Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

KURBANLAR KİTABI - Darimi

KURBANLAR KİTABI2

1. Kurbanda Sünnet Olan. 2

2. Hz. Peygamberin (s.a.s.), Kurbanın Vacip Olmadığına Delil Gösterilen Hadisleri2

3. Kurbanlarda Caiz Olmayan Şeyler3

4. Yeterli Olan Kurbanlar4

5. Deve Yedi Kişi Adına, Sığır da Yedi Kişi Adına (Kurban Edilebilir)4

6. Kurban Etleri Hakkında. 5

7. İmamdan Önce (Kurban) Kesmek Hakkında. 6

8. Devenin (Kurban Edilen) İlk Yavrusu (Fera’) Ve Receb Ayında Kurban Edilen Koyun (Atire) Hakkında  7

9. Akika'da Sünnet Olan. 7

10. Boğazlanılacak Hayvana Güzel Muamele Hakkında. 9

11. Kendileriyle (Hayvan) Boğazlamanın Caiz Olduğu Şeyler9

12. Kuyuya Düşen Hayvanın Boğazlanışı Hakkında. 9

13. Canlıya İşkence (Müsle) Yapma Yasağı9

14. Bir Et Bulunur da, (Kesildiğinde) Üzerinde Allah'ın Adının Anılıp Anılmadığı Bilinmeyebilir?. 10

15. Hayvan Ürküp Kaçınca (Ne Yapılacağı) Hakkında. 10

16. Herhangi Bir Hayvanı Boş Yere Öldüren Kimse. 10

17. "Annesinin Karnındaki Yavrunun Boğazlanması, Annenin Boğazlanması (İle Hasıl Olur)" (Hadisi) Hakkında  11

18. (Etleri) Yenilmeyen Yırtıcı Hayvanlar11

19. Yırtıcı Hayvanların Derilerini Giyme Yasağı12

20. Murdar Hayvan Ölülerinin Derilerinden Yararlanmak. 12

21. Evcil Eşeklerin Etleri Hakkında. 13

22. At Etlerinin Yenilmesi Hakkında. 14

23. Kapıp Alma, Yağma Etme ("Nühbe") Yasağı14

24. Darda Kalanın, Murdar Hayvan Ölüsünden Yemesi Hakkında. 14

25. Süt Sağımını Haddinden Fazla Yapan Kimse Hakkında. 15

26. Kurbağa Ve Arıları Öldürme Yasağı15

27. Zehirli Kelerleri Öldürmek Hakkında. 15

28. Pislik Yiyen Hayvan Ve Hakkında Gelen Yasağa Dair15


KURBANLAR KİTABI

 

1. Kurbanda Sünnet Olan

 

1951. “Bize Saîd b. Amir, Şu'be'den, (O) Katâde'den, (O da) Enes'ten (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi: “Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) alaca renkli, güzel boynuzlu iki koçu, besmele çekerek ve tekbir getirerek kurban kesmişti. Andolsun ki, ben O'nu, bu (iki koçu), ayağını yan taraflarının üzerine koyarak eliyle ke­serken görmüştüm.”

(Şube demiştir ki, ben Katâde'ye);

"Bunu (Enes'ten) sen işittin mi?" dedim. O da;

"Evet" dedi.[1]

 

Açıklama

 

"Kurban", Allah'a (Celle Celaluhu) yakınlık kazanmak maksadıyla kesilen hayvandır. Dinen zengin sayılan bir müslümanın, yılda bir defa, kurban bayramında kurban kesmesi gerekir. Kurban kesme, Hicri 2. yılın Zilhicce ayında meşru kılınmış olup, âlimlerin cum­huruna göre Sünnet-i Müekkede, Hanefîlere göre vacib bir ibadettir.

Kurban ancak koyun, keçi, deve ve sığırdan kesilebilir. Bunlardan koyun cinsinin erkeğini kurban kesmek daha faziletlidir.

Kurban kesmenin meşru kılınmasının pek çok hikmeti vardır. Bunlar arasında, Allah Azze ve Celle ile Rasul'ünün (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hoşnudluklarını kazanmak başta olmak üzere; Allah'ın (Celle Celaluhu) nimetinin, Allah (Celle Celaluhu) rızası için yapılan fedakârlığın gösterilmesi; nefsi cimrilik, bencillik gibi kötü duy­gulardan temizleme; ziyafet günleri olan bayramlarda fakir-fukaraya yardım, eşe-dosta hediye suretiyle içtimai yardımlaşmanın sağ­lanması zikredilebilir. Kurban kesmenin bir hikmeti de, Hz. İb­rahim'e (Aleyhisselem) bahşedilen bir nimetin hatırasını yaşatmaktır. Bilindiği gibi, oğlunu kesmesi emredilen Hz. İbrahim (Aleyhisselam), bu emri yerine getirmeye teşebbüs edip samimiyet ve bağlılığını gös­terince, Allah Azze ve Celle O'na büyük bir kurbanlık hayvan gön­dermiş ve oğlu yerine onu kesmesini emretmişti. Bu büyük bir lütuftu. Bu lütuf, gerçekte, tüm insanlık için yapılmış oldu. Çünkü Hz. İbrahim'in (Aleyhisselam) bu oğlunun neslinden, "âlemlere rahmet" ola­rak gönderilen Hz. Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelmiştir. İşte müslümanlar, kurban kesmekle Allah'ın (Celle Celaluhu) bu âlemşümul lütfuna karşı da şükran duygularını ifade etmiş olurlar.[2]

 

1952. “Bize Ahmed b. Halid haber verip (dedi ki), bize Mu­hammed b. İshak, Yezid b. Ebi Habib'den, (O) Ebu Ayyâş'tan, (O da) Cabir b. Abdillah'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bayram günü iki koç kur­ban kesmişti de, bunları (kıbleye) doğru çevirdiğinde şöyle bu­yurmuştu:

"Şüphesiz ben, Hakk'a yönelerek yüzümü, gökleri ve yeri yaratmış olan (Allah'a) çevirdim ve ben, (O'na) ortak koşanlardan de­ğilim.”[3] “Şüphesiz benim namazım, ibadetlerimi hayatım, ve ölümüm, alemlerin Rabb'i olan Allah içindir. Onun hiçbir or­tağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben müslümanların ilkiyim.”[4] “Allahım! Şüphesiz bu, Muhammed ve ümmeti için senden ve sanadır!" (Hz. Peygamber) sonra Allah'ın adını anmış, (besmele çekmiş), tekbir getirmiş ve (onları) kesmişti.[5]

 

2. Hz. Peygamberin (s.a.s.), Kurbanın Vacip Olmadığına Delil Gösterilen Hadisleri

 

1953. “Bize Abdullah b. Salih haber verip (dedi ki), bana el-Leys rivayet edip (dedi ki), bana Halid -yani İbn Yezid- ri­vayet edip (dedi ki), bana Saîd -yani ibn Ebi Hilâl-, Âmr b Müslim'den rivayet etti (ki,” O şöyle demiş): “Bana İbnu'l-Müseyyeb haber verdi ki, Hz. Ümmü Seleme, Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) kendisine haber vermiş ki, (Rasulullah) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş:”

"Kim kurban kesmek isterse, Zilhicce ayının ilk on gününde ne tırnaklarını kessin, ne de saçlarından-kıllarından birşey tıraş etsin!"[6]

1954. “Bize Muhammed b. Ah m e d haber verip (dedi ki), bize Süfyan rivayet edip (dedi ki), bana Abdurrahman b. Humeyd, Saîd ibnu'l-Müseyyeb'den, (O) Hz. Ümmü Seleme'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle buyurdu:

“(Zilhicce ayının ilk) on günü girdiği ve biriniz kurban kesmek istediği zaman, ne saçlarından-kıllarından, ne de tır­naklarından hiçbir şeye dokunmasın!”[7]

 

Açıklama

 

Bu Hadisin zahiri manası, kurban kesecek kimsenin, Zilhicce ayı­nın ilk on günü girince kurbanını kesinceye kadar, saç-sakal ve sair vücud kıllarını tıraş etmesinin, tırnaklarını kesmesinin haram olduğunu göstermektedir. İmam Ahmed'le bazı Şafii âlimler, bu Ha­disin zahirine uygun görüş beyan etmişlerdir. Hanefilerle Şafiiler ve bir rivayete göre İmam Malik (Rahmetullaki Aleyh) ise, bunları yap­manın tenzihen mekruh olduğunu söylemişlerdir. Çünkü Hz. Pey­gamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hedy'leri Medine'den Mekke'ye gönderdiğinde, kendisine, ihramlı kimselere yasak olan şeylerden hiçbirini haram kılmamıştı. Şu halde ihramla kimseye haram olan saç ve tırnak kesme fiilleri de ihramlı olmayana haram olmamalıdır. Belki bunları yapmamak, hacılara benzeme, dolayısıyla hac yapma arzusunun bir ifadesi olarak müstehabdır.

