Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hadis - Elbise Ve Zinet - 3.Cilt

ELBİSE (GİYİM) VE ZÎNET (SÜSLENME) BAHSİ

Altın, ipek, yün, kıl ve benzerleri (hakkındaki hükümler) ......118

Çeşitli giysiler, giysi renkleri ve bunların ne zaman giyinilip ne zaman giyinilmeyeceği......129

Yüzük takmak......135

Altın zîneti ve güzel koku......140

Saç, sakal ve bıyık......144

Saç boyama, ellere kına yakma ve halûk (bir nevi zaferânlı kırmızı koku karışımı)......147

Sünnet olmak, tırnak kesmek, koltuk altım temizlemek, etek traşı olmak, dövme yaptırmak ve diğerleri......152

Resimler, nakışlar ve perdeler......154

TAHRİC

 

ALTIN, İPEK, YÜN, KIL VE BENZERLERİ (HAKKINDAKİ HÜKÜMLER)

 

5674-  Ukbe bin Âmir radiyallahu anh'-dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, aile efradına altınla süslenmeyi ve ipek elbise giymeyi yasaklayıp şöyle derdi: 'Eğer siz cennet linetini ve ipeğim istiyorsanız, onu dünyada giymeyin!'" [Nesâî]

5675- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, (halka vs. gibi) basit şeyler dışında altın zine-ti yasaklamıştır." [İkisi de Nesâî'ye aittir.]

5676- Ali radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i,

ipeği sağına, altını soluna alıp şöyle dediğini gördüm: 'Bu İkisi, benim ümmetimin erkekle­rine haramdır'." [Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5677- O (Nesâî) ve Tirmizî, Ebû Mûsâ ra­diyallahu anh'dan:

(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"İpek ile altını giymek, ümmetimin erkeklerine haram; kadınlarına helâl kılındı."

5678- Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"İpeği dünyada, ancak âhirette nasibi ol­mayanlar giyer." [Buhârî, Müslim ve Nesâî.]

5679- İbnü'z-Zübeyr radiyallahu anh'dan, dedi ki:

"Hanımlarınıza ipek giydirmeyin; Ömer'in şöyle dediğini işittim: Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: İpek giymeyin. Çünkü kim onu dünyada giyerse, âhirette giyemez'."

[Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesâî.]

5680-   Ümmü Atiyye radiyallahu an-hâ'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bizi altın takmaktan, bardaklarımızı gümüşle-mekten alıkoydu. Kadınlar altın takmak hak­kında onunla konuştular. Razı olmadı. Bar­daklarımızı gümüşleme hususunda bize mü­saade verdi."

[Taberânî, Mu'cemu'İ-Kebfr ve'l-Evsat'ta. İsnadın­da Ömer bin Yahya el-îlî vardır.]

5681- Ömer radiyallahu anh'dan:

"O, çarşıda satılmakta olan kaba bir hülle gördü. Onu Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e getirip şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Re­sulü, bunu satın al! Bayramlarda giyer ve ge­len heyetlere karşı süslü görünürsün!' Şöyle buyurdu:

'Bu ancak nasipsizlerin giysisidir.' Bunun üzerine Ömer Ali alı'in dilediği zamana kadar bekledi. Sonra ona (Ömer'e) ince ipek bir cübbe gönderdi. Onu alıp Peygamber sallalla­hu aleyhi ve sellem'e geldi ve şöyle dedi:

'Ey Allah'ın Resulü! Bunun nasipsizlerin elbisesi olduğunu söylemişim. Sonra onu ba­na gönderdin.' Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

'Bunu satar, parası ile ihtiyacını görür­sün',"

5682- Diğer rivayet:

Ömer, çarşıda Sİyerâ (ibrişimle süslenmiş ipek) elbisesini satan Utarid'i gördü. Dedi ki:

'Ey Allah'ın Resulü! Onu satın alsan da, ge­len arap heyetlerine karşı ve cuma günleri giysen olmaz mı?' Şöyle buyurdu:

'İpeği dünyada ancak âhirette nasibi ol­mayanlar giyer.'

Bir müddet sonra Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e Siyerâ hülleleri (ipek elbi­seleri) getirildi. Ömer'e ve Üsâme'ye birer hülle gönderdi; Ali'ye de bir hülle verip şöyle dedi: 'Bunu kes hanımlarına başörtüsü yap!'

Ömer kendisine gönderilen hülleyi alıp Allah Resulüne gelerek şöyle dedi:

'Ey Allah'ın Resulü! Dün Utarid'in hülle­si için diyeceğini dedin.'

Şöyle buyurdu: 'Ben onu sana giymen için göndermedim; ben onu sana satıp faydalan­man için gönderdim.' Üsâme ise o hüllesini giyip huzuru-saadete gitti. Allah Resulü sal-lallahu aleyhi ve sellem, onun yaptığından hoşlanmadığını belirten bir bakışla ona baktı. Üsâme şöyle dedi:

"Ey Allah'ın Resulü! Bana neden öyle ba­kıyorsun. Onu bana sen gönderdin!'

Şöyle buyurdu: 'Ben onu sana giyesin di­ye göndermedim, ben onu sana ancak kesip hanımlarına başörtüsü yapman için gönder­dim'." jTirmizî hariç, altı hadis İmamı.!

5683- Diğer rivayet:

"Ömer onu, Mekke'de bulunan müşrik kardeşine giydirdi."

5684- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir gün kendisine hediye edilen dibac (bir ne­vi ipek) kaftanını giydi. Çok geçmeden sırtın­dan onu çıkarıp Ömer'e gönderdi.

Denildi ki: 'Neden onu hemen sırtından çıkardın?' şöyle cevap verdi:

'Cibril onu giymekten beni alıkoydu.' Sonra Ömer ağlayarak gelip şöyle dedi: 'Ey Allah'ın Resulü! Kendinin hoşlanmadığın şe­yi bana neden veriyorsun?' Şöyle buyurdu:

'Ben sana onu giymen için değil satman için verdim.'

Bunun üzerine Ömer onu ikibin dirheme sattı." [Müslim ve Nesâî.]

5685- Enes radiyallahu anh'dan:

"Rum kralı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e ince ipekten bir giysi hediye etti. Onu giydi, sanki şu anda onun yenlerinin ha­reket ettiğini görür gibiyim. Sonra onu Ca'fer'e gönderdi, o da giyerek Peygam-ber'in yanına geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ona dedi ki: 'Onu ben sana giymen için göndermedim.'

'Peki onu ben ne yapayım?'

'Onu kardeşin (Habeş kralı) Necâsî'ye gönder!'" [Ebû Dâvud]

5686- Ali radiyallahu anh'dan: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bana siyerâ (denilen ibrişimle süslenmiş) ipek bir takım elbise giydirdi. Onu giyip yanına çıktığımda beni görünce, yüzünde bir öfke gördüm; bunun üzerine onu hanımlarım ara­sında kesip dağıttım.

5687- Diğer rivayet:

"Ukeydir Dûme, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e ipek bir elbise hediye etti. Onu Ali'ye verip şöyle buyurdu: 'Onu kesip Fâtımalar (yani karısı Fâtıma, annesi Fâtıma bİnt Esed ve Fâtıma bint Hamza) arasında taksim et!'" [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5688- el-Berâ radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bize yedi şey emretti; yedi şeyden de menetti: Bize, hasta ziyaretini, cenazeye katılma­mızı, aksiran kimseye ' Yerhamukellahu = Al­lah seni esirgesin!' dememizi, yemin eden kimsenin yemininde sadık kalmasına çalışma­mızı, mazluma yardım etmemizi, davete ica­bet etmemizi ve selâmı yaymamızı emretti. Bizi, altın yüzük takmaktan, gümüş kapta su içmekten, kırmızı ipek Örtülerinden, ibri-şimli elbiselerden, ipek, istebrak (kalın ipek) ve dibac (ibrişim) giymekden alıkoydu." [Buhârî, Müslim, Tirmizî ve Nesâî]

5689- Ali radiyallahu anh'dan: "Sevgilim (Peygamber) beni üç şeyden alıkoydu, insanları alıkoydu, demiyorum: Al­tın yüzükten, Kıssî demlen ibrişimli ve usfur-la (sarıya) boyanmış elbise giymekten alıkoy­du." [Buhârî hariç, altı hadis imamı.]

5690- Câbir radiyallahu anh'dan:

"Biz onları (ipekli elbiseleri) erkek kölele­rimizden çıkartıp cariyelere giydirirdik."

[Ebû Dâvud]

5691- îbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, saf ipekten yapılmış elbiseden nehyetti. An­cak işaret ve yaması ipekten (dokuması başka şeyden) olan karışık kumaşı kullanmakta ise bir mahzur yoktur." itkisi de Ebû Davud'a aittir]

5692-  Ebû Osman en-Nehdî radiyallahu anh'dan:

Ömer, bize Utbe bin Farkad'la birlikte Azerbaycan'dayken şunu yazdı:

"Ey Utbe! Bu mal ne senin, ne babanın ve ne de annenin çalışmasından (elde edilmiş) değildir. Kendini ne ile doyuruyorsan müslü-manları da onunla yedirip doyur. Zevk için yi­yip içmekten kaçın. Sakın müşriklerin kılığı­na büriinme! Sakın ipek elbise giymeyesin. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ipek giymeyi yasakladı. Allah Resulü sallalla­hu aleyhi ve sellem bize şehadet parmağı ile orta parmağı kaldırıp birbirine bitiştirerek:'^» kadarı müstesna' buyurdu."

5693- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, iki veya üç veya dört parmak miktarı müstes­na olmak üzere ipek elbise giymeyi yasakla­dı." [Malik hariç, altı hadis imamı.]

5694- Esma radiyallahu anhâ'dan:

"O, bize Kisralar için yapılmış bir tayla-sân cübbesi çıkardı. Cübbenin ipekten yama­sı vardı. Yenleri dibacla işlenmişti. Dedi ki: 'İşte bu Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-Iem'İn cübbesidir. Âişe'nin yanındaydı, o Ölünce onu ben aldım. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu giyerdi. Onu biz hastalar (suyundan içsinler) için yıkıyoruz, onun yüzü suyu hürmetine şifalar diliyoruz'."

| Müslim ve Ebû Dâvud.]

5695- Urve radiyallahu anh'dan: "Âişe, Abdullah bin ez-Zübeyr'e kendi giydiği, işlemesi ipekten, yün bir elbise giy­dirdi." [Mâlik.]

5696- Enes radiyallahu anh'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, kaşıntıları bulunduğu için, Zübeyr'le Abdur-rahman bin Avf a ipek giymeğe ruhsat verdi."

[Mâlik hariç, allı hadis imamı]

5697- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e siyah (yünden) bir cübbe yaptım, giydi. Terle­diğinde içinde yün kokusu hissetti ve çıkarıp attı. Sanırım (Katâde) şöyle demişti: 'O sal­lallahu aleyhi ve sellem, güzel kokudan hoş­lanırdı'." [Ebû Dâvud]

5698- Ebû Musa radiyallahu anh'dan:

O, oğlu Ebû Bürde'ye dedi ki: "Yavrum, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'le be­raber olup da yağmura yakalandığımız zaman bizi bir görseydin. Bizim sırtımızdan (yünlü giysilerden) çıkan kokuyu koyunların sırtın­dan çıkıyor zannederdin." |Ebû Dâvud ve Tirmizî]

5699- Ebû Bürde radiyallahu anh'dan: "Aişe'nin yanma girdim, bize keçeleştirilmiş bir giysi çıkardı ki ona 'mülebbed' (keçe-leştirilmiş) derlerdi. Yemen mamulü kalın bir gömlek çıkardı. Allah'a yemin ederek şöyle dedi: 'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem, işte bu iki elbise içinde ruhunu teslim et­ti'." IBuharî, Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî.]

5700- Âİşe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, sııtında siyah kıldan yapılmış desenli bir elbi­se İle dişail çiktl." [Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî. |

5701- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Mûsâ, Rabbiyle konuştuğu zaman, üze­rinde yünden bir şalvar, yünden bir cübbe, yünden bir kisâ, yünden bir takke vardı. Aya­ğında da ölü eşek derisinden imal edilmiş bir ayakkabı vardı." [Tirmizî]

5702-  Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yatağı —diğer rivayette— dayanıp yaslandığı yastığın içi lif dolu deriden idi."

[Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Tirmizî. |

5703- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e yataklardan söz edildi; şöyle buyurdu:

'Bir yatak adam için, bir yatak da kadın için, bir de misafir için (lâzım) olur. Dördün­cüsü ise şeytan içindir'." |Ebû Dâvud veNeşSÎ.]

5704-  Ebû Ubeyde radiyallahu anh'dan, dedi ki:

"İpek yatak üzerinde yatmak, onu giymek gibidir." [Rezin]

5705-  Ebû'l-Melîh'den, o da babası radi­yallahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yabanî hayvanların derilerinden döşek yapıl­masını yasaklamıştır."

[Sünen ashabı, Tirmizî'nin lafzıyla.]

5706- Utbe bin Abd es-Sülemî radiyallahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'den beni giydirmesini rica ettim. Bana iki keten gömleği giydirdi. Ben de kendimi bu­nunla arkadaşlarım arasında en iyi giyinmiş

gördüm." [Ebü Davud]

 

GİYİNME ÂDABI VE ŞEKLİ

5707- Rukâne radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Bizimle müşrikler arasındaki fark, (tak­ke, külah veya) fesler üzerinde sarıklar sarıp giymektir." [Tirmtzîve Ebû Dâvud.|

5708-  Ebu'l-Melîh'ten, o da babası radi­yallahu anh: -

"Sarık sarın ki Miminiz artsın." (Hz. Ali) Dedi ki: "Sarıklar, arapların taçlarıdır."

| Ebû Dâvııd]

Derim ki: Bu rivayeti ben ne Ebû Dâ-vud'da ve ne de diğer beş ana hadis kitabında bulabildim. Bu, Mecmau z-Zevâid'de mevcut olup, Taberânî Mu' cemu' l-Kebîr'inde tahric etmiştir. İsnadında Ubeydullah bin Ebî Hu-meyd vardır ki (bu râvi) metrukün:

5709-  Abdurrahman bin Avf radiyallahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bana sarık sardı, onu önümden ve arkamdan birkaç parmak sarkıttı." [Ebû Dâvud]

5710- Aişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Abdurrahman bin Avf'a sarık sardı, dört par­mak sarkıttı ve: 'Ben semaya çıktığım zaman, meleklerin çoğunu sarıklı buldum' buyurdu."

[Taberânî, Mu'cemıı'I-Ev.sal'ta zayıf bir senedle.|

5711- Amr bin Hureys radiyallahu anh'-dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i minberde üzerinde (başında) iki ucunu omuz­lan arasından sarkılmış, bir siyah sarık oldu­ğu halde gördüm."

5712- Diğer rivayette: "Onun bir tarafını" diye geçmiştir [Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5713-  Ebû Kebşe el-Enmârî radiyallahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in sarığı (bir ucu) sarkıtılmış vaziyetteydi." |Rezîn]

5714- Abdülmelik bin Habîb'den: "Enes, cuma günü insanlara baktı ve (baş­larında) taylasanlar gördü.  Bunun üzerine şöyle dedi. 'Bu insanlar şu anda sanki Hayber yahudileri gibidirler'." [Buhârîl

5715-  Esma bint Yezîd radiyallahu an­hâ'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in kolunun yeni (elbisesinin kolu) bileğe kadar­dı." ]Tinnizîve Ebû Dâvud. [

5716-  cl-Alâ bin Abdirrahman'daıı, o da

babasından:

"Ebû Saîd'e izar hakkında sordum; şöyle dedi: Tam bilene düştün; Peygamber sallalla-hu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Mumin izan (peştemali) baldırların yansına kadar­dır. Burası ile topukları arasında olmasının da bir günah yoktur. Ancak bundun aşağı olursa o kısım ateştedir. Kim de harım böbür­lenerek sürüklerse, kıyamet gününde Allah onun yüzüne bakmaz'." |Mâlik ve Ebû Dâvud.|

5717- Huzeyfe radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem baldırımın, ya da baldırının adelesini tutup şöyle dedi: 'İste izarınyeri burasıdır. (Buraya kadardır). Razı olmazsan biraz daha aşağı, razı olmazsan biraz daha aşağı otsun, yine de razı olmazsan, topuklarda bulunması için iza-nn herhangi bir hakkı yoktur'."

[Tirmizî ve Nesâî.]

5718-  İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellenr inizar (peştemal) hakkında söylediği sözlerde, gömlek kastedilmiştir.1' [Ebû DSvud]

5719- İkrime radiyallahu anh'dan:

"İbn Abbâs'ı gömlek giyerken gördüm.

Gömleğinin ucunu önünden ayağının üstüne koyuyordu. Gömleğinin arkasını kaldırıyor­du. Böyle giyinişinin sebebini sorunca şöyle dedi:  'Peygamber sallallahu aleyhi ve  sellem'in böyle giydiğini gördüm'."

|İkisi de Ebû Davud'a aitlir.f

5720- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Giyindiğiniz ya da abdest aldığınız za­man, sağınızdan başlayın!"

(Tirmizî ve aynı lafızla Ebû Dâvud.]

5721-  İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: 'Her kim böbürlenerek elbise­sini sürüklerse, Allah kıyamette onun yüzüne bakmaz.' Ebû Bekr dedi ki:

'Ey Allah'ın Resulü! Dikkatimden kaçlığı zaman (bazen) entarim sürünüyor.'

'Sen bunu böbürlenerek yapanlardan de­ğilsin' buyurdu."

IBuhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesfiî-J

5722- Diğer rivayet:

"Sarkıtma, izarda, gömlekte ve sarıkta olur; kim kibirlenerek bunlardan birini sürük­lerse Allah kıyamet gününde onun yüzüne

bakmaz."

5723- Sünen ashabı: Ümmü Seleme dedi ki:

"Peki kadınlar eleklerini nasıl yapacaklar­dır?"

Şöyle buyurdu: "Bir karış uzatsınlar" bu­yurdu.

"Bu takdirde yürürken ayakları açılır" de­yince,

"Bir arşın (kulaç) indirirler, bundan fazla indirmezler" buyurdu.

5724- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallaîlahu aleyhi ve sellem'in yanma girdim, entarim (yere) sürtünüyordu." "Kim o?" diye sordu. "Abdullah" dedim.

"Sen Abdullah isen, entarini kaldır!" bu­yurdu. Bunun üzerine izarımı ayaklarımın ya­rısına kadar kaldırdım." Ölünceye dek onun entarisi bu şekildeydi. |Ahmed|

5725-   Ümmü  Seleme radiyallahu an-hâ'dan:

"Peygamber sallaîlahu aleyhi ve sellem Fâhma'nın peştemalinin (uzunluğunun ne ka­dar olacağını) karışla gösterdi." [Tirmizî]

5726- Câbir radiyallahu anh'dan: "Allah'ın Resulü sallaîlahu aleyhi ve sellem'i gördüm. Dizlerini bükmüş ve dizlerinin üzerini bir peştemalle örtmüş, peştemalin sa­çakları ayaklanılın üzerine sarkmıştı." |Ebû Dâvud]

5727- Câbir radiyallahu anh'dan: "Allah'ın Resulü sallaîlahu aleyhi ve sel­lem, kollan içeride kalacak şekilde bürünür-cesine giyinmekten ve tek bir elbise içerisin­de dizlerini bükerek oturmaktan nehyetti."

|Sünen ashabı]

5728- Muaviye bin Kurre'den, o da baba­sından:

"Müzeyne'den birtakım insanlarla Pey­gamber sallaîlahu aleyhi ve sellem'e gelip bi­at ettik. Gömleğinin düğmeleri çözülmüş idi. Elimi gömleğinin cebinden soktum. Nübüv­vet mührüne dokundum."

Urve dedi ki: " Bu sebeple Muaviye b. Kurre ve oğlunu her zaman gömlek düğmele­ri çözülmüş olarak gördüm. Kış olsun yaz ol­sun, düğmelerini hiç iliklemezlerdi."

