HUDUD (CEZALAR) KİTABI - Darimi
HUDUD (CEZALAR) KİTABI
1. Kalem Üç Kimseden Kaldırılmıştır
2. Müslümanın Kanının Akıtılmasının Kendilerinden Dolayı Helal Olacağı Şeyler
3. Hırsıza, Hırsızlık Yaptıktan Sonra Hırsızlığı Bağışlanabilir (mi?)
4. Kendisi (Çalınmasından) Dolayı El Kesilecek Şey
5. Cezaların Affı İçin Hükümdarın Katında Aracılık Etmek
6. Hırsızlığı İtiraf Eden Kimse
7. Meyve (Çalınmasından) Dolayı (Elin) Kesilmemesi
8. Hırsızdan (Elleri) Kesilmeyecek Olanlar
9. Şarap (Hamr) İçmenin Cezası Hakkında
10. Şarap İçen Biri, Dördüncü (Kere İçip de Mahkemeye) Getirildiğinde (Ona Ne Yapılacağı) Hakkında
11. Günahlardan Dolayı Cezalandırma: "Ta'zir"
12. Zina Ettiğini İtiraf Etmek
13. İtiraf Eden İtirafından Dönebilir (mi?)
14. Recm Edilmesi İstenilen Kimse İçin Çukur Kazılması
15. Muhakeme Olmak İçin Müslümanların Hakimlerine Başvurduklarında Ehl-i Kitab Arasında Hüküm Vermek Hakkında
16. Evlilerin Zina Etme Cezası Hakkında
17. Hamile, Zina Ettiğini İtiraf Ettiğinde Ne Yapılır?
18. Köleler Zina Ettiklerinde Onlara Cezalarını Hükümdarın Değil de Efendilerinin Uygulaması
19. Yüce Allah’ın, “Yahut Allah Onlara Bir Yol Yapıncaya Kadar” Sözü Hakkında
20. Karısının Cariyesiyle Cima Yapan Kimse Hakkında
21. Ceza (Hadd), Kendisine Uygulanan Kimse İçin Keffarettir
HUDUD (CEZALAR) KİTABI
1. Kalem Üç Kimseden Kaldırılmıştır
2301. “Bize Affân haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd, İbrahim'den, (O) el-Esved'den, (O) Hz. Aişe'den, (O da) Hz. Peygamberden (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle buyurdu:
"Kalem (kötülüklerini yazmada) üç kimseden, yani uyanıncaya kadar uyuyandan, rüyalanıncaya kadar küçükten ve aklı başına gelinceye kadar deliden kaldırılmıştır!"
Yine Hammâd (rivayetinde);
"(Kalem)... ve aklı başına gelinceye kadar bunamış kimseden (kaldırılmıştır)" da demiştir.[1]
2. Müslümanın Kanının Akıtılmasının Kendilerinden Dolayı Helal Olacağı Şeyler
2302. “Bize Ebu'n-Nu'mân haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Zeyd, Yahya b. Saîd'den, (O) Ebû Umâme b. Sehl b. Huneyf ten, (O da) Hz. Osman'dan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:
"Bir müslümanın kanının (akıtılması) ancak üç şeyden dolayı, yani iman ettikten sonra kâfir olmasından dolayı yahut evlendikten sonra zina etmesinden dolayı helâl olur veya o, bir canı, (öldürmüş olduğu) bir cana karşılık olmaksızın öldürür de bu sebeple kendisi de öldürülür!"[2]
2303. “Bize Ya'lâ rivayet edip (dedi ki), bize el-A'meş, Abdullah b. Murre'den, (O) Mesrûk'tan, (O da) Abdullah'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Allah'tan başka hiçbir ilah olmadığına ve benim Allah'ın elçisi olduğuma şâhidlik eden hiçbir adamın kanının (akıtılması) helâl olmaz. Yalnız üç kimseden biri, yani (öldürmüş olduğu) cana karşılık (öldürülecek) can, zina eden evli kimse ve dinini bırakan, cemaatten ayrılan kimse hariç!"[3]
3. Hırsıza, Hırsızlık Yaptıktan Sonra Hırsızlığı Bağışlanabilir (mi?)
2304. “Bize Sa'd b. Hafs haber verip (dedi ki), bize Süfyân, Eş'as'tan, (O) İkrime'den, (O da) İbn Abbâs'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Safvân b. Umeyye mescidde uyuyormuş. Uyurken O'na bir adam gelmiş ve başının altından kaftanını çekip çıkarmış. Bunun üzerine O uyanmış, kavuşup onu tutmuş ve Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) götürüp şöyle demiş:
"Ya Rasulullah, ben mescidde uyuyordum. Derken bana bu (adam) gelip başımın altından kaftanımı çekti çıkardı. Ben de kavuşup onu tuttum (ve işte size getirdim!)" Bunun üzerine (Hz. Peygamber) onun (elinin) kesilmesini emretmiş. O zaman Safvân;
"Yâ Rasulullah, şüphesiz benim kaftanımın (değeri), kendisinden dolayı (elin) kesileceği (miktara) ulaşmamıştır!" demiş, (Hz. Peygamber de);
"Onu bana getirmeden önce (bağışlasaydın) ya!" buyurmuş.[4]
Açıklama
Bu Hadis, hırsıza el kesme cezası hükmedildikten sonra, malı çalınan kimsenin, çalman malını hırsıza bağışlaması halinde de cezanın uygulanacağını göstermektedir. Şafiî ve Ahmed ile Hanefi âlimlerden Züfer ve bir rivayete göre Ebû Yûsuf (Rahmetullahi Aleyhim ecmain), bu Hadisin zahirine uygun görüş beyan etmişlerdir. Ebû Hanife (Rahmetullahi Aleyh) ve Muhammed (Rahmetullahi Aleyh) ise; söz-konusu bağışlama, ceza hükmü verildikten sonra ve fakat cezanın uygulanmasından önce olur da hırsz bağışlanan malı almış (kabzetmiş) olursa, cezanın uygulanmayacağını söylemişlerdir. Kasânî (Rahmetullahi Aleyh), bu Hadiste onların aleyhine bir delil olmadığını açıklamaktadır. Şöyle ki, bu Hadisin bazı rivayetlerde Safvân'ın
"(Elin) kesilmesini bağışladım!" dediği de nakledilmektedir. Her halükârda el kesme cezasının hibe edilmesi, cezanın uygulanmasını ortadan kaldırmaz. Safvân (Radıyallahu Anh) çalman malını bağışlamayı kastetmiş ise, muhtemelen bağışlanan bu mal hırsız tarafından kabzedilmediği için, ona ceza uygulanmıştı.[5]
4. Kendisi (Çalınmasından) Dolayı El Kesilecek Şey