Dârimî (Rahmetullahi Aleyh), yukarıdaki Hadisi, kurbanın vacib ol­madığının bir delili olarak zikretmiştir. Çünkü Hadiste kurban kesme, kişinin "isteğine" bırakılmıştır. Vacib olsaydı, kişinin isteğine bırakılmazdı.[8]

 

3. Kurbanlarda Caiz Olmayan Şeyler

 

1955. “Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, Amr ibnu'l-Haris'ten, (O) Ubeyd b. Feyruz'dan, (O da) el-Bera' b. Azib'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kaçınılacak kurbanlıklar sorulmuş, O da şöyle buyurmuştu:

"Körlüğü açıkça belli olan tek gözü kör (kur­banlık); topallığı açıkça belli olan topal (kurbanlık); hastalığı açıkça belli olan hasta (kurbanlık); (zayıflıktan dolayı) kemiklerinde ilik kal­mamış olan zayıf (kurbanlık)."[9]

1956. “Bize Saîd b. Amir, Şu'be'den, (O) Süleyman b. Abdirrahman'dan, (O da) Ubeyd b. Feyruz'dan naklen şöyle ri­vayet etti:”

El-Bera'ya, Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (ke­silmelerini) menettiği kurbanlıkları sordum da O, şöyle cevap verdi:

"Dört (çeşit kurbanlık, kurban olarak) yeterli olmaz. Körlüğü açıkça belli olan tek gözü kör (kurbanlık); topallığı açıkça belli olan topal (kurbanlık); hastalığı belli olan hasta (kurbanlık); zayıflıktan (dolayı) kemiklerinde ilik kalmamış olan zayıf -veya ayağı kırık-[10](kur­banlık)."

(Ubeyd) sözüne şöyle devam etmiştir: (Sonra el-Bera'ya dedim ki;

"Peki, ben (kurbanlık hayvanın) dişlerinde bir eksikliğin, ku­laklarında bir noksanlığın, boynuzlarında bir noksanlığın olmasından hoşlanmıyorum, (buna ne dersiniz?)" O şöyle cevap verdi:

"Öyleyse hoşlanmadığını bırak, fakat onu hiç kimseye haram kılma!"[11]

1957. “Bize Ebu'l-Velid haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Se­leme b. Küheyl'den rivayet etti ki, O şöyle demiş: Huceyye b. Adiyy'i, şöyle derken işittim:”

Ali'ye, bir adamın;

"Ey mü'minlerin emiri! Sığır (kaç kişi adına kurban edilebilir?)" diye bir mesele hak­kında sorduğunda, işitmiştim ki, (bu soruya) O;

"(Sığır) yedi kişi adına (kurban edilebilir)" cevabını vermişti. (O zaman ben de);

"Boy­nuzu (kırık olan bir hayvanın kurban edilmesine ne dersiniz?)" diye sormuştum.

"Zarar vermez" cevabını vermişti. "(Ya) topal (hayvanlar kurban edilebilir mi?)" demiştim. "Kurban kesme yerine ulaşabilirse, (kurban edilebilir)" karşılığını vermiş, sonra sözüne şöyle devam et­mişti:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize, (kurbanın) gözlerine ve kulaklarına dikkat etmemizi emretmişti."[12]

1958. “Bize Ubeydullah b. Musa, İsrail'den, (O) Ebu İshak'tan, (O) Şureyh ibnu'n-Nu'man el-Abidi'den, (O da) Hz. Ali'den (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize (kurbanın) gözlerine ve kulaklarına dikkat etmemizi ve ne "mukabele", ne "mudabere", ne "harka", ne de "şerka" (olan hayvanları) kurban etmememizi emretmişti."

Mu­kabele", kulağının (ön) tarafı kesilen (ve kesik parçası ön tarafında asılı bırakılan hayvan); "mudabere", kulağının (arka) tarafından (bir parça) kesilen (ve bu kesik parçası arka tarafında asılı bırakılan hay­van); "harka", (kulağı) delinmiş (hayvan), "şerka" ise, (kulağı uzun­luğuna) yarılmış (hayvandır).[13]

 

4. Yeterli Olan Kurbanlar

 

1959. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Hişam, Yahya'dan, (O) Ba'ce el-Cuheni'den, (O da) Ukbe b. Amir el-Cuheni'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurbanları Ashabı arasında dağıtmıştı da, bana bir "ceze" isabet etmişti. O zaman ben,

"Ya Rasulullah! Gerçekten durum şu ki, bana bir "ceze" düştü, (onu ne yapayım?)" demiştim. (Hz. Peygamber) de;

"Onu kurban kes" buyurmuştu.[14]

1960. “Bize Ebul-Velid haber verip (dedi ki), bize el-Leys ri­vayet edip (dedi ki), bana Yezid b. Ebi Habib, Ebu'l-Hayr'dan, (O da) Ukbe b. Amir'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana, Ashabına dağıtmam için bir miktar davar vermiş, ben de onları dağıtmıştım. Onlardan bir "atûd" ise geriye kalmış, (artmıştı). Ben de bunu Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) söylemiştim.” (Rasulullah) da;

"Onu kurban kes" buyurmuştu.[15]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî);

"Atûd, ceze olan keçidir" dedi.[16]

 

Açıklama

 

"Ceze", lügattaki asıl manası itibariyle, ön dişlerini düşürme za­manına varmamış hayvan, genç demektir. Şer'i ıstılahta ise "ceze", altı aydan büyük ve yaşlılarıyla karıştırıldığında onlardan ayırt edilemeyecek kadar bakımlı olan havyan demektir. Koyunun böyle olanına Türkçede "toklu" denir. Alimlerin cumhuruna göre toklu, kurban için yeterlidir. Şafii âlimler ise, bir yaşını doldurmuş, iki ya­şına girmiş koyunun kurban için yeterli olduğunu söylemişlerdir. Dilcilerin meşhur olan görüşlerine göre de, bir yaşını tamamlamış olan koyuna "ceze" denir. Yukarıdaki Hadis, Şer'i manasıyla, "keçinin ceze"ninde, -ki buna Türkçede "çebeş" denir-, kurban için elverişli olduğunu göstermektedir. Ancak âlimlerin cumhuru, ilgili diğer Ha­dislere dayanarak, onun kurban için yeterli olmadığını söy­lemişlerdir. Bu görüşte olan âlimlere göre yukarıdaki Hadisle ben­zerleri ya ilk dönemlerle alâkalıdırlar ve hükümleri sonradan kaldırılmıştır yahut onlar, söz konusu sahabiler için özel hüküm ih­tiva etmektedirler. Nitekim bu Hadislerin bazı rivayetlerinde, "ke­çinin ceze’i'ni kurban etmenin başkaları için yeterli olmayacağı ka­yıtları vardır. Bazı Şafii âlimlerle Atâ1 ve Evzai ise, "çebeş"in de kurban için yeterli olduğunu söylemişlerdir. Hanefi, Maliki ve Han-belilere göre keçinin en az bir yaşını tamamlamış olanı; Şafiilere göre ise iki yaşım tamamlamış olanı kurban edilebilir. Burada lügatta, bir yaşını tamamlayıp iki yaşma giren keçiye de ceze' (=atûd) dendiğim kaydedelim. Öyle anlaşılıyor ki, bu konudaki ihtilâfta, farklı ri­vayetleri değerlendirmenin yanında, ceze' kelimesinin lügat ve ıs­tılah manaları da etkili olmuştur.[17]

 

5. Deve Yedi Kişi Adına, Sığır da Yedi Kişi Adına (Kurban Edilebilir)

 

