Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

ADAKLAR VE YEMİNLER KİTABI - Darimi - Adaklar Yeminler

ADAKLAR VE YEMİNLER KİTABI2

1. Adağı Yerine Getirmek. 2

2. Adağın Keffareti Hakkında. 2

3. Allah'a İsyan Hususunda Adak Adama Yoktur2

4. Beytu'l-Makdis'te Namaz Kılmayı Adayan Kimseye Mekke'de Namaz Kılması Yeter mi?. 3

5. Adak Adama Yasağı3

6. Allah'tan Başkasının Adına Yemin Etme Yasağı4

7. Yeminde İstisna Payı Bırakma Hakkında. 4

8. And İçmek Yemindir4

9. Bir Şey İçin Yemin Eden, Sonra da Başkasını Ondan Daha Hayırlı Gören Kimse. 4

10. Kişinin Mü'min Bir Köle Âzâd Etmesinin Gerekli Olduğu Zaman. 5

11. Adam Bir Şey İçin, Yemininde Karşısındakinin Anladığından Başkasını Niyet Ederek And İçebilir (mi?)5

12. Allah'ın İsimleriyle Yapılan Yeminde Durmak. 6


ADAKLAR VE YEMİNLER KİTABI

 

1. Adağı Yerine Getirmek

 

2337. “Bize Sehl b. Hammâd haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Ebû Bişr'den, (O) Saîd b. Cübeyr'den, (O da) İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet etti ki;”

Bir kadın haccetmeyi adamış, sonra (bu adağını yerine getiremeden) ölmüş. Bunun üzerine kardeşi Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Selem) gelip O'na bunu sormuş. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona;

"Onun bir borcu olsaydı onu öder miydin?" buyurmuş. O;

"Evet" demiş. O zaman (Hz. Pey­gamber);

"O halde adağı yerine getir. Çünkü adak, yerine getirilmeye (borçtan) daha layıktır!" buyurmuş.[1]

2338. “Bize Abdullah b. Saîd rivayet edip (dedi ki), bize Hafs rivayet edip (dedi ki), bize Ubeydullah, Nâfî'den, (O) İbn Ömer'den, (O da) Hz. Ömer'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Ben;

"Ya Rasûlullah, ben gerçekten cahiliye döneminde bir adak adamıştım. Sonra (bu adağımı yerine getiremeden) müslümanlık gelmişti, (şimdi nasıl yapayım?)" dedim de O;

"Adağını ye­rine getir" buyurdu.[2]

 

2. Adağın Keffareti Hakkında

 

2339. “Bize Ca'fer b. Avn haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah b. Zahr'dan, (O), Ebû Saîd er-Ruaynî'den, (O) Abdullah b. Mâlik'ten, (O da) Ukbe b. Amir el-Cüheni'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Kız kardeşim Allah rızası için yaya olarak ve başına örtü almayarak haccetmeyi adamıştı. Ben de bunu Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bildirmiştim de O, şöyle buyurmuştu:”

"Kız kardeşine söyle de başına örtü alsın, bineğe binsin ve üç gün oruç tutsun!"[3]

2340. “Bize Ebu'l-Velîd et-Tayâlisi haber verip (dedi ki), bize Hemmâm rivayet edip (dedi ki), bana Katâde, İkrime'den, (O da) İbn Abbâs'tan (naklen) haber verdi ki;”

Ukbe'nin kız kardeşi Kabe'ye yaya gitmeyi adamış da Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş:

"Şüphe yok ki, kız kardeşinin adağına Allah'ın ihtiyacı yoktur! O, bineğe binsin ve Kabe'ye bir kurbanlık "hedy" göndersin!"[4]

2341. “Bize Saîd b. Mansûr rivayet edip (dedi ki), bize Abdulaziz b. Muhammed, Amr b. Ebî Amr'dan, (O) el-A'rec'den, (O da) Ebû Hüreyre'den (naklen) rivayet etti ki;”

Rasûlullah (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) (yolda) iki oğlunun arasında yürüyen bir ih­tiyar görmüş ve

"Bu ihtiyarın durumu nedir?" buyurmuş. Oğulları;

"Yürümeyi adadı!" demişler. Bunun üzerine (Hz. Peygamber) şöyle buyurmuş:

"Bineğe bin. Çünkü sana ve senin adağına Allah'ın ihtiyacı yok­tur!"[5]

 

3. Allah'a İsyan Hususunda Adak Adama Yoktur

 

2342. “Bize Ebû Nuaym baber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Eyyûb'dan, (O) Ebû Kılâbe'den, (O) Ebu'l-Muheüeb'den, (O da) İmrân b. Husayn'dan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle bu­yurdu:

"Ne Allah'a isyan hususunda, ne de insanoğlunun sahip ol­madığı şeyler hususunda adanılan adağı yerine getirmek yoktur!"[6]

 

Açıklama

 

Adak ("nezr"), bir kimsenin, Allah'ın (Cette Celaluhu) rızasını ka­zanmak, O'na yaklaşmak maksadıyla mubah olan bir işi yapmayı kendisine vacib kılması demektir. Kur'an-ı Kerim'de adakların ye­rine getirilmesi emre dilmekte[7] ve iyilerin bir vasfı olarak onların adağı yerine getirmeleri zikredilmektedir.[8] Binaenaleyh, adanan bir adağın yerine getirilmesi gerekir. Bununla beraber Allah'a (Celle Celaluhu) isyan olan hususlarda adak adamak haramdır. Böyle bir adak adandığında O yerine getirilmez. Yukarıdaki Hadis bunu göstermektedir. Bu durumda, yani haram bir şeyi yapmayı adamak gibi isyan içeren bir adak adanıp da o yerine getirilmediğinde, keffâretin gerekip gerekmediği konusunda ihtilâf vardır. Hanefîlerle bazı Şafiîler ve Ahmed b. Hanbel (Rahmetullahi Aleyh), ilgili Hadislere da­yanarak bu durumda keffâretin gerekeceğini söylemişlerdir. Mâlik (Rahmetullahi Aleyh) ve Şafiî'ye (Rahmetullahi Aleyh) göre İse bu durumda keffaret gerekmez. Bu görüşte olanlar, isyan içeren adağın ya­pılmayıp, bunun yerine keffaret gerekeceğini gösteren Hadislerin zayıf olduğu görüşündedirler. Yukarıdaki Hadis, adama esnasında sahip olunmayan bir şeyin adanması halinde onun da yerine getirilmeyeceğini göstermektedir.[9]

 

2343. “Bize Hâlid b. Mahled rivayet edip (dedi ki), bize Mâlik, Talha b. Abdilmelik el-Eylî'den, (O) el-Kasım b. Muhammed'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi:

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Kim Allah'a itaat etmeyi adarsa o O'na itaat etsin; kim de Allah'a isyan etmeyi adarsa o O'na isyan etmesin!"[10]

 

4. Beytu'l-Makdis'te Namaz Kılmayı Adayan Kimseye Mekke'de Namaz Kılması Yeter mi?

 

2344. “Bize Hacâc b. Minhâl rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, öğretmen Habib b. Ebî Bakıyye'den, (O) Atâ b. Ebî Rebâh'tan, (O da) Câbir b. Abdillah'tan (naklen) rivayet etti ki,”

Bir adam;

"Yâ Rasûlullah, ben hakikaten, eğer Allah sana (Mekke'nin) fethini müyesser kılarsa, Beytu'l-Makdis'te namaz kılmayı adamıştım, (şimdi nasıl yapayım?)" demiş. O da;

"Burada namaz kıl!" buyurmuş. (Adam ise adağım) O'na üç defa tekrar etmiş. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

"O halde işine (sen karar ver, istediğin gibi yap!)" buyurmuş.[11]

 

5. Adak Adama Yasağı

 

2345. “Bize Amr b. Avn haber verip (dedi ki), bize Ebû Avâne, Mansûr'dan, (O) Abdullah b. Mürre'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Şüphe yok ki, adak adama, (olacak) hiçbir şeyi geri çevirmez. Onunla sadece hırs sahibi cimriden (bir şeyler) çıkarılır!"[12]

 

Açıklama

 

"Şu işim olursa şu kadar para sadaka vereceğim!" gibi dünyevi bir maksatla adakta bulunmak mekruhtur. Hatta bunu, işin adak sa­yesinde olacağına inanarak yapma halinde adak adama haranı olur. İbadet ve taatler sadece yüce Allah'ın (Celle Celaluhu) rızasını kazanma gayesiyle yapılır. Bu sebeple dünyevi bir maksatla adak adama, iba­det ve tâatın ruhuna aykırı olur. Zikredilen inançla adak adama ise insanı tehlikeye sokar. Adak adamayı meneden ve kınayan Ha­dislerin, bu tür adaklar hakkında olduğu söylenmiştir. Diğer ta­raftan bir şeyin olmasında veya olmamasında adak adamanın hiçbir etkisi yoktur. Adak kaderi değiştiremez. Allah Azze ve Celle ne tak­dir etmişse, o olur.[13]

 

6. Allah'tan Başkasının Adına Yemin Etme Yasağı

 

2346. “Bize el-Hakem ibnu'l Mübarek haber verip (dedi ki), bize Mâlik b. Enes, Nâfi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki;”