[Ebû Davud]

5729- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah ilk Muhacirlerin hanımlarını esir­gesin!  'Başörtülerini yakalarının üzerinden (aşağıya) doğru örtsünler' mealindeki âyet (Nûr 31) nazil olduğu zaman, elbiselerinin et­rafını kesip başörtüsü yaptılar ve onu iyice başlarına örttüler. |Buhârî ve Ebû Dâvud|

5730-   Ümmü  Seleme radiyallahu an­hâ'dan:

"(Bir ihtiyaç için dışarı çıktıklarında) dış örtülerini üstlerine alsınlar.' (Ahzâb, 59) me­alindeki âyet nazil olduğu zaman, Ensâr ha­nımları başlarında sanki kargalar varmış gibi giysilerine sıkıca bürünerek dışarı çıkmaya başladılar." [Ebû Dâvud]

5731- Âişe radiyallahu anhâ'dan:

"Ebû Bekr'in kızı Esma üzerinde ince bir elbise olduğu halde Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına girdi. Ondan yüz çevirerek şöyle buyurdu:

'Ey Esma! Kadın erginlik çağına girdiği zaman, —elleri ve yüzünü göstererek— şu ve şu azası hariç diğer uzuvlarının görünmesi uygun olmaz'." [Ebû Dâvud|

5732- Âişe radiyallahu anhâ'dan:

O, Basra'ya geldiği zaman, Talhatu't-Ta-lahât'm annesi Safiyyenin yanına indi.

Onun kızlarını görünce, şöyle dedi: "Al­lah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, hücre­me girdi, yanımda bir cariye vardı. Ona kendi izarmı atıp, şöyle dedi: 'Bunu ikiye böl. Ona yarısını ver. Diğer yansını da Ümmü Sele­me' nin yanında bulunan genç kıza ver. Çünkü kanaati ma göre o hayız olmuştur.' -Ya da şöy­le dedi:- 'O ikisinin hayz olup buluğa erdikle­rini sanıyorum'."

5733-   Ümmü  Seleme radiyallahu an­hâ'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun yanına başörtüsünü bürünüyorken girdi Bunun üzerine ona: '(Başına) bir kere sar, iki kere sarma (erkeklerin sarık sarmaları gibi iki kere sararark onlara benzeme) buyurdu."

|Ebû Dâvud]

5734- İmâm Mâlik'e ulaştığına göre: "Hz. Ömer, Ubeydullah bin Ömer'in cari­yesinin hür kadınlar gibi giyindiğini gördü. Hafsa'nm yanına girip şöyle dedi: 'Kardeşi­nin cariyesine ne oluyor da öyle hür kadınlar gibi giyinip insanları yanıltıyor?' Böylece Ömer onun bu davranışını İyi karşılama-mıştı."

5735- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Biriniz pabuç giyerken sağından başla­sın, çıkarırken de (önce) solundan çıkartsın. Sakın kimse tek ayakkabı ile yürümesin, ya ikisini de çıkarsın, ya da ikisini de giyinsin."

|Mâlik, Tirmizî, Ebû Dâvud ve aynı lafı/la Müslim.]

5736- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kişinin ayakla pabuç giymesini yasaklamış­tır." |Ebû Dâvud]

5737- Câbir radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Birinizin (ayakkabısının) bağı koptuğu zaman, kayısım dikinceye dek tek pabuçla yü­rümesin. Tek mestte de yürümesin. Sol eliyle yemek yemesin."

(Müslim, Tirmizî ve aynı lafızla Ebû Dâvud.|

5738- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in (bazen) tek pabuçla yürüdüğü görülmüştür."

ITİrmizî]

5739- Rezîn'in rivayeti:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel-lem'i ayakta birçok kere pabuç giyerken ve tek pabuçla yürürken gördüm."

5740- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Kişinin oturduğu zaman, pabuçlarım çı­kartıp yanma koyması, sünnettendir."

|Ebû Dâvutll

5741- Câbir radiyallahu anh'dan: "Çıktığımız savaşların birinde Allah Re­sulü sallallahu aleyhi ve sellenı bize şöyle bu­yurdu:

'Ayakkabı giymeye devam edin. Çünkü ki­şi, ayakkabı ile yürüdüğü zaman süvari sayı­lır'." [Müslim ve Ebû Dâvud.j

5742- îsâ bin Tahmân'dan:

"Enes, bize iki kayışlı Cerdâvî iki pabuç çıkarttı. Sonradan Sabit el-Bünânî, bana Enes'den, o pabuçların Allah Resulü sallalla­hu aleyhi ve sellem'in pabucu olduğunu bil­dirdi."

IBuhârî ve Ebû Dâvucf. Tirmizî ile Nesâî ise benze­rini naklelliler. |

5743- Ebû Hureyıe radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in pabucunun ön kısmında iki kayışı, Ebû Bekr'in pabucunun ön kısmında iki kayışı, Ömer'in pabucunun iki kayışı vardı. Tek ka­yışlı pabucu ilk kullanan kişi Osman olmuş­tur." [Taberânî, Mu'cemıı'sSuğîr'deve Bezzâr.|

5744- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Kim sarı pabuç giyerse, giydiği sürece sevinç hisseder." !Taberânî.|

İsnadında îbnü'I-Azrâ' zikredilmem iştir.

5745- Âişe radiyallahu anhâ'dan:

Ona: "Kadın (erkeğe ait) pabuç giyer mi?" diye sordular; şöyle cevap verdi:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, kendini erkeklere benzeten kadınlara lanet et­miştir." |Ebû Dâvud]

5746- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadın elbisesi giyen erkeğe; erkek elbisesi gi­yen kadına lanet etmiştir." |İkisi de Ebû Davud'a aillir.J

5747- AH radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu  aleyhi  ve  sellem'in, giyinirken şöyle dediğini duydum:

'Halk içinde süslenebileceğim ve avretimi de örtebileceğim bir giysiyi bana ihsan eden Allah'a hamdolsun'."

[Ahmed ve Ebû Ya'lâ zayıf bit senedle.j

5748- Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kim yeni elbise giyip de: "Avretimi örte­bileceğim, halk içinde süslenebileceğim giysi­yi bana giydiren Allah'a hamdolsun!' deyip de eskittiği ya da (giymeyi) bıraktığı elbiseyi fakirlere tasadduk ederse, Allah onu diri iken de ölü iken de yardımı, koruması ve örtüsü al­tına alır." Bunu üç kere söyledi,

|İbn Mâce, bilinmeyen bir râvi kanalıyla.]

5749- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Yarı çıplak örtünmek arabın giysisidir, iyice giyinip kapanmak ise imanın örtüşü­dür." Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem de hiçbir yeri görülmeyecek şekilde giyinirdi.

[Taberânî, Mu'remu'l-Kcbfr'de.]

5750- Ebû Umâme radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, iki mest getirtti, birini giydi; diğerini bir karga gelip kaptı, sonra da yere attı, derken attı­ğı o mestin içinden yılan çıktı. Bunun üzerine şöyle buyurdu:

'Allah ve âhiret gününe iman eden kimse, mestlerini iyice silkmeden giymesin.

|Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr']

 

ÇEŞİTLİ GİYSİLER, GİYSİ RENKLERİ VE BUNLARIN NE ZAMAN GİYİNİLİP, NE ZAMAN GİYİNİLMEYECEĞİ

 

5751-   Ümmü Seleme radiyallahu an-hâ'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve seHem'in en çok sevdiği elbise, (kamîs) gömlekti." İTirmizî ve aynı lafızla Ebû Dâvuci. |

5752- SUveyd bin Kays radiyallahu anh'dan: "Mahreme el-Abdî'yle beraber Hecer'den

Mekke'ye bez getirdik. Sonra Peygamber sal­lallahu aleyhi ve sellem bize gelip bir şalvar için pazarlık yaptı. Tartısına göre onu biz ona sattık. Tartana şöyle dedi: 'Tartıyı, biraz ağır

tut!"   [Sünen ashabı.|

5753-  Ebû Ya'lâ ve Mu'cemu''t-Evsat'ta Taberânî, Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan:

Bunun benzerini rivayet etliler. Ayrıca on­da şöyle geçmektedir:

'Dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü! Sen şal­var mı giyiyorsun?"

"Evet; hazerde, seferde, gece ve gündüz ben şalvar giyerim. Çünkü ben örtünmekle emredildim, bundan daha iyi örten bir şey bu­lamıyorum."

5754- Ali radiyallahu anh'dan: "Yağmurlu bir günde Bakî'de Allah Resu­lü sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber otu­ruyordum; işçisiyle beraber eşek üstünde bir kadın geçti. Derken kadın eşekten düştü. Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem yüzünü ondan çevirdi. Bunun üzerine dediler ki:

'Ey Allah'ın Resulü! O şalvarlıdır!' Şöyle buyurdu: 'AUahım! Ümmetimden şalvarlı ka­dınları bağışla!'" [Bezzâr zayıf bir senedle.]

5755- el-Misver bin Mahrame radiyallahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e kaftanlar geldi. Babam Mahrame dedi ki: 'Haydi gidelim, belki bize onlardan bir şey verir.' Babam kapıda durdu, Peygamber sal­lallahu aleyhi ve sellem onu sesinden tanımış olacak ki, kaftan elinde dışarıya çıktı ve gü­zelliğini göstererek şöyle buyurdu:

'Bunu .sana saklamıştım, bunu sana sakla-mıştım'."

5756- Diğer rivayet:

"Yavrum! Bana (içerden) Peygamber sal­lallahu aleyhi ve sellem'i çağır!" Tuhafıma gitti ve dedim ki:

"Sana Allah Resulünü mü çağıracağım?"

"Oğlum! O zorba biri değildir!" deyince, çağırdım. Üzerinde altın işlemeli bir kaftan olduğu halde çıktı ve dedi ki: "Ey Mahrame! İşte bunu sana sakladım."

[Mâlik hariç allı hadis imamı.)

5757- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in en sevdiği şey, (Yemen mamulü) bibere deni­len çizgili cübbe giymekti."

[Mâlik hariç, altı hadis imamı]

5758- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Harûriye   (Hâriciler)   çıktığı   zaman, Ali'nin yanma geldim. Bana şöyle dedi: 'O adamların yanına git!'

Bunun üzerine Yemen giysilerinden en güzel bir giysi giydim.

Ebu ZÜmeyl dedi ki: İbn Abbâs yakışıklı ve sesi gür bir adamdı.

(İbn Abbâs) Dedi ki: Onların yanma var­dım; bana şöyle dediler: 'Ey Abbâs'm oğlu! Merhaba! Nedir bu güzel elbise?' Şöyle de­dim: 'Beni ayıplamayın! Ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in sırtında bundan daha güzel elbiseler gördüm'." |Ebû Davud]

5759- Abdülvâhid bin Ümmü Eymen, ba­basından:

"Âişe'nin yanma girdim. Üzerinde beş dirhem değerinde Kıtrî (kalın Yemen kuma­şından) bir elbise vardı. Âişe (darlık zaman­larını anarak) Dedi ki: 'Gözünü kaldır da ca­riyeme bak! O (benim üzerimdeki elbiseyi şimdi) evde giymekten utanır. Halbuki Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in zama­nında benim bu nevi sadece bir elbisem vardı ve Medine'de zifafa hazırlanan bütün kadın­lar gelip benden o elbiseyi Ödünç olarak alır­lardı'." IBuhârîJ

5760- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, beyaz bir başlık giyerdi."

[Taberânî, Mu'cemıt't-Kebfr'de leyyin bir senecile.]

5761- Mâlik radiyallahu anh'dan:

Ona ulaştığına göre Hz. Ömer: "Ben be­yaz giysili kişiye bakmaktan hoşlanırım." demiştir.

5762- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Ömer'in sırımda beyaz bir gömlek gördü ve sordu:

'Bu elbisen yıkanmış mı, yoksa yeni mi­dir?'

'Hayır; fakat yıkanmıştır' dedi. Şöyle bu­yurdu: 'Yeni giy, övülmüş olarak yaşa ve şehit olarak da öl!'". [İbn Mâce]

5763- Câbir bin Semure radiyallahu anh'­dan:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel­lem'i mehtaplı bir gecede gördüm. Üzerinde kırmızı bir elbise vardı, bir ona baktım, bir de aya baktım. Bana göre o anda o, aydan daha güzeldi." [Tirmizî leyyin bir senedle]

5764- Nâfi' radİyallahu anlı'dan:

"İbn Ömer, mişak (kırmızı kil) ve zaferan-]a boyanmış elbise giyerdi." [Mâlik.]

5765- İbn Amrbin el-Âs radiyallahu anh'-dan;

"Üzerinde iki kırmızı giysi bulunan bir adam Peygamber sallallahu aleyhi ve sel-lem'e uğrayıp selâm verdi. Peygamber sallal­lahu aleyhi ve sellem ise onun selâmını alma­dı." ITİrmizî ve Ebû Dâvud.|

5766-  Râfi' bin Hadîc radiyallahu anh'-dan:

"Bir seferde Allah Resulü'sallallahu aley­hi ve sellem ile beraber çıktık. Develerimizin üstünde, kırmızı yünden çizgileri bulunan giysileri gördü ve şöyle buyurdu:

'Dikkat edin! Üzerinizdeki bu kırmızı elbi­seyi görüyorum.'

O sözünden dolayı hemen kalktık, devele-

rimiz de ürktü ve çarçabuk o giysileri onlar­dan çıkardık."

5767- Esed oğullarından bir kadından: "(Peygamber'in   hanımlarından)   Zeyneb'in yanında idik, elbiselerimizi kırmızı kil ile boyuyorduk. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem çıkageldi ve kızıl kili görünce do­nuverdi. Zeynep, yaptığından onun hoşlan­madığını fark elmiş olacak ki, elbisesini yıka­dı, kırmızılığın tümünü giderdi. Sonra (Allah Resulü) dönüp baktı, onda bir şey görmeyin­ce içeriye girdi."

5768- İmrân bin Husayn radiyalîahu anh'-dan: (Allah Resulü salİallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kırmızıya boyanmış bir şeyin üzerine binmem, sarı renge boyanmış elbise giymem, ipek yenli gömleği de giymem. Dikkat edin! Erkeklerin güzel kokusu, renksiz kokudur. Ka­dınların güzellik maddesi İse kokusu olmayan renkli sürünme maddesidir." |Ebû Dâyud]

5769- Semure radiyallahu aııh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, zaferanla boyanmış ve silkelenmiş iki elbise giydi." IRczîn]

5770- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'-dan:

Peygamber sallallahu aleyhi ve seîlem, onun üstünde sarı renge boyanmış iki elbise görünce, şöyle dedi: 'Bunu (giymeni) annen mi sana emretti?'

'Yıkayayım mı ey Allah'ın Resulü?' de­dim. Şöyle buyurdu: 'Bilakis ikisini de yak!'"

5771- Diğer rivayet:

"Bu, kâfirlerin elbisesidir, sakın bunları giyme!"

5772- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, öfkelenip şöyle dedi: 'Haydi git onları sırtından çıkartıp at!'

"Nereye atayım ey Allah'ın Resulü?' de­diğimde: 'Ateşe!' buyurdu.

5773- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte Seniyye tepesinden aşağıya indik; ba­na baktı, üzerimde usftırla sarıya boyanmış bir rîta (tek kat dokumalı bir elbise) vardı. 'Nedir üzerindeki bu rîta?' diye sorunca, hoş­lanmadığını anladım. Ailemin yanına geldim, fırınlarını tutuşturuyorlardı; hemen onu fırına attım. Ertesi gün tekrar yanına vardığımda, şöyle sordu;

'Ey Abdullah! Rîtayı ne yaptın?' Ne yaptı­ğımı söyleyince bana şöyle buyurdu: 'Onu ai­lenden birine giydirseydin ya! Çünkü kadın­lar için onu giyinmekte bir sakınca yoktur'."

[Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5774- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Zaferân'in ve vers'in (bir nevi boyanın) değdiği elbiseyi giymeyin!" [Rezîn]

5775- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in vers ve zaferanla boyanmış bir yorganı vardı, hanımlarım onunla dolaşırdı; o gece sırası ge­len hanım yorganın üzerine su serperdi, öteki­nin sırası geldiğinde aynı şeyi yapardı."

[Taberânî, Mu''cemıı'I-Evsat'ta.]

5776- Ünımü Hâlid radiyallahu anhâ'dan: "Babamla birlikte, üzerimde sarı bir göm­lek olduğu halde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldim. 'Seneh, senen!' dedi. Bu, Habeşlüerin dilinde 'Güzel, güzel' anlamına gelir. Bu sırada ben, Peygamber'in (nübüv­vet) mührü ile oynamaya başladım. Babam beni azarladı.

Bunun üzerine Peygamber sallallahu aley­hi ve sellem: 'Rahat bırak onu!' buyurdu. Sonra şöyle dedi:

'Eskit, yırtılıncaya kadar eskit! Eskit, yır-tılıncaya kadar eskit! Eskit! —Devamlı giy, eskiyinceye dek giy!—' Râvi dedi ki: Hakika­ten de (sahâbi) onu parçalanıncaya dek giyip

eskitti. [Buhârî]

5777- Ümmü Hâlid radiyallahu anhâ'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e küçük bir siyah elbise getirildi, dedi ki: 'Bunu kime giydireyim?' Cemaat sustu. Şöyle buyur­du: 'Bana Ümmü Hâlid'i getirin!'

Getirildim ve —mübarek eliyle— onu ba­na giydirdi. Daha sonra şöyle buyurdu:

'Üzerinde, yıriılıncaya ve yenisini gi-yinceye kadar eskit, eskit!' (İki kere) Elbi­senin üzerindeki kırmızı ve sarı desenlere bakıp bana dönerek şöyle diyordu: 'Ey Ümmü Hâlid! Bu senadır, ey Ümmü Hâlid bu senadır!'

Sena, Habeş dilinde güzel anlamına gelir."

5778- Diğer rivayet:

"Küçük bir kız iken ben, Habeşistan'dan geldim. Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem, bana desenli bir elbise giydirdi. İşleme­lerine mübarek elini sürerek şöyle dedi: 'Se­nan, senan' Yani 'ne güzel, ne güzel!'"

[Buhârî ve Ebû Dâvud |

5779- Ebû Rimse radiyallahu aııh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i, üzerinde iki yeşil elbise olduğu halde gör­düm." [Sünen ashabı)

5780- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in en çok sevdiği renk yeşil idi."

[Bezzâr ve M. el-Evsat'ia Taberânî.J

5781- el-Hasan radiyallahu anh'dan: "Ömer radiyallahu anh, idrarla boyandık­ları için Yemen bezinden yapılmış olan elbise­leri yasaklamak istedi. Babam ona şöyle dedi: 'Sen bunu yapamazsın, Çünkü bunları Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem zamanında bizzat kendisi de biz de giyerdik'."

[Ahmed daha uzun bir metinle.]

5782- Ebû'l-Ahvas'dan, o da babası radi­yallahu anh:   

"Üzerimde adî elbiseler varken Peygam-

ber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına var­dım. Şöyle buyurdu: 'Malın var mıdır?' 'Evet' 'Hangi tür maldan?' 'Allah'ın bana ih­san ettiği deve, sığır, koyun, at, köle gibi her türlü maldan vardır." 'Allah sana mal vermiş-se, mutlaka onun eseri ve cömertliği üzerinde görülsün!' buyurdu." (Nesâî.]

5783-  Amr bin Şuayb, babasından, o da dedesinden:

(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu;)

"Şüphesiz Allah, verdiği nimetin eserini kulunun üzerinde görmek ister." [Tirmizî]

5784- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in üzerinde Katar mamulü (çizgili) iki elbise vardı. Oturup terlediği zaman o elbiseler ken­disine ağır gelirdi. Falan yahudinin Şam'dan bezleri geldi; dedim ki:

'Ey Allah'ın Resulü! Birini gönderip elin bol olana kadar veresiye iki elbise alsan ol­maz mı?'

'Olur' dedi ve iki elbise satın almak için birini gönderdi. Yahudi şu cevabı verdi: 'An­ladım, malımı veya dirhemlerimi alıp götür­mek istiyor.'

Bunu duyan Allah Resulü sallallahu aley­hi ve sellem şöyle buyurdu: 'Benim içlerinde Allah'tan en çok korkan ve emanete de en çok riayet eden biri olduğumu bildiği halde bu Al­lah düşmanı yalan söylemiştir'

[Tirmizîve Nesâî.]

5785- Câbir radiyallahu anh'dan: "Enmâr harbine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ile beraber çıktık. Ben bir ağacın altında otururken Allah Resulü sallal­lahu aleyhi ve sellem'e gözüm ilişti, şöyle de­dim:

'Ey Allah'ın Resulü! Haydi gölgeye bu­yur!' Gelip yanımda konakladı.

