Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

ÎSLÂM HUKUKUNDA İŞÇİ VE İŞVEREN MÜNASEBETİ - Islamda Isci Isveren Munasebetleri - 6. Sayfa

6- KUR'AN VE HADİS'TE “İŞ” VE “ECR” KELİMELERİNİN KULLANILIŞI 2

GİRİŞ. 2

Kur'an-ı Kerim'de “Amel” Kelimesi 2

Kur'an-i Kerim'de “Ecr”. 3

İş Karşılığında Ücret: 4

Mükafaat (Sevab): 4

Mehir: 4

Ücretle Çalışmak: 4

Hadis-İ Şeriflerde “Amel” Ve “Ecr” Kelimeleri  Îş Karşılığı Ücret: 5

Sanat (Marangozluk): 5

Zekat Memuru. 5

Sermayeyi Çalıştırmak (Ticaret Ortaklığı): 5

Ziraat Ortaklığı: 5

İşçiyi Boğaz Tokluğuna Çalıştırmak: 5

Hakimlerin Ve Zekat Memurlarının Maaşı: 5

Müezzinin Ücret Almaması: 5

SONUÇ.. 6

MÜZAKERECİLERİN  GÖRÜŞLERİ 6

a- İbrahim Ural'ın Görüşü: 6

b- Osman Eskicioğlu'nnn Görüşü: 6

c- Yunus Vehbi Yavuz'un Görüşü: 6

Teblîğ Sahibinin Görüşlere Cevabı: 7


6- KUR'AN VE HADİS'TE “İŞ” VE “ECR” KELİMELERİNİN KULLANILIŞI

 

GİRİŞ

“İslâm'da Emek-İşçi, İşveren Münasebetleri” gibi bir konuyu, iktisadi faaliyetlerin yoğun olduğu, beşeri münasebetlerin daha çok menfaata dayalı olduğu ve katı kurallarla düzenlendiği günümüz sanayi toplumla­rını gözönünde tutarak incelemek ve faydalı bazı neti­celere ulaşmak için önce esaslı bir terim çalışması ya­pılmalıdır. Daha sonra bu çalışmanın ışığı altında me­sele, ait olduğu siyasi-içtimai düzenin bir cüz'ü olarak tahlile tabi tutulmalı, teklif ve modeller ortaya atılarak münakaşası yapılmalıdır.

“Terim Çalışmasından kasdımız, Kur'an-ı Kerim ve Sünnet'te konu ile ilgili olarak geçen terimlerin, bu iki kaynağa en yakın eserlerdeki açıklamalar ve örnek­ler de göz önünde tutularak yorumlanması ve bazı tas­nifler yapılmasıdır. Kanaatımca böyle bir çalışmayla daha müşahhas ve gerçeğe yakın sonuçlar elde edile­cektir. Usul-i tefsir ve usul-i hadis bilgisinden başka, bu çalışma, lügat bilgisine vukufu yani kelimenin yapı özelliklerini, değişik manada kullanılma hususiyetini bilmeyi de gerektirir. Bunun için terimlerin bir fihris­ti yapılıp, içinde geçtiği ayet ve hadisin bütünlüğüne göre vurgulanan ilk manası, çeşitli yönlerden yapılmış tefsirler ışığında araştırılmalı; o zaman ve şimdiki top­lumun yapısı göz önünde tutularak usulüne uygun şe­kilde yapılabilecek en iyi tefsiri yapılmalıdır.

Böyle bir çalışmanın uzun,   belki de kollektif bir mesaiyi gerektireceği şüphesizdir. Fakat binanın temel taşları mesabesindeki, terimlerle ilgili bu çalışmayı yapmadan kanaatımca doğru ve gerçekçi neticelere varamayız. Başka bir ifadeyle binayı yükseltemeyiz, ya da yıkılmaya mahkûm bir tarzda yükseltiriz.

