Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kitâbu'l-Et'ime - Hadis - Camiulhadis - 37. Sayfa

KİTÂBU'L-ET'İME. 2

YİYECEKLER BÖLÜMÜ.. 2

Bâb: Yufka Ekmeği 2

Bâb: But Yemek. 2

Bâb: Kemik Sıyırmak. 2

Bâb: Hays Yemeği 3


KİTÂBU'L-ET'İME

 

YİYECEKLER BÖLÜMÜ

 

Bâb: Yufka Ekmeği

 

378- İbni Ebî Meryem bize anlatarak dedi ki: Muhammed b. Cafer bize Humeyd'den, o Enes b. Mâlik'ten (ra) şöyle dediğini nakletti:

Allah Resulü (sav) Safıyye ile gerdeğe girdi. Müslümanları O'nun düğün yemeğine davet ettim. Allah Resulü (sav) deri çıkınların getiril­mesini emretmişti. Onlar serildi ve içlerine hurma, çökelek ve tereyağı karışımı kondu.

Amr, Enes'in (ra) şöyie dediğini nakletti: Allah Resulü (sav) Safıyye (r.anhâ) ile gerdeğe girdi, sonra deri çıkınlarda hays yemeği hazırladı.[1]

 

Şerh

 

Bu hadis-i şerif daha önce müteaddit bölümde geçmiş, şerh ve hükümleri beyan edilmişti. Burada tekrar yer verilme sebebi, Allah Resûlü'nün (sav) düğün yemeğiyle ilgili olması ve yemekte ekmek bulunmamasıdır.

 

Bâb: But Yemek

 

379- Muhammed b. el-Müsennâ bize anlatarak dedi ki: Osman b. Ömer bize Fuleyh'tan, o Ebû^Hâzim el-Medenîden, o Abdullah b. Ebî Katâde'den, o babası Ebû Katâde'den (ra) şunu nakletti:

Allah Resulü (sav) ile Mekke'ye doğru yola çıktık.[2]

Şerh

 

Daha önce birkaç farklı bölümde şerhedilen ve hükümleri çıkarılan bu hadis-i şerif, bu defa hayvan butu yemeyle ilgili olarak zikredilmektedir. Hatırlanacağı üzere, Ebû Katâde (ra) Hudeybiye yolunda yabani bir eşek avlamış ve ihramlı olan arkadaşlarından bazılarının tereddüt etmesi üzerine durum Allah Resûiü'ne (sav) bildirmişti. Allah Resûlü'nün (sav) eti istemesi üzerine yanına getirdiği butu Allah Resûiü'ne (sav) ikram etmiş, o da ihram­lı olduğu hâlde yemişti,

 

Hüküm

 

İhramlı iken av hayvanının etini yemek caizdir. Haram olan, bizzat av­lanmak, avı göstermek veya avlanan kimseye yardımcı olmaktır.,

 

Bâb: Kemik Sıyırmak

 

380- Abdülaziz b. Abdillah bize anlatarak dedi ki: Muhammed b. Cafer bize Ebû Hâzim'den, o Abdullah b. Ebî Katâde es-Selemî'den. o babası Ebû Katâde'den (ra) şunu nakletti:

Bir gün Allah Resûlü'nün (sav) ashabından bir topluluk ile Mekke yolu üzerindeki konak yerlerinden birinde oturuyordum. AHah Resulü (sav) de önümüzde bulunuyordu. Topluluk ihrama girmiş, bense gir­memiştim. Yabani bir eşek gördüler. Ben pabucumu tamir etmekle meşguldüm. Hayvanı bana işaret etmemelerine rağmen, görmemi isti­yorlardı. Onların dikkatle baktıkları yana bakınca yabani eşeği gör­düm. Atıma atladığım gibi üzerine doğru sürdüm. Fakat kamçımla mızrağımı unutmuştum. "Bana kamçımla mızrağımı verin" dedim. "Hayır! Vallahi onu avlamana yardım etmeyiz" dediler. Sinirlenerek attan in­dim ve ikisini aldım. Atıma tekrar binerek eşeğe doğru mahmuzladım. Onu mızrağımla vurup getirdim. Ölünce oturup etinden yemeye başla­dılar.

Bir süre sonra ihramlı hâlde av eti yemekten dolayı tereddüt ettiler. Yola çıktık ve bir budu yanıma aldım. Allah Resûlü'ne (sav) yetiştiği­mizde kendisine bunun hükmünü sorduk. "Yanınızda ondan bir parça var mı?" buyurduf "Evet" dedim ve butu O'na verdim. Allah Resulü (sav) bitirinceye kadar yedi. O da ihramlıydı.