Hemen kalkıp çuvalımda yiyecek arama­ya başladım. Küçük bir salatalık buldum. Onu ikiye bölüp ikram ettim. Şöyle sordu:

'Bunu nereden buldunuz?' Cevap verdim.

'Ey Allah'ın Resulü! Medine'den bir ar­kadaşımız vardır. Onu da hazırladık, (kuşan­dırdık) bizim arkamızdan gelip bizi koruyor."

Derken adam üzerinde yırtılmış iki elbise bu­lunduğu halde geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onu görünce, sordu:

'Onun bu iki yırtık elbisesinden başka el­bisesi yok mudur?'

'Ona giymesi için verdiğim heybede iki ayrı elbisesi daha vardır!'

'Çağır da o elbiseyi ona giydir.' Ben onu çağırdım, elbiselerimi giydi.

Adam dönüp giderken, şöyle Resûlullah buyurdu: 'Allah boynunu vuraşıcaya ne oluy­or da (yeni elbiseleri varken eskileri giyiyor), bu onun için daha hayırlı değil midir?" Adam bunu duydu ve: 'Ey Allah'ın Resulü! Allah yolunda cihad ederken mi (yeni elbise) giyeyim?'

'Evet Allah yolunda cihad ederken de!' buyurdu ve adam (o savaşta) Allah yolunda öldürülüp şehit düştü." [Mâlik.]

5786- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Elbise zenginliği gösterir, yağlanma sı­kıntıyı gösterir. Krallara iyilik yapması sebe­biyle Allah düşmanın belini kırar." Taberânî, Mu cemu'I-Evsaf a zayif'bir senedle.

5787- İbn Şîrîn radiyallahu anh'dan: Temîm ed-Dârî, bin dirheme bir cübbe sa­tın aldı. Onun içinde namaz kılardı." Taberâ­nî, Mu''cemul-Kebîr''de.

5788-  Muâz bin Enes radiyallahu anh'­dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kim, gücü yettiği halde, sırf Allah'a kar­şı mütevazı davranmak için güzel elbise (giy-me)yi bırakırsa, Allah onu kıyamette tüm ya­ratıkların huzurunda çağırıp 'Haydi (cennet­teki) iman elbiselerinden hangisini istersen onu giy!' diyerek ödüllendirir." (Tirmizî|

5789- Meymûne bint Sa'd radiyallahu an­hâ'dan:

(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kendi ailesinden başkası için süslenen gururlu kadın, kıyamet gününde karanlık gibi nursuz olacaktır." (İkisi de Tirmizi'yec aittir.]

5790- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kim şöhret (gösteriş) elbisesi- giyerse, Al­lah kıyamette onu(n aynısını) ona giydirecektir. Sonra ateş onu alevi ile tutuşturacaklır. Kim de bir kavme benzemeye Özenirse o, onlardandır."

[Rczîn. EbÛ Davud'un da benzeri rivayeti vardır.]

5791-  İbn Ebî Hadred radiyallahu anh'­dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Mütevazi olun, sade giyinin, yalınayak yürüyün!"

(Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr ve'l-Evsat'ta.|

5792- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Giyinmelerinde kadınlara yardımcı olu­nuz." [Taberânî, Mu'cemu'l-Evsat]

 

YÜZÜK TAKMAK

 

5793- Enes radİyallahu anh'dan:

"O, bir gün Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'İn elinde gümüş yüzük gördü. Son­ra İnsanlar gümüş yüzük edinip parmaklarına taktılar. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yüzüğünü attı, halk da yü­züklerini attılar."

5794- Bir başka rivayetinde: "Peygamber saİlallahu aleyhi ve sellem, üzerinde Habeşistan mamulü kaşı bulunan bir gümüş yüzüğü sağ eline taktı. O yüzüğün ka­şını avucunun içine doğru çevirmişti,"

5795- Bir başka rivayetinde:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem, Kisrâ, Kayser ve Necâşî'ye mektup yazmak istedi. Ona denildi ki: 'Onlar mühürsüz mek­tupları kabul etmezler/ Bunun üzerine halka­sı gümüş olan bir mühür yaptırdı, üzerine de 'Muhammedün Resülullah'ı nakşettirdi."

5796- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'İn mührü sağlığında kendi elindeydi. O'ndan sonra Ebû Bekr'in elinde, ondan sonra Ömer'in parmağında durdu. Osman ise hali­feliği zamanında Erîs kuyusunun kenarında otururken elinden çıkardığı bu mührü kuyuya düşürdü. Osman'la beraber tam üç gün onu aradık, hatla kuyunun suyu tamamen çekildi­ği halde onu bulamadık."

5797- Diğer rivayet:

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bu­yurdu:

"Biz bir mühür yüzük edindik, içine de bir yazı nakşettirdik. Kimse (ben hayatta iken) bu yazıyı yüzük üzerine nakşetmenin (yani taklit etmesin)." Enes dedi ki: "Ben onun küçük parmağında hâlâ o yüzüğün parlaklığını görür gibiyim."

5798- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'İn yüzüğünün tümü, hatta yüzük kaşı bile gü­müştendi."

5799- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'İn mührünün satırları üç taneydi: 'Muhatnmed' bir satır; 'Resul' bir satır, 'Allah bîr satır idi.

5800- Diğer rivayet:

"Ebû Beki- halife olunca, ona da (yüzüklü mühür) yazıldı. Onun mührünün satırları da üç tane idi: 'Muhammea"1 bir satır; ıResûV ikinci satır; 'Allah' üçüncü satır."

5801- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, gümüşten bir halka edinmiş olduğu halde çık­tı ve şöyle dedi: 'Kim gümüş halka edinmek isterse yaptırsın. Ancak bunun yazısını nak­şettirmeyin (taklit etmeyin)'."

5802-Diğer rivayet:

"Müşriklerin ateşiyle aydınlanmayın (on­larla istişare etmeyin)! Yüzüklerinizin üstüne arapça yazı nakşetmeyin!"

[Mâlik hariç, allı hadis İmamı]

5803- fon Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, altından (mühür) yüzük yaptırdı, sonra onu attı. Gümüşten mühür yüzük edinip içine 'Muhammedün Resûlullah' nakşettirdi. Sonra şöyle buyurdu:

'Hiç kimse benim bu nakşımı (kendi yüzü­ğüne) nakşettirmesin.' Onu taktığı zaman ka­şını avucunun içine doğru çevirirdi. Erîs ku­yusuna onu korumakla görevli Muaykîb'in elinden düşen yüzük işte o idi."

5804- Bir başka rivayeti: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, üç gün yüzüğü taktı. Altın yü2ük ashabı arasında yaygın hal alınca, onu çıkardı. Onu ne yaptığı bilinmiyor. Sonra gümüş yüzük yaptırdı ve ka­şına 'Muhammedün Resûlullah' nakşedilme-sini emretti. Bu yüzük, sağlığında onun elin­deydi. Sonra Ebû Bekr'in eline geçti. O ölün­ce Ömer'in eline geçti. Altı yıl da Osman'ın elinde kaldı. Mühürlenecek mektuplar çoğa­lınca, onu Ensâr'dan bir adama emanet verdi. (Resmî yazılan) onunla mühüriüyordu, Bir gün Ensâr'dan olan sözkonusu adam Osman'a ait olan Kalîb kuyusunun yanına çıkmıştı; mü­hür elinden (kuyuya) düştü ve bir daha da bu­lunamadı. Bunun üzerine (Osman) başka bir mühür yaptırıp üzerine yine 'Muhammedün Rasûtullah' (ifadesini) nakşettirdi."

5805- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, altın yüzük yaptırdı, yüzük kaşım da avucu­nun içine doğru çevirdi. İnsanlar da (Ona ba­karak) altın yüzük edindiler. Daha sonra o al­tın yüzüğü attı, insanlar da yüzüklerini attılar. Sonra gümüş yüzük edindi. Yazılan onunla mühürledi, ancak onu devamlı takmazdı."

[Altı hadis imamı.]

5806-  İbnü'l-Müseyyeb radiyallahu anh'­dan:

Ömer, Suheyb'e: "Neden sende altın yü­zük görüyorum." diye sordu.

"Bunu senden daha hayırlı olan kişi gördü de ayıplamadı" diye cevap verince, Ömer sor­du: "Kimdir o?"

"O, Allah'ın Resulüdür sallallahu aleyhi ve sellenV'dedi. [Rezîn]

5807- Büreyde radiyallahu anh'dan: "Bir adam parmağında demir yüzük oldu­ğu halde Resûlullah'a (s.a.v.) geldi. Peygam­ber şöyle buyurdu:

'Neden ben sende cehennem ehlinin süsü­nü görüyorum?'

Sonra elinde (sarı renkli) bakır yüzük ile geldi. Bu defa 'Neden sende putların kokusu­nu hissediyorum'/' dedi. Adam sonra parma­ğında altın yüzükle geldi, bu sefer 'Neden sende cennet ehlinin süsünü görüyorum?' de­yince, adam sordu:

'Peki ben yüzüğü hangi şeyden edineyim?'

'Bir miskali geçmeyen gümüşten' buyur­du." jSlinen ashabı. Tirmizî'niıı lafzı ile.]

5808- Ebû Zübab radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in gümüş kaplamalı demirden bir yüzüğü vardı. Çoğu kez o yüzük benim elimde bulunurdu. Muaykîb, Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem'in yüzüğünü korumakla görevli idi." JEba DÜvudl

5809- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem bir adamın parmağında altın yüzüğü gördü, onu parmağından çıkardı ve şöyle söyleyerek attı; 'Biriniz kalkıyor, eline kor ateş alıyor!' Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem oradan ayrıldıktan sonra biri adama: 'Al yüzüğünü de başka türlü yararlan!' deyince, adam şu ceva­bı verdi: 'Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in fırlatıp attığı şeyi vallahi ben bir da­ha almam!'" |Müslim)

5810- Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: "Bahreyn'den bir adam Peygamber sallal­lahu aleyhi ve sellem'e gelip selâm verdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem onun selâmını almadı. Çünkü adamın elinde altın yüzüğü, üstünde de ipek cübbesi vardı. Adam o ikisini altı ve gelerek tekrar selâm verdi. O da selâmını aldı. Adam merak ederek sordu:

'Ey Allah'ın Resulü! Biraz önce selâm verdim almadın, sebebi neydi?'

'Çünkü elinde kor ateş vardı' buyurdu. 'Öyleyse bende çok kor ateşler vardır.' 'Elindeki o şey .sana Haıre'nin taşların­dan fazla fayda veremez. Çünkü o dünya me-tâıdır.'

'Peki yüzüğüm hangi şeyden olsun?' 'Demir, yahut gümüş ya da bakırdan bir halka olsun' buyurdu." iNesâî]

5811- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir yüzük alıp laktı, sonra şöyle dedi: 'Bütün gün bu beni meşgul etti, ben ona baktım dur­dum, siz de ona bakıp durdunuz' Sonra da

onu attl." [İkisi de NesSî'ye aittir.]

5812- Mâlik radiyallahu anh'dan, dedi ki: "Ben çocukların altın takmasını hoş gör­mem. Çünkü Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem altın yüzüğü yasaklamıştır, onun için ben büyük küçük lüm erkeklerin altın yüzük kullanmasını hoş görmem."

5813- Âİşe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e Habeş Kfah Necati'den hediye olarak süs eş­yaları geldi. İçlerinde Habeşî kaşlı bir de altın yüzüfcvardı, Allah'ın Resulü saUallabıi aleyhi ve sellem, tiksindiği için onu bir çöple veya bîr parmağıyla aldı ve kızı Zeynep'in (üvey) kızı Ümâme bint Ebî'1-Âs'ı çağırıp: 'Yavru­cuğum al şunu da takın!' buyurdu."

5814-  İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Kadınlar, Peygamber sailallahu aleyhi ve sellem'in zamanında kaşsız yüzük, yüzükler, altın gümüş küpeleri ve karanfil gerdanlıklar takarlardı. Erkek evlatlarına da bunları takar­lardı." |Re/în|

5815-Ali radiyallahu anh'dan: "O, orta ve ondan sonraki parmaklarını göstererek dedi ki:   'Peygamber sailallahu aleyhi ve seilem, bizi bu parmaklarımıza yü­zük takmamızdan alıkoydu'."

5816-  Diğer rivayet:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve .sellem, şehadet parmağıyla orta parmağına yüzük takmaktan beni menetti."

[Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.l

5817- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yüzüğü sağ eline takardı."

5818-  Diğer rivayet:

"Sanki ben Peygamber sallaüahu aleyhi ve sellem'in sol küçük parmağmdaki yüzü­ğün parlaklığını görür gibiyim." [NesSî.]

5819-  (Muh.) İbn İshak'dan:

"es-Sall bin Abdillah'ın sağ küçük parma-

ğında yüzük gördüm, dedim ki: 'Bu nedir?' Şöyle dedi: 'İbn Abbâs'ın yüzüğü böyle taktı­ğını gördüm.' Kuvvetle zannediyoruz ki o, Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in de böyle (yani sağ eline) taktığını söylemiştir." |Tirmi/,î ve EbCı Dâvud.|

5820-  İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yüzüğü sol eline takardı, yüzüğünün kaşı ise avucuna doğru dönük olurdu." |Ebû Dâvud]

5821-  Ebû Reyhâne radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, şu on şeyi yasaklamıştır: Dişleri inceltmek, dövme yaptırmak, tüyleri yolmak, bir erkeğin başka bir erkekle aralarında elbise olmadan bir arada yatması, atada perde (örtü) olmaksı­zın bir kadınm başka bir kadınla çıplak olarak yatması, kişinin acemlerin yaptığı gibi elbise­sinin eteğine ve omuzlarına ipek süs yapması, haksız yere mal kapmak (yağmacılık), kaplan derisi üzerine binmek (oturmak) ve saltanat sahibi (yetkili) olmayan kimselerin yüzük takması(nı yasaklamıştır)." [Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5822- Muhammed bin Mâlik radiyallahu anh'dan:

"Berâ'nm üzerinde allın yüzük gördüm. Halk, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yasakladığı halde onun (Berâ'nın) neden altın yüzük taktığına dair ileri geri konuşlular. Bu­nun üzerine o şu cevabı verdi: 'Biz Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem'in yarımday­ken ganimetleri taksim ediyordu. Nihayet elinde bu yüzük kaldı. Gözünü kaldırıp asha­bına baktı, sonra gözünü indirdi, sonra kaldır­dı. Onlara baktı. Sonra gözünü yine indirdi, yine kaldırıp onlara baktı. Sonra şöyle sordu: 'Berâ Iıanginizdir?' Hemen gelip önüne otur­dum. Sonra yüzüğü aldı, parmağımı tutup: 'Haydi bunu tak, Allah ve Resulünün sana taktırdığını tak!' buyurdu. İşte Berâ (onun

için kendisine bu hususta itirazda bulunanla­ra) şöyle derdi: 'Allah Resulü sallallahu aley­hi ve sellem'in: 'Allah ve Resulünün sana tak­tırdığını tak!' dediği bu yüzüğü ben nasıl bıra­kayım?'" [Ahmed ve Ebû Ya'lâ.]

5823- Ubâde radiyallahu anh'dan: (Allah Resûİü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Hz. Süleyman'in yüzüğünün kaşı semavî idi. Ona gökten bırakıldı, alıp yüzüğünü taktı. Onun nakşı şöyleydi: 'Enellahu lâ ilahe Ula ene; Muhammedün ahdî ve Resûlî (= Ben kendisinden başka ilah olmayan Allah'ını. Muhammed hem benim, kulum, hem de Resâ-lümdiir)'."

[Tabcrûnî, Mu'ermu'I-Kebîr\\c zayıf"bir senedle.]

5824- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, şehadet parmağımla, orta parmağımda yüzü­ğümü evirip çevirirken beni gördü ve: 'Yüzük şunda, bunda olur' buyurdu ve küçük par­makla oun yanındaki parmağı gösterdi." JTabcrünî, Mu' cemu'l-Kebfr'dü zayıf bir senedlej

5825-  Humeyd bin Abdillah radiyallahu anh'dan:

"Ben altın yüzük takan beş sahabiyi gör­düm: Zeyd bin Haris, Zeyd bin Erkam, el-Be-râ, Enes ve Abdullah bin Yezîd."

| TaberSnî, Mıt'cemıt'l-Kebır'dc. İsnadında Cem'îl adi: bir ravi vardır.|

5826- Fâtıma radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kim akik tasından yapılmış yüzük takar­sa daima hayır görür."

|Taberânî, Mu'cermı'l-Evsaft&munkatı' bir senedle]

 

ALTIN ZÎNETİ VE GÜZEL KOKU

 

5827- Ebû Hureyre radiyallahu anlı'dan:

"Bir kadın Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek: Altından iki bilezik (var, ta­kayım mı?)'

'Ateşten iki bilezik! (takmayın)' buyurdu.

'(Peki) biı- altın gerdanlığı! (var takayım mı?)'

'Ateşten bir gerdanlık!' buyurdu.

'İki altın küpe (var takayım mı?)'

'Ateşten iki küpe!' buyurdu. Bunun üzeri­ne, kadın kolundaki iki altın bileziğini attı ve şöyle dedi:

'Ey Allah'ın Resulü! Bir kadın kocasına karşı süslenmezse onun yanında değeri kal­maz.'

'Biriniz iki gümüş küpe takamaz mı ? Bun­ları (yani gümüşü altın görünümü vermesi için san renkteki) zaferan veya abîr ile sarar-tamaz mı?' buyurdu." jNesâî]

5828- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, onun kolunda iki altın bileziği gördü ve şöyle buyurdu; 'Sana bundan daha güzelini bildire­yim mi? Bunu çıkar, yerine zaferanla boyan­mış gümüş bilezikleri tak. Daha güzel olur'." |Nesâî)

5829- Sevban radiyallahu anh'dan: "Hind bİnt Hübeyre elinde kaim altın yü­zükleri olduğu halde Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldi. Hz. Peygamber onun eline vurmaya başladı. Bunun üzerine kaçarak Hz. Fâtıma'nm yanma girdi ve Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in davra­nışını ona şikayet etti. Bunun üzerine Fâtima, Ebû Hasan (Hz. Ali)'nin kendisine hediye et­tiği boynundaki zinciri çıkarttı. Derken elin­de o zinciri lutuyorken Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem içeriye girdi: 'Ey Fâtıma! İnsanların: 'Allah Resulünün kızı Fâtıma'mn elinde ateşten zinciri bulunmaktadır' demele­ri hoşuna gider mi?' buyurarak oturmadan çı­kıp gitti.

Onun ardından Fâtıma, zinciri çarşıya gönderdi, sattı ve parası ile bir köle salın aldı ve onu hemen azat etti. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e durum anlatılınca, şöyle buyurdu: 'Fâtıma'yı ateşten kurtaran Allah'a hamdolsun!'" [Nesâî.]

5830- Sevbân radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yolculuğa çıktığı zaman en son görüştüğü (vedalaştığı) İnsaıi (kızı) Fâtıma olurdu. Yol­culuktan döndüğü zaman ilk önce yanma gir­diği insan da Fâtıma olurdu. Yine bir gün sa­vaştan dönmüştü. Fâtıma ise kapısının üzeri­ne bir perde veya örtü asmıştı. Hasan İle Hü­seyin'i de iki bilezikle süslemişti. Bu defa Re-sûlullah içeri girmedi. Fâtıma Allah'ın Resu­lü sallallahu aleyhi ve sellem'in gördükleri sebebiyle içeri girmediğini anladı, çocukların ellerinden çıkardı ve derhal perdeyi kopardı. Gümüş bilezikleri parçalayarak çocukların arasında paylaştırdı. Hasan ile Hüseyin ağla­yarak Resûlullah'm sallallahu aleyhi ve sel­lem yanına vardılar. O, çocuklardan bileziği aldı ve Medine'deki bir aileyi kastederek (Sevban'a hitaben): 'Bunu falan ailesine gö­tür! Bunlar (Hasan ile Hüseyin) benim ehl-i hey timdirler. En güzel şeylerini (Cennet ni­metlerini) henüz dünya hayatında iken yiyip

bitirmelerinden hoşlanmam. Ey Sevbân! Fâtı-ma'ya asık kemiğinden yapılmış bir gerdan­lık, fıldisinden yapılmış iki bilezik satın al!' buyurdu." jEbû Dâvud]

5831-  Hişâm bin Urve radiyallahu anh'­dan:

"Âİşe'(nİn) ellerinde) de altın yüzükler gördüm." [Rezîn]

5832- Arface bin Es'ad radiyallahu anh'­dan:

"Cahiliyede Kilab savaşında burnum isa­bet aldı. Onun için kendime bir gümüş burun yaptırdım. Ancak kokmaya başlayınca, Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem bana altın burun yaptırmamı emretti," (Sünen ashabı]

5833-  Abdullah bin Abdillah bin Ubeyy radiyallahu anh'dan:

"Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel­lem'le düşmana karşı savaşırken ön dişleri isabet alıp döküldü. Bunun üzerine Peygam­ber sallallahu aleyhi ve sellem ona altın diş yaptırmasını emretti." [Bezzâr]

5834-  Hammâd bin Ebî Süleyman radi­yallahu anh'dan:

"Muğîre bin Abdillah'm dişlerini altınla bağladığını gördüm. Bunu İbrahim (en~Ne-hâi)'ye anlatınca şöyle dedi: 'Bunun bir sa­kıncası yoktur'." |Abdullah bin Ahmed.|

5835- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in kılıcının pabuç kısmı gümüştü. Kabzasının baş kısmı da gümüştü. O ikisi arasında da gü­müş halkalar vardı." INesâî.]

