittikten sonra ellerin yüze sürülmesine gelince, ben kunut duası hakkında Selefin hiçbirinden bir hadis ezberlemiş değilim. Her ne kadar birisinden namaz dışında yapılan duada böyle yapılacağı rivayet edilmişse de bu hususta Hz. Peygamber (a.s)'den zayıf bir hadis rivayet olunmuştur. Söz konusu hadis, bazılarınca namaz dışında elleri yüze sürmek şeklinde uygulanmaktadır. Namazdakine gelince, ne sahih bir hadisle ne kesin bir nassla ne de kıyasla tesbit edilmemiş bir davranıştır. En iyisi yapmamak, sadece Selefin yaptığı gibi namazda yüze sürmeden, elleri yukarı kaldırmaktır." [69]Münavi de şöyle der: "Şafiilerin yaptığı gibi, bunu yapmak sünnettir. Nevevi de el-Tahkîk'te bir kaç hadise dayanarak bu kanaatte olduğunu belirtmiştir. İşte bu da, yani "Ellerini kaldırdığında...." İttifak ettiklerinden birisidir. Bu hadisler, isnad-ları zayıfsa da, isnadların bir araya gelmesiyle güçlenmişlerdir. Nevevi'nin Mecmû'da İbni Abdusselâm'ın; "Bunu ancak cahil yapar," sözünü izleyerek söylediği "Mendup değildir," sözü ise yapılması çerçevesinde bir sözdür." [70]
Bu hareketin yani elleri duadan sonra yüze sürmenin en azından bid'at olmadığı ortaya çıkmaktadır. Yine de en iyisini Yüce Allah bilir.
3. Dua müstehaptır. Duanm mı, yoksa sükût edip kabullenmenin mi daha faziletli olduğuna gelince, İmam Nevevi (rh.a) şöyle demiştir:
"Fakîhlerin, muhaddislerin ve hep Selefle Haleften oluşmuş çeşitli gruplardan alimlerin cumhurunun tercih ettiği görüş, duanın müstehap olduğudur. Allah Teala şöyle buyuruyor: "Rabbiniz, Bana dua edin de kabul edeyim," buyurdu." [71] "Rabbinize yalvararak gizlice dua edin."[72] Bu konudaki ayetler hem çoktur, hem de meşhurdur. Sahih hadislere gelince:
En meşhurları ile en açık olanlarını, dualar bölümünde daha önce zikd mistik. Bunlar bu konuda yeter de artar bile. Muvaffakiyet Allah'tandır.
İmam Ebu'l-Kasım, 'el-Kuşeyri' Risalesinde şöyle demektedir:
"İnsanlar duanın mı yoksa susup rıza göstermenin mi en iyi olduğunda anlaşmazlığa düşmüşlerdir.
Bazıları: Daha önce geçen; "Dua ibadettir," hadisine dayanarak dua ibadettir. Çünkü dua, Allah Teala'ya muhtaç olduğunu ortaya koymaktır," demişlerdir.
Bazıları da: "Allah'ın hükmü altında susup ses çıkarmamak daha uygun ve kadere razı olmak daha iyidir," demişlerdir.
Bir cemaat ise: "Dua, sahibi diliyle, rıza sahibi de kalbiyle hem duayı hem de sükutu birlikte yapmış olurlar," demiştir." YineKuşeyriderki:
"En iyisi; "vakitler çeşit çeşittir," demektir. Bazı durumlarda dua sükuttan daha faziletlidir ve edebtir. Bazı durumlarda da sütut duadan daha faziletlidir ve edebtir. Hangisinin yapılacağı, vakitle anlaşılır. Kalbinde duaya bir işaret hisettiğinde o anda dua daha iyidir. Sükuta dair bir işaret hissettiğinde de sütut daha uygundur."
Kuseyri gerisini şöyle getirmiştir:
"Ya Müslümanlar lehine bir kısmet veya Allah Teala'ya ait bir hak vardır," denilmesi en doğrusudur. İbadet oluşu bakımından dua daha iyidir. Yok eğer senin lehine bir pay varsa, o zaman da susmak daha uygundur. Dua edenin yediğinin helal olması, duanın şartlarmdandır."
Yahya bin Muaz Razî (r.a) şöyle demiştir:
"Sana nasıl dua edeyim ki, ben asîyim. Sana nasıl dua etmeyeyim ki, sen cömertsin."
Kalbin huzurlu olması da duanın edeplerindendir. Delili inşallah ileride gelecektir.
Bir alim de şöyle demiştir:
"Duadan maksat, Allah'a muhtaç olunduğunun ortaya konmasıdır. Değilse Allah Teala zaten dilediğini yapar."
îmam Gazeli de şöyle der:
"Kazayı hiç bir şey geri çeviremezken, duanın faydası nedir?" diye sorulursa, bilin ki, belanın dua ile savuşturulması da kaza cümlesindedir. Dua, belanın savuşturulması ve rahmetin mevcudiyeti için sebeptir. Tıpkı kalkanın oktan korunma, suyun ise topraktan bitkileri yeşertme vasıtası oluşu gibi... Kalkanın oku savuşturduğu gibi onlar da bir belayı savuşturur. İşte dua ve kader de böyledir. Silah taşımak kadere iman etmenin şartı değildir. Allah Teala; "Ey iman edenler, tedbirinizi alın," [73] buyurmuştur. Allah Teala bir şeyi takdir etmişse, sebebini de takdir etmiştir."
Bir insanın kendisine iyilik edene dua etmesi müstehaptır. İmam Nevevi (rh.a) şöyle demiştir:
"Bize Tirmizi, Üsame bin zeyd (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kendisine bir iyilik yapılan kimse, o iyiliği yapana: "Allah seni en hayırlı Ödülle ödüllendirsin," derse, en iyi biçimde övmüş olur,"
Tİrmizi,, hadisin hasen sahih olduğunu belirtmiştir.
Az önce dili koruma bölümünde sahih bir hadiste Hz. Peygamber (a.s)'in şöyle buyurduğunu nakletmiştik:
"Kim size bir iyilik yaparsa, siz de ona bir iyilik yapın. Karşılık verecek veya iyilik yapacak bir şey bulamazsanız, ona dua edin de sizin kendisine karşılık verdiğini anlasın."
5. Fazilet sahibi kimselerden dua istemek müstehaptır. Hattâ dua isteyen, dua istediğinden daha faziletli bile olsa... Değerli mekânlarda dua etmek de müstehaptır.
İmam Nevevi (rh.a) şöyle der:
"Bu konudaki hadisler, sınır konulamayacak kadar çoktur. Bu konuda icma edilmiştir. Delil getirenlerin en güçlüsü Ebu Davud'la Tirmizi'nin eserlerinde yer alan şu hadistir. Hz. "Ömer bin Hattab (r.a) anlatıyor: "Hz. Peygamber (a.s)'den umreye gitmek için izin istedim. Bana izin | di ve: "Kardeşcağızım, bizi duadan unutma," buyurdu."
Hz. Ömer (r.a) demiştir ki: "Öyle bir cümle idi ki, dünya benim olsa o kadar sevinmezdim." Bir rivayette ise Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey kardeşcağızım, bizi de duana kat."
Tirmizi, bu hadisin hasen, sahih bir hadis olduğunu belirtmiştir. Biz de hadisi, yolcunun zikirleri bölümünde zikretmiştik.
6. Rasulullah (a.s) kişinin kendisine, çocuğuna, hizmetçisine, imajına ve benzeri şeylerine beddua etmesini yasaklamıştır.
İmam Nevevi (rha) şöyle der:
"Ebu Davud'un Sünne'inde Cabir (r.a)'den sahih bir isnadla şu hadj vayet edilmiştir:
"Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kendi kendinize beddua etmeyin. Çocuklarınıza beddua etmeyin. Hizmetçilerinize beddua etmeyin. Mallarınıza beddua etmeyin. Allah'ın duaları kabul ettiği ana rastlamayın. O anda (ne istenirse) verilir. Dolayısıyla sizin duanız da kabul ediliverir."
Hadiste geçen nîle kelimesinin okunuşu, nîle şeklindedir. Anlamı da, duaların kabul edildiği an demektir. Kul o anda isteğine kavuşur ve kendisine istediği verilir.
Müslim de bu hadisi Sahih'inin sonunda rivayet etmiştir. O hadiste Rasulullah (a.s) şöyle buyurur:
"Kendi kendinize beddua etmeyin. Çocuklarınıza beddua etmeyin. Mallarınıza beddua etmeyin. Allah'ın kendisinden isteneni verdiği âna rastlamayın. Dolayısıyla sizin duanız da kabul ediliverir."
7. Peygamberler dışındaki kimselelere salât ve selâm okumakla, sahabeye radıyallahu anh ve rahimehullah demenin hükmü vardır. Ve bu caizdir.
İmam Nevevi şöyle der:
"Alimler, Peygamberimiz Hz. Muhammed (a,s)'e salât ve selâm okuma konusunda icma etmişlerdir. Bu kanaatte olanlar, aynı şekilde diğer peygamberle ve meleklere de salat ve selam getirmenin caiz ve müstehap olduğunda icma etmişlerdir. Ya peygamberlerden başkasına Cumhur, peygamberlerden başkasına salât ve selâm okunmayacağı görüşündedir. Hz. Ebu Bekir sallallah aleyhi ve sellem denmez. Ve yasağın hükmü konusunda anlaşmazlığı düşmüşlerdir. Bazı mezhep mensuplarımız "Haramdır" derken, çoğunluğu tenzihi mekruhtur," demiştir. Bir çoğu da "evlâ (en iyi) olanın, aksi görüşe sahip olarak mekruh değildir," demişlerdir. Doğrusu, çoğunluğun görüşüdür. Yani tenzihen mekruhtur. Çünkü bu bid-atçilerin alametidir. Onların alâmetleri ise bize yasaklanmıştır. Mekruh, hakkında belirlenmiş bir yasak bulunan demektir. Mezhep âlimlerimiz: "Bu hususta güvenilir olan, salâtm, Selefin dilinde peygamberlere (a.s) mahsus oluşudur." Azze ve Celle deyişimizin Allah'a mahsus oluşu gibi. Muhammed azze ve celle denmeyişi gibi. Peygamberler dışındakilerin de peygamberlerle birlikte salavata dahil edilmesinin caiz olunduğunda da ittifak etmişlerdir. Nitekim; "Allahümme salla ala Muhammed ve ala ali Muhmmedin ve ashabihi venezvacihi ve zürriyyetihi ve etbâhi" denilir. Dayanağı, bu konudaki sahih hadislerdir. Teşehhüdde böyle salavat okumamız emredilmiştir bize. Selef de ise namaz dışında da bu salavata devam etmekten geri durmamıştır." Selam konusunda ise Mezhebimizin imamlarından Ebu Muhammed Cüveyni şöyle demektedir: "Selam da salat anlamındadır. Üçüncü tekil şahıs gaib; muhattab olmayan insanın karşısında bulunmayan için kullanılınız. Peygamberler dışında tek bir kişiye bile kullanılmaz. Hz. Ali aleyhisselâm denmez. Bunun Ölüler ve diriler hakkında kullanılması da farketmez. Ama hâzır şahsa (karşıda bulunan) muhatap olunan kimseye "Selamün aleyke "Selamün aleyküm" yahut "Esselamü aleyke" veya "aleyküm" denir. Bunda icma vardır. Açıklaması kendi bölümünde gelecektir.
Sahabe ve tabiin için, "Radıyallahu anh" ve Rahimehullah" ya da "rahmetullahi aleyh" demek müstehaptır. Onlardan sonra gelmiş alimler, abidler ve diğer seçkin insanlar için de "radıyallahu anh" veya "rahimehullah" denilir. Ama bazı alimlerin; "radıyallahu anh" duasının sahabeye mahsus olduğuna, sahabe dışındakiler için sadece "rahimehullah" denileceğine dair görüşü, denildiği gibi değildir. Onaylanmaz. Bilakis doğrusu, cumhurun görüşüdür. Yani başkalarına da "radıyallahu anh" denmesi müstehaptır. Bunun delilleri sınırlandırılmayacak kadar çoktur. Eğer anılan kişi sahabi oğlu bir sahabi ise; "İbni Ömer radıyallahu anhuma"der. Ibni Abbas için de böyle söyler, İbni Zübeyr için de, İbn Cafer için de, Üsame bin Zeyd için de, başkaları için de duaya hem o sahabiyi, hem de babası olan sahabiyi birlikte katmak için hep böyle söyler.
Lokman ve Meryem'in adı anıldığında onlara da peygamberler gibi salatmı okunur,yoksa sahabe ve evliya gibi "radıyallahu anh" ve "anha"mı denir, yoksa "aleyhimesselam"mı denir? Bunun açıklaması: Alimlerden bir çok grup onların peygamber olmadığı görüşündedir. Peygamberdir diyenler tek kalmışlardır. Bu söze iltifat edilmez ve üzerinde durulmaz." [74]
Bazı âlimler şöyle demiş ve anlaşılabilecek bir söz söylemişlerdir:
Lokman veya Meryem sallallahu ale'l-enbiya ve aleyhi -veya aleyhâ- ve sellem gerekçesini de şöyle açıklamışlardır: Çünkü Lokman'la Meryem, Kur'an'da yüceltildikleri için radıyallahu anh denilen kimselerden daha yüksek bir durumdadırlar. Doğrusu biz bunda bir sakınca görmüyoruz. Fakat en tercihe sayan görüş; "radıyallahu anh" veya "anha" denmesidir. Çünkü bu, peygamberlerin dışında bir mertebesidir ve Lokmanın'da Meryem'in peygamber oldukları da kesinleşmemiştir.
İmamu'l-Haremmeyn kendisi her ne kadar aleyhisselâm veya aleyhe-, selâm dese de elimlerin, Meryem'in peygamber olduğunda icma ettiklerini-İrşad'da söylemektedir. Doğrusu, aleyhisselâm denmesinde bir sakınca yoktur. En doğrusunu Yüce Allah bilir. [75]
SABAH VE AKŞAMIN ZİKİR VE DUALARI
3014-Tirmizi, Ebu Râşid el-Hubrânî (rh.a)'den rivayet etmiştir: "Abdullah bin Amr bin As'ın yanma gittim."Bize Rasulullah (a.s)'dan duyduğun bir hadisi aktar," dedim. Bana bir hadis sahifesi uzattı: "Bunu bana Rasulullah (a.s) yazdırdı," dedi. Sahifeye'ye şöyle bir göz attım, bir de ne göreyim? Orada şöyle geçmiyor mu? Hz. Ebu Bekir Sıddîk: "Ya Rasulallah (a.s), bana sabaha eriştiğimde ve akşama çıktığımda" demiş. O da: "Ebu Bekir, "Allah'ım, göklerin ve yerin yaradanı, gizlidekini de açıkta-kini de bilen, senden başka ilah yoktur. Nefsimin şerrinden de, Şeytan'm ve şirkinin şerrinden de, nefsime kötülük etmekten veya bir Müslümana kötülük etmekten de sana sığınırım," de." buyurmuş."[76]
3015-Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Ebu Bekir Sıddîk: "Ya Rasulallah, bana sabaha eriştiğimde ve akşama çıktığımda söyleyeceğim bir kaç cümle emir buyur," dedi. O da: "Allah'ım, göklerin ve yerin yaradanı, gizlidekini de, açıktakini de bilen, her şeyin Rabbi ve hâkimi, senden başka ilah olmadığına iman eder, nefsimin şerrinden de, Şeytan'ın ve şirkinin şerrinden de sana sığınırım," de. Bunları sabaha eriştiğinde ve akşama çıktığında ve yatacağın zaman söyle," buyurdu."[77]
3016-Ebu Davud, Ebu Ayyaş ez-Zürkî (r.a)'den -Bir rivayette İbni Ebu Âyiş şeklinde geçmektedir.- rivayet etmiştir: "Rasulullah (a .s) şöyle buyurdu:"Sabaha çıktığında kim, "Şeriki olmayan bir Allah'tan başka ilah yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, herşeye kadirdir/' derse, bu, onun Hz. İsmail (a.s) neslinden bir köle azad etmesine denktir, kendisi adma on sevap yazılır, on günahı silinir, derecesi on derece yükseltilir, akşama kadar da koruma altında olur. Eğer bunları akşamleyin söylerse, sabaha kadar da böyle olur," buyurdu."
Hammad şöyle demiştir:"Bir adam Rasulullah (a.s)'ı rüyasında gördü: "Ya Rasulullah, Ebu Ayyaş bize senden şöyle şöyle rivayet ediyoruz," dedi. "Ebu Ayyaş doğru söylemiş/ buyurdu."[78]
3017-Ahmed bin Hanbel, Ebu Eyyub el-Ensârî (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu:"Şeriki olmayan bir Allah'tan başka tanrı yoktur. Hâkimiyet O'nundur, hamd O'nun...O, yaşatır ve öldürür. O, herşeye kadirdir," diyen kimse, bunları sabaha eriştiğinde söylerse, bu yüzden kendisine yüz sevap yazılır, yüz günahı silinir, bir köle azad etmesine denk olur. O andan akşama kadar da korunur. Bunları akşama çıktığında söyleyen kimseye de aynısı verilir."[79]
3018-Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulüüah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kim, şeriki olmayan bir Allah'tan başka tanrı yoktur. Hâkimiyet O'nundur, hamd O'nun...O, her şeye kadirdir," diye bir günde yüz defa söylerse, bu, on köle azad etmesine denktir. Yüz sevap yazılır, yüzgünahı silinir, o gün akşama kadar onun için Şeytan'dan korunma olur, bundan daha çok bir amel işleyen kimseden başka hiç kimse böyle diyenin yaptığından daha faziletli bir amel de yapmamış olur."[80]
Bir Açıklama
Daha önce sabah namazından sonraki zikirler bölümünde "Şeriki olmayan bir Allah'tan başka ilah yoktur. Hâkimiyet O'nundur, hamd O'nun ... Yaşatır ve öldürür. O, her şeye kadirdir," diye yüz defa söylemenin mendup olduğu daha önce geçmişti. İşte şimdi burada mutlak mânâda mendup olarak yine geçti. Ancak sabah ve akşam söylenmesi, bir ya da on defa söylenmesi kaydı ile... Bu, insanın sabah ve akşam, kolayına geldiği kadarıyla Allah (c.c)'ı zikretmesinin müstehap olduğunu gösteriyor. Önemli olan, bu zikirden payım alması ve bu zikri yapmadan bir gün geçirmemesidir.
3019-Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureye (r.a)'den rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kim, Allah (c.c)'dan başka ilah yoktur. O, tektir, ortağı yoktur, mülk O'nundur, Hamd O'na mahsustur. O, her şeye kadirdir," sözlerini günde yüz kere söylerse, ona on köle azad etmiş gibi sevab verilir. Onun için yüz ha-sane yazılır. Yüz kötülüğü silinir. Bu, o gün akşam oluncaya kadar kendisini Şeytan'dan korur. Aynı şeyi mükemmel bir şekilde ve daha fazlasıyla yapandan başka hiç kimse onun yaptığından daha üstün bir şey yapmış olamaz."[81]
3020-Ebu Davud, Eban bin Osman (rh.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s):" Sabaha çıktığında, ne yeryüzünde, ne de göklerde ismi anıldığında hiç bir şeyin zarar vermeyeceği Allah'ın adıya....-Üç defa- "O, işitendir, bilendir," diyen kimsenin başına o gün sürpriz bir belâ gelmez. Bunları akşamleyin söyleyenin başına da o gece sürpriz bir belâ gelmez."Daha sonra Ebah felç oldu. Bu hadisi bildirdiği bir adamın kendisine baktığını gördü:"Hayrola bana ne bakıyorsun? Ne ben Osman'ın ağzından yalan söyledim, ne de Osman Rasulullah (a.s)'m ağzından yalan söyledi. Yalnız bu hastalığa tutulduğum gün, Allah'ın takdiri yerini bulacak ya, unutup o duayı edemedim," dedi. "Ebu Davud'un rivayet ettiği hadisin sonu ise şöyledir:
"Bu işin başıma geldiği gün sinirlendim, dolayısıyla da bu cümleleri söylemedim."
Ayrıca sabahı sonra, akşamı önce anmıştır. Bir başka rivayette ise râvî felç olduğunu belirtmemiştir.[82]
3021-Tirmizi, Abdullah bin Hubeyb (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Yağmurlu ve çok karanlık bir gecede bize namaz kıldırsın diye Rasulullah (a.s)'ı aramaya çıktık. Bulduk da. Bana: "Söyle," buyurdu. "Ne söyleyeyim ya Rasulallah?" dedim. "Akşama çıktığında ve sabaha eriştiğinde 'kulkuvallah' ile muavizeteyni (Felak ve Nâs Sûrelerini) üçer defa oku, her şeye karşı sana yeterler," buyurdu."
Ebu Davud'un bir rivayetinde ise [83]şöyle geçer: "Söyle," buyurdu. Bir şey söyleyemedim. Sonra; "Söyle," buyurdu. Bir şey söyleyemedim. Sonra yine; "Söyle," buyurdu.
"Ya Rasulallah, ne söyleyeyim ki?" dedim." Ondan sonra hadisi zikretti."[84]
3022-Ahmed bin Hanbel, Abdurrahman bin Ebzâ (rh.a) vasıtasıyla babasından rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) sabaha eriştiğinde: "İslam fıtratı, ihlas kelimesi üzre ve peygamberimiz Muhammed'in dini üzre ve babamız İbrahim'in milletliği üzre, muvahhid ve Müslüman olarak, müşriklerden olmayarak sabahladık," buyururdu."[85]
3023-Ahmed bin Hanbei, Zeyd bin Sabit (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a,s) Zeyd'e şöyle öğretti ve her sabah ailesine de söyletmesini emretti:
"işte buradayım Allah'ım, emrine amadeyim. Hayrın tamamı seninı elindedir, sendedir, seninledir ve sanadır.
Allah'ım, söylediğim her söz, adadığım her adak, ettiğim her yemin; senin dilemen (iraden) bunların önündedir. Dilediğin olur, dilemediğin olmaz. Güç de, kuvvet de ancak Allah'ladır. Allah her şeye kadirdir.
Allah'ım, ettiğim her dua, senin dua ettiğinin (duaya lâyık gördüğünün) üstüne olsun. Ettiğim her lanet de senin lanet ettiğinin üstüne olsun. Sen benim dünyada da, âhirette de dostumsun. Beni Müslüman olarak öldür ve salihlerin arasına kat. Senden zarar verici bir hale ve saptırıcı bir fitneye düşmeden sana kavuşmaya özlem duymayı, kadere ve ölümden sonra dirilmeye razı olmayı ve yüzüne (cemâline) bakmayı diliyorum. Zulmetmekten veya zulme uğramaktan ya da saldırmaktan veya saldırıya uğramaktan ya da hataya düşürücü bir hata işlemekten veya bir günah işlemekten sana sığınırım. Allah'ım, göklerin ve yerin yaradanı, gizlidekini de, açıktakmi de bilen, celâl ve ikram sahibi, ben bu dünyada sana bildiriyorum ve seni şahid tutuyorum -şahid olarak sen yetersin- ki ben şeriki olmayan ve biricik olan senden başka ilah olmadığına, hâkimiyetin de, hamdin de (övgünün de) sana ait ve senin her şeye kadir olduğuna inanıyorum. Muhammed'in de senin kulun ve Rasulün olduğun inanıyorum. Va'dinin hak, sana kavuşmanın hak olduğuna inanıyorum. Kıyamet gelecektir, bunda şüphe yoktur. Sen, kabirdekileri dirilteceksin. Şuna da inanıyorum ki, sen eğer beni nefsime bırakırsan, zaafiyete, kusura, günaha ve hataya bırakmışsın demektir. Ben sadece senin rahmetine güveniyorum. Günahımı bağışla. Zira günahları ancak sen bağışlarsın. Ve beni affet. Şüphesiz sen affedicisin, merhametlisin."[86]
3024-Ebu Davud, Ebu Zer Gıfârî (r,a)'den rivayet etmiştir:"Ebu Zer, şöyle derdi:
"Sabaha eriştiğinde; "yemin ettiğim bir yemin veya adadığım bir adak ya da söylediğim bir söz; senin dilemen (iraden) hepsinin önündedir. Dilediğin olur, düemediğinse olmaz. Allah'ım, beni bağışla, affeyle. Allah'ım, duam senin duaya lâyık gördüğünedir, lanetim de lanet ettiğinedir," derse, o günü bundan müstesna tutulur."[87]
3025-Bezzar, Ebu Hurayre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) sabahladığında; "Sabahladık. Hâkimiyet ve hamd de kendisinden başka tanrı olmayan, şeriki bulunmayan ve diriltip huzuruna varacağımız Allah'a ait olarak sabahladı," buyurdu. Akşamladığında ise, "Akşamladık. Hâkimiyet ve hamd de kendisinden başka tanrı olmayan, şeriki bulunmayan ve diriltip huzuruna varacağımız Allah'a ait olarak sabahladı," buyurdu."[88]
3026-Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Allah Rasulü (a.s) sabahladığında; "Allah'ım, senin sayende sabahladık, senin sayende akşamladık, senin sayende yaşayacağız ve öleceğiz. Varıp duracağımız yer de senin huzurundur," derdi."[89]
3027-Ebu Davud, Abdullah bin Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) akşamladığında ve sabahladığında şu cümlelerle dua etmeyi hiç bırakmamıştır: "Allah'ım, senden dünyada ve âhirette afiyet istiyorum. Allah'ım, dinim, dünyam, ailem ve malım hususunda senden af ve afiyet diliyorum. Allah'ım, günahlarımı ört, korktuğumdan emin eyle. Allah'ım, beni önümden, arkamdan, sağımdan solumdan ve üstümden koru. Altımdan helâka uğramaktan da senin yüceliğine sığınıyorum." Vekî; "(alttan gelebilecek helak için) yerin dibine batırmayı kastediyor," demiştir."[90]
3028-Ebu Davud, Büreyde (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: " "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu:
"Sabahladığında veya akşamlığında şöyle diyen kimse, o gün veya gece Ölürse, Cennet'e girer; "Allah'ım, sen benim Rabbimsin. Senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum. Gücüm yettiğince ben sana verdiğim söz ve and üzereyim. Yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım. Nimetini itiraf ederim. Sana günahımı da itiraf ederim. Beni bağışla. Çünkü günahları senden başka hiç kimse bağışlayamaz."[91]
3029-Ebu Davud, Ebu Malik (r.a)'ten şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz sabahladığında şöyle desin:"Sabahladık. Hâkimiyet de Alemlerin Rabbi Allah'a ait olarak sabahladı. Allah'ım, senden bu günün hayrını, fethini, yardımını nurunu, bereketini, hidayetini isterim. Bu günde mevcut serden de, bu günden sonrakinin şerrinden de sana sığınırım."
Sonra akşamladığında da aynısını söylesin."[92]
3030-Müslim, Abdullah bin Mesud (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Akşamladığında Rasulullah (a.s) şöyle söylerdi:
"Akşamladık. Hakimiyet de, hamd de Allah'a ait olarak akşamladı. Şeriki olmayan bir Allah'tan başka tanrı yoktur. Hakimiyet O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kadirdir. Rabbim, senden bu gecede ve bu geceden sonrasında bulunan hayrı istiyorum. Bu gecede ve bu geceden sonrasında bulunan serden ise sana sığmıyorum. Rabbim, tembellikten ve yaşlılığın (bunaklığın) kötülüğünden sana sığınıyorum. Rabbim, Cehen-nem'de azap görmekten de kabirde azap görmekten de yine sana sığmıyorum." Sabahladığında da aynısını söylüyordu:
"Sabahladık. Hakimiyet de, hamd de Allah'a ait olarak sabahladı.." Bir rivayette ise şöyle geçmektedir."Rabbim, tembellikten, ihtiyarlıktan ve bunaklığın kötülüğünden, dünya fitnesinden ve kabir azabından sana sığınıyorum."[93] Ebu Davud'un bir rivayetinde de; "Yaşlılığın ve kafirliğin kötülüğünden..." diye geçer.[94]
Bir başka rivayette ise: "Yaşlılığın ve (kafirlik) kibrinin kötülüğünden.." demiş, kafirliği zikretmemiştir.[95]
3031-Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) ashabına şöyle öğretiyordu:"Biriniz sabahladığında; "Allahım, senin sayende sabahladık, senin sayende akşamladık, senin sayende yaşayacağız ve senin dilemenle öleceğiz. Senin huzuruna varıp duracağız," desin. Akşamladığında da; "senin sayende akşamladık, senin dilemenle öleceğiz, senin sayende yaşayacağız ve senin huzuruna varıp duracağız," desin."Şu kadar var ki, Ebu Davud iki yerde 'el-masîr' yerine 'en-nüşûr' demiştir.[96]
3032-Taberani, Evsat'ta, Hasan (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Seymura bin Cünbüd (Hasan'a) dedi ki:
"Sana Rastılullah (a.s)'tan bir çok kez, Hz. Ebu Bekir (r.a)'den bir çok kez, Hz. Ömer (r.a)'den bir çok kez duyduğum bir hadisi haber vereyim mi?" "Elbette," dedi. Ben:"Sabahladığında va akşamladığında; "Allah'ım, beni sen yarattın, bana sen hidayet verdin, beni sen doyurdun, bana sen su verdin, beni sen öldüreceksin ve beni sen yaşatacaksın," diyen kimse, Allah'tan bir şey isterse, Allah o istediğini ona mutlaka verir."
Derken Abdullah bin Selâm'a rastladım. Dedim ki: "Sana Rasulullah (a.s)'tan bir çok kez, Hz. Ebu Bekir (r.a)'den bir çok kez, Hz. Ömer (r.a)'den bir çok kez dinlediğim bir hadisi haber vereyim mi?" "Elbette," dedi. Ona bu hadisi rivayet ettim. Abdullah bin Selâm:
"Anam babam sana feda olsun ya Rasulullah. Bu cümleleri Allah Azze ve Celle Musa (a.s)'ya vermişti de hergün yedi defa böyle dua edip Allah'tan birşey istedi mi, o istediğini ona mutlaka verirdi."[97]
3033-Bezzar, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) Hz. Fatma'ya şöyle dedi:
"Sana öğütleyeceğim şeyleri dinleyip sabahladığında ve akşamladığında söylemekten seni alıkoyan nedir ki? (Şöyle de); "Ya Hayy, Ya Kayyûm, senin rahmetinden meden isterim. Bütün işimi yoluna koy. Beni göz açıp kapayana kadar kendi nefsime bırakma."[98]
3034-Ebu Davud, Süheyl bin Ebu Salih (rh.a) ve babası vasıtasıyla şu şekilde rivayet etmiştir: "Eşlem kabilesinden bir adamdan dinledim. Şöyle diyordu: "Rasulullah (a.s)'m yanında oturuyordum. Ashabından bir adam gelip: "Ya Rasulallah, (a.s) dün gece (zehirli bir yaratık tarafından) sokuldum. Sabaha kadar uyuyamadım," dedi. "Ne idi?" buyurdu. "Bir akrepti," dedi. "Akşamladığında keşke; "Yaratıklarının şerrinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım," deseydin, Allah'ın izniyle sana hiç bir şey zarar veremezdi," "buyurdu."[99]
3035-Taberani, Evsafta, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Akşamladığında; "yarattıklarının şerrinden Allah'ın bütün tam kelimelerine sığınırım," diyen kimseye hiçbir şey zarar veremez."
Yine Taberani'nin bir rivayetinde ise şöyle geçer:
"Güneş batınca; "yarattıklarının şerrinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım," diyen kimseye o gece hiçbir şey zarar veremez."[100]
3036-Taberani, Ebu-Derda (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a .s) şöyle buyurdu:
"Bana sabahladığında on, akşamladığında da on salavat getiren kimseye kıyamet gunu sefaatım erısır.[101]
3037-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu. "Kim sabahladığında yüz defa; "Ulu Allah'ı hamdiyle (överek) eksiklikten tenzih ederim," derse ve akşamladığında da aynı şeyi söylerse, kullardan hiç biri onun yediğinin benzerini yapmamış olur."
Bir rivayette de şöyle geçer: "Kıyamet günü hiç bir kimse onun getirdiğinden daha üstününü mez. Ancak onun dediklerini söyleyen veya daha fazlasını diyen biris sa, ne a'lâ."[102]
3038-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:"Rasulullah (a.s): "Kim, bir günde yüz defa; "Allah'ı hamdiyle (överek) eksiklikten tenzih ederim," derse, günahları silinir. Hem de deniz köpükleri kadar bile olsa..."
Bir diğerinde ise: "Kim sabahladığında ve akşamladığıda yüz defa; "Allah'ı hamdiyle eksiklikten tenzih ederim;" derse, kıyamet günü hiç kimse onun getirdiğindan daha üstününü getiremez. Ancak onun dediklerini veya daha fazlasını diyen birisi olursa; ne a'lâ" [103]
3039-Taberani, Übeyy bin Ka'b (r.a)'dan rivayet etmiştir.
"Übeyy'in bir hurma harmanı vardı. (Günden güne) eksiliyordu. Bir gece nöbet tuttu. Bir de ne görürsün, bıyıkları yeni terlemiş delikanlıya benzer bir yaratık. Selam vermiş, selamını almış. Übeyy:
"Kimsin bir cin mi, bir insan mı?" demiş. "Bir cinim," diye cevaplamış.
"Elini ver bana," demiş. Elini vermiş ona. Bir de bakmış ki, eli köpek ayağı, kılı da köpek kılı gibi değil mi?
"Cinler böyledir," demiş."
Übeyy gerisini şöyle getirmiş:
"Cin, aralarında benden daha güçlü bir adam olmadığını anladı.
"Niye geldin?" dedim.
"Senin sadaka vermeyi sevdiğini duyduk. Gelip yiyeceğinden aldık," de-
"Bizi sizden ne kurtarır?" dedim.
"Bakara Sûresi'ndeki şu âyet; "(Allahü La ilahe illa huve'l-Hayyul-Kayyûm)"u akşamladığında okuyan, bizden sabahlaymcaya kadar korunur. Sabahladığında okuyan ise bizden akşamlaymcaya kadar korunur," dedi. Sabah olunca Rasulullah (a.s)'a gelip bunu anlattım.
"Habis (pis) doğru söylemiş," buyurdu."[104]
3040-Ebu Davud, Abdurrahman bin Ebu Bekre (rh.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Babama;" "Babacığım, her sabah; "Allah'ım, kulağıma ariyet ver, Allah'ım, gözüme afiyet ver, senden başka ilah yoktur," diyorsun ve bunu sabahladığında üç defa, akşamladığında da üç defa tekrarlıyorsun," dedim. "Evlâdım. Rasulullah (a.s)'ın böyle dua ettiğini duydum. Ben de O'nun sünnetine uymayı seviyorum," dedi."
Bir rivayette ise şöyle geçer:
"Allah'ım, küfürden ve fakirlikten sana sığınıyorum. Allah'ım, kabir azabından sana sığmıyorum. Senden başka ilah yoktur. Bunları sabahladığında ve akşamladığında üçer defa tekrarlıyor ve bunlarla dua ediyordu. Ben de onun sünnetine uymayı seviyorum."
Söyle demiştir:
"Rasulullah (a.s) bana:
"Hüzünlülerin duaları şudur (Sıkıntıda ve üzüntüde olanlar şu Duayı etmelidirler) :
"Allah'ım, rahmetini umarım, beni göz açıp kapayana kadar kendime bırakma. İşimin tamamını düzelt. Senden başka ilah yoktur," buyurdu."[105]
Dersler Ve Öğütler
Sülük ehli, sabah ve akşam zikirlerine dair kitap ve sünnetteki büyük tes-bitlerden Müslümanın iki virdi olması sonucunu çıkarmıştır: Zikirlerden ve dualardan ve Kur'an tilavetinden oluşmuş sabah virdi ve akşam virdi... Onlara göre aslolan, sabah virdinin fecirden sonra yapılmasıdır. Ama fecirden önce hattâ öğleden önce yapan kişi de sabah virdini eda etmiştir.
Akşam virdinde aslolan da akşam namazı ile yatsı namazı arası olmasıdır.
Bunun dayanağı işe şu ayettir:
"Gerçekten gece kalkmak daha oturaklı ve okumak daha etkilidir." [106]
Bazıları âyette geçen'nâşi'e1 kelimesini akşam namazı ile yatsı namazı arası anlamında tefsir etmişlerdir. Akşam virdini akşam namazından önce yapan, hemen öğleden sonra veya yatsıdan fecrin ağarmasına kadarki bir vakitte de yapmış olsa, eda etmiş sayılır. Sabah virdini ya da akşam virdini geçiren, fırsat bulduğu anda edâ eder.
Bunun dayanağı ise şu ayettir:
"Ve o, öğüt almak veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbirini izler yaptı." [107]
Üstad Hasan el Bennâ'nın 'el-Vazifetü'1-kübrâ' veya 'suğra'sı sabah ve akşam virdleri için derlenenlerin en üstünlerindendir. Kesin nasslardan (âyet ve hadislerden) bir vird edinmeyi kaçıran kişi; istiğfar, Hz. Peygamber (a.s)'e salavat, teşbih ve tehlil gibi mutlak mânâda mendup olduğunu belirttiğimiz zikirlerden kolayma gelenleri seçebilir. Hem virdi olan, hem de bu tür zikirleri tercih eden kişi, iyi ve hoş bir iş yapmış olur.
İmam Nevevi, 'Ezkar'da şöyle demiştir:
"Amellerin faziletleri konusunda kendisine bir şey ulaşan kişinin onun ehlinden olmak için bir defa olsa o şeyi yapması gerekir. Kesinlikle hiç yap-mamacasma da terk etmesi gerekir. Bilakis kolayına gelenini yapar. Dayanağı, sahih olduğunda ittifak olunan ve Buharı ve Müslim'in eserlerine aldığı şu hadisdir:
"Size bir şeyi emrettiğimde ondan gücümüz yettiği kadarını yapın.' Yine İmam Nevevi şöyle der:
"Gecenin veya gündüzün ya da bir namazın arkasından veya belli bir zaman diliminde zikir vazifesi olup da kaçıran kişinin, o zikir vazifesini imkan bulduğu anda telafi etmesi ve yapması gerekir, ihmal etmemelidir. Zira eğer vaktinde yapmaya sıkı sıkı sarılırsa geçip gitmesine fırsat tanımamış olur. Kaza etmesi kolayına giderse de vaktinde yapması kolay gelir.
Şeyh ve İmam Amr bin Salâh (rh.a)'a; "Allah'ı çok zikreden erkeklerden ve kadınlardan olmanın Ölçüsü nedir?" diye soruldu. O da: "Gece ve gündüz değişik zaman ve halerde tesbit olunmuş nassa dayalı sabah ve akşam zikirlerine devam ederse -Ki bu zikirler 'Amelu'1-yevm ve'1-leyle' adlı eserde açıklanmıştır- Allah'ı çok zikreden erkeklerden ve kadmlardan olur. Allah en iyisini bilir."[108]
Giriş
Dünya düşünürleri, kötülük, fazilet ve rezalet konularında ideal bir teoriye ulaşmak için çabalamaktan geri durmamışlardır. Bütün çabalarına rağmen araştırmalarında bir çok karıştırma, bir çok eksik ve gedik bırakmışlar, çok az isabette bulunmuşlardır. Az görülen bu durumlarda da ya çok büyütme ya da çok küçültme söz konusudur. Bu teorilerin insanlığın gidİşindeki yerini görmeye çalıştığımızda ise onu nadiren yer tutmuş buluruz. Allah'ın dünyaya olan rahmet tecellilerinden birisi de şudur: Allah, insanlığı iyiliğe, kötülüğü, fazilete ve rezalete giden en kestirme yolu gösteren peygamberler göndermiştir. Yine bu peygamberler, insanlara fazileti gerçekleştirecekleri yolu, kötülükten ve rezaletten kaçındıracak şeyleri de göstermişlerdir. İyilik yolunu ve aracılığı ile iyiliğe ulaşacakları vasıtaları gösterdikleri gibi nefislerini arındırmak için Allah'tan hidayet ilham etmesini dilemeyi de göstermişlerdir. Çünkü bu karmaşık olan düzenlemiş nefis, ancak Allah sayesinde arm-dınlabilir.
"Eğer size Allah'ın lütfü ve rahmeti olsaydı, hiç birinizi asla temizlemezdi."[109]
Böylece İslam'ın iyilik ve kötülük yolunu açıkladığını, iyiliği gerçekleştirme ve kötülükten kaçınma yolunu aydınlattığını, insana, başarıya ulaşmak için Allah (c.c)'dan ilham istemeyi öğrettiğini görmekteyiz.
İşte bütün bu sebeplerden dolaya gerçek Müslümanın, hayrm da şerrin de ne olduğunu en iyi bilen insan olduğunu anlıyoruz. İyiliğin de onun tuttuğu yol olduğunu görüyoruz.
İslam'ın mucizelerinden birisi de şudur: Müslümanm elinden tutup çeşitli vasıflarla onu marifet ve sülük yoluna çeker. Bu bölümün iki faslı üzerinde iyi durursak, mucizeyi apaçık görürüz.
Bu bölümde dualar ve sığınmalar penceresinde iyiliği ve şerri tanımaya çalışacağız. Dua ve sığınma aralığından Allah (c.c)'i tanıyacağız. Ve O'ndan kötülükten uzaklaşmayı ve iyiliği gerçekme sürmeyi ilham etmesini dileyeceğiz. Çünkü tanıtıp başararak en doğru (mutedil) yola iletme gücüne sahip olan sadece bir tek O'dur.
Bu bölümün iki faslına neyin iyilik ve neyin kötülük olduğunu tanımaya çalışarak balanız ve nefsinizi Allah (c.c)'ın bağışlarına nail kılmak için dua ve sığınma ile Allah'a yöneliniz.
Bu münasebetle şunu da kaydetmek istiyoruz: En büyük mutlak dualar ve en büyük sığınmalar Kur'an-ı Kerim'de yer alanlardır. Kitap ve sünnette geçen dualarla sığınmaları yaparak bunlarla Allah'a yönelen kimse için büyük bir hayır kütlesi bir araya gelmiş demektir.[110]
MUTLAK DUALAR
3041-Ahmed bin Hanbel, Sa'd bin Ebi Vakkas (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Balığın karnında dua ettiğinde Zünnunun duası şuydu: "Senden başka ilah yoktur. Seni her türlü eksiklikten tenzih ederim. Ben haksızlık yapanlardan oldum." Bu duayı eden kimsenin duası, mutlaka kabul olunur."[111]
3042-Tirmizi, Abdullah bin Yezid el-Hatmî el-Ensârî (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s), duasında şöyle derdi:
"Allah'ım, bana sevgini ve sence sevgisinin bana fayda vereceği kişiyi sevmeyi lutfeyle. Allah'ım, sevdiklerimden bana lütfettiğin şeyleri, senin-sevdiğin hususlarda bana güç kuvvet yap. Sevdiklerimden benden aldığın şeyleri benim için senin sevdiğin hususlara ayrılmış mana eyle."[112]
3043-İmam Malik, Malik bin Enes (r.h.a)'ten rivayet etmiştir: "Malik'e Rasulullah (a.s)'m şöyle dua ettiği ulaşmıştır: "Allah'ım, senden iyilikleri yapmayı, münkerleri (dinin reddettiklerini) terk etmeyi, fakirleri sevmeyi diliyorum. Bir kavmi bir fitneye düşürmek dilersen, fitneye uğramadan önce canımı al."
Bir başka rivayette ise şöyle geçer:
"insanlar hakkında bir fitne dilersen, beni hemen öldür."[113]
3044-Bezzar, Sevban (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) şöyle diyordu:
"Allah'ım, senden güzellikleri işitiyorum, münkerleri terk etmeyi ve fakirleri sevmeyi, beni bağışlamanı ve de kulların için bir fitne irade buyurduğunda fitneye uğramadan benim canımı almanı diliyorum."[114]
3045-Müslim, Hz. Ali (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) bana şöyle buyurdu:
"Allah'ım, bana hidayet et, bana istikamet ver," de. Hidayet derken, "senin yola iletmen," demek olduğunu, sedâd derken okun doğru gitmesini
hatırla."[115]
3046-Tirmizi, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir: i "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kim, Cennet'i Allah'tan üç defa isterse, Cennet: "Allah'ım, onu Cen-net'e sok," der, kim de Cehennem'den üç defa Allah'a sığınırsa, Cehennem: "Allah'ım, onu Cehennem'den koru," der."[116]
3047-Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Duada gayret mi göstermek istiyorsunuz, şöyle deyin: "Allah'ım, seni zikretmemiz, sana şükretmemiz ve sana güzelce ibadet etmemiz için bize yardım eyle," buyurdu."[117]
3048-Taberani, Evsafta, Semura (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, toprağımıza bereketini, süsünü ve sükununu yerleştir," diye dua ederdi."[118]
3049- Ebu Davud, Abdullah bin Abbas (r,a)'tan rivayet etmiştir:
"Resulullah (a.s) duasında; "Rabbim, lehime yardım eyle. Aleyhime yardım eyleme. Lehime yardım et, aleyhime yardım eyleme. Lehime tuzak kur, aleyhime tuzak kurma. Beni doğru yola ilet ve doğru yola gitmeyi bana kolaylaştır. Bana isyan edene karşı yardım buyur. Rabbim, beni sana şükreden, seni zikreden, senden korkan, sana tam itaat eden, senden hakkıyla ürperen, sana yalvarıp yakaran ve tekrar tekrar sana yönelen birisi eyle. Rabbim, tevbemi kabul buyur. Günahımı yıka, duamı kabul et, münker ve ne-kire delilimi sağlam kıl, dilimi düzgün eyle, kalbime hidayet ver ve gönlümden kızgınlığın nefretini sök al."
Tirmizi'nin rivayeti budur. Ebu Davud'un rivayeti de böyledir. Ancak Ebu Davud'unkinde 'ileyke muhbiten ev münîben' sözüden sonra evâhen'i zikretmiştir. [119] ,
3050-Taberani, Evsat'ta, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım; bana vereceğin en bol rızkı yaşım ilerlediğinde ve ömrümün bitiminde ver," diyordu."[120]
3051-Taberani, Abdullah bin Mes'ud (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a.s)'e bir kişi misafir oldu. Hanımlarına haber gönderip yanlarmda yiyecek olup olmadığını sordurdu. Hiç birisinin yanında (bir yiyecek) bulamadı. O zaman:
"Allah'ım, senin lütfundan ve merhametinden istiyorum. O merhamete senden başka hiç kimse sahip değildir," buyurdu. Derken kendisine kızartılmış bir koyun hediye edildi. O zaman da:
"İşte bu, Allah'ın lütfundadır. Ve biz artık merhametini bekliyoruz," buyurdu."[121]
3052-Ahmed bin Hanbel, İmran Bin Husayn (r.a)'dan veya başkasından rivayet etmiştir:
"Husayn, Hz. Peygamber (a.s)'e gelip:
"Ya Muhammed, vallahi Abdulmuttalib, kavmine karşı senden daha hayırlıydı. Onları ciğerle ve deve horgücü yağıyla doyururdu. Sense onları (kavmini) boğazlıyorsun (öldürüyosun)," dedi. Hz. Peygamber (a.s) de;
"Dediğine maşallah," buyurdu. O kişi de ona: "Ne dememi emredersin?" diye sordu.
"Allah'ım, beni nefsimin şerrinden koru ve beni işimin en doğrusuna kararlı eyle," de," buyurdu."
Ravi gerisini şöyle anlattı:
"Adam gitti. Müslüman oldu ve geri gelip:
"Ben sana gelmiştim. Bana; "Allah'ım, beni nefsimin şerrinden koru ve beni işimin en doğrusuna karalı eyle," de," demiştin Ya şimdi ne diyeyim? "diye sordu.
"Allah'ım, gizliden ve açıktan yaptığım günahlarımı, ettiğim hataları, niyetlendiklerimi, bildiklerimi ve bilmediklerimi bağışla," de," buyurdu."