2305. “Bize Süleyman b. Dâvud el-Haşimi haber verip (dedi ki), bize İbrahim b. Sa'd b. Hafs, ez-Zühri'den, (O) Amra binti Abdirrahman'dan, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) haber verdi ki,”
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"El, çeyrek dinar ve daha fazla (kıymetteki malın çalınmasından) dolayı kesilir,"[6]
2306. “Bize Ebû Nuaym haber verip (dedi ki), bize Süfyân; Eyyûb, İsmail b. Ümeyye, Ubeydullah ve Musa b. Ukbe'den, (onlar) Nâfi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), değeri üç dirhem olan bir kalkanın (çalınmasından) dolayı (çalanın elini) kes(tir)mişti."[7]
Açıklama
Asr-ı Saâdet'te bir dinar, on iki dirhem ettiği için bu Hadisler arasında zıtlık yoktur. Mâlik, Şafiî ve Ahmed (Rahmetullahu Aleyhim ecmain), bu Hadislerle amel ederek, asgarî çeyrek dinar veya daha fazla değerdeki bir malın çalınmasından dolayı el kesme cezasının verileceğini söylemişlerdir. Hanefiler ise, on dirhemden aşağı değerdeki bir malın çalınmasından dolayı el kesme cezasının verilmeyeceğini belirten rivayetleri yukarıdaki rivayetlerden daha tercihe şâyân bularak, onlarla emel etmişlerdir.[8]
5. Cezaların Affı İçin Hükümdarın Katında Aracılık Etmek
2307. “Bize Ahmet b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize el-Leys, İbn Şihâb'dan, (O) Urve İbnu'z-Zübeyr'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki,”
Hırsızlık yapmış olan Mahzûm'lu kadının durumu Kureyş'lileri üzmüş ve
"Onun hakkında Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile kim konuşur?" demişler, (oradakiler de);
"Buna Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sevdiği insan Usâme b. Zeyd'den başka kim cüret edebilir?" cevabını vermişlerdi. Bunun üzerine Usâme Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile konuşmuştu da O; "Allah'ın cezalarından bir cezanın ("hadd"in) affı için aracılık mı ediyorsun?" buyurmuş, sonra kalkıp bir konuşma yapmış ve şöyle buyurmuştu:
"Sizden öncekiler ancak şundan dolayı yok olup gitmişlerdi: Onlar, içlerinde soylu, yüksek biri hırsızlık yaptığında onu bırakır, (ona ceza uygulamazlardı), zayıf biri hırsızlık yaptığında ise ona cezayı uygularlardı. Allah'a andolsun ki, şayet Muhammed'in kızı Fâtıma da hırsızlık yapsa, onun da (elini) keserim!"[9]
6. Hırsızlığı İtiraf Eden Kimse
2308. “Bize Haccâc b. Minhâl haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, İshak b. AbdUlah b. Ebi Talha'dau, (O) Ebû Zerr'in âzâdlısı Ebu'l-Münzir'den, (O da) Ebû Umeyye el-Mahzûmi'den (naklen) rivayet etti ki;”
Rasulullaha (SallallahuAleyhi ve Sellem), beraberinde (çalıntı hiç bir eşya bulunmadığı halde (hırsızlık yaptığını) açıkça itiraf eden bir hırsız getirilmişti de O;
"Senin hırsızlık yaptığını sanmam!" buyurmuş, o;
"Evet, yaptım!" demişti. (Hz. Peygamber tekrar);
"Senin hırsızlık yaptığını sanmam!" buyurmuş, o (yine);
"Evet, yaptım!" cevabını vermişti. (Bunun üzerine Hz. Peygamber);
"O halde gidin, elini kesin, sonra onu bana getirin!" buyurmuştu. Onlar da elini kesmiş, sonra da onu (O'na) getirmişlerdi. O zaman (Hz. Peygamber);
"Allah'tan bağış dile ve O'na tevbe et!" buyurmuş, o da;
"Allah'tan bağış diler, O'na tevbe ederim!" demiş, (Hz. Peygamber) de;
"Yâ Allah, onun tevbesini kabul buyur, yâ Allah onun tevbesini kabul buyur!" demişti.[10]
7. Meyve (Çalınmasından) Dolayı (Elin) Kesilmemesi
2309. “Bize Yezîd b. Hârûn haber verip (dedi ki), bize Yahya -ki O, İbn Saîd'dir-, haber verdi ki, Muhammed b. Yahya b. Habbân, kendisine Râfi1 b. Hadic'den haber vermiş ki,” O şöyle demiş:
Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:
"Ne bir meyvenin, ne de bir hurma göbeğinin (çalınmasından) dolayı (el) kesmek yok!"[11]
2310. “Bize el-Hüseyn b. Mansûr rivayet edip (dedi ki), bize Ebû Usâme, Yahya b. Saîd'den, (O) Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, (O) kavminden bir adamdan, (O) Râfî' b. Hadic'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle buyurdu:
"Ne bir meyvenin, ne de bir hurma göbeğinin (çalınmasından) dolayı (el) kesmek yok!"[12]
2311. “Bize İshak haber verip (dedi ki), bize Vekî, Süfyân'dan, (O) Yahya b. Saîd'den, (O) Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, (O) amcası Vâsi' b. Habbân'dan, (O da) Râfî b. Hadic'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Ne bir meyvenin, ne de bir hurma göbeğinin (çalınmasından) dolayı (el) kesmek yok!"[13]
2312. “Bize Ebû Nuaym rivayet edip (dedi ki), bize Süfyân, Yahya b. Saîd'den, (O) Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, (O) Râfî' b. Hadic'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.”[14]
2313. “Bize İshak haber verip (dedi ki), bize Cerir es-Sekafî, Yahya b. Saîd'den rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Muhammed b. Yahya b. Habbân, Râfî b. Hadic'den haber verdi ki,” O şöyle demiş:
Rasûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:
"Ne bir meyvenin, ne de bir kurma göbeğinin (çalınmasından) dolayı (el) kesmek yok!"
