Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

YİYECEKLER KİTABI - Darimi - Yiyecekler

YİYECEKLER KİTABI3

1- Yemeğin Başında Besmele Çekmek Hakkında. 3

2. Yemek Yedirdiği Zaman, Yemek Sahibine Dua Etmek. 3

3. Yemeği Bitirdikten Sonra Dua Etmek. 3

4. Yemekten Dolayı Şükretmek. 3

5. Parmakları Yalamak Hakkında. 4

6. Yemeğin Bitiminde Havlu (Kullanmak) Hakkında. 4

7. Tabağı Yalamak Hakkında. 4

8. Lokma Düştüğü Zaman. 4

9. Sağ El İle Yemek. 5

10. Üç Parmakla Yemek. 5

11. Misafirlik Hakkında. 6

12. Yemeğin İçine Sinek Düşebilir(?)6

13. Mü'min Tek Bir Bağırsaklık Yer7

14. Bir Kişinin Yemeği İki Kişiye Yeter8

15. Önünden Yiyen Kimse Hakkında. 8

16. Tiritin Yanları Yeninceye Kadar Ortasından Yeme Yasağı8

17. Sıcak Yemek Yemekten Men. 8

18. Rasulullah Hangi Katığı Daha Çok Severdi?. 8

19. Kabak. 9

20. Zeytinyağının Üstünlüğü Hakkında. 9

21. Sarmısak Yemek Hakkında. 9

22. Tavuğun Yenmesi Hakkında. 9

23. Yemeğini Muttakilerden Başkasına Yedirmekten Hoşlanmayan Kimse. 10

24. (Yiyeceklerden) İki Şeyi Birleştirmekte Hiçbir Mahzur Görmeyen Kimse. 10

25. (Hurmaları) İkişer İkişer Yeme Yasağı10

26. Kuru Hurma Hakkında. 10

27. Yemekten Sonra Abdest Almak Hakkında. 11

28. Düğün Ve Ziyafet Yemeği Hakkında. 11

29. Tirit Yemeğinin Üstünlüğü Hakkında. 12

30. Eti Kesmeyip Isırarak Yemeyi Tercih Eden Kimse Hakkında. 13

31. Yaslanarak Yemek Hakkında. 13

32. İlk Ürün Hakkında. 13

33. Hizmetçiye Yemek Esnasında İkramda Bulunmak Hakkında. 13

34. Tatlı Ve Bal Hakkında. 14

35. Abdestsiz Olarak Yeme-İçme Hakkında. 14

36. Cünüb Yiyebilir14

37. Tencereye (Yemeğin) Suyunu Çok Koymak Hakkında. 14

38. Yemek Esnasında Ayakkabıları Çıkarmak Hakkında. 14

39. Yemek Yedirmek Hakkında. 14

40. Yemek Çağrısı (Davet) Hakkında. 15

41. Fare Tereyağına Düşüp Ölürse (Ne Yapılır?)15

42. Diş Aralarında Kalan Kırıntıları Çıkarmak Hakkında. 15


YİYECEKLER KİTABI

 

1- Yemeğin Başında Besmele Çekmek Hakkında

 

2025. “Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, Vehb b. Keysan'dan, (O da) Ömer b. Ebî Seleme'den (naklen) rivayet etti ki,” Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na;

''Allah'ın adını söyle, (besmele çek) ve önünden ye!" buyurmuş.[1]

2026. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Hişam, Budeyl'den, (O) Abdullah b. Ubeydillah b. Umeyr'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) haber verdi ki;”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gün), Ashabından altı kişi ile bir yiyecek yiyordu.

Derken bir bedevi geldi ve onu iki lokmada yiyip (bitirdi). Bunun üze­rine Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Bakınız, şayet O, Allah'ın adını ansaydı (besmele çekseydi, yemek) size ye­tecekti! Binaenaleyh, biriniz (bir şey) yediğinde Allah'ın ismini ansın, (besmele çeksin). Şayet Allah'ın ismini anmayı (başında) unutursa; "Bismallah evvelehu ve ahireh: Başında ve sonunda Allah'ın adıyla (başlarım!)" desin.[2]

2027. “Bize Bundar haber verip (dedi ki), bize Muaz b. Hişam, babasından, (O) Budeyl'den, (O) Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr'den, (O) Ümmü Gülsüm'den, (O da) Hz. Aişe'den (nak­len),” bu (yani bir önceki) Hadisi rivayet etti.[3]

 

2. Yemek Yedirdiği Zaman, Yemek Sahibine Dua Etmek

 

2028. “Bize Musa b. Halid haber verip (dedi ki), bize İsa b. Yunus, Safvan b. Amr'dan rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bize Abdullah b. Busr -ki O'nun az (bir müddet) Sahabiliği vardır-, rivayet edip dedi ki:” 

“Babam anneme;

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için bir yemek yapsan?" demiş, O da tirit yapmıştı. -(Ab­dullah) eliyle (tirit yemeğinin) az yapıldığına işaret etti.- Bunun üze­rine babam gidip O'nu çağırmıştı. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de (davete icabet edip gelince), elini tiritin tepesine koymuş, sonra;

"Allah'ın adını (anarak) alın!" buyurmuştu. (Yemekte bulunan Sahabiler) de onun etrafından alıp (yemişlerdi). Nihayet onlar doyunca (Hz. Peygamber, yemek sahiplerine) hayır dua etmiş ve şöyle bu­yurmuştu:

"Allah'ım, onları bağışla, onlara merhamet et ve rızıklarına bereket ver!"[4]

 

3. Yemeği Bitirdikten Sonra Dua Etmek

 

2029. “Bize Muhammed ibnu'l-Kasım el-Esedi haber verip (dedi ki), bize Sevr, Halid b. Ma'd an'dan, (O da) Ebu Um a m e'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yediği veya içtiği zaman şöyle derdi:

"Allah'a, (gösterişten uzak) temiz, bereketli, terk edilmeyen, inkâr da edilmeyen, kendisinden müstağni de kalınmayan pek çok hamdolsun, ey Rabb'imiz!"[5]

 

4. Yemekten Dolayı Şükretmek

 

2030. “Bize Nuaym b. Hammad, Abdulaziz b. Muhammed'den, (O) Muhamed b. Abdillah b. Hurre'den, (O) amcasından, (O) Sinan b. Senne'den, (O da) babasından (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Şükreden yemek yiyici, sabreden oruçlu gibidir."[6]

 

Açıklama

 

Yemekten dolayı şükretmenin asgari ölçüsü, yemeğin başında bes­mele çekmek, sonunda Allah'a (Celle Celaluhu) hamd etmektir. Allah'ın (Cette Celaluhu) bahşettiği bir nimeti yaymak da, o nimetin şükründen sayılır.[7]

 

5. Parmakları Yalamak Hakkında

 