Gelecek bölümün sonlarında başka bir vesileyle sığınmalar konusu yine gelecektir.[122]
3053-Taberani, Fedele bin Ubeyd (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Allah'ım, sana imam edip benim senin peygamberin olduğumu kabul edene sana kavuşmayı sevdir, kaderini ona kolay getir, az dünyalık ver. Sana iman etmeyip benim senin peygamberin olduğuma inanmayana da kavuşmayı sevdirme, kaderini ona kolay getirme ve çok dünyalık ver."[123]
3054-Taberani, Kebir ve Evsat'ta, Ümmü Derda (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:"Fedâle bin Ubeyd; "Allah'ım, ben sende kaza ve kaderine, öldükten sonra diriltilmeye razı olmayı; yüzüne bakma tadını; herhangi bir zarara uğramadan, saptırıcı bir fitneye düşmeden sana kavuşmaya özlem duymayı diliyorum," derdi ve Rasulullah (a.s)'ın böyle dua ettiğini söylerdi."[124]
3055-Tirmizi, Şehr bin Havşeb (r.a)'den rivayet etmiştir: "Ümmü Seleme (r.a)'ye: "Mü'minlerin annesi, Allah Rasulü (a.s) senin yanındayken en çok hangi duayı ederdi?" dedim. "Ey Kalbleri evirip çeviren, kalbimi dinin üzre sağlam tut," duasını çokça ederdi. "Ya Rasulallah, bu duayı ne kadar da çok yapıyorsun," dedim de: "Ümmü Seleme, kalbi Allah'ın parmaklarından iki parmağı arasında olmayan hiçbir Ademoğlu yoktur. Dilerse sağlam tutar, dilerse kaydırır," buyurdu," dedi."[125]
3056-Ahmed bin Hanbel, Ümmü Seleme (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) duasında şunu çokça söylerdi:
"Ey Kalpleri evirip çeviren, kalbimi dinin üzre sağlam tut." Dedim ki: "Ya Rasulallah (a.s), kalpler evirip çevirilir mi?" Resulullah (a.s) (şöyle buyurdu):
"Evet, Allah'ın beşer yaratıklarından, kalbi Allah (c.c)'m parmaklarından iki parmağı arasında olmayan hiç bir Ademoğlu yoktur. Allah dilerse kalbini düzgün tutar, dilerse kaydırır. Biz Allah'tan bize hidayet verdikten sonra kalblerimizi kaydırmasını dileriz. O'ndan bize katından bir rahmet vermesini dileriz. O, çok verendir," buyurdu.
"Ya Rasulallah, bana kendime edeceğim bir dua öğretir misin?" dedim.
"Elbette. Allah'ım, Muhammed peygamberin Rabbi, günahımı bağışla, kalbimin kinini gider ve bizi yaşattığın sürece beni fitnelere saptırıcı şeylerden koru," de," buyurdu."[126]
3057-Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Amr (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, günahlarımızı, ulümüzü, şaka ile ciddiyette ve kasten yaptıklarımızı bağışla. Bütün bunlar bizde mevcuttur," diye dua ederdi."[127]
3058-Buhari ve Müslim» Ebu Musa Eş'ari' (r.a)'den rivayet etmişlerdir:
"Rasulullah (a.s) şu dua ile dua ederdi:
"Allah'ım, Rabbim, yanılarak yaptığım günahımı, cahilliği, işimde aşırı gidişimi ve senin bildiğin günahlarını bilmiyerek yaptığımı bağışla. Allah'ım; ciddi olarak şaka ile yanlışlıkla ve kasten yaptıklarımı da bağışla. Bende hepsi mevcuttur. Allah'ım, yaptıklarımı, yapacaklarımı, gizlice ve açıkça yaptıklarımı ve senin benden daha iyi bildiğin günahlarımı bağışla. Sen cezasını hemen de verirsin, daha sonra da verirsin. Sen her şeye kadirsin."
Taberani, Evsafta Übeyy bin Ka'b (r.a)'dan bir benzerini rivayet etmiştir. O ise bu hadisten daha kısadır. Ancak şöyle bir ifade geçmektedir:
"Beni bana verdiğinin bereketinden mahrum etme. Beni, mahrum kıldığın şeylerde de fitneye düşürme."
Heysemi bu hadis için; "İsme Ebu Hakime dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir. [128]
Bir Açıklama
İbni Hacer, Fethu'l Bârî' de şöyle aktarır: "Mûhâsibî şöyle demiştir:
"Meleklerle peygamlerler, Allah'tan, kendileri dışındakilerden daha çok korkarlar. Onların korkusu, yüceltme ve ululama korkusudur. İstiğfar getirmeleri de gerçekleştirilmiş bir günahtan değil, eksik yapmaktan dolayıdır."[129] Kadı îyaz da şöyle demiştir:
"Hatamı bağışla," ve "Yaptığımı ve yapacağımı bağışla," sözlerinin, Rab-bine karşı tevazu, boyun eğme, yalvarma ve şükür yoluyla söylenmiş olması ihtimali bulunmaktadır. Çünkü Rabbinin, kendisini bağışladığını biliyordu."[130]
3059-Ahmed bin Hanbel, İmran bir Husayn (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s)'in genelde yaptığı dua şu idi;
"Allah'ım, yanlışlıkla yaptığımı da, kasıtlı yaptığımı da, gizlice yaptığımı da, açıkça yaptığımı da, bilmeden yaptığımı da, bilerek yaptığımı da bağışla."
3060-Buhari ve Müslim, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmişlerdir:
"Rasululah (a.s)'ın çokça yaptığı dua; "Allah'ım, bize dünyada bir iyilik ver, ahirette bir iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru," idi."
Müslim'in [131]ve Ebu Davud'un bir rivayetinde ise şöyle geçmektedir:
"Enes'e : "Rasulullah (a.s) en çok hangi duayı ederdi?" diye sordum.
"En çok şu duayı ederdi" dedi;
"Allah'ım, bize dünyada bir iyilik ver, ahirette bir iyilik ver. Bizi Cehennem azabından koru."
Katede şöyle demiştir:
"Enes, bir dua etmek istediğinde bu duayı ederdi, bir dua ettiğinde de bu duayı ederdi."[132]
3060-Buhari (U/191) 80-Kitabu'd-Deavat, 55-Hz. Peygamber (as)'in Rabbimiz bize dünyada bir iyilik ver sözü babı. Müslim (4/2071) 48-Kitabu'z Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-İstiğfar, 9-"Allah'ım bize dünyada bir iyilik ver, ahirette de bir iyilik ver ve bizi Cehennem azabından koru," duasının fazileti babı. ;
3061-Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) duasında şöyle derdi;
"Allah'ım, işimin muhafızı olan dinimi düzelt. Geçimimin içinde bulunduğu dünyamı düzelt. Dönüp varacağım yerin olan ahiretimi düzelt. Benim için hayatı, her hayır hususunda ziyade eyle (uzat) ve Ölümü her serden istirahat uzaklaşma eyle."[133]
3062-Ahmed bin Hanbel, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a.s)'le birlikte bir halkada oturuyordum. Ansızın bir adam çıkageldi. Hz. Peygamber (a.s)'le cemaate selam verdi ve;
"Esselamü aleyküm ve rahmetullah..." dedi. Hz. Peygamber (a.s) de sela-mini aldı ve:
"Ve aleykümsellam ve rahmetullahi ve berakatüh..." buyurdu. Adam oturunca:
"Rabbimizin hamd edilmesini dilediği ve O'na layık olduğu gibi Allah'a çokça, hoşça ve mübarekçe hamd olsun," dedi. Rasulullah (a.s):
"Nasıl dedin?" buyurdu. Adam da dediğini tekrarladı. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s)
"Nefsim elinde olan (Allah)'a yemin olsun ki, on tane melek koştu geldi. Hepsi de bunu yazmak için çok hırslıydılar. Nasıl yazacaklarını anlayamadılar da İzzet Sahibi (Allah)'nin huzura götürdüler. O da:
"Kulumun dediği gibi yazın," buyurdu," dedi."[134]
3063- Ahmed bin Hanbel, Ümmü Seleme (r.a)'den rivayet etmiştir:vj "Rasulullah (a.s); "Rabbim, beni bağışla ve en doğru yola ilet," derdi." [135]
3064-Müslim, Abdullah bin Mes'ud (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, ben senden hidayet, takva sabır ve kanaat istiyorum, " derdi."[136]
3065-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Bir adam: "Ya Rasulallah, bu gece senin duanı dinledim. Senden duyabildiklerimin tümü, senin şöyle demenden ibaretti:
"Allah'ım, günahımı bağışla, bana evimde bolluk ver ve bana verdiğin rızka bereket ihsan eyle." Allah Rasulü (a.s) de:"Bunlarda hiç terk edilmiş (istenmemiş) bir şey görüyor musun? (Daha ne kaldı ki?)" buyurdu."[137]
3066-Tirmizi, Hz. Ebu Bekir Sıddîk (r.a)'tan rivayet etmiştir:
"Minbere çıktı, sonra ağlamış ve: "Allah'tan af ve afiyet isteyin. Çünkü hiç kimseye yakînden (imandan) sonra afiyetten daha hayırlı bir şey verilmemiştir," buyurmuştu," dedi."[138]
3067-Tirmizi, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Bir adam: "Ya Rasulullah, hangi dua daha faziletlidir? " dedi.
Resulullah (a.s) da: "Rabbinden dünyada da, ahirette de afiyet ve koruma dile," buyurdu.
ikinci gün gelip:
"Hangi dua daha faziletlidir?" diye sordu. Ona yine aynısını söyledi.
Daha sonra üçüncü gün gelip. Yine aynısını söyledi ve; "Eğer sana hem dünya'da afiyet verilir, hem de ahirette verilirse, felaha ermişsindir," buyurdu."[139]
3068-Taberani, Abbas bin Abudülmuttalip (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Dedim ki: "Ya Rasulullah, bana bir şey öğret de Allah'a onunla dua edeyim."
"Rabbinden afiyet dile," buyurdu. Birkaç gün bekledim. Sonra geldim ve:
"Ya Rasulullah, bana bir şey öğret de Rabbime onunla dua edeyim,' dim. "Ey Abbas, ey Rasulullah (a.s)'m amcası, Allah'tan dünyada da, de afiyet dile," buyurdu."
Bir başka rivayette ise şöyledir:
"Ya Rasulullah, sabahta geceye kadar bir şey isteyeceğim," dedim' lah'tan afiyet iste," buyurdu."[140]
3069-Müslim, Tarık bin Eşyem (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Bir adam vardı. Müslüman olduğunda Hz. Peygamber (a.s) ona namazı öğretti, sonra şu kelimelerle dua etmesini emir buyurdu:
"Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet buyur, beni doğru yola ilet, bana afiyet ver ve beni rızıklandır."[141]
3070-Hâkim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) dua eder ve:
"Allah'ım, beni kulaklarımdan ve gözlerimden faydalandır. Onları bana dâim eyle. Bana zulmedene karşı bana sen yardım et, ondan intikamımı sen al," derdi."[142]
3071- Tirmizi, Hz Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, vücuduma afiyet ver, kulağıma ve gözüme afiyet ver, onları bana dâim kıl. Halîm ve Kerim Allah'tan başka ilah yoktur. Muazzam Arş'm sahibini eksiklikten tenzih ederim. Alemlerin Rab-bi'ne hamd olsun," derdi." Ancak "Gözüme afiyet ver ve onu bana daimi kıl," demiştir."[143]
3072-Hakim, Hz. Ali (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'m dualarından birisi de şuydu;
"Allah'ım, beni kulağımdan ve gözümden faydalandır. Hattâ onlı na daim eyle. Bana dilimde ve vücudumda afiyet ver. İntikamımın ğını bana gösterinceye kadar bana zulmedene karşı bana yardım eyle.
Allah'ım, nefsimi sana teslim ettim. İşimi sana ısmarladım. Sırtımı sana dayadım. Yüzümü sana döndürdüm. Senden, ancak sana sığınılır ve kaçılır. Gönderdiğin peygamberine ve indirdiğin kitabına inandım."[144]
3073-Tirmizi, İbni Ebu Evfa (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a.s); "Allamm, beni günahlardan temizle, Allah'ım, bembeyaz elbisenin pislikten arındırıldığı gibi beni günahlardan arındır. Allah'ım, beni karla, dolu ile ve soğuk su ile temizle."
Diğer bir rivayette ise şöye geçer:
"Allah'ım, beni kar, dolu ve soğuk su ile temizle. Allah'ım, beni günahlardan, bembeyaz elbisenin pislikten temizlendiği gibi temizle." [145]
3074 Nesei, Hz. Aişe (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasululah (a.s); "Allah'ım, hatalarımı kar ve dolu suyu ile yıka, kalbimi de hatalardan, bembeyaz elbiseyi pislikten arındırdığın gibi arındır," derdi."[146]
3075-Taberani, Kebir'de, Semurra (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Rasuhıllah (a.s); "Allah'ım, benimle günahımın arasını doğu ile batının arasını açtığın gibi aç, beni günahımdan bembeyaz elbiseyi pislikten arındırdığın gibi arındır," diyordu."[147]
3076-Imam Malik, Yahya bin Said (rh.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) duasında; "Allah'ım, sabahı yarıp çıkaran, geceyi dinlenme zamanı, Güneş ve Ay'ı (vakitlerin bilinmesi için) birer hesap (ölçüsü) yapan, borcumu öde, beni fakirlikten uzak kıl, bana kulağımdan, gözümden ve gücümden senin yolunda yararlanmayı nasib eyle," derdi."[148]
3077-Hâkim, İbni Ömer (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "İbni Ömer, bir meclise oturduğunda yanında bir kişi olsun olmasın şöyle derdi: "Allah'ım, bize haşyetinden (Allah korkusundan) bizimle günahların araşma engel olacak kadarını, itaatinden bizi Cennet'e ulaştıracak kadarını, imandan dünya belâlarını küçümsetecek kadarını paylaştır. Yaşattığın sürece bizi kulaklarımızdan, gözlerimizden, gücümüzden faydalandır. Onu bize dâim eyle, intikamımızı bize zulmedenlere yönelt, bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım eyle, belâmızı dinimiz hususunda verme, dünyayı en büyük endişemiz ve ilmimizin zirvesi eyleme, bize acımayacak olanı da üzerimize musallat kılma."
İbni Ömer'e bu söylediklerinin neyin neresi olduğu sorulunca: "Rasulullah (a.s), meclisi bu sözlerle bitirdi," dedi.Hadis, meclisin, toplantıların ve sohbetlerin sonunda söylenmek büzere gelmiştir. Bizse burada Müslümanın çeşitli durumlarda ettiği bir dua olması için ele aldık. [149]
3078-İbni Mace, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Hz. Fatma, Hz. Peygamber (a.s)'e gelip bir hizmetçi istedi. O da kızına:
"Yanımda sana verecek bir hizmetçi yok," buyurdu. Hz. Fatma geri döndü. Bir süre sonra yine geldi. Bunun üzerinde Hz. Peygamber (a.s):
"İstediğin şeyi mi daha çok seversin, yoksa ondan daha hayırlı olanı mı?" buyurdu. Hz. Ali, Hz. Fatma'ya- "Hayır, bilakis istediğinden daha hayırlı olanı (severim)", de," dedi. O da dedi. O zaman Allah Rasulü (a.s):
"Allah'ım, yedi kat göklerin Rabbi, Muazam Arş'm Rabbi, Rabbimiz her şeyin Rabbi, Tevrat'ı İncil'i ve Kur'an-i Azim'i indiren, sen ilksin, senden önce hiç bir şey yoktur. Sen sonucusun, senden sonra hiç bir şey yoktur. Sen dışm dışmdasın (Zahir) senin üstünde (daha dışta) hiç bir şey yoktur. Sen, için içindesin (Bâtın), senden daha içte hiç bir şey yoktur. Borcumuzu öde ve bizi fakirlikten uzak kıl," de," buyurdu."[150]
3079-Buhari, Hafsa (r.a) ve Eşlem (r.a)'den Hz. Ömer (r.a)'in şöyle dediğini rivayet etmiştir:
"Allah'ım, bana yolunda şehid olma nimetini ihsan eyle. Beni Rasu-lünün diyarında öldür."Hafsa anlatır:
"Dedim ki: "Bu nereden gerçekleşecek?"
Allah dilerse gerçekleştirir," dedi."[151]
3080-Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) Selman el-Hayr'a şunları tavsiye etti:
"Allah'ın peygamberi, sana bazı kelimeler hediye etmek istiyor. Rah-man'a onlarla dua edersin, O'na onlar hususunda yönel, gece gündüz o kelimelerle dua et:
O sözler şunlardır:
"Allah'ım, ben senden imanın sıhhatini, güzel ahlak içinde bir iman, ardından kurtuluşun geldiği bir başarı, senden bir rahmet, senden bir afiyet, mağfiret ve rıza diliyorum," de."[152]
3081-Ahmed bin Hanbel, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Allah'ım, beni güzel bir biçimde yarattın, ahlakımı da güzelleştir," derdi."[153]
3082-Bezzar, Said bin Cübeyr (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir: "İbni Abbas; "Allah'ım, senden göklerin ve yeryüzünün sayesinde aydınlandığı cemalinin nuru hürmetine beni, kalene, korumana, huzuruna ve muhafazan altına almanı diliyorum," derdi."[154]
3083-Ahmed bin Hanbel, Evsat bin Amr el-Becelli (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s)'m vefatından bir yıl sonra Medine'ye geldim. Hz. Ebu Bekir (r.a)'e insanlara hutbe okurken rastladım. Dedi ki:
"Rasulullah (a.s) bir yıl önce ayağa kalkıp...:" Hıçkırıktan üç defa boğazı düğümlendi. "Sonra şöyle buyurmuştu:
"Ey insanlar, Allah'tan afiyet vermesini isteyin. Çünkü hiç kimseye imandan sonra afiyet gibisi ve kafirlikten sonra şüpheden daha belâlısı verilmemiştir," buyurmuştu," dedi."[155]
3084-Taberani, Abdullah bin Ukeym (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Abdullah bin Mes'ud; "Allah'ım, imanını, yakînimi ve anlayışımı -veya ilmimi dedi- artır," diye dua ederdi."[156]
3085-Taberani, Ebu'l-Ahvas (r.a)^^ şu şekilde rivayet etmiştir: "Abdullah bin Mes'ud'un şu duayı ettiğini duydum:
"Allah'ım, senden lutfeylediğin bol nimetinle, beni imtihana tabi tuttuğun belân ile, bana ihsan ettiğin ihsanınla, beni Cennet'ine sokmanı diliyorum. Allah'ım, beni fazlınla, ihsanınla ve rahmetinle Cennet'ine sok."[157]
ALLAH'A SIĞINMALAR
3086- Buhari ve Müslim, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmişlerdir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım," derdi."
Bir rivayette de:
"Rasulullah (a.s) şu dualarla dua ediyordu:
"Alİah'im, cimrilikten, tembellikten, bunak yaşlılıktan, kabir azabından, hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım." [158]Buhari'nin bir rivayeti ise şöyledir:
"Rasulullah (a.s) Allah'a, sığmıyor ve şöyle diyordu: "Allah'ım, tembellikten sana sığınırım. Korkaklıktan sana sığınırım. Yaşlılıktan sana sığınırım. Cimrilikten sana sığınırım."[159]
Tirmizi'nin bir rivayetinde ise şöyledir:
"Hz. Peygamber (a.s)'in çoğu zaman şu kelimelerle dua ettiğini işitiyordum:
"Allah'ım, kederden, üzüntüden, acizlikten tembellikten, borç yükünden ve adamların tahakkümünden sana sığınırım." [160]
Yine Tirmizi'nin bir rivayetinde şöyle geçer:
"Rasulullah (a.s); Allah'ım, tembellikten, ihtiyarlıktan, korkaklıktan, cimrilikten, Mesih Deccal'in fitnesinden ve kabir azabından sana sığmıyorum," diyerek dua ederdi."[161]
Nesei'nin bir rivayetinde de şöyle geçer:
"Allah Rasulü (a.s)'nün hiç terk etmediği duaları vardı:
"Allah'ım, endişeden üzüntüden, acizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan ve adamların tahakkümünden sana sığmırım."[162]
Bir diğer rivayette 'cübn'den sonra deyn'i, bir diğerinde ise 'dala'i'd-deyn'i ilave etmiştir.[163]
3087-Ebu Davud, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, cüzzamdan, abraslıktan, delilikten ve hastalıkların en kötüsünden sana sığınırım," derdi."[164]
3088-Buhari ve Müslim, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmişlerdir:
"Hz. Peygamber (a.s); "Allah'ım, tembellikten, yaşlılıktan, borçlanıp ödeyememekten, kabir fitnesinden, kabir azabından, Cehennem fitnesinden, cehennem azabından, zenginlik fitnesinin şerrinden, fakirlik fitnesinin şerrinden sana sığınırım. Mesih Deccal fitnesinin şerrinden de sana sığınırım. Allah'ım, benden hatalarımı yağmur ve dolu suyu ile yıka, kalbimi hatalardan bembeyaz elbiseyi arındırdığın gibi arındır, benimle günahlarımın arasını doğu ile batını arasını açtığın gibi aç," derdi."
Bir rivayette de özetle:
"Hz. Aişe (r.a) Hz. Peygamber (a.s)'in namazından Deccal'den Allah'a sığındığını duymuş," daha fazlasını söylememiştir. [165]
Tirmizi de hadisi bazı şeyleri önce, bazılarını sonra olmak üzere rivayet etmiştir. O rivayette 'mağrem' den Önce, 'es-sevbi'1-ebyad'dan sonra 'me'sem'i ilave etmiştir.
Nesai'nin bir rivayetinde ise şöyle geçmektedir:
"Rasulullah (a.s) kabir azabından, Deccal fitnesinden Allah'a sığınıyor ve: "Siz, kabirlerinizde fitneye (imtihana) tâbi tutulacaksınız," buyurdu." [166]
Yine Nesai'nin bir rivayetinde şöyle geçer:
"Rasulullah (a.s); "Allahım, Cebrail'in ve Mikail'in Rabbi, İsrafil'in Rab-bi, Cehennem'in sıcağından ve kabir azabından sana sığınırım," derdi." [167]
3089-Müslim, Zeyd bin Erkam (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'tan ne duyduğu sorulduğunda:
"O; "Allah'ım, acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, yaşlılıktan, kabir azabından sana sığmıyorum. Allah'ım, nefsime takvasını ver ve tezkiye et. [168] Sen, onu tezkiye edenlerin en hayırlısısm. Sen onun velası ve Mev-lasısm. Allah'ım, faydasız ilimden, korkmayan kalbten, doymayan nefisten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım," diyordu," dedi."
Nesai'nin bir rivayeti de [169] Müslim'in rivayeti gibidir. Ancak rivayetin başında Zeyd'in; "Size ancak Rasulullah (a.s)'m bize öğrettiğini öğreteceğim," diyerek hadisi anlattığı geçmektedir.[170]
3090-Tirmizi, Abdullah bin Amr bin As (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Allah'ım, korkmayan bir kalbten, dinlenmeyen bir duadan doymayan bir nefisten, fayda vermeyen bir ilimden sana sığınırım. İşte bu dört şeyden sana sığınırım," derdi."[171]
3091-Müslim, Abdullan bin Amr bin As (r.a)'tan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, nimetinin gitmesinden, afiyetinin değişime uğramasından, intikamının ansızın gelmesinden ve bütün kızgınlıklarından sana sığınırım," derdi."[172]
3092-Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den rivyat etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, fakirlikten, azlıktan ve rezil olmaktan sana sığınırım. Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım," buyurdu."[173]
3093- Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Allahım, açlıktan sana sığınırım. Çünkü o, (insanın karnını) ne kötü yapıştırır. Hainlikten sana sığınırım. Çünkü o, ne kötü bir sırdaştır."[174]
3094-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Güç duruma düşmekten, asi olmaktan, kötü kaderden ve düşmanlarınızın sizin kötü durumunuza şamata yapmalarından ve sevinmelerinden Allah'a sığınınız."[175]
3095-Nesai, Abdullah bin Amr bin As (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şu kelimelerle dua ederdi:
"Allah'ım, borcun bastırmasından, düşmanın galebe çalmasından ve düşmanların eğlenmelerinden bana sığmıyorum."[176]
3096-Nesai, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"İkamet ettiğiniz yerdeki kötü komşudan Allah'a sığının. Çünkü çöldeki komşu (göçer komşu) senden uzaklaşır, gider."[177]
3097-Taberani, Ukbe bin Amir (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, kötü gündüzden, kötü geceden, kötü zaman diliminden, kötü arkadaştan ve ikamet ettiğim yerdeki kötü komşudan sana sığınırım," derdi."[178]
3098- Ebu Davud, Ebu'1-Yüsr (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, yıkıntı altında kalmaktan, bir yerlerden düşmekten, boğulmaktan, yanmaktan ve yaşlılıktan sana sığınırım. Ölüm anında Şeytan'm benimle oynamasından sana sığınırım. Senin yolundan (cihaddan) firar ederken ölmekten sana sığınırım. Sokulup zehirlenerek ölmekten sana sığınırım," derdi."[179]
3099-Ebu Davud, Hz. Ömer bin Hattab (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) beş şeyden Allah'a sığınırdı:
"Korkaklıktan, cimrilikten, bunak ihtiyarlıktan, kalb fitnesinden ve kabir azabından."[180]
3100-Buhari dışındaki Kütüb-i Sitte İmamları, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmişlerdir:
"Hz. Peygamber (a.s) sahabeye Kur'an'dan bir sûreyi Öğrettiği gibi şu duayı öğretirdi:
"Allah'ım, Cehennem azabından sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Mesih Deccal'in fitnesinden sana sığınırım. Hayatın ve Ölümün fitnesinden sana sığınırım," deyin," derdi."[181]
3101-Müslim, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) duasında; "Allah'ım, yaptıklarımın ve yapmadıklt rımm şerrinden sana sığınırım," derdi."
Nesai'nin bir rivayetinde ise şöyle geçer:
"Hz. Aişe'ye: "Bana Rasulullah (a.s)'m namazda iken ettiği bir duayı ber ver," dedim. "Evet, şöyle derdi..." dedi ve hadisi zikretti."[182]
3102-Tirmizi, Rasulullah (a.s)'ın ashabından Kütbe bin Malik (r.a)'ten şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Allah'ım, reddedilmiş huylardan, amellerden ve arzulardan sana sığınırım," derdi." [183]
3103-Tirmizi, Ebu Said Hudri (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) cinlerin ve insanların nazar değmesinden Allah'a sığınıyordu. Muavvizeteyn sureleri inince, onlara sarıldı ve onlar dışındakileri terk etti."[184]
3104-Ebu Davud, Ebu Bürde (r.a)'den rivayet etmiştir: "Babası, Ebu Bürde'ye şöyle haber vermiştir:
"Rasulullah (a.s) bir kavimden korktu mu; "Allah'ım, onların boyunlarına seni koyuyor, şerlerinden de sana sığmıyoruz," derdi."[185]
3105- İmam Malik, Ebu Hureyre (r.a)'detı rivayet etmiştir:
"Bir adam Rasulullah (a.s)'a gelip: "Ya Rasulallah, dün gece beni bir akrep sokmasın mı?..." dedi.
"Akşamladığın zaman dikkat etseydin de keşke "Yaratıklarının şerrinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım." deseydin sana zarar vermezdi," buyurdu."
Ebu Davud'un bir rivayetinde de [186] şöyledir:
"Hz. Peygamber (a.s)'e sokulmuş biri getirildi. Bir akrep sokmuştu. O zaman:"Keşke, "yaratıklarının şerrinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım," deseydi, sokulmazdı ve zarar görmezdi," buyurdu."
Ahmed bin Hanbel'in rivayeti de şöyledir:
"Akşamladığında üç defa; "Yaratıklarının şerrinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım," diyen kimseyi o gece bir haşere sokamaz."
Süheyl şöyle demiştir:
"Ailemiz bunu biliyordu ve her gece söylüyordu. Bir cariyemizi zehirli bir hayvan soktu, ancak hiç ağrı- sızı duymadı.[187]
Tam kelimeler, bir çok şekilde açıklanmıştır. Bunlardan birisi de şudur: Bunlar, şifa verici faydalı kelimelerdir.[188]
3106-Tirmizi, Şekl bin Humeyd (r.a)'den §u şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s)'a geldim ve:
"Ya Rasulallah, Allah'a sığınacağım bir teavvüz (sığınma) Öğret," dedim. Elimi tuttu ve:
"Allah'ım, kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, gönlümün şerrinden ve cinsel organımın şerrinden sana sığınırım," de," buyurdu."
Ebu Davud'un rivayeti [189] şöyledir:
"Ya Rasulallah, bana bir dua öğret," dedi. O da: ...." diye hadisi aktardı."
Nesai de iki rivayet kaydetmiştir. Ancak, bütün rivayetlerinde 'nemî' demiş, birinde ise 'suyunu demek istiyor', birinde de 'erkeklik organını demek istiyor' demiştir.[190]
3107-Buhari, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) Hasan ve Hüseyin'i ta'vîz (sığınma) ediyor ve: "Babanız (İbrahim a.s) İsmail'le îshak'ı bu kelimelerle ta'viz ediyor (Allah'ın sığınmasına havale ediyor)du," diyordu: "Her şeytandan ve zehirli yaratıktan ve bütün nazar değen gözlerden Allah'ın tam kelimelerine sığınıyorum."[191]
3108-Iman Malik, Ka'kâ1 bin Hakîm Kinânî (r.a)'den rivayet etmiştir: "Kâb Ahbar şöyle derdi:
"Söylediğim bazı kelimeler olmasaydı, Yahudiler beni eşeğe çevirirdi." "O kelimeler nelerdir?" diye soruldu.
"Yarattıklarının şerrinden O'ndan daha ulu bir şey olmayan Yüce Allah'ın zâtına, hiç bir iyinin ve kötünün aşamayacağı Allah'ın tam kelimelerine ve Allah'ın bildiğim, bilmediğim güzel isimlerine (esma-i hüsna) sığınırım," dedi,"[192]
3109-tebarani, ibni abbas (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmiştir:
"Sana saldırmasından korktuğun bir haybetli sultanın yanma gidersen; "Allah bütün yarattıklarından daha büyüktür, Allah en büyüktür. Allah korktuğumdan ve çekindiğimden daha üstündür. Filan kulunun, cinlerden ve insanlardan olmuş askerlerinin, adamlarının ve taraftarlarının şerrinden yedi kat göğü yeryüzüne düşmekten tutup alıkoyan-ancak Allah'ın izniyle düşebilirler - Allah'a sığınırım. Allah'ım, beni onların şerrinden koru. Övgün yücedir. Koruyuculuğun üstündür. İsmin mübarektir. Senden başka tanrı yoktur," de," demiştir."[193]
3110-Ahmed bin Hanbel, Ebu Abdurrahman Hubulli (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Abdullah bin Amr bize bir takım kağıtlar (bir tomar) çıkardı ve şöyle dedi: "Allah Rasulü (a.s) bize şöyle dememizi öğretirdi; "Allah'ım, göklerin ve yerin yaratanı, gizliyi - açığı bilen, sen her şeyin Rabbisin. Sen her şeyin İlahısın. Şeriki olmayan bir tek senden başka ilah olmadığma inanıyorum. Muhammed (a.s)'in kulun ve Rasulün olduğuna inanıyorum. Melekler de tanıklık ediyorlar. Şeytan'dan ve şerrinden sana sığmıyorum. Nefsime bir kötülük etmekten veya o kötülüğü bir Müs-lümana sürüklemekten sana sığmıyorum."
Ebu Abdurrahman şöyle demiştir:"Rasulullah (a.s) Abdullah bin Amr'a öğretiyor, o da bunları uyumak istediğinde söylüyordu."[194]
3111-Taberani, Evsat'ta, Hz. Peygamber (a.s)'in hanımı Ümmü Seleme (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir.
"Rasulullah (a.s) şu kelimelerle dua ediyordu; "Allah'ım, sen ilksin, senden önce hiç bir şey yoktur. Sen sonuncusun, senden sonra hiç bir şey yoktur. Her yaratıktan sana sığınırım. Dizgini elindedir. Günahtan, tembellikten kabir azabından zenginlik fitnesinden, fakirlik fitnesinden sana sığınırım. Günaha düşmekten ve borçlanıp ödeyememekten sana sığınırım. Allah'ım, beni hatalardan bembeyaz elbiseyi pislikten temizlediğin gibi temizle. Allah'ım, benimle günahlarımın arasını, doğuyla batının arasını açtığın gibi aç. Muhammed'in Rabbinden isteği budur. Allah'ım, senden en hayırlı duayı, en hayırlı isteği, en hayırlı başarıyı, en hayırlı ameli, en hayırlı sevabı, en hayırlı hatayı ve en hayırlı ölümü dilerim. Beni sağlam tut, günahlarımı ağır bastır, derecemi yükselt, namazımı kabul et, günahımı bağışla. Senden Cennetteki yüksek makamları isterim. Âmîn (Allah'ım kabul buyur). Allah'ım, senden Cenneti isterim, âmîn, Allah'ım, senden fiilerin en hayırlısını, amellerin en hayırlısını, gizlilerin en hayırlısını, açıkta olanların en hayırlısını, Cennet'teki yüce dereceleri isterim, âmîn. Allah'ım, adımı yükseltmeni, yükümü hafifletmeni, durumumu düzeltmeni, gönlümü temizlemeni, günahımı bağışlamanı, cinsel organımı korumanı, kalbimi nurlandırmanı ve günahımı bağışlamanı dilerim. Senden Cennet'teki yüce dereceleri isterim, âmîn. Allah'ım, beni Ce-hennem'den koru."[195]
3112-Nesai, Osman bin Ebu'l-As bin Ebu Talha (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) şu dualarla dua ederdi: "Allah'ım, tembellikten, yaşlılıktan, korkaklıktan, acizlikten ve hayatın ve ölümün fitnesinden sana sığınırım."[196]
3113-Buhari, Muş'a bin Sa'd (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir: "Sa'doğullarına: "Rasulullah (a.s)'m istiaze yaptığını kelimelerle Allah'a sığının," dedim: "Allah'ım, korkaklıktan sana sığınırım. Cimrilikten sana sığınırım. Bunak bir ihtiyara dönmekten sana sığınırım. Deccal fitnesinden sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım."
Bir rivayette ise şöyle geçer:"Sa'doğullarma, öğretmenin çocuklara yazmayı öğrettiği gibi şu cümleleri öğretirdi ve: "Rasulullah (a.s) namaz -beş vakit- arasından Allah'a bunlarla sığınırdı," derdi. Ne var ki, bu rivayette 'Deccal' yerine "Dünya fitnesinden sana sığınırım/' demiştir"[197]
3114-Buhari ve Müslim, Abdullah bin Abbas (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmişlerdir:
"Rasulullah (a.s); "Beni saptırmadan izzetine sığınırım. Hiç ölemeycek diri (Hayy) olan senden başka ilah yoktur. Cinlerle insanlar ise öleceklerdir," derdi,"[198]
3115-Nesai, Abdullan bin Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s)'m; "Allah'ım, altımdan ansızın bir belâya uğramaktan sana sığınırım," dediğini duydum. Cübeyr bin Ebu Süleyman; "Alttan ansızın gelecek belâ, yere batmaktır," demiştir. Ubade bin Müslim ise; "Yere batmaktır," sözü; Hz. Peygamber (a.s)'e mi yoksa Cübeyr'e mi aittir bilemiyorum," demiştir."[199]
3116-Taberani, Sağîr'de, Enes (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle derdi:
"Allah'ım, acizlikten ve tembellikten sana sığınırım. Kasvetten, gafletten, fakirlikten, horlanmaktan ve miskinlikten sana sığınırım. Fısıktan, asilikten, münafıklıktan, insanlar duysun diye ve insanlar görsün diye yapmaktan sana sığınırım. Sağırlıktan, dilsizlikten, delilikten, cüzzamdan ve hastalıkların en kötüsünden sana sığınırım."[200]
3117-Nesai, Abdullah bin Amr bin As (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'ın şöyle dediğini duydum:
"Allah'ım, tembellikten, yaşlılıktan, borçlanıp ödeyememekten, günaha düşmekten sana sığınırım. Mesih Deccal'in şerrinden sana sığınırım. Kabir azabından sana sığınırım. Cehennem azabından sana sığınırım."[201]
3118-Buhari ve Müslim, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmişlerdir:
"Rasulullah (a.s) şöyle derdi:"Allah'ım, sana teslim oldum. Sana inandım. Sana tevekkül ettim. Tek-rak tekrar sana yöneldim. Senin uğruna hasım oldum. Allah'ım, beni saptırmandan izzetine sığınırım. Senden başka ilah yoktur. Sen ölmeyecek dirisin (Hayy). Cinler ve insanlar ise öleceklerdir."[202]
3119-Müslim, Ümmü Habibe (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) benim; "Allah'ım, beni kocam Rasulullah (a.s)'tan ve babam Ebu Süfyan'dan, kardeşim Muaviye'den faydalandır," dediğimi duymuş. "Sen Allah'tan belli acellere, sayılı günlere ve paylaştırılmış rızıklara dair bir şey istedin. Allah hiç bir şeyi vakti gelmeden yaratacak yahut birşeyi vaktinden sonraya da bırakacak değildir. Şayet Allah'tan seni Cehennemdeki bir azaptan ve kabirdeki bir azaptan korumasını dileseydin, daha hayırlı ve daha faziletli olurdu," buyurdu."[203]
Bir Açıklama
İmam Nevevi, Müslim Şerhi'nde bu hadis hakkında şöyle demektedir:"Ecellerle rızıkların Allah Teala'nm ezeldeki takdirinde ve ilminde değişmez tarzda takdir edildiği açıktır. Gerçekte, o tesbit edilenden fazla vj; eksik olması mümkün değildir." [204] Sılayı rahimin ömrü artırdığına hadislere cevabında da şöyle demektedir"Alimler buna bir çok cevaplar vermişlerdir. İçlerinden en doğrusu, ömrün artışının ömre bereket vermekle, iaşate muvaffak kılmakla ve vakitlerini ahirete faydalı şeylerle değerlendirmekle ve başka şeylerde ziyan etmekten korumakla olacağı şeklindedir, ikincisi, artış ve eksiliş meleklere görünene, levh—i mahfuz'da gözükene vb. göredir. Meleklere levh'te o kişinin ömrü altmış yıl gözükür. Ancak sılayı rahim yaparsa, kırk yıl ilave edilecektir. Allah Teala onun ileride ne yapacağını bilmiştir. Şu ayet bunu gösterir: "Allah dilediğini siler ve (dilediğini de) bırakır."[205]
Allah'ın ilmine ve takdirine göre ne eksilir, ne de artar. Bilakis değişmesi hiç mümkün değildir. Yaratıklara gözükene göre bu, artış sanılır. Hadiste ifade edilen de budur. Üçüncüsü: Öldükten sonra da sanki ölmemiş gibi güzellikle anılmasıdır. Kâdî böyle söylemiştir ama zayıftır." [206]
Şu soruya da şöyle cevap vermiştir:
"Ümmü Habibe'nin Ömrün artmasına dua etmesinin yasaklanışmdaki hikmet nedir? Halbuki zaten kararlaştırılmıştır. Öte yandan azaptan korunmak için dua etmesinin mendup olduğunun belirtilmesi niyedir? Halbuki bu da kararlaştırılmıştır, elinden bir şey gelmez. Cevabı şu şekildedir:
"Her iki şey de kararlaştırılmıştır. Ama Cehennem azabından ve kabir azabından kurtulmak için dua etmek ibadettir ve din, ibadet edilmesini emretmiştir. Şu da sorulmuştur: Kitabımıza ve bizim için takdir edilene güvenmez miyiz? Yani her şey belli olduğuna göre hiç bir şey yapmasak olmaz mı?
Rasulullah (a.s): "Amel işleyin. Her şey yaratıldığı şeye göre kolaydır," buyurmaktadır. Ömrün uzamasına dua etmek ise ibadet değildir. Namaz gibi şeyleri ise kadere güvenerek terk edilmesi güzel değildir. Cehennem-'den kurtulmaya dua etmenin terk edilmesi de öyle..."[207]
3120-Tirmizi, İmran bir Husayn (r.a)'dan §u şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) babama: "Ey Husayn, bugün kaç tanrıya ibadet ettin?" demiş. O da: "Yedi. Altısı yeryüzünde, biri gökyüzünde," diye cevaplandırmış. "Korktuğundan ve rağbet ettiğinden dolayı hangisine hazırlanıyorsun?" buyurmuş.
"Gökyüzünde olana," demiş. "Ey Husayn, dikkat et, keşke Müslüman olsan da sana faydası dokunacak iki kelime öğretsem." Husayn Müslüman olunca gelip: "Ya Rasulallah, bana söz verdiğin iki kelimeyi öğret," demiş. O da: "Allah'ım, bana yolumu ilham et ve nefsimin şerrinden koru," de buyurmuş."[208]
3121-Tirmizi, Ebu Ümame (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a.s) uzun bir dua etti. Ondan hiç bir şeyi aklımızda tutamadık.
"Ya Rasullallah, uzun bir dua ettin, ondan hiçbir şeyi aklımızda ttı madik," dedik.
"Size bütün bunları bir araya getireni göstereyim mi?" buyurdu. ' "Şöyle dersiniz:
"Allah'ım, biz senden Peygamberin Muhammed (a.s)'in dilediği hayırları diliyor; Peygamberin Muhammed (a.s)'in sığındıklarından sana sığmıyoruz. Sen yardım edensin. Yetecek kadarını vermek sana aittir. Güç de kuvvet de ancak Allah'ladır."[209]
3122-Ahmed bin Hanbel, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s), Hz. Aişe (r.a)'ye şu duayı öğretmiştir: "Allah'ım,, senden hayrın tamamını, hemen verilenini ve ileride verilecek olanını, bildiğimi - bilmediğimizi isterim. Şerrin tamamından, hemen gelecek olanından, ileride gelecek olanından, bildiğimden bilmediğimden sana sığınırım. Allah'ım, kulun ve peygamberinin senden istediği hayırları senden ister, kulun ve peygamberinin sana sığındıklarından sana sığınırım. Allah'ım, senden Cenneti ve ona yaklaştıracak söz veya amelleri isterim. Cehennem'den ve ona yaklaştıracak söz veya amellerden sana sığınırım. Benim için takdir ettiğin her kaderi, benim için hayırlı eylemeni dilerim."[210]
MUTLAK ZİKİRLER
Giriş
Mutlak zikirlerden her birinin, eğer marifetullah zevki içindeyse Allah(c.c)'a kulluğunu yerine getirmekteyse, insan gönlüne etkisi vardır. Teşbih, gönülde Allah Teala'yı eksikliklerden uzak kılmayı (tenzihi) de-rinleştirir. Tenzih, peygamberlerin davet ettikleri en yüce şeylerdendir. İnsan kalbine duyuların hâkim olmasının bir etkisi olarak gönlü, teşbih anlamlarının yani Allah'ı bir şeylere -hâşâ- benzetme duygularını çokça kaplaması dolayısıyla çok tesbihatta bulunmaya davet edilmişdir. Hamd, kalbde insanın, her şeyin Allah'ın nimetlerinden olduğunu hissetmesini derinleştirir. İnsan kalbini, Allah (c.c)'tan başka nimet veren varmış gibi duyguların çokça kaplaması sebebiyle çok hamdetmeye davet olunmu-şuzdur. Tekbir, kalbte Allah (c.c)'ı yüceltmeyi derinleştirir. İnsan kalbini, Allah (c.c)'tan başkalarınm büyüklüğü duygusu çokça kapladığından çok tekbir getirmeye davet edilmiş izdir. Tevhid, peygamberlerin, uğruna gönderildiği en yüce şeydir. Kalbi açık ve gizli şirk türleri çokça kapladığı için çok tevhid getirmeye ve "la ilahe illallah" demeye davet olunmuşuzdur. Allah'la Rabliği konusunda çekişmeye yeltenerek kendi güç ve kuvvetine önem vermek, insan nefsinin özelliği olduğundan, kendi güç ve kuvvetimizden Allah'ın güç ve kuvvetine gitmek için çok havkale "la havle ve la kuvvete illa billah" çekmeye davet edilmişizdir. Ki, nefislerimizi marifetullah ve her şeyin O'nun ilmiyle, iradesiyle ve kudretiyle olduğu sığınağına döndürebilelim. Çünkü insan sıkıntılarda ve krizlerde çoğu zaman Allah'tan başkalarını görür. "Hasbünallahü ve nimet-vekü" sözünü çok söylemeye davet edilmişizdir.
Allah'ın korudukları dışında insanlara açık ve gizli günahlar bulaşır. Ondan dolayı çok istiğfar getirmeye davet olunmuşuzdur. Her özel rahmet ve her özel nimet, insana sadece Allah Rasulü aracılığıyla ulaştığı için o güzeli ve o fazileti itiraf ederek, gerek O'na -aleyhissalatü vesselam- ve gerekse O'nu alemlere rahmet olarak gönderen Allah'a imanımızı pekiştirerek O'na -alehissalatü vesselam- çok salat okumaya davet edilmişizdir. Davet edildiğimiz her zikrin kalbteki tesirini, temizlemesini, tezkiye edilerek nurlandırmasını işte böylece görürsünüz. Bazı şeyhler, o zikrin uğruna konulduğu anlam kalbte iyice derinleşsin diye, müridlerinden Allah'ı mutlak zikirlerden sadece birisiyle zikretmelerini, sonra başka bir zikre geçmelerini isteme yolunu seçmişlerdir. Bu, güzel bir içtihattır. Allah'ın kabul etmesini dileriz. Arifler, dünyada ve ahirette tam nura erişmekte istekli olanlara, salat ve selamı içeren hangi siga (kip) ile olursa olsun Allah Rasulü (a.s)'ne çok sala-vat okumalarını tavsiye yolunu seçmişlerdir. Bu mesele, bazılarının sandığı gibi değil, aksine çok geniştir. Arifler, Ra-sulullah (a.s)'a çok salavat okumayı, yokluğu halinde mürşid~i kamil yerine geçmiş sayarlar. Çünkü Yüce Allah, Rasulüne salât edene salât eder. Salât ettiği kimseyi de karanlıklardan aydınlığa, zulmetlerden nura çıkarır:
"O Allah ki, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için üzerinize rahmet etmekte (salât etmekte)dir, melekleri de..."[211]
TESBİH TEHLİL TEKBİR TEHMİD VE HAVKALE
3123-Ahmed bin Hanbel, İbni Amr bin As (r.a)'tan merfu olarak şu şekilde rivayet etmiştir: "İki haslet ve meziyet vardır ki, onları muhafaza eden bir kimse mutlaka Cennet'e girer. (Bu iki haslet ve meziyet) kolaydırlar. Yapanlar da azdır. Her (farz) namazın arkasından Allah'ı on defa teşbih eder, O'na on defa hamd eder ve on defa tekbir getirir." Onun (a.s), bunları parmaklarıyla saydığını gördüm. Sonra: "İşte bunlar dilde yüzelli adettir. Mizanda binbeşyüz sevaptır. Yatağına girdiğinde, O'nu yüz defa teşbih ve tahmid eder ve tekbir getirirsin. Bu da dilde yüz adettir ama mizanda bin sevaptır. Hanginiz bir gün ve gecede binbeşyüz günah işlemez ki?" buyurdu. Onlar da: "Nereden bileceğiz, sayamayız ki," dediler. O zaman: "Birinize Şeytan namaz kıhyorken gelir; "Şunu düşün, bunu düşün," diye namazı bitirinceye kadar söyler durur. O da belki bu zikirleri yapamaz. Bir de yatağına girmişken gelir de uyuyuncaya kadar uyutmaktan geri dur-maz," buyurdu."[212]
3124-Ebu Davud, İbni Amr bin As (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s)'in sağ eliyle teşbih saydığını gördüm."[213]
3125-Ebu Davud, Sa'd bin Ebu Vakkas (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Sa'd, Allah Rasulü (a.s) ile birlikte bir kadının yanma varmıştı. Kadının elinde teşbih çekip saydığı hurma çekirdekleri -veya çakıl taşları- vardı. Allah Rasulü (a.s): "Sana bundan daha kolay, daha faziletli ve maksada daha çabuk ulaştıranı bildireyim mi?" diye sordu. O hanım: "Anam babam sana feda olsun (bildir)," dedi. "Allah'ın göklerde, yeryüzünde ve bu ikisi arasında yarattıkları sayısınca; "Sübhanallah," yaratanı oldukları adedince; "Sübhanallah," bir o kadar "Allahuekber," bir o kadar "Elhamdülillah," bir o kadar "La ilahe illallah", bir o kadar da "La havle ve la kuvvete illa billah," de/1 buyurdu." Tirmizi'ye ait bir rivayette ise şöyle geçer: "Göklerde yarattıkları adedince; "Sübhanallah" yeryüzünde yarattıkları adedince; "Sübhanallah", bunlar arasındakiler adedince; "Sübhanallah," O'nun yaradıcısı oldukları adedince; "Sübhanallah...[214] Bu, hasen bir hadistir. Bazı muhaddisler hadisi delilleri olmadığından zayıf saymışlardır. Bu muhaddis şöyle demiştir: "Hadisi, Ebu Davud, Tirmizi ve Hâkim; Amr bin Haris tarîkıyla rivayet etmişlerdir. Hadis, Saîd bin Ebu Hilal-Huzeyme- Ayşe bint Sa'd bin Ebu Vakkas silsilesiyle gelmiştir. Sonra hadisi zayıf sayan şahıs şöyle devam etmiştir: "Bunda iki illet vardır. îlki, Huzeyme'nin meçhul oluşudur. İkincisi de, Sâcî'nin Ahmed'den Said bin Ebu Hilal'in karıştırdığına (ihtilat) dair aktardığı kanaatidir. "Sonra da: "Hadis nereden sahih ya da hasen olsun ki?" demiştir." Burada söz konusu edilen meçhul ravinin adı, Huzeyme'nin ve Hâkim'in senedinde geçmektedir. [215] Hadisin bu tarîkinin İbni Hibban'ın kaydettiği mütebaati vardır. [216]Kaldı ki, Bezzar da Said bin Hilal'in Hz. Aişe (r.a)'den rivayet ettiğini açıklamıştır. Said, Hz. Aişe (r.a)'den iki hadis rivayet etmiştir. Birisi de bu hadistir. Said bin Hilal'e gelince, sika bir ravidir. Kütüb-i Sitte imamları hadislerini kitaplarına almışlardır. Bir grup alim de sika olduğu kanaatine varmıştır. [217]
Hadisin bu tarîkinin şahidleri vardır. İbni Ebu Şeybe'nin 'Musannef indeki bu şahidelerdendir. [218]
Ayrıca bkz: 'Risaletü vusuli't-tehânî bi isbati sünniyyeti's-subha.' Bir de şu: Hadisi, Hakim sahih saymış, Zehebi de onaylamıştır. Avnu'l-Mabud müellifi de hadis hakkında şöyle demiştir: [219]
"Bu hadis, Rasulullah (a.s)'ın takririyle (görüp onaylamasıyla) teşbih kullanmanın caiz olduğuna dair sahih bir dayanaktır. Hadis teşbih anlamındadır. Çünkü sayım yapılan, çekilen şeyin dizilmiş ve dizilmemiş olması arasında bir fark yoktur. Teşbihi bid'at sayanın sözüne önem verilmez." [220]
Neylü'l-Evtar'da da şöyle geçer: "Hadis, hurma çekirdekleriyle ve çakıl taşlarıyla teşbih çekmenin caiz olduğunu gösterir. Ayırdedici bir kaydm olması sebebiyle teşbih de böyledir. Dayanağı, Hz. Peygamber (a.s)'in onaylayıp reddetmemesidir. Rasulullah (a.s)'ın daha faziletli olanı öğütlemesi ise caiz olmasına reddetmez. Bu konuda bir çok hadisler vardır." [221] Müellif, bu hadisleri sıralamış sonra şöyle devam- etmiştir: "Suyuti der ki:
"Ne seleften, ne de haleften hiç bir kimseden teşbihle zikir çekmenin caiz oluşunu yasaklayan bir görüş nakledilmemiş tir. Aksine çoğunluğu, zikri teşbihle sayıyorlardı ve bunu mekruh bile görmüyorlardı."