Bu çalışmalar şimdiye kadar yapılmamış da değil­dir. Tefsirler ve umumi mahiyetteki ansiklopedik lügat­lerden başka sırf terimleri içine alan lügatler de yazıl­mıştır. Mesela Nesefi (v. 537/1142) nin “Tılbetü't-talebe fi'1-ıstılahat el-fıkhiyye” si, Ragıb el-İsfahani’nin (v. 502/1108) “el-Müfredat”ı ve Ebu'1-Beka (1093/1682)nın “Külliyattı bunlardandır.

Biz burada “îş” ve “Ücret” kavramlarının Kur'an-ı Kerim ve Sünnetteki kullanılışını göstermek maksadıy­la, deneme mahiyetinde “Amel” ve “Ecr” terimlerini inceleyeceğiz. Önce (Amel) kelimesinin Kur'an-ı Ke­rim ve Sünnetteki umumi ve hususi manadaki kullanı­lışlarını örneklerle göstereceğiz ve bugün işçi karşılı­ğı olarak kullanılan “Âmil” kelimesinin Kur'an ve Sün­nette ne manaya geldiğine işaret edeceğiz. Aynı usulü (Ecr) kelimesi için de tatbik ederek; genel mana­sıyla “iş” ve “çalışma”nın kaynaklarımızda (Amel) ke­limesiyle ifade edildiğini yine genel manada “ücret” ve “mükâfaatın da (Ecr) kelimesiyle karşılandığını gö­receğiz.[1]

 

Kur'an-ı Kerim'de “Amel” Kelimesi

 

I. “Amel” kelimesi “iş” ve “Sanat” manasınadır. “Fiil” den daha hususi bir manada; ister fikri is­ter bedeni, ister iyi isterse kötü olsun canlılardan kasıt­lı olarak sadır olan işlerdir. [2]

Kur'an-ı Kerim'de bu kelime umumi manada iş, hareket, davranış manasında kullanılmaktadır. “İyi iş” (amel-i salih) işleyenlerin mükâfatı, “kötü iş” (amel-i su') işleyenlerin de cezası belirtilir. Lügat manasıyla birlikte, “Amel” kelimesinin bu umumi manasına misal olmak üzere aşağıdaki ayet-i kerimeleri zikredebiliriz:

Umumi manada (hareket, davranış) :

1-“Erkekden veya kadından kim de “mü'min olarak güzel güzel işlerden (bir şey) yaparsa işte on­lar cennete girerler. Bir çekirdeğin   çukurcuğu kadar bile haksızlığa uğratılmazlar.” [3]

2- “Kim bir kötülük yaparsa onunla cezalanır ve o, kendisine Allah'dan başka ne bir yar, ne bir mededkar da bulamaz.” [4]

3- “O, kal'alardan, heykellerden, büyük havuzlar gibi çanaklardan, sabit  sabit kazanlardan ne dilerse kendisine yaparlarda. Ey Davud hanedanı, siz (Allah'a) şükr için çalışın. Kullarımdan (hakkıyla) şükreden azdır.” [5]

4- “Allah'ın yarattığı) mahsulden ve kendi elleri­nin yaptıklarından yemeleri için. Hâlâ şükretmeyecek­ler mi?” [6]

Şüphesiz ayeti kerimelerde geçen “iyi iş”, “kötü iş” ifadelerinin, konumuz olan iktisadi manada, “maddi bir kazanç elde etmek için yapılan çalışma” manasında bir çalışmaya şamil olmadığını söyleyemeyiz. Ancak ayeti kerimelerin siyak-sibakını bir de Cenab-ı Hak'kın bizi yaratmadaki ve hükümlerindeki esas maksadı göz önün­de tutarsak bu ayetlerin “kulluk” manasına matuf tergib (teşvik) ve terhib (korkutma) edici, öğüt verici ahlâki-ictimai prensipler olduğunu söyleyebiliriz. Başka bir ifadeyle Kur'an-ı Kerim'de 350 civarında değişik müştaklarıyla geçen bu kelime, sistemin temel Öğele­rini bize tekrar tekrar hatırlatıyor: İman, amel-i salih; İslâm toplumu iman ve amem salih toplumudur. Asıl hedef, gaye Kur'an'ın bize tarif ettiği İslâm Toplumunu kurmaktır. Böyle bir toplum teşekkül edince, işçi-işveren münasebetleri gibi daha bir nice mesele kendi­liğinden halledilmiş olacaktır. Bununla beraber günü­müzde İslâm'ın emek, işçi-işveren münasebetleri konu­sundaki prensiplerinin araştırılması, bunların yorum­lanıp yeni neticelere varılması da bir zarurettir.