2031. “Bize İshak b. İsa rivayet edip (dedi ki), bize Hammad b. Seleme, Sabit'ten, (O) Enes'ten, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) haber verdi ki,” O şöyle buyurdu:

"Biriniz (yemeğini) yediği zaman üç parmağını yalasın."[8]

 

Açıklama

 

Yemekten sonra tavsiye edilen, üç parmağı, yani başparmak, şehadet parmağı ve orta parmağı yalamak, yemek kaşıksız olarak elle yendiği zaman söz konusudur. Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir Hadisinden bunun hikmetinin, yemekte bulunan "bereket’in kaçırılmaması olduğunu anlamaktayız. Şöyle ki, yemekte bir "be­reket" vardır. Bu bereketin, yemeğin yenen kısmında mı, tabağın al­tında kalanında mı, yoksa parmağa bulaşanında mı olduğu bi­linemeyeceği için, tabağın altında yemek bırakmamak, parmakları yalamak suretiyle bu bereketin kaçırılmaması tavsiye edilmektedir. Bunun yanında parmak yalamanın; israfı önleme, el temizliğini ko­laylaştırma veya zaruri hallerde el temizliğini sağlama gibi eko­nomik ve sıhhi hikmetlerinden de söz edilebilir.[9]

 

6. Yemeğin Bitiminde Havlu (Kullanmak) Hakkında

 

2032. “Bize Amr b. Avn haber verip (dedi ki), bize İbn Uyeyne, Amr b. Dinar'dan, (O) Atâ'dan, (O da) İbn Abbas'tan (nak­len) rivayet etti ki,” Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Biriniz (bir şey) yediği zaman parmaklarını yalamadıkça veya yalatmadıkça elini silmesin!"[10]

 

7. Tabağı Yalamak Hakkında

 

2033. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Ebul-Yeman el-Berra' -ki O, Mualla b. Raşid'dir-, haber verip dedi ki, bana ninem Ümmü Asım rivayet edip dedi ki,”

“(Bir gün) biz bir yemek yerken yanımıza, Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) azadlısı Nubeyşe girdi, biz de O'nu (yemeğe) davet ettik.” O da bizimle yedi, sona şöyle dedi:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize an­latmıştı ki; kim bir tabakta yemek yer, sonra onu yalarsa, tabak (Allah'tan) onun bağışlanmasını ister."[11]

 

8. Lokma Düştüğü Zaman

 

2034. “Bize İshak b. İsa haber verip (dedi ki), bize Hammad b. Seleme, Sabit'ten, (O da) Enes'ten (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Birinizin lokması düşünce (onu alıp) üzerinden toprağı silsin ve Allah'ın adını söyleyip, (besmele çekip) onu yesin!"[12]

2035. “Bize Zekeriyya b. Adiyy haber verip (dedi ki), bize Yezid b. Zurey, Yunus'tan, (O da) el-Hasan'dan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Ma'kıl b. Yesar (bir gün) sabah yemeğini yiyordu. Derken lokması düşmüş, O da onu alıp, üzerindeki pis şey­leri gidermiş, sonra da yemişti. Bunun üzerine O soysuzlar, (ayıplarcasına) birbirlerine gözleriyle O'nu işaret etmişlerdi. O zaman (Ma'kıl'ın adamları) O'na;

"şu acemlerin söylediklerine ne dersin? Onlar;

“Önündeki (bunca) yemeğe ve şu lokmaya yaptığına bakın” di­yorlar" demişlerdi. O da şöyle cevap vermişti: "Hiç şüphesiz ben, (Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) duymuş olduğum şeyleri, şu acemlerin sözünden dolayı terk edecek değilim. Gerçekten bizler, bi­rimizden bir lokma düştüğünde, üzerindeki pis şeyleri giderip onu yemekle emr olunurduk."[13]

 

Açıklama

 

Temiz bir yere düşen lokmanın alınıp, üzerine bulaşan toz-toprak giderildikten sonra yenmesi müstehabdır. Ancak lokma pis (necis) bir yere düşerse, yıkanması mümkünse mutlaka yıkanıp te­mizlenmesi gerekir. Aksi halde, yani yıkanması mümkün değilse, düşen lokma, üzerine bulaşan şey hayvan sağlığına zararlı olmadığı takdirde, hayvana yedirilir. Böylece Allah'ın (Celle Celaluhu) bir ni'meti küçümsenmemiş ve zayi edilmemiş olur. Bazı Hadislerde, düşen lok­manın alınmaması halinde onun şeytana bırakılmış olacağı açıklanmıştır. Çünkü düşen lokmayı almamak, bir kibir alâmeti ve is­raftır. Bunlar da şeytani iş ve vasıflardır.[14]

 

9. Sağ El İle Yemek

 

2036. “Bize Ebu Muhammed el-Hanefi haber verip (dedi ki), bize Malik, İbn Şihab'dan, (O) Ebu Bekr b. Ubeydillah b. Abdillah b. Ömer'den, (O da) Abdullah b. Ömer'den (naklen) ri­vayet etti ki,”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Biriniz yediği zaman sağ eliyle yesin, sağ eliyle içsin. Çünkü şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer!"[15]

2037. “Bize Amr b. Avn, İbn Uyeyne'den, (O) ez-Zühri'den, (O) Ebu Bekrden, (O) İbn Ömer'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) onun, (yani bir ön­ceki Hadisin) benzerini haber verdi.”[16]

2038. “Bize Ebu'1-Velid et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize İkrime b. Ammar rivayet edip (dedi ki), bana İyas b. Seleme rivayet edip (dedi ki), bana babam rivayet edip dedi ki;”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Büsr b. Rail'ayr'ı, sol eliyle yerken gördü ve

"Sağ elinle ye!" buyurdu. O,

"Yiyemem" dedi. (Hz. Pey­gamber de)

"Yiyemeyesin!" buyurdu.