5836- Mezîde radiyallahu anh'dan: "Fetih günü ben Peygamber sallallahu

aleyhi ve sellem'in yanma girdim; kılıcında gümüş ve altın vardı." jTirmizî]

5837- Enes radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Bana güzel koku ve kadınlar sevdirildi; (ancak) gözümün aydınlığı (nuru) namazdadır." [Nesâî]

5838-  Îbnü'l-Müseyyeb radiyallahu anh'­dan: O, mürsel olarak (Allah Resulünden) şunu î'ivayet etti:

"Allah güzeldir, (sözde ve halde) güzelliği sever; temizdir, temizliği sever; kerîmdir keremi sever; cömerttir, cömertliği sever. Öyle ise avlularınızı temiz tutun da yahudilere benze­meyi n."

Sonra bu hadisi ben Muhacir bin Mis-mâr'a bildirince, şöyle dedi: "Aynı hadisi ba­na Âmr bin Sa'd babasından merfû olarak nakletti; ancak sadece: 'Avlularınızı temizle­yiniz!' dedi."

5839-  Ebû Osman en-Nehdî radiyallahu anh'dan:

Mürsel olarak: "Birinize reyhan sunuldu­ğu zaman, sakın geri çevirmesin; çünkü o cennetten çıkmadır."

5840- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Üç şey geri çevrilmez: Minder, yağ ve güzel koku." [Tirmizî]

5841-  Âişe radiyallahu anhâ'dan:

Ona sordular: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem koku kullanır mıydı?"

"Evet; misk ve anber gibi renksiz koku ile kokulanırdı" dedi. jNesâî.]

5842-  Ebû Saîd radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e misk hakkında sordular; şöyle buyurdu: 'O en güzel kokunuzdur'." [Süneiı ashtbı]

5843- Nâfi' radiyallahu anh'dan:

"İbn Ömer radiyallahu anlı, buhur yaktığı zaman saf öd ve kâfurla karışık öd kullanır ve şöyle derdi: 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de böyle buhurlanıp kokulanırdı'."

[Müslim ve Nesâî.|

5844- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber salialîahu aleyhi ve sellem'in bir koku kutusu vardı, ondan kokulanırdı'. (Ebu Davud]

5845- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Erkeklerin kokusu, kokusu çıkıp rengi görülmeyen kokudur.  Kadınların güzellik

maddesi İse, rengi olup, kokusu meydana çık­mayan kokudur." |Tirmizîve Nesâî.J

5846- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem

buyurdu:)

"Her göz (harama baktığında) zina eder.

Kadın koku sürünüp bir (erkek) meclisinden geçtiği zaman o da zâniyedir (zina etmiş sayı­lır)." (Sönen ashabı]

5847- Diğer rivayet:

"Eğer kadın koku sürünüp de koklamala­rı için bir kavmin yanından geçerse..."

5848- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "O bir kadmîa karşılaştı. Ebû Hureyre, ka­dının güzel koktuğunu fark etli. Kadının ele­ğinde toz vardı. Ona sordu:

'Ey Cebbâr'm cariyesi mescidden mi gel­din?'

'Ev el.

'Ben sevgili dostum Ebû'l-Kâsım sallalla-hu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu duydum:

'Mescid için kokulanan bir kadının, cena­betten yıkanır gibi yıkanıncaya kadar namazı kabul olunmaz'."

| Müslim, Nesâî ve aynı lafızla EbCı Dâvud.j

5849- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, fâğiye (denilen bir çeşit koku)dan hoşlanırdı."

5850- İbn Amr bin el-Âs radiyallahu anh'­dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Cennet, ehlinin kokularının seyyidi (ulu­su) kınadır." [Taberânî, Mu'cemu'l-Kebîr'Ğe.]

 

SAÇ, SAKAL VE BIYIK

 

5851- Ebû Katâde radiyallahu anh'dan: "O, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e dedi ki:

'Benim omuzlanma kadar uzanan (gür) saçım var, tarayabilir miyim?'

'Evet, ona iyi bak!'

Ebû Katâde, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in bu 'Evet, ona iyi bak' sözünden dolayı çoğu kez saçlarını günde iki kere yağ­lardı. [Mâlik ve Nesâî.]

5852- Abdullah bin Muğaffel radiyallahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, ancak günaşırı taranmaya (saç bakımına) mü­saade etti (yani daha sık taranmayı yasakla­dı)." [Sünen ashabı]

5853-  Humeyd bin Abdirrahman el-Him-yerî'den:

"Ebû Hureyre gibi dört yıl Peygamber sal­lallahu aleyhi ve sellem'in sohbetinde bulu­nan bir adama rastladım. Dedi ki: 'Birimizin her gün taranmasını Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem yasakladı'." [Nesâî,]

5854- Atâ bin Yesâr radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, mesciddeyken saçı sakalı birbirine karışmış bir adam içeriye girdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, saçını sakalını düzeltmesi için ona eliyle işaret etti. Adam söyleneni yaptı. Sonra dönüp gitti. Bunun üzerine Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem: 'Birinizin şeytanı andıracak şekilde saçı darmadağınık

gelmesinden bu hali daha iyi değil midir?' bu­yurdu." |Mâlik.|

5855- İbn Ömer radiyallahu anh'dan, dedi ki:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kaza'dan menetti." Denildi ki: "Kaz'a nedir?" Ubeydullah bin Ömer bize kaz'a'yı "çocuğun saçının burasını ve şurasını bırakarak traş et­mektir" diye taı-if etti ve başının iki yanını ve perçemini (alın saçını) işaret ederek (bırakıla­cak yerleri) gösterdi.

Ubeydullah'a: "Bu, kız çocuğu için de ay­nı mı?" diye sorulunca: "Bilmiyorum" dedi.

5856- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, başının bir kısmı tıraş edilmiş, bir kısmı da bı­rakılmış olan bir çocuk gördü. Bundan onları menedip şöyle buyurdu:

'Ya hepsini tıraş edin, ya da hepsini bıra­kın!'" [Buhârî, Müslim, Nesâî ve Ebû Dâvud.]

5857-  Onun (Ebû Davud'un), Enes'den, bir olayı zikrettikten sonra yaptığı rivayeti:

"Başının iki tarafında saçtan İki boynuz olan ya da iki tarafında iki tutam saç olan bir çocuk gördü. Şöyle buyurdu: 'Bu iki boynu­zu tıraş edip kesin! Çünkü bu, yahudilerin âdetidir."

5858- Vail bin Hucr radiyallahu anh'dan: "Uzun   saçımla  Peygamber  sallallahu aleyhi ve  sellem'e  geldim;   'Uğursuzluk, uğursuzluk!' dediğini duydum.

Yanında kimse yoklu, içimden dedim ki: 'O beni kastediyor.' Hemen çıktım saçımı kestim. Sonra geri geldim, (beni göriince) şöyle buyurdu; 'Ben seni kasd etmemiştim; ancak bu (saçı kısaltman) daha güzel ol­muş'." |Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5859- Enes radiyallahu anh'dan: "Zülüflerim vardı. Annem bana:  'Onu

kes!'dedi.

'Kesmem; çünkü Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem onu tutup çekerdi (okşardı ve bir şey demezdi)' dedim." |Ebû Dâvud]

5860-  Abdullah bin Ca'fer radiyallahu anh'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e (amcasının oğlu) Ca'fer'in ölüm haberi gelin­ce, (Ca'fer'in) ailesini üç gün (mateme) ler-ketti. Sonra onlara gelip dedi ki: 'Bugünden sonra kardeşime ağlamayın! Haydi bana kar­deşimin oğullarını toplayın!'

Bunun üzerine bizi civciv yavruları gibi ona götürdüler. 'Haydi bana berber çağırın!' diye emretti. Berber geldi ve ona saçlarımızı bir güzel tıraş ettirdi.' |£bû Dâvud ve Nesâî.l

5861- Ali radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, kadının başım tıraş etmesini yasakladı."

[Nesâî.]

5862- Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hacamat müstesna olmak üzere, ensenin (ta­mamen) tıraş edilmesini yasaklamıştır."

[Tabeiânî, Mu'cemu'I-Evsat ve's-Sağir''inde leyyin  bir senedle]

5863- Esma radiyallahu anhâ'dan: "Bir kadın dedi ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Kızım çiçek hastalı­ğına yakalandı ve saçları döküldü. Beri onu evlendirdim; basma takma saç İlave edeyim mi?' diye sordu.

'Allah, takana da taktırana da lanet et­miştir!' buyurdu." [Buhârî, Müslim ve Nesâî|

5864- Âİşe radiyallahu anhâ'dan: "Ensâr'dan bir kadın kızını evlendirdi.

Saçı dökülmek üzere idi. Gelip durumu Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem'e anlattı. Ve dedi ki: 'Kocası bana onun saçma saç ila­ve etmemi söyledi; ne dersin bunu yapayım mı?'

'Hayır, çünkü saçlarına takma saç ilave edeni Allah lânetlemiştır'."

[İkisi de Buhârî, Müslim ve Nesuî'ye aittir.F

5865- Muâvİye radiyallahu anh'dan: "Bir hac mevsiminde o, minberin üstüne çıkarken bir nöbetçinin elinde bulunan bir tu­tam saçı alıp şöyle dedi: 'Ey Medine halkı! Nerede alimleriniz? Ben Peygamber sallalla-hu aieyhi ve sellem'iıı bunu yasakladığını duydum. Şöyle buyuruyordu: "İsrâHoğuUan kadınları saçlarına saç ilave ettikleri için he­lak olmuştur'."

5866- Diğer rivayet:

(Muâviye) dedi ki: "Bunu yahudilerden başkasının yaptığını görmedim. Bu durum Peygamber sallailahu aleyhi ve sellem'e ulaş­tığında ona 'zûr' ismini vermiştir."

5867- Diğer rivayet:

Kalâde, "zûr':uıi açıklamasında şöyle de­miştir; "Bu, kadınların saçlarına saç ulayarak çoğaltmalarıdır." JAltı hadis imamı.|

5868- İbn Abbâs radiyaîlahu anh'dan: "Kitab ehli saçlarını alınları üzerine sarkıtırlardı. Müşrikler ise saçlarını ikiye ayırırlar­dı. Peygamber sallailahu aleyhi ve sellem (ak­si) emredilmediği hususlarda Kitab ehline muvafakat edip saçlarını alnı üzerine saldı; ancak sonra (oltadan) ayırdı."

[Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5869- Amr bin Şuayb'dan, o da babasın­dan, o da dedesinden:

(Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu:).

"Saçtaki akları yolmayın. Zira kişi müslü-nıan iken tek bir kıl bile ağarmış olsa bu, kı­yamet gününde onun için mutlaka bir aydınlık olur."

5870- Diğer rivayet:

"Allah ağaran kıla karşılık bir sevap ya­zar; bir de günah düşürür."

ISünen ashabı, lafız Ebû Davud'undur.]

5871-  Amr bin Abese radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kimin Allah yolunda saç veya bıyıkları­na ak düşerse, kıyamet gününde bu kendisi için bir nur olur." [Tirmizî|

5872- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Bıyıklan derince kesin, sakallan uzatın! (serbest bırakın!)"

5873- Diğer rivayet:

"Müşriklere muhalefet edin; sakalı bolca bırakın, bıyıklarınızı derince kesin." "İbn Ömer hac veya umre yaptığı zaman, sakalının üzerinden eliyle tutarak fazlasını kesip alırdı."

|Altı hadis imamı.|

5874- Rezîn'in rivayeti:

"İbn Ömer, bıyığını derisi görünecek kadar derin kestirir ve şu ikisi (dudakların İki tarafında olan bıyıkla sakal) arasını alırdı."

5875- Câbir radİyallahu anh'dan: "Hac ve umrenin dışında biz sakalımızın ucunu uzatırdık." |Ebû Dâvutl]

5876- İbn Arar bin el-As radiyallahu anh'­dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem sakalının eninden de, boyundan da alırdı."

[Tirmizi]

5877-  Amir bin Abdillah bin ez-Zübeyr radiyallahu anh'dan:

"Hz. Ömer öfkelendiği zaman, bıyığını kıvırır ve homurdanirdi."

[Taberanî, Mu'cemu'l-Kebîr'de İçinde (inki(â') kopukluk bulunan bir senedle]

5878- Câbir radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sakalın ucundan kırpmayı yasakladı."

[Taberâni, Mu'cemu'hEvsat'ta zayıf bir senedle]

5879- İbn Amrbİn el-Âs radiyallahu anh'­dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, hür kadının saçmi topuz, cariyenin de saçını perçem yapmasını yasakladı."

[Taberânî, Mu'cemu'i-Kebîr ve's-Sağîr'de]

 

SAÇ BOYAMA, ELLERE KINA YAKMA VE HALÛK (BİR NEVİ ZAFERÂNLI KIRMIZI KOKU KARIŞIMI)

 

5880- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Yahudi ve hıristiyanlar saçlarım boya-mazlar. Siz onlara muhalefet edin!"

(Alt: hucli.s imamı. Mâlik hariç.]

5881- Diğer rivayet:

"Beyazlanan kılların rengini değiştirin; yahudilere benzemeyin!"

5882- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanından saçlarını kma ile boyamış bir adam geçti. 'Bu ne kadar da güzel olmuş/' dedi. Da­ha sonra saçını kına ve ketem (siyah saç bo­yası) ile boyamış başka bir adam geçti. Onun için: 'Bu, ondan daha güzel olmuş!' buyurdu. Derken saçları sarıya boyanmış başka bir adam geçti, onun için de şöyle buyurdu: 'Bu, hepsinden daha güzeldir'." [Ebû DSvud]

5883- Ebû Zer radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallaflahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Beyaz .saçları, boyayan en güzel şey kına ve (siyah renk veren) ketemdir." [Sünen ashabı]

5884- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "O, sakalını sarı boya ile boyardı. Elbisesi de âdeta sarıya boyanırdı. Ona: 'Neden sarı boya ile boyuyorsun?' diye soruldu; şu cevabı verdi: 'Ben Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in bununla boyadığını gördüm. Çünkü bu onun en çok sevdiği boya türü idi. Sarığına varıncaya dek tüm elbisesini onunla boyardı V

5885- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, sığır derisinden pabuç giyerdi, sakalını vers (bir nevi boya) ve zaferanla (sarıya) boyardı. İbn Ömer de bunu yapardı."

[Ebû Dâvud ve Ncsâî]

5886- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in saç-sakaldakİ aklarını saymak istersem saya­bilirdim. O, ne saçını ve ne de sakalını boya­mıştır. Ebû Bekr, kına ve ketemle boyamıştır, Ömer ise yalnız kına ile boyamıştır." [Buhârî, Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5887- Ebû Rimse radiyallahu anh'dan: "Babamla Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gittim. Gür saçlı ve sakallı idi. Saç-sakalmda kına kalıntıları, üzerinde de iki yeşil cübbe vardı. Babam ona dedi ki:

'Ben tabibim; bana şu sırtmdakini (yani peygamberlik mührünü) göster!' Şöyle buyurdu: "Allah tabihîir. Bilâkis sen onu (mührü) yaratan tabibinin dostusun'."

[Ebu Davud]

5888- Nesâî'nin rivayeti:

"Ben, babamla Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e geldim; sakalına kına sürmüştü."

5889- Osman bin Abdillah bin Mevheb ra­diyallahu anh'dan:

"Ailem benî bir bardak su ile Ümmü Sele­me'ye gönderdi.

Bir insana göz değdiği zaman, ya da bir rahatsızlıkla karşı karşıya kaldığı zaman, ona bîr kap gönderirdi, O da gümüş mahfazasında tuttuğu Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel­lem'in kıllarından bir kılı çıkartıp (kabın içi­ne daldırır) suyu karıştırırdı. O (hasta) ondan içerdi. Ben mahfazaya baktım, İçinde birkaç kırmızı kıl gördüm."

|Buhârî|

5890- Ebû Seleme bin Abdirrahman radi-yallahu anh'dan:

"Abdurrahman bin el-Esved bin Abd-i Ya-ğûs onların yanında otururdu. Baş ve sakalı beyazdı. Bir gün onların yanma saçlarını kızı­la boyamış olarak geldi. Cemaat: 'Bu çok gü­zel olmuş!' dediler. O da şöyle dedi: 'Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem'in eşi olan annem Âişe, bana cariyes Nuhayle ile kına gönderdi, mutlaka saçımı onunla boyamam için and verdi ve Ebû Bekr'in de sakal ve sa­çını boyadığını söyledi." [Malik]

5891-  Ebû Seleme bin Abdirrahman radi-yallahu anh'dan:

"Bana ulaştığına göre Ömer, Ali ve Ubeyy (bin Kâ'b) saçlarını boyamazlardı.

Eğer Âişe, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in saçını sakalım boyadığını bilseydi ve görseydi (babası) Ebû Bekr'in boyadığını İbnü'l-Esved'e anlatırken ilave olarak bunu da söylerdi." [Rezîn]

5892- Câbir radiyallahu anh'dan: "(Mekke'nin) Fetih günü (Ebû Bekr'in babası) Ebû Kuhâfe, başı ve sakalı papatya gibi bembeyaz olmuş bir halde getirildi. Pey­gamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle bu­yurdu: 'Siyah hariç, hangi boya ile olursa ol­sun bunun başını boyayıp aklığım giderin!'"

[Müslim, Ebû Dâvud ve Nesâî.]

5893- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Ahir zamanda saç-sakallarını güvercin döşleri gibi siyaha boyayacak olan bir kavim gelecektir ki onlar cennet kokusunu koklaya-miyacaklardir." [Ebû Dâvud ve aynı lafızla Nesâî.]

5894- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Ona, kına ile boyanmayı sordular. 'Sa­kıncası  yoktur.  Ancak ondan  hoşlanmam. Çünkü sevgilim Allah Resulü sallallahu aley­hi ve sellem de onun kokusundan hoşlanmaz­dı' dedi.' |Ebû Dâvud ve Nesâî]

5895- Âişe radiyallahu anhâ'dan:

"Bir kadın perde arkasından Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'e bir mektup gös­terdi. Elini derhal geri çekip şöyle dedi: 'Bu adam eli midir, yoksa kadın eli midir? (belli değil)'

'Kadın elidir' diye cevap gelince, şöyle buyurdu: 'Eğer sen kadın olsaydın tırnakları­nı kına ile (boyayarak) rengini değiştirir­din' ." [İkisi de Ebû Dâvud ve Nesâî'nİndir.j

5896- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Utbe'nin kızı Hind şöyle dedi: 'Ey Al­lah'ın Nebisi! Benim biatimi kabul et!' 'Elle­rinin rengini) değiştirmedikçe, senin biatini kabul etmem. Zira o eller yabanî hayvanların ellerine benziyor' buyurdu." |Ebû Davud]

5897- Âişe radiyallahu anhâ'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Boyasız, kınasız kadını görmekten hoş­lanmam." |Rezîn|

5898- Âişe radiyallahu anhâ'dan:

Ona: "Kadın hayizlı iken (saçım) boyaya-bilir mi?" diye sordular. Şöyle cevap verdi:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in yanında (hayız iken) elimize kına yakardık da bizi bundan alıkoymazdı." |îbn Mâce.]