“Amel” kelimesinin Kur'an-ı Kerim'deki kullanılışiyla alâkalı olarak yaptığımız bu girişten sonra  bu kelimenin “emek ve güç harcamak”, “el emeğiyle çalı­şarak bir eser ortaya koymak” manalarında kullanıldı­ğı ayeti kerimelerin meallerini verelim :

5-“Süleyman'a da rüzgârı (müsahhar kıldık)ki sabahı bir ay(lık yol), akşamı bir ay (lık yol)du. Eri­miş bakır madenini ona sel gibi akıttık. Önünde, Rabbinin izniyle, iş gören bazı cinler de vardı.İçlerinden kim bizim emrimizden ayrılıp saparsa ona çılgın azabdan tattırırdık.” [7]

6- “Şeytanlardan onun için denize dalacak ve bun­dan başka iş (ler) görecek olan kimseleri de (teshir et­tik). Biz onların nigehbanı idik.” [8]

Bu ayetin tefsirinde:

Şeytanların Süleyman aleyhisselam'a denizden cevherler çıkarmak için suya daldık­ları ve şehirler kurmak, saraylar yapmak, garip sanat­lar ihtira etmek gibi başka işler yaptıkları bildirili­yor.

7-“Gemiye gelince:(o) denizde iş yapaa yok­sullarındı. Ben onu kusurlu yapmak istedim (ki) arka­larında her   (sağlam)   gemiyi zorla almakta olan bir hükümdar vardı.” [9]

(Ayrıca bak: 3. ve 4. ayet mealleri).

Bu ayeti kerimelerde geçen “Amel” ve müştakları “çalışarak bir eser ortaya koymak” manasında olmak­la beraber, aşağıda mealini vereceğimiz Tevbe 60 dan başkası ücret karşılığında bir işle görevlendirilmiş ma­nasında değildir.

8-“Sadakalar, Allah'dan bir farz olarak, ancak fakirlere,  miskinlere, (sadakaların)  üzerine memur olanlara, kalbleri (müslümanlığa) alışdırılmak istenen­lere, kölelere, esirlere,(borcundan fazla nisabı olma­yan) borçlulara, Allah yolunda (harcamaya) ve yol oğ­luna  (yani memleketinde   zengin bile olsa meşru bir maksadla seyr-ü sefer ederken muhtaç kalmış olan yol­culara) mahsustur. Allah hakkıyla bilendir, tam hüküm ve hikmet sahibidir.” [10]

Bu ayetteki (ve'1-âmilîne aleyha) “zekat memuru” manasınadır. Burada üzerinde durmamız gereken husus; (Âmil) kelimesinin asrı saadette “işçi” manasında değil “devlet memuru” manasında kullanılmış olmasıdır. Bu kelime değişik görevlere göre; “zekat memuru”, “öşür memuru”, “haraç memuru” ve “Vali” manalarına gelir. Ebu Yusuf bu kelimeyi “müslümanlarm işini gören” yani amme hizmeti yapan manasına alarak maaşlarının beytülmalden  verilmesi gerektiğini söylüyor :

“Müslümanların işini görmek üzere alakoyduğun herkese, müslümanların beytülmalinden ücret ver! Va­lilere ve Kadılara Zekat malından bir şey verme, yal­nızca zekat memuruna ver! Çünkü Allahü Teâlâ'nın “ve'1-âmilîne aleyha” buyurduğuna göre zekat memuru­na ücreti zekat malından verilir.”[11]

(Amel) kelimesi arapçada “başkasının işinde ça­lışmak, başkasına iş görmek” manasında kullanılır. Kendi işinde çalışmaya (İ'timâl) denir.[12]