(İyas'ın babası Seleme) dedi ki, bunun üzerine (Büsr'ün) eli ağzına ulaşamadı, (üzüntüsünden, adetâ donakaldı!)[17]

 

Açıklama

 

Bu Hadislerde sağ elle yiyip içme emredilmekte, sol elle yiyip içme de yasaklanmaktadır. Şafii âlimlerin çoğu, bu Hadislere dayanarak sağ elle yiyip içmenin müstehab, sol elle yiyip içmenin mekruh ol­duğunu söylemişlerdir. İmam Şafii (Rahmetullahi Aleyh) ise bazı eser­lerinde, sağ elle yiyip içmenin vacib olduğunu açıklamıştır. Hastalık, yara gibi mazeretlerden dolayı sağ elle yiyip içme mümkün ol­madığında, sol elle yiyip içmede ise hiçbir mahzur yoktur. Bazı âlimler sağ elle yiyip içmeyi, Allah'ın (Celle Celaluhu) nimetine saygının bir işareti olarak değerlendirmişlerdir. Şeytanın sol elle yeyip iç­mesine gelince bu, hakiki manada, yani şeytanın gerçekten sol elle yiyip içtiği şeklinde anlaşılabilir. Bazı âlimler ise bunu, şeytanın insan dostlarını, Allah'ın (Celle Celaluhu) salih kullarına muhalefet et­meye -çünkü onlar sağ elle yiyip içerler- teşvik ve sevk etmesi şek­linde anlamışlardır.[18]

 

10. Üç Parmakla Yemek

 

2039. “Bize Muhammed b. İsa haber verip (dedi ki), bize Ebu Muaviye, Hişam b. Urve'den, (O) Abdurrahman b. Sa'd el-Medeni'den, (O) İbn Ka'b b. Malik'ten, (O da) babasından (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

"Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç parmağıyla yer ve yalamadıkça elini silmezdi."[19]

2040. “Bize Musa b. Halid rivayet edip (dedi ki), bize İsa b. Yunus, Hişam b. Urve'den, (O da) Abdurrahman b. Sa'd el Medini'den (naklen) rivayet etti ki, Abdullah b. Ka'b -veya Ab­durrahman b. Ka'b (bunlarda Hişam şüpheye düşmüştür)-, kendisine babasından (naklen) haber vermiş ki,”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) üç parmağıyla yer, (yemeğini) bitirince de onları yalardı. Hişam bu esnada üç parmağını göstermişti.[20]

 

11. Misafirlik Hakkında

 

2041. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Muhamed b. İshak, Saîd b. Ebi Saîd'den, (O da) Ebu Şureyh el-Huzai'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işittim:

"Kim Allah 'a ve Ahiret gününe inanıyorsa, komşusuna saygı göstersin, ikramda bulunsun! Kim Allah'a ve Ahiret gününe inanıyorsa, misafirine bir gün bir gece ağırlama ikramında bulunsun! Misafirlik ise üç gündür. Bundan sonrası sadakadır."[21]

2042. “Bize Osman b. Muhammed haber verip (dedi ki), bize Süfyan b. Uyeyne, Amr b. Dinar'dan rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Ben Nafî' b. Cübeyr'i, Ebu Şureyh el-Huzai'den (nak­len anlatırken) İşittim ki, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş:”

"Kim Allah'a ve Ahiret Gününe inanıyorsa, mi­safirine saygı göstersin, ikramda bulunsun. Kim Allah'a ve Ahiret gü­nüne inanıyorsa, komşusuna iyilik yapsın. Kim Allah'a ve Ahiret gü­nüne inanıyorsa ya hayır söylesin yahut sussun!"[22]

2043. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Ebu'l-Cudi'den, (O) Saîd ibnu'l-Muhacir'den, (O da) el-Mikdam b. Ma'dikerib Ebu Kerime'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Herhangi bir müslüman, bir topluluğa misafir olur da bu misafir (yemekten) mahrum kalırsa, her müslümanın ona yardım etmesi gerekir. Hatta bu (misafir) kendisi için, (misafir olarak kaldığı) gecesinin misafir ye­meğini (konuk sahibinin) ekininden ve malından alabilir!"[23]

 

Açıklama

 

Bu Hadis, misafire bir gece yemek vermenin vacib olduğunu göstermektedir. İmam Ahmed (Rahmetullahi Aleyh) bu Hadisin zahirine uygun görüş beyan etmiştir. Alimlerin cumhuru ise bu Hadisin müslümanlığın ilk yıllarıyla alâkalı olduğunu söylemişlerdir. Şöyle ki, müslümanlar arasında "müsavat'ın vacib olduğu ilk zamanlarda mi­safiri ağırlamak da vacibdi. Sonra müslümanlar arasında "müsavat’ın vacibliği hükmü kaldırılınca, misafiri ağırlamanın vacibliği hükmü de kaldırıldı. Alimlerin cumhuru bu Hadisin, misafiri ağırlamanın ehemmiyetini vurgulamak (te'kit) için ifade buyurulmuş ola­bileceğini de söylemişlerdir.[24]

 

12. Yemeğin İçine Sinek Düşebilir(?)

 

2044. “Bize Abdullah b. Mesleme haber verip (dedi ki), bize Süleyman b. Bilal, Utbe b. Müslim'den, (O da) Ubeyd b. Huneyn'den (naklen) rivayet etti (ki, Ubeyd) O'na (yani Utbe'ye) haber vermiş ki; O, Ebu Hüreyre'yi şöyle derken işitmiş: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:”

"Birinizin içeceğine sinek (zübab) düştüğünde, onu (içine) daldırsın, (sonra çıkarıp atsın). Çünkü onun kanatlarının birinde has­talık, diğerinde şifa vardır!"[25]

2045. “Bize Süleyman b. Harb rivayet edip (dedi ki), bize Hammad b. Seleme, Sümame b. Abdillah b. Enes'ten, (O) Ebu Hüreyre'den, (O da) Hz. Peygamber'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle buyurdu:

"Birinizin yemek ve su kabına sinek (zübab) düş­tüğünde, onu (içine) hatırsın, (sonra çıkarıp atsın). Çünkü onun ka­natlarının birinde hastalık, diğerinde şifa vardır!"[26]

Ebu Muhammed şöyle dedi:

"Hammad'dan başkaları, Sümame'nin, Ebu Hüreyre yerine Enes'ten[27] (rivayet ettiğini) söy­lemişlerdir. Bir topluluk ise (bu Hadisin) el-Ka'ka'dan, (O'nun da) Ebu Hüreyre'den[28] (nakli ile geldiğini) söylerler. Ubeyd b. Huneyn'in (2044 numaralı) rivayeti ise daha sahihtir.[29]

 

Açıklama

 