5899- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e ellerini ve ayaklarını kına ile boyamış bir mu-hannes (kadmlaşan erkek) geldi. 'Nedir bu? (niye getirdiniz)' dedi. Şöyle dediler: 'Bu, kendisini kadmlara benzetmek isliyor' dedi­ler. Bunun üzerine onu Nakî isimli mevkiye sürdü. Denildi ki:

'Ey Allah'ın Resulü! Onu Öldürmeyelim mi?'

'Ben namaz kılanları öldürmekten mene-d'ıldim' buyurdu." lEbû Dâvud|

5900- Mâlik radiyallahu anh'dan: "Bana ulaştığına göre ilim ehli, erkeklerin ellerine ve ayaklarına kma sürüp boyamasını Ebû Hureyre'nin bu hadisinden dolayı hoş görmediler.

Bana ulaşan habere göre bu uygulama, an­cak kadınlar için müstehaptır." [Rezîn]

5901- Enes radiyallahu anh'dan:

(Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Kına ile boyanın! Çünkü onun kokusu güzeldir, sinirleri yatıştırır."

[Ebû Ya'lû, meçlıûl râvilerlarikiyle.j

5902- Enes radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallaliahu aleyhi ve sellem, erkeğin zaferan sürmesini yasaklamıştır."

(Mâlik hariç, altı lıadis iınamı|

Timıizî dedi ki: "Zaferanlanmanın yasak olması, onu sürünüp kokulanmanın yasaklan­ması anlamına gelir."

5903- Enes radiyallahu anh'dan:

"Bir adam üzerinde sufra (bir nevi sarı bo­ya) eseri olduğu halde Peygamber sallallahu aleyhi ve seflem'in yanma girdi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, yüzünde hoşlan­madığı bir şey bulunan kişiye nadiren bakar (ayıbını yüzüne vurmaz)dı. Adam çıkınca şöyle dedi: 'Şuna. söyleseniz de yüzündeki o boyayı yıkasa'." lEbûDüvud]

5904- el-Vefîd bin Ukbe radiyallahu anh'-dan:

"Peygamber sallallalıu aleyhi ve sellem, Mekke'yi fethettiğinde, Mckkeliler çocukları­nı bereketle dua etsin ve başlarını sıvazlasın diye ona getirmeye başladılar. Ben saçım ha­lûk İİe boyalı olarak ona götürüldüm. Üzerim­deki bu boyadan dolayı bana elini sürmedi,"

[İkisi de Ebû Davud'a aittir.]

5905-  Ya'lâ bin Murre radiyallahu anh'-dan:

"Üzerimde halûk denilen boyanın eseri ol­duğu halde beni Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem gördü. Bana dedi ki: 'Ey Ya'lâ, ha­nımın var mıdır?' 'Hayır' dedim.

'Onu yıka, bir daha sürme, tekrar yıka, yi­ne bir daha sürme! Sonra yıka ve bir daha sürme!' Bunun üzerine onu yıkadım, bir daha sürmedim, bir daha yıkadım, bir daha sürme­dim. Sonra yıkadım, sonra bir daha hiç sür­medim." ITirmi/.îveaym lafızla Nesâî.|

5906- Ammâr bin Yâsir radiyallahu anh'-dan:

"Seferden aileme döndüm, ellerim yarıl­mıştı. Zaferanla boyadılar. Peygamber sallal­lahu aleyhi ve sellem'e geldim; selâm verdim. Selâmımı almadı, merhaba da demedi. Şöyle buyurdu: 'Haydi git bunu yıka!'" |EbûDâvud]

5907- Ebû Mûsâ radiyallahu anh'dan; (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu;)

"Allah, vücudunda halûk (bir nevi bo-ya)dan bir şey bulunan adamın namazını ka­bul etmez." [Ebû Dâvud]

5908- Ümmü Leylâ radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel­lem'e biat ettik. Bizden aldığı sözler arasında şunlar da vardı: 'Topukları boyamak, yıkanıp taranmak, ellerimizi hıtâb (bir nevi) boyadan mahrum bırakmak.'

Dedi ki: İki gümüş bilezik edinmeye gü-eümüz yettiği zaman bunu edinmemizi aksi halde az bir şeyle olsa da ellerimizi boyama­mızı emretti. Ve: 'Sakın erkeklere benzeme-yinV buyurdu.

[Taberânî, Mu'cetmı'I-Kebîr ve's-Sağfr'de iayifhir senedle]

 

SÜNNET OLMAK, TIRNAK KESMEK, KOLTUK ALTINI TEMİZLEMEK, ETEK TIRAŞI OLMAK, DÖVME YAPTIRMAK VE DİĞERLERİ

 

5909- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Beş şey yaradılıştandır (fıtrattandır): Sünnet olmak, etek tıraşı olmak, bıyıkları kı­saltmak, tırnak kesmek, koltuk altını almak."

|Altı hadis imamı.|

5910- Enes ıadiyallahu anh'dan: "Bıyığı kırkarak kısaltmak, tırnak kes­mek, koltuk altını almak, etek tıraşı olmak hu­susunda bize kırk gece süre verdi, kırk geceyi aşmamamız söylendi." (Müslim ve sünen ashabı.|

5911- Diğer rivayet: "Kırk günü aşmamamızı."

5912- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Hz. İbrahim, keser ile sünnet oldu." Ki­mileri keser anlamında olan kaddûm kelime­sini şeddesiz (kadûm) olarak rivayet etti. Ebû'z-Zinâd: "Şedde ile (kaddûm) bir yer ismidir." dedi.

5913- Diğer rivayet:

"ibrahim seksen yasında sünnet oldu,"

(Buharı ve Müslim)

5914- İbnü'l-Müseyyeb radiyallahu anh'­dan, dedi ki:

"İbrahim, ilk misafir edinen, İlk sünnet olan, ilk bıyıklarını kısaltan kişi idi. Saçına düşen akı gördüğü zaman Allah'la şöyle ko­nuşan ilk kişi idi: 'Rabbim bu nedir?' 'Vakar­dır, ey İbrahim!' buyurdu. 'Rabbİm, öyleyse vakarımı artır!' diye dua etti." [Mâlik]

5915- Rezîn şunu ilave etti:

"O, yüzyirmi yaşındayken sünnet oldu. Sünnetten sonra seksen sene daha yaşadı."

5916- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: Ona sordular: "Allah Resulü sallalîahu aleyhi ve sellem, vefat ettiği zaman sen ne ka-dar(kaç yaşında)dm?"

Cevap verdi: "O zaman ben sünnetli idim;

o zamanlar buluğa ermeden etmezlerdi." |Bu-hâiîj

5917-   Ümmü Atiyye  radiyallahu   an-hâ'dan:

"Bir kadın, Medine'deki kızları sünnet ederdi. Ona Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem şöyle dedi: 'Derin kesme, çünkü bu, kadın için daha zevk verici, koca için daha makbul­dür'." [Ebû Davut! bu hadisin zayıf olduğunu söyledi|

5918-  Rezîn'in lafzı:

"Kızları sünnet ederken üstten kes, derin kesme. Zira bu, yüze daha çok parlaklık, ko­caya da daha çok haz verir."

5919- Meyi bİnt Muşarrih radiyallahu an-hâ'dan, dedi ki:

"Babanım tırnaklarını kesip onları daha sonra gömdüğünü gördüm. Şöyle dedi:

'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in de böyle yaptığını gördüm'."

[Bezzâr ve Taberânî, Mu''cemıı''I-Kebîr vel-Evsat'ta zayıf"bir senedle]

5920- İbn Mes'ûd radiyallahu anh'dan:

"Kendisini güzelleştirmek için dövme ya­pan ve yaptıran, yüzden kıl alan (kaşlarını in­celttiren), dişlerini seyrekleştirmek için dişle­rinin arasını yontturan kadınlara Allah lânel etmiştir. Allah'ın yaratmış olduğu şekli bo­zanlara da lanet etmiştir." Bu sözü Kur'ân okumakta olan Ümmü Ya'kûb adındaki bir kadın duyup ona geldi ve şöyle dedi; "Duydu­ğuma göre sen böyle böyle demişsin."

"Ben Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in lanet ettiği kimselere neden lanet et-miyeyim? Üstelik bu, Allah'ın Kitab'mda da yer almaktadır" dediğimde kadın şöyle dedi;

"Ben Kur'ân'ı baştan sonuna kadar oku­dum, böyle bir şey bulamadım."

"Sen dikkatle okusayduı mutlaka bulur­dun. Nitekim Allah şöyle buyurdu: "Resul si­ze ne vermişse alın, sizi neden alıkoymussa ondan uzaklasın." (Haşr 7)

"Ama ben bunu senin karında da görüyo­rum."

Ben: "Şimdi git bakalım, onda bunu göre­bilecek misin?" deyince, kadın hemen gitti, bir şey göremeyince, dönüp geldi ve şöyle de­di: "Gittim gerçekten de onda böyle bir şey görmedim."

"Eğer sen onda böyle bir şey görseydin bir daha ben onunla cinsî ilişkide bulunmazdım" dedi.

Bir başka rivayete göre o (İbn Mes'ûd), bu hadisi Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem'in sözü olarak nakletti.

[Mâlik hariç, altı hadis imamı)

5921- Onların İbn Ömer'den de benzeri rivayetleri vardır. Nâfi' dedi ki: "Veşm (döv­me), diş ellerinde olur."

5922- Ebû Dâvud, ibn Abbâs radiyallahu anh'dan:

"Kendi saçma ilave eden, ettiren, yüzün­den tüylerini alan, aldıran, herhangi bir hasta­lık sebebiyle hariç dövme yapan ve yaptıran kadınlar lanetlenmiştir."

5923-  Kays bin Ebî Hazım radiyallahu anh'dan:

"Ebû Bekr hastayken yanına girdim; ya­nında elleri dövmeli beyaz bir kadın gördüm, ona hizmet ediyordu. Baktım ki o, Umeys'in kızı Esma İmiş." [Taberânî, Mu'cemu'i-Kebîr'tiz.]

5924- Âişe radiyallahu anha'dan: "Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel­lem'in tarağı, misvağı, mescidde dahi berabe­rinde olurdu, hiç ayrılmazdı. Sakalını tarar­ken de aynaya bakardı."

[Taberânî, Mu'cemıı'I-Evsat'la]

5925-   Ümmü'd-Derda radiyallahu an-hâ'dan:

"Âişe'ye; 'Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'le yolculuk yaptığında ya da hacca git­tiğinde ya da onunla birlikle savaşa gittiğinde O'na ne hazırlardın?" diye sordum. "Ona şun­ları hazırlardım" dedi: 'Bir yağ şişesi, tarak, ayna, makas, sürmedanhk ve misvak'."

[İkisi de Taberânî'nin, Mu' cemu' I-Evsafında zayıf bir senedle yer almıştır.]

5926-   Ümmü  Seleme radiyallahu an-hâ'dan:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, temizlenmek İstediği zaman önce avret mahallini hamam otu ile temizlerdi. Vücudunun diğer kısmını ise ailesi temizlerdi." [İbn Mâce]

 

RESİMLER, NAKIŞLAR VE PERDELER

 

5927- Aİşe radİyallahu anhâ'dan:

"O, üzerinde (hayvan) resimler(i) bulunan bir yastık satın aldı. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem (bunu görünce) kapıda durup içeriye girmedi. (Âişe anlatıyor) Onun hoş­lanmadığını yüzünden anlayınca, dedim ki:

'Ey Allah'ın Resulü! Söyle suçum nedir? Allah'a tevbe edeyim, Resulümden de özür dileyeyim.' Şu cevabı verdi;

'Nedir bu yastık?'

'Üzerine oturasm ve yastık edinesin diye onu senin için satın aldım' dedim.

'Bu resimleri yapanlar, kıyamet gününde azaba uğratılacaklar ve kendilerine; "Haydi yaptıklarınıza can verin de diriltin!' denile­cektir' buyurdu. Sonra şunu ekledi; 'içinde resim bulunan eve melekler girmez'."

5928- Diğer rivayet:

"Üzerinde resimler bulunan bir kumaşın içini doldurup yastık yaptım. (Allah Resulü) Geldi ve iki kapı arasında durdu, yüzü değiş­meye başladı.

'Ey Allah'ın Resulü! Suçumuz nedir?' de­dim. Şöyle buyurdu:

'Nedir bu yastığın hali?'

'Bunu üzerinde yalasın diye yaptım.'

'Üzerinde resim bulunan bir eve melekle­rin girmediğini sen bilmiyor musun?' buyurdu."

5929- Diğer rivayette şu ilave vardır: 'Bunun üzerine onu ikiye bölüp dirsekle dayanacak yastık haline getirdim; evde onlara yaslanıp otururdu.'

5930- Diğer rivayet:

'"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem seferden döndü. Ben de üzerinde bazı resimler bulunan örtüyü bana ait bir raf üzerine ört­müştüm. Resûlullah(s.a.v.) onu hemen kaldır­dı ve şöyle buyurdu: 'Kıyamet gününde en şiddetli azaba uğrayacak kimseler, Allah'ın yaratmasına benzetmeye çalışanlardır'

5931- Diğer rivayet:

"Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bir seferden geldi. Kapımın üstüne kanatlı at­ların resimlen bulunan bir perde asmıştım. Bana emretti, ben de onu çıkarttım."

5932- Diğer rivayet:

"Kapısına bir perde astı. (Allah Resulü) Geldiği zaman o perdeyi gördü; yüzünden onun hoşlanmadığını anladı. Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem hemen çekip onu kopardı, kesip parçaladı ve şöyle buyurdu: 'Allah bize taş ve çamurları örtmemizi, emretmedi.' (Âişe) Dedi ki: 'Sonra biz onu kestik, içine lif doldurup iki yastık yaptık. Buna ses çıkartmadı ve bizi kınamadı."

5933- Diğer rivayet:

Şöyle buyurdu: "O bana dünyayı hatırla­tıyor, çıkart onu!" [Altı hadis imamı]

5934- İbn Abbâs radiyallahu anh'dan: Bir adam (ressam) ona dedi ki:

"Ben bu resimlen yapıyorum, bu hususla bana felva ver!"

"Bana yaklaş!" dedi. yaklaştı; "Biraz daha yaklaş!" dedi, yaklaştı, Sonra elini onun başının üzerine koyup şöyle dedi: "Şimdi ben sa­na Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sel­lem'den duyduğumu bildireyim, onun şöyle buyurduğunu duydum:

Her resim yapan ateşte olacaktır. Her yaptığı resme bir nefis verilecek ve bu (resim), ona ateşte azap edecektir.' Mullaka resim yapmak İstersen, ağaç ve cansız olanların res­mini yap!"

5935- Diğer rivayet:

Onun şöyle buyurduğunu duydum: "Kim bir resim yaparsa, Allah onu azaplandıracak-tır, 'Haydi ona ruh üflef diyecektir. Oysa o, ona ruh ufleyemiyecektir,"

Adam titremeye başladı yüzü sapsarı ol­du. (İbn Abbâs} ona şöyle dedi:

"Yazık sana! Mullaka resim yapmak isti­yorsan, işte ağaç, onun ve cansiz olan her şe­yin resmini yap!" [Buhârî, Müslim ve Nesâî.]

5936- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Allah şöyle buyurdu: 'Benim yarattığım gibi yaratmaya kalkışandan dalıa zalim kim olabilir; haydi bir zerre, ya da bir âane, ya da bir arpa yaratsınlar da göreyim?"

IBııhârî ve Müslim.]

5937- Âişe radiyallahu anhâ'dan: "Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem hastalandığı zaman, hanımlarından bazıları Mâliye adında bir kiliseden söz ettiler. Ümnıü Seleme ile Ümmü Habîbe (daha önce) Habe­şistan'a varıp onu (kiliseyi) görmüşlerdi. Bu nedenle onun güzelliğinden ve içindeki re­simlerden bahseliiler. Bunun üzerine (Allah Resulü) mübarek başını kaldırıp, şöyle buyur­du:

'iste onlar aralarında salih bir adam Öl­düğü zaman, kabri üstü/ide mescid. yaparlar. Sonra içinde bu resimleri yaparlar. Onlar Al­lah' in yarattığı yaratıkların en kötüleridir'."

[ Buhârî, Müslim ve Nesâî.]

5938- Zeyd bin Hâlid, Ebû Talha'dan: (Allah Resulü sallailahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"içinde resim bulunan eve melekler gir­mez." Büsr bin Saîd dedi ki: 'Zeyd bin Hâlid hastalandı, Onu ziyarete gittik, baktık ki kapı­sında resimli bir perde asılmış. Ubeydullah el-Havlânî'yc dedim ki: 'Zeyd bize bir gün evvel resimden bahsetmemiş miydi?' Ceva­ben dedi ki: 'Bunu (Zeyd) haber verdiği za­man 'Elbisedeki nakışlar müstesna1 dediğini duymamış miydin?'"

| Mâlik hariç, altı hadis imamı)

5939- Ebû Talha radiyallahu aııh'dan: "O, hastayken altındaki yastığı kaldırmak için bir insan çağırdı. Sehl bin Huneyf sordu: '(Yastığı) neden çekiyorsun?'

'Onda resim vardır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in onun hakkında ne dediği­ni biliyorsun' deyince, Sehl şu cevabı verdi: "Kumaştaki işlemeli resim hariç' demedi mi?'

'Evet ama, böylesi benim içimi rahatlatı­yor' dedi." [Mâlik, Tirmizî ve Nesai]

5940- İbn Ömer radiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, Fâtıma'nın evine geldi, kapısında işlemeli bir perde görünce, içeriye girmedi. Ali gelip onu (Fâtıma'yı) üzgün gördü. Sebebini sordu, Fâ-tıma da durumu kendisine anlatınca, hemen Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e gidip 'Fâtima çok üzülmüş, neden girmediniz?' di­yerek Peygamber sallallahu aleyhi ve sel­lem'den bilgi istedi. Şöyle buyurdu: 'Dünya ile benim ne ilgim vardır? Sonra benim o iş­lemeli perde ile ne ilgim vardır?'

Bunun üzerine Ali, gelip Peygamber'in neden girmediğini söyleyince, Fâtıma 'Söyle babama (o perdeyi) ne yapmamı istiyor?' 'Onu bir ihtiyaç sahibine versin/' diye Ali ile ona haber gönderdi." IBuhârî ve Ebû Dâvud]

5941- Sefine radiyallahu anh'dan:

"Bir adam Ali'ye misafir oldu. Ali ona gü­zel bir yemek yaptı. Fâtıma da 'Babamı da ça-ğırsak olmaz mı?' dedi. Çağırdılar, elini kapı­nın iki yanına koyduğunda gözü evinin bir ye­rine konmuş resimli bir örtüye İlişti, girmeden geri döndü.

Bunun üzerine (Fâtıma) Ali'ye: 'Yetiş ba-

kalım geri dönmesinin sebebi neymiş Öğren!' dedi. Hemen ardından gidip yetişti ve sordu: 'Ey Allah'ın Resulü! Neden geri döndünüz?' Resûlullah (s.a.v.): 'Benim ya da herhangi bir peygamberin tezyin edilip süslenmiş bir eve girmesi doğru olmaz, yakışık almaz' .diye cevap verdi." |Ebû Dâvud)

5942- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"Bana Cibril gelip dedi ki: Dun sana gel­dim, beni içeriye girmekten şunlar alıkoydu: Evde üzerinde resimler bulunan perdeler var­dı. Evde köpekler vardı. Kapıda adam resim­leri vardı. Emret timsallerin (resimlerin) başı kesilsin, ağaç haline gelsin, emret perde ikiye bölünüp iki yastık yapılsın. Emret, köpek dı­şarı çıkartılsın." Köpek bir enikti. Hasan ile Hüseyin o enikle oynuyorlardı. Sedirin altındaydı, emretti çıkartıldı.

(Müslim ve Sünen ashâbı]

5943- İbn Ömerradiyallahu anh'dan:

"O, Ebû Eyyûb'u (yemeğe) davet etti. (Ebû Eyyûb) evin duvarında bir perde gördü, İbn Ömer: 'Ne yapalım kadınlarla başa çıka­madım' deyince, şu cevabı verdi:

'Bunu başkası yapabilirdi ama senden hiç beklemezdim. Vallahi senin yemeğini ye­mem' dedi ve döndü."