(Râfi' sözüne devamla) şöyle dedi:
“Bu (hurma göbeği=keser), "hurma ağacı iç yağı" dedikleri şeydir.) "Keser", hurma göbeği; "cummâr", hurma göbeği, hurma binisi demektir.”[15]
2314. “Bize Saîd b. Mansûr haber verip (dedi ki), bize Abdulaziz b. Muhammed, Yahya b. Saîd'den, (O) Muhammed b. Yahya b. Habbân'dan, (O) Ebû Meymûne'den, (O da) Râfi' b. Hadic'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Hz. Peygamber'i (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:
"Bir hurma göbeğinin (çalınmasından) dolayı (el) kesmek yok!"[16]
Ebû Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:
"(Bu Hadisin bu farklı rivayetlerinde) söz, Ebû Usâme'nin söylediğidir, (yani en sahih sened, 2310. Hadisinkidir)."[17]
8. Hırsızdan (Elleri) Kesilmeyecek Olanlar
2315. “Bize Ebû Asım, İbn Cüreyc'den haber verdi ki, O şöyle demiş: Bize Ebu'z-Zübeyr haber verip (dedi ki), Câbir şöyle dedi:”
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Ne yağma edene, ne kapıp alana, ne de (emanete) hainlik edene (el) kesme yoktur!”[18]
9. Şarap (Hamr) İçmenin Cezası Hakkında
2316. “Bize Hâşim ibnu'l-Kasım rivayet edip (dedi ki), bize Şu'be, Katâde'den, (O da) Enes'ten (naklen) rivayet etti ki;”
Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şarap içmiş olan bir adam getirilmişti de, O ona iki hurma dalıyla (kırk değnek kadar) vurmuştu. Sonra Ebû Bekr bunun aynısını yapmıştı. Ömer (Halife) olduğunda ise, O halka danıştı da, Abdurrahman b. Avf;
"Cezaların ("hadd'lerin) en hafifini, yani seksen (değnek vur!)" demişti.
(Enes, sözüne devamla) şöyle dedi:
“Bunun üzerine (Hz. Ömer de öyle) yaptı.”[19]
2317. “Bize Müslim b. İbrahim rivayet edip (dedi ki), bize Ab-dulaziz ibnu'l-Muhtâr haber verip (dedi ki), bize Abdullah ibnu'd-Dânâc rivayet edip (dedi ki), bize Husayn ibnul-Menzir er-Rekaşi rivayet edip dedi ki;”
Ben Osman b. Affan'ın yanında bulunmuştum. Ona (şarap içmiş olan) el-Velîd b. Ukbe getirilmişti (de O, şâhidleri dinledikten sonra ona şarap içme cezası uygulatmıştı. El-Velid'e vurulan değnekleri Ali sayıyordu. Kırk değnek vurulduğunda Ali; "yeter!" dedi). Sonra Ali sözüne şöyle devam etti:
Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kırk (değnek) vurmuştu. Ebû Bekir kırk, Ömer ise seksen (değnek) vurmuştu. (Bunların) hepsi de Sünnetir."[20]
10. Şarap İçen Biri, Dördüncü (Kere İçip de Mahkemeye) Getirildiğinde (Ona Ne Yapılacağı)Hakkında
2318. “Bize Muhammed b. Abdillah er-Rekaşî rivayet edip (dedi ki), bize Yezid -ki O, İbn Zurey'dir-, rivayet edip (dedi ki), bize Muhammed -ki O, İbn İshak'tır-, rivayet edip (dedi ki), bize Abdullah b. Utbe b. Urve b. Mes'ûd es-Sekafi Amr ibnu'ş-Şerîd'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Rasûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:
"Sizden biri (şarap) içtiğinde onu dövün. Sonra tekrar içerse onu (yine) dövün. Sonra tekrar içerse onu (yine) dövün. Sonra dördüncü (defa) tekrar içerse, onu öldürün!"[21]
11. Günahlardan Dolayı Cezalandırma: "Ta'zir"
2319. “Bize Abdullah b. Yezîd haber verip (dedi ki), bize Saîd -ki O, İbn Ebî Eyyûb'dur-, rivayet edip (dedi ki), bana Yezîd b. Ebî Habîb, Bukeyr b. Abdîllah ibni'l-Eşecc'den, (O) Süleyman b. Yesar'dan, (O) Abdurrahman'dan -ki O, İbn Câbir'dir-, (O da) Ebû Burde b. Niyâr'dan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Rasûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:
"Hiç kimse için hiç kimseye, Allah'ın cezalarından bir cezadan ("hadd"den) dolayı olanları hariç, (işlemiş olduğu bir günahın cezası olarak veya terbiye maksadıyla) on kamçıdan fazla vurması helâl olmaz!"[22]
Açıklama
"Hadd", Şer'an, yani Allah ve Rasûlü tarafından miktarı belirlenmiş olan ceza; "ta'zir" ise, miktarı belirlenmemiş olan cezasıdır. Bu iki kelimenin bundan başka ıstılahı mânâları da vardır. Yukarıdaki Hadîs, "ta'zir" cezalarının on kamçıdan fazla olamayacağını göstermektedir. Ahmed'in (Rahmetullahi Aleyh) meşhur görüşüne göre O, bu Hadisin zahirine uygun görüş beyan etmiştir.