1961. “Bize Ya'lâ haber verip (dedi ki), bize Süfyan, Ebu'z-Zübeyr'den, (O da) Cabir'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Biz Hudeybiye günü yetmiş "bedene"yi,[18] bir "bedene" yedi kişi adına olmak üzere, kurban kesmiştik. Çünkü Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

"Hedy'lerde (yani Harem-i Şerife hediye edilen kur­banlarda) ortak olun!" buyurmuştu.”[19]

1962. “Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, Ebu'z-Zübeyr'den, (O da) Cabir b. Abdillah'tan (naklen) ri­vayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Biz Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber sığırı yedi kişi adına kurban kesmiştik.”[20]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî'ye);

"Bu (Hadisin zahirinin delâlet et­tiği) görüşü kabullenir misin?" denildi, O da;

"Evet" karşılığını verdi.[21]

 

6. Kurban Etleri Hakkında

 

1963. “Bize Ebu Asım, İbn Cüreyc'den, (O) Nafi'den, (O da) ibn Ömer'den (naklen) haber verdi ki,”

Rasulullah (Sallallahu Aley­hi ve Sellem) kurban etlerini üç günden sonraya (bırakmayı) yasakladı -veya O;

"Kurban etlerini (üç günden sonra) yemeyin!" buyurdu-.[22]

1964. “Bize Amr b. Avn, Halid'den -ki O, İbn Abdillah et-Tahhan'dır-, (O) Halid el-Hazza'dan, (O) Ebu Kılâbe'den, (O) Ebu'l-Melih'ten, (O) Nubeyşe'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) haber verdi ki,” O şöyle buyurdu:

"Biz size kurban etlerini üç günden fazla yemeyi, hepinize yetmeleri için yasaklamıştık. Şimdi Allah bolluk ihsan etmiştir. Binaenaleyh, (kurban etlerini) yiyin, saklayın, sevap kazanmak niyetiyle dağıtın ("ittecirû)."[23]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:

"İttecirû, 'onunla sevap pe­şine düşün, onunla sevap kazanmaya bakın' (demektir)."[24]

1965. “Bize Muhammed b. Abdillah er-Rakaşi haber verip (dedi ki), bize Yezid b. Zuray1 rivayet edip (dedi ki), bize Mu­hammed b. İshak rivayet edip (dedi ki), bana Abdullah b. Ebi Bekr, Amra bint Abdirrahman'dan, (O da) Hz. Aişe'den -Allah O'ndan razı olsun!- (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurban etlerini üç günden sonraya (bırakmayı) yasaklamıştı. Ertesi yıl (bayram vakti) gelip insanlar kurban kesince;

"Ya Rasulullah! Şüphesiz bu kurbanlar (eskiden) insanlara fayda verirlerdi. Onlar (kurbanların) etlerini, yağlarını depo edip saklarlardı!" demiştim. O da;

"Bugün onları bundan ne menediyor?" buyurmuştu. Ben;

"Ya Nebiyyullah! Sen onlara önceki sene, (kurban) etlerini üç günden fazla yemeyi yasaklamamış mıydın?" de­yince O, şöyle buyurmuştu:

"Ben bunu, yanlarına köylülerin geldiği şehirlilere, (kurban) etlerini onlara dağıtsınlar diye yasaklamıştım. Şimdi ise yesinler ve (kalanları) depo edip saklasınlar!"[25]

1966. “Bize Mervan b. Muhammed haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Hamza rivayet edip (dedi ki), bana Muhammed ibnu'l-Velid ez-Zübeydi, Abdurrahman b. Cübeyr b. Nufeyr'den rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana babam rivayet etti ki; O, Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) azadlısı Sevban'ı şöyle derken işitmiş:”

“Biz Mina'dayken Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana;

"Bize şu etten hazırla!" buyurmuştu. Bunun üze­rine ben O'nun için o (etten) hazırlamıştım da O, Medine'ye varıncaya kadar ondan yemeye devam etmişti.”[26]

1967. “Bize Saîd ibnu'r-Rebi' haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Amr b. Dinar'dan rivayet etti ki, O şöyle demiş: Ben Atâ'nın şöyle dediğini işittim: Ben Cabir'i şöyle derken işit­tim:”

“Muhakkak ki biz, Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) za­manında Mekke'den Medine'ye (yaptığımız yolculuklarda) yanımıza azık alırdık.”[27]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:

"(Cabir), kurban etlerini (azık alırdık), demek istiyor."[28]

 

Açıklama

 

Bu Hadislerde bir yıl kurban etlerini üç günden fazla saklamanın yasaklandığı, bunun sebebinin de, etlerin gelen fakir köylülere da­ğıtılmasını sağlamak olduğu, sonra bu yasağın kaldırıldığı ve kurban etlerinin üç günden fazla saklandığı, bu arada hac veya umre sonrası Mekke'den Medine'ye dönüşte azık olarak alındığı görülmektedir. Alimlerin cumhuru, kurban etlerini üç günden fazla saklama ya­sağının kaldırılmasını bir "nesh" olarak değerlendirmişlerdir. İmam Şafii'nin (Rahmetullahi Aleyh) bir görüşüyle Ahmed Muhammed Şakir'in incelemelerinin sonucuna göre ise, bu yasağın kaldırılması bir "nesh" değil, yasağı gerektiren illetin ortadan kalkması sebebiyledir.[29] Buna göre, yasağı gerektiren durumun ortaya çıkması halinde aynı yasak konulabilecek demektir.[30]

 

7. İmamdan Önce (Kurban) Kesmek Hakkında

 

1968. “Bize Muhammed b. Yusuf haber verip (dedi ki), bize Süfyan, Mansur ile Zübeyd'den, (onlar) eş-Şa'bi'den, (O da) el-Bera1 b. Azib'den (naklen) rivayet etti ki,”

Ebu Bürde b. Niyâr (bayram) namazını kılmadan önce kurbanını kesmiş. Sonra Hz. Pey­gamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazını kılınca O'nu çağırmış, O da yaptığını O'na anlatmış. Bunun üzerine Rasulullah (.Sallallahu Aley­hi ve Sellem) O'na;

"Senin (kestiğin) koyun, et (için kesilen bir) koyun (olmuş!)" buyurmuş. O zaman O;

"Ya Rasulullah! Yanımda dişi bir oğlak -veya dişi bir keçi yavrusu- var. Bu bana bir koyundan daha se­vimlidir, (acaba bunu kurban etsem olur mu?)" demiş. (Hz. Pey­gamber de);

"O halde onu kurban et. Ancak o, (kurban edilmeye), sen­den sonra hiç kimse için yeterli olmaz!" buyurmuş.

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) şöyle demiş:

"Muhammed kıraat yo­luyla haber verdi ki, Süfyan'dan (naklen gelen rivayetin sonunda şu cümle varmış): Kim de (bayram) namazından sonra, imam hutbe okuyorken (kurbanını) keserse, (bu kurban) ona yeter."[31]

1969. “Bize Ebu Ali el-Hanefi rivayet edip (dedi ki), bize Malik, Yahya b. Saîd'den, (O) Buşeyr b. Yesâr'dan, (O da) Ebu Burde b. Niyar'dan (naklen) rivayet etti ki,”

Bir adam, Hz. Pey­gamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bayram namazından) ayrılmadan önce (kurbanını) kesmişti de, (Hz. Peygamber) ona tekrar (kurban kesmesini) emretmişti.[32]

 

Açıklama

 

Bu Hadis, İmam'ın bayram namazını kıldırmasından önce kurban kesmenin caiz olmadığını göstermektedir. Alimlerin, bu ve ilgili diğer Hadislere dayanarak bu konuda serdettikleri görüşleri şöyledir:

Hanefiler kurban kesme vaktinin, kendilerine bayram namazı vacib olmayan köylü ve bedeviler için bayramın birinci günü fecr-i sadık doğduğunda girdiğini, şehirliler için, İmam'ın bayram na­mazını kıldırmasından sonra girdiğini, bu sebeple daha önce kesilen kurbanın geçerli olmayacağını söylemişlerdir.

İmam Malik'e (Rahmetullahi Aleyh) göre, imamın bayram namazını kıldırmasından, hutbesini okumasından ve İmam kurban kesecekse, kurbanını kesmesinden önce kurban kesmek caiz değildir.