[Rezînf

5944- Ebû Hureyre radiyallahu anh'dan: (Allah Resulü sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu:)

"O, ayak altında çiğnenen resimlere ruh­sat verdi, asılı olanları ise kerih gördü."

[Taberânî, Mu'cemu l-E\>sat'\& zayıf bir senedle.J

5945- İbn Ömerradiyallahu anh'dan: "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, bakırdan yapılmış bir putun yanına uğradı, onun sırtına elinin tersiyle vurup şöyle dedi: 'Allah'ı bırakıp da sana tapanlar gerçekten ziyan etmiş ve hüsrana uğramıştır,' Sonra Cibril beraberinde bir melek olduğu halde geldi. Melek geri çekilince, Peygamber sallal­lahu aleyhi ve sellem Cibril'e 'Neden o böyle geri durdu?" diye sordu. Cibril: 'Senden ba­kır kokusu geldi. Biz bakır kokusuna taham­mül edemeyiz'."

|Taberanî, Mu'cemu'l-Evsat'ta zayıf bir isnadla]

 

TAHRİC

==========================================

5674-Bu hadisi Nesâî (zînet 39/1, VIII, 156), Vehb b. Beyân an İbn Vehb an Amr b. el-Hâris an Ebî Uşşâne el-Muâfirî an Ukbe senedi ile tahrîc etti.

5675-Bu hadisi Nesâî (zînet 40, VIII, 163), Ziyâd b. Eyyûb an Alî b. Gurâb an Beyhas b. Fehdân an Ebî Şeyh an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

5676-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4057) ve Nesâî (zînet 40, VIII, 160), Ebû Efleh el-Hemedânî an Abdillah b. Züreyr el-Gâfikî an Alî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5677-Bu hadisi Tirmizî (no. 1720) ve Nesâî (zînet 76, VIII, 190), Ubeydullah b. Ömer an Nâfi' an Saîd b. e. Hind an Ebî Mûsâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında sahîh hükmü verdi.

5678-Buhârî (libâs 25/3, VII, 44), Ebû Osmân en-Nehdî'den; Müslim (libâs no. 6, s. 1638-9), İbn Ömer'den ve Nesâî (zînet 90, VIII, 200-1), Abdullah b. ez-Zübeyr ve İbn Ömer'den, hepsi de Hz. Ömer'den rivayet ettiler.

Lafız Buhârî'ye aittir.

5679-Bu rivayeti Buhârî (lilâs 25/8-9, VII, 44-5), Müslim (libâs no. 11, s. 1641-2) ve Nesâî (zînet 90/1-2, VIII, 200), Abdullah b. ez-Zübeyr an Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5680-Heysemî, râvilerinden Ömer b. Yahyâ'yı tanımadığını diğer râvilerin ise güvenilir kimseler olduğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 149).

5681-5683-Bu hadisi Mâlik (libâs no. 18, s. 917-8), Buhârî (cum'a 7, I, 214; îdeyn 1, II, 2; buyû‘ 40/1, III, 16; hibe 27/1, III, 140; 29, III, 142; cihâd 177, IV, 31-2; libâs 30/2, VII, 46; edeb 9, VII, 71-2), Müslim (libâs no. 6-9, s. 1638-40), Ebû Dâvud (no. 4041-1) ve Nesâî (zînet 84, 86, 97, VIII, 196-8), İbn Ömer an Ömer asl-ı senedi ile tahrîc etti.

İlk iki lafız Müslim'in (no. 8 ve 7), üçüncüsü ise Buhârî (cum'a 7) ve Müslim'indir (no. 6).

5684-Bu hadisi Müslim (libâs no. 16, s. 1644) ve Nesâî (zînet 89, VIII, 200), İbn Cüreyc an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5685-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4047), Mûsâ b. İsm. an Hammâd an Alî b. Zeyd an Enes senedi ile tahrîc etti.

Alî b. Zeyd zayıf bir râvidir.

5686-5687-Bu hadisi Buhârî (hibe 27, III, 141; nafakât 11, VI, 193-4; libâs 30, VII, 46) ve Müslim (libâs no. 19, s. 1645), Şu'be an Abdilmelik b. Meysere an Zeyd b. Vehb an Alî asl-ı senedi ile;

Müslim (libâs no. 17-8, s. 1644-5), Ebû Dâvud (no. 4043) ve Nesâî (zînet 84/2, VIII, 197), Ebû Avn es-Sekafî an Ebî Sâlih el-Hanefî an Alî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5688-Bu hadisi Buhârî (libâs 26, 27/2, VII, 45-6; cenâiz 2/1, II, 70; mezâlim 5/1, III, 98; libâs 45/1, VII, 50; mardâ 4/2, VII, 4; nikâh 71/3, VI, 143; eşribe 28/3, VI, 251; istîzân 8, VII, 128; eymân 9/1, VII, 223), Müslim (libâs 3, s. 1635-6), Tirmizî (no. 2809, 1760), Nesâî (zînet 91, VIII, 201; cenâiz 53, IV, 54) ve İbn Mâce (no. 3589), Eş'as b. Süleym an Muâviye b. Süveyd b. Mukarrin ani'l-Berâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5689-Bu hadisi Mâlik (salât no. 28, s. 80), Abdürrezzâk (no. 2832-3, 19476, 19964), Ahmed (I, 92, 114, 126, 132), Müslim (salât no. 209-211, s. 348-9; libâs 29-31, s. 1648), Ebû Dâvud (no. 4044-5), Tirmizî (no. 264, 1725, 1737), Nesâî (tatbîk 61/1-2, II, 217; zînet 43, VIII, 168-9; 77, VIII, 191-2), İbn Mâce (no. 3602), Ebû Ya'lâ (no. 276), İbn Hibbân (no. 1892, 5416, 5477) ve Beyhakî (II, 87), İbr. b. Abdillah b. Huneyn an ebîhî an Alî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5690-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4059), Nasr b. Alî an Ebî Ah. ez-Zübeyrî an Mis'ar an Abdilmelik b. Meysere an Amr b. Dînâr an Câbir senedi ile tahrîc etti.

5691-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4055), İbn Nüfeyl an Züheyr an Husayf an İkrime an İbn Abbâs senediyle tahrîc etti.

5692-5693-Bu hadisi Buhârî (libâs 25/1-4, VII, 44), Müslim (libâs 12-14, s. 1642-3), Ebû Dâvud (no. 4042), Nesâî (zînet 93, VIII, 202) ve İbn Mâce (no. 3593), Ebû Osmân en-Nehdî an Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5694-Bu hadisi Müslim (libâs no. 10, s. 1641) ve Ebû Dâvud (no. 4054), Abdullah Ebû Ömer mevlâ Esmâ binti ebî Bekr an Esmâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5695-Bu mevkûfu Mâlik (libâs no. 5, s. 912), an Hişâm b. Urve an ebîhî senedi ile tahrîc etti.

5696-Bu hadisi Buhârî (cihâd 91, III, 231; libâs 29, VII, 46), Müslim (libâs no. 25-6, s. 1646-7), Ebû Dâvud (no. 4056), Tirmizî (no. 1722) ve Nesâî (zînet 93, VIII, 202), Katâde an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5697-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4074), Muh. b. Kesîr an Hemmâm an Katâde an Mutarrif an Âişe senedi ile tahrîc etti.

5698-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4033), Tirmizî (no. 2479) ve İbn Mâce (no. 3562), Ebû Avâne an Katâde an Ebî Bürde b. e. Mûsâ an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında sahîh hükmü vermiştir.

5699-Bu hadisi Buhârî (fardu'l-humus 5/3, VI, 47; libâs 19/3, VII, 41), Müslim (libâs no. 35, s. 1649), Ebû Dâvud (no. 4036) ve Tirmizî (no. 1733), Eyyûb an Humeyd b. Hilâl an Ebî Bürde asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5700-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4032), Müslim (libâs no. 36, s. 1649) ve Tirmizî (no. 2814), Mus'ab b. Şeybe an Safiyye binti Şeybe an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5701-Bu hadisi Tirmizî (no. 1734), Alî b. Hucr an Halef b. Halîfe an Humeyd el-A'rec an Abdillah b. el-Hâris an İbn Mes'ûd senedi ile tahrîc etti.

Tirmizî'ye göre isnâdı garîbtir.

5702-Bu hadisi Buhârî (rikâk 17/5, VII, 180-1), Müslim (libâs no. 38, s. 1650), Ebû Dâvud (no. 4146-7) ve Tirmizî (no. 1762), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5703-Bu hadisi Müslim (libâs no. 41, s. 1651), Ebû Dâvud (no. 4142) ve Nesâî (nikâh 82, VI, 135), İbn Vehb an Ebî Hânî an Ebî Abdirrahman el-Hubelî an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5705-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4132), Tirmizî (no. 1771) ve Nesâî (fer' 12, VII, 176), Saîd b. e. Ar‍be an Katâde an Ebî'l-Melîh b. Usâme an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî bu hadisi daha sonra Yezîd er-Rişk an Ebî'l-Melîh an Ras‍lillah (sallallahu aleyhi ve sellem) tarikiyle mürsel olarak tahrîc ederek sahîh olanın da bu tarik olduğunu söylemiştir.

5706-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4032 M), Hüseyn b. Alî an Yahyâ b. Zekeriyyâ an İbr. b. el-Alâ ez-Zübeydî an İsmaîl b. Ayyâş an Akîl b. Müdrik an Lukmân b. Âmir an Utbe b. Abd senedi ile tahrîc etti.

5707-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4078) ve Tirmizî (no. 1784), Kuteybe an Muh. b. Rabî'a an Ebî'l-Hasan el-Askalânî an Ebî Ca'fer b. Muh. b. Rukâne an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî'ye göre isnâdı zayıftır.

5708-Bakınız: Mecma‘ V, 119.

5709-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4079), Muh. b. İsm. mevlâ Benî Hâşim an Osmân b. Osmân el-Gatafânî an Sül. b. Harb‍z an şeyhin min ehli'l-Medîne an Abdirrahman b. Avf senedi ile tahrîc etti.

5710-Râvilerinden Mikdâm b. Dâvud zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 120).

5711-5712-Bu hadisi Müslim (hacc no. 453, s. 990), Ebû Dâvud (no. 4077) ve Nesâî (zînet 109, VIII, 211), Ebû Usâme an Müsâvir el-Verrâk an Ca'fer Amr b. Hureys an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5713-Bu hadisi Tirmizî (no. 1782), Humeyd b. Mes'ade an Muh. b. Humrân an Abdillah b. Busr an Ebî Kebşe senedi ile tahrîc etti ve isnâdının münker olduğunu söyledi.

5714-Bu mevkûfu Buhârî (mağâzî 38/13, V, 76), Muh. b. Saîd el-Huzâî an Ziyâd b. er-Rabî' an Ebî İmrân el-Cevnî an Enes senedi ile tahrîc etti.

5715-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4027) ve Tirmizî (no. 1765), Muâz b. Hişâm ed-Destevâyî (an ebîhî) an Büdeyl b. Meysere an Şehr b. Havşeb an Esmâ binti Yezîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, "hasen garîb" hükmü vermiştir.

5716-Bu hadisi Mâlik (libâs 12, s. 914-5), Ebû Dâvud (no. 4093) ve İbn Mâce (no. 3573), Mâlik ani'l-Alâ b. Abdirrahman asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5717-Bu hadisi Tirmizî (no. 1783), Nesâî (zînet 102, VIII, 206) ve İbn Mâce (no. 3572), Ebû İshâk an Müslim b. Nüzeyr an Huzeyfe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü vermiştir.

5718-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4095), Hennâd an İbni'l-Mübârek ve-Abbâd an Ebî's-Sabbâh an Yezîd b. e. Sümeyye an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

5719-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4096), Müsedded an Yahyâ an Muh. b. e. Yahyâ an İkrime senediyle tahrîc etti.

5720-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4141), Tirmizî (no. 1766) ve İbn Mâce (no. 402), el-A'meş an Ebî Sâlih an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, bu hadisin başka tarikten mevkûf olarak rivayet olunduğunu söylemiştir.

5721-5722-Bu hadisi Buhârî (libâs 1, 2/1, VII, 33-4; fadâilu'l-ashâb 5, IV, 193; edeb 55, VII, 87-8), Müslim (libâs no. 42-46, s. 1651-3), Ebû Dâvud (no. 4085) ve Nesâî (zînet 102, 105, VIII, 206), ayrı ayrı Sâlim b. Abdillah ve Nâfi' mevla İbn Ömer an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5723-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4118), Nesâî (zînet 103/4, VIII, 209) ve İbn Mâce (no. 3580), Ubeydullah b. Ömer an Nâfi' an Sül. b. Yesâr an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile;

Ebû Dâvud (no. 4117) ve Nesâî (zînet 103/2-3, VIII, 209), Nâfi' an Safiyye binti e. Ubeyd an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile;

Tirmizî (no. 1732), İshâk b. Mansûr an Affân an Hammâd b. Seleme an Alî b. Zeyd an Ümmi'l-Hasan an Ümmi Seleme senedi ile tahrîc ettiler.

5724-Bu hadisi Ahmed (II, 141), Muh. b. Abdirrahman et-Tafâvî an Eyyûb an Zeyd b. Eslem an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

Râvileri Sahîh ricâlindendir. İrâkî'ye göre isnâdı sahîhtir (Feyd III, 33).

5725-Bunu Tirmizî (no. 1732), İshâk b. Mansûr an Affân an Hammâd b. Seleme an Alî b. Zeyd an Ümmi'l-Hasan an Ümmi Seleme senedi ile tahrîc etti.

5726-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4075), Ubeydullah b. Muh. el-Kuraşî an Hammâd b. Seleme an Yûnus b. Ubeyd an Ubeyde Ebî Hidâş an Ebî Temîme el-Hüceymî an Câbir b. Süleym senedi ile tahrîc etti.

5727-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4081), Tirmizî (no. 2767) ve Nesâî (zînet 18, VIII, 210), Ebû'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî'ye göre isnâdı sahîhtir.

5728-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4082) ve İbn Mâce (no. 3578), Züheyr an Urve b. Abdillah b. Kuşayr an Muâviye b. Kurre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Râvileri güvenilir kimselerdir.

5729-Bu hadisi Buhârî (tefsîr N‍r 12/1-2, VI, 13) ve Ebû Dâvud (no. 4101), ayrı ayrı Safiyye binti Şeybe ve Urve an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5730-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4101), Muh. b. Ubeyd an İbn Sevr an Ma'mer an İbn Huseym an Safiyye binti Şeybe an Ümmi Seleme senedi ile tahrîc etti.

5731-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4104), el-Velîd an Saîd b. Beşîr an Katâde an Hâlid b. Düreyk an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc etti.

5732-Bu hadisi Ahmed (VI, 96, 238), Ebû Dâvud (no. 642) ve Beyhakî (VI, 57), Muh. b. Sîrîn an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5733-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4115), es-Sevrî an Habîb b. e. Sâbit an Vehb mevlâ Ebî Ahmed an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile tahrîc etti.

5734-Muvattâ, istîzân 44, s. 981.

5735-Bu hadisi Mâlik (libâs no. 14-5, s. 916), Buhârî (libâs 39, VII, 49), Müslim (libâs no. 68, s. 1660), Ebû Dâvud (no. 4139) ve Tirmizî (no. 1780), Mâlik an Ebî'z-Zinâd ani'l-A'rec an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5736-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4135), Muh. b. Abdirrahîm an Ebî Ahmed ez-Zübeyrî an İbr. b. Tahmân an Ebî'z-Zübeyr an Câbir senedi ile tahrîc etti.

5737-Bu hadisi Müslim (libâs no. 71, s. 1661) ve Ebû Dâvud (no. 4137), Züheyr Ebû Hayseme an Ebî'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5738-Bu hadisi Tirmizî (no. 1777), Leys an Abdirrahman b. el-Kâsım an ebîhî an Âişe tarikiyle merfû‍ olarak; (no. 1778), Süfyân b. Uyeyne an Abdirrahman b. el-Kâsım an ebîhî an Âişe tarikiyle mevkûf olarak tahrîc ettikten sonra ikinci tarikin daha sahîh olduğunu ifade etmiştir.

5740-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4138), Kuteybe an Safvân b. İsâ an Abdillah b. Hârûn an Ziyâd b. Sa'd an Ebî Nüheyk an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.

5741-Bu hadisi Müslim (libâs no. 66, s. 1660) ve Ebû Dâvud (no. 4133), Ebû'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5742-Lafız Buhârî'ye aittir. Buhârî (libâs 41, VII, 50), Abdullah b. el-Mübârek kanalıyla İsâ'dan; Ebû Dâvud (no. 4134), Tirmizî (no. 1773-4) ve Nesâî (zînet 117, VIII, 217), Katâde an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5743-Heysemî'ye göre Taberânî'nin râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 138).

5744-Heysemî, bu şahsı tanımadığını diğer râvilerinin ise güvenilir kimseler olduğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 139).

5745-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4099), Süfyân an İbn Cüreyc an İbn ebî Müleyke an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5746-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4098), Züheyr b. Harb an Ebî Âmir an Sül. b. Bilâl an Süheyl an ebîhî an Ebî Hüreyre senedi ile tahrîc etti.

5747-Râvilerinden Muhtâr bin Nâfi' zayıftır (Mecma‘ V, 119).

5748-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3557), Ebû Bekr b. e. Şeybe an Yezîd b. Hârûn an Asbağ b. Zeyd an Ebî'l-Alâ' an Ebî Umâme an Ömer senedi ile tahrîc etti.

5749-Râvilerinden Saîd b. Sinân eş-Şâmî oldukça zayıftır. Kimi münekkidlerden onun güvenilirliği nakledilmiş olsa da bu doğru değildir (Mecma‘ V, 127).

5750-Bu hadisin isnâdında Hâşim bin Amr adında râvi yer almıştır. Onu Heysemî tanımadığını belirtmiştir. İbn Hibbân ise Sikât'ında aynı tabakadan olmak üzere Hâşim bin Amr adlı bir râviyi zikretmektedir. Zâhir olan ikisi de aynı şahıslardır. Ancak burada olduğu gibi onun İsmaîl bin Ayyâş'tan rivayetinin olduğundan sözetmemiştir. Buradaki hadiste de İsmaîl'in şeyhi Şam'lıdır. Buna göre râvileri güvenilir sahîh bir hadistir inşaallah (Mecma‘ V, 140).

5751-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4025) ve Tirmizî (no. 1762, 1763), Abdülmü'min b. Hâlid an Abdillah b. Büreyde an Ümmi Seleme asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî, Abdülmü'min'in teferrüdü nedeniyle bu hadisin isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü vermiştir.

5752-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3336), Tirmizî (1305), Nesâî (buyû‘ 54, VII, 284) ve İbn Mâce (no. 2220), Simâk b. Harb an Süveyd b. Kays asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5753-Râvilerinden Yûsuf b. Ziyâd el-Basrî zayıftır (Mecma‘ V, 122).

5754-Râvilerinden Zekeriyyâ el-Muallim oldukça zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 122).

5755-5756-Bu hadisi Buhârî (fardu'l-humus 11, IV, 51; libâs 12, VII, 37-8; 44, VII, 50), Müslim (zekât no. 129-130, s. 731-2), Ebû dâvud (no. 4028), Tirmizî (no. 2819) ve Nesâî (zînet 99, VIII, 205), Abdullah b. Ubeydillah b. ebî Müleyke ani'l-Misver asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. İlk lafız Müslim'e, ikincisi ise Buhârî'ye (libâs 44) aittir.

5757-Bu hadisi Buhârî (libâs 18/4, VII, 41), Müslim (libâs no. 32-3, s. 1638), Ebû Dâvud (no. 4060), Tirmizî (no. 1788) ve Nesâî (zînet 95, VIII, 203), Katâde an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5758-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4037), İbr. b. Hâlid an Ömer b. Yûnus b. el-Kâsım an İkrime b. Ammâr an Ebî Zümeyl an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.

5759-Bu hadisi Buhârî (hibe 34, III, 143-4), Ebû Nuaym an Abdilvâhid senediyle tahrîc etti.

5760-Bu hadisin râvilerinden Abdullah b. Hirâş'ı İbn Hibbân tevsîk ederek "bazen hata yapardı" demesine karşılık, çoğunluk imamlarca zayıf addedilmiştir. Sâir râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 121).

5761-Muvâttâ, libâs no. 2, s. 911).