Sıvı bir yiyeceğe sinek düştüğünde, sineğin içine batırılıp çı­karılmasından sonra yiyeceğin yenebileceğini gösteren bu Hadisin sened ve metni sahihtir. Bununla beraber o, bilhassa son yıllarda, sağlık kaidelerine aykırı olduğu iddiasıyla bazı kimselerin delilsiz, indi tenkidlerine maruz kalmıştır. Halbuki, şahinliğini ilgili âlimlerin tespit ettiği bir Hadis, imkânlar ölçüsünde anlaşılmaya ça­lışılır. Söz konusu Hadiste izahı mümkün olmayan bir husus olursa, susulur. Makul olan budur. Kaldı ki, yukarıdaki Hadisin şahinliği tıbben de ortaya çıkmıştır. Şöyle ki, öncelikle bu Hadis, sineğin has­talık (mikrop) taşıdığım açıklamaktadır ki, bu husus tıbbın çok son­raları tespit ettiği bir vakıadır. İkinci olarak, bazı modern araş­tırmalar ortaya çıkarmıştır ki, sinekte yaşayan bir kısım mantarlar mikrop öldürücü maddeler taşımaktadırlar. İşte sinek sıvıya dal­dırıldığında, vücudundaki bu mantar hücresi patlamakta ve içindeki mikrop öldürücü madde dışarı çıkmakta, bu madde de sineğin ta­şıdığı mikropları öldürmektedir. Tabiatıyla hastalıklarla mücadele için, sineklerle mücadele etmek gerekir. Bu Hadis de buna aykırı bir hüküm ifade etmemektedir. Bu Hadis, sadece, bir sıvıya sinek düş­tüğünde, sıvıyı zayi etmemek için ne yapılabileceği hakkında, bir mecburiyet de koşmaksızın, yol göstermektedir. Nitekim âlimler bu Hadisteki "emr"in, bir "emr-i irşad" olduğunu söylemişlerdir.[30]

 

13. Mü'min Tek Bir Bağırsaklık Yer

 

2046. “Bize Ebu Asım, İbn Cüreyc'den, (O) Ebu'z-Zübeyr'den, (O) Cabir'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) haber verdi ki,” O şöyle buyurdu:

"Mü'min tek bir ba­ğırsaktık yer, kâfir ise yedi bağırsaktık yer!"[31]

2047. “Bize Ubeydullah b. Ömer el-Kavariri haber verip (dedi ki), bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'tan rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Nafî', İbn Ömer'den, (O da) Hz. Pey­gamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki...”[32]

2048. “(Ubeydullah b. Ömer el-Kavariri dedi ki), bana Yahya, Mücalid'den, (O) Ebu'l-Veddak'tan, (O) Ebu Saîd'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) de rivayet etti ki...”[33]

2049. “(Ubeydullah b. Ömer el-Kavariri dedi ki), bana Yahya, Muhammed b. Amr'dan, (O) Ebu Seleme'den, (O) Ebu Hüreyre'den, (O da) Hz Peygamber'den (Sallaltahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) de rivayet etti ki,” O şöyle buyurdu:

"Mü'min tek bağırsaklık yer, kâfir ise yedi bağırsaktık yer!"[34]

 

Açıklama

 

Bu Hadisin değişik izahları yapılmıştır. Bunlardan birine göre bu Hadiste zahiri mana kastedilmemiş, onunla, mü'minin dünyaya ve diğer maddi şeylere karşı isteksizliği, kanaati, kâfirin ise bunlara karşı olan şiddetli arzusu ve düşkünlüğü anlatılmak istenmiştir. Buna yakın diğer bir izaha göre bu Hadis; mü'minin ibadeti, zühdü, işlerinin hesabını verme endişesi, helâl kazanç mecburiyeti gibi se­beplerle onun bir vasfının "az yeme" olduğunu ifade etmekte ve mümini az yemeye teşvik etmektedir. Kâfir ise, helâl-haram dü­şünmeden nefsinin istediği gibi yiyip içebilmektedir.[35]

 

14. Bir Kişinin Yemeği İki Kişiye Yeter

 

2050. “Bize Ebu Asım, îbn Cüreyc'den, (O) Ebu'z-Zübeyr'den, (O) Cabir'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) haber verdi ki,” O şöyle buyurdu:

"Bir kişinin yemeği iki kişiye yeter, iki kişinin yemeği dört kişiye yeter, dört kişinin ye­meği ise sekiz kişiye yeter!"[36]

 

15. Önünden Yiyen Kimse Hakkında

 

2051. “Bize Halid b. Mahled haber verip (dedi ki), bize Malik, Vehb b. Keysan'dan, (O da) Ömer b. Ebi Seleme'den (naklen) rivayet etti ki,”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) O'na (yani Ömer'e);

"Allah'ın adını söyle, (besmele çek) ve önünden ye!" buyurmuş.[37]

 

16. Tiritin Yanları Yeninceye Kadar Ortasından Yeme Yasağı

 

2052. “Bize Saîd b. Amir, Şu'be'den, (O) Ata' ibnu's-Saib'den, (O) Saîd b. Cübeyr'den, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) haber verdi ki;”

Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir büyük tas -veya (ravi) "bir çanak" demiştir- tirit getirilmiş, O da; "Kenarlarından -veya (Hz. Peygamber) "yanlarından" buyurmuş- yiyin, ortasından ye­meyin. Çünkü bereket onun ortasına iner!" buyurmuş.[38]

 

17. Sıcak Yemek Yemekten Men

 

2053. “Bize Abdurrahman b. ibrahim ed-Dımeşki rivayet edip (dedi ki), bize İbn Vehb, Kurre b.

Abdirrahman'dan, (O) ez-Zühri'den, (O) Urve'den, (O da) Esma bint Ebi Bekr'den (naklen) rivayet etti ki,”

O'na (yani Esma'ya) bir tirit yemeği ge­tirildiğinde O; yemeğin, şiddetli sıcaklığı ve buharı gidinceye kadar örtülmesini emreder ve

"Ben gerçekten Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem);

"Bu, daha bereketlidir!" buyururken işitmiştim" derdi.[39]

 

18. Rasulullah Hangi Katığı Daha Çok Severdi?

 

2054. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize el-Musenna b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Talha b. Nafi Ebu Süfyan rivayet edip (dedi ki), bize Cabir b. Abdillah rivayet edip dedi ki;”

“Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün elimi tutup (beni) evine (götürmüş) ve

"Hiç sabah yemeği -veya "hiç akşam yemeği" (Talha şüpheye düşmüştür)- var mı?" buyurmuştu. (Cabir) sözüne şöyle devam etti: Bunun üzerine (Hz. Peygamber'e) ekmek parçaları çıkarılmış, O da;

"Hiç katık yok mu?" buyurmuştu. (Ev­dekiler);

"Hayır, sadece biraz sirke var!" cevabını vermişlerdi. O zaman ('Hz. Peygamber);

"Onu getirin. Sirke ne güzel katıktır!" bu­yurmuştu.

Cabir, sözünün devamında şöyle dedi: Artık ben bunu Rasulullah'tan (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) duyduğumdan beri sirkeyi sev­mekteyim.

