Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Hadis - Kuran - Musnedihanife

TEFSİR BAHSİ

 

(15 Hadistir)

 

498/1   İbn Abbâs radiyallahü anhümâdan, azîz ve celîl olan Allah'ın, «Elif, lâm, mîm» sözünün anlamı şu olduğu rivayet edildi: «Ben Allah'ımı bilirim.»

 

499/2   Ebû Seleme bin Sibt'in şöyle dediği rivayet edildi:

«El-Dahhâk İbn Mezâhim'in yanındaydım. Bir adam ona:

«!..zira, biz seni  iyilik edenlerden görüyoruz.[1]  (mealindeki) ayette  geçen  (Yusuf  aleyhisselâmın)  iyilikleri-    nelerdi?» diye sordu. Cevap verdi:

 O, zindanda iken biri rte zaman srkişsa, ümitsiz kalsa onu tesel­li eder, ferahlatırdı. Biri hasta olsa sormaya gider, yardımına koşardı. Bi­ri  bir şeye muhtaç olsa onun [bu  ihtiyacını gidermeye çalışırdı.»

 

500/3   Ebû Saîd  el-Hudrî'-nin şöyle  dediği  rivayet edildi: Nebî sailallahü aleyhi ve sellem buyurdu  ki:

«Müminin   süratli   anlayışından   sakının!   Zira  o, Allah tealânın  nuru ile bakar.»

Sonra şu âyeti okudu: Meali):

«Şüphe yok ki bunda düşünenlere ibretler var.» [2]

 

501/4   İbn Abbâs'ın şöyie dediği rivayet edildi:

Resûlullah sailallahü aleyhi ve selle-m buyurdu ki:

«Andolsun   Rabbine  ki, onların  hepsirre     soracağız  yapti'klan  şeyle-

[3]âyete, sorulacak olan «Lâ ilahe illallahtır.

 

502/5   İbn Abbas'm  şöyle  dediği rivayet  edildi:

Resûiuilah   sallallahü  aleyhi  ve  seilem  Cifeni aleyhi'selâm

« Bize yapmakta olduğunuz ziyaretleri daha çok yapamaz mısınız?»

diye sordu.

Bundan  bir  kaç  gece  sonra şu âyet indi:

«Biz melekler, ancak rabbinin emriyle inebiliriz; onundur ve varsa ilerimizde ve ne varsa gerimizde ve ne varsa gerimizde ve ne varsa Ikisi arasında (ve rabbin hiçbirşeyi unutmaz.)» [4]

 

503/6   Ümmü Hâni'in şöyle dediği rivayet edildi:

Hz. Peygambere sordu-m:

«— Ey Allah'ın Resulü: Lût kavmi, meclislerinde yapmış oldukları her

türlü kötülük ne idî?»

Resûlullah cevap verdi:

« Parmaklariyle yolda gelip geçerre hurma çekirdeği veya çakıl ta­şı atarlar ve onlarla alay ederlerdi.»

 

504/7  İbn Ömer'den rivayet edildi:

-Öyle bir Allah'tır ki sizi «zayıf» (min da'f) bir sudan yaratmıştır, son­ra bir «zayıflık» oian çocukluk çağından çıkarıp güç kuvvet vermiştir s:ze, sonra kuvvetli çağdan gene bir «zayıflık- (da'f) çağına ve ihtiyarlık yaşı­na getirmiştir sizi...» [5]

Hz.  Peygamberin huzurunda bu  (mealdeki) âyeti, İbn Ömer okuyun­ca, «min da'f»  diye okuduğu kelimeyi,  «min du'f»  oku!» diye emretti.

 

505/8  Abdullah {bin Mesûd) un şöyle dediği rivayet edildi: «Ed-Duhân ve Batsa' [6] Hz. Peygamber zamanında vtfku bulmuştu.»

 

506/9 Hz. Aişe'nin şöyle dediği rivayet edildi: Resûluliah sallallahü aleyhi ve seilem buyurdu ;ki: «Çocuklarınız  kendi kazançlarınız olup, onlar sizlere Allah'ın vergisi-dir.»  «Dilediğine 'kız ve dilediğine erkek evlât verir.» [7]

 

507/10    Hz.  Peygamberin  azadlısı  Sevbân'ın  şöyle dediği rivayet edildi: . Resûlullah sallallahü  aleyhi ve sellemden duydum  şöyle  buyurdu:  

«Dünya her şeyiyle benim olsa, yine şu âyet kadar sevinmem:

«De  ki: Ey nefislerine  uyup hadden aşın  hareket eden  kullarım, Al­lah'ın  rahmetinden  ümit  kesmeyin;  şüphe  yok ki Allah  bütün  suçları' ör ter.» [8]

Hz. Peygamber-a. o zaman biri sordu:

«— Allah'a ortak koşan da mı?»