Diğer üç imam ise, ta'zirin on kamçıdan fazla olabileceğini söylemişlerdir. Onlar bu Hadise karşı; hükmünün mensûh olduğu; daha kuvvetli delile aykırı olduğu, dolayısıyla onunla amel edilemeyeceği; günâhla alâkası olmayan terbiye maksatlı dövmeler veya küçük günâhlar hakkında olduğu gibi farklı şekillerde cevaplar vermişlerdir.[23]
12. Zina Ettiğini İtiraf Etmek
2320. “Bize Ebû Asım haber verip (dedi ki), bize İbn Cüreyc rivayet edip (dedi ki), bana İbn Şihâb, Ebû Seleme'den, (O da) Câbir'den (naklen) haber verdi ki;”
Eşlem kabilesinden bir adam Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelmiş ve O'na anlatmış ki, kendisi zina etmiş. Sonra kendi aleyhine dört defa şahidlik etmiş ki, O zina etmiş. Bunun üzerine (Hz. Peygamber) onun recmedilmesini emretmiş. Bu (adam) evli imiş.[24]
2321. “Bize Ubeydullah b. Musa, İsrail'den, (O da) Simâk'tan (naklen) haber verdi ki; O, Câbîr b. Semûre'yi şöyle derken işitmişti:”
Kısa boylu bir adam olan Mâiz b. Mâlik, üzerinde rida (kaftan, gömlek) olmadığı bir halde bir peştemal sarınmış olarak Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) getirilmişti. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o sırada, bir yastığa sol tarafi üzerine yaslanmış bir haldeydi. O zaman (Hz. Peygamber) O'nunla konuşmuştu. Ancak ben O'na ne konuştuğunu anlamıyordum. Çünkü ben uzaktaydım, benimle O'nun arasında bir topluluk vardı. (Hz. Peygamber) sonunda;
"O'nu götürüp recmedin!" buyurmuştu. Ardından ise;
"O'nu geri çevirin!" buyurmuş ve O'nunla yine konuşmuştu. Ben (onları) işitiyordum; ne var ki, benimle O'nun arasında bir topluluk bulunuyordu. (Bu sebeple de O'na ne konuştuğunu anlamıyordum). Sonra;
"O'nu götürüp recmedin!" buyurmuştu. Ondan sonra Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ayağa kalkıp bir konuşma yapmıştı. Ben O'nu işitiyordum. Sonra O şöyle buyurmuştu:
"Biz ne zaman Allah yolunda (savaşa) çıktıysak, (şehveti başına vurmuş) tekenin sesi gibi (şehvet) sesi olan birileri (kendisini) geri bırakıyor, (kocaları yanlarında bulunmayan kadınlardan) birine birazcık süt verip (zina etmek için ayartıyor!) Vallahi, bu (tip kimselerden) birini ele geçirirsem, ona mutlaka, herkese ibret olacak bir ceza veririm!"[25]
2322. “Bize Muhammed b. Yûsuf haber verip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, ez-Zühri'den, (O) Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, (O da) Ebû Hüreyre, Zeyd b. Hâlid ve Şibl'den (naklen) rivayet etti ki,” onlar şöyle dediler: Bir adam Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelip;
"Allah aşkına, aramızda sadece "Allah'ın Kitabıyla hükmedin!" dedi. Hasmı da -ki bu, ondan daha anlayışlıydı-; "Doğru söyledi. Aramızda "
Allah'ın Kitab'ıyla hükmedin ve bana, yâ Rasûlullah, konuşmam için izin verin" dedi. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
"Söyleyin!" buyurdu. O da şöyle konuştu:
"Muhakkak ki oğlum şunun ailesinin yanında işçiydi. Derken onun karısıyla zina etmiş. Bundan dolayı ben ona yüz koyun ile bir hizmetçi fidye verdim. Sonra ben hakikaten ilim ehlinden bazı adamlara (bu meseleyi) sordum da onlar bana bildirdiler ki, oğluma yüz değnek vurma ile bir yıl sürgün gerekir, bunun karısına ise recm gerekir!" O zaman (Hz. Peygamber) şöyle buyurdu:
"Canım elinde olan (Allah'a) yemin olsun ki, mutlaka aranızda "Allah'ın Kitabı"yla hükmedeceğim: Yüz koyun ile hizmetçi sana geri verilecek. Oğluna yüz değnek vurma ile bir yıl sürgün gerekir. Enes! Sen de şunun karısına git de ona sor ve eğer (zina ettiğini) itiraf ederse, onu recmet!" (Enes kadına gidip sordu. Kadın zina ettiğini) itiraf etti, O da onu recmetti.[26]
Açıklama
Kur'an-ı Kerim'de zina edenlerin cezasının, evli-bekâr ayrımı yapılmaksızın, sadece yüz değnek vurma olduğu beyân edilmiştir.[27] Bu Hadiste ise "Allah'ın Kitab'ında zina eden bekârın cezasının yüz değnekle bir yıl sürgün, evlininkinin ise recm olduğu beyân edilmektedir. Buna göre burada "Allah'ın Kitabı" ifadesi ile Allah'ın, Peygamberi vasıtasıyla kullarına gönderdiği, onlara farz ve haram kıldığı şeyler kastedilmiş olmalıdır. Diğer bir ifadeyle "Allah'ın Kitabı", "Allah'ın Hükmü" mânâsına kullanılmıştır. Nitekim "kitab" kelimesinin "hüküm" ve "farz" mânâsı da vardır. Diğer taraftan yüce Allah (Celle Celaluhu), Rasûl'e itaatin, kendisine itaat olduğunu beyan buyurmuş,[28] Rasûl'ün verdiğini almamızı, yasakladığından geri durmamızı emretmiştir.[29] Bu sebeple Rasûl'ün hükmü, Allah'ın (Celle Celaluhu) hükmü demektir. Bazı âlimler burada "Allah'ın Kitabı" ifadesiyle, mensûh olduğu bildirilen "recm âyeti"ne işaret edilmiş olabileceğini söylemişlerdir. Eğer bu ihtimal kabul edilirse, o zaman "Allah'ın Kitabı" ifadesini, "Allah'ın Kur'an'la ve Peygamberi vasıtasıyla kullarına hükmettiği, onlara farz ve haram kıldığı şeyler" mânâsına yukarıdakinden daha geniş bir şekilde anlamamız gerekecektir. Çünkü zina eden bekâra sürgün cezası, sadece Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hadislerinde geçmektedir.[30]
13. İtiraf Eden İtirafından Dönebilir (mi?)
2323. “Bize Muhammed b. Abdillah er-Rekaşî haber verip (dedi ki), bize Yezid b. Zurey1 rivayet edip (dedi ki), bize Muhammed -ki O, İbn İshak b. Yesâr'dır-, rivayet edip (dedi ki), bize Muhammed b. İbrahim et-Teymi, Ebu'l-Heysem b. Nasr b. Dehr el-Eslemî'den, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
“Ben O'nu -Ebû Muhammed (ed-Dârimî); “Mâiz b. Mâlik'i kastediyor" demiştir-, recmedenlerin arasındaydım. Derken O, taşların isabetinin (acısını) görünce şiddetli feryâd-u figân etmişti. (Ebu'l-Heysem, sözüne devamla) şöyle dedi: Sonra bunu Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bildirmiştik de O;
"O zaman onu bıraksaydınız ya!" buyurmuştu.”[31]
14. Recm Edilmesi İstenilen Kimse İçin Çukur Kazılması
2324. “Bize Muhammed b. İsa haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Ebî Zaide, Dâvûd'dan, (O) Ebû Nadra'dan, (O da) Ebû Saîd el-Hudri'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);
"Mâiz b. Mâlik'i götürüp recmedin!" buyurmuş, biz de O'nu Bakîu'l-Garrad kabristanına götürüp (recmetmiştik). “O zaman, vallahi, biz ne O'nun elini kolunu bağlamış, ne de O'nun için çukur kazmıştık. Fakat O ayağa kalkmış, biz de O'na kemikler, küçük ve büyük taşlar atmıştık.”[32]
2325. “Bize Ebû Nuaym rivayet edip (dedi ki), bize Beşîr ibnu'l-Muhâcir rivayet edip (dedi ki), bana Abdullah b. Bureyde, babasından rivayet etti ki,” O şöyle demiş:
Ben (bir gün) Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanında oturmaktaydım. Derken O'na, Mâiz b. Mâlik denilen bir adam gelmiş ve O'nun yanında, zina ettiğini itiraf etmişti. O zaman (Hz. Peygamber) O'nu üç defa geri çevirmişti. Ardından O dördüncü defa gelip itirafta bulunmuştu. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'nunla ilgili emrini vermişti de, O'nun için bir çukur kazılmış ve O, göğsüne kadar onun içine konulmuştu. (Hz. Peygamber sonra) halka O'nu recmetmelerini emretmişti. (Onlar da recmedip) O'nu öldürmüşlerdi.[33]
Açıklama
Bu Hadisler arasında Mâiz için çukur açılıp açılmadığı hususunda ihtilaf vardır. Bunun bir izahı şöyle yapılabilir: Mâîz için bir çukur açılmıştı. Ancak bu, O'nu toprak içinde hareketsiz bırakacak şekilde dar bir çukur değildi. Çünkü Müslim'in (Rahmetullahi Aleyh) kaydettiği bir rivayette belirtildiğine göre, Mâîz taş darbelerinin acısına dayanamayınca kaçıp kurtulmaya çalıştı.[34] Şu halde bu çukur, genişçe açılmıştı. Bu çukurun açılışından Ebû Saîd'in (Radıyallahu Anh) haberi olmamıştı. O yukarıdaki açıklamasını da, Mâîz recmedilirken görmüş olması gereken çukur, içindekini hareketsiz bırakacak şekilde dar olmadığı, yani kendisine göre "çukur" sayılmadığı için yapmış olmalıdır. Diğer taraftan recmedilecekler için çukur kazılıp kazılmayacağı konusunda farklı görüşler vardır.[35]
15. Muhakeme Olmak İçin MüslümanlarınHakimlerine Başvurduklarında Ehl-i KitabArasında Hüküm Vermek Hakkında
2326. “Bize Ahmed b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize Zuheyr rivayet edip (dedi ki), bize Musa b. Ukbe, Nâfi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki;”
(Bir gün) Yahûdiler, kendilerinden olan, zina etmiş bir erkekle bir kadını Rasûlullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) getirmişlerdi de O;
"Sizden zina eden kimselere siz nasıl (muamele) yaparsınız?" buyurmuştu. Onlar;
"(zina edenler hakkında) onda (yani Tevrat'ta) hiçbir şey bulamamaktayız!" demişlerdi. O zaman Abdullah b. Selam onlara;
"Yalan söylediniz. Tevrat'ta recin (hükmü) vardır. Eğer doğru söylemişseniz, Tevrat'ı getirip okuyun!" demiş, onlar da Tevrat'ı getirmişlerdi. (Tevrat'ı incelemeye başladıklarında) içlerinden onu okumakta olan okuyucusu, avucunu recm âyetinin üzerine koymuş, (Abdullah b. Selâm) da;
"Bu nedir?" demişti. (Oradakiler) bunu görünce O (yani Tevrat okuyucusu);
"Bu recm ayetidir!" cevabını vermişti.[36] Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (zina etmiş olan erkek ve kadın) ile ilgili emrini vermişti de onlar, mescidin yanında cenazelerin konulduğu yere yakın bir yerde recmedilmişlerdi.
Abdullah (İbn Ömer) sözüne şöyle devam etti:
"O zaman ben (zina eden kadının) arkadaşını, taşlardan korumak maksadıyla onun üzerine eğilirken görmüştüm."[37]
16. Evlilerin Zina Etme Cezası Hakkında
2327. “Bize Hâlid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Mâlîk, ez-Zührî'den, (O) Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, (O da) Ibn Abbâs'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Ömer söyle demişti:
"Şüphesiz yüce Allah, Muhammed'i (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hak ile gönderdi ve O'na Kitab'ı indirdi. İndirdiklerinin içinde recm âyeti de vardı. Biz de onu okuduk, onu ezberledik, onu anladık.
Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selem) recmetti, O’ndan sonra biz de recmettik. Şimdi, insanlara zaman uzarsa bir sözcünün:
“Recm ayetini Allah’ın Kitabında bul(a)ma(makta)yız!” Demesinden korkuyorum. Halbuki recm (hükmü)
“Allah’ın Kitab’ında, erkek ve kadınlardan zina eden kimseye, evli olduğunda aleyhine delil sabit olunca veya gebelik yahut itiraf olunca, haktır!”[38]
2328. “Bize Muhammed b. Yezîd er-Rifâî haber verip (dedi ki), bize el-Akadî rivayet edip dedi ki, bize Şu'be, Katâde'den, O da Yunus b. Cübeyr'den naklen rivayet etti ki, O, Kesir ibnu's-Salt'tan, (O da) Zeydb. Sâbit'ten (naklen) rivayet ediyormuş ki,” O şöyle demiş:
“Şahidlik ederim, andolsun ki, ben Rasûlullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:”
"İhtiyar erkek ve ihtiyar kadın zina ettiklerinde onları kesinlikle recmedin!"[39]
Açıklama
Zina eden evlilerin cezasının "recm" olduğunda, Haricilerle bazı Mu'tezililer hariç, ihtilaf yoktur. Bu hüküm, tilâveti mensûh olan bir Ayet, yani Kur'an dışında bırakılan bir vahiy ve Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözlü-fiilî Sünneti ile sabittir. Mensûh Ayete "Kur'an" denilmediği için, sadece "Recm Sünnet ile sabittir" de denilebilir. Söz konusu mensûh Ayet, yukarıda Zeyd b. Sabit'in (Radıyallahu Anh) Hz. Peygamberin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sözü olarak naklettiği cümledir. Bu cümle, Zeyd b. Sabit'in (Radıyallahu Anh) bu Hadisinin bazı rivayetleri ile Hz. Ömer'in (Radıyallahu Anh) yukarıdaki 2327. numaralı Hadisinin bazı rivayetlerinde[40] Kur'an'ın mensûh bir Ayeti gibi geçmektedir. Bu cümle aynı şekilde, Hz. Ali[41] (Radıyallahu Anh) ile Ubeyy b. Ka'b'dan (Radıyallahu Anh) gelen[42] bazı rivayetlerde de mensuh bir Ayet olarak görülmektedir. Bu rivayetlere göre, recm hükmünün bir dayanağı bu mensuh Ayet olmaktadır.
Bilindiği gibi Kur'an-ı Kerim'de neshin olup olmadığı tartışmalı bir konudur. Bu konunun en tartışmalı bahsi ise tilavetin, yani Kur'an olarak okumanın kaldırılıp hükmün baki bırakılması meselesidir ki, söz konusu mensuh recm Ayeti de bu bahse girmektedir. Ancak recm hükmünü ihtiva eden bu cümlenin mensuh Ayet olduğunun rivayet açısından kabul edilmesi halinde, bunda Kur'an verilerine göre yadırganacak birşey olmaz. Çünkü, Hadisler bir tarafa, bizzat Kur'anda, Kur'an'a girmemiş olan bazı vahiylerin olduğuna, diğer bir ifadeyle Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelen vahiylerin Kur'an'dan ibaret olmadığına işaretler vardır. Mesela, Kur'an da bildirildiğine göre, Rasulullah, hanımlarından birine gizli birşey söylemiş, sonra bu hanım onu başkasına haber vermişti. Allah Azze ve Celle de Peygamberini bundan haberdar etmişti. Bunun üzerine Hz. Peygamber, bu hanımına yaptığını haber verince O, bunu kendisine kimin haber verdiğini sormuş. Hz. Peygamber de; "Bana her şeyi biten, her şeyden haberdar olan (Allah) haber verdi" buyurmuştu.[43] Bu olayda görüyoruz ki, Allah Azze ve Celle, Peygamberini bir durumdan haberdar etmiştir. Fakat biz, bu haberdar etmeyle alakalı vahyi Kur'an'da bulamıyoruz. Şu halde bir vahiy gelmiş, ancak Allah Azze ve Celle bu vahyin "Kur'an", "Zikr" olmasını takdir etmemişti.
Kitaplarımızda bu tür vahiylere "gayr-i metluv vahiy" denir ve "vahy-i metluv" denilen Kur'an vahiylerinden farkları üzerinde durulur. Bu farkları burada tek tek saymaya gerek yoktur. Ancak denebilir ki, bu iki çeşit vahiy arasında, mahiyetlerini yüce Allah'ın (Celle Celaluhu) bilebileceği bazı vasıflarda, meselâ kaynağının netliği, açıklık, kapsayıcılık gibi vasıflarda farklılıklar vardır. Yüce Allah (Celle Celaluhu) bu vahiylerin, kendisince bilmen belirli vasıfları taşıyanlarının "Kur'an", "Zikr" olmasını, böyle olmayanlarının ise "Kur'an" dışında kalmasını takdir etmiş olabilir. Mensuh recm Ayeti de böyledir. Ayrıca Kur'an'da Hz. Peygamber'e "Kitab"la beraber "Hikmet'in de "indirildiği" beyan edilmektedir.[44] Bazı rivayetlerde geçtiği üzere, Allah Azze ve Celle tarafindan, Peygamberine indirildiği bildirilen hususlar ve bu recm Ayeti "Hikmet" meyânında Hz. Peygamber'e indirilmiş de olabilir. Bazı âlimler "Hikmet'in kaynağının "ilham" olduğunu söylemişlerse de, mezkur Ayetlerde onun "indirildiği" bildirilmektedir. Her halde bu görüşlerde "vahiy" ve "ilham" kelimelerinin ıstılahi manaları söz konusudur. Biz ise bu meseleye aslı itibariyle bakmaya çalıştık. Allahu a'lem.
Burada son olarak şunu ekleyelim ki, recm hükmünü ihtiva eden cümlenin mensuh Ayet olup olmadığı hakkında bazı şeyler söylenebilirse de, recm hükmünün varlığı, Haricilerle bazı Mutezililer dışında, bütün müslümanlar nazarında kesindir.[45]
17. Hamile, Zina Ettiğini İtiraf Ettiğinde Ne Yapılır?
2329. “Bize Ebû Nuaym haber verip (dedi ki), bize Beşir ibnu'l-Muhâcir rivayet edip (dedi ki), bana Abdullah b. Bureyde, babasından rivayet etti ki,” O şöyle demiş:
“(Bir gün) Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanında oturuyordum. Derken O'na Gamidoğulları'ndan bir kadın gelip;
"yâ Nabiyyullah, ben gerçekten zina ettim ve senin beni (zina günahından) temizlemeni gerçekten istiyorum!" dedi. (Hz. Peygamber) de ona;
"Dön git!" buyurdu. Ertesi gün olunca (kadın) O'na yine gelip zina ettiğini yanında itiraf etti ve
"Yâ Nebiyyullah, beni (bu günahımdan) temizle. Belki sen beni, Mâiz b. Bâlik'i geri çevirdiğin gibi geri çevireceksin? Vallahi ben şüphe yok ki hamileyim!" dedi. O zaman Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);
"Dön git, doğumunu yapıncaya kadar (bekle!)" buyurdu. Sonra (kadın) doğumunu yapınca bir bez parçası içinde taşıdığı bir bebek getirdi ve
"Yâ Nebiyyullah, işte bu, doğumumu yaptım!" dedi. (Hz. Peygamber) de;
"Git onu emzir, sonra sütten kes!" buyurdu. (Kadın) çocuğu sütten kesince, elinde ekmek parçası olduğu halde onu (Hz. Peyganıber'e) getirdi ve
"Yâ Nebiyyullah! Muhakkak ki onu sütten kestim!" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretti de çocuk, müslümanlardan bir adama verildi. Yine emretti de kadın için bir çukur kazıldı ve o, göğsüne kadar onun içine konuldu. Ardından insanlara onu recmetmelerini emretti. Derken Halid ibnu'l-Velid bir taş getirip başına attı da kan Halid ibnu'l-Velid'in yanağına bulaştı. O da ona çirkin söz söyledi. O zaman Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (Halid'in) ona çirkin söz söylemesini duydu ve
"Yapma yâ Halid! Ona çirkin söz söyleme! Canım elinde olan (Allah'a) yemin olsun ki, O gerçekten öyle bir tevbe etti ki, şayet o tevbeyi sahib-i meks (yani haksız yere fazladan vergi, gümrük alan kimse, haraççı)[46] yapmış olsaydı, o bile bağışlanırdı!" buyurdu. Sonra (kadının cenaze namazına hazırlatılmasıyla) ilgili emrini verip namazını kıldırdı ve (kadın) defnedildi.[47]
2330. “Bize Vehb b. Cerir rivayet edip (dedi ki), bize Hişam, Lahya'dan, (O) Ebu Kılâbe'den, (O) Ebu'l Muhalleb'den, (O da) İmrân b. Husayn'dan (naklen) rivayet etti ki;”
Cuheyne kabilesinden bir kadın Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zinadan hamile iken gelip;
"Yâ Rasûlullah, ben hakikaten bir ceza hak ettim. Onu bana uygula!" demiş. Bunun üzerine Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun velisini çağırmış ve şöyle buyurmuş:
"Git de ona iyi muamele et ve doğumunu yapınca onu bana getir!" O da (kendisine buyurulanı) yapmış... O zaman Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) emretmiş de (kadının) elbiseleri üzerine bağlanılmış. Sonra emretmiş de recmedilmiş. Ardından cenaze namazını kılmış. Bunun üzerine Ömer;
"Yâ Rasûlullah, zina etmiş olduğu halde onun namazım mı kılıyorsun?" demiş de O şöyle buyurmuş:
"Andolsun ki, o öyle bir tevbe etti ki; şayet bu (tevbesi) Medine ahalisinden yetmiş kişi arasında bölüştürülseydi, onları bile içine alırdı. Onun, canını Allah Azze ve Celle için vermesinden daha üstün (bir tevbe) gördün mü?"[48]
18. Köleler Zina Ettiklerinde Onlara Cezalarını Hükümdarın Değil de Efendilerinin Uygulaması
2331. “Bize Halid b. Mahled rivayet edip (dedi ki), bize Mâlik, İbn Şihâb'dan, (O) Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, (O da) Zeyd b. Hâlid el-Cuhenî ile Ebû Hüreyre'den (naklen) rivayet etti ki;”
Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) evlenmemiş iken zina eden kadın kölenin (hükmü) sorulmuş da O, şöyle buyurmuş:
"Zina ederse ona değnek vurun. Sonra (tekrar) zina ederse ona (yine) değnek vurun. Sonra (tekrar) zina ederse ona (yine) değnek vurun!"
(İbn-Şihâb) dedi ki:
“Üçüncü defada mı, yahut dördüncü defada mı, şimdi bilmiyorum, (Hz. Peygamber sonra şöyle buyurmuş):”
"O zaman onu örülmüş bir ip karşılığında da olsa satın!"[49]
19. Yüce Allah’ın, “Yahut Allah Onlara Bir Yol Yapıncaya Kadar”[50] Sözü Hakkında
2332. “Bize Bişr b. Ömer ez-Zehrâni haber verip (dedi ki), bize Hammâd b. Seleme, Katâde'den, (O) el-Hasan'dan, (O) Hıttân b. Abdullah'tan, (O da) Ubâde ibnu's-Samit'ten (naklen) rivayet etti ki,”
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (zina edenlerin yeni cezaları bildirildiğinde) şöyle buyurdu:
"Benden alın! Benden alın! Muhakkak ki Allah onlara (yani zina eden kadınlara) yol yapmış, (hükmünü beyan etmiştir): Bekâr erkekle bekâr kadının (zinalarının cezası) yüz değnek vurmak ve bir yıl sürgün etmek, evli erkekle evli kadının (zinalarının cezası) ise yüz değnek vurmak ve recm etmektir!"[51]
2333. “Bize Amr b. Avn haber verip (dedi ki), bize Huşeym, Mansûr'dan, (O) el-Hasan'dan, (O) Hıttân b. Abdillah'tan, (O) Ubâde ibnu's-Samit'ten, (O da) Hz. Peygamber’den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.”[52]
Açıklama
Zinanın yasaklanması hususunda belli bir tarih verilmiyorsa da, onun, müslümanlığın ilk zamanlarında yasaklandığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber, zinanın cezası Medine döneminde beyan edilmiştir. Kur'an-ı Kerim'de zina cezası ile ilgili üç Ayet vardır ki, bunlardan birincisi, yukarıdaki başlıkta bir kısmı verilen Ayettir. Bu Ayette zina eden kadınların cezasının, ikinci bir açıklamaya kadar, "ölünceye kadar evlerde hapis" olduğu görülmektedir: Diğer taraftan bu Ayette sadece zina eden kadınların cezası bildirildiğine göre, "acaba erkeklere başta ceza konmamış mıydı?" sorusu akla geliyor? Söz konusu bu ayetten sonraki ayette ise zina edenlerin cezası, şekli ve miktarı belli olmayan "eziyet etme" olarak, yani "ta'zir" cezası mahiyetinde beyan edilmiştir. Bazı âlimler bu
Ayetle, bir önceki Ayette beyan edilen müebbed hapis cezasının kaldırılmış olduğu görüşündedir. Bundan sonra Nur Sûresinin 2. ayetiyle zina edenlerin cezası yüzer değnek vurma olarak tesbit edilmiştir ki, bununla "Ta'zir" şeklindeki zina cezası, "had cezası'na çevrilmiş oluyordu. Yukarıdaki Hadis, bundan sonraki gelişmeyle alâkalıdır.
Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ilgili haberlerden öğrendiğimize göre, yine vahiyle, zina edenlerinin cezalarının, "evli ise yüz değnek ile recmetme, bekâr ise yüz değnek ile bir yıl sürgün" olarak bildirildiğini açıklamaktadır. Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) vahiyle gelen bu açıklama, Nisa Sûresinin 15. Ayetinde "Yahut Allah onlara bir yol yapıncaya kadar" diye işaret edilen, beklenen açıklama olmuştu.
Burada kaydedelim ki, bu Ayetleri ve zina cezasının tarihi gelişimini farklı şekillerde anlayan âlimler de vardır. Meselâ Mücâhid'e (Rahmetullahi Aleyh) göre Nisa Sûresinin 15. Ayeti "sevici" kadınlar, 16. Ayeti "eşcinsel" erkekler, Nûr Sûresinin 2. Ayeti ise zina edenler hakkındadır. Ayrıca zina eden bekâra verilecek sürgün cezası ile, zina eden evliye recmden önce vurulacak değnek cezası hususlarında da farklı görüşler vardır. Âlimlerin cumhuruna göre zina eden evliye recinin dışında değnek vurma cezası uygulanmaz. Bu ceza Hz. Peygamberin Sünnetiyle kaldırılmıştır. Hanefilere göre zina eden bekâra sürgün cezası da asli bir ceza olmayıp, devlet başkanının yetkisine bırakılmış bir cezadır. Devlet başkanı onu gerekli görürse uygular, aksi halde uygulamaz.
Zinanın cezası, yukarıda görüldüğü üzere, zamanla ağırlaştırılmıştır. Bu durum, toplumun cinsel anlayış ve ahlâk yönünden iyiye doğru gelişme süreci ile alâkalı olmalıdır. Mümkün olduğu kadar her türlü kötülükten uzak, temiz ve nezih bir toplumda zina gibi iğrenç bir günahın işlenmesi, bilhassa bu, zina edenlerin dışındakilere ulaştığında büyük bir cezayı gerektirecektir. Ancak denebilir ki, bu büyük caza, daha ziyade zinadan caydırıcı bir özelliktedir. Çünkü bu cezanın uygulanması için gerekli şartlar o kadar ağırdır ki, onun uygulanması büyük ölçüde zina edenlerin itiraflarıyla mümkün olmaktadır.[53]
20. Karısının Cariyesiyle Cima Yapan KimseHakkında
2334. “Bize Yahya b. Hammâd haber verip (dedi ki), bize Ebân b. Yezid, Kata de'den rivayet etti ki,” O şöyle demiş.
“Bana Halid b. Arfata, Habib b. Salim'den (naklederek) yazdı ki, bir delikanlıya "Kurkûr (Uzun Gemi)" lakabı verilmişti. "İşte bu (delikanlı bir gün) karısının cariyesi ile cima yapmıştı da O, en-Nu'mân b. Beşir'in huzuruna çıkarılmıştı. (En-Nu'man) şöyle demişti:
"Andolsun ki, onun hakkında kurtarıcı bir hüküm vereceğim: Eğer (karısı cariyesini) ona helâl kılmış idiyse, ona yüz sopa vururum, helâl kılmamış idiyse onu recmederim!" Bunun üzerine (delikanlının karısına);
"Kocan (cariyenle cima hususunda izinli midir?)" denilmiş, o da;
"Ben hakikaten onu ona helâl kılmıştım!" demişti. (En-Nu'man) da ona yüz sopa vurmuştu.[54]
Yahya dedi ki, bu (Hadis) Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nisbet edilir.[55]
2335. “Bize Sadaka ibnu'1-Fadl rivayet edip (dedi ki), bize Muhammed b. Ca'fer, Şu'be'den, (O) Ebû Bişr'den, (O) Halid b. Arfata'dan, (O) Habib b. Sâlim'den, (O) en-Nu'man b. Beşir'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.”[56]
21. Ceza (Hadd), Kendisine Uygulanan Kimse İçin Keffarettir
2336. “Bize Mervân b. Muhammed ed-Dımeşkî haber verip (dedi ki), bize İbn Vehb ve Usâme b. Zeyd, Muhammed ibnu'l-Munkedir'den, (O) İbn Huzeyme b. Sâbit'ten, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:
Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Kime bir ceza (hadd) uygulanırsa, ona bu (ceza uygulanmasına sebep olan) günâhı bağlanır!"[57]
İslami Okul Okulların En Önemlisi