Ebu Süfyan da şöyle dedi:

“İşte ben bunu Cabir'den duyduğumdan beri onu (yani sirkeyi) sevmekteyim.”[40]

2055. “Bana Yahya b. Hassan rivayet edip (dedi ki), bana Sü­leyman b. Bilal, Hişam b. Urve'den, (O) babasından, (O) Hz. Aişe'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle buyurdu:

"Sirke ne güzel "idam: katık" -veya "udm: katık"-tır."[41]

 

19. Kabak

 

2056. “Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Malik, İshak b. Abdi1ah b. Ebi Talha'dan, (O da) Enes’ten (naklen) ri­vayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), içinde kabak ve kurutulmuş et bulunan bir çorba getirildiğini görmüştüm. Sonra da görmüştüm ki, (Hz. Peygamber) yemek için (çorbanın içinde) kabak araştırıyor.”[42]

2057.  “Bize el-Esved b. Amir haber verip  (dedi ki), bize Şu'be, Kata de'den, (O da) Enes'ten (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kabaktan hoş­lanırdı. (Enes) sözüne şöyle devam etti: İşte (bir gün) O'na (kabaklı bir yemek) sunulmuştu da, ben (ka­bakları) alıp önüne koymaya başlamıştım.”[43]

 

20. Zeytinyağının Üstünlüğü Hakkında

 

2058. “Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Süfyan, Abdullah b. İsa'dan» (O) Atâ'dan -ki bu, İbn Ebi Rebah de­ğildir-, (O da) Ebu Esîd el-Ensari'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Zey­tinyağı yiyin. Çünkü o, mübarektir. Onu katık yapın, onunla (sa­çınızı) yağlayın. Zira o mübarek bir ağaçtan çıkar."[44]

 

21. Sarmısak Yemek Hakkında

 

2059. “Bize Musedded rivayet edip (dedi ki), bize Yahya b. Saîd, Ubeydullah'tan rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Nafi', İbn Ömer'den (naklen) haber verdi ki,”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Hayber savaşında şöyle buyurdu:

"Kim şu bit­kiden -yani sarımsaktan- yerse, (kokusu ağzından gidinceye kadar) camiye sakın gelmesin!"[45]

2060. “Bize Ali b. Abdillah haber verip (dedi ki), bize Süfyan b. Uyeyne rivayet edip (dedi ki), bana Ubeydullah b. Ebi Yezid, babasından rivayet etti ki, Ümmü Eyyub O'na haber verip şöyle demiş:”

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize konuk olmuştu. Biz de, içinde şu sebzelerin bazısından bir şey bulunan bir yemek yapmaya çalışmıştık. Sonra bu (yemeği Hz. Peygamber'e) ge­tirdiğimizde, o hoşlanmamış ve Ashabına şöyle buyurmuştu:

"Siz yiyin. Çünkü ben sizden biri değilim. Doğrusu ben arkadaşımı (yani Cebrail'i) incitmekten endişe ediyorum!"[46]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:

"(Sarmısak yiyen kimse) hiç kimseyi rahatsız etmediğinde, onun yenmesinde hiçbir mahzur yok­tur."[47]

 

22. Tavuğun Yenmesi Hakkında

 

2061. “Bize Abdullah b. Saîd haber verip (dedi ki), bize ibn Uleyye, Eyyub'dan, (O) el-Kasım et-Temimi'den, (O da) Zehdem el-Cermi'den (naklen) rivayet etti ki, O şöyle dedi:”

“Biz Ebu Musa'nın yanındaydık. Derken yemeği sunulmuş ve yemeğinde tavuk eti takdim edilmişti. (Orada bulunan) toplulukta Teymullahoğullarından kızıl (renkli) bir adam vardı da o (yemeğe) yak­laşmamıştı. Bunun üzerine Ebu Musa ona şöyle demişti:

"Yaklaş! Çünkü ben Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ondan yerken gör­müştüm."[48]

2062. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan'dan, (O) Eyyub'dan, (O) Ebu Kılâbe'den, (O) Zehdem el-Cermi'den, (O da) Ebu Musa'dan (naklen) haber verdi ki,” O tavuktan bahsetmiş ve şöyle demiş:

"Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), onu yerken gör­müştüm."[49]

 

23. Yemeğini Muttakilerden Başkasına Yedirmekten Hoşlanmayan Kimse

 

2063. “Bize Abdullah b. Yezid el-Mukri haber verip (dedi ki), bize Hayve rivayet edip (dedi ki), bize Salim b. Ğaylan rivayet etti ki, el-Velid b. Kays kendisine haber vermiş ki; O, Ebu Saîd'den işitmiş ki... veya (Salim), Ebu'l-Heysem'den, (O da) Ebu Saîd el-Hudri'den (naklen rivayet etti) ki;”

O, Nebiyyullah'ı  (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyururken işitmiş:

"Sadece mü'minle arkadaşlık yap ve yemeğini yalnız muttaki olan yesin!"[50]

 

Açıklama

 

Bu Hadisin son cümlesi, "Sadece muttakilerle samimiyet kur, sa­dece onlarla içli-dışlı ol" şeklinde anlaşılmıştır. Çünkü Allah Azze ve Celle, iyi insanları tavsif ederken; "Onlar yemeği sevdikleri halde onu yoksula, yetime ve esire yedirirler"[51] buyurmaktadır ki, söz-konusu esir, muttaki olması bir tarafa, mü'min de değildir. Hz. Peygamber de, İslami hasletlerin en üstünlerinden biri olarak yemek ye­dirmeyi açıklamıştır.[52] Şu halde yukarıdaki Hadiste, "yemeğini yalnız muttaki olan yesin" cümlesiyle, sadece muttakilerle haşir-neşir olma kastedilmiş olmalıdır. Buna göre, beraber yemek yeme, fertler arasındaki münasebetlerin gelişmesinde çok etkili olduğu için, bu Hadiste böyle buyurulmuştur. Diğer taraftan bu Hadiste söz-konusu olan yasakların bir hikmeti, kötü etkilenmeyi Önlemektir. Bu sebeple, bu yasakların, daha ziyade, çabuk etkilenen bir yaradılışa sahip insanlara yönelik olduğu düşünülebilir.[53]

 

24. (Yiyeceklerden) İki Şeyi Birleştirmekte Hiçbir Mahzur Görmeyen Kimse

 

2064. “Bize Muhammed b. İsa haber verip (dedi ki), bize İb­rahim b. Sa'd, babasından, (O da) Abdullah b. Ca'fer'den (nak­len) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), salatalığı taze hurmalarla yerken görmüştüm.”[54]

 

25. (Hurmaları) İkişer İkişer Yeme Yasağı

 

2065. “Bize Ebu'l-Velid et-Tayâlisî haber verip (dedi ki), bize Şu'be rivayet edip (dedi ki), (bize) Cebele b. Sühaym rivayet edip dedi ki,”

“Biz Medine'de idik. Derken bize bir kıtlık isabet et­mişti. Bundan dolayı İbnu'z-Zübeyr (bize) yiyecek olarak hurma ve­riyordu. İbn Ömer ise bize uğruyor ve şöyle diyordu:

"İkişer ikişer ye­meyin. Zira Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), kişinin arkadaşından izin alıp (yemesi hariç), ikişer ikişer yemeyi yasaklamıştır."[55]