5762-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3558), el-Hüseyn b. Mehdî an Abdirrezzâk an Ma'mer ani'z-Zührî an Sâlim an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

Sindî, Zevâid'inde isnâdının sahîh olduğunu söylemiştir.

5763-Bu hadisi Tirmizî (no. 2811), Ebû İshâk es-Sebe'î an Câbir b. Semure asl-ı senedi ile tahrîc etti.

İsnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü vermiştir.

5764-Mâlik (libâs no. 4, s. 911), bunu direkt Nâfi'den ahzetmiştir.

5765-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4069) ve Tirmizî (no. 2807), İsrâîl an İbn ebî Necîh an Mücâhid an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.

5766-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4070), Muh. b. el-Alâ an Ebî Usâme ani'l-Velîd b. Kesîr an Muh. b. Amr b. Atâ an raculin min benî Hârise an Râfi' senedi ile tahrîc etti.

5767-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4071), İbn Avf et-Tâî an Muh. b. İsm. an ebîhî an Damdam b. Zür'a an Şurayh b. Ubeyd an Habîb b. Ubeyd an Hureys b. el-Ebecc es-Selîhî ani'mreetin senedi ile tahrîc etti.

5768-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4048) ve Tirmizî (no. 2788), Saîd b. ebî Ar‍be an Katâde ani'l-Hasan an İmrân senedi ile tahrîc ettiler.

İsnâdı hakkında Tirmizî, "hasen garîb" hükmü verdi.

5770-Bu hadisi Müslim (libâs no. 27, s. 1647) ve Nesâî (zînet 95/1, VIII, 203), Yahyâ b. ebî Kesîr an Muh. b. İbr. b. el-Hâris an Hâlid b. Ma'dân an Cübeyr b. Nüfeyr an İbn Amr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5771-Bu rivayeti Müslim (libâs no. 28, s. 1647), Dâvud b. Rüşeyd an Ömer b. Eyyûb an İbr. b. Nâfi' an Sül. el-Ahvel an Tâvus an İbn Amr senedi ile tahrîc etti.

5772-Bu rivayeti Nesâî (zînet 95/2, VIII, 203), Hâcib b. Sül. an İbn e. Revvâd an İbn Cüreyc an İbn Tâvus an ebîhî an İbn Amr senedi ile tahrîc etti.

5773-Bu rivayeti Ebû Dâvud (no. 4066-7), Hişâm b. el-Gâz an Amr b. Şuayb an ebîhî an ceddihî asl-ı senedi ile tahrîc etti.

5775-Râvilerinden Müemmel b. İsmaîl, İbn Hibbân'ın tevsîki dışında imamlarca zayıf addedilmiştir (Mecma‘ V, 129).

5776-Bunu Buhârî (edeb 17, VII, 74; menâkıbu'l-Ensâr 37, IV, 245; cihâd 188, IV, 36), muhtelif tariklerle Ümmü Hâlid'den tahrîc etti.

5777-Bu rivayeti Buhârî (libâs 22, VII, 42; 32, VII, 47-8) ve Ebû Dâvud (no. 4024), İshâk b. Saîd an ebîhî an Ümmi Hâlid asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5778-Bu rivayeti Buhârî (menâkibu'l-Ensâr 37, IV, 245), el-Humeydî an Süfyân an İshâk b. Saîd es-Saîdî an ebîhî an Ümmi Hâlid senedi ile tahrîc etti.

5779-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4065), Tirmizî (no. 2812) ve Nesâî (zînet 97, VIII, 204; îdeyn 16, III, 185), Ubeydullah b. İyâd b. Lakît an ebîhî an Ebî Rimse asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî'ye göre "hasen garîbtir".

5780-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 129).

5781-Râvileri Sahîh ricâlindendir. Ancak el-Hasan, Hz. Ömer'i işitmemiştir (Mecma‘ V, 128).

5782-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4063) ve Nesâî (zînet 82, VIII, 196), Ebû İshâk es-Sebe'î an Ebî'l-Ahvas an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5783-Bu hadisi Tirmizî (no. 2819), ez-Za'firânî an Affân b. Müslim an Hemmâm an Katâde an Amr b. Şuayb senediyle tahrîc etti ve isnâdına "hasen" hükmü verdi.

5784-Bu hadisi Tirmizî (no. 1213) ve Nesâî (büy‍' 70, VII, 294), Amr b. Alî an Yezîd b. Zürey' an Umâre b. e. Hafsa an İkrime an Âişe senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, bunun isnâdı hakkında "hasen garîb sahîh" hükmü verdi.

5785-Bu hadisi Mâlik (libâs no. 1, s. 910-1), Zeyd b. Eslem an Câbir b. Abdillah senedi ile tahrîc etti.

5786-Râvilerinden Abdüsselâm b. Abdilkuddûs el-Kilâ'î oldukça zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 132).

5787-Bu hadisi Taberânî (M. el-Kebîr no. 1248), Hemmâm an Katâde an İbn Sîrîn asl-ı senedi ile tahrîc etti.

5788-Bu hadisi Tirmizî (no. 2481), Abbâs ed-D‍rî an Abdillah b. Yezîd el-Mukrî' an Saîd b. e. Eyyûb an Ebî Merh‍m an Sehl b. Muâz an ebîhî senediyle tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen" hükmü verdi.

5789-Bu hadisi Tirmizî (no. 1167), Alî b. Haşrem an ësâ b. Yûnus an Mûsâ b. Ubeyde an Eyyûb b. Hâlid an Meymûne senedi ile tahrîc etti ve râvi Mûsâ'nın zaafına işaretle Meymûne'nin sözü olmasını daha doğru addetmiştir.

5790-Bu hadisin ilk bölümünü Ebû Dâvud (no. 4029-30), Osmân b. e. Zür'a ani'l-Mühâcîr eş-Şâmî an İbn Ömer asl-ı senedi ile;

"Bir kavme benzeyen" bölümünü de yine Ebû Dâvud (no. 4031), Osmân b. e. Şeybe an Ebî'n-Nadr an Abdirrahman b. Sâbit an Hassân b. Atiyye an Ebî Münîb el-Cüreşî an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

Münzirî'ye göre isnâdı hasendir (Feyd VI, 219).

5791-Râvilerinden Abdullah b. Saîd el-Makburî zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 136).

5792-Râvilerinden Mûsâ b. Zekeriyyâ zayıftır (Mecma‘ V, 138).

5793-Bu rivayeti Buhârî (libâs 47/2, VII, 51-2) ve Müslim (libâs 59-60, s. 1657-8), ez-Zührî an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafız Müslim'e aittir.

5794-Bu rivayeti Müslim (libâs 62, s. 1658), Ebû Dâvud (no. 4216), Nesâî (libâs 47/1-2, VIII, 172-3) ve İbn Mâce (no. 3646), ez-Zührî an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Lafız Müslim'e aittir.

5795-Bu rivayeti Müslim (libâs no. 57-58, s. 1657), Buhârî (libâs 50/1, VII, 52, VII, 53), Ebû Dâvud (no. 4214), Tirmizî (no. 1739, 2718) ve Nesâî (zînet 47/5, VIII, 174), Katâde an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Lafız Müslim'e aittir.

5796-Bu rivayeti Buhârî (libâs 55/2, VIII, 54), el-Ensârî an ebîhî an Sümâme an Enes senedi ile tahrîc etti.

5797-Bu rivayeti Buhârî (libâs 51, VII, 53), Ebû Ma'mer an Abdilvâris an Abdilazîz b. Suheyb an Enes senedi ile tahrîc etti.

5798-Bu rivayetin lafzı Ebû Dâvud'a aittir. Bunu Buhârî (libâs 48/2, VII, 52), Ebû Dâvud (no. 4217), Tirmizî (no. 1740) ve Nesâî (zînet 47/3-4, VIII, 173-4), Humeyd et-Tavîl an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5799-Bu rivayeti Buhârî (libâs 55, VII, 54) ve Tirmizî (no. 1747-8), Sümâme an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5800-Bu rivayeti Buhârî (libâs 55/1, VII, 53-4), el-Ensârî an ebîhî an Sümâme an Enes senedi ile tahrîc etti.

5801-Bu hadisi Buhârî (libâs 54, VII, 53), Nesâî (zînet 50/2-3, VIII, 176) ve İbn Mâce (no. 3640), Abdülazîz b. Suheyb an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafız Nesâî'ye aittir.

Bunu yakın mânâsı ile Tirmizî (no. 1746), Sâbit el-Bünânî kanalıyla da tahrîc etti.

5802-Bu hadisi Nesâî (zînet 51, VIII, 176-7), Mücâhid b. Mûsâ an Hüşeym ani'l-Avvâm b. Havşeb an Ezher b. Râşid an Enes senedi ile tahrîc etti.

5803-5805-İlk lafız Müslim'e (libâs no. 55), diğer ikisi ise Nesâî'ye aittir (zînet 53/5-6).

Bu hadisi Mâlik (sıfatu'n-Nebî 37, s. 936), Buhârî (libâs 47, VII, 51; i'tisâm 4, VIII, 144) ve Nesâî (zînet 43/1, VIII, 165), Abdullah b. Dînâr an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Ayrıca Buhârî (libâs 45/3, VII, 51; 46, VII, 51; 50/2, VII, 53; 53, VII, 53; eymân 6, VII, 222), Müslim (libâs 53-4, s. 1655-6), Ebû Dâvud (no. 4218-20), Tirmizî (no. 1741), Nesâî (zînet 53/2-4, VIII, 178) ve İbn Mâce (no. 3645), an Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5806-Bu hadisi Nesâî (zînet 42, VIII, 164-5), Muh. b. Yahyâ b. Muh. b. Kesîr an Saîd b. Hafs an Mûsâ b. A'yen an ësâ b. Yûnus ani'd-Dahhâk b. Abdirrahman an Atâ el-Horâsânî an Saîd b. el-Müseyyeb senedi ile tahrîc etti.

5807-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4223), Tirmizî (no. 1786) ve Nesâî (zînet 46, VIII, 172), Abdullah b. Müslim Ebû Taybe an Abdillah b. Büreyde an ebîhî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Bu hadisin isnâdı garîbtir.

5808-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4224) ve Nesâî (zînet 49, VIII, 175), İyâs b. el-Hâris b. el-Muaykîb an ceddihî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5809-Bu hadisi Müslim (libâs no. 52, s. 1655), en-Nadr b. Enes an Muh. b. Sehl an İbn e. Meryem an Muh. b. Ca'fer an İbr. b. Ukbe an Kureyb an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.

5810-Bu hadisi Nesâî (zînet 50, VIII, 175-6), Alî b. Muh. el-Massîsî an Dâvud b. Mansûr an Leys b. Sa'd an Amr b. el-Hâris an Bekr b. Sevvâde an Ebî'l-Bahterî an Ebî Saîd senediyle tahrîc etti.

5811-Bu hadisi Nesâî (zînet 81/1, VIII, 194-5), Muh. b. Alî b. Harb an Osmân b. Ömer an Mâlik b. Miğvel an Sül. eş-Şeybânî an Saîd b. Cübeyr an İbn Abbâs senedi ile tahrîc etti.

5812-Muvattâ, libâs no. 4, s. 912. Sözkonusu hadis Buhârî ve Müslim tarafından rivayet edilmiştir.

5813-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4235) ve İbn Mâce (no. 3644), Muh. b. İshâk an Yahyâ b. Abbâd an ebîhî Abbâd b. Abdillah b. ez-Zübeyr an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Muh. b. İshâk, buradaki rivayette tahdîs-sigasıyla ifadede bulunduğu için hakkında tedlis tehlikesi sözkonusu değildir.

5815-5816-Bu hadisi Müslim (libâs 64-65, s. 1659), Tirmizî (no. 1786), Ebû Dâvud (no. 4225) ve Nesâî (zînet 53, VIII, 177), Âsım b. Küleyb an Ebî Bürde b. e. Mûsâ an Alî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5817-Bu hadisi Nesâî (zînet 79/2, VIII, 193), Muh. b. Âmir an Muh. b. ësâ an Abbâd b. el-Avvâm an Saîd an Katâde an Enes senedi ile tahrîc etti.

5818-Bu hadisi Nesâî (zînet 79/3-4), ayrı ayrı senedlerle Katâde ve Sâbit'ten, her ikisi de Enes'den rivayet etti.

5819-Bunu Ebû Dâvud (no. 4229) ve Tirmizî (no. 1742), ayrı kişiler kanalıyla İbn İshâk'tan tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.

5820-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4227), Nasr b. Alî an ebîhî an Abdilazîz b. e. Revvâd an Nâfi' an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

5821-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4049), Nesâî (zînet 27/1-3, VIII, 149), Ebû'l-Husayn el-Himyerî an Ebî Reyhâne asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5822-Bu hadisi Ahmed (IV, 294), Ebû Abdirrahman el-Mukrî an Ebî Recâ' an Muh. b. Mâlik senedi ile tahrîc etti.

Muh. b. Mâlik güvenilir bir râvidir. Ancak İbn Hibbân, onun el-Berâ'yı işitmediğini söylemiştir. Diğer râvileri de güvenilir kimselerdir.

5823-Râvilerinden Muh. b. Mahled er-Ruaynî zayıftır (Mecma‘ V, 152).

5824-Râvisi Muh. b. Ubeydillah, şayet el-Arzemî ise zayıftır. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 153).

5825-Heysemî, Cemîl'i tanımadığını ve diğer râvilerinin de güvenilir kimseler olduğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 154).

5826-Amr b. eş-Şerîd, Fâtıma'yı işitmemiştir. Râvilerinden Züheyr b. Abbâd er-Revâsî, Ebû Hâtim'e göre güvenilir râvidir. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 155).

5827-Bu hadisi Nesâî (zînet 39, VIII, 159), Mutarrif an Ebî'l-Cehm an Ebî Zeyd an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc etti.

5828-Bu hadisi Nesâî (zînet 39, VIII, 159), er-Rabî' b. Sül. an İshâk b. Bekr an ebîhî an Amr b. el-Hâris ani'z-Zührî an Urve an Âişe senediyle tahrîc etti. Bu hadisin râvileri er-Rabî' hariç Sahîh ricâlindendir. Rabî' ise güvenilir bir râvidir. Ancak Nesâî bu rivayet hakkında "mahf‍z değildir" demiştir.

5829-Bu hadisi Nesâî (zînet 39, VIII, 158), Ubeydullah b. Saîd an Muâz b. Hişâm an ebîhî an Yahyâ b. e. Kesîr an Zeyd an Ebî Selâm an Ebî Esmâ er-Ruhabî an Sevbân senediyle tahrîc etti.

5830-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4213), Müsedded an Abdilvâris b. Saîd an Muh. b. Hücâde an Humeyd eş-Şâmî an Süleymân el-Münebbihî an Sevbân senedi ile tahrîc etti.

Yahyâ b. Maîn'e Humeyd'in durumunu sormuşlar; bilmediğini söylemiştir. Kezâ onu İmam Ahmed'de tanımamaktadır.

5832-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4232-4), Tirmizî (no. 1770) ve Nesâî (zînet 41, VIII, 163-4), Ebû'l-Eşheb an Abdirrahman b. Tarafe an Arfece asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

İsnâdı hakkında Tirmizî "hasen" hükmü verdi.

5833-Bişr b. Muâz hariç olmak üzere râvileri Sahîh ricâlindedir. Ancak Urve, Abdullah b. Abdillah'a ulaşamamıştır (Mecma‘ V, 150).

5834-Heysemî'ye göre râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 151).

5835-Bu hadisi Nesâî (zînet 120/2, VIII, 219), Ebû Dâvud an Amr b. Âsım an Hemmâm an Cerîr an Katâde an Enes senedi ile tahrîc etti.

Râvileri Sahîh ricâlindendir.

5836-Bu hadisi Tirmizî (no. 1690), Muh. b. Sudrân an Tâlib b. Huceyr an H‍d b. Abdillah b. Sa'd an ceddihî Mezîde senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen garîb" hükmü verdi.

5837-Bu hadisi Nesâî (işretu'n-nisâ 1/1-2, VII, 61-2), Sâbit an Enes asl-ı senedi ile tahrîc etmiştir.

Bu hadisi Ahmed, Kitâbu'z-Zühd'de, Beyhakî ve el-Hâkîm tahrîc ettiler. Hâkim: Müslim'in şartınca sahîh"; İrâkî: "isnâdı ceyyid"; İbn Hacer ise: "hasen" hükümlerini vermiştir (Feyd III, 371).

5838-Bu hadisi Tirmizî (no. 2799), Muh. b. Beşşâr an Ebî Âmir el-Akadî an Hâlid b. İlyâs (yahut İyâs) an Sâlih b. e. Hassân an İbni'l-Müseyyeb senedi ile tahrîc etti ve Hâlid'in zaafı nedeniyle isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.

5839-Bu hadisi Tirmizî (no. 2791), Osmân b. Mehdî an Muh. b. Halîfe ve Ömer b. Alî an Yezîd b. Zürey' an Haccâc es-Savvâf an Hannân an Ebî Osmân senediyle tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.

5840-Bu hadisi de Tirmizî (no. 2790), Kuteybe an İbn ebî Füdeyk an Abdillah b. Müslim an ebîhî an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.

Ebû Hâtim ise "münker" bir rivayet olduğunu söylemiştir. Buna karşılık İbn Hibbân: "İsnâdı hasendir. Ancak Buhârî'nin şartına uymamaktadır" demiştir (Feyd III, 311).

5841-Bu hadisi Nesâî (zînet 31, VIII, 150-1), Ebû Ubeyde b. ebî's-Sefer an Abdissamed b. Abdilvâris an Bekr el-Müzellik an Abdillah b. Atâ el-Hâşimî an Muh. b. Alî an Âişe senedi ile tahrîc etti.

5842-Bu hadisi Müslim (elfâz no. 18-9, s. 1765-6), Ebû Dâvud (no. 3158), Tirmizî (no. 991-2) ve Nesâî (zînet 33, VIII, 151), Huleyd b. Ca'fer an Ebî Nadre an Ebî Saîd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5843-Bu hadisi Müslim (elfâz no. 21, s. 1766-7) ve Nesâî (zînet 38, VIII, 156), Mahrame an ebîhî an Nâfi' asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5844-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4162), Nasr b. Alî an Ebî Ahmed an Şeybân b. Abdirrahman an Abdillah b. el-Muhtâr an Mûsâ b. Enes an ebîhî senedi ile tahrîc etti.

5845-Bu hadisi Tirmizî (no. 2787) ve Nesâî (zînet 32/1-2, VIII, 151), el-Cüreyrî an Ebî Nadre ani't-Tefâviyyi an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen" hükmü verdi.

5846-5847-İlk lafız Tirmizî'ye, ikincisi ise Ebû Dâvud'a aittir. Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4173), Tirmizî (no. 2786) ve Nesâî (zînet 35, VIII, 153), Yahyâ el-Kattân an Sâbit b. İmâre an Guneym b. Kays an Ebî Mûsâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü vermiştir.

5848-Lafız Ebû Dâvud'a ait olup isnâdı şöyledir: Muh. b. Kesîr an Süfyân an Âsım b. Ubeydillah an Ubeydillah mevlâ Ebî Rühm an Ebî Hureyre.

Bu hadisin sadece Nebevî lafzını Müslim (salât no. 143, s. 328), Ebû Dâvud (no. 4175) ve Nesâî (zînet 37/1, VIII, 154), Abdullah b. Muh. Ebû Alkame an Yezîd b. Husayfe an Büsr b. Saîd an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5849-Heysemî'ye göre râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 157).

5850-Pek güvenilir bir râvi olan Abdullah b. Ahmed b. Hanbel dışındaki râvileri, Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 157).

5851-Bu hadisi Mâlik (şa'ar n.o 6, 949) ve Nesâî (zînet 60/2, VIII, 184), Yahyâ b. Saîd (an Muh. b. el-Münkedir) an Ebî Katâde asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5852-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4159), Tirmizî (no. 1756) ve Nesâî (zînet 7, VIII, 132), el-Hasan an İbn Muğaffel asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında sıhhat hükmü vermiştir.

5853-Bu hadisi Nesâî (tahâret 147, I, 130), Kuteybe an Ebî Avâne an Dâvud el-Evdî an Humeyd senedi ile tahrîc etti.

5854-Bu mürseli Mâlik (şa'ar no. 7, s. 949), an Zeyd b. Eslem an Atâ senediyle tahrîc etti.