Hadisten şöyle bir sonuç çıkarılabilir: Zikir, zâkirin (zikreden) sayışma havale ettiği şeyin adedince katlanıp artabilir. Her ne kadar zikri kendi kendine tekrarlamasa da..."
Neylü'l-Evtar'dan özetle alıntıladığımız bilgiler burada sona ermiştir,
3126-Tirmizi, Yüseyra (r.a)'dan rivayet etmiştir: ""Yüseyra (r.a) ilk muhacirlerdendi. Şöyle anlatmıştır: "Rasulullah (a.s) bize şöyle buyurdu:
"Teşbih, tehlil, takdis ve tekbir çekmemiz gerekir. Parmak uçlarınızla (boğumlarınızla) sayın. Çünkü oralar (kıyamet günü) konuşmaları istenecek, sorgulanacaktır. Sakın gaflet etmeyin ve rahmeti unutmayın." Ebu Davud'un yer verdiği bir rivayette ise şöyle geçer:
"Hz. Peygamber (a.s) sahabiye hanımlara tekbir, takdis ve tehlili gözetmelerini, parmaklarıyla saymalarını, çünkü oralarının (kıyamet günü) konuşmaları istenecek ve sorgulanacak olduklarım emir buyurmuştur.'
Avnü'l-Ma'bud'da denir ki:
"Rasulullah (a.s) bunun (yani parmaklarla saymanın) sebebini parmakların konuşmaları istenecek sorumlular olmasıyla açıklamıştır. Şunu kas-detmektedir: Parmaklar buna şahitlik edeceklerdir. Teşbihin parmaklarla sayılması bu yönden, teşbihten ve çakıl taşlarından daha iyidir." [222]
Alimler, bunun daha iyi oluşunun ötekinin bid'atçilik sayılması veya engellenmesi gerektiği anlamına geldiğini, tersine az önce aktardığımız gibi caiz olduğunu gösteren deliller olduğunu açıklamıştır.[223]
3127-Ebu Davud, İbni Ebu Evfa (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir: "Bir adam Rasululları (a.s)'a gelip: "Ben Kur'an'dan bir şey alamıyorum. Bana kafi gelecek şeyler öğret/' dedi. O da: "Subhanallah, elhamdülillah, la ilahe illalah, Allahu ekber ve la havle ve la kuvvete illa billah, de," buyurdu. Adam:
"Ya Rasulullah, bu Allah içindir. Benim için ne (söylüyorsun)?" dedi. "Allah'ım, bana merhamet et, bana afiyet ver, beni doğru yola ilet ve beni rızıklandır, de," buyurdu." Ravi şöyle devam etti:
"Elleriyle şöyle yaptı ve avucunu, yumdu. Bunun üzerine Rasulullah (a.s):
"İşte bu adam ellerini hayırla doldurdu," buyurdu." Nesei'nin rivayetide; "İlla billah"la bitmiştir.[224]
3128-Ahmed bin Hanbel, Zeyd bin Ebu Selâm (r.a) vasıtasıyla Rasulullah (a.s)'ın azatlı bir kölesinden rivayet etmiştir:"Rasulullah (a.s); "Beş şeye de maşallah. Mizan'da ne de ağır gelirler: 'La ilahe illallah', 'Allahu ekber', 'Subhanallah,' 'Elhamdülillah ve salih evlat. Ölür de babası ecrini Allah'tan bekleyerek sabreder," buyurdu."[225]
3129- Ahmed bin Hanbel, Muaz bin Enes (r.a)ten rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Kim "Subhanallahi'l-azhim" derse, onun için Cen-net'te bir fidan biter," buyurdu."[226]
3130-Müslim, Ebu Zer Gıfari (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'a; "Hangi söz en iyisidir?" diye soruldu. O da: "Allah'ın melekler için seçtiği: "Subhanallahi ve bi hamdihi," buyurdu."
Tirmizi'nin rivayeti ise şöyledir: "Rasulullah (a.s) Ebu Zerr'e geçmiş olsuna gitti. Ebu Zerr de Rasulullah (a.s)'a geçmiş olsuna geldi. O zaman: Anam babam sana feda olsun. Allah'ın en çok sevdiği söz hangisidir?" diye sordu. O da..." [227] diye hadisi aktarmıştır. [228]
Bir Açıklama
İmam Nevevi, Müslim şerhinde der ki:
"Allah Rasulü (a.s)'nün; "Sana, Allah'ın en çok hoşuna giden sözü, bildireyim mi?" sözü, insan sözü anlamına alınır. Değilse Kur'an, en üstün sözdür. Kur'an okumak da aynı şekilde mutlak mânâda teşbihten ve tehlil-den daha üstündür. Ancak zamana veya duruma veya benzer şeylere dair gelen dualarla, zikirlerle ve istiazelerle meşgul olmak ise Allah bilir ama en faziletlisidir." [229]
3131-Ahmed bin Hanbel, Nebi (a.s)'nin ashabından bir adamdan şöyle rivayet etmiştir:
Resulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Sözlerin en güzeli; "Subhanallahu Velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu ekber" (Allah'ı bütün eksikliklerden tenzih ederim. Hamd O'na mahsustur. Allah'dan başka ilah yoktur. Allah en büyüktür.)"[230]
3132- Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a) ve Ebu Said (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Ebu Hureyre ile Ebu Said Rasulullah (a.s)'ın şöyle dediğini kesinlikle haber vermişlerdir: "La ilahe illallahu vallahu ekber," dediğinde, Allah (c.c); "Kulum doğru söyledi. Benden başka tanrı yoktur ve ben en büyüğüm," buyurur. Kul; "La ilahe illallahu vahdehu," dediğinde de; "Kulum doğru söyledi. Bir tek benden başka tanrı yoktur," buyurur. "Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun şeriki de yoktur" dediğinde de "Kulum doğru söyledi. Benden başka tann yoktur ve beim şerikim de yoktur," buyurur. "La ilahe illallah lehu'1-mülk ve lehu'1-hamd" dediğinde de, "Kulum doğru söyledi. Benden başka tanrı yoktur. Hakimiyet de bana aittir, hamd de," buyurur. "La ilahe illallahu ve la havle ve la kuvvete illa billah," dediğinde de; "Kulum doğru söyledi. Benden başka tanrı yoktur. Güç ve kuvvet de ancak benim sayemdedir," buyurur." Ebu İshak şöyle demiştir: "Sonra (hadisin ravisi) Ağar anlamadığım bir şey söyledi. Ebu Caft "Ne dedi?" dedim. "Ölürken kendisine bunları söyleme nimeti bağışlat aj kişiye Cehennem ateşi dokunmaz," dedi."[231]
3133-Tirmizi, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir"Hz. Peygamber (a.s) yapraklan kumaş bir ağaca yaslayıp değnegiyle vurdu. Yapraklar yere saçıldı. O zaman; "Elhamdülillah ve subhanallar ve la ilahe illahu valahu ekber, kulun günahlarını bu ağacın yapraklarını döküldüğü gibi döker," buyurdu."[232]
3134- Tirmizi, Cabir bin Abdullah (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'in şöyle dediğini duydum: "En faziletli zikir; "La ilahe illallah"tır, en faziletli dua da, "Elhamdü-lillah"tır." Hamdele (Elhamdülillah) duadır. Çünkü bir şükürdür. Nimetler ise şükürle devam eder ve artar. Bu sebeple hamd bir duadır. Allah Teala; "Şükrederseniz, mutlaka artırırım," [233]buyurmuştur. Ve hamd en üstün duadır. Çünkü hem dua, hem de Allah'ın hakkını tanıma ile O'na övgü hamd ile bir araya gelmiştir.[234]
3135-Buhari ve Müslim, Ebu Eyyub Ensâri (r.a)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir:
"Rasulullah (a.s)' on defa; "La ilahe illallahu vahdeh la şerike leh lehu'l-mulk ve lehu'1-hamd ve hüve ala külli şey'in kadir. (Allah'tan başka tanrı yoktur. O, tektir. Ortağı yoktur. Hâkimiyet O'nundur, hamd O'nun. O, her şeye kadirdir)" diyen kimse, İsmail (a.s) evladından dört kişiyi kölelikten azad etmiş kimse gibidir," buyurdu."[235]
3136-Tirmizi, Hz. Ömer bin Hattab (r.a)'dan rivayet etmiştir:"Rasulullah (a.s); "Kim, çarşıya girip;" de bir olan Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun ortağı yoktur. Hakimiyet de O'nundur, ham de, yaşatır ve öldürür. O, Ölmeyecek diridir, hayır elindedir. O, herşeye kadirdir," derse Allah ona bir milyon sevap yazar, bir milyon günahını siler, derecesini bir milyon yükseltir," buyurdu." Bir rivayette ise üçüncünün yerine; "ve kendisi için Cennet'te bir köşk inşa edilir," geçmiştir [236]
3137-Taberani, Ümmü Seleme (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s)'ın; "Allah'tan başka tanrı yoktur. O, tektir. Ortağı yoktur," diyene şu kadar, bu kadar sevap yazılır," dediğini duydum."[237]
3138-Ahmed bin Hanbel, Bera bin Azib (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kim, borç verirse veya sütünden ve yününden yararlandıktan sonra iade edilmek üzere deve ve koyun verirse ya da (şaşırmışa yahut köre) yol gösterirse, bir köleyi azad etmiş gibidir. Allah'tan başka ilah yoktur. Tek O vardır. O'nun ortağı yoktur. Hakimiyet de O'undur, hamd de. O, her şeye kadirdir, diyen kimse de bir köle azad etmiş gibidir."Bir rivayette ise: "On defa; "Allah'tan başka tanrı yoktur. O, birdir. Ortağı yoktur. Hakimiyet de O'undur, hamd de. O, herşeye kadirdir," diyen kimse, bir köle veya canlı azad etmiş gibi sevap alır," buyurmuştur.[238]
3139-Ahmed bin Hanbel, Ebıi Musa (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s)'in yanma Vardım. Yanımda kendi kavmimden bir kaç kişi vardı. Size de müjdeler olsun, arkanızdan gelenlere de müjdeleyin. Samimi olarak Allah'tan başka tanrı olmadığına şehadet eden Cennet'e girer," buyurdu. Hz. Peygamber (a.s)'in yanından çıktık. Müjdeyi insanlara verdik. Hz. Ömer bin Hattaba (r.a)'a rastladık. Bizi geri çevirerek Rasulullah (a.s)'m huzuruna götürdü. "Ya Rasulallah, bu durumda insanlar buna güvenirler de ibadeti ve taati terk ederler," dedi. Allah Rasulü (a.s) hiç bir şey söylemedi."[239]
3140-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Bir olan Allah'tan başka ilah yoktur. Ordusunu üstün kıldı. Kuluna yardım eyledi. Grupları tek başına bozguna uğrattı. O'ndan öte hiç bir şey yoktur."[240]
3141-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Bir kul gönülden ihlasla; "la ilahe ilallah" derse, büyük günahlardan kaçındığı sürece gökyüzü kapıları ardına dek ta Arş'a kadar açılır," buyurdu."[241]
3142-İmam Malik, Ebu Hurayre (r.a)'den rivayet etmiştir: "RasuluUah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kim, günde; " Bir olan Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun ortağı yoktur. Hakimiyet de O'nundur, hamd de. O, her şeye kadirdir," derse, on köle azad etmiş gibi sevap alır. Onun için yüz iyilik yazılır. Yüz günahı silinir. Ve akşama kadar o günü için Seylan'dan bir korunma olur. Hiç kimse onun işlediğinden daha üstün bir emel işlememiş olur. Ancak kendisinden daha fazla amel işleyen kimse hariç."
Yine; "Bir günde yüz defa; "Sübhanallahi ve bi hamdihi (Allah'ı övmek suretiyle eksikliklerden tenzih ederim)" diyen kimsenin günahları, deniz köpükleri kadar da olsa silinir," buyurmuştur."[242]
3143-Taberani, Ebu Eyyub Ensârî (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu.
"Kim, "bir olan Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun ortağı da yoktur. Hakimiyet de O'nundur, hamd de. O, her şeye kadirdir," derse, bir veya iki köle azad etmiş gibi sevap alır."[243]
3144-Taberani, Sağîr'de ve Evsat'ta, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Bir adam Allah Rasulü (a.s)'ne gelip:
"Ya Rasulullah, yapmadık ne büyük ne de küçük bir ihtiyaç bıraktım," dedi. Bunun üzerine Rasulullah (a.s) üç defa; "Allah'tan başka tanrı olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna şehadet etmedin mi?" buyurdu. Adam: "Evet," dedi. "Bu, buna denk gelir,"buyurdu."[244]
3145-Ahmed bin Hanbel, Salim bin Ebu'la'd (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir: "Ebu Umame, Rasulullah (a.s)'m şöyle dediğini rivayet etti: "Allah'a yarattıkları adedince hamd olsun. Allah'a yarattıkları doluşunca hamd olsun. Allah'a kitabının saydıkları adedince hamd olsun. Allah'a her şey adedince hamd olsun. Allah'a her şey doluşunca hamd olsun. Allah'ı bir o kadar da teşbih ederim bu kadar ululanırım." "Bir o kadar" sözü, Allah'a yarattıkları adedince hamd olsun, Allah'a yarattıkları doluşunca hamd olsun deyişindeki kadar anlamındadır. Yani Allah'ı yarattıkları adedince teşbih ederim, Allah'ı yarattıkları doluşunca teşbih ederim anlamındadır.[245]
3146-İbni Huzeyme, Ebu Ümame Bâhilî (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) Ebu Ümaye'ye uğradı. Ebu Ümame dudaklarım kımıldatıyordu. "Ey Ebu tjmame, ne söylüyorsun?" buyurdu. "Rabbimi zikrediyorum," diye cevap verdi. "Hem gece - gündüz hem gündüz - gece zikretmenden daha çoğunu -veya üstününü- bildireyim mi?" "Allah'ı yarattıkları adedince teşbih ederim, Allah'ı yarattıkları doluşunca teşbih ederim. Allah'ı yarattıkları doluşunca teşbih ederim. Allah'ı her şey doluşunca teşbih ederim," de. Bir bu kadar da hamd edersin," buyurdu,"[246]
3147-Taberani, Ebu Ümame Bâhilî (r.a)'den rivayet etmiştir: "Ben oturmuş dudaklarımı oynatırken Rasulullah (a.s) çıktı geldi. "Dudaklarını oynatarak ne söylüyorsun?" buyurdu. "Allah'ı zikrediyorum ya Rasulullah," dedim.
"Sana onu söylediğinde, gece - gündüz gayret göstersen bile ona ulaşamayacak bir şey söyleyeyim mi?" buyurdu."Elbette," dedim. "Allah'ı, kitabının saydıkları adedince hamd ederim. Allah'a kitabin-dakiler sayısınca hamd ederim. Allah'a yaratıklarının saydığı şeyler adedince hamd ederim. Allah'a yarattıklarındakiler doluşunca hamd ederim. Allah'a gökleri ve yeri doluşunca üzerinde hamd ederim," dersin. Bir bu kadar da teşbih edersin, bir bu kadar da tekbir getirirsin," buyurdu."[247]
3148-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu:
"İki kelime vardır ki, dilde hafiftir, mizanda ağır gelir, Rahman'a da sevimlidir: "Sübhanallahi ve bi hamdihi", "Sübhanallahi'1-azim" (Allah'ı hamdiyle teşbih ederim. Ulu Allah'ı teşbih ederim,), buyurdu."[248]
3149-Müslim, Sad bin Ebu Vakkas (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'ın yanma bir A'rabi gelip: "Bana, söyleyeceğim bir kelâm (söz) öğret/ dedi. O da: "Allah'tan başka tanrı yoktur. O, birdir. Ortağı yoktur. Allah büyük olarak en büyüktür. Allah'a çokça hamd olsun. Alemlerin Rabbi Allah'ı teşbih ederim. Güç ve kuvvet, üstün ve hikmet sahibi olan Allah'ın izniyledir," de," buyurdu. A'rabî: "Bunlar Rabbim içindir. Benim için ne söylüyorsun?" dedi. "Allah'ım, beni bağışla, bana merhamet et, bana hidayet eyle ve beni rızıklandır," de. Bu kelimeler senin için dünyanı da, ahiretini de bir araya toplar," buyurdu." Bir rivayetin sonunda ise şöyle bir ilave vardır: "Bana afiyet ver." [249] Ravî bu kelimede tereddüt etmiştir.[250]
3150-Bezzâr, Sâd bin Ebû Vakkas (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Bir A'rabi Hz. Peygamber (a.s)'e gelip: "Bana, söyleyeceğim bir söz öğret," dedi. O da:
"Bir olan Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun ortağı da yoktur. Allah en büyüktür. Alemlerin Rabbi olan Allah'ı teşbih ederim. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve ulu Allah'ladır," de," buyurdu."[251]
3151-Tirmizi, Abdullah bin Amr bin As (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Allah'tan başka tanrı yoktur. Allah büyüktür. Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır" diyen, yeryüzündeki herkesin günahları deniz köpükleri kadar da olsa mutlaka silinir," buyurdu."[252]
3152-Tirmizi, Kays bin Sad bin Ubade (r.a)'den rivayet etmiştir: "Babası, Kays'ı, Hz. Peygamber (a.s)'e hizmet etsin diye götürmüş. Gerisini şöyle anlattı: "Hz. Peygamber (a.s) yanma ben namaz kılarken geldi. Ayağıyla dokunup; "Sana Cennet kapılarından birini göstereyim mi?" buyurdu. "Elbette," dedim. "Güç ve kuvvet ancak Allah'ın izniyledir," buyurdu."[253]
3153-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "La havle ve la kuvvete illa billah," sözünü çok söyleyin. O, Cennet hazin el erindendir/' buyurdu." Mekehûl dedi ki: "La havle ve la kuvvete İlla billah ve la mencen minellah illa ileyh (Güç ve kuvvet ancak Allah'ladır. Allah'tan ancak Allah'a sığınılır)", diyen kimseden, Allah yetmiş zarar kapısını kapar. En basiti fakirliktir."[254]
3154-Ahmed bin Hanbel, Osman (r.a)'ın azatlı kölesi Haris'ten şu şekilde rivayet etmiştir: "Osman bir gün oturdu. Biz de yanma oturduk. Müezzin geldi." (Heysemi) şöyle devam etmiştir: Osman, beş vakit namazın günahlara keffaret olduğuna dair hadisi zikretti ve: "İşte onlar (bu beş vakit namaz) kötülükleri gideren iyiliklerdir," dedi. Etrafındakiler: "Bunlar iyiliklerdir (hasenat). Peki ya Osman, bakıyât nelerdir?" dediler. "La ilahe illallah ve sübhaallah velhamdülillah ve la ilahe illallahu val-lahu ekber ve la havle ve la kuvvete illa billah'tır," dedi. "[255]
3155- Taberani, Sağîr'de, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) yanımıza geldi ve: "Kalkanınızı alın," buyurdu. "Çıkıp gelmiş bir düşmana karşı mı ya Rasulullah?" dedik.
"Cehennem'e karşı kalkanınızı alm: "Subhanallah velhamdülillah ve la ilahe illalahu vallahu ekber ve la havle ve la kuvvte illa billah," deyin. Çünkü bu kelimeler, kıyamet günü öne geçiriciler, kurtarıcılar ve uzaklaştırıcılar olarak gelirler. İşte onlar, 'bakıyât-ı sâlihât'tırlar," buyurdu."[256]
3156-Taberani, Evsat'ta, Sefine (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasuhıllah (a.s); Beş şeye de maşallah, mizanda ne de ağırdırlar. "Subhanallah", "Velhamdülillah", "ve la ilahe illallah", "vellahu ekber" ve de babasından önce ölen salih evlat," buyurdu."[257]
3157-Taberani, Rasulullah (a.s)'m çobanı Ebu Selma (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s)'ın; "Beş şeye de maşallah. Mizanda ne de ağır gelirler; "La ilahe illallah", "Allahu ekber", "Sübhanallah" ve "Bihamdihi" ve de Müslüman kişinin kendinden Önce ölüp de ecrini Allah'tan bekleyerek sabrettiği salih evlâdı," buyurduğunu işittim."[258]
3158-Ahmed bin Hanbel, Semura (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Subhanallah," "elhamdülillah,", "la ilahe illallah", "Allahu ekber;" diyen kimseye bu sözlerden her birisi için Cennet'e bir ağaç dikilir," buyurdu."[259]
3159-Taberani, Evsat'ta, İbni Abbas (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s); "Sübhanallah", "elhamdülillah", "la ilahe illallah" ve "Allahu ekber" diyen kimseye bu sözlerden her birisi için Cennet'te bir ağaç dikilir," buyurdu."[260]
3160-Taberani, Kebir ve Evsat'ta, İbni Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Sübhanallah", "elhamdülillah", "la ilahe illallah" ve "Allahu ekber" diyen kimseye her harf başına on sevap yazılır. Haksız bir düşmanlığa destek veren kimse de, desteğini çekinceye kadar Allah'ın gazabı içerisinde olur. Allah'ın hadlerinden bir haddin uygulanmasına aracılığa engel olan kimse, emri konusunda Allah'a karşı çıkmıştır. Bir mü'mine veya mü'mineye iftira eden kimseyi, Allah kıyamet günü o dediğinden çıkıncaya kadar -ki çıkamaz- helak özsuyuna hapseder."[261]
3161-Taberani, Abdullah bin Amr (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "İmam, herhangi birinizin gönlünde elbisenin yıprandığı gibi yıpranır. Allah Teala'dan gönüllerinizdeki imanı tazelemesini isteyin."[262]
3162-Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Selam (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) ile birlikte ilerliyorken, ansızın bir cemaatin; "Amellerin hangisi en üstünüdür ya Rasulallah?" dediğini duydu. Allah Rasulü (a.s): "Allah'a ve Rasulüne iman, Allah yolunda cihad ve kabul olunmuş bir hac," buyurdu. Sonra vadide şöyle diyen bir ses duydu: "Allah'tan başka tanrı olmadığına, Muhammed'in Allah'ın Rasulü olduğuna inandım." Bunun üzerine Allah Rasulü (a.s) şöyle buyurdu: "Ben de şahitlik eder ve şahit tutarım ki, bunları söyleyen bir kişi- mutlaka şirkten uzak olur."[263]
3163-Müslim, Sad bin Ebu Vakkas (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'m yanmdaydık. "Biriniz her gün bir sevap kazanmaktan acizlik gösterir mi?" diye sordu. Yanında oturanlardan biri: "Birimiz nasıl bin sevap kazanır?" diye sordu. "Yüz defa teşbih eder de kendisine bin sevap yazılır veya bin günahı sili-
nir," buyurdu.'[264]
3164- Buhari ve Müslim, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) ölümünden Önce; 'Subhanallâhi ve bihamdihî esafi-ruhû ve etûbu ileyh (Allah'ı hamdiyle teşbih ederim. O'ndan beni bağışlamasını dilerim ve O'na tevbe ederim)"i çok söylüyordu. "Ya Rasulullah, senin; "Subhanallâhi ve bihamdihî" sözünü çok söylediğini görüyorum," dedim. "Rabbim, bana ümmetimde bir belirti göreceğimi bildirdi. O belirtiyi gördüğümde; "Subhanallâhi ve bihamdihi estağfirullah ve etubu ileyh," sözünü çok söylemeye başladım. O belirtiyi (Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman... diye başlayıp Nasr Sûresini sonuna kadar okudur) gördüm."[265]
3165-Müslim, Ebu Hufeyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Subhanalah velhamdülillah ve la ilahe illallahü vallahü ekber," demem, bana güneşin üzerine doğduğu her şeyden daha sevimlidir."[266]
3166-Ahmed bin Hanbel, Ebu Said'le Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Allah Teala kelamdan (sözlerden) dördünü seçti: "Subhanallah", "elhamdülillah", "la ilahe illallah" ve "Allahü ekber." Kim, "Subhanallah" derse, kendisine yirmi sevap yazılır ve yirmi günahı silinir. Kim, "Allahü ekber" derse de böyledir. Kim, "la ilahe illalah" derse de böyledir. Kim de içinden gelerek; "Elhamdülillah! Rabbil alemin," derse, otuz sevap yazılır ve otuz günahı silinir."[267]
3167-Müslim, Ebu Malik Eş'ari (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Subhanallah velhamdülillah" sözleri, göklerle yeryüzü arasım doldu rur. Namaz nurdur. Sadaka delildir. Sabır ışıktır."[268]
3168-Nesai, Abdullah bin Ömer (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Ensar'dan bir şahıs -rüyasında- birisinin: "Peygamberiniz size neyi emretti?" dediğini gördü. "Otuzüç defa; "Subhanallah," otuzüç defa; "Elhamdülillah," otuzdört defa da; "Allahü ekber" dememizi emretti. Böylece yüz olur," dedi. O da:"O zaman yirmibeş defa; "Subhanallah," yirmibeş defa; "Elhamdülillah; yirmibeş defa; "AUahüekber" deyin. Sonra yirmibeş defa da "La ilahe illallah" deyin. İşte bu da yüzdür," dedi. Rasulullah (a.s) durum'dan haberdar edildi de: "Ensarlı kardeşinizin söylediğini yapın," buyurdu."[269]
3169-MüsIim, Hz. Peygamber (a.s)'in eşi Cüveyriye (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s), Cüveyriye henüz namaz kıldığı yerde iken Cüvey-riye'nin yanından sabah namazını kılıp erkenden çıkmış, sonra Hz. Cüveyriye halen (namaz kıldığı yerde) oturmakta iken kuşluk vakti gelmiş. "Halen senden ayrıldığım andaki durum üzere misin?" buyurmuş. Cüveyriye de: "Evet," demiş. O zaman Hz. Peygamber (a.s): "Senden ayrıldıktan sonra dört kelimeyi üçer defa söyledim. Şayet senin sabahtan beri söylediklerinle tartılsalar senin söylediklerinden daha ağır gelirlerdi: (Onlar) Yarattıkları kendisinin razı olduğu şeyler sayısınca, Arşının ağırlığınca ve kelimelerinin mürekkebi kadar, "Subhanallahi ve bihamdihi (Allah'ı hamdiyle teşbih eder, her tür noksanlıkta tenzih ederim)" sözüdür," buyurmuş." Bir rivayette de şöyle anlatmıştır: "Sabah namazını kıldığında -veya kıldıkta sora- Rasulullah (a.s) onun yanına uğramış. Ondan sonra hadisi aktarmıştır. Ancak bu rivayette Hz. Peygamber (a.s); "Yarattıkları sayısınca; "Subhanallah," kendisinin razı olduğunca, "Sub-hanallah," arşının ağırlığınca; "Subhanallah," kelimelerinin mürekkebince; "Subhanallah-" buyurmuştur. Tirmizi'nin [270] ve Nesai'nin [271] yer verdikleri bir rivayette ise şöyle geçer: "Rasulullah (a.s) Cüveyriye'nin yanma henüz namaz kıldığı yerde iken gelmiş. Daha sonra da öğle yarısına doğru gelmiş ve: "Halen o durumda mısın?" buyurmuş. O da: "Evet," demiş. Bunun üzerine "Sana, söyleyeceğin bazı sözler öğreteyim mi? "Allah'ı yarattıkları sayısınca teşbih ederim. Allah'ı kendisinin razı olduğunca teşbih ederim. Allah'ı kendisini razı olduğunca teşbih ederim. Allah'ı kendisinin razı olduğunca teşbih ederim. Allah'ı Arşının ağırlığınca teşbih ederim. Allah'ı kelimeleri mürekkebince teşbih ederim. Allah'ı kelimelerini mürekkebince teşbih ederim. Allah'ı kelimelerinim mürekkebince teşbih ederim," buyurmuş." Ebu Davud'un rivayetinde de şöyle geçer: [272]
"Rasulullah (a.s) Hz. Cüveyriye'nin -İsmi Berra idi. Allah Rasulü isi nini Cüveyriye olarak değiştirmişti.- yanından o henüz namaz kıldığı yerde ken çıktı, döndü. Hz. Cüveyriye halen namaz kıldığı yerdeydi. "Şu namaz kıldığın yerden hiç ayrılmadın mı?" buyurdu. O'da: "Evet," dedi. Allah Rasulü (a.s) de..." [273] diye hadisin gerisini Müslim1 inki gibi getirmiştir.[274]
3170-Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s)'la birlikte bir Medineli'nin hurma bahçesinde yürüyordum. Avuçlarıyla üç defa sağından, üç defa solundan ve üç defa önünden avuçlayarak, "Ebu Hureyre, çok mal toplayanlar helak olmuşlardır. Ancak şöyle, şöyle ve şöyle diyenler müstesna. Onlar da azınlıktadır," buyurdu.
Sonra bir müddet yürüdü ve: "Ebu Hureyre, sana Cennet hazinelerinden bir hazineyi öğreteyim mi?"
buyurdu." "Elbette ya Rasulullah," dedim. "La havle ve la kuvvete illa billah ve la mencen illa ileyh (Güç de, kuvvet de ancak Allah'ın izniyledir. Allah'tan ancak Allah'a sığınılır," buyurdu. Ondan sonra bir süre daha yürüdü ve: "Allah'ım, insanlar üstündeki hakkı, insanların da Allah üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?" buyurdu. "Allah ve elçisi en iyisini bilir," dedim. "Allah'ın, İnsanlar üzerindeki hakkı, kendisine ibadet edip hiç bir şeyi O'na ortak koşmamaktır. insanlar bunu yaptıklarında Alllah'ın da onlara azab etmeyişi haktır," buyurdu."[275]
3171-Taberani, Kebir ve Evsat'ta, Abdullah bin Sad bin Ebu Vakka (r.a)'tan rivayet etmiştir:
"Ebu Eyyub Ensarî bana; "Sana Rasulullah (a.s)'m bana öğrettiği bir söziu Öğreteyim mi?" dedi.
"Elbette, amcacığım," dedim. "Rasulullah (a.s) bana misafir olduğunda; "Ebu Eyyub, sana Cennet ha nelerinden bir söz Öğreteyim mi?" buyurdu. "Elbette ey Allah'ın Rasulü. Anam babam sana feda olsun," dedim. "La havle ve la kuvvete ilâ billah sözünü çok söyle," buyurdu."[276]
3172-Ahmed bin Hanbel, Ebu Eyyub Ensari (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Allah Rasulü (a.s) İsra gecesinde İbrahim (a.s)'e uğradı. İbrahim (a.s); nh "Yanındaki kimdir ey Cebrail?" dedi. Cebrail de: "Muhammed," dedi. İbrahim (a.s) de ona: "Ümmetine emret de Cennet fidanlarını çoğaltsınlar. Çünkü toprağı güzel, arazisi geniştir/' dedi. Allah Rasulü (a.s): "Cennet fidanları nedir ki?" diye sordu. İbrahim (a.s): "La havle ve la kuvvete illah billah'tır", diye cevap verdi."[277]
3173-Taberani, Kebir ve Evsat'ta, Sad bin Ebu Vakkas (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmiştir.
"Mescidde Hz. Osman bin Affan (r.a)'m yanına uğradım. Selam verdim. Bana yaş dolu gözlerle baktı. Selamımı almadı. Mü'minlerin emiri Hz. Ömer bin Hattab (r.a)'ın yanına geldim ve; "Ey mü'minlerin emiri..."dedim, "islam'da bir şey iki defa oldu mu?" "Ne oldu ki?" dedi. "Hayır. Ancak hemen az önce mescidde Hz. Osman (r.a)'a uğradım. Selam verdim. Bana yaş dolu gözlerle bakıp selamımı almadı," dedim. Bunun üzerie Hz. Ömer, Hz. Osman'a adam yollayıp çağırttı. Sonra: "Kardeşinin selamını almaktan seni alıkoyan nedir?" diye sordu. Hz. Oe man; "(Öyle bir şey) yapmadım," dedi. "Hayır yaptın," dedim. Sonunda o da yemin etti, ben de yemin ettiı Sonra Hz. Osman (olayı) hatırladı da:
"Evet. Allah'a tevbe istiğfar ediyordum. Ben kendi kendime Allah'tan bir şey dileyip de vermemezlik etmediği bir sözü söylüyorken, sen az önce benim yanıma uğradın. (O söz şu idi:) "Allah'tan başka tanrı yoktur. Allah büyüktür. Bir olan Allah'tan başka tanrı yoktur. Hakimiyet de O'nundur, hamd de. O, her şeye kadirdir. Allah'tan başka ilah yoktur. Güç de kuvvet de ancak Allah'ın dilemesiyledir," dedi."[278]
Bir Açıklama
Hz. Osman (r.a)'ın başından geçen şu istiğrak hali, bazı zikir ehlinin basma gelen manalardan bir manadaki istiğraklarının temelidir. Etraflarında olan biteni hisetmezler. Bu hal, bazılarında sara nöbetine benzer bir duruma kadar varabilir.[279]
İSTİGFARLAR
3174-MüsIim, Ağarr bin Müzeni (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'ın şöyle dediğini duydum:
"Gönlüme gaflet gelir de Allah'tan günde yüz defa bağışlanmamı isterim (istiğfar)."
Bir rivayette ise şöyledir: "Onun (a.s) şöyle dediğini duydum: "Rabbinize tevbe edin. Vallahi ben Rabbime (c.c) günde yüz defa tevbe ediyorum." Ebu Davud'un bir rivayetinde ise şöyle geçer: [280]
"Kalbime gaflet gelir de günde yüz defa Rabbimden bağışlanmamı dilerim." [281]
Bir Açıklama
Allah Rasulü (a.s)'nün gafleti, bizim gafletimiz gibi değildir. Onun gafleti, nurların gafletidir. Bizim gafletimizse kaderin ve değişikliklerin gafletidir.[282]
Dersler Ve Öğütler
Bu konuda değişik yönelişler vardır. îmam Nevevi, bu gafletten neyin kastedildiğini açıklarken bu yönelişleri özetlemiştir. Önemine binaen Nevevi'nin sözünü aktarıyoruz: "Kâdî, bundan maksat, Hz. Peygamber (a.s)'in devam ettiği zikirlerden kesilmesi ve gaflet etmesidir. O, zikirden kesilince veya gaflet edince bunu günah sayıyor ve bundan dolayı Allah'tan bağışlanmasını diliyordu der. İmam Nevevi[283] yine şöyle devam diyor: "Bu, O'nun, ümmeti için endişelenmesi ve kendinden sonra ümmetinin içine düşeceği durumlara muttali olması sebebiyledir. O zaman ümmeti için istiğfar ediyordu," şeklinde de açıklanmıştır. Yine; "Bunun sebebi, ümmetinin işlerine, meselelerine, düşmanlarla savaşmaya ve onlara karşı tedbirler almaya, İslâm'a sempati duyanları İslam'a kazanmaya bakmakla meşgul olmasıdır." İşte bu tür meseleler, kendisini mevki büyüklüğünden dolayı meşgul ediyordu. Allah Rasulü (a.s) de manevi mertebesinin yüceliğine nisbetle her ne kadar bunlar muazzam itaatlerden ve en faziletli amellerden de olsa, birer günah kabul ediyordu. Çünkü bu kabil meseleler, Allah'la birlikteliğinden, O'nu müşaheddeden, murakabeden ve 'O'ndan başkasından yüz çevirmekten kaynaklanan yüce mertebesinden ve yüksek makamından iniş demekti. Onun için istiğfar ediyordu da denmiştir. Yine "Bu gafletin gönlünü kaplayan seki-net (sükun, huzur) olması ihtimali de vardır. Dayanağı; "Üzerlerine sekineti indirir," [284] ayettir. Allah Rasulü (a.s)'nün istiğfarı bu durumda, kulluğunu, muhtaçlığını, huzu ve huşu duyuşunu belirtme ve Allah'ın kendisine bağışladığı nimetlere şükretme anlamına gelir denmiştir.
Mehesi şöyle demiştir: "Peygamberlerle meleklerin korkusu, Allah Teala'nın azabından emin olsalar da ululama, Allah'ın yüceliğini takdir korkusudur." Şöyle de denilmektedir: "Bu, gafletin kalbi sarıp sarmalayan bir korku ve yüceltme hali olması ihtimal dahilindedir. O zaman istiğfarı daha önce de geçtiği gibi şükür anlamına gelir."
Bir de şöyle bir görüş vardır:
"Bu, safiyet sahibi gönüllere, nefsin kendi kendine konuştuğu şeylerden dolayı sıkıntı veren ve gönlü bulandıran ve karıştıran bir şeydir."
En iyisini ise Yüce Allah bilir. [285]
3175-Taberani, Evsafta, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Ben günde yüz defa Allah'tan bağışlanmamı istiyorum (istiğfar)" buyurdu.
Bir rivayette de: "İstiğfar ediyorum" yerine "tevbe ediyorum" geçmektedir.[286]
3176- Buhari, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Resulullah (a.s)'m; Vallahi, ben günde yetmiş defa Allah'tan bağışlanmamı diliyor ve O'na tevbe ediyorum," dediğini duydum.
Bir rivayette ise, "Yetmişten fazla," buyurmuştur. [287]
3177-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Günahına ve mü'min erkeklere mü'mine hanımlara istiğfar et."[288] Hz.Peygamber (a.s); "Ben Allah'a günde yetmiş defa istiğfar ediyorum," buyurdu."
Tirmizi şöyle demiştir:
"Ebu Hureyre'den Hz. Peygamber (a.s)'in; "Ben Allah'a günde yüz defa istiğfar ediyorum," dediği rivayet olunmuştur.[289]
3178-Taberani, Evsat'ta, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Allah Rasulü (a.s); "Ben Allah'a yetmiş defa istiğfar ve tevbe ediyorum," buyurdu."
Bir rivayette de: "Yetmişten fazla," buyurmuştur. Bir rivayette de: "Yüz defa," buyurmuştur.[290]
3179-Taberani, Ebu Musa (r.a)'dan şöyle rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a.s): "Ben Allah'a günde yüz defa istiğfar ve tevbe ediyorum," buyurdu."[291]
3180-Buhari, Şeddad bin Evs (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s): "En güzel istiğfar (seyyidülistiğfar), kulun şöyle de-mesidir:
"Allah'ım, sen benim Rabbimsin, senden başka ilah yoktur. Beni sen yarattın. Ben senin kulunum. Ben, gücüm yettiğince sana verdiğim söz vaad üzereyim. Yaptıklarımın şerrrinden sana sığınırım. Üzerimdeki nimetini itiraf ettim. Sana günahlarımı da ittiraf ederim. Günahlarımı bağışla. Çünkü günahları ancek sen bağışlayabilirsin. Kim, bu istiğfarı inanarak sabahleyin söyler, o gün de akşama erişmeden Ölürse, cennetliklerdendir. Yine inanarak geceleyin söyleyip de sabaha çıkmadan ölürse, o da cennetliklerdendir," buyurdu,"
Tirmizi de bu hadisi şöyle aktarmıştır: Hadisin baş tarafı şu şekildedir:
"Hz. Peygamber (a.s) Ebu Hureyre'ye: "Sana en güzel istiğfarı öğreteyim mi?" buyurmuştur."
Hadisin gerisini aynen aktarmıştır. Sonu ise şu şekildedir:
"Biriniz bu seyyidülistiğfarı akşama eriştiğinde söyler de sabaha çıkmadan takdir ölüm yerini bulursa, Cennet'i mutlaka hak etmiş olur. Sabaha eriştiğinde söyler de, akşama çıkmadan takdir yerini bulursa, Cennet'i mutlaka hak etmiş olur."[292]
3181-Ebu Davud, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s): "Devamlı istiğfar getirene Allah her sıkıntıdan bir çıkış yeri, her endişeden bir kurtuluş yaratır, hiç hesab etmediği yerden rızık-landırır," buyurdu." Büyük âlim Ahmed Şakir, Müsned'e düştüğü dipnotta bu hadisin isnadının sahih olduğu kanaatine varmışken Câmi'in muhakkiki şöyle demektedir: "Fakat bazıları hadisin zayıf olduğu görüşündedir. İsnadda Hakem bin Mus'ab adlı bir ravi vardır. Zehebi, Muğni'de ve İbni Hacer, Takrib'de bu ra-vininin meçhul olduğunu belirlemişlerdir. İbni Hibban sika olduğunu söylemiştir. Ancak Duafa'da zayıf bir ravi olarak anmıştır. Belki de Ahmed Şakir'in, isnadı sahih saymasına itiraz edilebilir."[293]
3182- Ebu Davud, Tirmizi'deki rivayette Hz. Peygamber (a.s)'ın kölesi Bilal bin Yesar bin Zeyd (r.a)'den, Ebu Davud'dakine göre ise Hilal bin Ye-sar'dan şöyle rivayet etmiştir:
"Bana babam, dedemden naklen (şöyle) aktardı: Dedem, Rasulullah (a.s)'m; "Kendinden başka ilah olmayan Hayy ve Kayyum Allah'a istiğfar ve tevbe ederim diyen kimsenin günahları savaştan kaçmış bile olsa bağışlanır," buyurmuş."[294]
3183-Tirmizi, Hz. Ali (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) bana: "Sana onları söylediğinde Allah'ın günahlarını bağışlayacağı Allah'ın sözlerini öğreteyim mi? Bağışlansan da Yüce, ulu Allah'tan başka tanrı yoktur. Halim, kerim olan Allah'tan başka tanrı yoktur. Yüce arş'ın sahibi Allah'tan başka tanrı yoktur" de," buyurdu."[295]
3184-Tirmizi, Esma Bin Hakem Fezari (rh.a)'den rivayet etmiştir:
"Hz. Ali'nin; "Ben Rasulullah (a.s)'tan bir hadis işittiğimde, Allah bana o hadisten fayda sağlamayı dilediği şeyle fayda sağlardı. Bir adam bana bir hadis rivayet ettiğinde, yemin etmesini isterdim. Eğer bana yemin ederse, onu tasdik ederdim. Derken bana Hz. Ebu Bekir (r.a) bir hadis rivayet etti. -Hz. Ebu Bekir (r.a) doğru söylemiştir- ve dedi ki:"Rasulullah (a.s)'ın; "Bir adam bir günah işler de sonra kalkıp abdest alarak namaz kılar, ondan sonra da Allah'tan bağışlanmasını dilerse, (Allah) onu mutlaka bağışlar," dediğini duydum ve peşinden:
"Onlar ki, bir fuhuş (günah) işlerse veya kendilerine haksızlık ederlerse, Allah'ı hatırlarlar da günahlarının bağışlanmasını dilerler. (Zaten) günahları Allah'ta başka kim bağışlayabilir ki?" [296] ayetini okudu."
Ebu Davud'un rivayetinde ise şöyle geçer: "Abdest alır, güzelce temizlenir, sonra kalkar iki rekat namaz kılıp
Allah'tan bağışlanmasını dilerse.." diye hadisi rivayet etmiştir[297]
3185-Tirmizi, Abdullah bin Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'m bir oturuşunda -kalkmadan Önce- yüz defa; "Rabbim beni bağışla ve tevbemi kabul et. Sen tevbeleri çokça kabul eden ve çokça bağışlayansın/' dediği sayılmıştır." Ebu Davud ise; "Sen tevbeleri çokça kabul eden ve çokça merhamet buyuransın/1 şeklinde aktarmıştır.[298]
3186-Taberânî, Ubâde bin Sâmit (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s)'m;" Kim, mü'min erkeklerle, mü'mine hanımlara istiğfar getirirse, Allah ona her mü'min ve mü'mine için bir sevap yazar/' buyurduğunu duydum. "[299]
3187-Ahmed bin Hanbel, Ebu hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurmuştur:
"Allah {c.c) Cennet'te salih kulu öyle bir dereceye yükseltir ki; "Yarabbi, bu dereceyi nerede kazandım?" der. "Çocukluğunda senin adına yaptığı istiğfardan," diye cevap verir."[300]
3188-Ahmed bin Hanbel, Ebu Said Hudri (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'ın; "İblis (Şeytan), Rabbine (c.c): "İzzetine ve celaline yemin ederim ki, sağ oldukları sürece Adamoğul-larını azıtmaktan geri durmayacağım," demiş. Rabbi de: "İzzetime ve celalime yemin olsun ki, benden bağışlanmalarını diledikleri sürece onları bağışlamaktan geri durmayacağım," buyurmuştur," dediğini duydum."[301]
3189-Taberani, Ebu Ümame (r.a)'den rivayet etmiştir:"Rasulullah (a.s) şöyle buyurmuştur:
"Solda duran katip melek hata işleyen veya kötülük yapan kulun suçunu altı saat yazmaz. Pişman olup da o günahının bağışlanmasını dilerse, o suçu atar. Değilse bir günah olarak yazar."[302]
3190-Taberani, Evsat'ta, Zübeyr (r.a)'den rivayet etmiştir: "RasuluUah (a,s) şöyle buyurmuştur:
"Kim amel defterinin kendisini sevindirmesini isterse, o deftere istiğfarı çokça yazdırsın."