 

26. Kuru Hurma Hakkında

 

2066.”Bize Abdullah b. Mesleme haber verip (dedi ki), bize Ya'kub b. Muhammed b. Talha, Ebu'r-Rical'den, (O) annesi Amra'dan, (O da) Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ha­nımı Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki,” Rasulullah (Saliallahu Aleyhi ve Sellem), iki veya üç defa;

"Aişe! İçinde kuru hurma bu­lunmayan bir evin sakinleri açtır -veya, sakinleri aç kalmıştır-" bu­yurmuştu.[56]

2067. “Bize Yahya b. Hassan haber verip (dedi ki), bize Sü­leyman b. Bilal» Hişam b. Urve'den, (O) babasından, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet etti ki,” Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yanlarında kuru hurma bulunan ev sa­kinleri aç kalmaz."[57]

2068. “Bize Ebu Nuaym rivayet edip (dedi ki), bize Mus'ab b. Süleym rivayet edip dedi ki, Enes b. Malik’i, şöyle derken işit­tim:”

Hz. Peygamber'e (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kuru hurma hediye edilmiş, O da hemen onları dağıtmaya ("tehdiye"ye) başlamıştı.[58]

(Enes) şöyle de demişti:

“Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) aç­lıktan bitkin bir halde kuru hurma yerken görmüştüm.[59]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:

"Yuheddihi=onlan dağıtıyor" cümlesi, "onları buraya, şuraya gönderiyor" demektir.[60]

 

27. Yemekten Sonra Abdest Almak Hakkında

 

2069. “Bize Amr b. Avn, Halid'den, (O) Süheyl'den, (O) ba­basından, (O da) Ebu Hüreyre'den (naklen) haber verdi ki, O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:”

"Kim elinde et bulaşığı kokusu olduğu halde uyur da, kendisine bir bela isabet ederse, o sadece kendini kınasın!"[61]

 

Açıklama

 

Yemekten önce ve sonra abdest almaya dair merfu Hadisler var­dır. Bunların bir kısmı şöyledir:

"Yemeğin bereketi, öncesinde abdest almak, sonrasında abdest almaktır."[62]

"Yemekten önce ve sonra ab­dest almak, fakirliği bertaraf eder ve bu, Peygamberlerin sünnetlerindendir."[63]

"Kim Allah'ın, evinin iyiliğini çoğaltmasını arzu ederse, o, yemeği hazır olduğunda ve kaldırıldığında abdest alsın."[64] Dârimî (Rahmetullahi Aleyh), yukarıdaki bölüme koyduğu başlıkla, her­halde hepsi de zayıf olan bu Hadislere işaret etmek istemiştir. Alimlerin cumhuru bu Hadislerde söz konusu olan "Vudû=abdest" ile, "vüdû"un lügat manasının kastedilmiş olduğunu söylemişlerdir. "Vüdû"un lügat manası ise, "temizlik, güzellik"tir. Şu halde bu Hadislerdeki "vüdû"dan maksat, ellerin yıkanmasıdır. Dârimî'nin (Rah­metullahi Aleyh), yukarıdaki başlık altında, yemekten sonra ellerin yı­kanmasına işaret eden bir Hadis zikretmiş olmasından, O'nun da "vüdû" kelimesini lügat manasında kullanmış olduğu an­laşılmaktadır.

Birçok âlim ilgili Hadislere dayanarak, yemekten önce, temiz oldukları kesin olarak bilinmediğinde, ellerin ve yemekten sonra, yemek doğrudan elle yenmiş ve yemeğin eseri kalmışsa, ellerin ve ağzın yıkanmasının müstehab olduğunu söylemişlerdir. Bu, bazı âlimlere göre Sünnettir.[65]

 

28. Düğün Ve Ziyafet Yemeği Hakkında

 

2070. “Bize Yezid b. Harun haber verip (dedi ki), bize Humeyd, Enes'ten (naklen) haber verdi ki,” Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), üzerinde sarı boya lekesi gördüğü Abdurrahman b. Avfa;

"Bu durumun nedir?" buyurmuş, O da;

"Evlendim" demiş, (bunun üzerine Hz. Peygamber);

"Bir koyunla da olsa düğün yemeği ver!" buyurmuş.[66]

2071. “Bize Affân haber verip (dedi ki), bize Katâde, el-Hassan'dan, (O) Abdullah b. Osman es-Sekafi'den, (O da) Sakif kabilesinden bir gözü kör olan bir adamdan -(Katâde) demiş ki,”

“Bu (adama) "Ma'ruf' denilirdi, yani iyilikle nitelendirilir, övülürdü. Eğer ismi Zübeyr b. Osman değilse, isminin ne olduğunu bil­miyorum.- (naklen) rivayet etti ki,”

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Düğün yemeği birinci gün haktır, (yapılması ve gidilmesi gerekli bir iş, bir vecibedir), ikinci gün (yadırganmayan) bir iyiliktir, üçüncü gün ise duysunlar ve görsünler (diye yapılan bir iştir).”

Katâde şöyle dedi:

“Bana bir adam da Saîd ibnu'l-Müseyyeb'den (naklen) rivayet etti ki, O (yani Saîd, düğün yemeğine) birinci gün davet edilmiş, kabul edip gitmiş, ikinci gün davet edilmiş, kabul edip gitmiş, üçüncü gün davet edilmiş, o zaman elçiyi kovup davetine ica­bet etmemiş ve:

"(Bunlar) duysunlar, görsünler diye iş yapan kim­seler!" demiş.[67]

2072. “Bize Ebu'l-Muğire haber verip (dedi ki), bize el-Evzai, ez-Zühri'den, (O) el-A'rec'den, (O da) Ebu Hüreyre'den (nak­len) rivayet etti ki”, O şöyle dedi:

"En kötü yemek, zenginlerin davet edildiği, yoksulların terkedildiği düğün ve ziyafet yemeğidir. Kim (meşru) daveti (kabul etmeyip) terkederse, Allah'a ve Rasul'üne isyan etmiş olur."[68]

2073. “Bize Saîd b. Süleyman, Süleyman ibnu'l-Muğire'den, (O) Sabit'ten, (O da) Enes'ten (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Bir yemek yapmış olan bir adam Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) gelmiş, -ve O'nu davet edip-, ("Yemeğe buyurun!" manasına) eliyle işaret ederek şu şekilde,

"Ya Rasulullah!" demişti. Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de O'na işaret ederek,

("Beraber gelebiliriz!" manasına) şöyle yapmış ve Hz. Aişe'yi göstermişti. O,

"Hayır!" demiş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ondan yüz çevirmişti. O ikinci defa O'na ("yemeğe buyurun!" manasına) işaret etmiş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona (aynı şekilde, "beraber gelebiliriz!" manasına) işaret etmiş, (o kabul etmeyince) Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ondan yüz çevirmişti. O üçüncü defa ona ("yemeğe buyurun!" manasına) işaret etmiş, Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de ona;