(İsta'mel): Başkasını kendi işinde çalıştırmak istemek manasınadır. (İste'cer) kelimesiyle karşı­laştırırsak:

Bu kelime bir kimseyi çalışmak üzere ücretle tutmak istemek ve tutmak demektir. Kelimenin bünyesinde “ücret” manası mevcuttur. (İsta'mel) ke­limesinde ise mutlak olarak böyle bir ücret söz konusu değildir. Duruma göre mecburiyet de olabilir. Mesela devletin yetişmiş elemanı, ihtiyacı olan yerde, o kişi­nin arzusu hilafına da olsa çalıştırması “isti'mal” keli­mesinin manasını biraz açıklayabilir. Kanaatıma göre ilk devirlerde “zekat memuru”, “vali” v.b. olarak görev yapan kişiler devletin ihtiyaç duyduğu kalifiye eleman­lardı. Hadisi şerifleri incelerken göreceğimiz gibi bun­lara “rızık” adı altında maaşları da veriliyordu.[13]

Görülüyor ki İslâm nizamında devlet işi özel iş ayı­rımına yer verilmiş, devlet işinde çalışanlara genellik­le “Amil”, özel işte çalışanlara da “Ecir” denilmiştir. Bu işlerde çalışanlara verilecek ücretlerin miktarı ve kaynakları da farklı mütalaa edilmiştir. Bunlara tanı­nan sosyal haklar, tazminatlar ayrıca incelenmesi ge­reken konulardır. Biz çalışmamızı terimlere hasrettiği­miz için Kur'an-ı Kerim ve Hadis-i Şeriflerden bu keli­melerin kullanılışına misaller vermekle iktifa edece­ğiz.[14]

 

Kur'an-i Kerim'de “Ecr”

 

II. (Ecr), (çoğ. Ücûr): Bu kelime “işe verilen mükafaat, ücret” manasına gelmektedir. [15] (Ceza) kelimesi arapçada hem sevab (mükafaat) hem de ıkab (ceza, kötü sonuç) manasında kullanılmaktadır.[16] Yani (Ceza) kelimesi “karşılık” manasına gelen nötr bir kelimedir. Yapılan işin iyi ve kötü oluşuna göre müsbet veya menfi karşılık olur. Kur'an-ı Kerim'den bu­na pek çok misal vermek mümkündür:

Sevab manasında:

9 - “Sabrettiklerine mukabil onları cennetle, ipek­le mükafatlandırmıştır.” [17]

Ikab (kötü sonuç, ceza) manasında :

10- “Onun cezası yükünde (hırsızlık mal) bulunan kimsenin kendisidir. İşte o kimse (şahsan) bunun ce­zasıdır. Biz (memleketimizde)    zalimleri  (hırsızları) böyle cezalandırırız” dediler. [18]

“Ecr”, dünyevi olsun uhrevi olsun bir işe bir ame­le verilen sevab ve mükafaat manasına olarak daima müsbet manada kullanılmıştır. [19] Emek çekilerek yapılan bir işe karşılık olarak verilen maddi değere “Ücret” denmektedir. İslâm Hukukunda bir kimseyi bir iş için

Ücret karşılığında tutmaya “isti'car”, işçi olarak tu­tan kimseye “Müste'cir”, çalıştırılacak kimseye yani iş­çiye de “Ecir” denir. Fıkıhta, bugün kullanılan şekliyle isçiye “Ecir” denilmesinin, işçiye verilen değeri ifade eden manalı bir yönü olsa gerektir. Buna göre “Ecir”; ücretle, anlaşma yapılarak tutulan, bazı hak ve hürriyetleri olan işçi demek olur. Nitekim Isfahani şöyle di­yor: “Ecr” ve “Ücret” terimleri akid olan veya akid ye­rine geçen bir muamelede ve zarar için değil sadece “menfaat” için kullanılır.” [20]