İmam Şafii (Rahmetullahi Aleyh) ise, güneşin doğuşu ve bayram na­mazı kılınacak, iki hutbe de okunacak kadar bir vaktin geçmesi ile kurban kesme vaktinin gireceğini söylemiştir.

İmam Ahmed'e (Rahmetullahi Aleyh) göre de, imamın bayram na­mazını kıldırmasından önce kurban kesmek caiz değildir.[33]

 

8. Devenin (Kurban Edilen) İlk Yavrusu (Fera’) Ve Receb Ayında Kurban Edilen Koyun (Atire)Hakkında

 

1970. “Bize Muhammed b. İsa haber verip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, ez-Zühri'den, (O) Saîd İbnu'l-Museyyeb’den, (O da) Ebu Hüreyre'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Devenin ilk yav­rusunu, (fera'ı) (kurban etmek) yok. Recep ayında koyun kurban etmek, (atire) de yok!"[34]

 

Açıklama

 

Cahiliye döneminde devenin ilk yavrusu (fera’) putlara kurban edilirdi. O dönemde deve veya koyun sahibinin hayvan sayısı yüze ulaştığında, genç bir hayvanı kurban etmek ve sahip olunan malların bereketlenmesi için kurban kesmek âdetleri de vardı. Son iki âdete uyarak kesilen kurbana da "fera" deniyordu. Ayrıca Recep ayında, yıl içindeki haram ayların ilki olan bu aya hürmeten kurban kesme âdeti de vardı ki, bu kurbana ise "atire" denirdi. Yukarıdaki Hadis, bu kurbanların kesilmelerinin her şekliyle kaldırıldığını gös­termektedir. Hanefi'lerle Şafiiler bu Hadisin zahiri manasına uygun görüş beyan etmişlerdir. Onlara göre müslümanlar ilk zamanlarda, putlara kurban kesme dışındaki iki "fera" âdetini uyguluyorlardı. Sonra bu âdet tamamen kaldırılmıştı. Binaenaleyh, "fera"ın caizliğini gösteren Hadisler ilk zamanlarla alâkalıdır. Şafiilerle Hanbeliler ise, "fera" ve "atire"nin caizliğini gösteren Hadislere da­yanarak, bu kurban âdetlerinin kökten kaldırılmadığını söylemişlerdir. Onlara göre yukarıdaki Hadis ya bu kurbanların vacib olmadıkları manasınadır veya onda, putlar için kesilen kur­banlar söz konusudur. Şu halde "fera" ve "atire" kurbanları, Allah Azze ve Celle'nin rızası için herhangi bir vakitte kesilebilir. Şafiilere göre bu müstehabdır.[35]

 

1971. “Bize Muhammed b. İsa rivayet edip (dedi ki), bize Ebu Avâne, Ya'lâ b. Atâ'dan, (O) Veki' b. Udus'tan, (O da) Ebu Uezin el-Ukayli Lakit b. Amir'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

"Ya Rasulullah", dedim, "bizler Receb ayında (kurban) keserdik, şimdi (buna) ne buyurursun?"

"Bunun hiçbir mahzuru yok!" buyurdu.

Veki', sözüne şöyle devam etti:

"Bu (kurbanı kesmeyi) ebediyen bı­rakmayacağım!"[36]

 

9. Akika'da Sünnet Olan

 

1972. “Bize Ebu Asım, İbn Cüreyc'den haber verdi ki, O şöyle demiş: Bana Atâ', Habibe bint Meysere b. Ebi Hüseyin'den, (O) Ümmü Kürz'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) haber verdi ki;” O, akika (kurbanı) hakkında şöyle buyurdu:

"Erkek çocuk için, (yaş bakımından) birbirine yakın, (veya kurban edilmeye elverişli koyunlara denk) iki koyun, kız çocuk için bir koyun (kesilir)."[37]

1973. “Bize Saîd b. Amir, Hişam'dan, (O) Hafsa bint Sîrîn'den, (O da) Selman b. Amir ed-Dabbi'den (naklen) haber verdi ki,” Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş:

"Çocukla beraber bir "akika" vardır. Bu sebeple onun için kan akıtın, (kurban kesin) ve ondan eziyet verici şeyi giderin."[38]

 

Açıklama

 

"Akika", yeni doğan çocuğun başındaki saç ve çocuğun doğumunun yedinci gününde kesilen kurban manalarına gelir. Bu Hadiste bu iki manadan her biri kastedilmiş olabilir. "Çocukla beraber bir akika vardır" cümlesinin manası ise, "çocuk akika'ya bir sebeptir" şeklinde anlaşılmıştır. Çocuktan giderilmesi emredilen eziyet verici şeye ("eza"ya) gelince, bununla ya çocuğun başındaki saç veya Sünnette kesilen kısım ile çocuğun doğum esnasında bulaşan pislikler kas­tedilmiş olmalıdır.[39]

 

1974. “Bize Amr b. Avn rivayet edip (dedi ki), bize Hammad b. Zeyd, Ubeydullah b. Ebi Yezid'den, (O) Siba’ b. Sabit'ten, (O da) Ümmü Kürz'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"(Akika kurbanı ola­rak) erkek çocuk için iki benzer koyun, kız çocuk için bir koyun (ke­silir)."[40]

1975. “Bize Affân haber verip (dedi ki), bize Hemmâm, Katâde'den, (O) el-Hasan'dan, (O) Semûre'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle buyurdu:

"Her çocuk "akika"sına karşılık rehindir. (Bu sebeple) onun için (akika kurbanı) kesilir, (saçı) tıraş edilir ve (başına) kan sürülür."

Katâde, bu kan (sürme işini) tarif edip şöyle derdi: Akika bo­ğazlanıldığı zaman bir parça yün alınır ve onunla, boğazlanılan hay­vanın can damarlarına dönülüp (kana bulaştırılır), sonra (bu kan­lanmış yün parçası) bebeğin bıngıldağının üzerine konur. Nihayet (kan başından) ip gibi akınca başı yıkanır, sonra da tıraş edilir.[41]

Affan dedi ki; Ebân bize bu Hadisi rivayet etmiş ve; "... kan sü­rülür" (yerine) "ve adı konulur" demiştir.[42]

Abdullah (ed-Dârimî ise);

"Ben bunu (yani çocuğun başına kan bu­laştırmayı) gerekli görmem" dedi.[43]

 

Açıklama

 

Ebu Davud (Rahmetullahi Aleyh), bu Hadiste geçen "kan sürülür" cümlesinin, Hemmâm'ın (Rahmetullahi Aleyh) bir rivayet hatası ol­duğunu ve doğrusunun; "adı konulur" şeklinde olduğunu söylemiştir. Alimlerin cumhuru da, çocuğun başına akika kurbanının kanından sürmenin bir cahiliye âdeti olduğunu, İslam Dini'nin bu âdeti iptal etiğini söylemiş ve bunu yapmanın mekruh olduğunu açık­lamışlardır. Onlar;

"Çocuktan ezayı (pis şeyleri) giderin" buyuran Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), çocuğa pis olan kanın sü­rülmesini emretmeyeceğini de söylemişlerdir. Ancak, "kan sürülür" rivayeti hatalı kabul edilse de, bu hatayı Hemmâm'ın (Rahmetullahi Aleyh) yapmış olması şüphelidir. Zira Hemmâm'ın (Rahmetullahi Aleyh) hocası Katâde (Rahmetullahi Aleyh), rivayetinde kanın nasıl sü­rüleceğini tarif etmekte, ayrıca Katâde (Rahmetullahi Aleyh) ve hocası Hasan Basri'nin (Rahmetullahi Aleyh), akika türbanının kanından ço­cuğun başına sürülebileceği görüşünde oldukları nakledilmektedir. Şu halde, rivayette bir hata yapılmışsa, bunu ya Katâde (Rahmetullahi Aleyh), veya Hasan (Rahmetullahi Aleyh) yapmış olmalıdır.