3190-Mecmau'z-Zevaid (10/208) Hcysemi; "Hadisi, Taberani Evsat'ta rivayet etmiştir. Ravileri sikadır. Diğer muhaddisler de hadisin kasen olduğnu söylemişlerdir," demiştir.[303]
SALAVAT GETİRMEK
3191-Müslim, Ebu Mes'ud Bedri (r.a)'den rivayet etmiştir: "Sad bin Ubade'nin yanında oturuyorken Rasulullah (a.s) yanımıza geldi. Beşir bin Sad, Allah Rasulüne (a.s): "Allah, bize sana salavat getirmemizi emretti. O halde sana nasıl salavat-getirelm?" diye sordu. Rasulullah (a.s) keşke sormamış olsaydı diyecek kadar sustu. Sonra Allah Rasulü (a.s): "Allah'ım, İbrahim'e ve İbrahim'in ailesine salat ettiğin gibi Muhanv med'in ailesine de salât eyle. Allah'ım, Muhammed'i ve İbrahim'in ailesini mübarek kıldığın gibi Muhammed'in ailesini de mübarek kıl. Şüphesiz sen övülensin, yücesin," deyin. Selam da öğrenmiş olduğunuz gibidir," buyurdu."
Muvatta'ın [304], Tirmizi'nin [305], Ebu Davud'un [306] ve Nesai'nin rivayetlerinde ise şöyledir:
"Allah'ım, Muhammed'e ve İbrahim'in ailesine salat eylediğin gibi Muhammed'in ailesine de salât eyle. Muhammed'i ve ibrahim'in ailesini mübarek kıldığın gibi Muhammed'in ailesini de alemlerde mübarek kıl. Kuşkusuz sen Övülensin, yücesin," deyin. Selâm da öğrendiğiniz gibidir."
Ebu Davud'un bir başka rivayeti ise şöyledir:
"Allah'ım, ümmî Peygamber Muhammed'e, ailesine salât eyle," deyin."[307]
Bir Açıklama
Allah Rasulüne (a.s) salât getirme işi, Allah (c.c)'tan Rasulüne (a.s) salât etmesini dileyen herhangi bir siga (kip) ile gerçekleşmiş olur. Salâtın İbrahimi salavatla sona erdirilmesi sünnettir. Şüphesiz bu salavatın gerek salavatta, gerekse salavat dışında üstünlüğü vardır. Ama Rasulullah (a.s)'a salavat getirmede tek yolmuş gibi algılanamaz. Delilimiz, sünnette başka salavat sigalannın gelmesidir. Kur'ani nass mutlaktır. Salavat okuyan kimse, "Allahümme salli ala Muhammed'in ve sellim (Allah'ım, Muhammed'e salat ve selam eyle,)" dese, Kur'an'ın şu emrini de yerine getirmiş olur:
"Ey iman edenler, O'na salat ve selam eyleyiniz." [308]
3192-Buhari, Ebu Said Hudri (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Dedim ki: "Ya Rasulullah, sana selam böyledir ama salavat nasıldır?"
"Allah'ım, kulun ve Rasulün Muhammed'e İbrahim ailesine salât eylediğin gibi salât eyle. Muhammed'e ve.Muhammed ailesine İbrahim'e ve İbrahim ailesine bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan eyle," deyin," buyurdu." [309]
3193-Nesai, Talha bin Ubeydullah (r.a)'tan rivayet etmiştir:
"Bir adam Hz. Peygamber (a.s)'e gelip:
"Ey Allah'ın peygamberi, sana nasıl salât okuyalım?" dedi. O da:
"Allah'ım, Muhammed'e ve Muhammed ailesine, İbrahim'e salât eylediğin gibi salavat eyle. Sen övülensin, yücesin. Ve Muhammed'le Muhammed ailesine, İbrahim'e bereket verdiğin gibi bereket ver. Sen övülensin, yücesin," deyin," buyurdu."[310]
3194-Buhari ve Müslim, İbni Ebu Leyla (r.a)'dan rivayet etmişlerdir:
"Kab bin 'Ücra (r.a) bana rastladı da:
"Sana bir hediye vereyim mi? Hz. Peygamber (a.s) yanımıza geldi. Biz de:
"Ya Rasulullah, sana nasıl selâm getireceğimizi öğrendik. Ama sana nasıl salavat getirelim?" diye sorduk.
"Allah'ım, Muhammed'le Muhammed ailesine, İbrahim ailesine salat eylediğin gibi salat eyle. Şüphesiz sen Övülensin, yücesin. Allah'ım, Muhammed'le Muhammed ailesine, İbrahim ailesine bereket eylediğin gibi bereket eyle. Şüphesiz sen Övülensin, yücesin," deyin," buyurdu."
Hadisi Tirmizi, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmiş ancak hediye sözünü aktarmamışlardır. Rivayetlerinin baş tarafı şöyledir:
"Kab bin 'Ücra anlatmıştır: Dedik ki:
"Ya Rasulullah..."
Son tarafı da şu şekildedir:
"ibrahim'e bereket verdiğin gibi... Şüphesiz sen övülensin, yücesin."
Nesai, hediye sözünü de zikrederek ayrıca rivayet etmiştir.[311]
3195-Tirmizi dışındaki Kütüb-i Sitte imamları, Ebu Humeyd Saidj (r.a)'den rivayet etmişlerdir:
"Ya Rasulullah, sana nasıl salavat okuyalım?" dediler.
"Allah'ım, Muhammed'e, eşlerine ve zürriyyetine, İbrahim ailesin salât eylediğin gibi salat eyle. Muhammed'e, eşlerine ve zürriyetine İbrahirr ailesine bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan et. Şüphesiz sen Övülensin yücesin," buyurdu."
Ebu Davud'un rivayetinde, her iki yerde de, "İbrahim ailesine de, şeklinde geçmektedir.[312]
3196-Ahmed bin Hanbel, Hz. Peygamber (a.s)'in ashabından bir adamdan rivayet etmiştir:
"O sahabi; "Allah'ım, Muhammed'le al-i beytine, eşlerine ve zürriyetine, İbrahim ailesine salât eylediğin gibi salât eyle. Şüphesiz sen Övülensin, yücesin. Ve Muhammed'le ehl-i beytine, eşlerine ve zürriyyetine, İbrahim ailesine bereket ihsan ettiğin gibi bereket ihsan et. Şüphesiz sen övülensin, yücesin," diyordu".
İbni Tavus: "Babam böyle söylüyordu," demiştir.[313]
3197-Nesai, Zeyd bin Harice (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Ben RasuluUah (a.s)'a sordum da, "Bana salavat getirin ve dua etmeye gayret edin. Allah'ım, Muhammed'e ve Muhammed ailesine salât et," deyin," buyurdu."[314]
3198-Ebu Ya'lâ, Ebu Said Hudri (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Belki bir adam helal mal kazanır da yer ve bir adamın da malı olur ama içinde yerine ulaştırması gereken) zekât bulunur. Eğer," Allah'ım, kulun ve Rasulün Muhammed'e, mü'min erkeklere ve mü'min hanımlara, Müslüman erkeklere ve hanımlara salât eyle," derse, bu onun için bir zekât olur."[315]
3199-Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir:
"RasuluUah (a.s) şöyle buyurdu:
"Bana bir salavat okuyan kimseye, Allah on defa salât eder.[316]
3200-Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Amr (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Kim, Hz. Peygamber (a.s)'e bir salavat getirirse, Allah ve melekleri ona yetmiş defa salât getirirler."[317]
3201-Nesai, Enes (r.a)'ten merfu olarak rivayet etmiştir:
"Bana bir salavat getirene Allah on defa salât eder, on günahı silinir ve derecesi on derece yükseltilir." [318]
Bir Açıklama
Bu ve benzer hadislerden dolayı tasavvuf erbabı, kalbi ve ruhi olgunluklara ulaşmanın, farzlarının ve belli sünnetlerin yerine getirilmesinden sonraki en büyük vesilenin Rasulullah (a.s)'a çok salavat getirmek olduğu kanaatine varmıştır. Rasulullah (a.s)'a salât edene Allah salat eder. O'na salavat getireni Allah karanlıklardan aydınlığa ve zulmetlerden nura çıkarır.
Allah Teala şöyle buyuruyor:
"Sizi zulmetlerden nura çıkarmak için O ve melekleri size salât eyler."
Bu sebeple, İnsan eğer bir mürşid-i kamili kaybederse, ilme ve Rasuhılah (a.s)' a çokça salavat getirmeye yönelir demişlerdir.[319]
3202-Bezzar, Ebu Bürde bin Neyar (r.a)'dan şöyle rivayet etmiştir:
"Kim bana içten gelerek bir salât ederse, Allah da buna mukabil ona on defa salât eder, on günahım siler ve on derece yükseltir."[320]
3203-Nesai, Ebu Talha (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Bir gün Rasulullah (a.s), sevinci yüzünden okunarak geldi.
"Sevincinizi yüzünüzden okuyoruz," dedik. "Bana melek gelip; "Ya Muhammed, Rabbin "Sana salavat okuyan bir kimseye mutlaka on defa salat etmem ve sana selam okuyan bir kimseye on defa selam eylemem seni razı etmez mi?" buyuruyor," dedi," buyurdu."[321]
3204-Ebu Ya'Iâ, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Bana çok salavat getirin. Çünkü o sizin için zekattır."[322]
Bir Açıklama
Bazı alimler, cuma ve bayram hutbelerini dinlemenin dışında, her anıfj dığmda Rasulullah (a.s)'a salavatı vacip görmüşlerdir. Çünkü adı geçtiğinde kalbten O'na salavat getirmek menduptur. Bazı alimler ise, bir yerde anıldığında bir defa salavat okumak vacip, birden sonrası menduptur derler. Bazıları da adı geçtiğinde salavat okumanın vacip olmayıp mendup olduğunu söylemişlerdir.[323]
3205-Tirmizi, Hz. Ali bin Ebu Talib (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Resulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Cimri, ben yanında anıldığım zaman bana salavat getirmeyen kişidir[324]
3206-Taberani, Kab bin 'Ücra (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) bir gün minbere çıktı. Bir basamak çıkınca; "Amin," dedi. Sonra bir basamak daha çıktı ve; "Amin," dedi. Sonra üçüncü basamağa çıkıp; "Amin," dedi. Miberden inip boşa çıkınca: "Ya Rasulullah, bugün sizden bir söz işittik," dedik.
"Cebrail, bir basamak çıkınca bana arz ederek: "Ana babası ikisi birden veya sadece birisi yanında yaşlanıp da Cennet'e girmeyen kimse uzak olsun," dedi. "Amin," dedim. "Yanında adın anılıp da sana salavat getirmeyen kimse de uzak olsun," dedi. "Amin," dedim. Sonra "Ramazan'a erişip de bağışlanmayan kimse de uzak olsun," dedi. "Amin," dedim," buyurdu."[325]
3207-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: :
"Ramazan ayı girip çıkıp da bağışlanmayan adamın burnu sürtülsün. Ana babasının veya sadece anasını ya da babasının sağ olarak görüp de ana-babasının kendisini Cennet'e sokamadığı adamın da burnu sürtülsün. Yanında adım anılıp da bana salavat getirmeyen adamın da burnu sürtülsün," buyurdu."
Hadisi, Tirmizi de şu şekilde rivayet etmiştir:
"Önce Hz. Peygamber (a.s)'e salavatı, sonra orucu, sonra da ana babayı sıralamıştır.
Bir hadisinde de: "Ana babası yanında yaşlanıp da kendisini Cennete sokamadıkları adamın burnu sürtülsün," buyurmuştur. ravi: "Veya ikisinden birisi..." dedi, sanıyorum," demiştir."[326]
3208-Taberani, Evsafta, Hz. Ali (r.a)'den, yani Ebu Talib'in oğlundan rivayet etmiştir:
"Muhammed'e ve Muhammed ailesine salavat getirilinceye kadar he| dua engellenir."[327]
3209-Taberani, Evsat'ta, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s): "Bana bir salât edene on salât edilir," buyurdu."[328]
3210-Nesai, Abdullah bin Mesud (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s): "Allah Teala'mn bana ümmetinin selamlarını ulaştıran gezgin (seyyah) melekleri vardır," buyurdu."[329]
3211-İmam Malik, Abdullah bin Dinar (r.a.)'dan rivayet etmiştir:
"Abdullah bin Ömer'in Hz. Peygamber (a.s)'in kabri başında durup Hz. Peygamber (a.s)'e Hz. Ebu Bekir (r.a)'e ve Hz. Ömer (r.a)'e salavat okuduğunu gördüm."[330]
3212-Taberani, Muhammed bin Yahya bin Hiban (r.a)'m babası ve dedesi aracılığıyla şöyle rivayet etmiştir:
"Bir adam: "Ya Rasulullah, dualarımın (salât) üçte birini sana tahsis edeyim mi?" dedi. "Evet Eğer istiyorsan," buyurdu. "Ya üçte ikisini?" dedi. "Olabilir," buyurdu. "Ya hepsini?" dedi. "Bu durumda Allah Teala dünyanı ve ahiretini ilgilendiren her şeyde sana yeter," buyurdu."[331]
3213-Tirmizi, Übeyy bin Kâb (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) gecenin üçte ikisi geçince kalkar şöyle derdi:
"Ey insanlar, Allah'ı zikredin, Allah'ı zikredin. Sûra ilk defa üfürüldü. Onu ikincisi takip edecek. Ölüm, içindekilerle birlikte geldi. Ölüm, içindekilerle birlikte geldi."
"Ya Rasulullah, ben sana çok dua (salavat) ediyorum. Duamın kaçta kaçını sana tahsis edeyim?" dedim.
"Dilediğin kadarını," dedi.
"Dörtte biri nasıl?" dedim.
"Dilersen. Daha fazla yaparsan senin için daha hayırlıdır," buyurdu.
"Yarısı nasıl?" dedim.
"Dilersen. Ama artırırsan senin için daha hayırlıdır," buyurdu.
"Üçte ikisi nasıl?" dedim.
"Dilersen. Daha da artırırsan senin için daha hayırlıdır," buyurdu.
"Duamızın tamamını sana tahsis edeyim mi?" dedim.
"Bu durumda önem verdiğin şeyler halledilir, günahın bağışlanır/ buyurdu."[332]
Bir Açıklama
Buradan hareketle tasavvuf erbabı, malum farzlar ve malum sünnetleri yerine getirdikten sonra insanın vaktinin tamamını gücü yettiğince, herhangi bir engel olmadıkça ve bu durum kendisini dünya işlerinden alıkoymadıkça Hz. Peygamber (a.s)'e salavat ile meşguliyete ayırmasını müstehap saymışlardır. Bu, aynı zamanda kendisine sevap kazandıracaktır.
3214-Nesai, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Kabrimi de bayram yerine döndürmeyin. Bana salavat getirin. Çünkü salavatımz, nerede olursanız olun bana ulaşır."[333]
3215-Bezzar, Ruveyfa' bin Sabit (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s): "Muhammed'e salât edip; "Allah'ım, O'nu kıyamet günü huzurundaki yakm tahta oturt/1 derse, şefaatim vacip olur," buyurdu."[334]
UYURKEN VE UYANIRKEN YAPILAK BAZI DUALAR VE ZİKİRLER
3216-Ebu Davud, Abdullah bin Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) yatacağı sırada; "Bana yeten, beni barındıran, beni doyuran ve suya kandıran Allah'a hamd olsun. Bana nimet verip bol bol ihsan eden, bana lütfedip bol bol veren Allah'a hamd olsun. Her halükârda Allah'a hamd olsun. Ey Allah, ey her şeyin Rabbi ve sahibi... Cehennem'den Allah'a sığınırım," der di."[335]
3217-Müslim, Abdullan bin Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir: "Abdullah, bir adama emrederek; "Yatağına vardığında; "Allah'ım, canımı sen yarattın ve onu sen öldüreceksin. (Canımın) ölümü de yaşaması da sana aittir. Yaşatırsan koru, öldürürsen bağışla. Allah'ım, senden af ve mağfiret diliyorum," de," dedi.
"Bunu Hz. Ömer (r.a)'den mi duydun? " dediler . O ( da) :
"Bunu Hz. Ömer (r.a)'den daha hayırlı birisinden, Allah Rasulü (a.s)'n-den duydum,"dedi."[336]
3218- Müslim, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) yatağm.ı \ attığında; "Bizi yediren, içiren, bize yeten ve bizi barındıran Allah'a hanı d olsun. Yeteri ve barındıranı olmayan nice kimse vardır/'buyurdu."[337]
3219-Buhari ve Müslim, Hz. Aişe (r.a) 'den şöyle rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) yattığında ellerine üfler, Muavvizatla (Kuleûzü bi Rab-bi'1-felak, ve'n-nas) Kulhüvallah'ı okur, sonra ellerini yüzüne ve vücuduna sürerdi. Hastalandığında (kendisi yapazsa), kendisine böyle yapmamı bana emrederdi." Buhari'nin bir rivayetinde [338] ise şöyle geçmektedir: "Rasulullah (a.s) her gece yatağına girdiğinde avuçlarını birleştirip sonra içlerine üfleyip; 'Kulhuvallahu ahad'la 'kul euzü birabbilfelek' ve 'kul euzü birabbinnas'iyi okur, ondan sonra elleriyle vücudunun ulaşabildiği yerlerini sıvazlardı. Önce başından, yüzünden ve vücudunun ön tarafından başlardı. Bunu üç defa yapardı." Muvatta'ın rivayetinde [339]ise şu şekilde geçer: "Hastalandığında kendisine Muavvizatı okuyup üflerdi. Ağrısı artınca O'na ben okur ve onun yerine, bereketini umarak kendi eliyle ben sıvaz-lardım."[340]
3220-Buhari, Huzeyfetli'l-Yeman (r.a)'dan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) yatağına girdiğinde; "Allah'ım, senin isminle yaşar ve ölürüm." Sabahladığında, bir rivayete göre [341] ise uyandığında; "Öldükten sonra bizi dirilten Allah'a hamd olsun. O'nun huzuruna varılır," derdi."[342]
3221- Buhari ve Müslim, Bera bin Âzib (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s); "Ey filan kimse, yatağına girdiğinde; "Allahım, kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana döndüm. İşimi sana ısmarladım. Sırtımı sana dayadım. Bunları sana rağbet ederek ve senden korkarak yaptım. Senden ancak sana sığınılır ve kurtulunur. İndirdiğin kitabına, gönderdiğin peygamberine inandım," de. Eğer o gece ölürsen, Müslüman olarak Ölürsün. Sabaha erişirsen daha hayırlı birisi olarak erişmiş olursun," buyurdu." Bara bin Azib bir rivayette de [343] der ki:
"Rasulullah (a.s) bana: "Yatacağında namaz için aldığın gibi abdest al, sonra sağ tarafına yat ve... de," dedi," diyerek benzerini rivayet etmiştir. "Bu rivayette Rasulullah (a.s)"m: "Bunlar, son söylediklerin olsun," dediği, Barâ'nın; "O sözleri hatırlatır mısın? Gönderdiğin Rasulüne mi, diyeceğim?" dediği, Allah Rasulünün ise; "Hayır, gönderdiğin Peygamberine/' buyurduğu geçmektedir. Buhârî de bu hadisin bir benzerini rivayet etmiştir. Bu rivayette de; "Sonunda Rasulullah (a.s); 'Kim, bunları söyler, sonra ölürse, Müslüman olarak ölmüştür," buyurdu" demiştir." Hadisi Tirmizî de [344] buna yakın bir şekilde kaydetmiştir. Bazı öne almalar ve arkaya bırakmalar (takdim-tezhir) vardır. Bu rivayette: "Eliyle göğsüne dürttü ve sonra; "Gönderdiğin peygamberine..." buyurdu," diye geçer.[345]
3222- Tirmizî, Râfi bin Hudeyc (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s); "Biriniz sağ tarafına yattığında, sonra da; "Allah'ım, kendimi sana teslim ettim. Yüzümü sana döndüm. Sırtımı sana dayadım. İşimi sana ısmarladım. Senden, ancak sana sığınılır ve kurtulunur. Kitabına ve Rasulüne inanıyorum," dediğinde, o gece ölürse Cennet'e girer," buyurdu."[346]
3223-Tirmizi, Huzeyfetü'l-Yeman ve Berâ bin Âzib (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) uyumak istediğinde elini başının altına koyar, sonra; "Allah'ım, beni kullarını topladığın veya dirilttiğin günün azabından koru," buyururdu." Bera'nın hadisinde; "Sağ elini yastık yapardı," şeklinde geçmektedir.[347]
3224-Ebu Davud, Ferve bin Nevfel (r.a) ve babası tankıyla şu şekilde rivayet etmiştir:
"O; "Ya Rasulullah, bana yatağıma girdiğimde söyleyeceğim bir şey öğret," demiş de Hz. Peygamber (a.s) ona; "Kul ya eyyühel kafirun'u oku, sonra da uyu. Çünkü o, şirkten uzak olmanın beratıdır," buyurmuştur."[348]
3225-Taberani, Cebelle bin Haris (r.a)'den rh'iyet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s); "Yatağına girdiğinde 'kul ya eyyühel kafirun'u sonuna kadar oku. Çünkü o, şirkten uzak olmanın beratıdır," buyurdu."[349]
3226-Ebu Davud, Irbad bin Sâriye (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) yattığında uyumadan önce müsebbihatı [350] okur ve; "Bunlarda bin âyetten daha hayırlı bir âyet vardır," buyururdu."[351]
3227-Tirmizi, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) Zümer ve Beni İsrail'i okumadan uyumazdı."[352]
Bir Açıklama
Gerek bu nasstan, gerekse bundan önceki nasstan, uykudan hemen az öncesinin Müslüman için Kur'an tilavet ederek ibadette bulunmak için bir fir-sat olduğu anlaşılmaktadır. Kur'an okumada aslolan, okurken düşünmek, fikir yürütmek ve tefekkür etmektir. Buradan hereketle bazıları, Müslümanın uyumadan önce nefis muhasebesi yapması ve tefekkür etmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Uyurken ve uyanınca yapılacak zikirler hakkında gelen rivayetlerin tamamı, Müslümanın zikir ve tefekkürle uyuyacağını, zikir ve tefekkürle uya-nacağını anlatmaktadır.
3228-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir:
"Rasulullah (a.s); "Biriniz yatağına girdiğinde, yatağını izarınm (pijama- smın) iç tarafıyla (ucuyla) çırpsın. Zira kendinden sonra yatağına ne girdiğini:[353] bilemez. Sonra; "Senin isminle uzandım, ey Rabbim, vücudumu sana emanet ederim. Eğer canımı alırsan merhamet buyur, yaşatırsan salih kullannı koruduğun gibi koru," der," buyurdu" Bir rivayette de [354] benzeri gelmiştir. Bu rivayette: "Uzanmak istediğinde sağ tarafına uzansın ve; "Rabbimi teşbih ederim.; Sırtımı sana dayadım ve vücudumu sana ısmarladım," desin..." diyerek bir benzerini rivayet etmiştir. Bu hadisi Ebu Davud da rivayet etmiş ve 'halefuhu aleyh' sözünden sonra "Sağ tarafına yatsın/1 şeklinde ilavede bulunmuştur. Tirmizi'nin rivayeti ise [355] şöyledir:
"Rasulullah (a.s); "Biriniz yatağından kalktığında, sonra geri döndüğünde, yatağı, elbisenin eteğiyle üç defa çırpsın ve; "yanımı senin adınla (yatağa) koydum ey Rabbim ve senin isminle kaldırırım..." desin/' dedi."
Hadisin sonunda; "Uyandığında; "Vücuduma afiyet veren, ruhunu bana iade eden ve benim kendisini zikretmeme izin veren Allah'a hamd olsun," desin," şeklinde bir ilave vardır.[356]
Bir Açıklama
Yatağın çıpılmasının mendup olması, karanlık veya zayıf ışıklı ortama bağlıdır. Eğer uyunan yer görünüyorsa, bu durumda mendup olması söz konusu değildir.[357]
3229- Müslim, Süheyl bin Ebu Salih (rha)'den rivayet etmiştir:
"Ebu Salih, bize, eğer birimiz uyumak isterse sağ tarafına yatmasını, sonra da; "Allah'ım, göklerin Rabbi, yeryüzünün Rabbi, muazzam Arş'ın Rab-bi, her şeyin Rabbi, tohumları ve çekirdekleri yarıp bitiren; Tevrat'ı, İncil'i ve Kur'an'ı indiren; yedirip güdülmesi senin elinde olan her türlü hayvanın (haşerenin) şerrinden sana sığnırım. Allah'ım, sen ilksin (ezelisin), senden önce hiç bir şey yoktur, sen ebedisin, senden sonra hiç bir şey yoktur. Sen zahirsin, apaçık ortadasın, senden daha açık ayan-beyan ortada olan yoktur. Sen gizlisin, senden daha gizli bir şey yoktur. Borcumuzu öde ve bizi fakirlikten uzak kıl," demesini emrederdi." Süheyl; "Ebu Salih bunu Ebu Hureyre vasıtasıyla Rasulullah (a.s)'tan rivayet ediyordu," demiştir. Bir rivayette de [358] şöyle geçmektedir:
"Hz. Fatma (r.a) gelip Hz. Peygamber (a.s)'den bir hizmetçi istedi. Allah Rasulü (a.s) de ona; "Allah'ım, yedi kat göklerin..." de," buyurdu."[359]
Bir Açıklama
Bu hadiste marifetullaha ve kulluğa dalarak zikir ve dua etmeye dair bir örnek vardır. Ve bu hadiste geçtiği gibi marifetullahtaki bu olgunlaşma, İslâm mucizelerinden bir mucizedir. Hadis Allah'ı tenzih etmeyi ve Cenab-ı Hakkı akılların kavramayacağını bir kez daha vurgulamaktadır.[360]
3230-Buhari, Ubade bin Samit (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Geceleyin ses çıkararak uyanan kimse; "Bir olan Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun ortağı yoktur. Hâkimiyet de O'na aittir, hamd de. O, her şeye kadirdir. Allah'a hamd olsun. Allah'ı teşbih ederim. Allah büyüktür. Güç ve kuvvet, Allah'ın izniyledir," der, sonra da; "Allah'ım, beni bağışla," derse -veya dua ederse- kabul olunur. Kararlılık gösterip kalkar ve abdest alarak namaz kılarsa, namazı da kabul olunur/' buyurdu."[361]
3231-Ebu Davud, Muaz bir Cebel (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s); "Zikrederek, abdestli biçimde uyuyup ses çıkararak uyanan ve Allah'tan dünya ve ahiret hayrım isteyen her Müslümana, o istediği mutlaka verilir," buyurdu."[362]
3232-Tirmizi, Ebu Ümame Bahili (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'m; "yatağına adestli girip uykusu gelinceye kadar Allah'ı zikreden kimseye geceleyin henüz sağından soluna dönmeden dünya ve ahiret hayırlarından ne istemişse, Allah istediğini mutlaka verir," buyurduğunu duydum."[363]
3233-Taberani, Evsafta, İbni Abbas (r,a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Vücudlarınızı (abdest ve gusulle) temizleyin ki, Allah da sizi temizlesin. Çünkü abdestli olarak uyuyan bir kulla beraber, saçlarında bir melek geceler. O melek, gece bir an geçmeden o kimse kımıldadıkça mutlaka; "Allah'ım, kulunu bağışla, o, abdestli olarak geceledi," der."[364]
3234-İbni Huzeyme, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) cünüpken uyumak istediğinde, namaz abdesti gibi abdest alırdı."[365]
3235-Ebu Davud, Ebu'l-Ezher Enmari (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) geceleyin yatağına vardığında; "Bismillah, vücudumu Allah'a teslim ettim. Allah'ım, günahımı bağışla. Şeytanımı uzaklaştır. Nefsimi, Allah'ın hukukuna ilişkin rehin verdiği şeylerden kurtar. Beni mu-karreb meleklerin toplantısına dahil et," derdi." [366]
3236-Ebu Davud, Hz. Ali bin Ebu Talib (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) yatağında; "Allah'ını, sana sığmırım,yedilip güdülmesi senin elinde olan her türlü hayvanın şerrinden, senin tam kelimelerine sığınırım. Hüsranı ve günahı sen açarsın, savuşturursun. Senin ordun yenilmez. Söz verdiğin şey yerine getirilmemezlik edilmez. Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Sana karşı azamet sahibine azamet kâr etmez, işlemez, " derdi."[367]
3237-Ebu Ya'Iâ, Cebir (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "kişi yatağına girdiğinde hemen bir melek ve bir Şeytan koşar gelir. Melek; "(Gününü) hayırla noktala," der. Şeytan ise; "(Gününü) şerle noktala," der. O kişi Allah'ı zikredip sonra uyursa, melek muhafızlık ederek geceler. Uyandığında melek: "(Uykunu) hayırla aç," der.
Şeytan ise; "(Uykunu) şerle aç," der. Eğer; "Canımı bana iade eden, uyurken öldürmeyen Allah'a hamd olsun," derse, "Göklerin ve yerin zevale ermesini engelleyen Allah'a hamd olsun...." diye ayeti sonuna kadar okursa, "İzin vermesi hariç, göğün yere düşmesini engelleyen Allah'a hamd olsun," derse ve karyolasından düşüp ölürse Cennet'e girer," buyurdu.[368]
3238-İbni Huzeyme, Ukbe bin Amir (r.a)'den rivayet etmiştir: "Şu dağ patikalarından bir patikada Rasulullah (a.s)'m hayvanını yede-rek sürdüm. "Ukbecik, sen binmiyor musun?"" buyurdu. Rasulullah (a.s)'ın bindiği şeye binmeyi gözümde büyüttüm. Sonra: "Ukbecik, sen binmiyor musun?" buyurdu. Bunun bir günah olmasından korktum. Nihayet Rasulullah (a.s) binitinden indi. Birazcık bindim. Sonra indim. Rasulullah (a.s) bindi. Sonra:
"Ukbecik, insanların okuduğu en hayırlı iki sûreden iki sûre öğreteyim mi?" buyurdu. "Elbette ey Allah'ın Rasulü," dedim. Bana 'kul euzü birabbilfelak* ve 'kul euzü birabbinnas' sûrelerini okuttu. Sonra namaza kalkıldı. Rasulullah (a.s) namaz kıldırdı ve bu iki sûreyi okudu. Sonra bana uğradı da: "Ne dersin Ukbecik? Her uyuduğunda ve kalktığında bu iki sûreyi oku," buyurdu." İbni Huzeyme şöyle demiştir: "Her uyuduğunda ve kalktığında":Araplar yatana da, aklı başından giderek bayılana da nâim (uyuyan) derler. Hz. Peygamber (a.s); "Uyuduğunda onları oku," derken, yattığında demek istemiştir. Çünkü aklı başından giderek uyuyan, bayılan ve nöbet geçiren kişinin muhatap alınması yanlıştır. "Bayılıp aklı başından gittiğinde o kişiye"; Muavvizeteyni oku," denilir." îbni Büreyde'nİn İmran bin Husayn'dan aktardığı hadis de şöyledir: "Yatarak namaz kılanın namazı, oturarar namaz kılanın namazının yansı kadardır." Burada uyuyandan maksat, aklı başından giderek bayılan değil, uzanıp uyuyandır. Çünkü aklı başından giderek bayılan namazla mükellef değildir. Zaten aklı gittiği için namaz kılması da mümkün değildir.[369]
3239-Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Amr (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Hz, Peygamber (a.s) uyumak için uzandığında; "Senin isminle ey Rab-bim, benim günahımı bağışla," derdi."[370]
3240-Taberani, Zeyd bin Sabit (r.a)'ten rivayet etmiştir: "O, yattığında; "Allah'ım, ben senden çoluk çocuğuma ve köleye muhtaç olmamayı diliyorum. Akrabalık ilişkilerimi kestiğimden dolayı beni hesaba çekmeden de sana sığmıyorum," derdi."[371]
3241-Ahmed bin Hanbel, Şeddad bin Evs (r.a)'ten rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu; "Yatağına girip Allah (c.c)'m kitabından bir sûre okuyan herkese, Allah (c.c) mutlaka uyanmcaya kadar, onu kendisine sıkıntı verecek her şeyden koruyacak bir melek gönderir."[372]
Bir Açıklama
Aslolan, Müslümanın her durumda zikreden birisi olması, zikrin herhangi bir çeşidini geçekleştirmesidir. Uyurken ve uyanırken de, asıl itibariyle uyumaya ve uyanmaya zikrin eşlik etmesidir. Zikir, sünnette yer alan bir zikir olursa daha iyidir. Sünnette gelen zikirlerin de birbirlerine üstünlükleri söz konusudur. İnsanların durumuna göre sünnette yer alan zikir kalıpları dokuz çeşittir. Hz. Peygamber (a.s)'den aktarılmış zikirlerin tamamını yapan kimse, bunları yapmayanın tersine çok iyi ve çok hoş birşey yapmıştır. Seçimde tercihte bulunan kimse de sünnetin bir kısmını yerine getirmiştir. Hadislerde yer alan zikirleri gözetleyerek çeşitleme yapan kimse de sünneti yerine getirmiştir. Bu bölümde aktarılanlardan, Rasulullah (a.s)'ın her hususta bize sünnet olarak emanet ettiği şeylerin bütün insanları kapsadığını anlamış oluyoruz.[373]
3242-İbni Huzeyme, Ebu Berze (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) yatsı namazını kılmadan uyumayı mekruh görür ve yatsı namazından sonra sohbet etmekten (konuşmaktan) hoşlanmazdı."[374]
Bir Açıklama
Bu rivayet, yatsıdan sonrasının zikir ve ibadete tahsis edilmesinin asıl olduğunu gösteriyor. İlim öğrenmek ya da Müslümanların işlerini görmek için uykusuz kalmak da zikre girer. Ancak doğrusu biz, çok az kişinin bu huya sahip olduğunu görüyoruz. Bu âdaba ters davranmaktaki mekruhluk tenzihidir. Tabii insan sakıncalı bir duruma düşmezse.[375]
3243- Âhmed bin Hanbel, Abdullah bin Amr (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) uyumak istediğinde; "Allah'ım, gökleri ve yeri yaratan. Gizlidekini- açıktakini bilen, her şeyin Rabbi, her şeyin ilahı. Bir tek senden başka ilah olmadığına, şerikin bulunmadığına, Muhammed'in kulun ve elçin olduğuna şehadet ederim. Melekler de tanıklık ederler. Allah'ım, Şeytan'dan ve şirkinden veya kendime ve kötülük etmeden veya bir Müs-lümana kötülük yapmaktan sana sığnırım," derdi."
Ebu Abdurrahman şöyle demiştir:
"Rasulullah (a.s) bunu Abdullah bin Amr'a öğretiyordu ve bunu, uyumak istediğinde söylüyordu."[376]
3244-İbni Huzeyme, Cabir (r.a)'den rivayet etmiştir: "Mutlaka her erkek ve kadının uyuduğunda başına düğümlenen bir yular vardır. Uyanıp Allah'ı zikrederse, düğüm çözülür. Kalkıp abdest alır ve namaz kılarsa, düğümlerin tamamı çözülür," buyurdu."[377]
3245-İbni Huzeyme, Cabir (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Mutlaka her erkeğin ve kadının üzerinde, geceleyin uyuduğunda düğümlenen bir yular vardır," buyurdu, diye hadisi benzeri -şekilde rivayet etmiş ve;".... ve hafiflemiş, içi bir hoş ve iyilik kazanmış olarak sabaha erişir," diye de eklemiştir:[378]
3246-İbni Huzeyme, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu:
"Şeytan, birinizin ensesine uyurken üç düğüm atar. Her düğümü; "Sana uzun bir gece," diye düğümler. Uyunıp Allah'ı zikrederse, bir düğüm çözülür. Abdest alırsa, iki düğüm çözülür. Namaz kılarsa, düğümlerin tamamı çözülür de canlı ve içi rahat olarak sabaha çıkar. Değilse tembel ve içi kararmış olarak sabahlar."[379]
3247-Ibni Huzeye, Abdullah bin Mes'ud (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Bir adam Hz. Peygamber (a.s)1 gelip; "Filanca, dün uyuyakaldı da namaz kılamadı," dedi. Bunu üzerine Rasulullah (a.s): "İşte o, Şeytan'm kulağına -veya kulaklarma-işediği kimsedir," buyur"[380]
3248-Ebu Davud, Ebu'1-Verd bin Sümame (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Ali, Ibni Ağyed'e; "Sana, benden ve Allah Rasulünün aile üyelerinden en sevdiği, benim de eşim olan kızı Fatma'dan bahsedeyim mi?" dedi."
İbni Ağbey der ki: "Elbette," dedim. "O, el değirmeni ile elleri nasır bağlayana kadar un çekti. Kırbayla boynu nasır tutuncayadek su taşıdı ve elbisesi toz toprak içinde kalıncaya kadar ev süpürdü. Derken Hz. Peygamber (a.s)'e hizmetçiler geldi. Ben de: "Babana gitsen de bir hizmetçi istesen," dedim. O da gitti. Hz. Peygamber (a.s)'in yanında konuşmakta olan bazı adamlar görerek geri döndü. Ertesi gün yine gitti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s): "Ne ihtiyacın var?" diye sordu. Hz. Fatma (r.a) sustu. Derken Ben: "Sana ben konuşacağım ey Allah'ın Rasulü, el değirmeniyle elleri nasır bağlayana kadar un çekti. Kırbayla boynu nasır tutana dek su taşıdı. Derken hizmetçiler gelince sana gelmesini ve senden kendisini içinde bulunduğu ateşten korunacak bir hizmetçi istemesini emrettim," dedim. Hz. Peygamber "Fatma, Allah'tan kork, Rabbinin farzlarını yerine getir, ailenin işlerini yap. Yattığında da otuzüç defa 'sübhanallah', otuzüç defa 'elhamdülillah1 ve otuzdört defa da 'AUahüekber' de. İşte böylece yüz olur. Bu da senin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır," buyurdu. Ben de:
"Allah'tan ve Rasulünden memnunum (razıyım) dedim," diye anlattı." Bir rivayette; "Ona hizmetçi vermedi," şeklinde eklenmiştir. Yine Ebu Davud [381] bir benzerini rivayet etmiştir. O rivayette şöyle geçer: "Elbisesi toza toprağa bulanıncaya kadar evi sildi süpürdü. Elbisesinin rengi kararıncaya kadar tencerenin altına ateş yaktı ve bundan dolayı zorluk çekti. Derken, Hz. Peygamber (a.s)'e köleler geldiğini duyduk." Yine bu rivayette şöyle anlatılır: "Rasulullah (a.s) sabahleyin biz henüz yorgan altındayken çıktı geldi. Hz. Fatma (r.a)'nın başucuna oturdu. O da babasından utanarak başım yorganın altına soktu. "Ne ihtiyacın vardı da dün Muhammed'in evine geldin?" dedi. Hz. Fatma (r.a) sustu. İki defa sordu. Nihayet ben "Vallahi sana ben söyleyeceğim..." dedim," diye hadisi aktarmıştır. Yine Ebu Davud, Ebu Leyla aracılığıyla Hz. Ali (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir:
"Hz. Fatma, Hz. Peygamber (a.s)'e el değirmenin eline yaptığından şikayet etti. O sırada Hz. Peygamber (a.s)'e esirler getirilmişti. Hz. Fatma (r.a) da esir istemek için babasına gitti. O'nu göremedi. Durumu Hz. Aişe (r.a)'ye haber verdi. Hz. Peygamber (a.s) gelince, Hz. Aişe (r.a) durumu kendisne aktardı. Bunun üzerine Allah Rasulü (a.s) bize geldi. Yatağımıza yatmıştık. Gelip aramıza oturdu. O kadar ki, ayaklarının soğukluğunu göğ-sümde hissettim. "Size istediğinizden daha hayırlısını bildireyim mi? Yatağınıza yattığınızda otuzüç defa; 'sübhanallah' otuzüç defa; 'elhamdülillah', otuzdört defa da; 'Allahüekber,' dersiniz. Bu, sizin için bir hizmetçiden daha hayırlıdır," buyurdu." [382] Yine Ebu Davud bir benzerini[383] rivayet etmiştir. Bu rivayette şöyle geçer: "Hz. Ali (r.a) şöyle anlattı: "Rasulullah (a.s)'tan duyduğumdan beri bunları hiç bırakmadım. Ancak Sıffin gecesi, gece sona ererken hatırladım da söyledim." Buhari [384]ve Müslim [385]de İbni Ebu Leyla'nın rivayetini nakletmişlerdir. Bu rivayette şöyle geçer: "Süfyan; "Onlardan birisi otuzdörttür'dedi." İbni Sirin'in [386]rivayeti ise şöyledir:
"Teşbih, otuzdört defadır." Hz. Ali: "Rasulullah (a.s)'tan duyduğundan beri bunu hiç terk etmedim," dedi. "Sıffin gecesi de mi?" diye sordular. "Sıffin gecesi de," diye cevap verdi." Yine Buhârî ve Müslim'in [387] İbni Ebû Leylâ vasıtasıyla Hz. Ali (r.a)'den yaptıkları rivayet ise şöyledir: "Hz. Fatma, Hz. Peygamber (a.s)'e gelip bir hizmetçi istedi. O da; "Sana senin için bundan daha iyisini bildireyim mi? Otuzüç defa 'sübhanallah otuzüç defa 'elhamdülillah' otuzdört defa 'Allahüekber' dersin; buyurdu." Bir başka rivayeti [388]Tirmizi, Hz. Ali (r.a)'den şöyle aktarır: "Hz Fatma, Hz. Peygamber (a.s)'e gidip bir hizmetçi istedi. O da; "Sana ondan daha hayırlısını bildireyim mi? Allah'ı otuzüç defa teşbih et, Allah'a otuzüç defa hamd et ve Allah'ı otuzdört defa tekbir getir," buyurdu".[389]
Dersler Ve Öğütler
İbni Hacer bu konuda, Feth'de şöyle diyor: "Hadiste açıkça Hz. Ali (r.a) ile Hz. Fatıma (r.a)'nm başlarından geçen olay anlatılmaktadır. Bu hadisten kız evladına ve damadına gayet merhamet ve şefkat göstermek, büyüklüğü ve utanmayı kaldırarak son derece kaynaşmak gerektiği anlaşılmaktadır. Çünkü Hz. Peygamber (a.s) onları yerlerinden bile oynatmamış, yatar durumunda kalmalarına müsaade etmiş, ayağını aralarına koyacak derecede samimi davranmış ve aralarında oturarak istedikleri hizmetçiye karşılık hallerine daha yakışan zikri öğretmiştir. Bu tutum, muhatabı istenenden daha önemli olanı bildirerek istediği dışında bir şeyle karşılamak kabilindedir. Yani ahirete hazırlanmak, dünya sıkıntılarına tahammül etmek, yalan dünyadan uzak durmak istediklerinden daha Önemlidir. Yine bu hadisten şu dersi çıkarabiliriz: Uyurken, bu tür zikri yapmağa devam edene yorgunluk gelmez. Çünkü Hz. Fatma (r.a) çalışmaktan yorulduğundan sızlanmıştır. Hz. Peygamber (a.s) de onu bu zikirleri yapmaya sevk etmiştir, İbni Tevmiyye böyle belirtmiştir. Bu belki tartışılabilir. Yorgunluğu gidereceği kesin belirtilmemiştir. Aksine, bu zikirlere devam eden kişinin yorulsa da çok çalışmaktan zarar görmeyeceği ve çok çalışmanın kendisine zor gelmeyeceği ihtimali vardır. En doğrusunu yüce Allah bilir."[390]
3249-Tirmizi, Abdullah bin Amr bin As (a.s)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "İki özellik -veya huy- vardır ki, onları muhafaza eden bir Müslüman kimse, mutlaka Cennet'e girer. Bunlar kolaydır, yapanları da azdır: Her namazın arkasından on defa 'sübhanallah,1 on defa 'elhamdülillah' ve on defa 'Allahüekber' der," buyurdu.
Rasulullah(a.s)'m bunları parmaklarıyla saydığını gördüm. "İşte dilde yüz elli adettir ama mizanda binbeşyüz sevaptır. Yatağına yattığında da Allah'ı yüz kere teşbih eder, tahmid ve tekbir getirirsin. Bu da dilde yüz adettir ama mizanda bin sevaptır. Bir gündüz ve gecede hangimiz ikibinbeşyüz günah işlemez ki?" buyurdu.
"Nereden bilelim sayamayız ki," dediler. O zaman: "Herhangi birinize Şeytan namaz kılmaktayken gelir de namazdan çıkıncaya kadar; "Şunu düşün, bunu düşün," der. İnşallah Seylan'ın dediğini yapmaz. (Bu durumda) yatağına yatmışken gelir de uyuyuncaya kadar uyku telkin eder durur," buyurdu." Ebu Davud'un rivayetinde ise[391]; "Mizanda" sözünden sonra "Yatağına yattığında da otuzdört defa Allahüekber der, otuzüç defa 'Elhamdülillah' der ve otuzüç defa 'sübhanallah' der. İşte bunlar, dilde yüz adettir mizanda bin sevaptır," buyurdu. Bu arada Rasulullah (a.s)m elleriyle saydığını gördüm." "Ya Rasulullah, onlar nasıl oluyor da kolay oluyar, ama yapanları az oluyor?" dediler. "Şeytan birinizi uyuyacağında gelir de bunu söylemeden uyutur, namazda iken gelir de bunları söylemeden önce ona bir ihtiyacını hatırlatır," buyurdu.”[392]
3250-Tirmizi, Abdullah bin Amr bin As (r.a)'tan rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s); "Biriniz uykudan uyanınca: "Gazabından, azabından ve kullarının şerrinden ve Şeytanların vesveselerinden ve hazır bulunmalarından Allah'ın tam kelimelerine sığnırım," derse, onlar ona asla zarar vermezler," buyurdu." Abdullah, bunu ergenlik çağma erişen evlatlarına öğretir, telkin ederdi. Henüz ergenliğe ulaşmamışlarsa bir kağıda yazıp boyunlarına asardı." Bunu Ebu Davud da rivayet etmiş ancak "uyku"yu zikretmemiştir. O, sa-ddce "Rasulullah (a.s)'m onlara korkuya karşılık bu kelimeleri öğrettiğini..." belirtmiştir.[393]
Bir Açıklama
Cami'in muhakkiki şöyle der: "Bu, bir sahabinin davranışıdır. Gerek sahabenin, gerek tabiînin, gerekse onlardan sonra gelenlerin alimleri, Kur'an'dan ve Allah'ın isimleriyle sıfatlarından muskalar takılması konusunda değişik görüşlere sahiptirler. Bir grup; "Bu caizdir. Hem Abdullah bin Amr bin As, hem de diğer saha-biler ve tabiîn böyle yapmıştır," diyerek;" Rukye, muskalar ve büyü şirktir," hadisini, içinde şirk bulunan muskalara hamletmişlerdir. Bir grup ise; "Bu caiz değildir," demiştir. Bu, Abdullah bin Mes'ud, Ibni Abbas ve daha başka sahabilerle tabiînin görüşüdür. En iyisi gerek Kur'an'dan gerekse başka şeylerden yapılmış muskaları bırakmak ve Hz. Peygamber (a.s)'den bir çok hadiste geldiği gibi muavvizât (Kuleuzüler ve diğer sahih dualar) ile rukyeyi (okumayı) kullanmaktır."[394]
EVE VE MESCİDE GİRİP ÇIKARKEN OKUNACAK BAZI DUALAR
3251-Tirmizi, Ümmü Seleme (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) evinden çıktığı zaman; "Bismillah, Allah'a tevekkül ettim. Allah'ım, ayağımızın sürçmesinden veya sapıtmaktan, zulmetmekten veya zulme uğramaktan, cahillik yapmaktan veya bize karşı cahillik yapılmasından sana sığınırız," buyurdu."
Ebu Davud'un bir rivayetinde de[395] şöyle geçer."Ümmü Seleme şöyle anlatmıştır: "Rasulullah (a.s) evinden çıktı mı, mutlaka gözünü gökyüzüne çevirip; "Allah'ım, sapıtmaktan veya saptırılmaktan, ayağımın kaymasından veya kaydırılmasından, zulmetmekten veya zulmedilmekten ve cahillik yapmaktan veya bana karşı cahillik yapılmasından sana sığınırım," buyurdu." Nesai'nin bir rivayetinde ise [396] şöyle geçer: "Rasulullah (a.s) evinden çıktığı zaman; "Bismillah. Rabbim, ayağımın kaymasından veya sapıtmaktan ya da zulmetmekten veya zulme uğramaktan ya da cahillik yapmaktan veya bana karşı cahillik yapılmasından sana sığınırım," buyurdu."[397]
3252-Tirmizi, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Kişi, evinden çıktığında ve; "Bismillah, Allah'a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet ancak Allah sayesindedir/'dediğinde kendisine; "İşte sana bu yeter. Sana doğru yol gösterildi. Kifayet kılındın ve korundun/ denilir. Şeytan da ondan uzaklaşır," buyurdu."