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir yol­culukta) Ömer'e kavuşmuştu. O bir süvari topluluğu içinde babasının adına yemin ederek yol alıyordu. O zaman Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştu:

"Şüphesiz Allah sizi babalarınızın adına yemin etmekten menediyor. Bu sebeple kim yemin edecekse Allah adına yemin etsin veya sussun!"[14]

 

7. Yeminde İstisna Payı Bırakma Hakkında

 

2347. “Bize Ebu'l-Velîd et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Eyyûb'dan, (O) Nâfi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki,”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Kim bir şey için and içer, sonra da "inşaallah!" derse, o istisna payı bırakmış demektir!"[15]

2348. “Bize Haccâc haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Se­leme rivayet edip (dedi ki), bize Eyyûb, Nâfî'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki;”

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Kim bir şey için and içer, sonra da; "inşaallah!" derse, o muhayyerdir, (serbesttir). Dilerse (yemin ettiği şeyi) yapar, dilerse yapmaz.”[16]

 

8. And İçmek Yemindir

 

2349. “Bize Abdullah b. Sâlîh haber verip (dedi ki), bana el-Leys rivayet edip (dedi ki), bana Yûnus, İbn Şihâb'dan, (O) Ubeydullah b. Abdillah'tan, (O da) İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet etti ki;”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebû Bekr'e, (bir rüyayı yorumladıktan sonra Hz. Peygamber'den, isabet ve hata ettiği yerleri açıklamasını yemin ederek istediğinde); "And içme!" bu­yurmuştu.[17]

Ebû Muhammed (ed-Dârimî);

"Bu Hadisin (asıl rivayeti) biraz uzundur!" dedi.[18]

 

Açıklama

 

"Allah'a and içerim", "Allah'a yemin ederim" demek ile sadece "an­d içerim", "yemin ederim" demenin yemin sayılıp sayılmamaları ko­nusunda farklı görüşler vardır. Hanefîlere göre bu ifadelerin hepsi, onlar söylenirken yemin etmeye niyet edilmemiş de olsa, yemin sa­yılırlar. İmam Mâlik (Rahmetullahi Aleyh), "and içerim", "yemin ederim" ifadelerinin, yemin etmeye niyet edilmesi halinde yemin olacaklarını söylemiştir. İmâm Şafiî'ye (Rahmetullahi Aleyh) göre ise bu son ifadeler, onlarla yemine niyet edilse de yemin olmazlar. "Allah'a and içerim" ifadesi de, ancak yemine niyet edilerek söylendiğinde yemin olur.[19]

 

9. Bir Şey İçin Yemin Eden, Sonra da Başkasını Ondan Daha Hayırlı Gören Kimse

 

2350. “Bize Ebu'l Velîd et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Amr'dan -ki O, İbn Muire'dir-, O'nun şöyle dediğini rivayet etti: Ben, Abdullah b. Amr adlı bir adamı el-Cemâcim zamanında[20] anlatırken işitmiştim, O şöyle demişti:”

Bir adam Adiyy b. Hâtim'den (birşey) istemiş, O da (ona verebileceği şeyleri bil­dirmişti. Ama adam onları kabul etmemişti. Bundan dolayı Adiyy kızmış ve (ona) hiçbir şey vermeyeceğine yemin etmişti. Sonra (adam Adiyy'in vereceği şeylere razı olmuş, bunun üzerine Adiyy de) şöyle demişti:

“Ben Rasûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

"Kim bir şey için yemin eder de sonra başkasını ondan daha hayırlı görürse, o, daha hayırlı olanı yapsın ve yemininden dolayı keffâret versin!" bu­yururken işitmiş olmasaydım, (yeminimi bozup sana hiçbir şey vermezdim).”[21]

2351. “Bize Muhammed ibnu'1-Fadl haber verip (dedi ki), bize Cerir b. Hâzim rivayet edip (dedi ki), bize el-Hasan rivayet edip (dedi ki), bize Abdurrahman b. Semûre rivayet edip dedi ki;”

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Abdurrahman b. Semûre! Başkan olmayı isteme! Çünkü o sana (senin) istemenle verilirse, sen onunla yalnız bırakılırsın, ama o sana (senin) istemen olmaksızın verilirse, sana onun (güzelce yapılması) için yardım edilir. Ayrıca bir şey için yemin edip de sonra başkasını ondan daha hayırlı gördüğünde, yemininden dolayı keffâret ver ve daha hayırlı olanı yap!"[22]

2352. “Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi ki), bize Süfyân, Yûnus'tan, (O) el-Hasan'dan, (O da) Abdurrahman b. Semûre'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasûlullah (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

Sonra (Süfyân) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini zikretti.[23]

 