Akika kurbanı, yüce Allah'ın (Celle Celaluhu) çocuk ihsanına bir şükür olarak, doğumun yedinci gününde kesilir. Çünkü daha Önce ço­cuğun ve annenin bakım işleriyle meşgul olunmaktadır. Bu kurbanı kesmek âlimlerin cumhuruna göre Sünnet, Hanefilere göre müstehabdır. Ayrıca âlimlerin çoğu, yukarıdaki Ümmü Kürz rivayetine ve benzeri Hadîslere dayanarak, erkek çocuk için iki, kız çocuk için bir kurban kesileceğini söylemişlerdir. Bunun hikmeti ise, erkek ço­cuğun ileride üsteleneceği görev ve mes'uliyetlerin, yapacağı işlerin, kızınkinden daha fazla olacağı ile açıklanmıştır. Malikiler ise, Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hz. Hasan (Radıyallahu Anh) ve Hz. Hüseyin (Radıyallahu Anh) için birer akika kurbanı kestiğini bil­diren Hadise dayanarak, kız ve erkek için birer kurban kesileceğini söylemişlerdir. Hanefiler de bu görüştedirler.

Akika kurbanı kesmede, Hz. İbrahim'in (Aleyhisselam) Hanif ge­leneğini sürdürme de söz konusudur. Bilindiği gibi Hz. İbrahim (Aley­hisselam), Allah'ın (Celle Celaluhu) emri üzerine çocuğunu kurban et­meye teşebbüs etmiş, bunun üzerine Allah Azze ve Celle O'na, bu fedakârlık ve sadakatinin mükâfaatı olarak "büyük bir kurbanlık (koç)" göndermiş, O da çocuğunun yerine onu kurban etmişti. İşte çocuk için akika kurbanı kesmekle, adetâ Hz. İbrahim (Aleyhisselam) gibi, çocuğun Allah (Celle Celaluhu) yolunda feda edildiği anlatılmış olmaktadır. Bu kurbanı kesmede, çocuğun nesebini açıklama hikmeti de vardır.

Yukarıdaki Hadis, doğumun yedinci gününde çocuğun başındaki saçın tıraş edilmesinin ve adının konulmasının müstehab olduğunu da göstermektedir. Çocuğun tıraş edilen saçının ağırlığı kadar gümüş (karşılığı para), sadaka olarak verilir ve çocuğa; hem manası ve hem de düşündürdüğü, hatırlattığı şeyler bakımından güzel bir isim ko­nulur. Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Selîem) güzel isimleri severdi. Öyle ki, isimleri kötü olan yerlerden ve oralardan geçmekten hoş­lanmazdı. Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), isimleri güzel olmayan bazı Sahabilerin isimlerini değiştirdiği de nakledilmektedir.[44]

 

10. Boğazlanılacak Hayvana Güzel MuameleHakkında

 

1976. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan'dan, (O) Halid el-Hazza'dan, (O) Ebu Kılâbe'den, (O) Ebu'l-Eş'as es-San'ani'den, (O da) Şeddad b. Evs'ten, (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki şey belledim. (Bunlardan birinde) O şöyle buyurmuştur: "Muhakkak ki Allah, her şeyin güzel yapılmasını istemiştir. Binaenaleyh, (kısas gibi bir sebeple birini) öl­düreceğiniz zaman güzelce öldürün, (bir hayvanı) boğazlayacağınızzaman güzelce boğazlayın. Biriniz (bir hayvan keseceği vakit) bı­çağını keskinleştirsin, sonra boğazlayacağı hayvanı rahat ettirsin!"[45]

 

11. Kendileriyle (Hayvan) Boğazlamanın Caiz Olduğu Şeyler

 

1977. Bize Yezid b. Hârûn haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Saîd, Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki, bir kadın Sel' (dağında) Ka'b b. Malikoğullan'nın koyunlarını ot-latıyonnuş. Derken bir koyunun ölmesinden korkmuş ve bir taş alıp onunla onu boğazlamış. Bu (olay) Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) anlatılmıştı da O, onlara (yani koyun sahiplerine) onu yemelerini emretmişti.[46]

 

12. Kuyuya Düşen Hayvanın Boğazlanışı Hakkında

 

1978. “Bize Ebu'1-Velid, Osman b. Ömer ve Affân, Hammâd b. Seleme'den, (O) Ebu'l-Uşera'dan, (O da) babasından (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

"Ya Rasulullah, boğazlama sadece bo­ğazdan ve gerdandan mı olur?" demiştim de, (Hz. Peygamber);

"(Hay­vanın) uyluğunu yaralarsan, senin için yeterli olur" buyurmuştu.[47] Hammâd dedi ki;

"Biz bu (Hadisi) yukarıdan aşağıya düşen hay­vana yorduk."[48]

 

13. Canlıya İşkence (Müsle) Yapma Yasağı

 

1979. “Bize Ebu'l-Velid haber verip (dedi ki), bize Şu'be ri­vayet edip (dedi ki), bana el-Minhâl b. Amr rivayet edip dedi ki, Saîd b. Cübeyr'i, şöyle derken işittim:”

İbn Ömer'le beraber Medine yollarından bir yola çıkmıştık. Derken ne görelim, bazı ço­cuklar bir tavuğa (taş) atıyorlar! İbn Ömer hemen;

"bunu kim yaptı?" dedi. Bunun üzerine (çocuklar) dağıldılar. O zaman O şöyle dedi:

"Muhakkak ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), canlıya işkence (müsle) yapan kimselere lanet etti."[49]

 

Açıklama

 

"Müsle", insan olsun hayvan olsun, bir canlıya; burnunu, kulağını kesmek, kolunu-bacağını kırmak gibi şekillerle diri diri işkence yap­maya denir. Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "müsle" yap­mayı şiddetle menetmiştir (Bkz. 1663. Hadis). İster insan olsun, ister hayvan, bir canlıya işkence yapmak haramdır.[50]

 

1980. “Bize Ebu Asım, Abdulhamid b. Ca'fer'den, (O) Yezid b. Ebi Habib'den, (O) Bukeyr b. Abdillah ibni'l-Eşecc'den, (O) babasından), (O) Ubeyd b. Ti’li'den, (O da) Ebu Eyyub el-Ensari'den (naklen) haber verdi ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir canlının tutularak bir şey atıla atıla öldürülmesini, ("sabır"ını) yasaklamıştır.

Ebu Eyyub (sözünün devamında) şöyle dedi:

"(Canlı varlık") bir tavuk da olsa, onu tutup bir şey ata ata öldürmem!"[51]

1981. “Bize Affan rivayet edip (dedi ki), bize Hammâd ri­vayet edip (dedi ki), bize Katâde, İkrime'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki,”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "mücesseme"nin (etinin yenilmesini) yasaklamıştır![52]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) de şöyle demiştir:

"Mücesseme, tu­tulup bir hedef olarak dikilen ve kendisine bir şeyler atıla atıla öl­dürülen hayvandır."[53]

 

14. Bir Et Bulunur da, (Kesildiğinde) ÜzerindeAllah'ın Adının Anılıp AnılmadığıBilinmeyebilir?

 

1982. “Bize Muhammed b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Abdurrahman -ki O, İbn Süleyman'dır-, Hişam b. Urve'den, (O) babasından, (O da) mü'minlerin annesi Hz. Aişe'den (nak­len) rivayet etti ki,”

Bir topluluk Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

"Bazı kimseler bize, (kesildiğinde) üzerine Allah'ın adının anıl­mış olup olmadığını bilmediğimiz et getiriyorlar, (ne yapmamızı emredersiniz?)" diye sormuşlardı da Hz. Peygamber;

"Besmeleyi siz çekin ve yiyin!" buyurmuştu. (Et getirenler) de cahiliye dönemine yakın (yani yeni müslüman olmuş, dolayısıyla dinin hükümlerini tam olarak bilmeyen) kimselerdi.[54]

 

Açıklama

 