"Bu da (gelsin!)" buyurmuş, o;

"Peki, (o da gelsin)" demiş, bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile Hz. Aişe, onun­la beraber gidip yemeğinden yemişlerdi.[69]

2074. “Bize Muhammed b. Yusuf, Süfyan'dan, (O) el-A'meş'ten, (O) Ebu Mes'ud'dan (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Ebu Şuayb isimli bir adam -ki, O'nun kasap bir kölesi vardı-, gelmiş ve (bu kölesine);

"Bana bir yemek yap, Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş kişiden biri olarak davet edeceğim" demişti. (Ebu Mes'ud sözüne devamla) dedi ki, (Ebu Şuayb'ın kasap kölesi yemeği yapmış), O da Rasulullah'ı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) beş (kişilik bir misafir topluluğunun) biri olarak davet etmişti. Sonra onların peşine bir adam takılmış, bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sel­lem) de şöyle buyurmuştu:

"Doğrusu sen bizi beş kişiden biri olarak davet ettin. Bu, bizim peşimize takılan bir adamdır. Artık dilersen ona izin verirsin, dilersen onu bırakırsın!"

(Ebu Mesud) dedi ki, O da izin vermişti.[70]

 

29. Tirit Yemeğinin Üstünlüğü Hakkında

 

2075. “Bize Amr b. Avn rivayet edip (dedi ki), bize Halid, Ebu Tuvale Abdullah b. Abdirrahman b. Ma'merden, (O da) Enes'ten (naklen) şöyle rivayet etti:” Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Aişe'nin kadınlara üstünlüğü, tiritin diğer ye­meklere üstünlüğü gibidir!"[71]

 

Açıklama

 

Tirit (serid), ekmeği küçük küçük doğrayıp et suyunda ıslatmak suretiyle yapılan bir yemektir. Tiritin içinde ekseriya et de bulunur. Bu yemeği, bilhassa etli olanını, Araplar çok severlerdi. Çünkü o iyi karın doyururdu. Tiritin üstünlüğü, kolay yapılış ve kolay hazmı ya­nında besleyici ve lezzetli oluşunda aranmıştır. Bununla beraber bu Hadisten, tiritin, diğer yemeklerden her bakımdan üstün olduğu an­laşılmadığı gibi, Allah O'ndan razı olsun, Hz. Aişe'nin (Radıyallahu Anha) de diğer bütün kadınlardan ve onlardan her bakımdan üstün olduğu hükmü çıkarılmamıştır. Hz. Aişe'nin (Radıyallahu Anha) üs­tünlük yönleri pek çoktur. Mü'minlerin annesi Hz. Aişe (Radıyallahu Anha), Hz. Peygambere (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sevgili bir eş olmuş, bilgin, güzel ahlâklı, takvalı, dili çok güzel (fasih ve beliğ) konuşan bir hanımdı. Sahabenin en meşhur yedi fakihinden biri Hz. Aişe'dir (Radıyallahu Anha). Hz. Peygamber'in (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve­fatından sonra 50 sene kadar uzun bir müddet hayatta kaldığı için O'ndan pek çok bilgi nakledilmiş, hatta Şer'i hükümlerin dörtte bi­rinin O'ndan nakledildiği söylenmiştir.[72]

 

30. Eti Kesmeyip Isırarak Yemeyi Tercih Eden KimseHakkında

 

2076. “Bize Ali ibnu'l-Medini rivayet edip (dedi ki), bize Süf-yan rivayet edip (dedi ki), bize Abdulkerim Ebu Umeyye ri­vayet edip dedi ki, Abdullah ibnu'l-Haris b. Nevfel şöyle dedi:”

“Babam beni Osman'ın başkanlığı (Halifeliği) zamanında evlendirmiş ve Rasulullah'ın (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Ashabından bir topluluğu (düğün yemeğine) davet etmişti. Davet ettiklerinin arasında çok yaşlı biri olan Safvan b. Umeyye de vardı. Derken O şöyle demişti: Mu­hakkak ki Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

"Eti ısıra ısıra yiyin. Çünkü bu, daha lezzetli ve daha hoştur."[73]

 

31. Yaslanarak Yemek Hakkında

 

2077. “Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Süfyan, Ali ibnu'l-Akmar'dan rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana Ebu Cuhayfe rivayet edip dedi ki,” Rasulullah (Sallaliahu Aleyhi ve Sellem),

"Ben yaslanarak yemem!" buyurdu.[74]

 

32. İlk Ürün Hakkında

 

2078. “Bize Nuaym b. Hammâd, Abdulaziz b. Muhammed'den, (O) Süheyl'den, (O) babasından, (O da) Ebu Hüreyre'den (naklen) haber verdi ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) turfanda bir şey, yani ilk ürün getirildiğinde O;

"Allah'ım, bize şehrimizde, ürünümüzde, müddümüzde ve sa'ımızda bereket üstüne bereket ver!” buyurur, sonra onu, yanında bulunan ço­cukların en küçüğüne verirdi.[75]

 

33. Hizmetçiye Yemek Esnasında İkramda BulunmakHakkında

 

2079. “Bize Ya'lâ rivayet edip (dedi ki), bize İsmail b. Ebi Halid, babasından, (O da) Ebu Hüreyre'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi: Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle bu­yurdu:

"Birinizin hizmetçisi yemeği getirdiği zaman onu (yemeğe) oturt­sun. Eğer kabul etmezse (eline yiyecekten bir şey) versin!"[76]

2080. “Bize Ebu'l-Velid rivayet edip (dedi ki), bize Şu'be, Mu-hammed b. Ziyad'dan rivayet etti ki, O şöyle demiş:”

“Ben Ebu Hüreyre'yi, Hz. Peygamberden (Sallalla.hu Aleyhi ve Sellem) şöyle bu­yurduğunu rivayet ederken işittim:”

"Birinize hizmetçisi bir yemek getirdiğinde onu yanına (yemeğe) oturtsun yahut ona bir-iki lokma -veya bir iki çiğnem- versin. Çünkü (yemeğin) sıcaklığını ve dumanını o çekmiştir!"[77]

 

34. Tatlı Ve Bal Hakkında

 

2081. “Bize Ferve b. Ebi'l-Mağra rivayet edip (dedi ki), bize Ali b. Mushir, Hişam b. Urve'den, (O) babasından, (O da) Hz. Aişe'den -Allah O'ndan razı olsun!- (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tatlıyı ve balı se­verdi."[78]

 

35. Abdestsiz Olarak Yeme-İçme Hakkında

 