Resûlullah (S.A.V) buna cevap vermedi. Adam:

«— Allah'a   ortak koşanda mı?!..»  diye  tekrar sordu. Yine bir müd­det sükût edip:

«__ Evet, bilin ki Allah'a  ortak koşan da (ümidini kesmesin).» ceva­bını verdiler.

 

508/11    İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edildi:

Vahşî, Hz. Hamza'yı öldürdükten sonra bir müddet küfrü üzere kaldı. Sonra kalbinde İslâm olma düşüncesi doğuverdi. Bunu Hz. Peygamber'e bildirerek:

« Bununla beraber, dedi, senden duydum, Allah'ın Kitab'ından nak­len: «Ve öyle kişilerdir onlar, ki Allah'la beraber baş!ka bir mabuda kulluk etmezler ve haklı olmadıkça Allah'ın haram ettiği bir cana kıyıp kimse­yi öldürmezler. Ve zina etmezler ve kim 'bunları yaparsa cezaya düşer.» Kıyamet günürrdeyse azabı kat kat arttırılır ve hor ve hakir bir halde, ebe­dî olarak azabta kalır.», [9] diyordun. Ben ise bunların hepsini yaptım. Be­nim  için bir kolaylık var »mıdır?» Q zaman CPbrîl inerek Hz.  Peygambere:

«— Ona söyle ki: «Ancak tövbe edip inanan ve iyi işler işliyen müs­tesna. O çeşit kişilerdir ki Allah, kötülüklerim iyiliklere tedbil eder onla­rın, ve Allah suçları Örter, Rahîmidr.» [10] dedi.

Nebi sallallahü aleyhi ve seliem ona bu âyeti gönderdi. Âyeti kendi­sine okuyunca:

« Şüphesiz bu âyette şartlar" var. Bunları yapamamaktan korkuyo­rum. Ey Muhammedi Bu âyetin gösterdiğinden, daha çok kolaylık göste-diğinden, daha çok kolaylı'k gösteren bir şey elinde var mı?» diye bildirdi:»

O zaman Cibril şu âyeti indirdi:

«Şüphe yok ki Allah, kendi'sirce eş tanıyanları yarhğamaz, ondan baş­ka, dilediğinin  bütün suçlarını yarhğar...»   [11]

Hz. Peygamber bu âyeti yaztp Vahşîye gönderdi.

Âyeti kendisine okuyunca şöyle konuştu:

«— Diyor ki: Hiç şüphesiz, Allah kendisine eş tanıyanları yarlığamaz ondan başika dilediğinin bütün suçlarım yarlığar. Ben, bilmiyorum, belki de yarlığamak istediği ben olmryacağtm. Eğer âyet, «Ondan başka günah­ları affeder.» şevklinde olsaydı ve «...dilediğini...» demeseydi oiurdu. Ey Muhammed, belki elinde bundan daha çok geniş bir âyet vardır.»

Vahşî'nin bu  sözü üzerine  Cibril şu âyeti  getireii:

«De ki: Ey nefislerin-e uyup hadden aşırı hareket eden kullarım, Al-lahrın rahmetinden ümit kesmeyin; şüphe yok ki Allah bütün suçları ör­ter.» [12]

Nebi sallallahü aleyhi  ve  seİlem bu âyeti  yazıp Vahşî'ye gönderdi: Kendisine  âyeti   okuyunca:

*— Bu âyete gelince, evet» dedi ve İslama girdi. Hz. Peygamber'e de gönderdiği haberde şöyle dedi:

«— Ey Allah'ın Resulü! İslâmı gerçekten kabul ettim. Seninle aörüş-meme  izin verir  misin?.»

Vahşî'nir; bu  isteğine  Nebi  (S.A.V)  şu  cevabı  gönderdi: Yanıma  geldiğinde  yüzünü   ört.  Gözlerimi,  amcam   Hamza'nın ka­tiliyle doldurmağa gücüm yetmez.:»

Vahşî  bu  sözler  karşısında  sustu.

Bir müddet sonra Müseyleme [13] Hz. Peygambere şu mektubu gönderdi:

« Allah'ın elçisi Museyleme'den Allah'ın elçisi Muhammed'e. Yer­yüzünde sana ortak kılındım. Bundan böyle yeryüzünün yarısı ben-im ya­nsı Kureyş'in. Ancak Kureyş, tümünü kendisi almak istediğinden, sınırı te­cavüz ediyor.»

İki kiş| bu yazıyı Hz. Peygamber'e getirip verdiler. Yazı kendisine oku­nunca bu iki elçiye dönerek:

« Elçi olmasaydınız, ikinizi de öldürtürdüm» dedi, ve Alı] bin Ebî Tâli'b'i  çağırdı,  şu  mektubu yazmasmi  emretti:

«— Rahman ve Rahim olan Allah'ın adiyle. Allah'ın Resulü Muham-med'den  «yalancı»  Müseyleme'ye.