Ünlü dilci İbni Faris (v. 395) (Ecr) kelimesinin hem iş ücreti hem de “kırılan kemiği düzeltmek” ma­nasına geldiğini söyleyerek bu iki mananm şöyle birleş­tirilebileceğini ifade ediyor: “İşçinin ücreti, sanki onun çalışmasından hasıl olan yorgunluğunu giderir, kırığı düzeltir.”[21]

“Ecr” kelimesi Kur'an-ı Kerim'de dünyevi-uhrevî mükafaat manalarında kullanılmıştır :

11-“... Dünyada ona mükafatını verdik.   Hakikat o, ahirette de her halde salih insanlardandır.”  [22]

12- “İman edib de  takvada devam edenlere has olan ahiret mükafaatı ise elbet daha hayırlıdır.” [23]

Ragıb el-Isfahani'nin, “dünyevi mükafat”a denildi­ğini kaydettiği [24] “Ücret” kelimesi Kur'an-ı Kerim'de geçmemekte Buhari'de ise sadece bir yerde, bab baş­lığında anılmaktadır: [25]

“Hamallık yapmak üzere işe giren sonra kazandığı­nı tasadduk eden kimse ve Hamalın Ücreti Babı”.

Simdi “Ecr” kelimesinin Kur'an-ı Kerim'de geçen değişik manalarına misaller verelim:[26]

 

İş Karşılığında Ücret:

 

13-“O ikiden biri:  'Babacığım dedi, onu ücretle (çoban) tut. Çünkü ücretle kullandıklarının en hayırlısı şüphesiz ki o kuvvetli, emin (adamdır).” [27]

14- “De ki: Ben bu (tebliğime) karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Ancak Rabbine (doğru)'bir yol tut­mayı dileyen adamlar  (istiyorum)” [28][29]

 

Mükafaat (Sevab):

 

15- “... Eğer inanır ve (günahlardan) sakınırsa­nız size de çok büyük mükafaat vardır.” [30][31]

 

Mehir:

 

16- “... O halde onlardan hangisiyle faidelendiyseniz ücretlerini takdir edildiği vech ile verin.” [32][33]

 

Ücretle Çalışmak:

 

17- “(O zat Musa'ya) dedi ki : Ben iki kızımdan birini -sen bana sekiz yıl ecirlik etmek üzere- sana nikahlamayı arzu ediyorum.”[34][35]

 

Hadis-İ Şeriflerde “Amel” Ve “Ecr” Kelimeleri  Îş Karşılığı Ücret:

 

1- “Ebu Mes'ud-i Ensari (R.A.)den şöyle rivayet edilmiştir: Ebu Mes'ud demiştir ki: (Sadaka ayeti na­zil olup da) Resûlullah (s.a.v) bize sadaka ile emret­tiği şuralarda (sadaka vermeğe kudreti olmıyan) her­hangi birimiz, çarşıya gider; ve arkasında (ücretle) yük çekerek iki avuç (hurma) kazanırdı. (Ve bu kazancından sadaka verirdi). Bugün İse bunlardan bazı­larının yüzbinler (le servet) i vardır.” [36]

Bu Hadis-i Şerifte asrı saadette yapılan iş çeşitle­rinden birisinin yük taşıyıcılığı (hamallık) olduğunu, bu­nu da insanların kazandıklarının bir kısmını sadaka vermek için yaptıklarını görüyoruz.[37]

 

Sanat (Marangozluk):

 

peygamberimize hutbe okuması için minber yapıl­ması.

2- “Minberin hangi ağaçtan yapıldığında ihtilaf eden bir takım kimseler, Sehl İbn-i Sa'd-i Saidi'ye ge­lip ona sordular. Dedi ki, vallahi ben neden yapıldığı­nı da bilirim, ilk kurulduğu günü de bilirim. Resûlullah (s.a.v) Ensar kadınlarından filan hatuna (bu hatunun ismini Sehl söylemiştir): Marangoz kölene söyle de be­nim için nasa hitab ettiğim zaman üzerine oturabilece­ğim tahtadan bir yer yapsın!” buyurdu. O da'“Gabe”nin ılgın ağaçlarından onu yaptı. Sonra Sallallahü Aley­hi ve Sellem'e haber verdi. O da ferman buyurdu şu­racığa kurdular, ilh...” [38]