2082. “Bize Kabisa rivayet edip (dedi ki), bize Süfyan, Amr b. Dinar'dan, (O) Saîd b. Ebi'l-Huveyris'ten, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Hz. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (bir gün) heladan çıktı, ardından kendisine yemek su­nuldu. (Yemeğe başlaması) üzerine O'na;

"Abdest almayacak mısın?" denildi, (O da;

"Namaz mı kılıyorum ki, abdest alayım?" buyurdu.[79]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:

"O, (yani seneddeki Saîd b. Ebi'l-Huveyris), ancak Saîd ibnu'l-Huveyris'tir."[80]

2083. “Bize Ebu Nuaym, Süfyan b. Uyeyne'den, (O) Amr b. Dinar'dan, (O) Saîd ibnu'l-Huveyris'ten, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi...[81]

“Ben Ebu Asım'ı da, İbn Cüreyc'den, (O) Amr b. Dinar'dan, (O) Saîd İbnu'l-Huveyris'ten, (O da) İbn Abbas'tan (naklen), kendi senediyle (bir önceki Hadisi) rivayet ederken işittim.”[82]

 

36. Cünüb Yiyebilir

 

2084. “Bize Sehl b. Hammâd rivayet edip (dedi ki), bize Şu'be, el-Hakem'den rivayet etti ki, O şöyle demiş: Ben İb­rahim'i, el-Esved'den, (O da) Hz. Aişe'den (naklen) rivayet ederken işittim ki,” O şöyle demiş:

"Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cünüb olup da yemek veya uyumak istediğinde abdest alırdı."[83]

 

37. Tencereye (Yemeğin) Suyunu Çok KoymakHakkında

 

2085. “Bize Ebu Nuaym haber verip (dedi ki), bize Şu'be, Ebu İmran el-Cevni'den, (O) Abdullah ibnu's-Samit'ten, (O da) Ebu Zerr'den (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

“Bana Dostum (Hz. Peygamber) (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tavsiyede bulunup şöyle buyurdu:”

"Bir çorba pişirdiğin zaman suyunu çok koy. Sonra da kom­şularından bir evin sakinlerini araştır ve onlara ondan (birkaç kepçe) alıp(ver).”[84]

 

38. Yemek Esnasında Ayakkabıları ÇıkarmakHakkında

 

2086. “Bize Muhammed b. Saîd haber verip (dedi ki), bize Ukbe b. Halid, Musa b. Muhammed b. İbrahim'den rivayet etti (ki, O şöyle demiş): Bana babam, Enes b. Malik'ten rivayet etti ki,” O şöyle demiş:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Yemek koyup (da yiyeceğiniz) zaman ayakkabılarınızı çıkarın. Çünkü bu, ayaklarınız için daha rahatlatıcıdır"[85]

 

39. Yemek Yedirmek Hakkında

 

2087. “Bize İbrahim b. Musa haber verip (dedi ki), bize Cerir, Atâ ibnu's-Saib'den, (O) babasından, (O da) Abdullah b. Amr'dan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Rahmana ibadet edin, selâmı yayın ve yemek yedirin ki, Cennetlere giresiniz!"[86]

 

40. Yemek Çağrısı (Davet) Hakkında

 

2088. “Bize el-Hakem ibnu'l-Mübarek haber verip (dedi ki), bize Abdulaziz b. Muhammed, Musa b. Ukbe'den, (O) Nafi'den, (O da) İbn Ömer'den (naklen) rivayet etti ki,” Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"(Bir yemeğe) davet edildiğinizde davet edene icabet edin, (davetine gidin)."

(Nafi’) demiş ki, "Abdullah (İbn Ömer), yemek çağrısına düğünde ve düğün dışında giderdi. O ona, oruçlu iken de giderdi."[87]

 

41. Fare Tereyağına Düşüp Ölürse (Ne Yapılır?)

 

2089. “Bize Ali b. Abdi İlah haber verip (dedi ki), bize Süfyan, ez-Zühri'den, (O) Ubeydullah b. Abdillah'tan, (O) İbn Abbas'tan, (O da) Hz. Meymûne'den (naklen) rivayet etti ki,”

Rasulullah'a (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), tereyağına düşen farenin (hükmü) sorulmuştu da, O şöyle buyurmuştu:

"Onu etrafıyla beraber atın ve (geri kalan yağı) yiyin!"[88]

2090. “Bize Muhammed b. Yusuf, İbn Uyeyne'den (naklen),kendi senediyle (yukarıdaki Hadisin benzerini) rivayet etti.”[89]

2091. “Bize Halid b. Mahled rivayet edip (dedi ki), bize Malik, İbn Şihâb'dan, (O) Ubeydullah b. Abdillah'tan, (O da) İbn Abbas'tan (naklen) rivayet etti ki,” O şöyle dedi:

Hz. Pey­gambere (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), tereyağına düşüp ölen farenin (hükmü) sorulmuştu da, O şöyle buyurmuştu:

"Onu, etrafıyla beraber alıp atın (ve geri kalan yağı yiyin.)"[90]

2092. “Bize Zeyd b. Yahya rivayet edip (dedi ki), bize Malik, İbn Şihâb'dan, (O) Ubeydullah b. Abdillah'tan, (O) İbn Abbas'tan, (O) Hz. Meymûne'den, (O da) Hz. Peygamber'den (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (naklen) onun, (yani bir önceki Hadisin) ben­zerini rivayet etti.”[91]

Ebu Muhammed (ed-Dârimî) dedi ki:

"(İçine fare düşen yağ), eri­miş olduğu zaman o dökülür, (yenmez)."[92]

 

42. Diş Aralarında Kalan Kırıntıları ÇıkarmakHakkında

 

2093. “Bize Ebu Asım haber verip (dedi ki), bize Sevr b. Yezid rivayet edip (dedi ki), bize Husayn el-Himyeri rivayet edip (dedi ki), bana Ebu Sa'di'1-Hayr, Ebu Hüreyre'den -Allah Azze ve Celle O'ndan razı olsun- haber verdi ki,” O şöyle demiş:

Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Kim (bir şey) yerse, (yedikten sonra) dişlerinin arasında kalan kırıntıları (kürdan vb. bir şeyle) çıkarsın ve dişlerinin arasından çıkardığı bu şeyleri atsın. Di­liyle (çıkarıp ağzında) dolaştırdığı şeyleri ise yutsun!"[93]

 



 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[15] Müslim, Eşribe, 105(3/1598); Tirmizi, Et'ıme, 9(4/257-258); Muvatta, Sifatu'n-Nebi, 6/ 2/922-923); Müsned, 2/33,106., Ebu Muhammed Abdullah b. Abdirrahman ed-Darimi es-Semerkandi (Abdullah Aydınlı), Sünen-i Darimi Tercüme Ve Şerhi, Madve Yayınları, Madve Ofset, İstanbul, 1996: 4/331