Ebu Davud'un bir rivayetinde ise [398] şöyledir: "Kişi, evinden çıktığında ve; "Bismillah, Allah'a tevekkül ettim. Güç ve kuvvet ancak Allah sayesindedir," dediğinde kendisine: "Sana bu yeter. Doğru yolu iletildin, sana yeterli olundu ve korundun" denilir. Şeytan kenara çekilir. Bir başka Şeytan ise: "Doğru yola iletilmiş, kendisine yeterli olunmuş ve korunmuş bir adama ne yapabilirsin ki?" der," buyurdu."[399]
3253-Ebu Davud, Ebu Malik Eşcai (r.a)'den -Eşari de denümektedir-rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s); "Kişi evine girdiğinde; "Allah'ım, senden hayırlı bir giriş ve hayırlı bir çıkış dilerim. Allah'ın adıyla girdik ve Allah'ın adıyla çıktık. Rabbimiz Allah'a tevekkül ettik," desin ve ailesine selam versin," buyurdu."[400]
3254-Müslim, Ebu Hamid veya Ebu Üseyd (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Biriniz mescide girdiğinde, Hz. Peygamber (a.s)'e (salat ve) selam okusun, sonra da; "Allah'ım, bana rahmet kapılarını aç," desin. Çıktığında da: "Allah'ım, senin fazlından diliyorum," desin," buyurdu." İbni Sünni de rivayetinde şöyle bir şey daha aktarmıştır: "Çıktığında da Hz. Peygamber (a.s)'e (salat ve) selâm okusun sonra; "Allah'ım, beni kovulmuş Şeytan'm şerrinden koru," desin," buyurdu." Bu fazlalığı; İbni Mace, İbni Huzeyme ve Ebû Hatim bin Hibbân da sahihlerinde hâ mükesser olarak rivayet etmişlerdir.[401]
3255-Ebu Davud, Abdullah bin Amr bin As. (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) mescide girdiğinde; "Kovulmuş Şeytan'dan Ulu Allah'a, Yüce Zatına ve ezeli hakimiyetine sığınırım," diyor ve bunu söylediğinde Şeytan; "Benden günün geri kalanını kurtardı," diyor ve; "Bunu söylediğinde Şeytan; "Benden günün geri kalanını kurtardı," der," buyuruy ordu.''[402]
BAZI MECLİS (OTURUM) ADABI VE DUALARI
3256-Buhari ve Müslim, Ebu Said Hudri (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Yollarda oturmaktan sakının.""Ya Rasulullah, yollarda oturmamız kaçınılmazdır, oralarda konuşuruz," dediler. O zaman Allah Rasulü (a.s):"Oturmaktan başka çareniz kalmazsa, yola hakkını verin," buyurdu. "Yolun haki nedir ya Rasulullah?" dediler."Gözü kısmak, sıkıntı vermemek, selamı almak, iyiliği emredip kötülükten sakındırın aktır," buyurdu."[403]
3257-Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Kim bir yere oturur da Allah'ı zikretmezse, Allah tarafından mesul tutulması haktır. Kim bir yere yatar da Allah'ı zikretmezse, Allah tarafından mesul tutulması haktır. Ve kim bir yolda yürür de Allah'ı zikretmezse, Allah tarafından mesul tutulması haktır." Tirmizi'nin rivayetinde [404] ise şöyle geçer:
"Bir topluluk, bir yere oturup orda Allah'ı zikretmez, peygamberlerine salavat okumazlarsa, mutlaka tutulurlar. (Ondan sonra da Allah) onlara dilerse azab eder, dilerse bağışlar," buyurdu."[405]
3258-Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Bir topluluk bir meclisten (sohbetten, oturumdan, toplantıdan) Allah'ı zikretmeden kalkarsa, mutlaka bir eşek leşi yemiş gibi kalkarlar ve ileride de pişman olurlar."[406]
3259-Ahmed bin Hanbel, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu: "Bir topluluk, bir yere oturur da orada Allah Azze ve Celleyi zikretmez; ve Hz. Peygamber (a.s)'e salavat okunmazsa, sevap işlediklerinde Cennet'e j bile girseler kıyamet günü yine de pişman olurlar." [407]
3260-Taberani, Ebu Ümame (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Bir yerde oturup da oradan Allah'ı zikretmeden ve Hz. Peygamber (a.s)'e salavat okumadan kalkan bir topluluğun o oturumu, kendileri için1 mutlaka bir mesuliyettir,"[408]
Bir Açıklama
Daha Önceki bölüme zikir meclislerinde dua etmeye davet edenlerin yanısıra "Subhanallah velhamdülülah ve la ilahe illallahu vallahü ekber," denilmesine dair hadislerle Cehennem'den Allah'a sığınmanın ve Cennet'i is^tememin mendup olduğuna ilişkin hadisleri görmüştük. Bu bölümde de herhangi bir mecliste Rasulullah (a.s)'a salavat okumaya ve mutlak surette kayıtsız şartsız zikretmeye çağıran bir çok hadis gördük. Üstelik bu hadisler; yapılması istenen zikrin herhangi bir siga ile gerçekleşmesinde ve meclislerin herhangi bir zikir çeşidiyle dolmasında sakınca olmadığını gösteren mahiyette bulunuyor.[409]
3261-Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Amr (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Bir yerde oturup da orada Allah'ı zikretmeyen her topluluk, o oturumu kıyamet günü bir pişmanlık olarak görecektir."[410]
3262-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Resulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Bir yerde oturup da ileri-geri çok konuşarak o oturduğu yerden kalkmadan; "Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şehadet ederim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tevbe ederim," diyen kimsenin; o oturumda işlemiş oldukları mutlaka bağışlanır."[411]
3263-Ebu Davud, Abdullah bin Amr bin As (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasululah (a.s) şöyle buyurdu: "Oturduğu meclisten kalkmadan üç defa şu kelimeleri söyleyenlere, bu kelimeler keffaret olur. Bu kelimeleri bir hayır meclisinde ve zikir meclisinde söylerse, belgenin mühürle mühürlendiği gibi, o meclis, o kişi için, o kelimelerle mühürlenir: "Seni hamdinle teşbih ederim Allah'ım, senden başka ilah yoktur. Senden bağışlanmamı diler ve sana tevbe ederim."[412]
3264-Nesai, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s), bir meclise oturduğunda veya namaz kıldığında baztıj şeyler söylerdi. Hz. Aişe O'na bu sözleri niye söylediğini sorunca Allah Raf' sulu (a.s): "Eğer hayır (iyi) konuştuysa, bu sözler, o iyi konuşması içiriş kıyamete kadar bir mühür, şer (kötü) konuştuysa da keffaret olur: (Onlar şunlardır:) "Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Senden başka ilah yoktur. Sen| den bağışlanmamı diler ve sana tevbe ederim."[413]
3265-Taberani, Kebir, Evsat ve Sağır'de Râfi bin Hadîc (r.a)'ten şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasuhıllah (a.s) bir meclisten; "Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tevbe ederim," demeden kalkmaz sonra da: "Bunlar mecliste işlenenlere keffarettir," buyurdu."[414]
3266-Taberani, Cübeyr bin Mut'im (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Her kim, bir zikir meclisinde; "Allah'ım, hamdi ile teşbih ederim. Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şehadet ederim. Senden bağışlanmamı dilerim ve sana tevbe ederim," derse, üzerine vurulan mühür gibidir. Her kim de bunu ileri - geri konuşulan bir mecliste söylerse, kendisi için keffarettir." Bir diğer rivayette ise şöyedir: "Meclisin keffareti; "Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Senden başka ilah yoktur. Benim tevbemi kabul et. Beni bağışla," demeden kalkmamaktır. Bunları üç defa söyler, Eğer ileri-geri konuşulan bir meclis ise onun için keffaret, yok eğer zikir meclis ise üzerine mühür olur," buyurdu."[415]
3267-Ebu Davud, İbni Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir: "İbni Ömer, Hz. Peygamber (a.s)'in bir meclisten kalkmadan önce yüz defa; Allah'ım, beni bağışla, benim tevbemi kabul eyle. Şüphesiz sen, tevbeleri çokça kabul ve çokça merhamet buyuransın," dediğini sayıyordu." [416]
3268-Tirmizi, ibni Ömer (r.a)'in azatlı kölesi Nâfi (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "İbni Ömer, bir mecliste oturduğunda oturum arkadaşlarına şu kelimelerle dua etmeden kalkmaz ve Rasulullah (a.s)'ın oturum arkadaşlarına kelimelerle dua ettiğini söylerdi: "Allah'ım, bize, haşyetinden bizimle sana isyan edenlerin arasını engelleyecek, itaatinden bizi Cennet'ine ulaştıracak, yakîninden dünya sıkıntılarını bize kolaylaştıracak şeyleri taksim eyle. Bizi yaşattığın sürece kulaklarımızdan, gözlerimizden ve gücümüzden yararlandır, bunları bize varis eyle. İntikamımızı, bize zulmedenlere tahsis et. Bize düşmanlık yapanlara karşı bize yardım eyle, bizi dinimiz hususunda cezalandırma, dünyayı en büyük endişe kaynağımız ve ilmimizin gayesi yapma. Bize acımayacakları, bize musallat kılma."[417]
3269-Hâkim, Said bin Ebu Hasan (raydan şöyle rivayet etmiştir: "Bir şahitlik için bir evde oturuyorduk. Derken yanımıza Ebu Bekre geldi. Bir adam ona yer vermek için oturduğu yerden kalktı. Bunun üzerine Ebu Bekre (r.a):
"Rasulullah (a.s) şöyle dedi; "Bir adam bir adamı oturduğu yerden kaldırıp sonra da onun yerine oturmasın. Elinzii sahip olmadığınız kimsenin elbisesine sürmeyin, buyurdu," dedi."[418]
ENDİŞE VE KORKU ANINDA YAPILACAK BAZI DUALAR
3270-Buhari ve Müslim, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmişlerdir. "Rasulullah (a.s) hüzünlendiğinde: "Ululuk ve hilim sahibi Allah'tan başka ilah yoktur. Yüce Arş'm sahibi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin Rabbi ve yeryüzünün Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Değerli Arş'ın sahibi Allah'tan başka ilah yoktur," derdi."[419]
3271- Ebu Davud, Ebu Said Hudri (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) bir gün mescide girdi. Bir de baktı ki Ensar'dan Ebu Umame adındaki sahabi orada oturuyor. "Ebu Ümame, niye seni namaz vakti dışında mescidde otururken görüyorum?" buyurdu."Beni sıkıntılar, endişeler ve borçlar mecbur etti ey Allah'ın Rasulü," dedi. O da:"Sana, söylediğinde Allah Azze ve Celle'nin endişeni gidereceği ve borcunu ödeteceği bir söz söyleyeyim mi?" buyurdu. "Elbette ya Rasulullah," dedi. Bunun üzerine "Sabaha eriştiğinde ve akşama çıktığında; "Allah'ım, endişeden ve hüzünden sana sığınırım. Acizlikten ve tembellikten sana sığınının. Cimrilikten ve korkaklıktan sana sığınırım. Borcun üstün gelmesinden ve adamların (alacaklıların) başa üşüşmesinden sana sığmrım," de," buyurdu. Ebu Umame: "Bunları söyledim de Allah endişemi giderdi ve borcumu ödetti/ dedi."[420]
3272-Tirmizi, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s), kendisini bir mesele endişelendirdi mi, "Ya Hayy, ya Kayyûm, senin rahmetinle yardım dilerim," derdi."
İsnadında şöyle denmiştir: "Rasulullah (a.s), "Ya zel-celali velikram, sözünü çok söylerim," buyurdu." '[421]
3273- Ebu Davud, Esma binü Umeys (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) bana şöyle buyurdu:
"Sana hüzünlendiğin sırada -veya hüzünlenmede- söyleyeceğin birkaç kelime öğreteyim mi? "Allah, Allah benim Rabbimdir, O'na hiçbir şeyi ortak koşmam," de."[422]
Bir Açıklama
Bazı âlimler, Allah'ı yalnızca "Allah" ismiyle zikretmenin meşru olduğuna bu hadisi delil getirmişlerdir. Ayrıca Müslim'in şu hadisini de delil getirmişlerdir: "Yeryüzünde, "Allah, Allah diyen," bulundukça kıyamet kopmaz." Bazı âlimler ise bu konuda tartışmışlardır.Rabbinin ismini zikret ve kalbini her şeyden boşaltarak bütün gönlünle^ .O'na yönelt" ayeti bu hususta mücadele edenlerin aleyhine delildir. Allah diyenin, Allah'ı en yüce ismiyle zikrettiğinde şüphe yoktur. Karşı çıkanlar zikrin anlamını da hikmetini de kavramamışlardır. Çünkü Allah ismiyle zikretmeye engel olmuşlardır. Zira kalbin Rabbini zikreder kalması, zikirlerin tabii amacıdır. Bu da herhangi bir şey ilave edilmese de sadece Allah isminin zikredilme siyle gerçekleşir. Yaratılanların zikrinin, yaratanı zikre kıyaslanması yanlış bir kıyastır.[423]
3274-Ahmed bin Hanbel, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Çok hüzünlenen kimse; "Allah'ım, ben senin kulunum. Kulunun oğluyum ve cariyenin oğluyum. Senin avucundayım. Dizginim senin elindedir. Hakkımda vereceğim hüküm geçerlidir. Hakkımda takdir buyurduğun adaletlidir. Senden kendimi isimlendirdiğim veya kitabında indirdiğin veya katındaki gayb hazinende kendine sakladığın her isminle, Kur'an'ı kalbimin baharı, endişe ve hüznümü giderici eylemeni dilerim," desin. Bir kul bunu söylerse, Allah onun gamını mutlaka giderir ve yerine ferahlık verir," buyurdu."[424]
3275-Ahmed bin Hanbe!, Ebu Bekre (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Hüzünlenmişsen (söyleyeceğin) kelimeler; "Allah'ım, senden rahmetijj ni dilerim. Beni göz açıp kapayana kadar kendime bırakma. Bütün işiı düzelt. Senden başka ilah yoktur," kelimeleridir."[425]
3276-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s), bir mesele kendisini endişelendirdiğinde başını gökyüzüne kaldırır ve, "Yüce Allah'ı teşbih ederim," der, dua etmede gayret gösterir; "Ya Hayy, ya Kayyum," derdi." Razzin'in zikrettiği bir rivayette de şöyle[426] geçer:
"Rasulullah (a.s), bir mesele kendisini endişelendirdiğinde başını göğe kaldırır; "Yüce Allah'ı teşbih ederim. Allah'ım, derdimi sana açarım. Senden yardım dilerim. Sana güvenirim. Ey Hayy ve ey Kayyum," derdi."[427]
GELİŞMELER KARŞISINDA YAPILACAK DUALAR "NASILSIN?"
SORUSUNA VERİLECEK CEVAP
3277-Taberani, Abdullah bin Amr (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) bir adama: "Nasıl sabahladın ey falan?" diye sordu. "Allah'a hamdederek ya Rasulallah," diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Ben de senden bunu beklerdim."[428]
3278-Taberani, Yunus bin Meysera bin Halbes (r.a)'ten şu şekilde rivayet etmiştir:
"Vasile bin Eska'a rastladım, selam verdim ve : "Allah iyilik versin, nasılsın ey Ebu Şeddad?" dedim. "İyiyim yeğenim," diye cevap verdi."[429]
Yıkanırken, Uyurken Ve Elbiseleri Çıkarırken Yapılacak Dua
3279-Taberani, Evsat'ta, Enes, (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Cinlerin gözünü kapamanın ve insanoğullarmın avretlerini gizlemenin yolu, Müslüman kimsenin elbisesini çıkarmak istediğinde; "O'ndan başka ilah olmayan Allah'ın adıyla," demesidir," buyurdu."[430]
Tuvalete Girerken Yapılacak Dua
3280-Buhari ve Müslim, Enes (r.a)'ten rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) tuvalete girişi sırasında; "Allah'ım, erkek ve dişi Şeytan'larm şerrinden sana sığınırım," buyurdu."[431]
Tuvaletten Çıkarken Yapılacak Dua
3281-Ebu Davud, Hz. Aişe(r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) tuvaletten çıktığında; "Senin bağışlamanı dilerim," buyurdu."[432]
Abdestten Sonra Yapılacak Dua
3282-Nesai, Ebu Musa Eş'arî (rü)'den şu şekilde rivyet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'a abdest suyunu getirdim. Abdest aldı. Dua ettiğini duydum. Şöyle diyordu: "Allah'ım, günahımı bağışla. Evimi genişlet ve rızkımı bana bereketli eyle." "Ey Allah'ın peygamberi, senin şöyle şöyle dua ettiğini duydum," dedim. "(Bu istediklerim) istenmedik bir şey bıraktılar mı? "buyurdu." İmam Nevevi der ki: "Abdest alırken dua etmeye gelince, bu konuda Hz. Peygamber (a.s)'den herhangi bir şey gelmemiştir. Ancak fakîhler, abdest alırken seleften gelmiş dualarla dua etmenin müstehap olduğunu söylemiştir. Onların söylediklerinden çıkan sonuca göre şöyle dua etmek lazımdır: Besmeleyi çektikten sonra "Elhamdülillahillezi ceale'l mâe tahûrun ve ceale'l-İslame nûrâ (Suyu Temizleyici ve İslam'ı nur kılan Allah'a hamd olsun.)" Mazmaza anında, ağza su verirken; "Allahümme eskınî min havdı nebiyyikine ke'sen la azm'u badehu ebeden (Allah'ım, bana peygamberinin havuzundan, ondan sonra asla susa-mayacağım bir kâse su içir.)" İstişah anında, burna su verirken; "Allahümme la tuharrimnî râ'ihate naîmike ve cennatik (Allah'ım, beni nimetlerinin ve cennetlerinin güzel kokusundan mahrum bırakma.)" Yüzünü yıkarken; "Allühümme beyyıd vechî yevme tebyaddu vücûh ve tesveddü vücûh (Allah'ım, bazı yüzlerin bayazlanacağı, bazı yüzlerin de kararacağı günde benim yüzümü ak kıl.)" Ellerini yıkarken; "Allahümme a'tınî kitâı bi-yemînî, Allahümme la tu'tınî kitabî bi-şimalî (Allah'ım, amel defterimi bana sağ tarafımdan ver. Allah'ım, amel defterimi bana sol tarafımdan verme.)" Başını mesh ederken; "Allahümme harim şa'rî ve beşerî ale'n-nâr ve ezalleni tahte Arşıke yevme la zille illa zilluk (Allah'ım, saçımı ve derimi Cehennem'e haram kıl ve beni kendi gölgenden başka gölge olmayan günde Arşının altında gölgelendir.)" Kulaklarını mesh ederken; "Allühümme1 c-alnî minnellezine yestemi'ûne'l-kavle fe-yettebi şûne ahseneh (Allah'ım, beni hak sözü işitip de en güzeline uyan kullarından eyle.)" Ayaklarını yıkarken ise; "Allahümme sebbit kademeyye ale's-sırât (Allah'ım, ayaklarımı köprüsü üzerinde sağlam tut.")der. En iyisini şüphesiz yüce Allah bilir."[433]
Geceleyin Uyanıp Evden Çıkınca Yapılacak Dua
İmarn Nevevi der ki: "Kişinin geceleyin uyanıp da evinden çıktığında, gökyüzüne bakması ve Ali İmran Suresi'nin son ayetlerini sure sonuna kadar okuması müstehaptır: "Şüphesiz göklerin ve yeryüzünün yaratılışında..." Sahih-i Buhari ve Müslim'de Rasulullah (a.s)'ın böyle yaptığı geçmektedir. Ancak gökyüzüne baktığı Buhari'de geçer, fakat Müslim'de geçmez.[434]
3283-Buhari ve Müslim, İbni Abbas (r.a)'tan rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s) üç rekat vitir namazı kıldı. Sonra müezzin ezan okudu. (Sabah ezanı) sabah okudu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s) şöyle diyerek namaza çıktı: "Allah'ım, kalbime bir nur koy, dilime bir nur koy, kulağıma bir nur koy, gözüme bir nur koy, arkama bir nur koy, önüme bir nur koy, üstüme bir nur koy, altıma bir nur koy. Allah'ım, bana bir nur ihsan et." Bir rivayette [435]şöyle bir ilave vardır: "Sağıma bir nur, soluma bir nur koy." Bir rivayette ise şöyledir: [436]"Beni nur eyle." Bir rivayette de[437] şu şekildedir: "Nefsime bir nur koy ve benim için bir nur büyüt." Yine bir rivayette [438]şöyledir: "Küreyb şöyle dedi: "Yedi tanesini de ezberlemiştim unuttum. Abbas'ın torunlarından birisine rastladım da bana bunları rivayet etti. Şunları saydı: Sinirimde, etimde, kanımda, saçımda ve cildimde... ve iki özelliği zikretti."[439]
Dersler Ve Öğütler
Allah'a yürüyenler, bu hadisten haz duyduklarını söylerler. Buna göre, Allah Teala'nın kullarına ikram ettiği bazı nurlar vardır. Rasulullah (a.s) da bu hadiste bu nurları sonuna kadar istemiştir. Hadis yorumcuları bu hadis hakkında bir takım şeyler söylemişlerdir. Bunlar Özetle şöyledir: İmam Beğavi [440] şöyle der: "Organlarına ve dört bir yönüne nur istedi. Bundan maksat, hakkın açığa kavuşması, ışığı ve hakkı görebilin esidir. Dolayısıyla bütün organlarına, vücuduna, tasarruflarına, hareketlerine durumlarına ve altı yönüne nur istedi ki, bunlardan herhangi birini yitirmesin." İbni Hacer ise Feth [441]'de şöyle der: "Kurtübi der ki: "Allah Rasulü (a.s)'nün dilediği bu nurların zahir yani görünen anlamda olması mümkündür. Bu durumda Allah'tan kıyamet günü her bir organına hem kendisine, hem de ümmetine veya Allah'ın dilediği kimselere o karanlığı aydınlatacak bir nur koymasını dilemiştir. En doğrusu şöyle demektir: İlim ve hidayet yerine kullanılmıştır. Nitekim Allah Teala: "Rabbinden bir nur üzere olan"[442] "ve kendisine insanlar arasında yürüyeceği bir nur verdiğimiz," [443] buyurmuştur. Aslında anlamı şöyledir: Nur, nisbet edildiği şeyin görüntüsüdür. Görme nuru, görünecekleri gösterir. Kalb nuru ise bilgileri gösterir. Organların nuru da organlar ile yapılan itaatlerdir. Tîbî demiştir ki: "Organlara birer birer nur istemenin anlamı, marifet ve taat nurlarıyla donanıp bunlar dışındakiler den arınmaktır." İbni Hacer [444] "Yedisi tabuttadır," sözü ile ilgili olarak da şunları söyler: "Tabut sözünden neyi kastettiği hususunda değişik görüşler ileri sürülmüştür. Dimyati, Haşiyesinde bundan maksadın kalb kafesi göğüs olduğunu kesin bir dille belirtmiştir. Ondan önce de İbni Battal ve Davudi, tabuttan göğsün kastedildiğini söylemişlerdir. Ayrıca İbni Battal şunu da eklemiştir: "İlmi ezberleyene; "Onun ilmi, tabuta bırakılmıştır," denir."İmam Nevevi de başka alimlere uyarak: "Tabuttan maksat, eşyaları koruyan tabuta (sandığa) benzetilmiş böğürler ve kalbi kapsayan şeylerle diğer1 organlardır. Ravi demek istiyor ki, "Yedi kelimeyi de ezberlemiştim ama1 unuttum." Şu da söylenmiştir: Maksat, Beni İsrail'in içinde sekinet bulunan tabu- n tunda yazılı yedi nurdur. " İbnü'l-Cevzi ise şöyle açıklanmaktadır: "Tabut derken sandık demek istiyor. Yani o yedi şey, o ana kadar muha-j faza etmediği bir sandığında yazılı yedidir.Yine İbni Hacer şöyle der: "Bu görüşü Ebu Avene'nin Ebu Huzeyfe tankıyla bu husustaki hadisin, senediyle Sevri'den yaptığı şu rivayet destekler: "Küreyb: "Altısı, yanımdaki bir sandıkta yazılıdır," dedi."[445]
Korkma Ve Ürkme Anında Yapılacak Dualar
3284-Nesai, Sevban (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah Ca.s), kendisini bir şey korkuttuğunda; "O Allah'tır. Allah benim Rabimdir. O'nun ortağı yoktur," buyururdu."[446]
3285-Ebu Davud, Amr bin Suayb (r.a.) vasıtasıyla babası ve dedesi tarîkıyla şu şekilde rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) korkuya karşılık kendilerine; "Gazabından ve kullarının Şerrinden şeytanların vesveselerinden ve hazır bulunmalarından Allah'ın tam kelimelerine sığınırım," kelimelerini öğretiyordu. Abdullah bin Amr bu kelimeleri aklı eren çocuklarına öğretiyor, aklı ermeyenlerine bir kağıda yazarak boyunlarına asıyordu."[447]
Bir Topluluktan Korkma Sırasında Yapılacak Dua
3286-Ahmed bin Hanbel, Ebu Musa Eş"arî (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) bir toplumdan korktuğunda; Allah'ım, seni boyunlarına vekil tayin eder, şerlerinden de sana sığnırız," derdi."[448]
Şeytan Musallat Olduğunda Ve Korkulduğunda Yapılacak Dua
Allah Teala şöyle buyurur: Eğer seni Şeytan'dan bir dürtme dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, her şeyi işiten, bilendir." [449] "Sen Kur'an'ı okuduğun vakit, biz seninle ahirete inanmayanların arasına görünmez bir perde çekeriz." [450] Öyleyse Allah'a sığınmak ve daha sonra Kur'an'dan az da olsa okumak gerekir.
3287-Müslim, Ebu'd-Derda (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) namaz kılmaya kalktı. Önce; "Senden Allah'a sığınırım/' dediğini duyduk. Elini sanki bir şey alacak gibi uzattı. Namazını bitirince; "Ya Rasulullah, namazda daha önce söylediğini duymadığımız bir şey söylediğini duyduk ve elini uzattığını gördük/' dedik. "Allah'ın düşmanı İblis, yüzüme atmak için ateşten bir alev getirdi. Bunun üzerine üç defa; "Senden Allah'a sığınırım," dedim. Sonra da; "Seni Allah'ın bütün lanetiyle lanetlerim," dedim. Bunun üzerini üç defa geriledi. Sonra onu yakalamak istedim. Kardeşim Süleyman'ın duası olmasaydı, Medineliler'in çocuklarının oyuncağı olacak şekilde bağlanmış, yakalanmış olurdu," buyurdu."[451]
Başarısızlık Anında Yapılacak Dualar
3288-Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: Kuvvetli mü'min, Allah katında zayıf mü'minden daha hayırlı ve sevimlidir. Ancak her ikisinde mutlaka bir hayır vardır. Sana faydası dokunacak şeye aşırı istek göster. Allah'tan yardım dile, gevşeklik gösterme. Başına bir şey gelirse; "Keşke şöyle yapsaydım, şöyle şöyle olurdu," deme. Sadece "Allah böyle takdir buyurdu. O'nun dilediği olur," de. Çünkü "keşke" sözü, Şeytan'm ameline yol açar"[452]
3289-Ebu Davud, Avf bin Malik (r.a)'ten şu şekilde rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (a.s) iki adamın davasına baktı. Aleyhine hüküm verilen, arkasına dönünce; "Allah bana yeter, O ne güzel vekildir," dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s): "Allah Teala acizliği kınar. Bilakis senin akıllı davranman gerekirdi. Bu işin hakkından gelemediğinde, işte o zaman; "Bana Allah yeter, O ne güzel vekildir," de," buyurdu."[453]
Ümitsizlik Ve Sıkıntı Anında Yapılacak Dua
3290-Ahmed bin Hanbel, Ebu Said Hudri (r.a)'den rivayet etmiştir: Hendek Savaşı'nda: "Ya Rasulullah, yürekler ağza geldiğinde söyleyeceğimiz bir şey var mı?" diye sorduk. Evet. "Açıklarımızı kapat, korktuklarımızdan emin kıl," deyin," buyurdu. ihayet Allah (cc) düşmanlarımızın suratına rüzgarla kum ve, çakü taşlarını) çarpı verdi. Allah (cc) onları rüzgarla hezimete uğrattı."[454]
Zor Bir İş Karşısında Yapılacak Dualar
3291-İbni Hibban, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir: Rasulullah (a.s); "Allah'ım, senin kolaylaştırdığından başka kolay yoktur," buyurdu."[455]
Ağır Borç Yükü Altında Yapılacak Dualar
3292-Tirmizi, Hz. Ali bin Ebu Talib (r.a)'ten rivayet etmiştir: Hz. AH (r.a)'ye efendisiyle mükatebe akdi imzalamış bir köle gelerek: "Antlaşmamı yerine getirmekten aciz kaldım. Bana yardım et," dedi. Hz, Ali (r.a) de:
"Sana, bana Rasulullah (a.s)'m öğrettiği bazı kelimeleri öğreteyim mi? Sabır Dağı kadar borcun da olsa ödersin:
Allah'ım, haramına karşı bana helalini yetir ve ihsanınla beni kendinden başkasına muhtaç eyleme," de," dedi."[456]
3293-Taberani, Sağîr'de, Enes bin Malik (r.a)'ten rivayet etmiştir: Rasulullah (a.s), Muaz'a: "Sana bir dua öğreteyim mi? Uhud Dağı kadar borcun olsa bile Allah o borcu, bu dua sayesinde ödetir. Ey Muaz; "Allah'ım, mülkün sahibi, mülkü dilediğine verirsin. Ve mülkü dilediğinden çeker alırsın. Dilediğini yükseltirsin. Dilediğini alçaltırsın. Hayır, senin elindedir. Sen her şeye kadirsin. Ey dünyanın ve ahiretin Rahman'ı, dünyayı ve ahire-ti dilediğine verir, dilediğine vermezsin. Bana, sayesinde beni senden başkalarının acımasına muhtaç etmeyecek bir acımayla acı"de," buyurdu."[457]
Küçük Veya Büyük Bir Musibet Geldiğinde Yapılacak Dua
Allah Teala şöyle buyuruyor: Sabredenleri müjdele. Ki, onlar başlarına bir bela geldiği zaman; "Biz Allah'ın (dünyada takdirine teslim olmuş kulları) yız ve biz (ahirette de) yine O'na döneceğiz." derler. İşte onlara Rablerinden mağfiret ve rahmet vardır. Ve işte onlar hidayete erenlerin ta kendileridir." [458]
3294-İbni Sünni, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s.) şöyle buyurdu: Biriniz herşeyde, hattâ ayakkabısının bağı koptuğunda bile "Inna lillah ve inna üeyhi raciun," desin. Çünkü o da belalardan bir beladır."[459]
HİLALİ GÖRÜNCE YAPILACAK DUA
3295-Tirmizi, Talha bin Ubeydullah (r.a)'tan rivayet etmiştir: Rasulullah (a.s) hilali görünce; "Allah'ım, hilali üzerimize hayırla, selametle ve İslam'la doğur. Ey hilâl, benim de, senin de Rabbin Allah'tır," buyuruyordu."[460]
Gök Gürleyince, Bulut Görününce Ve Rüzgar Çıkınca Yapılacak Dualar
3296-MüsIim, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: Rasulullah (a.s) rüzgar şiddetlenince; "Allah'ım, senden bu rüzgarın hayrını ve rüzgarda bulunan hayrı ve gönderdiğin şeyin hayrını dilerim. Rüzgarın şerrinden, rüzgarda bulunan serden ve gönderdiğin şeyin şerrinden de sana sığınırım," buyurdu."
Tirmizi "Rüzgar estiğini gördüğünde..." demiştir.[461]
3297-Ebu Davud, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) gökyüzü ufkunda dikilmiş bir bulut görünce işini bırakır, namazdaysa çabucak kıldırır ve sonra; "Allah'ım, bunun şerrinden sana sığınırım," buyururdu. O bulut yağmur yağdırırsa da; "Allah'ım, faydalı ve bereketli eyle," derdi." [462]
3298-Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'m; "Rüzgarlar, Allah Teala'nın esintisindedir. Allah'ın esintisi de ya rahmet getirir ya da azab getirir. Rüzgarı gördüğünüzde ona sövmeyin. Allah'tan hayrını isteyin ve şerrinden Allah'a sığının," buyurduğunu duydum."[463]
3299-Tirmizi, Übeyy bin Kâb (r.a)'dan şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s); "Rüzgara sövmeyin. Hoşlanmadığınız bir şey gördüğünüzde; "Allah'ım, senden bu rüzgarın hayrını, bu rüzgardaki hayrı ve rüzgara emredilen şeyin hayrını isteriz. Bu rüzgarın şerrinden, bu rüzgardaki serden ve rüzgara emredilen şeyin şerrinden de sana sığınırız," deyin," buyururdu."[464]
3300-Taberani, Seleme bin Evka (r.a)'dan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) rüzgar şiddetlendiğinde; "Allah'ım, bereketsiz değil, bereketli kıl," derdi."[465]
Hapşırana Rahmet Okumak (Teşmit)
3301-Buhari, Ebu Hureyre, (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz, hapşırdığında; "Allah'a her halükarda hamd olsun," desin. Kardeşi de veya arkadaşı da ona; "Allah sana rahmet eylesin," desin. O, kendisine; "Allah sana rahmet etsin" deyince, hapşıran; "Allah size hidayet versin ve halinizi düzeltsin," desin."[466]
3302-İmam Malik, İbni Ömer (r.a)'in azatlısı Nafi(r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "İbni Ömer hapşırdığında kendisine; "Allah sana rahmet etsin," denilince; "Allah bize de, size de rahmet etsin. Bizi de sizi de bağışlasın," derdi."[467]
3303-Tirmizi, Hilal bin Yesaf (r.a)'tan, o da Salim bin Ubeyd Eşca'î den şu şekilde rivayet etmiştir:
"Salim, bir toplulukta beraber yolculuk yapıyordu. Topluluktan bir adam hapşırıp; "Allah'ın selamı üzerine olsun," dedi. Salim de ona; "Allah'ın selamı, senin ve annenin üzerine olsun," diye cevapladı. Adam biraz kızar gibi oldu. O zaman Salim; "Dikkatini çekerim. Ben sana Hz. Peygamber (a.s)'in söylediğinden başka bir şey söylemedim," dedi." Tirmizi'nin rivayeti böyledir. Ebu Davud'unki [468] ise şöyledir: "Salim de ona; "Allah'ın selamı, hem senin hem de annenin üzerine olsun," dedi. Adam: "Annemi, ne hayırla ne de şerle anmanı isterdim," dedi. Salim: "Ben sana ancak Rasulullah (a.s)'m dediği gibi bir laf ettim. Biz O'nun yanında oturuyorken-Hadisin bundan sonrası hem Tirmizi'de, hem de Ebu Davud'da aynıdır- ansızm birizi Hz. Peygamberi (a.s)'in huzurunda hap-şırıp; "Allah'ın selâmı üzerine olsun," dedi. Rasulullah (a.s) da: "Allah'm selamı, hem senin hem de annenin üzerine olsun/'buyurarak şöyle ekledi: "Biriniz hapşırdığında; "Alemlerin Rabbi Allah'a hamd olsun," desin. O da ona; "Allah bizi de, sizi de bağışlasın," diye karşılık versin," buyurdu."[469]
3304-Tirmizi, -İbni Ömer'in azatlısı Nafi (r.a)'den rivayet etmiştir: "Bir adam İbni Ömer'in yanıbaşında hapşırıp; "AHIah'a hamd, Rasulullah (a.s)'a selam olsun," dedi. İbni Ömer de:
"Ban de; "Allah'a hamd, Rasulullah (a.s)'a selam olsun," diyorum. Ancak Rasuîullah (a.s) bize hapşırdığımızda böyle söylememizi öğretmedi. Sadece; "Her halükârda Allah'a hamd olsun," dememizi öğretti," dedi."[470]
Kadir Gecesi Yapılacak Dua
3305-Ahmed bin Hanbel, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Dedim ki: "Ya Rasulullah, Kadir Gecesi'ne rastlarsam nasıl dua edeyım; de." Rasulullah (a.s.) şöyle buyurdu: "Allah'ım, sen affedicisin, cömertsin. Affetmeyi seversin. Beni affet de “[471]
Kur'an Ezberlemek Ve Ezberini Unutmamak İçin Yapılacak Dualar
3306-Tir m izi, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'m yanında otururken Hz. Ali bin Ebu Talib (r.a) geldi. "Anam babam sana feda olsun ya Rasulullah. Kur'an ansızın ezberimden çıktı. Hatırlayamadığımı hissediyorum," dedi. Allah Rasulü (a.s) de: "Ya Ebu Hasan, sana Allah'ın faydasını dokunduracağı ve ezberindekile-ri unutturmayacağı bazı kelimeler öğreteyim mi?" "Evet ya Rasulullah, öğret," dedi. "Cuma gecesi olunca, yapabilirsen gecenin son üçte birlik kısmında kalk. Çünkü önemli bir zaman dilimidir ve o anda yapılan dualar makbuldür. Kardeşim Yakub, oğullarına: "Cuma gecesi olunca sizin için Rabbime istiğfar edeceğim,"[472] demişti. "Gecenin son üçte birlik kısmında kalkmazsan, yarısında kalk. O zaman da kalkmazsan, başında kalk. Dört rekat namaz kıl. İlk Rekatta Fatiha ile Ya-sin'i okursun. İkincisinde Fatiha ile Hamim Duhan'ı okursun. Üçüncüsünde Fatiha ile Eliflammim Tenzil Secde'yi okursun. Dördüncü rekatta ise Fatiha ile Tebareke Mufassal'ı okursun. Teşehhüd yaptıktan sonra Allah'a hamd et ve güzelce sena eyle. Bana da salavat oku ve güzelce oku. Diğer peygamberlere de salavat oku. Mü'min erkeklere, mü'mine hanımlara ve senden önce dünyaya gelmiş mü'min kadşelerine istiğfar getir, bağışlanmalarını dile. Bunun sonunda şöyle de: "Allah'ım, beni yaşattığın sürece günahları hep terk etme nimetiyle merhamet buyur, beni ilgilendirmeyen şeylerden el çektir, bana razı olduğun şeyleri güzelce görme rızkını ihsan et.Ya Allah, ey gökleri ve yeri yaratan, büyüklük ve ikrama karşı konulamaz üstünlük sahibi, ey Allah, ey Rahman, senden ululuğun ve yüzünün nuru hürmetine bana öğrettiğin gibi gönlümü kitabını ezberlemeye mecbur et, bana kitabını seni razı edecek şekilde okumayı nasib et. "Ey Allah, ey göklerin ve yerin yaratanı, celal, ikram ve karşı konulmaz üstünlük sahibi, ey Allah, ey Rahman, senden ululuğun ve yüzünün nuru hürmetine kitabınla gözümü nurlandırmam, dilimi açmanı, gönlüme huzur vermeni, içimi rahatlatmanı ve vücudumu temizlemeni diliyorum. Bana hakka ulaşmada senden başkası yardım edemez, bana hakkı senden başkası veremez. Güç de, kuvvet de ancak ulu ve yüce Allah sayesindedir." Ey Hasan'ın babası, bunu üç veya beş ya da yedi cuma yap. Allah'ın izniyle kabul olunacaktır. Beni peygamber gönderene yemin olsun ki, (bu dua) hiç bir mü'mini şaşmamıştır asla," "buyurdu." İbni Abbas anlatmaya şöyle devam etti: "Vallahi Hz. Ali (r.a) beş veya yedi cuma sonra yine Rasulullah (a.s)'ın meclisine geldi ve şöyle dedi: "Ya Rasulullah, ben tek başıma kaldığımda dört ayet veya o civarda bir kaç ayet ezberliyordum. Kendi kendime okuduğumda ezberliyemiyordum. Bugün ise, bir günde kırk veya bir o kadar ayeti öğreniyorum. Kendi kendime okuduğumda bakıyorum, sanki Allah'ın kitabı gözümün önünde. Eskiden bir hadis dinliyordum. Kendi kendime tekrarladığımda ezberimde olmadığını görüyordum. Bugün ise, bir kaç hadis dinliyorum. Sonra tekrarladığımda bir harf bile atlamıyorum." Bunun üzerine Rasulullah (a.s) o anda şöyle buyurdu: "Kabe'nin Rabbine yemin olsun ki ey Ebu Hasan, sen bir inanmış kişisin (mü'min)."[473]
Nikah Kıyıldıktan Sonra Eşler Üzerine Yapılacak Dualar
3307-Nesai, Hasan Basrî (rh.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Akil bin Ebu Talib, Cüşemoğlullarmdan bir kadınla evlendi. "Allah geçimlilik ve oğullar versin," dediler. Bunun üzerine: "Rasulullah (a.s)'m dediği gibi: "Allah hakkınızda mübarek kılsın, Allah sizin için mübarek etsin," deyin," dedi."[474]
3308-Buhari ve Müslim, Enes bin Malik (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamer (a.s), evlendiğini haber verdiğinde Abdurrahman bin Avf a: "Allah sana mübarek kılsın," demiştir."[475]
3309-Ebu Davud, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s), bir insan evlendi mi; "Allah sana mübarek kıl Allah hakkında mübarek kılsın. Aranızı hayırla birleştirsin," buyururdu[476]
Eşiyle İlişkiye Girmek İstediğinde Yapılacak Dua
3310-Buhari ve Müslim, Abdullah bin Abbas (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Dikkat edin. Biriniz eşine yaklaşmak istediğinde -veya eşine yaklaştığında- "Bismillah,. Allah'ım, Şeytan'ı bizden uzaklaştır, Şeytan'ı bize vereceğin çocuktan da uzaklaştır," dediğinde, bu ilişkiden bir çocuk nasib edilirse, Şeytan o çocuğa asla zarar veremez."[477]
Bazı Hayvanların Sesleri Duyulduğunda Yapılacak Dualar
3311-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Horoz ötüşlerini duyduğunuzda Allah'ın lütfundan isteyin. Çünkü horozlar bir melek görmüşlerdir. Eşek anırmasını işittiğinizde ise Şeytan'dan Allah'a sığının. Eşekler de bir Şeytan görmüşlerdir."[478]
3312-Ebu Davud, Cabir bin Abdullah (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Köpeklerin havladığını, geceleyin eşeğin anırdığını duyduğunuzda Allah'a sığının. Çünkü onlar sizin görmediklerinizi görürler."[479]
Hizmetçi Veya Hayvan Alındığında Yapılacak Dua
3313-Ebu Ya'la, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz bir hizmetçi aldığında perçeminden tutup;" Ali ah1 im, senden bunun hayrını, uğruna yaratıldığı şeyin hayrın diliyorum," desin. Bir deve aldığında da horgücünün en tepesine elini koyup aynı şeyleri söylesin." Amr Bin Şuayb-Babası-Dedesi tarîkıyla yapılan bir rivayette de [480] şöyle anlatır: "Rasulullah (a.s) : "Biriniz bir cariye satın aldığında; "Allah'ım, senden bunun hayrını ve uğruna yaratıldığı şeyin hayrını istiyorum, Bunun şerrinden ve uğruna yaratıldığı şeyin şerrinden de sana sığmıyorum," desin. Bereket duası etsin. Biriniz bir deve aldığında ise horgücünün en üst kısmını tutup bereket duası etsin ve aynı şeyleri söylesin."[481]
Vesvese Geldiğinde Yapılacak Dualar
İmam Nevevi: "Allah Teala; "Eğer seni Şeytan'dan bir dürtme dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, her şeyi bilen, her şeyi işitendir?"[482] buyurmaktadır demektedir.
3314-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Şeytan birinize gelip; "Şunu kim yarattı, bunu kim yarattı?" der, en sonunda da; "Peki Rabbini kim yarattı?" der. Buraya vardı mı Allah'a sığınsın ve artık orada dursun." Müslim'de geçen bir rivayet ise [483] şöyledir:
"İnsanlar şu lafı edinceye kadar sormaktan geri durmazlar: "Yaratıkları Allah yarattı, peki Allah'ı kim yarattı?" Kim böyle bir duyguya kapıhrsa; "Ben Allah'a ve Rasullerine iman ettim desin."[484]
3315-Müslim, Osman Bin Ebu'l As (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Dedim ki; "Ya Rasulullah, Şeytan benimle namazım ve okumam arasına beni şaşırtacak kadar girmiştir." Bunun üzerine Allah Rasulü (a.s) şöyle buyurdu:
"Bu Hanzeb adında bir Şeytan'dır. Onu hissetiğinde; Allah'a sığın ve sol tarafına üç defa tükür." Bunu yaptım da Allah onu benden uzaklaştırdı."[485]
Dersler Ve Öğütler
İmam Nevevi der ki: "Hanzeb'i, kimi alimler Hmzeb, kimileri de Hanze biçiminde okumuştur. Bu iki okuyuş ünlüdür. Bazıları da, Ibni Esir'in 'Nihayet el-Galip'tş aktardığına göre Hunzeb şeklinde okumuştur. Bilinen şekli Hınzeb ve Hanzeb'tir." Yine Nevevi şöyle der: "Büyük mürşid Ahmed bin Ata Ruzbari'den Üstad Ebu Kasım Ku-şeyri'nin Risalesi'nde zikrettiği sahih olduğunu tesbit ettiğimiz isnadda şöyle geçer: "Taharet işinde aşırıya kaçma rahatsızlığım vardı. Bir gece bol bol su kullanmaktan içim daraldı, kalbim hiç yatışmadı. Sonunda: "Ya Rabbi, affını dilerim, affını..." dedim. Derinden derine: "Affetmek ilimdedir," diyen bir ses ve bu hal benden gitti." Bir alim ise şöyle demiştir: "Abdestte, namazda veya benzer konularda vesveseye kapılan kişinin; "La ilahe ilallah" demesi müstehaptır. Zira Şeytan, zikri duyunca gerileyip uzaklaşır. "La ilahe illallah," zikrin başıdır. Bu sebeple bu ümmetin seçkinleri olan büyük insanlar, yani mürşidler; halvete soktukları kimseler için 'La ilahe illallah' sözünü tercih etmişler ve bu sözü söylemeye devam etmelerini emretmişlerdir. Ayrıca; "Vesveseyi defetmede en kesin ilaç, Allah Teala'yı zikre yönelip çokça zikretmektir." Büyük şeyh Ahmed bin Havari -veya Havara- "Ebu Süleyman Dârânî'ye vesveselerden sızlandım. "Eğer vesveselerinin kesilmesini istiyorsan, ne zaman hissedersen hisset hemen ferahla, sevin. Zira ferahladığında kesilecektir. Çünkü Şeytan'm, mü'minin sevinmesinden daha fazla nefret ettiği bir şey yoktur. Hüzünlenirsen hüznünü artırır."