El emeği, beden gücü (Helal kazanç):

3- “Hiç bir kimse kendi eli emeğini yemekten ha­yırlı asla bir lokma yememiştir. Allah'ın Peygamberi olan Davud aleyhi'sselam da kendi elinin emeğini yer­di.”[39]

 

Zekat Memuru

 

4- “Peygamber (s.a.v) bir zekat memuru tayin etti. Memur (Amil) işini bitirip gelince dedi ki: Ya Resûlallah “Bu sizin, bu da bana hediye edilen.” Peygam­ber (s.a.v) buyurdu ki: 

“Babanın ve annenin evinde otursaydın bu sana verilecek miydi?”[40]

 

Sermayeyi Çalıştırmak (Ticaret Ortaklığı):

 

5- “Malik bana Ala' b. Abdirrahman'dan o da ba­basından o da dedesinden şöyle rivayet etti:

“Osman b. Affan ona (Ala' b. Abdirrahman'in dedesine) serma­ye (Kırâd) olarak kazancı aralarında ortak olmak üzere çalıştıracağı bir mal verdi.”[41]

 

Ziraat Ortaklığı:

 

6- “Resulullah (s.a.v) Hayber arazisini, işleme­leri, ekmeleri için ve çıkan mahsulün yarısı kendilerine ait olmak üzere Hayberlilere bıraktı.”[42]

 

İşçiyi Boğaz Tokluğuna Çalıştırmak:

 

7- “Musa aleyhi'sselam iffetini muhafaza ve kar­nını doyurmak üzere nefsini sekiz, veya on sene icar etmiştir.”[43]

 

Hakimlerin Ve Zekat Memurlarının Maaşı:

 

8- “Kadı Şureyh, Kadılık vazifesi için ücret alır­dı. Aişe (r.a) buyurdu ki: Vasi yaptığı iş miktarınca yer (ücret alır,) Ebu Bekir ve Ömer (R.A.) da ücret almışlardır.”[44]

 

Müezzinin Ücret Almaması:

 

9- “Osman b. Ebi'l-As dan rivayet edilmiştir. Bu­yurdu ki: “Nebi (s.a.v) in bana tavsiye ettiği şeylerin; sonuncusu, okuduğu ezan için ücret alan Müezzin istih­dam etmememdir.”[45]

 

SONUÇ

 

Asrı saadette iş hayatına yön veren ölçüler neler­di? Çalışmamızdan çıkarılacak en önemli sonuç bence bu olmalıdır. Hamallıktan valiliğe kadar bizatihi işin kendisine bir değer atfetmeden ibadet aşkıyla yapılan bir çalışma ...Bu çalışmada gaye Allah ve Resulünün rızası bir de helal kazanç... Buhari'nin “Kişinin kazan­cı ve eliyle çalışması” babında naklettiği şu haber ne kadar manalı: Hz. Aişe (r.a) buyuruyor ki: “Ebu Bekir Sıddık (r.a) halife seçilince şöyle dedi: Kavmim biliyor ki benim kazancım ailemin geçimine yetiyordu. Şimdi ise nıüslümanlarm idaresiyle meşguliyetimden dolayı Ebu Bekir ailesi Beytülmalden yiyecek!” Kastalani bu Hadis'in şerhinde şu rivayeti de naklediyor: “Ebu Bekir (r.a) halife seçildiğinin ertesi günü, başın­da elbiselerle, ticaret için çarşıya çıktı. Ömer b. Hattab ve Ebu Ubeyde b. el-Cerrah (r.a) O'na rastladı­lar ve:

“Müslümanların idaresini üzerine aldın, bunu ne yapacaksın?” dediler. Buyurdu ki: “Aileme ne yedi­receğim.” Onlar: “Sana maaş bağlarız” dediler ve her gün yarım koyun maaş bağladılar. [46]