Bu Hadisin zahiri manası, müslümanın kestiği hayvanın etinin, keserken besmele çekip çekmediği bilinmezse de, yenmesinin caiz ol­duğu ve hayvan keserken besmele çekmenin şart olmadığını gös­termektedir. Şafiilerle, bir rivayete göre Ahmed b. Hanbel (Rahmetullahi Aleyh), bu Hadisin zahirine uyun görüş beyan etmişlerdir. Şafiilere göre hayvan keserken besmele çekmek müstehabdır. Bu se­beple, ister bilerek isterse bilmeyerek olsun, besmele çekilmemesi bir zarar vermez. Malik (Rahmetullahi Aleyh) ve Ahmed b. Hanbel'in (Rahmetullahi Aleyh) meşhur görüşü ile Hanefilere göre ise, hayvan ke­serken, unutulması durumu hariç, besmele çekmek şarttır. Besmele bilerek çekilmezse, hayvanın eti helâl olmaz. Bu görüşte olanlar, diğer nasslar meyanında; "Üzerlerine Allah'ın adı anılmamışolan (hayvan)lardan yemeyin" ayetine dayanmışlardır. Şafiiler bu Ayette, Allah'tan (Celle Celaluhu) başkası adına kesilen hayvanların kastedildiğini söylemişlerdir. Onlar, hayvan keserken besmele çek­menin şart olduğunu gösteren diğer nassların da, "şart"lık değil müstehablık ifade ettiği görüşündedirler. Hayvan keserken besmele çek­menin şart olduğunu söyleyenlere göre, yukarıdaki Hadiste, müslümanlara hüsn-i zan besleyerek onların besmele çektikleri kabul edilmiş, bu sebeple de, artık onun düşünülmeyip, yemeye bes­meleyle başlanılması tavsiye edilmiştir.[55]

 

15. Hayvan Ürküp Kaçınca (Ne Yapılacağı) Hakkında

 

1983. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan'dan, (O) ba­basından, (O) Abaye b. Rifaa b. Rafî'den, (O da) dedesi Rafi' b. Hadic'den (naklen) haber verdi ki,” (bir gün) bir deve ürküp kaç­mıştı. Toplulukta da (onu yakalamak için) az sayıda at vardı. Bu se­beple bir adam ok atıp onu durdurmuştu (yani öldürmüştü). Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona şöyle buyurmuştu:

"Hakikaten bu hayvanların, vahşi hayvanların şaşılacak halleri gibi garip halleri vardır. Binaenaleyh, onların sizi aciz bırakanlarına böyle yapın!"[56]

 

Açıklama

 

Bu Hadis, evcil hayranların ürküp kaçanlarının, yakalanamamaları halinde vahşi hayvan hükmünde sayılacaklarını ve onları, herhangi bir yerlerinden öldürücü bir yara ile yaralamak su­retiyle öldürmenin caiz olduğunu göstermektedir. Bu şekilde öl­dürülen bir hayvanın etinin helâl olduğunda hiçbir ihtilâf yoktur.[57]

 

16. Herhangi Bir Hayvanı Boş Yere Öldüren Kimse

 

1984. “Bize İsmail Ebu Ma'mer b. ibrahim rivayet edip (dedi ki), bize Süfyan, Amr'dan -ki O, Ibn Dinar'dır-, (O da) İbn Abbas'm azadlısı Suheyb'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi: Abdullah b. Amr'ı şöyle derken işittim: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:”

"Kim bir serçeyi hakkına karşılık ol­maksızın öldürürse, Allah Kıyamet Gününde ona onu soracaktır!" (Bunun üzerine);

"Onun hakkı nedir ki?" denildi de;

"Kesip yemen!" buyurdu.[58]

 

17. "Annesinin Karnındaki Yavrunun Boğazlanması, Annenin Boğazlanması (İle Hasıl Olur)" (Hadisi) Hakkında

 

1985. “Bize İshak b. İbrahim haber verip (dedi ki), bize Attab b. Beşir, Ubeydullah b. Ebi Ziyad'dan, (O) Ebu'z-Zübeyr'den, (O) Cabir'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki,” o şöyle buyurdu:

''Annesinin karnındaki yavrunun ("cenin"in) boğazlanması, annesinin bo­ğazlanması (ile hasıl olur.)"[59]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî'ye);

"(Annesi kesildikten sonra kar­nından çıkan yavru) yenir mi?" diye soruldu, O da;

"Evet" dedi.[60]

 

Açıklama

 

Bu Hadis, kesilen bir hayvanın karnından ölü olarak çıkan yav­rusunun etinin helâl olduğunu, çünkü bir parçası olduğu annesinin kesilmesinin, onun da kesilmesi yerine geçtiğini göstermektedir. Şafii, Ahmed, Ebu Yusuf ve Muhammed (Rahmetullahi Aleyhim ecmain); bu Hadise uygun görüş beyan etmişlerdir. Onlara göre bu durumda ölü yavrunun tüylenip tüylenmemesi arasında fark yoktur. Malik (Rahmetullahi Aleyh) ise, başka bir Hadise dayanarak, ceninin tüyleri bitmişe, annesinin boğazlanmasının kendi boğazlanması yerine ge­çeceğini söylemiştir. Ebu Hanife (Rahmetullahi Aleyh) ise bu Hadisi;

"(Kesilen annesinin karnından canlı çıkan) ceninin boğazlanması, an­nesinin boğazlanması (gibi yapılır)" şeklinde anlayarak, kesilen hay­vanın karnından ölü olarak çıkan yavrunun meyte hükmünde olup helâl olmayacağını söylemiştir. Kesilen hayvanın karnından canlı çıkan cenine gelince, bunun etinin helâl olması için ölmeden önce mutlaka boğazlanması gerekir, aksi taktirde yani boğazlanmadan ölürse, helâl olmaz. Bu konuda hiçbir ihtilâf yoktur.[61]

 

18. (Etleri) Yenilmeyen Yırtıcı Hayvanlar

 

1986. “Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, İbn Şihab'dan, (O) Ebu İdris el-Havlani'den, (O da) Ebu Salebe el-Huşeni'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) azı dişli bütün yırtıcı hayvanların (etinin) yenilmesini yasakladı.[62]

1987. “Bize Abdullah b. Mesleme haber verip (dedi ki), bize Malik b. Enes'in amcasının oğlu Ebu Uveys, ez-Zühri'den, (O) Ebu İdris el-Havlani'den, (O da) Ebu Salebe el-Huşeni'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yırtıcı bir hayvanın canlı bir hayvandan) kapıp kopardığı et ile, tutulup bir hedef olarak dikilen ve kendisine bir şeyler atıla atıla öldürülen hayvanın ("mucesseme"nin) etini (yemeyi), taksiminden önce ganimet malından kapıp almayı ve azı dişli tüm yırtıcı hay­vanların (etini) yemeyi yasakladı.[63]

1988. “Bize Yahya b Hammad haber verip (dedi ki), bize Ebu Avane, Ebu Bişr'den, (O) Meymûn b. Mihran'dan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Setlem) azı dişli bütün yırtıcı hayvanların ve pençeli bütün kuşların (etini) yemeyi yasakladı.[64]

 

Açıklama

 

Bu Hadisler "azı dişli yırtıcı hayvanlar"ın etlerinin yenmesinin haram olduğunu göstermektedir. Alimlerin cumhuru da bu Hadise uygun görüş beyan etmişlerdir. Ancak "azı dişli hayvan" ifadesiyle ne kastedildiği hakkında ihtilâf edilmiştir. Şafii (Rahmetullahi Aleyh) bun­dan, azı dişleriyle avlanan, kendini onlarla koruyan, insanlara tabii olarak saldıran yırtıcı hayvanların kastedildiğini anlamış ve aslan, kurt, pars gibi hayvanların haram; insanlara saldırmayan sırtlan ve tilkinin helâl olduğunu söylemiştir. Şafii'nin (Rahmetullahi Aleyh), sırtlan ve tilkiyi bu Hadisin hükmüne dahil etmeyişinin, onların azı diş­lerinin zayıflığından dolayı olduğu da söylenmiştir. Hanefiler ise azı dişleriyle kapıp avlanan ve kendisini koruyan bütün hayvanların, bu meyanda sırtlanın da etinin haram olduğunu söylemişlerdir.