Bu söz, bir imam'm şu sözünü destekler mahiyettedir: "Vesveselere, imanı kemala ermiş insanlar kapılır. Çünkü viraneye hırsız giremez."[486]
Hastanın Ve Hastaya Bakanların Yapacakları Dualar
3316-Tirmizi, Ebu Hureyre ve Ebu Said Hudri (r.a)'den §u şekilde rivayet etmiştir: "Ağar bin Ebu Müslim anlattı: "Ben, Ebu Said ile Ebu Hureyre'nin Rasulullah (a.s)'ın şöyle buyurduğunu kesinlikle bildirdiklerini kesinlikle bildiririm: "Kim; "Allah'tan başka tanrı yoktur ve Allah uludur," derse, Rabbi kendisini doğrular ve; "Benden başka tanrı yoktur ve ben uluyum," buyurur. "Bir olan Allah'tan başka tanrı yoktur, O'nun ortağı da yoktur," derse, Allah; "Bir olan benden başka tanrı yoktur ve benim ortağım da yoktur," buyurur. "Allah'tan başka tanrı yoktur. Mülk de O'nundur, hamd de..." derse, Allah Teala; "Benden başka tanrı yoktur. Mülk de benimdir, ham de ..." buyurur. "Allah'tan başka tanrı yoktur. Güç de, kuvvet de ancak Allah sayesindedir," derse, Allah Teala; "Benden başka tanrı yoktur. Güç de kuvvet de ancak benim sayemdedir," buyurur." Rasulullah (a.s); "Bunları hasta iken söyleyip de ölen kimseyi Cehennem yemez, "buyurdu."[487]
3317-Tirmizi, Hz. Ali bin Ebu Talib (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) bir hastaya gittiğinde veya o hasta kendisine getirildiğinde; "İnsanların Rabbi, sıkıntı ve acıyı gider. Şifa buyur. Şifa veren sensin. Senin şifandan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ki, hiçbir hastalık bırakmaz," buyururdu."[488]
İhtiyaç Hutbesi
3318-Ebu Davud, Abdullah bin Mesud (r.a)'tan rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) bize ihtiyaç hutbesini şöyle öğretti: "Hamd Allah'a aittir. O'ndan yardım diler ve O'ndan bizi bağışlamasını isteriz. Nefislerimizin şerrinden O'na sığınırız. Allah'ın hidayete erdiğini saptıracak yoktur. Saptırdığını ise hidayete erdirecek yoktur. Allah'tan başka tanrı olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in O'nun kulu ve Rasulü olduğunu da şehadet ederim. "Ey insanlar sizi tek bir canlıdan yaratan, o canlıdan da eşini yaratan, o ikisinden birçok erkeği ve kadını üreten Rabbinizden sakının. Birbirinizden Allah aşkına diye istediğiniz Allah'tan ve akrabalık (bağlarını kırmak) tan sakının. Şüphesiz Allah sizi görmektedir." [489]"Ey imam edenler, Allah'tan gereği gibi sakının, sadece ve sadece Müslüman olarak ölün." [490] "Ey imam edenler, Allah'tan sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah amellerinizi onarsın, günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Rasulüne itaat ederse, büyük kurtuluşu kazanmıştır."[491] Bir rivayette ise [492] şöyledir: "Rasulullah (a.s) teşehhüdde bulunduğunda..." demiş ve benzerim iri-vayet etmiştir. Ama "...Ve Rasulihi..." sözünden sonra "...Onu kıyametten önce müjdeci ve uyarıcı bir peygamber olarak gönderdi. Allah'a ve Rasulüne itaat eden doğru yolu bulmuştur. Onlara asi olan ise ancak kendisine zarar verir. Allah'a hiçbir zarar veremez," demiştir. Tirmizi'nin rivayetinde ise [493]şöyle geçer: "Rasulullah (a.s) bize namazdaki teşehhüdü ve ihtiyaç anındaki teşehhüdü öğretti. "Namazdaki teşehhüd şudur: "Bütün dualar, övgüler -veya bütün mülkler- ve bedeni, mali ibadetler sadece Allah Teala'ya aittir. Ey Peygamber, Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerine olsun. Ve bizlere ve Allah'ın salih kullarına selam olsun. Allah'tan başka tanrı olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in de O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet ederim." Hacet teşehhüdü ise şöyledir "Hamd Allah'a mahsustur. O'ndan yardım isteriz ve O'ndan bizi bağışlamasını dileriz. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötülüklerinden Allah'a sığınırız. Allah'ın hidayete erdiğini saptıracak yoktur. Saptırdığını hidayete erdirecek yoktur. Allah'tan başka tanrı olmadığına şehadet ederim. Muhammed'in de O'nun kulu ve Rasulü olduğuna şehadet ederim," der ve üç ayet okur," buyurdu." Nesai'nin rivayetinde ise [494] şöyledir: "Rasulullah (a.s) bize namazdaki teşehhüdü Öğretti."[495]
Bir Yakın Öldüğünde Yapılacak Dualar
3319-Müslim, Ümmü Seleme (r.a)'den şu şekilde rivaye temiştir: "Rasulullah (a.s)'ın şöyle buyurduğunu duydum: "Başına bir felaket gelip de; "Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğizi'Al-lah'ım, başıma gelen şu felaketten dolayı bana ecir (ödül) ver ve bana yitirdiğinden daha hayırlısını ihsan et," diyen herkese Allah Teala mutlaka başına gelen felaketin ecrini verir ve ondan daha hayırlısını ihsan eder." Ümmü Seleme gerisini şöyle anlatmıştır:
"(Kocam) Ebu Seleme vefat edince, Allah Rasulünün bana emrettiklerini söyledim. Allah Teala da bana ondan daha hayırlısını, Rasulullah (a.s)'ı nasib etti."[496]
3320-Ebu Davud, Ümnıü Seleme (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Biriniz basma bir felaket geldiğinde; "Biz Allah'a aidiz ve O'na döneceğiz. Allah'ım, uğradığım felaketin ecrini senin katında isterim. Bana ecrimi ihsan buyur ve yerine ondan daha hayırlısını ver," desin."[497]
3321-Tirmizi, Ebu Musa Eş'arı (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Kulun çocuğu ölünce, Allah Teala meleklerine; "Kulumun çocuğunun canının aldınız mı?" buyurur."Evet," derler. "Peki kulum ne dedi?" buyurur. "Sana hamd etti ve 'inna lillah ve inna ileyhi raci'un dedi," derler. Bunun üzerine Allah Teala;
"Kulum için Cennet'te bir köşk inşa edin ve adım da Hamd Köşkü koyun," buyurur."[498]
3322-Buhari, Ebu Hureyre (r.a)'nin şöyle söylediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Allah Teala şöyle buyuruyor: "Mü'min kulumun dünyada yaşayan bir yakınının canının aldığımd ecrini benden beklerse, benim indimdeki mükafaatı Cennet'ten başka birse] değildir."[499]
İftar Sırasında Yapılacak Dua
3323-Ebu Davud, İbni Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a.s) iftar ettiğinde; "Susuzluk gitti, damarlar suya kandı ve Allah'ın izniyle ecir kazanıldı," buyururdu."[500]
Toplu İftarlarda Yapılacak Dua
3324-Ebu Davud, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Hz. Peygamer (a.s), Sad bin Ubade'ye geldi. Sad, ekmekle zeytinyağı getirdi. Rasulullah (a.s) yedi ve sonra:
"Yanınızda oruçlular iftar etsin, yiyeceğinizi iyiler yesin, size melekler dua etsin," buyurdu."[501]
Müslümanlar Bozguna Uğradığında Yapılacak Dua
İmam Nevevi der ki: "Kişinin bu durumu görünce Allah Teala'yı zikretmeye, istiğfar getirmeye ve dua etmeye sığınması, mü'minlere söz verdiği yardım etme ve dinini üstün kılma işlemini yerine getirmesini istemesi, daha önce geçmiş olan şu sıkıntı anında yapılan duayı etmesi müstehaptır: "Azim ve Halim Allah'tan başka ilah yoktur. Muazzam Arş'm Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur. Göklerin, yerin ve değerli Arş'm Rabbi olan Allah'tan başka ilah yoktur."[502]
Uzaktan Bir Vadi Görüldüğünde Yapılacak Dua
3325-Buhari ve Müslim, Ebu Musa Eş'ari (r.a)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s)'le birlikteydik. Uzaktan bir vadiyi görünce; "La ilahe illallah ve Allahü ekber," dedik ve seslerimiz yükseldi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu: "Ey insanlar, kendinize hakim olun. Çünkü siz bir sağıra veya var olmayana dua etmiyorsunuz. O, sizinle beraberdir. O, işitmektedir ve yakındır."[503]
Bir Yerde Konaklandığında Yapılacak Dua
3326- İmam Malik, Hevle bin Hakim (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s)'m; "Bir yere inip de sonra; "Yarattıklarının şerrinden ) Allah'ın tam kelimelerine sığınırım," diyen kimseye, o konakladığı yerden \ yola çıkıncaya kadar hiç bir şey zarar vermez," buyurduğunu duydum."[504]
Yolculuktan Dönüldüğünde Yapılacak Dua
3327-Müslim, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Ben ve Ebu Talha, Rasulullah (a.s)'la beraber yolculuktan döndük. (Hanımı) Safiyye devesinin terkisinde idi. Medine sırtlarına varınca; "Geri dönüyoruz. Tevbe ediyoruz. Rabbimize ibadet ediyor ve hamd eyliyoruz," buyurdu.
Medine'ye gelinceye kadar bunları söylemekten geri durmadı."[505]
Yerken Ve İçerken Besmele Çekmek
3328-Buhari ve Müslim, Ömer bin Ebu Seleme (r.a)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir:
"Rasulullah (a.s) bana; "Besmele çek ve önünden ye," buyurdu."[506]
3229-Ebu Davud, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:"Biriniz yemek yerken başlangıçta besmele çeksin. Başında besmele çekmeyi unutursa; "Bismillah evvelehu ve âhirehi, (Başına da, sonuna da Bismillah)" desin."[507]
Yeni Doğan Çocuğun Kulağına Ezan Okumak
3330-Ebu Davud, Rasulullah (a.s)'ın azatlısı Ebu Râfi (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Hz. Fatma doğum yaptığında Rasulullah (a.s)'m Hz. Ali'nin oğlu Hz. Hüseyin'in -Allah hepsinden razı olsun- kulağına namaz ezanı gibi ezan okuduğunu gördüm."[508]
Bir Açıklama
imam Nevevi der ki: "Şafiilerden bir grup alim, yeni doğan çocuğun sağ kulağına ezan okumak, sol kulağına da kamet getirmek müstehaptır," demiştir."[509]
3331-Buhari ve Müslim, Esma bint Ebu Bekir (r.a)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir: "Abdullah bin Zübeyr'e Mekke'de hamile kaldım. Derken Medine'ye geldim. Kubbe köyünde konakladım. Ve Küba'da doğum yaptım. Sonra yeni doğmuş çocuğumu Hz. Peygamber (a.s)'e getirdim. Kucağına aldı. Sonra biraz hurma istedi. Ağzında çiğnedi, ondan sonra da ağzına tükürdü. Oğlumun karnına giden ilk şey Rasulullah (a.s)'ın tükrüğü idi. Akabinde Allah Rasulü (a.s) çocuğun damağına hurma sürdü. Kendisine dua edip bereketli olmasını diledi."[510]
Bir Meclisten Kalkıldığında Yapılacak Dua
3332-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Kim bir meclise (sohbet mahalline) oturup orada ileri geri çok laf eder ve o oturduğu yerden kalkmadan; "Allah'ım, seni hamdinle teşbih ederim. Senden başka ilah olmadığına şehadet eylerim. Senden bağışlanmamı diler ve sana tevbe ederim," derse, o oturumda işlediği günahları mutlaka bağışlanır."[511]
Kızgın Halde İken Yapılacak Dualar
3333- Ebu Davud, Muaz bin Enes Cüheni (r.a)'den rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (a .s) şöyle buyurdu:
"Gereğini yerine getirebilecek güce sahipken kızgınlığını yenen kimseyi Allah Teala kıyamet günü halkın başında çağırıp istediği huriyi seçtirir."[512]
3334-Buhari ve Müslim, Rasulullah (a.s)'ın ashabından Süleyman bin, Sarad (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a.s)'in huzurunda oturuyordum. İki kişi tartıştılar. Birisinin yüzü kızardı, boyun damarları kabardı. Derken Allah Rasulü (a.s); "Ben bir söz biliyorum ki, (şu kızan kimse) onu söylerse kızgınlığı giderdi. "Kovulmuş Şeytan'ın şerrinden Allah'a sığınırım," deseydi, kızgınlığı giderdi."
"Adama,"Hz. Peygamber (a.s) kovulmuş Şeytan'dan Allah'a sığınırsın diyor," dediler. "Deli miyim ki?" dedi."[513]
3335.- Ahmed bin Hanbel, Rasulullah (a.s)'ın ashabından Atıyye bin Urve Sa'dî (r.a)'den rivayet etmiştir:
"Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Gazap (kızgınlık), Şeytan'dandır. Şeytan ise ateşten yaratılmıştır. Ateşi de su söndürür. Biriniz kızdığında, abdest alsın."[514]
3336-Tirmizi, Ebu Hureyre (r.a)'den şu şekilde rivayet etmiştir: "Hz. Peygmber (a.s) şöyle buyurdu:
"Bir felakete ve belaya uğramış olanı görüp de; "Sana verdiği şeyden beni sağlıklı tutan ve beni yaratıklarından bir çoğuna üstün kılan Allah'a hamd olsun," diyen kimse, o belâya tutulmaz."[515]
Kötülükten Sakındırırken Yapılacak Dua
3337-Buhari ve Müslim, İbni Masud (r.a)'dan rivayet etmişlerdir: Hz. Peygamber (a.s) Fetih Günü Mekke'ye girdiğinde, Kabe'nin etrafında üçyüzaltmış (360) put vardı. Elindeki bir değnekle putları devirmeye başladı. Bu anda da şöyle diyordu: Hak geldi, bâtıl yok oldu. Bâtıl, yok olmaya mahkûmdur. Hak ge'di, bâtıl putlar ne yoktan var eder, ne de yok olanı iade."[516]
Hayvan Tökezlediğinde Yapılacak Dua
3338-Ahmed bin Ilanbcl, meşhur tabii Ebu'l-Melik vasıtasıyla bir sa-habiden rivayet etmiştir:
"Hz. Peygamber (a.s)'in terkisinde idim. Biniti tökezledi. "Allah Şeytarj-'m belasını versin," dedim,
"Allah Şeytan'ın belasını versin," deme. Sen böyle deyince, Şeytan ev kadar oluncaya dek büyür ve; "Benim gücümle oldu," der. Sen sadece, "Bismillah" de. Sen böyle deyince, sinek kadar oluncaya kadar küçülür/ buyurdu."[517]
Turfanda Meyve Görüldüğünde Yapılacak Dua
3339-Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den şöyle rivayet etmiştir: "İnsanlar turfanda meyveyi gördüklerinde RasuluUah (a.s)'a getirirlerdi. Allah Rasulü de (a.s) eline alır almaz; "Allah'ım, meyvelerimizi bize bereketli kıl, şehrimizi bize bereketli kıl, sâ'ımızı -bir ölçü birimi- bize bereketli kıl, müddümüzü - bu da bir ölçü birimidir - bize bereketli kıl," buyurur, sonra en küçük çocuğunu çağırıp o meyveyi ona verirdi." Bir rivayette de [518] şöyle geçer: "Bereket bereket üstüne..." der, sonra o meyveyi orada bulunan en küçük çocuğa verirdi." Tirmizi'nin bir rivayeti ise [519]şöyledir: "En küçük gördüğü çocuğa..."[520]
Malını Veya Başka Bir Şeyini Teklif Eden Kimseye, İnsanın Dua Etmesi Müstehabdır
3340-Buhari, Enes (r.a)'ten rivayet etmiştir: "Onlar (muhacirler) Medine'ye geldiklerinde Abdurrahman bin Avf, Sa'd bin Rabi'e konuk olmuş. Sa'd, Abdurrahman'a, "Malımı sesinle bölüşeyim ve sen alasın diye iki hanımımdan birinden vazgeçeyim," diye teklif etmiş. Abdurrahman ise; "Allah, hanımlarını da, malını da sana mübareke eylesin," demiş."[521]
Hoşlanılan Bir Şey Görüldüğünde Yapılacak Dua
3341-Taberani, Amir bin Raia (r.a)'dan rivayet etmiştir: "RasuluUah (a.s) şöyle buyururdu: "Biriniz, kendisinde, malında veya bir kardeşinde hoşuna giden bir şey gördüğünde, ona bereket duası etsin. Çünkü göz değmesi gerçektir (vardır)."[522]
Sevdiği Veya Nefter Ettiği Bir Şey Görüldüğünde Yapılacak Dua
3342- İbni Mace, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmiştir: "RasuluUah (a.s) sevdiği bir şey gördüğünde; "İyilikleri tamamlayan nimetinden dolayı Allah'a hamd olsun," hoşlandığı bir şey gördüğünde ise, "Her halükarda Allah'a hamd olsun," buyururdu."[523]
Gökyüzüne Bakıldığında Yapılacak Dua
"Rabbimiz, bunu boş yere yaratmadın. Seni tenzih ederiz. Bizi ceher azabından koru," denmesi müstehaptır.[524]
At Üstünde Duramayan Kimse Ne Der Ve Bu Kimseye Nasıl Dua Edilir?
3343-Buhari ve Müslim, Cerir bin Abdullah Beceli (r.a)'den şu şekilde rivayet etmişlerdir:
"Hz. Peygamber (a.s)'e at üstünde durmadığımdan şikayet ettim. Eliyle göğsüme vurup: "Allah'ım, onu at üstünde durdur, hidayete ermiş ve erdirilmiş eyle," buyurdu."[525]
Teşbih Ve Tehlille Şaşkınlığını İfade Etme Caizdir
3344-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir:
"Hz. Peygamber (a.s) Ebu Hureyre'ye rastlamış. Ebu Hureyre cünüpmüş. Ortadan koybolup gitmiş ve boy abdesti almış. Hz. Peygamber (a.s) Ebu Hureyre'ye görememiş. Daha sonra yanma gelince; "Sen nerelerdeydin ey Ebu Hureyre?" diye sormuş. "Ya Rasulullah, bana rastladığınızda cünüptüm. Boy abdesti almadan sizin meclisinizde bulunmaktan hoşlanmadım," demiş. Bunun üzerine Allah Rasulü (a.s) :"Sübhanallah. (Yani 'Hayret doğrusu.') Mü'min necis olmaz ki," buyurmuş."[526]
3345-Buhari ve Müslim, Hz. Aişe (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Bir hanım, Hz. Peygamber (a.s)'e hayızdan sonra nasıl gusledeceğini sordu. Hz. Peygamber de nasıl gusletmesi gerektiğini emretti: "Bir tutam misk alıp onunla temizlen," buyurdu. "Nasıl temizleneceğim ki?" dedi. "Onunla temizlen..." buyurdu. "Nasil?"dedi Sübhanallah... (Allah, Allah... Hayret doğrusu. Basbayağı) temizlen/1 buyurdu. Hz. Aişe; "Kadını kendime doğru çektim de, "Kan bulaşığını gider," dedim."[527]
Haram Bir Şey Söylendiğinde Yapılacak Dua
3346-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu:
"Kim yemin edip yemininde; "Lat'a, Uzza'ya and olsun" derse, hemen; "Allah'tan başka ilah yoktur," desin. Kim de arkadaşına; "Gel seninle kumar oynayalım," derse, derhal sadaka versin."[528]
İyilik Edene Nasıl Dua Edilir?
3347-Tirmizi, Üsame bin Zeyd (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu:
"Kendisine bir iyilik yapılan, iyilik yapana; "Allah seni ödüllendirsin," derse, övgüde zirveye ulaşmıştır."[529]
3348- Ebu Davud, Abdullah bin Ömer (r.a)'den rivayet etmiştir: "Rasulullah (a.s) şöyle buyurdu: "Size kim bir iyilik yaparsa, ona dengiyle karşılık verin. Denk gelecek bir şey bulamazsanız, ona dua edin ki, sizin kendisine karşılık verdiğinizi görsün."[530]
"Duam Kabul Olunmadı" Dedemikçe Dualar Kabul Olunur
Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Kullarım sana benden sorarlarsa söyle: Ben onlara yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına karşılık veririm..." [531] "Bana dua edin de duanızı kabul edeyim." [532]
3349-Buhari ve Müslim, Ebu Hureyre (r.a)'den rivayet etmişlerdir: "Hz. Peygamber (a.s) şöyle buyurdu:
"Sizden herhangi birinizin duası, acele edip; "Dua etmiştim de kabul olunmadı demedikçe, mutlaka kabul olunur," buyurdu."[533]
[1] Ebu-Davud, (2177) Kitabu's-Salât, Dua babı. Tirmizi (51517) 49-Kitabu'd-Deavat, 65-Bir hah. Tirmizi; "Bu, hasen sahli bir hadistir," demiştir. Nesaİ, (3/44) 13-Kitabu's-Sehv, 48-Hz. Peygamber (s.a)'e salavat okumak ve methü sena etmek babı. Hâkim (1/230) Kitabu's-Salât. Zehebi de hadisi sahih sayıp Hakim'in görüsüne katılmıştır.
[2] Buhari (11/139) 80-Kitabu'd-Deavat, 21-İstediğinde ciddi davransın, zira Allah'ı mecbur tutacak yoktur babı. Müslim (4/2063) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-İstiğfar, 3-Duada ciddi olsun ve 'dilersen' demesin babı. fe'l'ay'zim: Gönlünü bir şeye bağladığında, canu gönülden istediğinde ve yapmaya tam anlamıyla karar verdiğinde "Azemtü ale'l-emr" dersin. Azim, bir şeyi yapmaya kesin karar vermek, tereddüt etmemek demektir. Bu durumda hadisin anlamı şudur: Duada tereddüt etme, aksine isteyeceğini kesin iste.
[3] Buharı, aynı yer.
[4] Müslim, aynı yer.
[5] Müslim, aynı yer. Ebu Davud_ (2/77) Kitabu's-Salât, Dua babı. Tirmizi (51526) 49-Kitabu'd-Dcavat, 78-Bir bah. İbni Mace (2/1267) 34-Kitabu'd-Dua, 8-Kişi; "Allah'ım beni dilersen bağışla,." demez babı.
Buhari, aynı yer. Müslim, aynı yer.
[6] Mecmau'z'Zevaİd (10/150) Heysemi; "Hadisi, Taberani el-Evsat'ta rivayet etmiştir. Kavileri, Buharİ'nin ravileridir," demiştir.
[7] Ebu Davud (2177) Kutabus-Salât, Dua babı. Ya'tedâne: Duada dinin ve sünnetin dışına çıkmak
[8] Ahmed bin Hanbel (4/87) Ehu Davud (1/24) Kitabu't-Tahâre, 45-Suda israf babı. İsnadı sahihtir. İbni Mace (2/1271) 34-Kitabu'd-Dua, 12-Duada aşırıya kaçmanın mekruh oluşu babı
[9] Ebu Davud (2/77) Kitabu's-Salât, Dua babı. Nevevi el-Eskâr'da hadisin senedinin ceyyid olduğunu belirtmiş, Sehâvî de "Bu hascn bir hadistir, Ahmed bin Haubel ve Ebu Davud rivayet etmiştir," demiştir
[10] Ebu Davud (2/88) Kitabu's-Salât, İnsanın ailesine ve malına beddua etmesinin yasaklanması babı. Müslim de benzer bir hadîsi Ebu'l-Yüsr'den 3009 no ile rivayet etmiştir. O hadiste söyle geçer: "Allah duaları kabul etmiştir. 0 hadiste şöyle geçer: "Allah'ın duaları kabul ettiği âna rastlarsınız. 0 anda (istenen) verilir. Dolayısıyla sizin duanız da kabul ediliverir."
[11] Tirmizi Sünen'in'de rivayet etmiş ve hasen olduğunu belirtmiştir; Ihni Hıbban (21 126) Jbni Hıbban kişinin her işini Allah'a ısmarlamasının müstehap olduğunu zikretmiştir. İbni Hibhan, hadisin sahih, bazı hadis imamları ise zayıf olduğunu belirtmişlerdir. Keşfu'l-Estar (4/37) Kulun bütün ihtiyacını Allah'tan istemesi babı.
[12] Kesfu'l-Estar (4/37) Kulun bütün İhtiyacını istemesi babı. Mecma'u'z-Zevaid (10/ 150) Heysemi "Hadisi Bezzar rivayet etmiştir. Seyyar bin Hatem dışındaki ravile-ri, Buhari'nin ravileridir. Kaldı ki, o da sikan. İbni Hacer de "Seyyar bir Hatem bazı vehimleri olan bir sadûktur," demiştir.
[13] Mecmau'z-Zevaid (10/150) Heysemi şöyle demektedir: Hadisi, Ebu Ya'lâ rivayet etmiştir. Muhammed bin Ubeydullah el-Münadi dışındaki ravileri, Buhari'nin ravilerîdir. Kaldı ki o da sikadır." Takrîb'de ise şöyle geçer: "Muhammed bin Ubeydullah, sikadır."
[14] Tirmizi (5/565) 49-Kitabu'd-Deavat, 116-Sıkıntımn geçmesini beklemek babı. Hasen bir hadistir
[15] Ebu Davud (2/88-89) Kitabu's-Salât, Dua babı.
[16] Tirmizi (5/463) 49-Kitabu'd-Dua, 10-Dua edenin duaya kendinden başlamasıhalandaki rivayetler babı. Tirmizi: "Bu, hasen, garip sahih bir hadistir," demiştir
[17] Keşfu'l-Estar (4/51) Kişinin kendisine dua etmesi babı. Mecmau'z-Zevaid (101 152) Heysemi şöyle der: "Bezzar hadisi iki değişik senetle rivayet etmiştir. Birisi ceyyid'dir." Taberani'nin rivayeti Ebu Eyyub'dandır. Bezzar'ınki ise Hz. Aişe'den. Taberani'nin hadisi hakkında Heysemi "Hadisi Taberani rivayet etmiş olup isnadı basendir," der.
[18] Keşfu'l-Estar (4/39-40) Çocuğun babasına dua etmesi babı. Mecmau'z-Zevaid (10- 153) Heysemi şöyle demektedir: "Hadisi Bezzar rivayet etmiştir. Asım bin Beh-dele dışındaki ravileri. Buhari'nin ravileridir. O da hasenül hadistir. Hadisin çocuğun babasına istiğfar etmesi hakkında Kitabu't-Tevbe'de değişik isnadları vardır."
[19] Ehu Davud (2/86-87) Kitabu's-Salât, Dua babı.
[20] Tirmizi (2/488) Salât babları, 416 Duadan önce Allah'a hamd ve peygambere sala-vat hakkında zikr olunanlar babı. Tirmizi; "Abdullah bin Mes'ud hadisi hasen sahih bir hadistir," demiştir,
[21] Müslim (1/321) 4-Kitabüs Salat, 26-Namazda gözü gökyüzüne dikmenin yasaklanması babı
[22] Buharı (7/470) 64-Kitabu'l-Mağazi, 38-Hayber Gazvesi babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/196-210
[23] İmam Nevevi, Müslim Şerhi (17/26)
[24] İbni Hacer, Fethul Bari (6/135)
[25] İbni Hacer, Fethul Bari (2/325)
[26] Keğu'l Estar (4/41) Kiîabu'l Ed'ıye, Dua sırasında gözü (gökyüzüne) dikmeyi yasaklamaya dair bab, Mecmau'z-Zevaid (10/167) Heysemi şöyle demektedir: "Hadisi Bezzar rivayet etmiştir. Ahmed bin Mansur dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir. İbni Mansur da sikadır."
Müslim (11321) 4-Kitabu's-Salat, 26-Namazda gözü gökyüzüne dikmenin yasaklanışı babı.
[27] Ahmed bin Hanbel (2/171) Buharı (10/438) 78-Kitabu's-Salât, 26-Namazda gözü göğe dikmenin yasak oluşu babı. Mecmau'z-Zevaid (10/150) Heysemi şöyle der: "Hadisi Ahmed ve bir benzerim de Taberani rivayet etmiştir. Her ikisinin isnadı da basendir. Ahmed'le Taberani'nin rivayetlerinde şöyle geçer: Bİr çok insanı Allah'ın rahmetinden mahrum etsin."
[28] Mecmau'z-Zevaid (10/169) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir" demiş ve Taberani'nin biyografisini vermiştir. Muhammed bin Ebu Yahya Eşlemi, hadisi Abdullah bin Züheyr'den rivayet etmiştir. Kavileri sikalardır.
[29] Tirmizi (S/521, 522) 49-Kitabu'd-Deavat, 72-Elle teşbih çekmek hakkında gelenler babı.
[30] Müslim (4/2068,2069) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-istiğfar, 7-Aza-bin hemen dünyada verilmesine dua etmenin mekruh olusu babı.Tirmizi'nin rivayeti ise; "Cehennem azabından koru," da bitmektedir.
[31] Kegu'-Estar (4151,52) Kitabu'l Edıye, Mağfiret ve afiyet isteme babı. Mecmau'z-Zevaid (101174) Jeysemi; "Hadisi, Bezzar rivayet etmis^ olup Musa bin Saıb dışındaki ravileri, Buhari'nin raviîeridir. Zaten o da sikadır)" demiştir.
[32] Mecmau'z-Zevaid (3/103) Heysemi "Taberani, 'el-Kebir'de rivayet etmiştin Her ne kadar bazı raviler hakkında hem sikadır hem de zayıftır denmiş ise de isnadı hasen-
dir," demiştir.
[33] Mecmau'z'Zevaid (20/171) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Havileri tevsik olunmuşlardır," demektedir.
[34] Tirmizi (5/569) 49-Kitabu'd-Deavat, 119-Bir bab. Tirmizi hadisi için "hasen, sahih gariptir" demiştir. Ve öyledir. Ayrıca Nesai de bu hadisi 'Amelu'l-yevm ve'l-leyle'de adlı eserinde zikretmiştir. Hadisin lafzı da ona aittir. İbni Mace (11441) 5-Kitabu ikameti's-Salat ve'sesünne fîhâ, 189-Hacet namazı hakkında gelenler babı. İbni Huzeyme (21225,226) 527-Terğib ve terhib namazı babı. Hâkim (11519) Kitabu'd-Dua. Hâkim; "Buharı ve Müslim'in şartlarına göre sahihtir. Ama eserlerinde zikretmemişlerdir," demektedir Osman bin Huneyfin hadisi sahihtir. Hadisi, Ahmed (3/138), Tirmizi (3595), İbni Mace (1385), Hâkim (1/313), Taberani (el-Kebir, 9/8311)- Terğib'de belirtildiğine göre İbni Huzeyme, Beyhaki (Delail'de) rivayet etmişlerdir. Ayrıca Kaide'de geçtiği gibi (107) Deavat'ta da rivayet olunmuştur. Yine Nesai ve Kaide'de belirtildiğine göre (113) İbni Ebu Hayseme nakletmişlerdir. Hepsi de Osman bin Ömer-Şu'be-Ebu Cafer-Umare bin Huzeyme Osman bin Huneyfiarîkıyla rivayet etmişlerdir. Bu, sahih bir senettir. Ravileri de ta'n olunmamış sika hadis imanlarıdır. Ebu Ca-fer, ile'Sıyaneîii'l-însan' adlı eserin müellifi Ibni Hacer el-Butani vs. gibi kendisini er-Râzt zannedenlerin aksine el-Hatmî el-Medenî adındaki Ebu Cafer'dir. Çünkü Ahmad'İn, Taberani'nin ve diğerlerinin rivayetlerinde nisbesİyle beraber el-Hatmî el-Medenî olarak kaydedilmiştir. İkincisi, bu Ebu Cafer, Medenî, diğeri Râzî'dir. Ayrıca bir mesele daha vardır: Hatmî'den Şu'be, o da Umare bin Huzeyme'den riva-yet etmiştir. Birincisi hadisin rivayet zinciri ise böyle değildir. Hadisin sahih olduğu kesindir. Değişik tabi ve şahitleri de vardır. (Daha geniş bilgi için elinizdeki eserin Arapça nüshasına bakabilirsiniz. (Çeviren)
[35] 1) Münzirİ'nin; "Taberani, hadisin değişik rivayetlerini zikrettikten sonra 'Hadis sahihtir' demiştir." sözünde birkaç sözü hakkında bir iki laf edilmelidir:
a) Taberani hadisin sahih olduğuna 'Kebir' adlı eserinde Sağir'den nakletmemiş hattâ işarette de bulunmuştur. Halbuki hadisin özellikle Taberani'ye isnadı, hadisin 'Kebir'de bulunduğu anlamına gelir. Münziri de brada hadisten bu şekilde bahsetmiş, Sağİr'de yer aldığını belirtmemiştir.
b) Taberani'nin aslım sahih saydığı hadis, Şu'be'nin rivayet ettiğidir. Delili de, Şu'be rivayetini zikredip bu rivayet üzerine konuşmasıdır. O, şöyle demiştir: "Hadis sahihtir." Taberani olayın sahih olduğunu söylememiş, olayı anlatmadan sadece asıl hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
c) Münziri; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir" diyerek olayı hadisin başında Taberani'nin aynen Şu'be senediyle rivayet ettiğini zannettirecek şekilde aktarmıştır. Bu böyle değildir, bunu biliyoruz. Dolayısıyla açık vermiştir.
[36] Taberani, Mucemu'l Kebir (9117) h
[37] Hadisin fazladan anlatılan olaya dair bölümü sahih değildir. Olayı Taberani (el-Kebir, 9116 Kaf, 8311; es-Sağîr, 103,104) Kaide'de geçtiğine göre Beyhâki (Delail 109) rivayet etmişlerdir. Taberani'nin rivayetleri İbni Vehb-Ebu Saîd Şebib bin Saîd el-Mekkî-Ravh bin Kâsım-Ebu Cafer el-Hatmî senediyledir. ismail bin Şebib'den mervi bir tabii de vardır. Bu İsmail tanınmamaktadır. İlk sened sahihtir ancak bir illeti vardır. Çünkü İbni Vehb her ne kadar hafız bir sika olsa da Ebu Said Şebib'ten yaptığı rivayetlerin bazısı münker sayılmıştır. (Hadis ıstılahlarına ait teknik bilgilerle okuyucumuzu sıkmamak için merhum Said HAVVA'nın verdiği bilgilerden hu kadarını aktarmakla yetiniyoruz. Geniş bilgi için eserin orjinaline başvurabilirsiniz. (Çeviren)
[38] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/210-217
[39] Hafız İbni Hacer, Fethü'l Bari (21495)
[40] Fatma bint Esed hadisine gelelim. Hadisi Taberani Kebir (24/35l/Kaf/871) ve Ev-sat'ta rivayet etmiştir. Mecmau'l-Bahreyn (356-357)'de böyle geçmektedir. Muhak-kalci böyle belirtmiştir. Ayrıca İbni Hıbban, Hâkim ve Ebu Nu'aym da Taberani tankıyla (3/121) rivayet etmişlerdir. Hepsi de Ravh bin Salâh -Siifyan Sevri- Asm Ahval-Enes bin Malik senediyle aktarmışlardır.
[41] Fethu'l Bari (2/487)
[42] Fethu'l Bari (2/487)
[43] Nisa Suresi: 64.
[44] Utbi'nin aktardığı olayı anlattı sözüne dair şunları söyleyebiliriz: "İbni Abdulha-di'nin "es-Sarirnu'l-munki fir-raddi ale's-Subki" adlı eserinde kaydedip İbni Asakir'in Tarih'ine ye İbni Cevzi'nin "Müsiru'l-azmi's-sakin" adlı eserine atfettiği bu olay hakkında İbni Abdulhadi "Senedi karanlıktır. Tanınmayan bir ravi vardır. Doğru bile olsa, rüyalar ne zaman delil kabul edilmeye başlandı? Rüyalarda şer'i hüküm kabul edilebilecek şeyler yoktur." demiştir." Bu, alimlerin sözüdür. Hayır sadece dine Allah Teala'nın izin vermediği şeyleri sokan
bazı mutasavvıfların sözüdür.
[45] İbni Kesir "Bu olay ünlüdür," sözüyle, olayın doğru olmadığını söylemektedir. Çünkü her ünlü şey doğru değildir. Bu, hadislerde ve hikayelerde çokça geçer. Bir çoğu mevzudur ve uydurmadır. Daha fazla bilgi edinmek isteyenler 'Makasıdu'l-hasene ve Temyizu't-tayyib mine'l-habis' vb. ıstılah kitaplarıyla meşhur hadis kitaplarına baksınlar. Oralarda bu türden pek çok şey vardır.
[46] İmam Malik'e dair anlatılan şeye gelince, bu rivayeti, Kadı İyaı, İbni Teymiyye'nin 'el-Vesile ve't-tevessül' adlı kitabında geçtiği gibi {s.72) 'Şifa' adlı eserinde icazet tarikiyle birçok kimseden rivayet etmiştir: Ebu'l-Abbas bin Dilhas. Ebu'l-Hasan bin Fihr. Ebu Bekir bin Muhammed bin Ahmed bin el-Ferec. Ebu'l-Hasan bin Müntab, Yakub bin Ishak, Muhammed bin Humeyd bize rivayet etmişlerdir demiş ve olayı anlatmıştır. İbni Teymiyye şöyle der: "Bu olay, Muhammed bin Humeyd'le Malik arasında munkatı'dır. Çünkü Muhammed bin Humeyd Mansur zamanına kadar yaşamamıştır. Ebu Cafer Mansur Mekke'de 158, İmam Malik 199 ve İbni Humeyd ise 148 yılında vefat etmişti. İbni Humeyd, ilim talebi uğruna memleketinden sadece babasıyla beraber, o da ileri yaşlarda iken seyahete çıkmıştır. Bunun da Ötesinde çok zayıf bir ravi-dir. Ebu Zür'a, İbni Dara ve Sakihu Cizra kendisini tekzib etmişlerdir. İbnİ Hihban ise "Sika ravilerden maklubatla ayrılır." Halife Mansur'a haccedip Hz. Peygamber demiştir. Nesei de "Sika değildir." demektir. ibni Şeybe (Yakub) şöyle der: "Münker rivayetler çoktur." Daha sonra ibni Teymiyyi şunları söylemşitir: "Isnad'da bilinmeyen kimsenin bulunuşuna ek olarak elbette şunları da ayrıca ifade etmiştir: Üstelik bu olayı imam Malik'in öğrencilerinden hiç kimse anlatmamıştır Malik'in ashabı bu tür nakillerle fıkıhta Malik'ten hiç bir meselenin sabit olmayacağında müttefiktirler." ibni Teymiyye, olayı reddetmek konusunda isnad ve metin üzerinde uzun münakaşalar yapmıştır. İsteyen konuyu daha detaylı olarak ar artırabilir.
[47] Bkz: Kadı Iyaz, Şifa, (2/92) veya (596), Muhammed Ali Becâvî neşri; Ali el-Kârî, Şerhu'ş-Şifâ (3/636)
[48] Bkz: el-Insaf, (2/456)
[49] Bkz. Feyzu'l-Ka Alimlerin sözlerinden derleyip Özetleyerek sağlıklı tevessülden kısaca söz etmenin faydalı olacağını düşündük. Tevessülün anlamı İbni Esir'in de dediği gibi şudur: Vardıran ve rağbet ettiren .Vesile ise yakınlık, vasıta, sayesinde bir şeye ulaşılan ve demektir. Firuzabadi: Vesselellahe tevsilen, tevessül gibi Allah'a yak-İbni Faris ise, tevessül; "Rağbet gösterip, istemek demektir. Rağbet ettiğinde vesele denir," demektir. Vesile iki türlüdür: Kevni olan: Bu, insanı maksuduna ulaştıran ve isteğine kavuşturan her türlü tabii vasıtadır. Su, kanmak için bir vesiledir, yemek de doymak İçin Şer'î, dini olan vesileye gelince: Allah'ın din olarak koyduğu ve Kitabı'nda yada Peygamberinin sünnetinde açıkladığı yoldan maksada ulaştıran her vasıtaya vesile denir. Bu tür vesile mü'mine özeldir. Kelİme-i şehadeti söylemek Cennet'e girip Cehen-nem'den kurtulmaya vesiledir mesela. Tevessülün haram olanı vardır, helal olanı vardır. Meşru, yani dine uygun tevessül de çeşit çeşittir:a) Allah Teala'nın Esma'yı Hüsnası'yla ve yüce sıfatlarıyla tevessül etmek. Kitap'tan delili şudur: Allah'ın Esma'yı Hüsnası (güzel isimleri) vardır. O'na onlarla dua edin." Bu konuda birçok ayet bulunmaktadır. Sünnetten delili de Hz. Peygamber (a.s)'in "Allah'ım, gaybi bilmenle ve kullarına hakim olmanla..." diye başlayan hadîsidir. Ve yine onun su hadisidir: "Allah'ım hamdin (her türlü övgünün) sana ait olmasıyla, senden başka tanrı olmamasıyla, bir tek senin olmanla, ortağın olmamasıyla, lütuf sahibi olmanla, gökleri ve yeri yoktan yaratmanla ben senden istiyorum ve cehennemden sana sığınıyorum." b) Dua edenin, yaptığı bir salih amelle Allah'a tevessül etmesi. Kitap'tan delili "Rabbimiz, iman ettik. O halde bizim günahlarımızı bağışla ve bizi cehennem azabından koru," ayetiyle "Rabbimiz, bize indirdiğine İman ettik ve peygambere uyduk. O halde bizi şahitlerle birlikte kaydet," ayetidir. Sünnetten delili de mağara üzerlerine kapanan üç kimsenin başından geçenlerin anlatıldığı hadisdir
dİr (2/135
[50] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/217-122
[51] Enbiya Suresi: 20
[52] İsra Suresi: 44
Tunfese veya Tanfıse: Hurma lifinden mamul eni bir zira olan hasır.
[53] Saıd Hava, El EsasFi’s Snne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/223-225
[54] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/226
[55] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/226
[56] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/226-227
[57] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/227
[58] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/227
[59] Teşbih; "Sübhanallah", tehlil; "Lailahe illalah," tahmid; "Elhamddülillah," tekbir; "Allahü ekber" demektir.
[60] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/227-229
[61] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/229
[62] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/229
[63] İbrahim Sûresi: 35
[64] Enbiya Sûresi: 90
[65] A'raf Sûresi: 7
[66] Hicr Suresi: 36
[67] İmam Nevevi, el-Ezkar Sh. 355
[68] Fütuhat-ı Rabbaniye (7/258
[69] Beyhaki (21212
[70] Münavi (5/138)
[71] Mü'mİn Suresi: 60
[72] Araf Süresi: 55
[73] Nisa Sûresi: 71
[74] Tezhubu'l Esna vel-Lügat
[75] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/229-237
[76] Tirmizî (5/542) 49-Kitâbu'd-Deavât, 95-Bir bab. Tirmizi; "Hadis hasen gariptir," demiştir.
[77] Ehu Davud (4/316,317) Kitâbu'l-Edeb, Sabaha eriştiğinden ne söyler babı. Tİrmizî (5/467) 49-Kitâbu'd-Deavât, 14-0ndan bir bab. Tİrmizî: "Hadis hasen sahihtir," demiştir. İbni Hacer de:
"Hadis sahihtir. Ahmed ve 'Edebü'î-Müfred'de iki tarîkten Buhârî rivayet etmiştir," demiştir.
[78] -Ebu Davud (4/319,320) Kitâbu'l-Edeh, Sabaha eristiğinde ne söyler babı. İsnadı ceyyiddir. İbni Hacer, Ezkâr'da "Hadis sahihtir," demektedir. Hadisi, Ahmed, Ebu Davud ve Kübrâ'da Neseai, İbni Mace ve Feryâbî rivayet etmiştir. Ebu Ayyaş, Zeyd bin Ayyaş'tır.
[79] Ahmed bin Hanbel (5/420) Mecmau'z-Zevaid (10/112) Heysemî: "Hadîsi Ahmed
rivayet etmiştir. Ravileri, Buhari'nİn ravileridir," demiştir.
[80] Ahmet bin Hanbel (2/302)
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/239-242
[81] Ahmed bin Hanbel (2/302), Buharı (6/337\339) 59- Kitabu ve'l-İstiğfar, ÎO-Tehlil, Teşbih ve duanın fazileti babı.
[82] Ebû Davuda (41323,324) Kitâbu~l-Edeb, Sabaha eriştiğinde ne söyler babı. Tirmizi (51465) 49-Kitabu'd-Deavat, 13-Sabaha eriştiğinde ve akşama çıktığındaki dualara dair gelenler babı. İsnadı hasendir. Tirmizi: "Hadis, hasen, garip, sahihtir. İbni Hic-ban Sahi'inde muhtasar olarak rivayet etmiştir," demiştir.
[83] Ebu Davud (4/322) Kitabu'l-Edeb, Sabaha eriştiğinde ne söyler babı.
[84] Tirmizi (5/567,568) 49~Kitabu'd-Deavat, 117-Bir hab. Tirmizi; "Hadis, hu yönden hasen sahih gariptir," demiştir.
[85] Ahmed, bin Hanbel (31406,407) Sünenü'd-Dârimi, (21292) Sabaha eriştiğinde ne söyler babı. Mecmau'z-Zevaid (10/116) Heysemi: "Hadisi Ahmed ve Taberani rivayet etmişlerdir. Kavileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir. İbnu'l-Esir 'Fıtrati'l-İslâm'ı şöyle açıklamıştır: "Fıtrat; Yaratılışın başlangıcı demektir. Bu, Allah Teala'nın Ademoğullarından söz aldığı kelime-i tevhide işarettir: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Evet (Rabbimizsin), dediler." (A'râf Sûresi 117) Fıtratın burada yol anlamına geldiği de söylenmiştir. Kelimetü'l-İhlas ise; 'La ilahe illallah' sözüdür."
[86] Ahmed bin Hanbei (5/191) Taberani (Kebir) (51119, 120) Mecmau'z-Zevaid, (10/113) Heysemi: "Hadisi, Ahmed ve Taberani rivayet etmiştir. Taberani'nin iki isnadından birisinin ravileri tevsik olunmuştur. Diğer isnadlarda Ebu Bekir bin Ebu Meryem vardır. Zayıf bir ravidir," demiştir.
[87] Ebu Davud, (4/323) Kitabu'î Edeb, Sabahladığında ne söyler babı.
[88] Keşfu'l-Estâr (4124,25) Sabahladığında ve akşamladığında ne söyler babı. Mec-mau'z-Zevaid (10/114) Heysemi: "Hadisi Bezzar rivayet etmiştir. İsnadı ceyyid-dir," demiştir.
[89] Ahmed bin Hanbel (2/354,522) Mecmau'z-Zevaid (10/114), Heysemi: "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir, Ravileri, Buhri'nİn ravüeridir," demiştir.
[90] Ebu Davud (41318,319) Kitahu'l-Edeh, Sabahladığında ne söyler babı. Hâkim
(1/517,518) Kiîabu'd-Dua, Sabah ve akşam duası babı. Hakim hadisin sahih olduğunu belirtmiş, Zehebi de onaylamıştır. Gerçekten de öyledir.
[91] Ebu Davud (4/317) Kitabu'l-Edeb, Sabahladığında ne söyler habı. İsnadı sahihtir. Buharı, Şeddad bin Evs (r.a)'den 'Sayyi dü'l-istiğfar söyle dcmendir: "Allahümme ente Rabbi..." lafzıyla rivayet etmiştir.
[92] Ebu Davud (4/322) Kitabu'l-Edeb, Sabahladığında ne söyler babı, Fethahû Yardımım ve zaferini.
[93] Müslim, aynı yer.
[94] Ebu Davud (4/318) Kitabu'l-Edeb, Sabahladığında ne söyler babı.
[95] Ebu Davud, aynı yer.
Müslim (4/2089) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-İsîiğfar, 18-Yaptık-lannın şerrinden de yapmadıklarının serinden de Allah'a sığınmak babı Tirmizi (5/465,466) 49-Kitabu'd-Deavat, 13-Sabahladığında ve akşamladığında dua etmek konusunda gelenler babı. Tirmizi: "Bu, hasen, sahih bir hadistir," demiştir.
[96] Ebu Davud (4/317) Kitabu'l-Edeb, Sabahladığında ne söyler babı, Tirmizi (5/466) 49-Kitabu'd-Deavat, 13~Sabahladğında ve akşamladığında dua etmek hususunda gelenler babı. Tirmizi; "Hadis hasendir," demiştir. îbni Mace (2/1272) 34-Kitabu'd-Dua, 14-Sabahladığında ve akşamladığında kişinin ettiği dualar babı. îbni Hibban (2/156) Kişinin sabahladığında Rabbine (c.c) ettiği duaların zikri babı. İbni Hacer, Tahricu'l-Ezkâr'da; "Bu, sahih, garip bir hadistir," demiştir
[97] Mecmau'z-Zevaid (101118) Heysemi; "Hadisi, Taberani Evsat'ta rivayet etmiştir.
isnadı basendir," demiştir. Masîr: Dönülecek yer,varılacak mekân. Nuşûr; Allah'ın kıyamet günü ölüleri diriltmesi.
[98] Keşfu'l Estar (4/25) Sabahladığında ve akşamladığında ne söyler babı. Mecmau z-Zevaid (10/117) Heysemi; "Hadisi, Bezzar rivayet etmiştir. Osman bin Mûbih dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir. O da sikadır. Nesai ve Hâkim de rivayet etmişlerdir. Sahihtir," demiştir,
[99] Ebu Davud (4/13) Kitabu't-Tıb, 19-Rukye nasıldır? babı. Hasen bir hadistir. Müslim de bir benzerini rivayet etmiştir.
[100] Mecmau'z-Zevaİd -(10/120). Heysemi; "Rivayetlerin hepsim Taberani Evsat'ta rivayet etmiştir. İlk rivayette Ebu Ma'mer'in kardeşi Muhammed bin İbrahim vardır. Onu tanımıyorum. Son iki rivayetin ravileri sikadırlar. Bazıları hakkında değişik görüşler belirmiştir.
[101] Mecmau'z-Zevaid (10/120) Heysemi; "Hadisi, Taberani iki isnadla rivayet etmiştir. Birisi ceyyiddir. Ravileri tevsik olunmuştur," demiştir.kıyamet günü şefaatim erişir.
[102] Müslim, aynı yer.
Buhari (11/206) 80-Kitabu'd-Deavat, 65-Teşbihin fazileti babı. Müslim (4/2071) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve'tevbe ve'l-İstiğfar, 10-Tehlil, teşbih ve duanın fazileti babı. Ebu Davud (4/324) Kitabu'l-Edeb, Sabahladığında ne söyler babı.
[103] Ahmed bin Banbel (21371) Müslim, aynı yer. Ebu Davud, aynı yer. Tirmizi (5/513) 49-Kitabu'd-Dcavat, 61-Bir bab. Tirmizi; "Hasen sahih garip bir hadistir," demiştir.
Tirmizi (5/512) 49-Kitabu'd-Deavat, 60-Bir bab, Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir." demiştir.
[104] Mecmau'z~Zevaid (101117,118) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir. Mevaridu'z-zam'ân ila zevaid Ibni Hibban, hadis no: 1724, s. 426.
[105] Ebu Davut, aynı yer.
3040-Ebu Davud (4/324) Kitahu'l Edeb, Sabahladığında ne söyler babı. İsnadı hasendİr.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/242-258
[106] Müzzemmii Sûresi: 6
[107] Furkân Sûresi: 62
[108] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/258-259
[109] Nur Suresi: 21
[110] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/2611-262
[111] Ahmed bin Hanbel (1/170) Tirmizi (5/529) 49-Kitabu'd-Deavat,
Hâkim (1/505) Hâkim; hadisin sahih olduğunu belirtmiş, Zehebı de ona Hafız ise hasen olduğunu söylemiş, diğer muhaddisler de sahih saymışlardır.
[112] Tirmizi (5/523) 49-Kitabu'd-Deavat, 74-Bir bab. Bu, hasen bir hadistir
[113] Muvatta (1/218) 15-Kitabu'l-Kur'an, 9-Duada amel eylemek babı. Şahidleriyle hasen bir hadistir
[114] Kesfu'l-Estar (4/60,61) Heysemi; "Hadisi, Bezzar rivayet etmiştir. İsnadı hasen-dir," demiştir. Zeveyte annî: Malı vârislerden geri çevirdin. Varislere değil de başkalarına verıldıgınde boyle soylenır.
[115] -Müslim (4/2090) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 18-Yaptıklarının ve yapmadıklarının şerrinden Allah'a sığınma babı.
[116] Tirmizi (41700) 39-Kitabu Sıfeti'l-Cennet, 27-Cennet nchirleri'nin özellikleri hakkında gelenler babı. Nesai (8/279) 5-Kiîabu'l4stiaze, 56-Cehennemin sıcağından Allah'a sığınma babı: İbni Mace (211453) 37-Kitabu'z-Zühd, 39-Cennet'in özelliklen babı. İbni Hibban (21185) Cehennem'im, Cehennem'den Allah'a sığman kimseyi korumasına Rabbinden istemesi babı
[117] Ahmed bin Hanbel (2/299) Mecmau'z, Zevaid (10/172) Heysemi; "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. Musa bin Tarık dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir. Musa da sikadır," demektedir.
[118] Mecmau'z Zevaid (10/182) Heysemi; "Hadisi Taberani Evsafta rivayet etmiştir. İsnadı ceyyiddir," demiştir.
[119] Ebu Davud (2/83,84) Kitabu'z-Salât, Kişi Müslüman olduğunda ne söyler babı. Sahih bir hadistir, Tirmizi (5/554) 49-Kitabu'd-Deavat, "Bu, hasen sahih bir hadistir," demiştir.
Sebbit hücceti: Huccet'ten maksat, delil, belge demektir. Ya dünyada, ya da âhirette. Ve kabirde iki meleğe cevap verirken. Allah Telala da: "Allah inananları dünyada da âhirette de sağlam sözle tesbit eder," (İbrahim Suresi: 27) buyurmaktadır.
[120] Mecmau'z-Zevaid (10/182) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir. İsnadı ha-
sendir," demiştir
[121] Taberani (Kebir) (10/220) Mecmau'z-Zevaid (10/159) Heysemi şöyle der: "Hadisi,
Taberani rivayet etmiştir. Ravileri, Muhammed bin Ziyad dışında Buhari'nin ravi-
leridir. Muhammed de sikadır."
[122] Ahmed bin Hanbel (41444) Mecmau'z-Zevaid (10/181) Heysemi; "Hadisi Ahmed rivavet etmiştir. Havileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[123] Taberani (Kebir) (18/313) Mecmau'z-Zevaid (10/286) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir. İbni Hibban, hadisin sahih olduğunu belirtmiştir. Bkz: Mevari-du"z-Zam'ân, s. 613, hadis no: 2475.
[124] Taberani (Kebir) (18/319) Mecmau'z-Zevaid (10/177) Heysemi; "Hadisi Taberani Evsat ve Kebir'de rivayet etmiştir. Ravileri sikadır," demiştir.
[125] Tirmizi (5/538) 49~Kitabu'd, Deavat, 90-Bir bab. Tirmizi: "Bu hasen bir hadistir, demiştir.
[126] Ahmed bin Hanbel (6/302) Mecmu'z-Zevaid (10/176) Heysemi; "Dedim ki, hadisin bazı kısımlarını Tirmizi de rivayet etmiştir. Ama hu hadisi Ahmed rivayet etmiştir. İsnadı hasendir," demiştir.
[127] Ahmed bin Hanbel (2/173) Mecmau'z-Zevaid (10/172) Heysemi; "Hadisi Ahmed
[128] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/263-272
[129] İbni Hacer, Fethu'l Bari (U/198)
[130] Buhari (U/196) 80-Kitabu'd-Deavat, 60-Hz. Peygamber (a.s)'in "Allah'ım yaptığım ve yapmadığım günahlarımı bağışla" sözü babı. Müslim (4/2087) 48-Kiîabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't Tevbe ve'l-İsüğfar, 18-Yaptıklannın ve yapmadıklarının şerrinden Allah'a sığınma babı.
[131] Müslim, aynı yer. Ebu Davud (2/85) Kitabu's Salât, İstiğfar hakında bir bab.
[132] Ahmed bin Hanbel (4/437) Kesfu'l Esîar (4/61) Hz. Peygamber (as)'in duası babı. Taberani (Kebir) (181121) Mecmau'z-Zevaid (10/172) Heysemi; "Hadisi Ahmed, Bezzar ve Taberani rivayet etmiştir. Kavileri, Avn Akîlî dışında Buhari'nin ravi-leridir. O da sikkadır," demiştir.
[133] Müslim (4/2087) 48-Kitabu'z-Zikr ve 'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-İstiğfar, 18-Yaptık-larımn ve yapmadıklarının şeninden Allah'a sığınma babı. Bezzar da bu hadisin bir benzerini Zübeyr'den rivayet etmiştir. (Bkz: 4157)
[134] Ahmed bin Hanbel (31191,269) Mecmau'z-Zevaid (10196,97) Heysemi; "Hadisi, Ahmed rivayet etmiştir. Ravileri sikadır," demiştir.
[135] Ahmed bin Hanbel (6/315, 316) Mecmau'z Zevaid (10/174) Heysemi; "Hadisi Ahmed'îe Ebu Ya'lâ iki hasen isnadla rivayet etmişlerdir," demiştir.
[136] Müslim (4/2087) 48-Kitahu'z-Zikr ve'd Dua ve't, Tevbe ve'l-İstiğfar, 18- Yanaklarının ve yapmadıklarının şerrinden Allah'a sığınma babı. Tirmizi (5/522) 49-Kitabu'd-Deavat, 73-Bir bab. Tirmizi; "Bu, hasen sahih bir hadistir," demiştir.-
[137] Tirmizi (5/527) 49-Kitabu'd, Deavat, 79-Sahih bir hadistir. Bkz: Feyzu'l-Kadîr (2/110)
Afâf: Sabır anlamındadır. Sabırdan maksat ise, günahlara götürecek şeylere direnme gücü anlamınadır.
[138] Tirmİzi (5/557) 49-Kitabu'd Deavat, 106-Bir bab. İsnadı sahihtir. Tirmizi hasen
saymıştır. İbni Hibban da Sahih'İnde rivayet etmiştir
[139] Tirmizi (5/533) 49-Kitabu'd Deavat, 85-Bir bab. İbni Ebu'd-dünya da rivayet
etmiştir. Tirmizi; "Hadis hasendir," demiştir! Terğib'de de vardır (4/271)
[140] Mecmau'z Zevaid (101175) Heysemi: "Hadisi Taberani değişik isnadlarla rivayet etmiştir. Bazılarının ravileri, Yezid bin Ebu Ziyad dışında Buhari'nin ravileridir. Yezid de hasenü'l-hadisidir," demiştir.
[141] Müslim (4/2073) 48-Kitabu'z-ZiIcr ve'd-Dua 10-Tehlil, teşbih ve duanın fazileti babı.
[142] Hakim, Müstedrek (1/523)
[143] Tirmizi (5/518) 49-Kitabu'd-Deavat, 67-Bir bab. Hadis, hasen ligayrihi'dir. Bazı muhaddislerse zayıf saymışlardır.
Ve'c-'ahlu'l-vârise minni: Burada 'bakî' anîamınadır. Aslı şudur: Allah Ra-sulü (as), Allah'tan i§itme ve görme duyularım yaslanıp güçten kesildiğinde de, diğer organlara vâris olsun diye kendisinde sağlam bırakmasını dilemektedir.
[144] Hâkim (1/527) Hâkim, hadisin sahih olduğunu belirtmiş, Zehebi de onaylamıştır.
[145] Nesai (1/199) Soğuk su ile gusletme babı. İsnadı sahihtir.
Tirmizi (5/551) 49-Kitabu'd-Deavat, 102-Hz. Peygamber (as)'in duası hakkında birbab. Tirmizi: "Hasen sahih garip bir hadistir," demiştir. Nesai (î/198) 4-Kitabu'l- Gusl ve't-Teyemmüm, 3-Karla ve dolu ile gusletme babı.
[146] Nesai (1/51) Kitabu't-Tahare, 48-Karla abdest alma babı. Şahidleriyle hasen bir hadistir.
[147] Taberani (Kebir) (7/228)
[148] Muvatta (1/213) 15-Kitabül Kur'an, 8-Babu Uacâefı'dDua babı
Bi-MaVs-selci ve'l-berad: Özellikle kar ve dolunun belirtilmesi, temizliği pekigtirmek ve temizlikte mübalağa içindir. Çünkü kar ve dolu kullanılmaz, ele alınmaz, ayak daldırılmaz bir su sayılır.
[149] Hakim (1/528) Hakim, hadisin sahih olduğunu belirtmiş, Zehebi de onaylamıştır.
[150] İbni Mace (2/1259,1260) 34-Kitabu'd-Dua, 1-Duanın fazileti babı. Sahih bir hadistir
[151] Buhari (4/100) 29-KitabuFadaili'l-Medme 12-Bir bab.
[152] Ahmed (2/321) Mecmau'z-Zevaid (10/174) Heysemi; "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. Ravileri sikadır. Taberani de Evsat'ta kaydetmiştir," demiştir.
[153] Ahmed (6/68,155) Mecmau'z-Zevaid (8120) Heysemi; •'Hadisi, Ahmed rivayet etmiştir. Ravileri Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[154] Mecmau'Z'Zevaid (10/184) Heysemi; "Hadisi Bezzar rivayet etmiştir. Ravileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[155] Ahmed (1/8) Mecmau'z-Zevaid (10/173) Heysemi; "Hadisin bir kısmının İbni Mace 3849 hadis nosuyla rivayet etmiştir. Hadisi Ahmed rivayet etmiş olup Evsat dışındaki ravüeri, Buhari'nin ravileridir. O da sikadır," demiştir.
[156] Taberani (Kebir) (91109) Mecmau'z-Zevaid (101185,) Heysemi; "Hadisi Tabetani rivayet etmiştir. Havileri Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[157] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/272-285
[158] Müslim, aynı yer.
Erzeli'umur: Yaşlılık acizlik ve bunaklık hâlindeki ömrün sonu.
[159] Buharı, aynı yer.
[160] Tirmizi (5/520) 49-Kitahu'd-Neavat, 71-Bir hah.
[161] Tirmizi, aynı yer.
[162] Nesai (8/265) 5-Kitabu'l İsti'âze, 25-Borç yükünden Allah'a sığınma babı. Bu rivayetlerin ilavesiyle.
[163] Buhari (11/176) 80-Kitabu'd-Deavat, 38-Hayatın ve Ölümün fitnesinden Allah'a sığınma babı. Müslim (4/2079) 48- Kitabu'z-Zİkr ved-Dua, 15~Acizlikten ve tembellikten Allah'a sığınma babı.
[164] Ebu Davud (2/93) Kitabu's-Salâî, Allah'a sığınma hakkında hir hah. Nesai (8/270) 50-Kitabu'l-İstiaze, 36-Delilikten Allah'a sığınma babı. Sahih hir hadistir.
[165] Buharı (2/318) 10-Kitabu'l-Ezan, 149-Selamdan önce dua babı. Tirmizi (5/525) 49-Kİtabu'd-Deavat, 77-Bir bah. Tirmizi; "Bu, hasen sahih bir hadistir," demiştir. Nesai (81266) 50- Kitabu'l, Istiaze, 26-Zenginlik fitnesinin şerrinden Allah'a sığınma babı.
[166] Nesai (8/274, 275) 50-Kitabu'l-îstiaze, 46-Deccal fitnesinden Allah'a sığınma babı.
[167] Nesai (8/278) 50-Kitabu'l İstiaze, 56-Cehennemin sıcaklığından Allah'a sığınma babı
Buhari (11/176) 80-Kitabu'd~Deavat, 39~Günah islemekten ve borçlanıp ödeyememekten Allah'a sığınma babı. Müslim (4/2078, 2079) 48-Kitabu'z-Zikr ve d-Dua. 14-Fitnelerin ve diğer şeylerin şerrinden Allah'a sığınma babı.
[168] Tezkiye: Temizlemek anlamındadır
[169] Nesai (81260) 50-Kitabu'l-istiaze, 13-Acizlikten Allah'a sığınma babı,
[170] Müslim (4/2088) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't Tevbe ve'l-İstiğfar, 18-Yap-tıklarının ve yapmadıklarının şerrinden Allah'a sığınma babı.
[171] Tirmizi (5/519) 49-Kitabu'd-Deavat, 69-Bir bab. Tirmizi: "Abdullah bin Amr hadisinden bu yönden hasen sahih garip bîr hadistir," demiştir. Nesai (8/255) 50-Kitabu'l Istiaze, 2-Korkmayan bir kalbten Allah'a sığınma babı, Ayrıca bkz: (8/263, 264) 50-Kitabu'l, İstiaze, 21-Asilikten, münafıklıktan ve kötü ahlâktan Allah'a sığınma babı.
[172] Müslim (4/2097) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve 't-Tevbe ve'l-İstiğfar, 26-Cennet-liklerin çoğumun fakirler, cehennemliklerin çoğunun ise kadınlar ve kadınlar fitnesi olduğu babı. Ebu Davud (2/91) Kitabu's-Salât, Allah'a sığınma hakkında bir bab
[173] Ebû Davud (2/91) Kitabu's-Salât, Allah'a sığınma hakkında bir bab. İsnadı hasen-dır. Nesai (8/261) 50-Kitabu'l-İstiaze, 14-Rezillikten Allah'a sığınma babı. İbni Hibban (2/183) Kişinin Allah (cc)'a sığınmasının müstehap oluşu babı..
[174] Ebu Davud (2/91) Kitabu's-Salât, Allah'a sığınma hakkında bir bab. Hasen bir hadistir. Nesai (8/263) 50-Kitabu'l, İstiaze, 19-Açlıktan Allah'a sığınma babı.
[175] Buhari (111513) 82-Kitabu'l-Kader, 13-Asi olmaktan Allah'a sığınan kimse babı. Müslim (412080) 48-Kitahu'z-Zikre ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-İstiğfar 16-Kötü kaderden Allah'a sığınma babı.
[176] 3095-Nesai (81265) 50-Kitabu'l-İstiaze, 24-Borcıtn bastırmasından Allah'a sığınma babı, isnadı hasendir
[177] Nesai (81274) 50-Kitabu'l-İstiaze, 44- Kötü komşudan Allah'a sığınma babı. Ha-sen bir hadistir.
[178] Taberani (Kebir) (171294) Mecmau'z-Zevaid (7/220) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir. Yine Heysemi (10/144) şöyle der; "Kavileri, Bişr bir Sabit Bezzar dışında Buhari'nin ravilerİdir. O da sikadır."
[179] Ebu Davud (2/92) Kitabu's-Salât, Allah'a sığınmaya dair bir bab. İsnadı hasendır. Nesai (8/383) 50-Kitabu'l-İstiaze, 61-Bir yerlerden düşmekten ve yıkıntı altında kalmaktan Allah'a sığınma babı. Bir başka rivayette Ebu Davud, bu hadise şöyle bir eklemede bulunmuştur: "Ve'l-gammi' (üzüntüden)." Bkz: Ebu Davud, aynı yer.
[180] Ehu Davud (2/90) Kitabu's Salâî, Allah'a sığınmak hakkında bir bah. Hasen bir hadistir. Bazı muhaddisler zayıf saymışlardır. Ama göründüğü kadarıyla her birinin şahidleri vardır,
[181] Müslim (1/413) 5-Kitabu'l-Mesacid ve Mevadı'ı's-Salat, 25-Namazda nelerden Allah'a sığınılacağı babı, Ebu Davud (2/90, 91) Kitabu's-salât, Allah'a sığınmak hakkında bir hah. Tirmizi (5/524,525) 49-Kitabu'd-Deavat, 77-Bir bab. Tirmizi; "Hasen, sahih bir hadistir," demiştir, Nesai (4/104) 21-Kitabu'l-Cenaiz, 115-Kadir azabından Allah'a sığınma babı. İbni Mace (2/1262) 34-Kitabu'd-Dua, 3-Rasulullah (as)'ın nelerden Allah'a sığındığı babı,
Sû'i'l-umun Ömrün sonunda bunamış bir ihtiyar durumuna düşmek.
FitnetVs-sadr: Kalbe arız olan şüpheler, vesveseler,.vb.
[182] Müslim (4/2085) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua., 18-Yaptıklarının ve yapmadıklarının şerrinden Allah'a sığınma babı. Ebu Davud (2/92) Kitabu's-Salât, Allah'a sığınmak hakkında bir bab, Nesai (8/281) 50-Kitabu'l-İstiaze, 59-Yapmadıklarmın şerrinden Allah'a sığınmak babı.
[183] Tirmizi (5/575) 49-Kitabu'd -Deavat, 127-Ümmü Seleme'nin duası babı. Hadisi, Taberani, Hakim, Sahih'inde İbni Hibban da zikretmişlerdir. Tirmizi, hadisin sahih olduğunu belirtmiştir ki, öyledir. Hafız Sehavi de sahih kabul etmektedir.
[184] Tirmizi (5/575) 9-Kitabu't-Tıb, 16-Muavvizeteyn'le rukye yapılması hakkında gelenler babı. Hadis için 'hasendir' değerlendirmesinde de bulunmuştur. Nesai (81271) 50-Kitabu'l-İstiaze, 37-Cinlerin nazar değmesinden Allah'a sığınma babı.
[185] Ebu Davud (2/89) Kitabu's-Salâî, Bir kavimden korktuğunda ne söyler babı. İbni Hibban (71130) Savaşa çıkmak ve cihadın nasıl yapılacağı ve iki ordunun safları birbirleriyle karşılaşınca kişinin kafir Allah düşmanlarına karşı Rabbinden (cc) nasıl yardım isteyeceğinin belirtilmesi babı. Hadisi, Hâkim de kaydetmiş. Hafız İbni Hacer'se Tahricu'l-Ezkâr'da hasen olduğunu belirtmiş, başka muhaddisler ise sahih olarak kabul etmişlerdir.
[186] Ebu Davud (4/14) Kitabu't-Tıb, 19-Rukye nasıldır babı.
[187] Ahmed bin Hanhel (2/290)
[188] Muvatta (21951) 51-Kitabu'ş-Şi'r, 4-Emredilen Allah'a sığınmalar babı. Müslim (412081) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-İstiğfar, 16-Kötü kaderden, asi olmaktan ve diğer şeylerden Allah'a sığınma babı.
[189] Ebu Davud (2/92) Kitabu's-Salât, Allah'a sığınmak hakkında bir bab.
[190] Nesai (8/255,256) 50-Kitabu'l İstiaze, 4-Duymanın ve görmenin şerrinden Allaha sığınma babı. Yine bkz: (8/260) 50-Kitabu'l-İsüaze, 11-Gözün şerrinden Allaha sığınma. Hasen bir hadistir.
Tirmizi (5/523,524) 49-Kitabu'd-Deavat, 75-Bir bab. Tirmizi; "Hasen garip bir hadistir," demiştir.
[191] Buhari (6/408) 60-Kitabu'l-Enbiya, 10-Bab... Ebu Davud (4/235) Kitabu's-Stinne, Cehmiyye'ye cevap babı. Tirmizi (4/396) 29-Kitabu't-Tıb, 18-Bir bab.
[192] Muvaîta (2/951,952) 51-Kitabıt'§-Şi'r, 4-Emredilen sığınmalar babı. Bu, Kâb Ah-bdr'ın sözüdür. Şahidleri vardır.
Hâmme: Hevamm'ın tekildir. Yılanlar ve zehirleyip öldüren hayvanlar. Zehirleyip öldürmeyene ise sevâmm denir, tekili sâmme'dir.
[193] Taberani (Kebir) (10/314) Mecmau'z-Zevaid (10/137) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir. Ravileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir
[194] Ahmed bin Hanbel (1114) İsnadı basendir. Tirmizi (51542) 49-Kitabu'd-Devat,
95-Birbab.
[195] Mecmau'z-Zevaid (101175,176) Heysemi; "Hadisi, Taberani Evsta'ta rivayet etmiştir. Muhammed bin Zenbur ve Asım bin Ubeyd dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir. Onlar da sikadır," demiştir.
[196] Nesai (81269) 50~Kitabu'l îstiaze, 33-Yaşlılıktan Allah'a sığınma babı. İsnadı ha-sendir ve sahih bir çok şahidi vardır.
[197] Nesai, aynı yer
Buhari (11/174) 80-Kitabu'd-Deavat, 37-Kabir azabından Allah'a sığınma babı. Bu-hari (11/178) 80-Kitabu'd-Deavat, 41 -Cimrilikten Allah'a sığınma bah. Buharı (11/181) 80-Kitabu'd-Deavat, 44-Bunak ihtiyarlıktan Allah'a sığınma babı. Tirmi-zi (51524, 525) 49, Kİtabu'd-Deavat, 77-Bir bab. Nesai (8/256) 50-Kitabu'l-İstiaze, 5-Korkaklıktan Allah'a sığınmak babı. Kitabu'Uİstiaze, 6-Cimrilikten Allah'a sığınmak babı.
[198] Buhari (13/368) 97-Kitabu't-Tevhid, 7-Allah Teala'mn've huve'l-Azizu'l-Hakîm' sözü babı. Müslim (4/2086) 48, Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 18-Yapîıklannın şerrinden Allah'a sığınma babı.
[199] Nesai (8/282) 50, Kitabu'l İstiaze, 60-Yere batmaktan Allah'a sığınma babı. Hafız, 'Tahricu'l-Eskar'da "Bu kelimeyi kendisi mi yorumladı yoksa rivayet mi etti bilmiyorum," demek istiyor," demektedir. Hafız; "Sanki Vekî bu yorumu hadis olarak değil de kendiliğinden söylemektedir, demiştir.
[200] Ravdu'd-Dani (1/197,199) Mecmau'z-Zevaid (10/143) Heysemi; "Ravileri Buha-ri'nin ravileridir," demiştir. İbni Hac er de Müstedrek (l/530)'de; "Heysemi, hadisin bazı kısımlarının Buhari'de yer aldığını söyler," demektedir.
[201] Nesai (81269) 50-Kitabu'l-İstiaze, 33-İhtiyarlıktan Allah'a sığınmak. İsnadı ha-
sendir
[202] Buhari ve Müslim. Daha önce yerlerini göstermiştik
[203] Müslim (4/2051) 46-Kitabu'l-kader, 7-Ecelîerin, rızıkların vd. daha önce takdir edilenden ne eksileceği ne de artacağı babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/187-305
[204] İmam Nevevi, Müslim Şerhi (16/231)
[205] Rad Suresi: 39
[206] İmam Nevevi, Müslim Şerhi (16/114)
[207] imam Nevevi, Müslim Şerhi (16/213,214)
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/305-306
[208] Tirmizi (5/519,520) 49-Kitabu'd-Deavat, 70-Bir hab. Hasen bir hadistir. Tirmizi de
diğerleri de hasen olduğunu belirtir.
[209] Tirmizi (5/537, 538) 49-Kitabu'd-deavat, 89-Bir bab. Hasen garip olduğunu lemistir.
[210] Ahmed bin Hanbel (61134,147) İbni Mace (2/1264) 34-Kitabu'd-Dua, 4~Derleyici dualar babı. Hâkim (1/522) Sahih olduğunu belirtmiştir. Hadisi, Buhari de 'Edeb el-Müfred'de rivayet etmiştir. Bkz: Feyzu'l-lcadîr (21128)
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/306-308
[211] Ahzab Suresi: 43
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/309-310
[212] Ahmed bin Hanbel (2/205) Tirmizi (5/478) 49-Kitabu'd-Deavat, 25-Bir bah. Tir-mizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir. Nesai (3/74) 13-Kitabu's-Sehv, 91-Se-lam verdikten sonra kaç teşbih çekileceği babı.
[213] Ebu Davud (2/81) Kitabu's-Salât, Çakıl taşlarıyla teşbih çekme babı. Tirmizi
(5/478, 479) 49-Kitabu'd-Deavat, 25-Ona dair bir bab. Tirmizi; "Hasen garip bir hadistir," demiştir. Hâkim ve başka muhaddisler de sahih kabul etmişlerdir. Nesai (3/79) 13-Kitabu'z-Sehv, 97-Tesbih dizmek babı.
Ebu Davud (2/80) 81-Kitabu's-Salât, Çakıl taşlarıyla teşbih çekme babı. Hâkim (1/547,548)
[214] Tirmizi (51562,563) 49-Kitabu'd-Deavat, 114-Hz. Peygamber (as)'in her namazın arkasından dua etmesi ve Allah'a sığınması hakkında bir bab,
[215] Bkz, Hakim (J/547,548)
[216] Mevaridu'z zaman (579,2330
[217] Bkz. Tezhib (4/94)
[218] İbni Ebi Şeybe, Musannef (2/391)
[219] Burada teşbihten maksat, elimize alıp çektiğimiz teşbihler, tabir caizse teşbih âletleridir. Değilse, " sübhanallah" demekten ibaret olan teşbih değildir. Türkçe'de her ikisinin yerine de 'teşbih" kelimesi kullanılmaktadır. Dolayısıyla okuyucunun teşbihin bazen teşbih âleti, bazan teşbih kelimesi anlamına kullanıldığına dikkat etmesi gerekir. (Çeviren)
[220] Avnu'l Mabud (11555)
[221] NeylÜ'l Evtar (2/358,359)
[222] Avnu'l Mabud (1/156)
[223] Tirmizi (5/571) Kitabu'd Deavat, 121- Teşbih, tehlil ve takdisin faziletine dair bir bab. Tirmizî; "Garip bir hadistir," demiştir.
[224] Ebu Davud (1/220), Kitabu's-Salât, Okuma-yazma bilmeyenle Arap olmayanın Kur'an okumak yerine ne yapacağına dair bab, Hasen bir hadistir. Neseai (2/143) 11-Kitabu'l-Iftitat, 32-Iyi Kur'an okuyamayanın ne yapması Kur'an okuma yerine geçer babı.
[225] Ahmed bin Hanbel (31443) Mecmau'z-Zevaid (1/49) Heysemi; "Hadisi, Ahmed rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir.
[226] Ahmed bin Hanbel (3/440) Mecmau'z-Zevaid (10/95) Heysemi; "Hadisi, Ahmed rivayet etmiştir. İsnadı hasendir," demiştir. Hâkim de sahih olduğumu kabul etmiştir.
[227] Müslim, (412093, 2094) Aynı yer.
[228] Tirmizi (5/576) 49-Kitabu'd-Deavat, 128-Allah'a hangi sözün daha sevimli geldiği babı. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir." Demiştir
Müslim (4/2093) 48-Kitabu'z zikr ve'd-dua, 22-"Subbanallahi ve bi hamdihi'nin fazileti babı:
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/311-317
[229] imam Nevevi, Müslim Şerhi (17/49)
[230] Ahmed bin Hanbel (4/36) Mecmau'z-Zevaid (10/88) Heysemi; "Hadisi, Ahmed rivayet etmiştir. Kavileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[231] Tirmizi (5/492) 49-Kitabu'd-Deavat, 37-Kul hastalandığında ne der babı. Tirmizi; "Hasen garip bir hadistir," demiştir. İbni Mace (2/1246,1247) 33-Kitabu'l-Edeb, 54-La' ilahe illallah'in fazileti babı. Hadisin lafzı İlmi Mace'ye aittir. Bu hadisi; İbni Hibban, Hâkim ve diğer muhaddisler sahih saymışlardır. Nesai de Sünen'inde rivayet etmiştir.
[232] Tirmizi (5/544) 49-Kitahu'd-Deavat, 98-Bir bab. Tirmizi; "Hasen garip bir ik tir," demiştir. Münziri ve diğerleri de hasen olduğunu belirtmişlerdir
[233] Tirmizi, aynı yer.
[234] Tirmizi (51462) 49-Kitabu'd-Dua, 9-Müslümamn duasının kabul edileceğine dair gelenler babı. Hasen bir hadistir. İhni Mace (2/1249) 33-Kitabu'l-Edeb, 55-Hamdedenlerin fazileti babı.
[235] Buhari (111201) 80-Kitabu'd-Deavat, 64-Tehlilin fazileti babı, Müslim (4/2071)
48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 10-Tehlil, teşbih ve duanını fazileti babı. Tirmizi (51555) 49-Kitabu'd-Dua, bir bab
[236] Tirmizi, aynı yer.
Tirmizi (5/491) 49-Kitabu'd-Deavat, 36-Çarşıya girdiğinde ne söyler babı. Hasen bir hadistir
[237] Mecmau'z-Zevaid (10/85) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. İsnadı ha-
sendir," demiştir
[238] Ahmed bin Hanbel (4/304) Mecmau'z-Zevaid (10/85) Heysemi; "Hadisi, Tirmizi tehlille sevabını anmaksmn rivayet etmiştir. Hem tehlikeden söz edeni hem de etmeyeni ise Ahmed rivayet etmiştir. Kavileri, Buharİ'nin ravileridir," demiştir.
[239] Ahmed bin Hanbel, aynı yer. Mecmau'z-Zevaid (10/83,84) Heysemi; "Hadisi Ahmed ve Taberani rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir. Müslim, İbni Hibban ve Bezzar tarafından aktarılan bu hadiste yakın sözler içeren hadisler vardır.
[240] Buhari (7/406) 64-Kitabu'l-Megazi, 29,-Hendek yani Ahzab Gazvesi babı. Müslim (4/2089) 48-Kitabu'z-zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l istiğfar, 18-Yaptıklarının, ve yapmadıklarının şerrinden Allah' a sığınma babı
[241] Tirmizi, (5/575) 49-Kitabud-Deavat, 127-Ümmü Seleme'nin duası babı. Tirmizi; "Hadis hasen gariptir," demiştir. Başkaları da hasen olduğu kanaatindedir.
[242] Muvatta (1/209) 15-Kitabu'l-Kur'an, 7-Allah Tebareke ve Tealanın zikrine dair gelenler babı. Buharı (111201) 80-Kitabu'd-Deavat, 64-Tahlilin fazileti babı. Hadis no: 3293, 6405 Müslim (4/2071) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua... 10-Tehlil, teslim (4/2071) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua.... 10-Tehlil, teşbih ve duanın fazileti babı. Tirmizi (5/512) 49-Kitabu'd-Deavat, 60-Bir bab. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir.
[243] Mecmau'z-Zevaid (10/84) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Kavileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[244] Er-Ravdu'd-Dânî (2/201) Keşfu'l-Estar (4/7) "La ilahe ilallah'ın fazileti babı. Mecmau'z-Zevaid (10/83) Heysemi; "Hadisi Ebu Ya'lâ, bir benzerini ise Bezzar rivayet etmiştir. Taberani de Sağır ve Evsat'ta rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir.
[245] -Ahmed bin Hanbel (5/249) Mecmau'z-Zevaid (10/93) Heysemi; "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. Kavileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir. Bu hadisi Ibni Hibban ve Hakim de sahih kabul etmiştir.
[246]-İbni Huzeyme (11371) 240-Tahmid, teşbih ve tekbirinin fazileti babı. İsnadı hasen-dir.
[247] Mecmau'z-Zevaid (10/93) Heysemi; "Hadisi Taberan iki tarîkten rivayet etmiştir. Birisinin isnadı hasendir," demiştir.
[248] Buhari (11/206) 80-Kitabu'd-Deavet, 65-Teşbihinin fazileti babı. Müslim (4/2072) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe ve'l-İstiğfar, 10-Tehlil, teşbih duanın fazileti babı. Tirmizî (5/512) 49-Kitabu'd-Deavat, 60-Bir bab.
[249] Müslim (412072) Aynı yer
[250] Müslim (4/2072) Aynı yer.
[251] Keşfu'l-Estar (4/12) Teşbih ve tahmid hakkında bir bab. Mecmau'z-Zevaid (10/91) Heysemi; "Dedim ki: Hadis 'el-aliyyü'l-Azîm'lafzı dışında Buhari'de yer almaktadır. Hadisi, Bezzar rivayet etmiştir. Kavileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[252] Tirmizi (5/509) 49-Kitabu'd-Deavat, 58-Tesbih ve tekbirin faziletine dair gelenler babı. Tirmîzi; "Hasen garip bir hadistir," demiştir. Dediği gibidir. Hadisi, ayrıca Ahmed, İbni Ebi'd-dünya, Hakim ve daha başka muhaddisîer rivayet etmişlerdir.
[253] Tirmizi (51571) 49-Kitabu'd-Deavat, 120-"La havle ve la kuvvete illa billah"ın fazileti babı. Hasen bir hadistir. Ahmed, Hakim ve daha başka muhaddisîer de rivayet etmişlerdir.
[254] Tirmizi (5/580) 49-Kitabu'd-Deavat, 131-"La havle ve la kuvvete illa billah"ın fazileti babı. Hafız Münziri Terğib ve Terhib'te; "Hadîsi, mutavel olarak Nesai ve Bezzar rivayet etmiştir. 'Allah'tan ancak Allah'a sığınılır' kısmını ise merfu olarak rivayet etmişlerdir. Kavileri sikadırlar ve muhtec bih'tirler. Hadisi, Hakim de rivayet etmiş ve "Sahihtir. İlleti yoktur. Hadisin kendisini hasen derecesine terfi ettiren manen şahideleri vardır," demiştir.
[255] Mecmau'z-Zevaid (10/89) Heysemi "Hadisi, Ahmed, Ebû Ya'lâ ve Bezzar rivayet etmiştir. Osman'ın azatlı kölesi Haris bin Abd dışındaki ravileri'nin ravİleridir. Hadis de sikadır" demiştir.
Burada hasenât'tan maksat, Hud Suresi 114. ayette geçen; "Şüphesiz iyilikler kötülükleri götürür," ifadesindeki 'hasenat'tır. Bâkiyât~ı sâlihât ise Kehf Suresi 46. âyette geçen "Bakî kalacak olan güzel işler ise Rabbinin katında sevapça da daha hayırlıdır, umutça da daha hayırlıdır," ifadesindedir. Hz, Osman, bir anlamda bu âyetleri tefsir etmektedir. (Çeviren
[256] Ravdu'd-Dânî (1/249) Mecmau'z-Zevaid (10/89) Heysemi; "Hadisi, Sağır ve Evsat'ta Taberani rivayet etmiştir. Sağır'dekinin ravileri, Davut bin Bilal dışında Bu-hari'nin ravİleridir. Davud da sikadır," demiştir. Hâkim (î/541) Hadisi Müslim'in şartı üzere rivayet etmiş ve sahih olduğunu belirtmiştir. Zehebi de onaylamıştır.
[257] Mecmau'z-Zevaid (10/88,89) Heysemi; "Hadisi, Taberani Evsat'ta rivayet etmiştir. Ravileri, Buhari'nin ravİleridir," demiştir.
[258] Mecmau'z-Zevaid (10/88) Heysemi; "Hadisi iki tanktan Taberani rivayet etmiştir. Birisinin ravileri sikadır," demiştir
[259] Ahmed hin Hanbel (5/20) Mecmau'z-Zevaid (10/88) Heysemi; "Hadisi 'Kur'an'dan sonra' sözü dışında 'Onlar Kur'an'dandır' şekliyle Buhari'de geçmektedir. Ahmed rivayet etmiştir. Ravileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir
[260] Mecmau'z-Zevaid (10/91) Heysemi; "Hadisi, Evsat'a Taberani rivayet etmiştir.
Ravileri tevsik olunmuşlardır," demi§tir.
[261]-Taberani (Kebir) (12/388) Mecmau'z-Zevaid (10/91) Heysemi; "Hadisi, Taberani Kebir ve Evsat'ta rivayet etmiştir. Muhammed bin Mansur Tusi dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir. Mansur da sikadır," demiştir
[262] Mecmau'z-Zevaid (1/52) Heysemi; "Hadisi Kebir'de Taberani rivayet etmiştir. İsnadı hasendir. Bu hadisi Hakim ve daha başka muhaddisler sahih olarak kabul etmişlerdir," demiştir.
[263] Ahmed bin Hanbel (51451) Mecmau'z-Zevaid (51278) Heysemi; "Hadisi Ahmed ve Evsafta Taberani rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir. Rağda: Helak özsuyu şeklinde anlam verdiğimiz bu ifade, hadiste cehennemliklerin kaynaması sonucunda çıkan usare, özsu olarak açıklanmıştır. Kelime asıl anlamıyla balçık ve çok miktarda sirke karışımı manasına gelir.
[264] Müslim (4/2073) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve'l-Tevbe ve'l-İstiğfar, 10-Tehlil, teşbih ve duanın fazileti babı, Tirmizi (5/510,511) 49-Kitabu'd-Deavat, 59-Bir bab. Tirmizi; "Bu, hasen sahih bir hadistir," demektedir.
[265] Buhari (8/733) 65-Kitabu't-Tefsir, 110-İza cae nasrullah Suresi, 1-Bir bab. Müslim (1/351) 4-Kitahu's-salât, 42~Rükû ve secdede söylenenler babı.
[266] Müslim (4/2072) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve t-tevbe ve'l-İstiğfar, 10-Tehlil, teşbih ve duanın fazileti babı. Tirmizi (5/578) 49-Kiîabu'd-Dcavat, 129-Ajv ve afiyet hakkında bir bab. Tirmizi "Basen sahih bir hadistir," demiştir.
[267] Ahmed bin Hanbel (2/302,310) Yine Ahmed (3/35,37) Kegul-Estar (4/10) Teşbih, tahmid, tehlil ve tekbir hakkında bir bab. Mecmau'z-Zevaid (10/87) Heysemi; "Hadisi, Ahmed ve Bezzar yakın lafızlarlar rivayet etmişlerdir. Kavileri, Buha-ri'nin ravileridir," demi§tir.
[268] Müslim (1/203) Kitabu't-Tahare, 1 - Ahde stin fazileti babı. Tirmizi (5/535,536) 49-Kitabu'd-Deavat, 86-Bir bab. "Hasen bir hadistir," demiştir. Nesai (5/5,6) 23-Kitabu'z-Zekat, l-Zekatın farz olduğu babı
[269] Nesai (3176) 13-Kitahu's-Sehv, 93-Bir başka teşbih çeşidi. ^ıadı hasendir.
[270] Müslim, aynı yer
[271] Tirmizi (5/556) 49-Kitabu'd-Deavat, 104-Hz. Peygamber (as)'in duası babı.
[272] Davud (2/81) Kitabu's-Salat, Çakıl taşlarıyla teşbih çekme babı
[273] Nesai (3/77) 13-Kitabu's-Sehv, 94-Teşbihlerin sayısının bir başka çeşidi. Kelimelerinin mürekkebince demek, çokluğunu ifade etmek içindir.
[274] Müslim (4/2090) 48-Kiîabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-tevbe ve'l-İstiğfar, 19-Günün başında ve uykudan önce teşbih babı.
[275] Ahmed bin Hanbel (21525) Tirmizi (5/580) 49-Kitabu'd-Deavat, 131-"La halve ve la kuvvete illa billah"in fazileti babı. Mecmau'z-Zevaid (î/50) Heysemi; "Hadisi Ahrned rivayet etmiştir. Tirmizi de ondan "La havle ve la kuvvete illa billah" hadisini rivayet etmiştir. İbni Mace de "Çoğunluğu çok azdır," şeklinde rivayet etmiş ve ravileri sika ve esbattır," demiştir.
[276] -Mecmu'z-Zevaid (10/97,98) Heysemi; "Hadisi Kebir ve Evsat'ta iki isnadla Tebe-rani rivayet etmiştir. Birisinin ravileri sikadır," demiştir.
[277] Ahmed bin Hanbel (5/418) Mecmau'z-Zevaid (10197) Heysemi; "Hadisi Ahmed ve Taberani rivayet etmiştir. Ancak Ebu Eyyüb şöyle anlatmıştır: "Rasulullah (as)'ın "İsra Gecesi İbrahim'e uğradım, "Ey Cebrail yanındaki kimdir?" dedi. O da: "Muhammed'dir," dedi. Selam verip hoş gelidin dedi. Sonra; "Ümmetine emret dediğini duydum" dîye gerisini getirmiştir. Ahmed'in ravileri, Abdullah bin Abdurrahman bin Abdullah bin Ömer bin Hattab dışında, Buhari'nin ravileridir. O da sikadır. Hiç bir kişi, aleyhinde konuşmamış tır. İbni Hibban da sika bir ravi olduğunu belirtmiştir," demiştir.
[278] Mecmau'z-Zevaid (101158,159) "Hadisi Kebir ve Evsafta Taberani rivayet etmiştir, isnadı hasendir," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/317-343
[279] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/343
[280] Müslim, aynı yer.
[281] Ebu Davud (2185) Kitabu'z-Salat, istiğfar hakkında bir bab.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/345
Müslim (4/2075) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 12-İstiğfar'ın ve çok istiğfar getirmenin müstehap oluşu babı.
[282] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/345
[283] imam Nevevi, Müslim şerhi (17123-24)
[284] Fetih Suresi: 18
[285] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/346
[286] Mecmau'z-Zevaid (10/208) Heysemi; "Hadisi, Taberani Evsat'îa tamamıyla rivayet etmiştir. Ayrıca Ebu Ya'lâ ve Bezzar da "Ben Allah'a tevbe ediyorum" şekliyle rivayet etmişlerdir. "Ben istiğfar ediyorum..." şeklindeki isnad hasendir. "Ben Allah'a tevbe ediyorum..." şeklindeki rivayetlerden Ebu Ya'lâ'nın kaydettiği iki is-naddan birisinin ravileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir.
[287] Buhari (11/101) 80-Kitahu'd-Deavat, 3-Hz. Peygamber (as)'in gece ve gündüz getirdiği istiğfarlar babı.
[288] Muammed Sûresi: 19
[289] Tirmizi (5/383) 48-Kitabu Tefsiri 'l-Kur'an, 48-Muhammed Sûresi'nden babı.
[290] Mecmau'z-Zevaid (10/208) Heysemi; "Bütün bu hadisleri Taberani Evsat'ta rivayet etmiştir. İsnadları hasendir," demiştir.
[291] Mecmau'z-Zevaid (10/209) Heysemi; "Hadisi iki isnadla Taberani rivayet etmiştir. Birisinin ravileri, Buhari'nin raviieridir," demiştir.
[292] Buhari (11/98,99) 80-Kitabu'd-Deavat, 2-En üstün istiğfar babı. Tirmizi (5/467, 468) 49-Kitabu'd-Deavat, 15-Bu konuya dair bir bab. Nesai (S/279) 50-Kitabu'l İstiaze, 57-Yaptıklarının şerrinden Allah'a sığınma babı. İsnadda yer alan revi Abdullah bin Büreyde hakkında değişik görüşler serdedilmiştir
[293] -Ebu Davud (2/85) Kitahu's-Salhat, İstiğfar hakkında bir bab.
[294] Ebu Davud (2/85) Kitahu's-Salât, İstiğfar hakkında bir bab. Münziri Terğib ve Terhinde söyle demiştir; "İsnadı ceyyid, muttasıldır." Tirmizi (5/569) 49-Kitabu'd, Deavat, 118-Misafırin duası babı.
[295] Tirmizi (5/529) 49-Kitabu'd-deavat, 81-Bir bab. Hâkim, İbni Hacer ve diğerleri, hadisin sahih olduğunu belirtmişlerdir.
[296] Al-i İmran Suresi: 135
[297] Ebu Davud (2/86) Kitabu's-Salat, İstiğfar hakkında bir bab. İsnadı hasendir. Bİr çok muhaddis, hadisin hasen olduğunu belirlemiştir.
Tirmizi (21257258) Namaz babları, 298- Tevbe ederken namaz kılmak babı.
[298] Tirmizi (51495) 49-Kitabu'd-Deavat, 39-Meclisten kalktığında ne söyler babı, Tir-mizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir. Ebu Davud (2/85) Kitabu's-Salât, istiğfar hakkında bir bab. İsnadı sahihtir.
[299] Mecmau'z-Zevaid (10/210) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir, isnadı ceyidir," demiştir.
[300] Ahmed bin Hanbel (2/509) Mecmau'z-Zevaid (10/210) Heysemi; "Hadisi, Ahmed ve Evsat'ta Taberani rivayet etmiştir. Asım bin Behdele dışındaki ravileri, Buha-ri'nin ravileridir. Asım'ın da sika olduğu belirtilmiştir," demiştir.
[301] Ahmed bin Hanbel (3/29,41) Mecmau'z-Zevaid (101207) Heysemi; "Hadisi, Ah-med ve yaklaşık olarak Ebu Ya'lâ rivayet etmiştir ve: "Kullarım azdırmaktan geri durmayacağım," demiştir. Taberani de Evsat'ta rivayet etmiştir. Ahmed'in iki isnadından birisinin ravileri, Buhari'nin ravileridir. Ebu Ya'lâ'nın iki isnadından birisinin ravileri de Öyledir," demiştir.
[302] Mecmau'z-Zevaid (10/207) Heysemi; "Hadîsi, Taberani değişik isnadlarla rivayet etmiştir. Birisinin ravileri sikadırlar. Diğer muhaddisler de hadisin hasen olduğunu söylemişlerdir," demiştir
[303] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/346-354
[304] Muvatta (11166) 9-Kitabu kasri's-salâti fi's-Sefer, 22-Hz. Peygamber (as)'e salât okuma hakkında gelenler babı.
[305] Tirmizi (5/359) 48-Kiîabu Tefsiri'i Kur'an, 34-Azhab Suresi'n'den babı.
[306] Ebu Davud (1/257) 258-Kitabu's-Salâî, 182-Tesehhüdden (Ettahıyyatü'den) sonra Hz. Peygamber (as)'e salât okuma babı. Ne var ki Ebu Davud'un rivayetinde, "Selam da öğrendiğiniz gibidir," ifadesi yoktur
[307] Müslim (1/305) 4-Kitabu's-Salât, 17~Teşehhüdden sonra Hz. Peygamber (âs)'e salavat okuma babı.
Ebu Davud, aynı yer.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/355-356
[308] Ahzab Suresi: 56
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/356
[309] Buhari (8/532) 65, Kitabu't-Tefsir, 10-İnnallahe ve melaiketehu yussallûne ale'n-
nebbiyy... babı. Nesai (3149) 13-Kitabu's sehv, 53-Bir başka türü
[310] Neşai(3/48) 13-Kitabu's-Sehv, 52-Bir başka çeşidi. Hasen hadistir.
[311] Buhari (U/152) 80-Kitabu'd-Deavat, 32-Hz. Peygamber (as)'e salavat getirme babı. Müslim (1/305) 4~Kitabu's-Salâî, 17-Teşehhüdden sonra Hz. Peygamber (a.s)'e salavat okuma babı. Ebu Davud (1/257) Kitabu's-Salat, 182-Hz. Peygamber (a.s)'e salavat okuma babı. Tirmizi (2/352,353) Salavat babları, 351-Hz. Peygamber (a.s)'e getirilecek salavatm özelliğine dair gelenler babı. Nesai (3/48) 13-Kitahu's-Sehv, 51-Bir başka çeşidi
[312] Buhari (6/407) 60-Kitabu'l, Enbiya, 10-Birbab. Müslim (î/306) 4-Kitabu's-Salât, 17-Teşehhüdden sonra Hz. Peygamber (as)'e salavat okuma babı. Ebu Davud (1/257,258) Kitabu's-Salât, Teşehhüdden sonra Hz. Peygamber (as)'e salavat okuma babı. Nesai (3/49) 13-Kitabu's-Sehv, 54-Bir başka çeşidi. İbni Mace (1/293) 5-Kitabu İkameti's-Salâti ve's-Sünneti ftha, 25-Hz. Peygamber (as)'e salavat okuma babı,
[313] Ahmed bin Hanbel (5/374) Meâmu'z-Zevaid (21144) Heysemi; "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir, Ravileri, Buharİ'nİn ravileridir." demiştir.
[314] -Nesai, aynı yer. İsnadı hasendir.
[315] Mecmau'z-Zevaid (10/167) Heysemi; "Hadisi, Ebu Ya'lâ rivayet etmiştir. İsnadı
hasendir," demiştir.
[316] Müslim (11306) 4-Kitabu's-Salât, 17-Hz. Peygamber (as)'e salavat babı. Ebu Da-vud (2188) Kitabu's-Salhat, İstiğfar hakkında bir bab. Nesai (3150) 13-Kitabu's-Sehv, 55-Hz. Peygamber (as)'e salavatta fazilet babı.
[317] Mecmau'z-Zevaid (101160) Haysemi; "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. İsnadı hasendir," demiştir
[318] Nesai, aynı yer. İbni Hİbban (2/130) Mustafa (a.s)'ya salavat getirenin hatalarının silinmesinin zikri. İbni Hibban da, Hâkim de, daha başkaları da hadisin sahih olduğunu tesbit etmişlerdir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/356-361
[319] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/361
[320] Keşfu'l Estar (4/46) Hz. Peygamber (as)'e salavat babı. Mecmau'z-Zevaid (10! 162) Heysemi; "Hadisi Bezzar rivayet etmiştir. Kavileri sikadır. Taberani de rivayet etmiştir. Ancak o; "Ümmetimden bir kul gönlümden gelerek samimiyetle bana salavat getirirse..." §eklinde rivayet etmiş ve; "Ona on iyilik yazılır," diye eklemiştir," demiştir.
[321] Nesai (3144) 13-Kitabu's-Sehv, 47-Hz. Peygamber (as)'e selâm getirmenin fazileti. Hakim, hadisi sahih saymış, Zehebi de onaylamıştır. Hadis, şahidleriyle sahihtir.
[322] Mecmau'z-Zevaid (2/144) Heysemi; "Hadisi, Ebu Ya'lâ ruvayet etmiştir. Ravileri arasında Leys bin Ebu Süleym vardır. Sika müddelestir," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/362-363
[323] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/363
[324] Tirmİzi (51551) 49-Kitabu'd-Deavat, 101-Resulullah (a.s)'ın Adamın burnu sürtülsün" sözü babı. İbni Hİbban (2/132) Hz. Peygamber (a.s)'e salavat okuyon kimsenin cimri olmayacağının zikri. Tankları ve şahidleri ile hasen bir hadistir. Hakim ve daha başkaları hadisi sahih kabul etmişlerdir.
[325] Mecmau'z-Zevaid (10/166) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir. Ravileri sikadır," demiştir.
[326] Tirmizi (5/550) 49-Kitabu'd-Deavat, 101-Resululiah (as)'ın "Adamın burnu sürtülsün," sözü babı. Hadis, sahihtir
[327] Mecmau'z-Zevaid (10/160) Heysemi; "Hadisi Evsat'ta Taberani rivayet etmiştir. Ravileri sikadır," demiştir.
[328] Mecmau'z-Zevaid (10/163) Heysemi; "Hadisi, Evsafta Taberani rivayet etmiştir. Ravileri sikadır," demiştir.
[329] Nesai (3/43) 13-Kitabu's-Sehv, 46-Hz. Peygamber {as)'e selam babı. İbni Hibban (2/134) İbni Hibban sahih olduğunu da belirtmiştir. Hakim de sahih saymış, Zehebi de onaylamıştır. Dedikleri gibidir.
[330] Muvatta (1/166) 9-Kitabu kasri's-salâtifı's-sefer, 22-Hz. Peygamber (as)'e salavat getirmeye dair gelenler babı. Rağıme enfu racul: Allah onu alçaltsın, rezil etsin.
[331] Mecmau'z-Zevaid (10(160) Heysemi; "Hadisi, Taberani Kebir'de rivayet etmiştir. isnadı hasendir," demiştir.
[332] Tİrmizi (41637) 38-Kitabu Sıfeti'l-Kıyame, 23-Bir bab. Tirmizi; "Hasen sahihtir," demiştir. Hakim de sahih görmüş, Zehebi de katılmıştır.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/363-367
[333] Nesai, Gerek Ezkar'ın tahricinde Hafız, gerekse diğerleri sahih kabul etmiştir.
[334] Keşfu'l-Estar (4145) Taberani, Kebir (5/26) Mecmau'z-Zevaid (10/163) Heysemi; "Hadisi Bezzar'la Kebir'de ve Evsat'ta Taberani rivayet etmiştir. İsnadları hasendir," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/367-368
[335] Ebu Davud (4/313^14) Kitabu'l-Edeb, 107-Uyurken ne söyleneceği babı. İsnadı sahihtir
[336] Müslim (4/2083) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe, 17-Uyurken ve yatağına vardığında ne söyler babı.
[337] Müslim, aynı yer. Ebu Davud aynı yer. Tirmizi (S/470) 49-Kitabu'd-Dcavaî 16, Yatağına girdiğinde edeceği dua hakkında gelenler babı.
[338] Buharı (9/62) 66-Kitabu fadaili'l-Kur'an, 14-Muavvizatın fazileti babı.
[339] Muvatta (2/942,943) 50-Kitabu'l-Ayn, 4-Hastalıktan Allah'a sığınma ve rukye yapma babı.
[340] Buhari (111125) 80-Kitabu'd-Deavat, 12-Uyurken Allah' asığınma ve okuma babı. (10/209) 76-Kitabu't-Tıb, 39-Rukye'de üfleme babı. Müslim (411723, 1724) 39-Kitabu's-Selâm, 20-Hastaya muavvizatla ve üflemeyle rükye yapılması babı. Ebu Davud, aynı yer. Tirmizi (5/473) 49-Kitahu'd-Deavat, 21-Uyurken Kur'an okuyan kimse hakkında gelenler babı.
[341] Ebu Davud (4/311) Kitabu'l Edeb, Uyurken ne ne söylenir babı. Tirmizi (5/481) 48-Kitahud-Deavat, 28-Buna dair bir hah.
[342] Buhari (11/113) 80-Kitabu'd-Deavat, 7-Uyurken ne söyler babı.
[343] Müslim, aynı yer.
[344] Tİrmizi (5/468,469) 49-Kitabu'd-Deavat, 16-Yatağına girdiğinde etmeye dair gelenler babı. Hz. Peygamber (as)'in hu hadiste Bera'ya; "Gönderdiğin Rasululüne," buyurması, manen hadis rivayet etmenin caiz olmadığı kanaatindekiler için delildir.
[345] Buhari (11/109) 80-Kitabu'd-Deavat, 6-Abdesüi olarak gecelediğinde babı. Ve yine Buharı (11/115) 80-Kitabu'd-Deavat, 9-Sağ tarafına yatarak uyumak babı. Müslim (4/2081,2082) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 17-Uyurken ve yatağına vardığında ne söyer babı.
[346] Tirmizi (51469) 49-Kitabu'd-Deavat, 16-Yatağına girdiğinde dua etmek hakkıda gelenler babı. Tİrmizi hadisin hasen olduğunu bildirmiştir. Ve onun dediği gibidir.
[347] Tirmizi (5/471) 49-Kitabu'd-deavat, 18-Buna dair bir bab. Tİrmizi: "Hasen bir hadistir," demiştir. Bera hadisi de aynı yerdedir.
[348] Ebu Davud (4/313) Kitabu'l Tedeb, 107-Uyurken ne söylenir babı. Tİrmizi (5/474) 49-Kitabu'd-Deavat, 22-Buna dair bir bab. İbnİ Hibban, hadisi sahih saymış (Mevairid 363) İbni Hacer ise Tahric'l-Ezkâr'da hasen olduğunu belirtmiştir. Hadis mürsel ve muttasıl olarak rivayet olunmuştur. Tİrmizi muttasıl rivayet için," Bu, daha sahihtir," demiştir.
[349] Taberani, Kebir (2/287) Mecmau'z-zevaid (10/121) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Kavileri tevsik olunmuştur," demiştir.
[350] Müsebbihat: Baş tarafında sebbaha lillah, yüsebbihuîlahe veya sebbihimse Rabbikel a'lâ bulunan sûreler.
Sana rağbet ederek; Seni dileyip isteyerek
Ve nebİyyikellezi erselt: Hz. Peygamber (a.s)'in bu hadiste Bera'ya; "Gönderdiğin Rasulüne," buyurması, manen hadis rivayet etmenin caiz olmadığı kanaatinde-kiler için delildir.
[351] Ebu Davud (4/313) Kitabu'l-Edeb, 107-Uyurken ne söylenir babı. Tirmizi (5/475) 49-Kitabu'd-Deavat, 22-Buna uaır bir bab. İbni Hacer, Tahricu'l-Ezkar'da hadisin hasen olduğunu belirtmiştir. Feth'te ise bir şey söylememiştir. Hadisin senedinde Ibni Hibban'dan başkasının tevsik etmediği Abdullah bin Ebu Bilal isimli ravi vardır. Bakıyye bin Velid adlı ravi de sadûk müdellestir. Muanan rivayette bulunmuştur, Ibni Hacer, hadisi Nesei'nin Halid bin Mi'dan'dan bir başka yollar rivayet ettiğini söylemiştir. Irbad'ı zikretmemiştir. Kavileri sabbittirler. Buradan hareketle hadisin hasen olduğunu belirtmiştir.
[352] Tirmizi (51475) 49-Kitabu'd-Deavat, 22-Buna dair bir bab. İsnadı hasendir..
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/369-375
[353] Arabistan gibi sıcak ve açıkta uyanan, aynı zamanda çeşitli zehirli çöl haşerelirinin bulunduğu sık sık zehirlenme olaylarının yaşadığı bir yerde Allah Kasulü (as)'nün ashabını korumya yönelik şu pratik sulu (as)'nün ashabım korumya yönelik şu pratik tavsiyesi, bu tür yöreler için bugün bile geçerli olsa gerektir. Nitekim Said Havva merhum da buna az sonra işaret edecektir, (Çeviren)
[354] Müslim, aynı yer. Ehu Davud (41312) Kitabu'l-Edeb, 107-Uyurken ne söylenir babı.
[355] Tirmizi (51472), 473) 49-Kİtabu'd-Deavat, 20-Buna dair bir bab.
[356] Buhari (11/126) 80-Kitabu'd-Deavat, 13-Bir bab, Müslim (4/2084) 48-Kitabu'z-, Zikr ve'd-Dua, 17~Uyurken ve yatağa girdiğinde ne söyler babı
[357] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/375
[358] Müslim, aynı yer.
[359] Müslim (412084) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 17~Uyurken ne söyler babı. Ebu Davud (41312) Kitabu'l-Edeb, Uyurken ne söylenir babı. Tirmizi (51472) 49-Kita-bu'd-Deavat, 20-Buna dair bir bab,
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/376-377
[360] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/377
[361] Buhari (3/39) 19-Kitabu't-Teheccüd, 21-Geceleyin ses çıkararak uyanıp da namaz kılanın fazileti babı. Ebu Davud (41314) Kitabu'l Edeb, Uyurken ne söylenir babı. Tirmizi (5/480) 48-Kitahu'd-Deavat, 26-Geceleyin uyandığında dua etmek hakkında gelenler babı.
[362] Ebu Davud (4/310) Kitabu'l Edeb, 105-Abdestli olarak uyumak babı. Sahih bir hadistir.
[363] Tirmizi (5/540) 49-Kitabu'd-Deavat, 93-Bir bab. Hadisi güçlendiren manen sa-hidleri vardır. Tirmizi hadisi hasen kabul etmiştir. İbni Hacer de hadisi Muaz bin Cebelden Tahricu'l-Ezkar'da zikrederek hasen olduğunu belirtmiştir.
[364] Mecmau'z-zevaid (10/128) Heysemi; "Hadisi, Evsafta Taberani rivayet etmiştir. İsnadı hasendir," demiştir.
[365] 195-Cünübün uyumak için gusletmesinin müstehap oluşu babı Aynca Müslim (1/248) 3-Kitabul-Hayd , 6-Cünübün uyumasının caiz oluşu
[366] ebu Davud (4/313) Kitabul-Edeb, Uyurken ne söylenir babı. isnadı hasendir. Ne vevi ve daha başkaları da hasen olduğunu belirtmiştir.
[367] Ebu Davud (41312) Kitabu'l-Edeb, Uyurken ne söylenir babı. Hadis hasenâir. İbni Hacer hasen olduğunu belirtmiştir
[368] Mecmau'z-zevaid (10/120) Heysemi; "Hadisi, Ebu Ya'lâ rivayet etmiştir. İbrahim
bin Haccac Sami dışındaki ravileri, Buhari'nin ravileridir. İbrahim de sikadır,"
demiştir.
[369] îbni Huzeyme (1/267) 115 Namazda muavvizeteynin okunması babı. İsnadı sahihtir
[370] Hanbel (2/174) Mecmu'z-Zevid (10/123) Heysemi; "Hadisi, Ahmed bin Hanbel rivayet etmiştir. İsnadı hasendir," demiştir.
[371] -Taberani (51131) Mecmau'z-Zevaid (101125) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivyet etmiştir. İsnadı ceyiddir," demiştir.
[372] Ahmed bin Hanbel (4/125) Mecmau'z-Zevaid (10/120) Heysemi; "Hadisi Ahmed:
rivayet etmiştir. Kavileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/377-383
[373] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/383
[374] -İbni Huzeyme (İl 178) 25-Yatsı namazını kılmadan uyumanın mekruh oluşu babı. Bu hadisten sonra bir hadis daha vardır. Buhari'de de geçmektedir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/383
[375] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/383-384
[376] Ahmed bin Hanbel (2/171) Mecmau'z-Zevaid (10/122) Heysemi; "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. İsnadı hasendir," demiştir
[377] İbni Huzeyme (21175,176) 172-Şeytan'ın geceleyin erkeklerin ensesine düğüm attığı gibi kadınların ensesine de düğüm attığının delili babı.
[378] İbni Hueyme, aynı yer. İsnadı sahihtir.
[379] İbni Huzeyme (2/174) 472-Şeytanın uyuyanın üzerine attığı düğümü çözen ve canlı ve içi hoşnut sabahlamasını temin eden gece namazının müstehap oluşu babı. Buhari'de de benzen vardır
[380] İbni Huzeyme (21174) 471-Farz değil nafile olsa da gece namazım terk etmenin
mekruhluğu babı. Buhari'de de bir benzeri yer almaktadır.
[381] Ebu Davud, aynı yer
[382] Ebu Davud, aynı yer.
[383] Ebu Davud, aynı yer.
[384] Buharı (9/506) 69-Kitahu'n-Nafakat, 7-Kadının hizmetçisi babı.
[385] Müslim (4/2091,2092) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua ve't-Tevbe, 19-Günün başında teşbih getirme babı.
[386] Buhari (11/119) 80-Kitabu'd-Diavat, 11-Uyurken tekbir ve teşbih getirme.
[387] Buhari (9/506) 69-Kitabu'r-Nafakat, 7-Kadının hizmetçisi babı. Müslim, aynı yer.
[388] Tirmizi (5/477) 49-Kitabu'd-Deavat, 24-Uyurken teşbih, tekbir ve tahmid yapma hakkımda gelenler babı. Tirmizi; "Hasen garip bir hadistir" demiştir
[389] Ebu Davud (41315) Kitabu'UEdeb, Uyurken tesbihatta bulunma babı. Hadis, şa~
hidleriyle hasendir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/384-389
[390] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/389
[391] Ebu Davud (41316) Kitabu'l-Edeb, Uyurken tesbihat getirme babı. Sahih bir hadistir.
[392] Tirmizi (51478) 49-Kitabu'd-Deavat, 25-Buna dair bir bab. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir. Nesai (3/74) 13-Kitabu's-Sehv, 91-Selam verdikten sonra getirilecek teşbihlerin sayısı.
[393] Tirmizi (5/541,542) 49-Kitabu'd-Deavat, 94-Bir bab. Ebu Davud (4/12) Kitabu't-Tıb, 19-Rukye nasıldır babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/390-391
[394] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/391
[395] Ehu Davud (4/325) Kitabu'l-Edeb, 122-Evine giren kimsenin ne diyeceğine dair gelenler babı. Bir nüshada da Evinden çıktığında ne diyeceği babı, şeklinde geçer
[396] Nesai (8/269) 50-Kitabu'l-İstiaze, 30-Sapıklıktan Allah'a sığınma babı. İsnadı sahihtir. Hâkim, Ahmed, îhni Sünni ve daha başka muhaddisler de hadisi rivayet etmişlerdir.
[397] Tirmizi (5/490) 49-Kitabu'd-Deaval, 35-Buna dair bir bab. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir.
[398] Ebu Davud, aynı yer. İbni Hİbban (2/95) Söylenenin, evinden çıktığında söylenince sayesinde doğru yola iletileceği, kendisine yeterli olunacağı ve korunacağı şeyin belirtilmesi
[399] Tirmizi (5/490) Tirmizi hasen olduğunu belirtmiştir. Hasen sahih bir hadistir.
[400] Ebu Davud (4/335) İsnadı sahihtir.
[401] Müslim (1/496) 6-Kitabu Salaü'il-Müsafirin ve Kasriha, 10-Mescide girdiğinde ne söyler babı. Müslim'in rivayetinde; "Peygamer (as)'e (salat ve) selam okusun," yoktur. Bu, diğerlerinin rivayetinde yer almaktadır. Ebu Davud (11126,127) Kita-bu's-Salât, 11'-Kişinin mescide girdiğinde ne söyleyeceği babı. Nesai (4/53) 8-Ki-tabu'l-Mesacid, 36-Mescide giriş çıkışta söylenecek söz, İbni Mace (î/254) 4-Ki-tabu'l-Mesacid ve'l-Cemâât, 13-Mescide girişte yapılacak dua babı. İbni Huzeyme (î/231) 71-Namaz kılmak için mescide doğru yürümenin fazileti babı. İbni Hib-ban (31248) Mescidden çıkanın kovulmuş Şeytandan Allah'a sığınması babı.
[402] Ebu Davud (1/127) Kitabu's-Salat, Kişinin mescide girişinde ne söyleyeceğine dair bir bab. Nevevi; "Hasen bir hadistir," demiştir. Ebu Davud da ceyyid bir isnadla rivayet etmiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7393-396
[403] Buhari (1118) 79- Kitabu'l-İsti'zan, 2-Allah Teala'ntn; "Ey iman edenler, eviniz dışındaki evlere..." âyeti babı. Müslim (3/1675) 37-Kitabu'Uİlbas ve'z-Zine, 32-Yollarda oturmanın yasaklanışı babı. Ebu Davud (4/256) Kitabu'l-Edep, Yollarda otumak babı.
[404] Tirmizi (5/461) 49-Kiîabu'd-Dua, 8-Allah'ı zikretmeden oturan topluluk hakkında bir bab. Sahih bir hadistir.
[405] Ebu Davud (4/264) Kişinin oturduğu yerden Allah'ı zikretmeden kalkması mekruh oluşu babı. Hasen bir hadistir.
[406] Ebu Davud (41264) Sahih bir hadistir.
[407] Ahmed bin Hanbel (2/463) Mecmau'z-Zevaid (10/79) Heysemi; "Hadisi, Tirmiii özetle zikretmiştir. Ayrıca Ahmed de rivayet etmiştir. Kavileri, Buharİ'nin ravi-leridir," demiştir.
[408] Mecmau'z-Zevaid (10/79,80) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. Kavileri tevsik olunmuştur," demiştir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/397
[409] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/399-404
[410] Ahmed bin Hanbel (21224) Mecmau'z-Zevaid (10/80) Heysemi; "Hadisi Ahmed rivayet etmiştir. Kavileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir
[411] . Tirmizi (51494) 49-Kitabu'd-Deavat, 39-Oturduğu yerden kalktığında ne söyler babı. İsnadı hasendir. Tirmizi hasen olduğunu belirtmiştir. İbni Hibban da Sahih'inde rivayet etmiştir.
[412] Ebu Davud (4/264) 265-Kitabu'l-Edeb, Meclisin keffaretine dair bir bab. Hasen hadistir. Hadisi, İbni Hibban da Sahih'inde rivayet etmiştir
[413] Nesai (3171,72) 13-Kitabus-Sehv, 87-Selam'dan sonraki zikrin bir başka çeşiai İsnadı hasendir
[414] Taberani, Kebir (41287) Ravdu'd-Dânî (1/370£71) Mecmau'z-Zevaid (10/142).Heysemi; "Hadisi, Taberani her üç kitabında da rivayet etmiştir. Kavileri sikadır," demiştir
[415] Taberani, Kebir (2/139) Mecmau'z-Zevaid, (10/142) Heysemi; "Hepsini Taberani
rivayet etmiştir. İlk rivayetin ravileri, Buhari'nin ravileridir," demiştir
[416] -Ebu Davud (2/85) Kitabu's-Saiat, İstiğfar hakkında bir bab. Tirmizi (51494,495 f,' 49-Kitabu'â Deavat, 39-Meclisten kalktığında ne söyler babı. Tirmizi; "Hasen saf, hih garip bir hadistir," demiştir. Hadisi, Nesai ve İbni Mace de rivayet etmiştir1} Tahricu's-Sünen'de böyle geçmektedir." Bkz: (2/151)
[417] Tirmizi (5/528) 49-Kitabu'd-Deavat, 80-Bir bab. Tirmizi, hadisin hasen olduğu kanaatindedir. Hakim de rivayet ederek sahih olduğunu belirtmiş, Zehebİ de ona mm ftafakat etmiştir.
[418]-Hakim (4/272) Hâkim; "Buharİ ve Müslim ayağa kalkmakla ilgili hadisi ittifakla rivayet etmişler ancak elbiseye dokunmakla ilgili olanı kaydetmemişlerdir. Hadisin isnadı sahihtir," demiştir. Zehebi de ona katılmıştır.
[419] Buhari (11/144) 80-Kitabu'd-Deavat, 27-Hüzünlendiğinde yapılacak dua babı. Müslim (4/2092,2093) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 21'Hüzünlendiğinde yapılacak dua babı. Tirmizi (5/495) 49 Kitabu'd-Deavat, 40-Hüzünlendiğinde ne söyleyeceğine dair gelenler babı.
[420] Ebu Davud (2193) Kitabu's-Salat, Allah'a sığınma hakkında bir bab.
[421] Tirmizi (5/539) 49-Kitabu'd-Deavat, 92-Bir bab. Hadis, şahidleriyle hasendir.
[422] Ebu Davud (2/87) Kitabu's-Salat, İstiğfar hakkında bir bab. Hadis, sahideîeriyŞ hasendir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/405-407
[423] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/407
[424] Ahmed bin Hanbel (1/391,425) İbni Hibban hadisin sahih olduğunu ifade etmiştir. Mecmau'z-Zevaid (10/136) Heysemi; "Hadisi, Ahmed, Ebu Ya'lâ ve Bezzar rivayet etmiştir. Ancak o, 'hemmi' yerine 'gammi' kelimesini rivayet etmiştir. Hadisi Taberani de almıştır. Ahmed'le Ebu Ya'lâ'nın raviîeri, Ebu Seleme dışında Buha-ri'nin ravileridir. Ancak İbni Hibban Ebu Seleme'nin sika olduğunu belirtmiştir," demiştir.
[425] Ahmed bin Hanbel (5/42) Ebu Davud (4/324) Kitabu'l-Edeb, 110-Sabaha eriştiğinde ne söyler babı. İbni Hibban (2/158) Hüzünlenmişin dualarının özelliğini zikir, Mecmau'z-Zevaid (10/137) Heysemi; "Hadisi Taberani rivayet etmiştir. İsnadı hasendir," demiştir.
[426] Razzin Müsned'inde rivayet etmiştir.
[427] Tirmizi (5/495,496) 49-Kitabu'd-Deavat, 40-Hüzünlenince ne söyleyeceğine dair
gelenler babı. Senedinde İbrahim bin Fadl Muhzumi vardır. Metruktür
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/408-409
[428] Mecmau'z-Zevaid (8/46) Heysemi; "Hadisi, Evsafta Taberani rivayet etmiştir. Senedinde Rüşdeyn bin Sad vardır. Zayıf bir ravidir. Hz. Peygamber (as)'den sadece bu isnadla hadis rivayet etmiştir," demiştir.
[429] -Mecmau'z-Zevaid (10/140) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir. Ravileri sikadır," demiştir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/411
[430] Mecmau'z-Zevaid (11205) Heysemi, "Hadisi. Taberani Evsat'takini isnadla rivayet etmiştir. Birisinde Said bin Meslem Emevi vardır. Buharı ve daha başkaları saymışlardır. îbni Hibban ve İbni Adiy ise tevsik etmişlerdir. Geri kalan ravileri tevsik olunmuştur. Bu hadisi, Tirmizi ve İbni Mace, Hz. Ali (ra)'den yakın ifadelerle rivayet etmişlerdir. Alimleri hadisin sahih olduğu tesbit etmişlerdir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/412
[431] Buhari (11242) 4-Kitabu'l-Vudu, 9-Tuvalete girişte ne demiş babı. Müslim (11283) 3-Kitabu'l-Hayd, 32-Tuvalete girilmek istendiğinde ne söylenir babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/412-413
[432] Ebu Davud (1/8) Kitabu't-Tahare, 17-Tuvaletten çıktığında ne söylenir babı. Tirmizi (1/12) Ebvabu't-Tahare, 5-Tuvaletten çıktığında ne söylenir babı. Aynı zamanda hasen olduğunu da belirtmiştir. İbni Mace (1/110) 1-Kitabu't-Tahare ve Sünenihâ, 10-Tuvaletten çıktığında ne söylenir babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/413
[433] Neseai ve Amelü'l-yevm ve'l-leyle'de ibni Sünni. Beni bağışlamanı dilerim: Bu duanın Özelliği konusunda iki görüş ileri sürülmüştür: 1) Allah'ın yedirip içirip hazmettirip sonra da vücuda yaramaz şeyleri kolayca def ettirmesi nimetine karşı şükürde kusur göstermeye tevbe etmek. 2) Tuvalette bulunduğu sürece Allah Teala'yı zikr edemeyişine tevbe etmek. Çünkü Hz. Peygamber (as) ihtiyaç giderme hali dışında Allah'ın zikrinden bir an bile geri kalmıyordu. Sanki bunu bir kusur görerek tevbe etmiş gibiydi. İbnü'l-Esir'in yorumu böyledir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/413-414
[434]Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/ 415-416
[435] Müslim (1/529
[436] Müslim (1/529)
[437] Müslim (11529)
[438] Yedisi Tabuttadır rivayeti, Buhari'nin daha Önce geçen rivayetidir
[439] Buhari (11/116) 80-Kitabu'd-Deavat, 10-Geceleyin uyandığında dua etme babı. Müslim (1/526) 6-Kitabu Salati'l-Müsafirin ve Kasriha, 26-Gece dua ve namazında dua etme babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/415-416
[440] İmam Beğavi (6/45)
[441] Hafız İbni Hacer, Fethu'l Bari (11/118)
[442] Zümer Suresi; 22
[443] En'am Suresi; 122
[444] Hafız İbni Hacer, Fethu'l Bari (11/117)
[445] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/416-418
[446] 284-Neseai ve Amelü'l-yevm ve'l-leyle'de Ibni Sünni rivayet etmiştir.
[447] Ebu Davud (4112) Kitabu't-Tıb, 19-Rukye nasıldır babı. Tirmizi(5/541,542) Kita-bu'd-Deavat, 94-Bir bab. Tirmizi; "Hasen bir hadistir," değerlendirmesinde bulunmuştur. Hadisi Ebu Davud da rivayet etmiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/418
[448] Anmea bin Hanbel (4,415) Ebu Davud (2/89) Kitabu's-Salat, Bir h tuğunda ne söyler babı. Hakim, Ibni Hibban ve Nevevi hadisi sahih kabul lerdir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/418-419
[449] Fussüet Suresi: 36
[450] Isra Suresi: 45
[451] Müslim (11385) 5-Kitabu'l-Mesacid ve Mevadı'u's-Salat, 8-Namaz kılarken Şey-tan'a lanet okumanın cevazı babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/419-420
[452] Müslim (412052) 46-Kitabu'l~Kader, 8-Kuvvetli olmayı ve acizliği bırakmayı emretme babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/420-421
[453] Ebu Davud (3/313) Kitabu'l-Akdıye, Haklı olduğuna yemin eden kimse babı. Hafız, hadisin sahih olduğunu tesbit etmiştir.
[454] Ahmed bin Hanbel (3/3) Mecmau'z-Zevaid (10/136) Hey semi; "Hadisi, Ahmcd ve Bezzar rivayet etmiştir. Bezzar'ın isnadı muttasıl, ravileri sikadır. Ahmed'in riva-leri de öyledir. Ancak Müsned'in iki nüshasında Rabih bin Ebu Said-Babası senedi varken, Bezzar da O-babası-dedesi senedi söz konusudur," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/421
[455] Ibni Hibban, İbni Sünni. Hafız hadisin sahih olduğunu söylemiştir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/422
[456] Tirmizi (5/560) 49-Kitabu'd-Deavat, UJ-Bir bab, Hasen bir hadistir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/422-423
[457] -Ravdu'd-Danî ile'l-Mu'cemi's-sağîr (1/336,337) Mecmau'z-Zevaid (10/186) Hey-semi; "Hadisi, Sağîr'da Taberani rivayet etmiştir. Raviieri sikadır," demiştir.
[458] Bakara Suresi: 155,156,157
[459] -Hadisi, İbni Sünni rivayet etmiştir. Hafız ve başkaları hadisin diğer tarik ve şahitleri ile hasen olduğunu belirtmişlerdir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/424
[460] -Tirmizi (51504) 49-Kiîabu'd-Deavaî, 51-Hilali gördüğünde ne der babı. Tirmizi, adisin şahidîeriyle hasen olduğunu ifade etmiştir. Hafız da Tahricu'l-Eskar'da; Hasen bir hadistir. Ahmed ve İshak Müsnedlerinde rivayet etmişlerdir,"
Demiştir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/424
[461] Müslim (2/616) 9-Kitahu Salati'l-İstiska, 3-Rüzgan bulutu gördüğünde Allah'a ığınma babı. Tirmizi (5/503) 49-Kitabu'd-Deavat, 49-Riizgar estiğinde ne söyler babı.
[462] -Ebu Davud (4/326) Kitabu'l-Edeb, Rüzgar estiğinde ne söyler babı. İsnadı sahihtir
[463] Ebu Davud (4/326) Kitabu'l-Edeb, Rüzgar estiğinde ne söyler babı. İsnadı hasen-
dir. Hafız; "Hasen sahih bir hadistir" demiştir.
[464] Tirmizi (5/503) Hadisin şahidleri vardır. Bunun için Tirmizi "Hasen sahih bir halistir," şeklinde yorumlamıştır.
[465] Tabemni, Kebir (7/33) Mecmau'z-Zevaid (101135) Heysemi; "Hadisi Kebir ve Evsafta Taberani rivayet etmiştir. Muğire bir Abdurrahman dışındaki ravileri, Buha-ri'nin ravileridir. Muğire de sikadır," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/424-426
[466] Buhari (10/608) 78-Kitabu'l-Edeb, 126-Hapsırdığında nasıl rahmet okunur babı. Ebu Davud (4/307) 308-Kitabu'l-Edeb, Hapşırana rahmet okuma hususunda gelenler babı.
[467] Muvatta (2/965) 54-Kitabu'l-îsü'zan, 2-Hapşmnca rahmet okumak babı. İsnadi sahihtir.
[468] Ebu Davud (4/307) Kitabu'l-Edeb, Hapşırana rahmet okumağa dair gelenler babı. Ha-sen bir hadistir.
[469] -Tirmizi (5/82) 44-Kitahtı'l-Fdob, 3-Hapşırana nasıl rahmet okunacağına dair gelenler babı.
[470] -Tirmizi (5181) 44-Kitabu'l-Edeb, 2-Hapsıran hapşırınca ne der babı. Şahidleriyle hasen bir hadistir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/426-428
[471] Ahmed bin Hanbel (61171,182,183,205,208,258) Tirmizi (5/534) 49-Kitabu'd-Deavat, 85-Bir hah. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir. İbni Mace (2/1265) 34-Kitabu'd-Dua, 4-Bir çok şeyi toparlayıcı dualar babı. Nevevi, Eskar'da hadisin sahih olduğunu söylemiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/428-429
[473] Tirmİzi (5/563, 564, 565) 49- Kitabu'd-Deavat, 115-Kur'an ezberleme duası hakkında bir bab. Tirmizi; "Hasen garip bir hadistir. Bu hadisi sadece Velid bin Müslim'in rivayeti olarak biliyoruz," demiştir. Hadisi, Hakim de rivayet etmiştir. Münzeri ise; "Hadisin isnadlarının tarîki ceyyiddir. Metni çok gariptir," demiştir. Zehebi de Telhisu-l Müstedrek (H317)'de şöyle söylemektedir; "Bu hadis, münker c-t-7 bir hadistir. Mevzu olmasından korkuyorum. Vallahi senedinin ceyyid oluş beni hayrete düşürdü." Yine Zehebi hadisi Mizan'da zikrettikten sonra Süleyman bin Abdurrahman Dımaşkî'nin biyografisini verirken; "Senedinin nezafetine rağmen çok münker bir hadistir. İçim ısınmadı. Yine de en doğrusunun Allah bilir. Belki de Süleyman içine karıştırılmış ve hadise bir şeyler katmış olabilir. Nitekim Ebu Hatim de; "Bir kimse Süleyman adına bir hadis uydursa anlaşılmaz," demiştir," der.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/429-432
[474] Neseai (6/128) 26-Kitabu'r-Nikah, 73-Evlenen bir adama nasıl dua edilir babı. Rasulullah (as) o sözü cahiliye adeti olduğu için yasaklamıştır.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/432-433
[475] Buhari (9/221) 67-Kitabu'n-Nikah, 56-Evlenene nasıl dua edilir babı. Müslim (2/1042) 16~Kitabu'n-Nikah, 13-Mihir ve Kur'an öğretme ile demir bir yüzüğün mihir sayılmasının cevazı babı. Yine Buhari'de Hz. Peygamber (as) kendisine evlendiğini haber veren Cebir'e; "Allah hakkında mübarek kılsın," buyurduğu geçmektedir.
[476] Ebu Davud (2/241) Kitabu'n-Nikah, 36-Evlenene ne denilir babı. Tirmizi (3/400) 9-Kitabu'n-nikah, 7-Evlenene ne denileceğine dair gelenler babı. "Hasen sahih bir hadistir," demiştir.
[477] Buhari (9/228) 67~Kitabu'n-Nikah, 66-Kişi eşine yaklaştığında ne der babı. Müslim (211058) 16-Kitabu'n-Nikah, 18-İlişki anında söylenmesi müstehap olan şeyler babı. Ebu Davud (2/249) Kitabu'n-Nikah, Babunfi camİ'i'n-nikah, Tirmizi (3/401) 9-Kitabu'n-Nikah, 8-Eşine duhul ettiğinde ne der babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/433-434
[478] Buharı (6/350) 59-Kiîabu bed'i'l-halk, 15-Müslümamn en hayırlı malının dağlarda, güttüğü koyun sürüsü olduğu babı. Ebu Davud (4/327) Kitabu'l-Edeb, 155-Horoz ve bazı hayvanlar hakkında gelenler babı. Tirmizi (5/508) 49-Kiîabu'd-Deavat, 57-Eşek anırmasını duyduğunde ne söyler babı.
[479]-Ebu Davud (4/327) Kitabu'l, Edeb, 115-Horoz ve bazı hayvanlar hakkında gelenler babı. Değişik tarîklanyla sahih bir hadistir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/434
[480] İbni Mace (2/858) 12-Kitabu'l Ticaret, 47-Babı şerail ragiyg. İsnadı hasendir
[481] Ebu Ya'lâ (1.1/490) Mecmau'z-Zevaid (10/141) Heysemi; "Hadisi, Ebu Ya'lâ vayet etmiştir. Senedinde Hibban bin Ali vardır. Zayıflığına rağmen tevsik olun muştur. Diğer ravileri, Buhari'nin ravileridir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/435
[482] Müslim, Kitabu'l İman, 60-İmanda vususu beyan etme babı
[483] Müslim (1/119 ve devamı)
[484] Buhari (6/336) 59-Kitabu hed'i'l-Halk, 11-İblis'le ordusunun özelliği babı. Müslim (1/120) 1-Kitabu'l İmam, 60-Iman hususundaki vesvesenin açıklanması babı.
[485] Müslim (1/1728,1729) 39-Kitabu's-Selâm, 25-Namazda Seylan'dan Allah'a sığınma babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/435-436
[486] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/437
[487] Tirmizi (51492) 49-Kitabu'd-Deavat, 37-Kul hastalandığında ne der babı. Tirmizi; "Hasen garip bir hadistir," der. İbni Hibban (2/106,107) Müslüman kimsenin söylediğinde Rabbi (cc)'nin tasdik ettiği cümlelerin zikri.
[488] Tirmizi(51561) 49-Kitabu'd-Deavat, 112-Hastanın duası babı. Şahidleriyle hasen
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/437-439
[489] Nisa Suresi: 1
[490] Al-i İmran Suresi: 102
[491] Ahzab Suresi: 70-71
[492] Ebu Davud, aynı yer
[493] Tirmizi (3/413) 9-Kitabu'n-Nikah, 17-Nikah Hutbesi hakkında gelenler babı. Değişik tarîklarıyla sahih bir hadistir.
[494] Neseai (6/89) 26-Kitabu'n-Nikah, 39-Nikah akdedilirken neyin söylenmesi haptır.
[495] EbuDavud (21239) Kitabu'n-Nikah, 32-Nikah hutbesi hakkında bir bab.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/439-441
[496] -Müslim (2/633) 11- Kitabu'l-Cenaiz, 2-Felaket anında ne denir babı
[497] -Ebu Davud (3/191) Kitabu'l-Cenaiz, İstirca hakkında bir bab.
[498] -Tirmizi (31341) 8-Kitabu'l-Cenaiz, 36-Ecri Allah'tan beklenen felaketin fazileti babı. Tirmizi; "Hasen bir hadistir," demiştir. İbni Hibban sahih, Hafız ise hasen kabul etmiştir.
[499] Buhari (111241,242) 81-Kitabu'r-Rikak, 6-Allah rızası için yapılan amel babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/441-443
[500] Ebu Davud (21306) Kitabu's-Savm, 22-İftar anında söylenecekler babı. Ayrıca N seai, Amelü'l-yevm ve'l-leyle'de rivayet etmiştir. Hasen bir hadistir. Hafız ve daha başkaları hasen saymıştır.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/443
[501] -Ebu Davud (3/367) Kitabu'l-Etıme, Yanında yemek yediği yemek sahihine dua etmek hakkında gelenler babı. Hadis değişik tarîk ve şahidleriyle hasendir. İbni İllal'ın naklettiğine göre Hafız; "Zeytinyağı şeklinde geçen şeyin zeyt değil zebib kurutulmuş üzüm anlamına gelen kalemindeki yanlışlıktan kaynaklandığını sanıyorum," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/443-444
[502] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/444
[503]-Buhari (6/135) 56-Kitabu'l-Cihad, 131-Yüksek sesle tekbir getirmenin mekruh oluşu babı. Müslim (4/2076-2077) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 13-Alçak sesle zikretmenin müstehap oluşu babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/444-445
[504] Muvatta (21978) 54-Kitabu'l-İstizan, 13- Yolculukta söylenmesi emredilen şeyler babı. Müslim (4/2081) 48~Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 16-Kötü kaderden, günahkarlığa düşmekten... vb. Allah'a sığınma babı. Tirmizi (5/496) 49-Kitabu'd-Deavat, 41 -Bir yerde konakladığında söyleneceklerine dair gelenler babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/445
[505] Müslim (2/980) 15-Kitabu'UHacc, 76-Hac v.d. yolculuklardan döndüğünde ne, söyler babı,
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/446
[506] Buhari (9/521) 70-Kitabu'l-Et'ıme, 2-Yerken besmele çekmek babı. Müslim (3/1599) 36-Kiiabu'l-Esribe, 13-Yeme içme kamı
[506] -Ebu Davud (3/347) Yemek yerken besmele çekmek babı. Tirmizi (4/288) 26- adabı ve ahkamı
[507] -Ebu Davud (3/347) Yemek yerken besmele çekmek babı. Tirmizi (4/288) 26- Kitabu'l-Et'ıme, 47-Besmele çekmek hakkında gelenler babı. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/446
[508] Ebu Davud (4/328) Kitabu'l-Edeb, Yeni doğan bir çocuğun kulağına ezan okumak babı. Tirmizi (4/97) 20-Kitabu'l-Adahi, 17-Yeni doğan çocuğun kulağına ezan okumak babı. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir
[509] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/447
[510] Buharİ (91587) 70-Kitabu'l-Et'ıme, 1-Akika kurbanı kesmemiş kişinin yeni doğan çocuğuna ertesi gün isim verilmesi babı. Müslim (3/1691) 38-Kitabu'l-Adâb, 5- Yeni doğan çocuğun damağına tatlı birşey sürülmesi babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/446-447
[511] Tirmizi (51494) 49-Kitabu'd-Deavat, 39-Meclisten kalktığında ne söyler babı. Tir-mizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/448
[512] Ebu Davud (4/248) Kitahu'l-Edeb, Kızgınlığını yenen kimse babı. Tirmizi (4/606) 38-Kitabu Sıfeti'l-Kıyame, 48-Bir bab. Tirmizi; "Hasen garip bir hadistir," demiştir. Daha başkaları da hasen olduğu görüşündedirler.
[513] Buhari (10/518) 78-Kitabu'l-Edeb, 76-Sinirlenmekten kaçınma babı. Müslim
(412015) 45-Kitabu'l-Birri ve's-Sıleti ve'l-Âdâb, 30-Kızgınlık sırasında kendine hakim olan kimsenin fazileti babı.
[514] Ahmed bin Hanbel (4/226) Ebu Davud (4/249) Kitabu'l-Edeb, kızgınlık anında ne söylenir babı.
[515] Tirmizi (5/493) 49-Kitabu'd-Deavat, 38-Bir hastalığa tutulmuş olanı gördüğünde ne der babı. Tirmizi; "Hasen bir hadistir" demi§tir. Başka muhaddisler de hasen olduğu kanaatindedir.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/448-449
[516] Buhari (8115,16) 64-Kitabu'l-Meğazi, 48-Hz. Peygamber babı. Müslim (3/1408) 32-Kitabu'l-Cihad, ve's-Siyer, 32-Kabe'nin etrafından putların yok edilmesi babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/450
[517] Ahmed bin Hanbel (5/59) Ebu Davud (41296) Kitabu'l-Edeb, Bir bab. Hakini
(41292) hadisin sahih olduğunu belirtmiştir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/451
[518] Müslim, aynı yer.
[519] Tirmizi (5/5Q6) 49-Kitabu'd-Deavat, 54-Turfanda meyveyi gördüğünde ne söyler babı.
[520] Müslim (2/1000) 15-Kitabul, Hac, 85-Medine'nin fazileti babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/451-452
[521] Buhari (9/231) 67-Kitabu'n-Nikah, 68-Bir koyunla bile olsa düğün yemeği verme babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/452
[522] Mecmau'z-Zevaid (5/108) Heysemi; "Hadisi, Taberani rivayet etmiştir. İsnadında Ümeyye bin Hind vardır. Mestur bir ravidir. Ancak hiç kimse zayıf saymamıştır. Geri kalan ravİleri Buhari'nin ravileridir," demiştir
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/453
[523] İbni Mace (2/1250) 33-Kitabu'l-Edeb, 55-Hamdedenlerin fazileti babı. îbni Sünni de rivayet etmiştir. Hadis sahihtir. Hakim; "Sahihu'l isnad bir hadistir," demiştir. Daha başkaları da hadisi sahih saymışlardır.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/453
[524] Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/453-454
[525] Buhari (6/161) 56-Kitab'l-Cihad, 162-At üstünde duramayan kimse babı. Müslim (411925) 44-Kitabu Fadaili's-Sahabe 29, Cerir bin Abdullah'ın fazileti babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/454
[526] Buhari (1/390) 5-Kitabu'l-Gusl, 23-Cünübün boğulması ve Müslümanın necis olmayacağı babı. Bu hadis o hadisin bir bölümüdür. (285) Müslim (11282) 3-Kita-hu'l Hayd, 29-Müslümanın necis olmayacağının delili babı.
[527] Buhari (11414) 6-Kütübü'l-Hayd 13-Hayızdan temizlendiğinde kadının koku sürünmesi. Müslim (1/260,261) 3-Kitabu'l-Hayd 13-Hayız sonrası gusleden kadının kan yerini bir tutam miskle temizlemesinin müstehap olusu babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/454-455
[528] Buhari (11/536) 83-Kitabu'l-Eyman ve'n-Nüzûr, 5-Lat'a, Uzza'ya ve tağutlara yemin edilemeyeceği babı. Müslim (3/1267,1268) 27-Kitabu'l-Eyman, 2-Lat ve Uzza'ya yemin edip 'La İlahe Ulah,' diyen kimse babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/455-456
[529] Tirmizi (4/380) 28-Kitabu'l-Birri ve's-Sıle, 87-Verilmeyene karşı tok gözlü olan kimse hakkında gelenler babı. Tirmizi; "Hasen sahih bir hadistir," demiştir. İbni Hibban ve başkaları da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.
[530]Ebu Davud (2/128) Kitabu'z-Zekat, 38-Allah için isteyene verilmesi babı. Hadis sahihtir. Nevevi ve daha başka muhaddisler sahih görmüşlerdir. Neseai (5/82) 23-Kitabu'z-Zekat, 72-Allah Azze ve Cette için isteyen kimse babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/456-457
[531] Bakara Suresi: 186
[532] Mü'min Suresi: 60
[533] Buhari (11/140) 80-Kitabu'd-Deavat, 22-Acele etmedikçe kulun duasının kabul o-lunacağı babı. Müslim (4/2095) 48-Kitabu'z-Zikr ve'd-Dua, 25-Acele etmedikçe dua edenin duasının kabul olunacağının açıklanması babı.
Saıd Hava, El EsasFi’s Sunne (hadislerle Ibadet ansiklopedisi), Hikmet Nesriyat Yayinlari: 7/457
İslami Okul Okulların En Önemlisi