İbn Abdilberr bu mânâda hadisin Câbir'den mevsûl olarak geldiğini söylemiştir.

5855-5856-İlk lafız Buhârî'ye, ikincisi ise Ebû Dâvud'a (no. 4195) aittir.

Bu hadisi Buhârî (libâs 72, VII, 60), Müslim (libâs no. 113, s. 1675), Ebû Dâvud (no. 4193-4), Nesâî (zînet 5, VIII, 130) ve İbn Mâce (no. 3637), muhtelif tariklerden Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5857-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4197), el-Hasan b. Alî an Yezîd b. Hârûn ani'l-Haccâc b. Hassân an Enes senedi ile tahrîc etti.

5858-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4190), Nesâî (zînet 6, VIII, 131; 11, VIII, 135) ve İbn Mâce (no. 3636), es-Sevrî an Âsım b. Küleyb an ebîhî an Vâil asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5859-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4196), Muh. b. el-Alâ' an Zeyd b. el-Hubâb an Meymûn b. Abdillah an Sâbit el-Bünânî an Enes senediyle tahrîc etti.

5860-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4192) ve Nesâî (zînet 57, VIII, 182), Cerîr b. Hâzım an Muh. b. e. Ya'k‍b an(i'l-Hasan b. Sa'd an) Abdillah b. Ca'fer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Lafız Ebû Dâvud'a aittir.

5861-Bu hadisi Tirmizî (no. 914-5) ve Nesâî (zînet 4, VIII, 130), Hilâs b. Amr an Alî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5862-Râvilerinden Saîd b. Beşîr hakkında ihtilâf mevcuttur. Diğer râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 169).

5863-Bu hadisi Buhârî (libâs 83/4-5, VII, 62), Müslim (libâs 115-6, s. 1676) ve Nesâî (zînet 71, VIII, 187-8), farklı tariklerden olmak üzere Esmâ'dan tahrîc ettiler.

5864-Bu hadisi Buhârî (libâs 83, VII, 62) ve Müslim (libâs no. 117-8, s. 1677), el-Hasan b. Müslim b. Yennâk an Safiyye binti Şeybe an Âişe senedi ile tahrîc ettiler.

5865-5867-Lafızları Müslim'e aittir.

İlk rivayeti Mâlik (şa'ar 2, s. 947), Buhârî (libâs 83/1, VIII, 62), Müslim (libâs no. 122, s. 1679), Ebû Dâvud (no. 4167), Tirmizî (no. 2781) ve Nesâî (zînet 67/1, VIII, 186), ez-Zührî an Humeyd b. Abdirrahman asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

İkinci rivayeti Buhârî (libâs 83, VII, 63), Müslim (libâs no. 123, s. 1680) ve Nesâî (zînet 21/1, VIII, 144; 67/2, VIII, 186), Şu'be an Amr b. Murre an Saîd b. el-Müseyyeb an Muâviye asl-ı senedi ile;

Üçüncü rivayeti ise Müslim (libâs no. 124), Muâz b. Hişâm an ebîhî an Katâde an Saîd b. el-Müseyyeb an Muâviye senedi ile tahrîc etti.

5868-Bu hadisi Buhârî (libâs 70/1, VII, 59), Müslim (fadâil no. 90, s. 1817-8), Ebû Dâvud (no. 4188) ve Nesâî (zînet 62, VIII, 164), ez-Zührî an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5869-5870-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4202), Tirmizî (no. 2822), Nesâî (zînet 13, VIII, 136) ve İbn Mâce (no. 3721), Amr b. Şuayb an ebîhî an ceddihî asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

İsnâdı hasendir.

5871-Bu hadisi Tirmizî (no. 1635), İshâk b. Mansûr an Hayve b. Şüreyh an Bakiyye an Buceyr b. Sa'd an Hâlid b. Ma'dân an Kesîr b. Mürre an Amr b. Abese senediyle tahrîc etti ve isnâdı hakkında "hasen sahîh garîb" hükmü verdi.

5872-5873-Bu hadisi Mâlik (şa'ar 1, s. 947), Buhârî (libâs 64-5, VII, 56), Müslim (tahâret 54, s. 222), Ebû Dâvud (no. 4199), Tirmizî (no. 2764) ve Nesâî (tahâret 15, I, 16), Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5875-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4201), İbn Nüfeyl an Züheyr an Abdilmelik b. e. Sül. an Ebî'z-Zübeyr an Câbir senedi ile tahrîc etti.

5876-Bu hadisi Tirmizî (no. 2762), Hennâd an Ömer b. Hârûn an Usâme b. Zeyd an Amr b. Şuayb an ebîhî an ceddihî senedi ile tahrîc etti ve isnâdı hakkında "garîb" hükmü verdi.

5877-‚ok güvenilir bir şahıs olan Abdullah b. Ahmed b. Hanbel hariç râvileri Sahîh ricâlindendir. Ayrıca Âmir b. Abdillah, Hz. Ömer'e yetişememiştir (Mecma‘ V, 166).

5878-Râvilerinden el-Mikdâm b. Dâvud zayıftır (Mecma‘ V, 167).

5879-Bu hadisin Mu'cemu's-Sağîr'de yer alan isnâdının râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 169).

5880-5881-Bu hadisi Buhârî (libâs 67, VII, 57), Müslim (libâs no. 80, s. 1663), Ebû Dâvud (no. 4203), Tirmizî (no. 1752), Nesâî (zînet 14, VIII, 137) ve İbn Mâce (no. 3621), ez-Zührî an Ebî Seleme an Sül. b. Yesâr an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

İkinci lafız Tirmizî'ye ait olup isnâdı şöyledir: Kuteybe an Ebî Avâne an Ömer b. e. Seleme an ebîhî an Ebî Hureyre.

5882-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4211) ve İbn Mâce (no. 3627), İshâk b. Mansûr an Muh. b. Talha an Humeyd b. Vehb an İbn Tâvus an ebîhî an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Buhârî, Humeyd'in bu rivayeti hakkında "münker" hükmü vermiştir.

5883-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4205), Tirmizî (no. 1753), Nesâî (zînet 16, VIII, 139) ve İbn Mâce (no. 3622), Abdullah b. Büreyde an Ebî'l-Esved ed-Deylî an Ebî Zerr asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî, isnâdı hakkında "hasen sahîh" hükmü verdi.

5884-5885-Her ikisi de Ebû Dâvud'un lafzıdır. İlk rivayeti Ebû Dâvud (no. 4064) ve Nesâî (zînet 17/1, VIII, 140), ed-Derâverdî an Zeyd b. Eslem an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

İkinci rivayeti ise Ebû Dâvud (no. 4210), Abdürrahîm b. Mutarrif an Amr b. Muh. an İbn e. Revvâd an Nâfi' an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

Bu hadisin aslı Sahîhayn'da yine İbn Ömer hadisinden yer almıştır.

5886-Lafız Müslim'e (fadâil no. 103) aittir. Bu lafızla Buhârî (libâs 66/2, VII, 57), Müslim (fadâîl 103, s. 1821) ve Ebû Dâvud (no. 4209), Hammâd b. Seleme an Sâbit an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Yakın mânâsı ile Müslim (no. 100-5) ve Nesâî (zînet 17) başka tariklerden olmak üzere Enes'den tahrîc ettiler.

5887-5888-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4206-8) ve Nesâî (zînet 16, VIII, 140), İyâd b. Lakît an Ebî Rimse asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5889-Bu hadisi Buhârî (libâs 66, VII, 57), Mâlik b. İsmaîl an İsrâîl an Osmân b. Abdillah senedi ile tahrîc etti.

5890-Bu hadisi Mâlik (şa'ar 8, s. 949-50), an Yahyâ b. Saîd an Muh. b. İbrâhîm et-Teymî an Ebî Seleme senedi ile tahrîc etti.

5892-Lafız Müslim'e aittir. Bu hadisi Müslim (libâs no. 78-9, s. 1663), Ebû Dâvud (no. 4204) ve Nesâî (zînet 15, VIII, 138), Ebû'z-Zübeyr an Câbir asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5893-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4212) ve Nesâî (zînet 15/1, VIII, 138), Ubeydullah b. Amr an Abdilkerîm an Saîd b. Cübeyr an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5894-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4164) ve Nesâî (zînet 19, VIII, 142), Alî b. el-Mübârek an Kerîme binti Hemmâm an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5895-Lafız Ebû Dâvud'a aittir. Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4166) ve Nesâî (zînet 18, VIII, 142), Mutî' b. Meymûn an Safiyye binti İsmet an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5896-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4165), Müslim b. İbr. an Gıbta binti Amr an Ümmi'l-Hasan an ceddetihâ an Âişe senedi ile tahrîc etti.

5897-Bu hadisi İbn Mâce (no. 656), Muh. b. Yahyâ an Haccâc an Yezîd b. İbr. an Eyyûb an Muâze senedi ile tahrîc etti.

Sindî, Zevâid'inde isnâdının sahîh olduğunu söyledi.

5899-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4928), Ebû Usâme an Mufaddal b. Yûnus ani'l-Evzâî an Ebî Yesâr el-Kuraşî an Ebî Hâşim an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.

İrâkî'ye göre bu hadis zayıftır. Zehebî münker hükmü vermiştir (Feyd III, 16).

5891-Bu hadis, el-Hasan b. Diâme an Ömer b. Şerîk tarikiyledir. Zehebî, her iki râvinin de durumlarının mechûl olduğunu söylemiştir (Mecma‘ V, 160).

5902-Bu hadisi Buhârî (libâs 33, VII, 49), Müslim (libâs no. 77, s. 1662-3), Ebû Dâvud (no. 4179), Tirmizî (no. 2816) ve Nesâî (zînet 74, VIII, 189), Abdülazîz b. Suheyb an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5903-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4182), Ubeydullah b. Ömer b. Meysere an Hammâd b. Zeyd an Selm el-Alevî an Enes senedi ile tahrîc etti.

5904-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4181), Eyyûb b. Muh. er-Rakkî an Ömer b. Eyyûb an Ca'fer b. Burkân an Sâbit b. el-Haccâc an Abdillah el-Hemedânî ani'l-Velîd senedi ile tahrîc etti.

5905-Bu hadisi Tirmizî (no. 2816) ve Nesâî (zînet 34/2-4, VIII, 152-3), Atâ bin es-Sâib (an Abdillah b. Hafs) an Ya'lâ b. Murre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Tirmizî'ye göre isnâdı hasendir.

5906-Ebû Dâvud (no. 4176), bunu Mûsâ b. İsmaîl an Hammâd an Atâ el-Horâsânî an Yahyâ b. Ya'mer an Ammâr b. Yâsir senedi ile tahrîc etti.

5907-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4178), Züheyr b. Harb an Muh. b. Abdillah b. Harb an Ebî Ca'fer er-Râzî ani'r-Rabî' b. Enes an ceddeyhi an Ebî Mûsâ senedi ile tahrîc etti.

5908-Bu hadisin isnâdında Heysemî'nin tanımadığı bir râvi yer almaktadır (Mecma‘ V, 171).

5909-Bu hadisi Buhârî (libâs 63-64, VII, 57; istîzân 51/1, VII, 143), Müslim (tahâret 49-50, s. 221-2), Ebû Dâvud (no. 4198), Tirmizî (no. 2757) ve Nesâî (tahâret 10-11, I, 14-5), ez-Zührî an Saîd b. el-Müseyyeb an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile;

Mâlik ise (sıfatu'n-Nebî no. 3, s. 921), an Saîd b. ebî Saîd el-Makburî an ebîhî an Ebî Hureyre senedi ile tahrîc etti.

5910-5911-Bu hadisi Müslim (tahâret no. 51, s. 222), Ebû Dâvud (no. 4200), Tirmizî (no. 2758) ve Nesâî (tahâret 13-4, I, 15-6), Ebû İmrân el-Cevnî an Enes asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5912-5913-Bu hadisi Buhârî (istîzân 51/2, VII, 143-4; enbiyâ 8, IV, 111) ve Müslim (fadâil no. 151, s. 1839), Ebû'z-Zinâd ani'l-A'rec an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5914-Bu hadisi Mâlik (sıfatu'n-Nebî no. 4, s. 922), an Yahyâ b. Saîd an Saîd b. el-Müseyyeb senedi ile tahrîc etti.

5916-Bu hadisi Buhârî (istîzân 51/3, VII, 144), Muh. b. İbr. an Abbâd b. Mûsâ an İsm. b. Ca'fer an İsrâîl an Ebî İshâk an Saîd b. Cübeyr an İbn Abbâs senediyle tahrîc etti.

5917-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 5271), Mervân an Muh. b. Hassân el-Kûfî an Abdilmelik b. Umeyr an Ümmi Atiyye senedi ile tahrîc etti.

Muh. b. Hassân'ın hâlini mechûl görerek isnâdının zaafına kâil olmuştur.

5919-Bu hadis, Ubeydullah b. Mesleme b. Vehrâm an ebîhî tarikiyledir. Ubeydullah zayıf, babası ise ihtilâflı bir râvidir (Mecma‘ V, 168).

5920-Bu hadisi Buhârî (libâs 87/3, VII, 64; 86/2, VII, 64; tefsîr Haşr 4/1-2, VI, 58), Müslim (libâs 120, s. 1678), Ebû Dâvud (no. 4169), Tirmizî (no. 1987), Mansûr an İbrâhîm an Alkame an İbn Mes'ûd asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5921-Bu hadisi Buhârî (libâs 83/6, VII, 62; 87/2, VII, 64), Müslim (libâs no. 119, s. 1677), Ebû Dâvud (no. 4168), Tirmizî (no. 2782) ve Nesâî (zînet 71, VIII, 188), Ubeydullah b. Ömer an Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Nâfi'nin tefsiri Buhârî'ye ait bir lafızdır.

5922-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4170), İbnü's-Serh an İbn Vehb an Usâme an Ebân b. Sâlih an Mücâhid an İbn Ömer senedi ile tahrîc etti.

5923-Heysemî'ye göre râvileri Sahîh ricâlindendir (Mecma‘ V, 170).

5924-Râvilerinden Sül. b. Erkam el-Ezherî zayıftır (Mecma‘ V, 171).

5925-Bu hadisi Taberânî, Müsnedü'ş-Şâmiyyîn (no. 25), Mu'cemu'l-Evsat'ta (I, 131 b, 167a) ve Eb‍'ş-Şeyh, Ahlâku'n-Nebî adlı (s. 148) eserinde Muh. b. Hafs el-Evsânî an Muh. b. Himyer an İbr. b. e. Able an Ümmi'd-Derdâ asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Muh. b. Hafs zayıf bir râvidir.

5926-Bu hadisi İbn Mâce (no. 3751), Alî b. Muh. an Abdirrahman b. Abdillah an Hammâd b. Seleme an Ebî Hâşim er-Rummânî an Habîb b. e. Sâbit an Ümmi Seleme senedi ile tahrîc etti.

İbn Kesîr'e göre isnâdı "ceyyid"dir (Neyl I, 145). Ancak Habîb, Ümmü Seleme'yi işitmemiştir. O halde bir inkîtâ' sözkonusudur.

5927-Bu rivayeti Mâlik (istîzân no. 8, s. 966), Buhârî (libâs 91, VII, 65-6) ve Müslim (libâs no. 96, s. 1669), Mâlik an Nâfi' ani'l-Kâsım b. Muh. an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5928-Bu rivayeti Buhârî (bed'ul-halk 7/1, IV, 81-2), İbn Cüreyc an İsmaîl b. Ümeyye an Nâfi' ani'l-Kâsım an Âişe tarikiyle tahrîc etti.

5929-Bu rivayeti Nesâî (zînet 111, VIII, 214), İbn Vehb an Amr b. el-Hâris an Bükeyr an Abdirrahman b. el-Kâsım an ebîhî an Âişe tarikiyle tahrîc etti.

5930-Bu rivayeti Buhârî (libâs 91/1, VII, 65), Müslim (libâs no. 92, s. 1668) ve Nesâî (zînet 112/1, VIII, 214), Süfyân b. Uyeyne an Abdirrahman b. el-Kâsım an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5931-Bu rivayeti Buhârî (libâs 91/2, VII, 65) ve Müslim (libâs no. 90, s. 1667), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5932-Bu rivayeti Müslim (libâs no. 87, s. 1666) ve Ebû Dâvud (no. 4153), Zeyd b. Hâlid'in tarikiyle tahrîc ettiler.

5933-Bu küçük parça Tirmizî'nin (no. 2468), Hennâd an Ebî Muâviye an Dâvud b. e. Hind an Azre an Humeyd b. Abdirrahman an Sa'd b. Hişâm an Âişe senedi ile tahrîc ettiği bir hadisin bir kıt'asıdır. Tirmizî sıhhat hükmü vermiştir.

5934-Bu hadisi Ahmed (I, 308, 360), Buhârî (buyû‘ 104, III, 40), Müslim (libâs no. 99, s. 1670), Ebû Ya'lâ (no. 2577), Taberânî (no. 12772-3), İbn Hibbân (no. 5816-8) ve Beyhakî (VII, 270), Avf e. Cemîle an Saîd b. ebî'l-Hasan an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5935-Bu hadisi Ahmed (I, 350, 241), Buhârî (libâs 97, VII, 67), Müslim (libâs no. 100, s. 1671), Ebû Ya'lâ (no. 2691), Nesâî (zînet 113/1, VIII, 215), Taberânî (no. 12900) ve Beyhakî (VII, 269), Saîd b. e. Ar‍be (an Katâde) ani'n-Nadr b. Enes an İbn Abbâs asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5936-Bu hadisi Buhârî (libâs 90, VII, 65) ve Müslim (libâs no. 101, s. 1671-2), Umâre an Ebî Zür'a an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5937-Lafız Buhârî'ye aittir. Bu hadisi Buhârî (salât 54, I, 112; cenâiz 71, II, 93), Müslim (mesâcid no. 18, s. 376) ve Nesâî (mesâcid 13/2, II, 40-1), Hişâm b. Urve an ebîhî an Âişe asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

5938-Bu hadisi Buhârî (libâs 92/2, VII, 66), Müslim (libâs 86-7, s. 1666) ve Nesâî (zînet 111/3, VIII, 212), Bükeyr b. el-Eşacc an Büsr b. Saîd an Zeyd b. Hâlid an Ebî Talha asl-ı senedi ile;

Buhârî (libâs 88, VII, 64; bed'u'l-halk 7/2, IV, 82; 17/3, IV, 101; mağâzî 12/7-8, V, 15-6), Müslim (libâs 83-4, s. 1665), Tirmizî (no. 2804), Nesâî (zînet 109, VIII, 212) ve İbn Mâce (no. 3649), İbn Abbâs an Ebî Talha asl-ı senedi ile kısa metinle tahrîc ettiler.

5939-Bu hadisi Mâlik (istîzân no. 7, s. 966), Tirmizî (no. 1750) ve Nesâî (zînet 111/3, VIII, 212), Mâlik an Ebî'n-Nadr an Ubeydillah b. Abdillah b. Utbe an Ebî Talha asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Tirmizî'ye göre isnâdı hasen sahîhtir. Lafız ona aittir.

5940-Bu hadisi isnâdı (hibe 27/2, III, 140-1) ve Ebû Dâvud (no. 4149-50), Fudayl b. Gazvân an Nâfi' an İbn Ömer asl-ı senedi ile tahrîc ettiler. Lafız Ebû Dâvud'a aittir.

5941-Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 3755) ve İbn Mâce (no. 3360), Hammâd b. Seleme an Saîd b. Cümhân an Sefîne asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Saîd hakkında ihtilaf olan bir râvidir.

5942-Lafız Ebû Dâvud'a aittir. Bu hadisi Ebû Dâvud (no. 4158), Tirmizî (no. 2806) ve Nesâî (zînet 114/2, VIII, 216), Ebû İshâk es-Sebeî an Mücâhid an Ebî Hureyre asl-ı senedi ile tahrîc ettiler.

Hadis bu lafızla Müslim'de yer almamıştır.

5944-Bu hadisin râvilerinden Sül. b. Erkam zayıf bir râvidir (Mecma‘ V, 174).

5945-Râvilerinden Yezîd b. Yûsuf es-San'ânî İbn Maîn ve diğerlerine göre zayıftır; Ebû Müshir ve Ebû Sebre ona senâda bulunmuşlardır. Zehebî ise durumunun bilinmediğini söylemiştir. Diğer râvileri güvenilir kimselerdir (Mecma‘ V, 175).