Yukarıdaki Hadis, pençeli, yani pençeleriyle kapıp avlanan kuş­ların etlerinin de haram olduğuna delâlet etmektedir. Cumhur da buna uygun görüş beyan etmiştir. Malik (Rahmetullahi Aleyh) ise, bu Hadislerdeki yasağın "kerahet" ifade ettiği görüşündedir.[65]

 

19. Yırtıcı Hayvanların Derilerini Giyme Yasağı

 

1989. “Bize Ma'mer b. Bişr, İbnu'l-Mübarek'ten, (O) Saîd'den, (O) Katâde'den, (O) Ebu'l-Melih'ten, (O da) babasından (nak­len) haber verdi ki,”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), yırtıcı hay­vanların derilerinin yaygı edinilmesini yasakladı.[66]

1990. “Bize Musedded haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Saîd, Katâde'den, (O) Ebu'l-Melih'ten, (O) babasından, (O da) Hz. Peygamberden (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) benzerini rivayet etti.”[67]

 

Açıklama

 

Bu Hadis, yırtıcı hayvanların derilerinin yaygı olarak kul­lanılmalarının caiz olmadığını göstermektedir. El-Mikdâm b. Ma'dikerib'in rivayetinde bu derilerin elbise olarak kullanılmalarının da yasaklandığı açıklanmaktadır. Bazı âlimler bu yasağın, yırtıcı hayvanların tabaklanmamış derileri hakkında olabileceğini veya bu yasağın; yırtıcı hayvan derilerinin, israfçı ve kibirli kimselerin kul­landığı eşyalar olduğundan konmuş olabileceğini söylemişlerdir. Bu yasağın bîr hikmetinin, yırtıcı hayvanları, dolayısıyla yabani hayatı korumak olduğu da düşünülebilir.

Bazı Sahabilerle, İmam Ahmed (Rahmetullahi Aleyh) ve Abdullah ibnul-Mübarek (Rahmetullahi Aleyh) gibi bazı âlimler, söz konusu Ha­dislere dayanarak, yırtıcı hayvanların derilerini elbise ve seccade ola­rak kullanmanın mekruh olduğunu söylemişlerdir.[68]

 

20. Murdar Hayvan Ölülerinin Derilerinden Yararlanmak

 

1991. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan'dan, (O) Zeyd b. Eslem'den, (O da) Abdurrahman b. Va'le'den (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi: İbn Abbas'a, (deriden yapılmış) su kaplarını sormuştum da O şöyle cevap vermişti:

“Sana ne diyeceğimi bil­miyorum. Şu kadar var ki, ben Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işitmiştim:”

"Hangi hayvan postu tabaklanırsa te­mizlenmiş olur."[69]

1992. “Bize Ya'lâ, Muhammed b. İshak'tan, (O) el-Ka'ka' b. Hakim'den, (O da) Abdurrahman b. Va'le'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

İbn Abbas'a, murdar hayvan ölülerinin de­rilerini sormuştum da O, şöyle cevap vermişti:

(Onlar hakkında) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

"Onları ta­baklamak, temizlemektir!"[70]

Ebu Muhammed Abdullah (ed-Dârimî'ye); "bu (Hadisin delâlet et­tiği) görüşü kabullenir misin?" denildi. O da; "Eti yenen (bir hayvan) olduğunda, evet, (kabullenirim!)" karşılığını verdi.[71]

1993. “Bize Halid b. Mahled rivayet edip (dedi ki), bize Malik, Yezid b. Kuseyt'ten, (O) Muhammed b. Abdirrahman b. Sevban'dan, (O) annesinden, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) ri­vayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), mur­dar hayvan ölülerinin derilerinden yararlanılmasını emretti.[72]

1994. “Bize Yahya b. Hassan rivayet edip (dedi ki), bize Süfyan b. Uyeyne, ez-Zühri'den, (O) Ubeydullah b. Abdi1ah"tan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Meymûne'ye ait bir koyun ölmüştü, (onlar da onu atmışlardı). Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

"Onun derisinden yararlansaydınız!" buyurmuştu. Onlar;

"ya Rasulullah, doğrusu o mur­dardır!" demişler, (Hz. Peygamber de);

"Onun sadece yenilmesi haram kılındı!" buyurmuştu.[73]

1995. “Bize Muhammed ibnu'l-Musaffa haber verip (dedi ki), bize Bakıyye, ez-Zübeydi'den, (O) ez-Zühri'den, (O) Ubeydullah'tan, (O) İbn Abbas'tan, (O da) Hz. Peygamber'den (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen), bunun (yani bir önceki) Hadisin ben­zerini rivayet etti.”

Ebu Muhammed (ed-Dârimî'ye);

"Tilkilerin (derileri) hakkında ne dersin, tabaklandıklarında (kullanılabilirler mi?)" denildi, O da;

"On­ların (derilerini kullanmayı) kerih görüyorum" cevabını verdi.

 

Açıklama

 

Bu bölümdeki Hadisler, murdar hayvan ölülerinin ("meyte'lerin), yani kendiliklerinden ölen veya gayr-ı meşru bir şekilde öldürülen hayvanların derilerinin tabaklanmakla ("dibağat'la) te­mizleneceklerini ve bu suretle, kullanılmalarının caiz olacağını gös­termektedir. Bu Hadislerde bu konuda eti yenen hayvanlarla yenmeyenler arasında bir ayrım yapılmamıştır. Ebu Yusuf (Rahmetullahi Aleyh) ile zahirilerin, bu Hadislerin zahirine uygun görüş beyan et­tikleri nakledilmektedir. Ebu Hanife (Rahmetullahi Aleyh) ve Şafii (Rah­metullahi Aleyh), domuzun derisinin tabaklanmakla da te­mi zlenemeyeceğini söylemişlerdir. Çünkü Kur'an-ı Kerim'de domuzun "pis" olduğu açıklanmıştır.[74] Şafii (Rahmetullahi Aleyh), buna kıyasla köpek derisinin de tabaklanmakla temizlenemeyeceğini söy­lemiştir. Malik (Rahmetullahi Aleyh) ise, tabaklanmakla, hiçbir ayrım yapmaksızın bütün meytelerin derilerinin "dış kısımlarının" te­mizleneceği, ancak iç kısımları temizlenemeyeceği için, sıvı işlerde kullanılamayacakları görüşündedir. Ahmed b. Hanbel'e (Rahmetullahi Aleyh) göre ise, meytelerin derilerinin tabaklanmakla temizleneceğine delâlet eden Hadisler mensuh olup, meyte derileri hiçbir suretle te-mizlenemezler, dolayısıyla da kullanılamazlar. Bir rivayete göre Malik (Rahmetullahi Aleyh) de bu görüştedir. Dârimî, Abdullah ibnu'l-Mübarek ve Ebu Sevr (Rahmetullahi Aleyhim ecmain) gibi bazı âlimler ise, tabaklamakla sadece eti yenen hayvanların derilerinin te­mizleneceğini söylemişlerdir. Onlar bu görüşe, bazı Hadislerde "tabaklama"nın, "boğazlama'ya benzetilmesinden hareketle var­mışlardır. Dolayısıyla "tabaklama" ile sadece "boğazlama" ile etleri helâl olan hayvanların derileri temizlenebilir.[75]

 

21. Evcil Eşeklerin Etleri Hakkında

 

1996. “Bize Ahmed b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize Malik, ez-Zühri'den, (O), Muhammed'in oğulları el-Hasan ile Abdullah'tan, (onlar) babalarından, (O da) Hz. Ali'den (nak­len) rivayet etti ki; Hz. Ali, İbn Abbas'a şöyle dedi:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber günü (H. 7. yılın Muharrem ayında) ka­dınlarla mut'a nikahı yapmayı ve evcil eşeklerin etlerini (yemeyi) yasaklamıştı."[76]

1997. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan'dan, (O) Hişam'dan, (O) İbn Sîrîn'den, (O da) Enes b. Malik'ten (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi: Hayber günü bir adam kalkıp;

"Ya Rasulullah, eşekler yenildi -veya eşekler bitirildi!-" dedi. Ardından (başka bir adam);

"Ya Rasuluüah, eşekler bitirildi -veya eşekler ye­nildi!-" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir adama emretti de, O;

"Muhakkak ki Allah ve Rasulü sizi eşek etleri (yemekten) menediyor. Çünkü onlar pistir!" diye bağırdı.[77]

 

22. At Etlerinin Yenilmesi Hakkında

 

1998. “Bize Ca'fer b. Avn, Hişam b. Urve'den, (O) Fatuna bintu'l-Munzir'den, (O da) Esma bint Ebi Bekr'den (naklen) ri­vayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) za­manında Medine'de at eti yedik.”[78]

1999. “Bize Ebu'n-Numan haber verip (dedi ki), bize Hammad b. Zeyd, Amr b. Dinar'dan, (O) Muhammed b. Ali'den, (O da) Cabir b. Abdillah'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hayber günü evcil eşeklerin et­lerini (yemeyi) yasakladı, at etlerini (yemeye) ise izin verdi.[79]