Rivayetlerden öğrendiğimize göre; o zamanlar zi­raatta, ticarette fevkalade bir canlılık vardı. Zekat me­murları Medine'ye yığın yığın mal taşıyorlardı. Hz. Ömer (r.a) zamanında Ebu Hüreyre (r.a)ın sadece Bahreyn'den 500.000 Dirhem zekat v.b. gelir getirdiği rivayet ediliyor.[47]

îş hayatındaki bu canlılığı İslâm Nizamının iman ve akide temeline bağlamak mecburiyetindeyiz: Daha çok tasadduk etmek için, Allah yolunda daha fazla har­camak için sahabe sırtiyla yük taşıyordu. Yukarda mealini verdiğimiz ilk Hadis-i Şerifte Ebu Mes'ud (r.a) buyuruyor ki: Resulullah (s.a.v) bize zekatı emredip onun büyük ecrini duyduğumuzda her birimiz çarşıya koşar, iki kişinin taşıdığı yükü taşır, tasadduk edecek bir kazanç elde etmek için ücret alırdı. Taşıma ücreti olarak bir Müdd[48] yiyecek düşerdi. Bugün ise bunlardan bazılarının yüzbinlerle serveti) vardır.[49]

Çalışmamızdan elde ettiğimiz diğer bir netice; İs­lâm'ın ilk devirlerindekî iş kolları, devlet hizmetleri hakkında bilgi sahibi olmamızdır. Ziraat, ticaret, sanat (marangozluk, dokumacılık vs.), hakimlik, memurluk vs. Bu iş kolları üzerinde detaylı araştırma yapmak suretiyle işçi hakları, işçi-işveren münasebetleri gibi meselelere açıklık getirilebilir.[50]

 

MÜZAKERECİLERİN  GÖRÜŞLERİ

 

a- İbrahim Ural'ın Görüşü:

 

1- (Sh. 322) İslâm literatürundeki ansiklopedik lü­gatlerden söz edilirken; Seyyid Şerifin: (Ta'rifat), Tehânevi'nin:     (Keşşafu  Istılâhati'l-Fünûn)  gibi mühim eserleri de zikredilmeliydi.

2- (Sh. 323) Bir toplum modelinin fiilen gerçekleş­mesiyle, konuların gerçekleşeceği ve mes'elelerin kendiliğinden çözümleneceği şeklindeki ifadeler tarihî ger­çeklere uymamaktadır. Çünkü, bir geçiş-intikal dönemi yaşanmadan ve mes'elelere hukukî-bürokratik alterna­tifler getirilmeden, herhangi bir sosyal mes'elenin ken­diliğinden çözülmesi söz konusu değildir.

3- Emek ve Endüstriyel iş hayatı bakımından önemli tabirler olan ve Kur'an ile Hadis'te de geçen; (Sun :           (Sanat) ve (Sına) gibi kelimeler de ele alınmalı, etimolojik izahları yapılma­lıydı.[51]

 

b- Osman Eskicioğlu'nnn Görüşü:

 

“İslâm'da Emek Mes'elesi ve Îşci-İşveren Münase­betleri” gibi bir mevzuun sadece terim çalışmaları ile açıklanmasının biraz kısır kalacağı görüşündeyim. Tek­lif prensip olarak kabul edilebilir; ancak yeterli değil­dir. Böyle bir konunun âyetler ve tefsirleri, hadisler ve şerhleri, tarihdeki uygulamalar, iktisad ilmi ve bugün­kü ortam nazarı itibare alınarak işlenmesinde fayda vardır.[52]

 

c- Yunus Vehbi Yavuz'un Görüşü:

 

Tebliğin adından da anlaşılacağı üzere, çalışma ve ücret ile ilgili olarak Kur'an ve Sünnet'te bir terim ça­lışması olarak muhtasar ve başarılı bir çalışma sergi­lemiştir.

önce Kur'an'da geçen amel kelimesi üzerinde du­ruluyor, kullanılış şekli ortaya konuyor. Daha sonra amel kelimesinin karşıtı olan ecr kelimesi üzerinde du­ruluyor. Hangi mânalarda kullanıldığı gösteriliyor. Da­ha sonra amel ve ecr kelimelerinin Hadis'lerdeki kul­lanılışı tesbit edilerek bir sonuç ile bitiyor.