10. Kişinin Mü'min Bir Köle Âzâd Etmesinin Gerekli Olduğu Zaman

 

2353. “Bize Ebu'l-Velîd et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Muhammed b. Amr'dan, (O) Ebû Selemeden, (O da) eş-Şerîd'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Ben Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelip;

"Muhakkak ki annemin bir köle âzâd etmesi gerekiyor. Benim ise hakikaten Nûb'lu[24] siyah bir cariyem var. Şimdi bu onun için yeter mi?" de­miştim de O;

"Onu (buraya) çağır” buyurmuş, (gelince) de;

"Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına şehâdet ediyor musun?" diye sormuştu. O da;

"Evet" demişti. (O zaman Hz. Peygamber);

"Onu âzâd et! Çünkü o mümin bir kadındır" buyurmuştu.”[25]

 

Açıklama

 

Bazı günahların, kusurların bağışlanıp silinmesi için meşru kı­lınan çarelere "keffâret" denir. Nezrin yerine getirilmemesi ile ye­minin bozulmasının keffâreti için şunlardan biri yapılır: Bir köle azâd etmek, on yoksul duyurmak veya on yoksul giydirmek. Bun­lardan birini yapmaya güç yetiremeyen kimse üç gün oruç tutar.[26] Bu keffâret için âzâd edilecek kölenin müslüman olmasının şart olup olmadığı hususunda farklı görüşler vardır. Mâlik, Şafiî ve Ahmed b. Hanbel (Rahmetullahi Aleyhim ecmain), yukarıdaki Hadise ve ilgili diğer Hadislere dayanarak onun müslüman olmasının gerektiğini söy­lemişlerdir. Hanefîlere göre ise, âzâd edilecek kölenin müslüman olması şart değildir. Onların delili, Mâide Sûresinin, mutlak olarak "bir köle âzâd etme"yi emreden 89. Ayetidir. Hanefîlere göre bu ko­nudaki Hadisler "haber-i vahîd" oldukları için Kur'an'ın mutlak hük­münü takyîd edemezler. Aslında söz konusu Hadislerin mutlak nezir veya yemin keffâretine delâletleri de kesin değildir. Bu Hadislerin bazı rivayetlerinde görülmektedir ki, âzâd edilecek kölenin mü'min olup olmadığının araştırılması, mü'min bir özel âzâd etmenin nezr edilmiş olmasından dolayıdır. Yukarıda Dârimî'nin (Rahmetullahi Aleyh) koyduğu başlıkta bu hususa işaret var gibidir.[27]

 

11. Adam Bir Şey İçin, Yemininde KarşısındakininAnladığından Başkasını Niyet EderekAnd İçebilir (mi?)

 

2354. “Bize Osman b. Muhammed haber verip (dedi ki), bize Huşeym rivayet edip (dedi ki), bize Abdullah b. Ebî Salih, ba­basından, (O da) Ebû Hüreyre'den (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Senin yeminin, (kendisiyle konuşmakta olduğun) arkadaşının, seni doğ­ruladığı (mânâ) üzerine (gerçekleşir)!"[28]

 

Açıklama

 

Bu Hadis, yeminin, yemin eden kimsenin muhatabının anladığı mânâda geçerli olacağını, insanın zahiren bir şey söyleyip içinden başka bir şey niyet etmesinin yemininde etkili olmayacağını gös­termektedir. Aliyyu'l-Karî'nin (Rahmetullahi Aleyh) Hanefî âlimlerden nakline göre bu Hadis, (hasım ve dâvâcı gibi) yemin ettirme hakkı olan bir kimsenin yemin ettirmesi hakkındadır. Yemin ettirme hakkı olmayan bir kimsenin yemin ettirmesi durumunda ise, yemin edenin niyeti geçerlidir. Yani o, yemininde dıştan bir şey söyleyip, içinden başka birşey niyet edebilir, yani "tevriye" yapabilir. Nevevî (Rah­metullahi Aleyh) ise bunun, hâkîmin veya vekilinin yemin ettirmesi hakkında olduğunu, onlardan başkasının yemin ettirmesi halinde yemin edenin niyetinin geçerli olacağını bildirmektedir. Bununla be­raber, hâkim veya vekilinden başkasının yemin ettirmesi halinde de, bir hak sahibinin hakkı zayi olacaksa, "tevriye" yapmak caiz değildir.[29]

 

12. Allah'ın İsimleriyle Yapılan Yeminde Durmak

 

2355. “Bize Ubeydullah b. Musa, Süfyân'dan, (O) Musa b. Ukbe'den, (O) Sâlim'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Rasûlullah'ın (çoğu kere) kendisiyle and içtiği yemin şuydu:

"Hayır, kalpleri evirip çeviren kimseye andolsun ki..."[30]