Selâm doğru yolda olanın üzerine olsun. Dinle! Şüphe yak ki yeryü­zü Allah tealânın olup kullarından dilediğine miras olarak kalır. Ve sonuç (Allah'tan)  çekinenlerindir.  Ve  Saüailahu  alâ  Seyyidina  Muhammed.»      . "

Müseyleme'mn Hz. Peygambere yazdığı şeyleri haber alan Vahşî, mızrağını çıkardı ve biledi. Onu öldürmeğe karar verdi. Bu azimle yaşadı ve nihayet Yemâme savaşında onu öldürdü.

 

509/12    Ebû Z-Zerâ'nın  şöyle dediği rivayet edildi:

Resûluliah (S.A.V.) buyurdu ki:

«İman sahiplerinden (fâsık olanlar) şefaatim ile ateşten elbette çıkar­lar.  Öyleiki orada  yalnız  şu âyetin  bildirdikleri  kalır:  meâien:

«Nedir derler Cehenneme sokan sizi? Derler ki: Namaz kılmazdık, ve yoksulu doyurmazdrk, ve boş lâflarla azgınlığa dalanlarla biz de dalardık, ve ceza gününü yalanlardık, bize Ölüm gelip çatıncaya dek. Derken şefaat­çilerin şefaati fayda vermez onlara.» [14]

 

(a)    Bir rivayette İbn Mesüd şöyle dedi:

İmân sahiplerinden bir takım kimseleri Allah Cehennem ateşiyle azap-landırdiktan sonra, Muhammed (S.A.V) in şefaatiyle çıkarır, ve orada yal-mz şu âyetin  bildirdiği 'kimseler kalır:  (tüfkçesi):

«Nedir, -derler, Cehenneme sokan sizi? Derler ki: Namaz kılmadık, ve yoksulu doyurmadık ve boş lâflarla azgınlığa dalanlarla biz de dalardık...» [15]

 

510/13  İbn Mesûd'un şöyle dediği  rivayet edildi;

«(Cehennem) ateşinde (ebedî} kalacak olanlar, yalnız Allah'ın şu âyet­te sözünü ettiği kimselerdir; (türkçesi):

«Nedir, derler, Cehenneme sokan sizi? Derler ki; Namaz kılmazdık, ve yoksulu doyurmazdik, ve boş lâflarla azgınlığa dalanlarla biz de daîar-dck, ve ceza gününü yalanlardık, bize ölüm gelip çatıncaya dek. Derken şe­faatçilerin şefaati fayda vermez onlara» [16]

 

511/14   Ebu salih ‘in   şöyle dediği rivayet edildi (Ayetteki) el hukub [17] seksen senedir onda dünya günleri sayısınca günler vardır

 

512/15    Ebü  Z-Zübeyr'in   dediği   rivayet edildi: _ «Sözün en güzelini tasdik eylerse»  [18] huzurunda okununca, buyurdu ki- sözün» en güzeli ilahe lllallâh-dır.

 



[1] Yûsuf  (12),  36

[2] hicr (15), 75

[3] -Hicr (15), 92-93

[4] Meryem (19). 64

 

[5] Rûm (30), 34

[6] Duhan  sûresinin  10. ve  16.  âyetlerinde geçen bu  iki  kelimeye çeşitli  anlamlar verilmiştir. Öğrenildiğine göre, Hz. Peygamber, azgın  Kureyşe  beddua etmiş, böylece kıt-lik ve  feiâkete  duçar olmuşlardı. Ve «duhan.  yani  dumanı o zaman  görmüşlerdi. Abdul-' 'ah  İbn   Mssûd,  âyette   geçen  -batsa'-nm Bedir Savaşı  günü  olduğunu söylemiştir.  (Alî. s. 211)

[7] Sûra Sûresi 42. 49

[8] Zümer Süresi 39 53 296

[9] Furkan  s.  25, 68-69

[10] Furkan  s. 25, 70

[11] Nisa s. 4. 48

 

[12] _ Zümer s. 39.  53.

[13] Müseyieme,  yalancı   peygamberlerdendir.  Hz.  Peygamber  hayatta iken  peygam­berlik iddiasına başladı.

[14] Müddessir 74, 42-45.

[15] Müddessir 74, 42-45.

[16] Müdessir 74,  42-4S

[17] Nebe  Süresinin   23"   ayetinde:   -Devirlerce   (ahkab)cehennemin içinde kalacaklar deniyor Rivayette bu kelime açıklanıyor

[18] Leyi, 6.