Zeyd b. Eşlem bana Atâ b. Yesâr'dan, o Ebû Katâde'den (ra), o Allah Resûlü'nden (sav) benzerini rivayet etti.[3]

 

Şerh

 

Daha önce müteaddit bölümlerde geçen bu hadisin bu bapta yeralma se­bebi, Allah Resûlü'nün (sav) Ebû Katâde (ra) tarafından verilen eti kemikle­rini zıyırıp et bırakmayacak şekilde yediğine dair geçen ibaredir.

 

Hüküm

 

Özellikle et yemeklerinde, kemik üzerinde et bırakmamak sünnettir. Ta­baklarda yemek bırakmamak da sünnettir.

Bütün bunlar Allah Resûlü'nün (sav) yemekte israfa bakışının yansımalarıdır.

 

Ders

 

Bir Müslüman haram olmamak şartıyla her şeyi yiyip içebilir. Ancak ondan beklenen israf etmemesidir. Çünkü israf, kıtlık ve yoksulluğun haber­cisidir. Şükrü edâ edilmeyen nimetlerin külfete dönüşüp ellerden alınacağı söylenmiştir ki çok yerinde ve doğru bir sözdür. Tabaklarda yemek bırak­mak, gerek yemekle ilgili israf boyutu, gerekse o tabakların temizliğinde harcanacak daha fazla su ve sebep olunacak kirliliğin artması göz önüne alındığında en ufak bir israfin dahi ne büyük dertlere yol açabileceği görülecektr.

 

Bâb: Hays Yemeği

 

381- Kuteybe bize anlatarak dedi ki: İsmail b. Cafer bize el-Muttalib'in azatlısı Amr b. Ebî Amr'dan, o Enes b. Mâlik'ten (ra) şunu nakletti:

Allah Resulü (sav) Ebû Talha'ya şöyle buyurdu: Hayber seferine çı­kıncaya kadar hizmetimi görebilecek bir gence bakiver.

O'nun bu arzusu üzerine Ebû Talha beni terkisine alarak sefere çık­tı, ergenlik çağının arifesinde bir gençtim. Allah Resulü (sav) mola verdiği zaman hizmetinde bulunuyordum. O'nun sık sık şöyle dua ettiğini duyuyordum:

"Allâhümme eûzü bike mine'l-hemmi ve hazeni ve'1-aczi ve'1-keseli ve'1-buhli ve'1-cubni ve dala'ad-deyni ve ğalebete'r-ricâli {-Allahım! Tasa, hüzün, çaresizlik, tembellik, cimrilik, korkaklık, borca batma ve in­sanların tasallutundan Sana sığınırım)".

Sonra Hayber'den döndük. Oradan Safiyye bn. Huyey ile dönmüş­tü. Onu örtmüştü. Onu abası veya bir kumaşla örterek terkisine alırken görürdüm. Seddu's-Sahbâ denen yere vardığımızda deri çıkınlarda hays yemeği yaptı. Beni, insanları yemeğe davet etmem için gönderdi. Erkekleri çağırdım. Yediler. Bu Allah ResûhVnün (sav) zifafında olmuş­tu.

Sonra tekrar yola çıktı. Uhud dağı göründüğünde şöyle dedi: Bu dağ bizi sever, biz de onu severiz.

Medine'ye yaklaştığında ise şöyle dedi: Allahım! Medine'nin iki dağı arasını  İbrahim'in  Mekke'yi haram  kılması  gibi  haram  kılıyorum. Allahım! Onların müddlerini ve sâ'lerini bereketli kıl. [4]

 

Şerh

 

Daha Önce farklı bölümlerde yer verilen hadis-i şerifin bu bölümde zik­redilme sebebi, Efendimizin (sav) hazırladığı hays yemeğiyle ilgili olmasın­dandır

Borcun ağırlığından" ifadesinin aslında geçen "dala" kelimesi, ağırlık ve baskı gibi mânâlara gelir. abası veya bir kumaşla örterek terkisine alırken" ifadesinin aslında geçen 'yuhavvf fiili, arka tarafta gidenin yaslanması ve düş­mesini engellemesi için dolgu maddesiyle doldurulmuş bir tür çuval koymak mânâsindadır.

Hays yemeği hurma, un, çökelek ve tereyağı karıştırılarak hazırlanan bir arap yemeğidir. Allah Resulü (sav) Hz. Safiyye için verdiği düğün ziyafetin­de bu yemeği ikram etmiştir.

 



[1] Bkz. 65 no.lu hadis-i şerif.

[2] Bkz. 258 no.lu hadis-i şerif.

[3] Bkz. 258 no.lu hadis-i şerif.    

[4] Bkz. 240 no.lu hadis-i şerif.