 

Açıklama

 

Bu Hadisler, at etini yemenin mubah olduğunu göstermektedir. İçlerinde Şafii, Ahmed, Ebu Yusuf ve Muhammed'in (Rahmetullahi Aleyhim ecmain) de bulunduğu âlimlerin cumhuru bu Hadislere uygun görüş beyan etmiş ve at etini yemenin mubah olup hiçbir kerahatinin olmadığını söylemişlerdir. Ebu Hanife (Rahmetullahi Aleyh) ile Malike (Rahmetullahi Aleyh) göre ise at etinin yenilmesi mekruhtur. Onlar bu görüşlerinde; "atları, katırları ve eşekleri, onlara binmeniz için ve süs (hayvanı) olarak (yarattı)"[80] mealindeki ayetle, Halid b. Velid'in (Radıyallahu Anh) rivayet ettiği ve at etinin yenmesinin yasak olduğunu ifade eden bir Hadise[81] dayanmışlardır. Ancak âlimler, Halid b. Velid'in (Radıyallahu Anh) rivayet ettiği bu Hadisin zayıf olduğunu söylemişlerdir. Bazı âlimlere göre ise bu Hadis mensuhtur. At etinin mubah olduğunu söyleyen âlimler, mezkur ayetten de, at etinin mekruh olduğu hükmünün çıkarılamayacağını söylemişledir.[82]

 

23. Kapıp Alma, Yağma Etme ("Nühbe") Yasağı

 

2000. “Bize Ebu'l-Muğire haber verip (dedi ki), bize el-Evzai rivayet edip (dedi ki), bana ez-Zühri, Saîd ibnu'l-Müseyyeb ile Ebu Seleme b. Abdirrahman'dan, (onlar da) Ebu Hüreyre'den (naklen) rivayet ettiler ki,” Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"(Bir kimse), mü'minlerin gözlerini kendisine diktiği kıymetli bir malı gizlice kapıp almaz ki, o bunu kapıp aldığında mümin olsun!"[83]

2001. “Bize İshak b. ibrahim rivayet edip (dedi ki), bize Vehb b. Cerir b. Hazini, babasından, (O) Yala b. Hakim'den, (O) Ebu Lebid'den, (O da) Abdurrahman b. Semûre'den (nak­len) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem), gizlice kapıp almayı, yağma etmeyi ("nühbe'yi) yasakladı.[84]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:

"Bu (kapıp alma yasağı), sa­vaşta ganimet elde edildiğinde ganimetin bölüştürülmesinden önce (ondan gizlice kapıp alma hakkındadır)."[85]

 

24. Darda Kalanın, Murdar Hayvan Ölüsünden Yemesi Hakkında

 

2002. “Bize Ebu Asım, el-Evzai'den, (O) Hassan b. Atıyye'den, (O da) Ebu Vakıd'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Ya Rasulullah", dedik, "Biz açlığın bulunduğu bir yerde yaşıyoruz. Mur­dar hayvan ölüsünden bize ne helâl olur?" (Hz. Peygamber) şöyle bu­yurdu:

"Ne sabah yemeği, ne akşam yemeği yiyemediğinizde, ne de (yer­den) bir sebze çıkaramadığınızda işiniz ona kalır!"[86]

(Ed-Dârimî) dedi ki:

"(Diğer) raviler, ("tahtefu" kelimesini) "ha" ile söylüyorlar. (Bu durumda mana, "ne de bir sebze koparmadığınızda..." şeklinde olur). Bu ise "hı" ile söylemiştir."[87]

 

25. Süt Sağımını Haddinden Fazla Yapan KimseHakkında

 

2003. “Bize Yala haber verip (dedi ki), bize el-A'meş, Ya'kub b. Yahya'dan, (O da) Dırâr İbnu'l-Ezver'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah'a (Sallullahu Aleyhi ve Sellem) sağmal bir deve hediye etmiştim de O, bana onu sağmamı emretmişti. Ben de onu sağmış ve sağımında haddi aşmıştım. Bunun üzerine (Hz. Pey­gamber);

"Sütün (devamlı gelmesini) sağlayacak olan (bir miktar sütü memede) bırak!" buyurmuştu.[88]

 

26. Kurbağa Ve Arıları Öldürme Yasağı

 

2004. “Bize Ubeydullah b. Abdilmecid haber verip (dedi ki), bize İbn Ebi Zi'b, Saîd b. Halid el-Karidi'den, (O) Saîd ibnu'l-Müseyyeb'den, (O da) Abdurrahman b. Osman'dan (naklen) ri­vayet etti ki,”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kurbağalan öl­dürmeyi yasakladı.[89]

2005. “Bize Muhammed b. Yahya haber verip (dedi ki), bize Abdurrezzak rivayet edip (dedi ki), bize Ma'mer, ez-Zühri'den, (O) Ubeydullah b. Abdillah b. Utbe'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) dört hayvanın; karınca, arı, çavuş kuşu ve göçeğen kuşunun öldürülmesini yasakladı.[90]

 

27. Zehirli Kelerleri Öldürmek Hakkında

 

2006. “Bize Ebu Asım, İbn Cüreye1 den, (O) Abdulhamid b. Cübeyr b. Şeybe'den, (O) Saîd İbnu'l-Müseyyeb'den, (O da) Ümmü Serik'ten (naklen) haber verdi ki,”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zehirli kelerlerin öldürülmesini emretmişti.[91]

 

28. Pislik Yiyen Hayvan Ve Hakkında Gelen Yasağa Dair

 

2007. “Bize Ebu Zeyd Saîd ibnu'r-Rebi rivayet edip (dedi ki), bize Hişam ed-Destuvâî, Katâde'den, (O) İkrime'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki,”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), bir hedef olarak dikilip kendisine bir şeyler atıla atıla öl­dürülen hayvanın, ("mücesseme"nin etinin yenmesini); pislik yiyen hayvanın, ("cellale"nin) sütünün (içilmesini) ve kırbaların ağzından (su) içilmesini yasaklamıştır.[92]

 

Açıklama

 

Bir hedef olarak dikilip, kendisine bir şeyler atıla atıla öldürülen hayvan ("mücesseme"), Kur'an-ı Kerim'de, etinin yenmesinin haram olduğu bildirilen "mevkuze: (bir yerine) vurularak öldürülmüş hay­van"[93] hükmündedir.

Pislik (dışkı) yiyen hayvanın ("cellale"nin) hemen kesilip etinin yenmesi de yasaklanmıştır. Çünkü pislikle beslenen hayvanın etinde ve sütünde pis kokular hasıl olur. Böyle bir hayvanın hemen kesilip etinin yenmesi Hanefi'lerle İmam Şafii (Rahmetullahi Aleyh) ve İmam Ahmed'e (Rahmetullahi Aleyh) göre mekruhtur. Ancak böyle bir hayvan, etinden ve sütünden pis kokular gidecek kadar bir müddet hap­sedilip temiz şeylerle beslenir de sonra kesilirse, etini yemenin hiçbir mahzuru olmaz. İmam Malik (Rahmetullahi Aleyh) ise, pislik yiyen hay­van hakkındaki yasağın, böyle bir hayvanın tiksindiriciliğinden do­layı konduğunu, binaenaleyh, bekletmeden hemen kesilip etinin yen­mesinin bir mahzuru olmadığını söylemiştir.

Bu Hadiste kırbanın, (su tulumunun) ağzından su içmek de menedilmektedir. Âlimlerin çoğuna göre bu yasak, "tenzihi"dir, yani kır­banın ağzından su içmek tenzihen mekruhtur. Bunun hikmeti de, içi görülmeyen, dar boğazlı olun su kabının içinde sağlığa zararlı bir şeyin, zararlı böcek, yılan gibi bir hayvanın olması ihtimalidir. Bu­nunla beraber, Hz. Peygamberin (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kırbanın ağzından su içtiğini belirten Hadisler de vardır. Bunun için, söz-konusu muhtemel tehlikelerin olmadığı ve bir mecburiyetin bu­lunduğu hallerde, içi görülmeyen, dar boğazlı su kaplarından su iç­mede bir mahzurun olmadığı açıklanmıştır.[94]