Böyle bir çalışmasından dolayı muhterem kardeşi­mizi tebrik eder, uzun ömür dilerim.[53]

 

Teblîğ Sahibinin Görüşlere Cevabı:

 

Tebliğim hakkında görüş bildiren arkadaşlarıma teşekkür eder, fikirlerine katıldığımı beyan ederim.[54]



[1] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 321-322

[2] Ragıb el-Isfahani, el-Müfredat fi garibi’l-Kur'an, maddesi s. 348; Ebu'I-Beka, Külliyat, maddesi s. 449.

[3] Nisa: 4/124.

[4] Nisa: 4/123.

[5] Sebe': 34/13.

[6] Yasin: 36/35.

[7] Sebe': 34/12.

[8] Enbiya: 21/82.

[9] Kehf: 18/79.

[10] Tevbe: 9/60.

[11] Ebu Yusuf, Kitab el-Harac s.186, Beyrut 1979.

[12] İbn Manzur, Lisan el-arab maddesi (2/886); Asım Efendi, Kamus maddesi (3/1458-59);  Zemahşeri, Esas el-Belağa, s. 436.

[13] İmâle, Umâle Amale, Umle. imle kelimelerinin hep­si de çalışanın rızkı (ücreti) masınadır (İ, Manzur, Lisan, (2/887);

 Asım Efendi bunu «işçilik» diye ter­cüme ediyor. (Kamus, 3/1458)

[14] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 322-326.

[15] İ. Manzur, Lisan, “Ecr” maddesi; Ebu'1-Beka, Kül­liyat, “Ecr” maddesi.

[16] a.g.e.

[17] ed-Dehr: 12.

[18] Yusuf: 75.

[19] İsfahani, Müfredat, “Ecr” maddesi.

[20] a.g.e.

[21] İbn Faris, Mu'cem Mekayis el-Lüğa, «Ecr» maddesi (1/62-63).

[22] Ankebut: 29/27.

[23] Yu­suf: 12/57.

[24] İsfahani, a.g.e. “Ecr? maddesi; Asım Ef., Kamus 2/120. 

[25] Buhari, K. el-îcare, Bab. 13, (3/53).

[26] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 326-327.

[27] Kasas: 28/26.

[28] Furkan: 25/57.

[29] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 328.

[30] Ali İmran: 3/179.

[31] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 328.

[32] Nisa: 4/24.

[33] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 328.

[34] Kasas: 28/27.

[35] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 328.

[36] Buhari, K. el-İcare, Bab  13   (3/152); Tecrid Terc. 7/55-56.

[37] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 328.

[38] a. g. e., Kitab el-Büyu', Bab en-Neccar (3/14); Tec­rid Tere. 3/74 Hadis No: 498.

[39] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 329.

[40] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 329.

[41] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 329.

[42] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 330.

[43] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 330.

[44] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 330.

[45] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 330.

Dk. Celâl Yeniçeri, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 330-332.

[46] Buhari, K, el-Büyü”, Bab 15 (3/8), Kastalani 4/10.

[47] Dıe  Rechtfertigung  der  juristisehen Urteile des zweiten Kalifen Umar İbn   el-Hattab   (Halici Ünal, Doktora tezi, Köln Üniversitesi) 1985.

[48] Müdd:Ülkelere  göre  değişen bir  ölçek. «Müdd-i Iraki tartı ile iki yüz dirheme yakın bir tartı olu­yor.” Tecrid Terc. 5/155. Buhari Sarihi Ayni'nin iza­hına göre yaklaşık iki avcun aldığı miktara Müdd” deniyor. (Tecrid Tere.  5/155).

[49] Buhari Kitab el-lcare Bab 13  (Kastalani, 4/135).

[50] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 332.

[51] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 332.

[52] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 332.

[53] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: 333.

[54] Dk. Halit Ünal, İslâm’da Emek ve İşçi-İşveren Münasebetleri, Ensar Neşriyat Yayınları: