SAVAŞ İÇİN YOLA ÇIKMAK BÖLÜMLERİ - Tirmizi - 9. Sayfa
SAVAŞ İÇİN YOLA ÇIKMAK BÖLÜMLERİ
Ø yolculukta namazları kısaltmak
(Bu bölüm Arapça orijinal ismi Ebvab-üs Sefer (Yolculuk) bölümleri demektir. Biz burada savaş için yola çıkmak olarak tercüme ettik çünkü Rasûlullah (s.a.v.) hayatında savaş dışında bizim bildiğimiz şekilde bir yolculuk -davet ve hicret dışında- yoktur.)
544- Abdullah b. Ömer (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.) Ebû Bekir, Ömer ve Osman ile yolculuğa çıktım, öğle ve ikindi namazlarını ikişer ikişer olarak kılarlar ne farzdan önce ne farzdan sonra sünnet namaz kılmazlardı. Abdullah b. Ömer diyor ki: Farzdan önce ve sonra sünnet kılınması gerekmez eğer fazladan namaz kılınacak olsaydı farzı dörde tamamlardım. (Muvatta, Kasr-us Salat: 2; Nesâî, Taksirus Salat: 1)
Tirmîzî: Bu konuda Ömer, Ali, İbn Abbâs, Enes, Imrân b. Husayn ve Âişeden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: İbn Ömer hadisi hasen garibtir. Bu hadisi böylece Yahya b. Süleym rivâyetinden bilmekteyiz.
Muhammed b. İsmail diyor ki: Bu hadis Ubeydullah b. Ömerden, Suraka ailesinden bir adamdan ve İbn Ömerden rivâyet edildi.
Tirmîzî: Atıyye el Avfî yoluyla İbn Ömerden Rasûlullah (s.a.v.)in yolculukta sünnet kıldığı rivâyet edilmişse de Rasûlullah (s.a.v.), Ebû Bekir, Ömer ve Osmanın ilk dönemlerinde yolculukta namazları kısalttıkları sahih olarak sabittir.
Rasûlullah (s.a.v.)in ashabından ve başkalarından pek çok ilim adamı bu hadisle amel etmişlerdir. Âişe (r.anha)nın yolculukta tam kıldığı da rivâyet edilmiştir.
Uygulama, Rasûlullah (s.a.v.) ve ashabından gelen rivâyete göredir. Şâfii, Ahmed ve İshâk aynı görüşte olup Şâfii şu ilaveyi yapar: Yolculukta kısaltma ruhsattır, tam kılınırsa da caiz olur.
545- Ebû Nadre (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Imrân b. Husayna yolculuk namazından soruldu o da şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.) ile Hac yaptım, Hac esnasında hep iki rekat kıldı. Ebû Bekir ile Haccettim iki rekat kıldı. Ömer ile Haccettim iki rekat kıldı. Osmanın halifeliğinin altı ve yedinci senesinde Haccettim; Oda iki rekat kıldı. (Nesâî, Taksirus Salat: 4)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
546- Mâlik b. Enesin şöyle dediği işitilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile Medînede öğleyi dört rekat, Zülhüleyfede ikindiyi iki rekat olarak kıldık. (Nesâî, Taksirus Salat: 4)
Tirmîzî: Bu hadis sahihtir.
547- İbn Abbâs (r.a.)den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.), Medîneden Mekkeye yola çıktı hiçbir düşman korkusu yokken sadece Alemlerin Rabbinin korkusu varken namazları iki rekat kıldı. (Nesâî, Taksirus Salat: 4; Muvatta, Kasrus Salat: 2)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
bölüm: 392
Ø namazları kısaltmada zaman ve yer uzunluğu ne kadardır?
548- Enes b. Mâlik (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) Medîneden Mekkeye yola çıktık namazları iki rekat kıldı. Ebû İshâk el Hadremi diyor ki: Enese: Rasûlullah (s.a.v.), Mekkede kaç gün kaldı dedim; On gün dedi. (Nesâî, Taksirus Salat: 4; Ebû Dâvûd, Salatüs Sefer: 10)
Tirmîzî: Bu konuda İbn Abbâs ve Câbirden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Enes hadisi hasen sahihtir. İbn Abbâs (r.a.), yoluyla gelen bir rivâyette Rasûlullah (s.a.v.)in bir seferinde ondokuz gün kaldığı halde iki rekat kıldığı on dokuz günden fazla kalırsak dört rekat kılarız dediği de rivâyet edilmiştir. (Bir sonraki hadis)
Yine Ali (r.a.)den: Kim bir yerde on gün kalırsa namazları tam kılar şeklinde bir rivâyet daha gelmiştir.
İbn Ömer (r.a.)den: Kim bir yerde on beş gün kalırsa namazları tam kılar rivâyeti de vardır. On iki gün kalırsa rivâyeti de vardır. Saîd b. Müseyyebden Dört gün kalan dört gün kılar şeklinde bir rivâyeti de Katâde ve Atâ el Horasanî rivâyet etmişlerdir. Dâvûd b. ebî Hind ise değişik bir rivâyet ortaya koymaktadır. İlim adamları bu konuda değişik görüşler ortaya koymuşlardır.
Sûfyân es Sevrî ve Küfeliler namazları kısaltma süresini on beş gün olarak sınırlamışlar. On beş gün kalacağına niyet edenin namazı tam kılacağını söylemektedir. Mâlik, Şâfii ve Ahmed; Dört gün kalacağını niyet ederse bile namazı tam kılmalıdır demektedirler.
İshâka gelince İbn Abbâsın hadisini en kuvvetli görüş olarak görmekte ve şöyle demektedir: İbn Abbâs bu hadisi Rasûlullah (s.a.v.)den rivâyet etmekte ve on dokuz günü geçince tam kılacağını bizzat tatbik ederek örneklemiştir.
İlim adamları ne kadar kalacağına niyet etmeyen kimsenin yıllarca kalsa bile namazları kısa kılabileceği kanaatinde ittifak etmişlerdir.
549- İbn Abbâs (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), bir sefere çıktı; On dokuz gün iki rekat iki rekat kıldı. İbn Abbâs diyor ki: Biz de bir yerde on dokuz gün kalırsak ikişer ikişer kılarız, eğer bu süreyi geçerse dört kılarız. (Müslim, Salat-ül Müsafirin: 2)
Tirmîzî: Bu hadis garib hasen sahihtir.
Ø yolculukta kılınan nafile namazlar
550- Berâ b. Âzib (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile on sekiz seferde beraber oldum; Güneş batıya kayınca öğleden önceki kıldığı iki rekat sünneti hiç terkettiğini görmedim. (Ebû Dâvûd, Salat-üs Sefer: 6)
Tirmîzî: Bu konuda İbn Ömerden de hadis rivâyet edilmiştir. Tirmîzî: Berâ hadisi garibtir.
Bu hadisi Muhammede sordum bu hadisi sadece Leys b. Sadın rivâyetiyle biliyor ve Ebû Büsre el Gıfârîyi tanımıyordu. Hadisi de hasen olarak görüyordu.
İbn Ömerden; Rasûlullah (s.a.v.) yolculuklarda farzların öncesinde ve sonrasında nafile namaz kılmadığı da rivâyet edilmiştir. Yine İbn Ömerden yolculukta Rasûlullah (s.a.v.)in nafile namaz kıldığı da rivâyet edilmiştir. Rasûlullah (s.a.v.)den sonra ilim adamları bu konuda değişik görüşler ortaya koymuşlardır; Sahabeden bir kısmı yolculukta nafile namaz kılınabileceği kanaatindedirler. Ömer b. Hattâb, Ali b. ebî Tâlib, Abdullah b. Mesûd, Ahmed ve İshâk bunlardandır.
Bir gurup ilim adamı ise ne farzdan önce ne de farzdan sonra nafile kılınmaması görüşündedirler. Yolcukta nafile kılmamanın açıklaması; ruhsatı kabul etmektir. Fakat kılanlara büyük sevap vardır. İlim adamlarının çoğunluğu bu kanaatte olup yolculukta nafile kılınabilir de demektedirler.
551- İbn Ömer (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile yolculuklarda öğle namazını iki rekat olarak sonunda da iki rekat sünneti beraberce kıldım. (Tirmîzî rivâyet etmiştir.)
Tirmîzî: Bu hadis hasendir. İbn ebî Leylâ bu hadisi Atıyye ve Nafi yoluyla İbn Ömerden rivâyet etmiştir.
552- İbn Ömer (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte yolculuklarda ve yolculuk dışında pek çok namaz kıldım, yolculuk dışında onunla öğleyi dört, öğleden sonra iki rekat sünneti kıldım. Yolculukta ise; öğleyi iki rekat sonrada iki rekat sünneti, ikindiyi iki rekat farz olarak kıldım, sonunda bir şey kılmamıştı. Akşam namazı yolculukta ve yolculuk dışında hep üç rekat idi eksiltme ve fazlalaştırma olmamıştı çünkü o akşam namazı gündüzün vitiridir, onun arkasından iki rekat namaz kıldım. (Nesâî, Taksirus Salat: 5)
Tirmîzî: Bu hadis hasendir.
Muhammedden işittim dedi ki: İbn ebî Leylâ, bundan daha çok beğendiğim bir hadis rivâyet etmemiştir. Yani ben ondan sadece bir hadisi rivâyet ettim.
Ø iki vakit namazını bir vakitte bir arada kılmak
553- Muâz b. Cebel (r.a.)den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.), Tebûk gazvesinde mola verip hareket edeceğinde öğle vakti girmemiş ise öğleyi ikindi vaktine geciktirir ve ikisini bir arada kılardı, öğle vakti girdikten sonra hareket edecekse ikindiyi öne alarak ikisini birlikte kılar, sonra hareket ederdi. Akşamdan önce hareket edeceği zaman akşam namazını geciktirerek onu yatsı ile beraber kılar; şayet akşamdan sonra hareket edecekse yatsı namazını öne alarak akşamla beraber kılardı. (Ebû Dâvûd, Salat-üs Sefer: 5; Muvatta, Kasr-us Salat: 1)
Tirmîzî: Bu konuda Ali, İbn Ömer, Enes, Abdullah b. Amr, Âişe, İbn Abbâs, Üsâme b. Zeyd ve Câbirden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Bu konuda Üsâme hadisi daha sahihtir. Ali b. el Medinî, Ahmed b. Hanbel ve Kuteybeden de bu hadisi rivâyet etmiştir.
554- Ali el Medinî (r.a.), Ahmed b. Hanbelden ve Kuteybeden bu hadisin benzerini nakletmiştir.
Muâz hadisi hasen garibtir. Bu hadisi sadece Kuteybe rivâyet etmiş olup ondan başka bu hadisi Leysden rivâyet eden tanımıyoruz. Leysin Yezîd b. ebî Habibden, Ebû-t Tufeylden, Muâzdan rivâyeti garibtir. Çünkü hadisçilerce bilinen rivâyet Ebûz Zübeyrin, Ebû-t Tufeyl yoluyla Muâzdan yaptığı şu rivâyettir: Rasûlullah (s.a.v.) Tebûk Gazvesinde öğle ile ikindi namazını, akşam ile yatsı namazını bir arada kılardı. Bu hadisi Kura b. Hâlid, Sûfyân es Sevrî, Mâlik ve diğerleri Ebûz Zübeyr el Mekkîden rivâyet etmişlerdir. Şâfii bu hadisle amel etmiş olup Ahmed ve İshâkta derler ki: Yolculukta iki vakit namazın birini öne alıp diğerinin vakti içerisinde veya birini geciktirerek diğerinin vakti içerisinde ikisini bir arada kılmakta bir sakınca yoktur.
555- İbn Ömer (r.a.)den rivâyete göre: Ailesinden birilerinin yardımına koşması istenince hızlı yürümesi gerekti akşam namazını şafak kaybolup ortalık kararıncaya kadar geciktirdi sonra konaklayarak ikisini bir arada (akşam ile yatsı namazını) kıldı ve Rasûlullah (s.a.v.)in hızlı yürümesi gerektiği zaman böyle yaptığını haber verdi. (Nesâî, Mevakît: 14; Muvatta, Kasr-us Salat: 1)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Yezîd b. ebî Habibden, Leysin rivâyet ettiği hadis hasen sahihtir.
Ø yağmur duası namazı
556- Abbâd b. Temîm (r.a.)in amcasından rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.) ashabıyla yağmur duasına çıkmıştı da onlara iki rekat namaz kıldırdı, bu iki rekatta sesli okudu, elbisesini ters giyerek kıbleye dönerek yağmur istedi. (Nesâî, İstiska: 6; Muvatta, İstiska: 2)
Tirmîzî: Bu konuda İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, Enes ve Âbillahmden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Abdullah b. Zeyd hadisi hasen sahihtir.
İlim adamları bu hadise göre amel ederler. Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Abbâd b. Temîmin amcası Abdullah b. Zeyd, Âsım el Mâzinîdir.
557- Âbillahm (r.a.)den rivâyete göre: Bizzat kendisi Rasûlullah (s.a.v.)i Medînenin Ahcaruzzeyt denilen mıntıkasında ellerini başı hizasını geçmeyecek şekilde kaldırmış yağmur istemek için dua ederken gördü. (Ebû Dâvûd, İstiska: 2)
Tirmîzî: Kuteybe bu hadisi Âbillahmden diyerek bize aktarmıştır. Rasûlullah (s.a.v.)den rivâyeti olarak sadece bu tek hadisi biliyoruz.
Âbillahmin azatlı kölesi Umeyr, Rasûlullah (s.a.v.)den pek çok hadis rivâyet etmiş olup Rasûlullah (s.a.v.)i gören ve sohbet eden birisidir.
558- Abdullah b. Kinâne (r.a.)in babasından rivâyete göre, şöyle demiştir: Velid b. Ukbe, Medîne valisi iken beni İbn Abbâsa gönderdi, Ona Rasûlullah (s.a.v.)in yağmur duası namazını sormak için geldim o da şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.) yakışıklı elbiseler içerisinde olmaksızın alçak gönüllü vaziyette yalvarıp, yakararak namazgaha çıktı; sizin hutbeleriniz gibi bir hutbe okumadı fakat dua yalvarış ve tekbîrlere devam ederek iki rekat bayram namazına benzer namaz kıldırdı. (Ebû Dâvûd, İstiska: 1; Buhârî, İstiska: 1)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
559- Yine Mahmûd b. Gaylân (r.a.), Vekî Yoluyla bu hadisin bir benzerini rivâyet etti ve Mütehaşşıan huşu içerisinde olarak ilavesini yaptı.
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Şâfiinin görüşü bu hadise göredir. Şâfii şöyle der: İstiska (Yağmur isteme) namazı aynen bayram namazı gibi kılınır ilk rekatta yedi tekbîr alınır, ikinci rekatta ise beş tekbîr. Şâfii bu söylediklerini İbn Abbâs hadisiyle delil getirir.
Tirmîzî: Mâlik b. Enesden de şöyle rivâyet edilmiştir: Bayram namazında olduğu gibi istiska namazında tekbîr alınmaz.
Ebû Hanife der ki: İstiska namazı diye bir namaz yoktur. Böyle bir namaz için elbiselerin ters çevrilmesini de emretmem; fakat Müslümanlar, yağmur isteyeceklerinde dua ederler ve hepsi birlikte dönerler.
Tirmîzî: Bu görüş sünnete aykırıdır.
Ø güneş ve ay tutulduğunda kılınan namaz
560- İbn Abbâs (r.a.)den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.) güneş ve ay tutulması esnasında Küsûf namazı kıldı, okudu sonra rükû a vardı sonra okudu tekrar rükû a vardı sonra okudu tekrar rükû a vardı sonra iki secde yaptı. İkinci rekatı da aynen bu şekilde kıldı. (Ebû Dâvûd, İstiska: 3; Nesâî, Küsûf: 1)
Tirmîzî: Bu konuda Ali, Âişe, Abdullah b. Amr, Numân b. Beşîr, Muğîre b. Şube, Ebû Mesûd, Ebû Bekre, Semure, Ebû Musa el Eşarî, İbn Mesûd, Esmâ binti ebî Bekrinis Sıddık, İbn Ömer, Kabîsatel Hilalî, Câbir b. Abdillah, Abdurrahman b. Semure, Übey b. Kabtan da hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir. Yine İbn Abbâs (r.a.)den Rasûlullah (s.a.v.)in dört rükûlu ve dört secdeli olarak Kûsuf namazı kıldığı da rivâyet edilmiştir.
Şâfii, Ahmed ve İshâkta bu görüştedirler.
Tirmîzî: İlim adamları Kûsuf namazında okunacak şeyler hakkında değişik görüşler ortaya koymuşlardır. Bir kısmı Kûsuf namazı gündüz kılınır ise okumanın sessiz olması görüşündedir. Bir kısmı da Cuma ve Bayram namazlarında olduğu gibi açıktan okunur demektedirler. Mâlik, Ahmed, İshâk açıktan okunması taraftarıdırlar. Şâfii ise açıktan okunmaz diyor. Her iki rivâyette Rasûlullah (s.a.v.)den sahih olarak gelmiştir. Yine sahih olarak: Dört rükû dört secde rivâyeti de vardır. Aynı şekilde altı rükû dört secde şeklinde de rivâyet edilmiştir.
İlim adamlarına göre bu namazı güneş ve ayın tutulma sürelerine göre uzatıp kısaltmak caizdir. Tutulma uzarsa altı rükû, dört secde yapmak caiz olduğu gibi, dört rükû, dört secde yaparak okumayı uzatmakta caizdir.
Hadisçiler Güneş ve Ay tutulmalarında bu namazı cemaatle kılmak görüşündedirler.
561- Âişe (r.anha)dan rivâyet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) zamanında güneş tutulmuştu da bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.), ashabına namaz kıldırmıştı. Namazdaki okumasını çok uzattı sonra rükû yaptı, rükûda uzunca yaptı sonra rükûdan başını kaldırdı tekrar okumaya başladı bu sefer ilk öncekinden biraz daha az uzattı sonra tekrar rükûa gitti bu sefer ilk öncekinden biraz daha az uzattı sonra başını rükûdan kaldırıp secdeye vardı ikinci rekatta da aynen böyle yaptı. (Nesâî, Kûsuf: 7; Ebû Dâvûd, İstiska: 5)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Şâfii: Ahmed ve İshâk bu hadise bakarak Kûsuf namazının dört rükû ve dört secdeli olması görüşündedirler. Şâfii diyor ki: Gündüz kılınıyorsa ilk rekatta Fatiha ve Bakara sûresi gibi bir sûreyi sessiz olarak okur sonra okuyuşu kadar uzun bir rükû yapar tekbîrle başını rükûdan kaldırır aynı şekilde ayakta durur, Fatiha va Alî-İmrân sûresi gibi bir sûre okur tekrar uzunca bir rükûa gider, okuduğu kadar rükûu da uzatır sonra rükûdan başını kaldırıp Semiallahülimen hamideh der ve iki secde yapar secdelerde de rükûda kaldığı kadar kalır. Sonra ayağa kalkıp Fatiha ve Nisa sûresi gibi bir sûre okur, okuyuşu gibi uzunca bir rükû daha yapar sonra tekbîrle doğrulur ve Mâide sûresi kadar bir sûre okuyup rükûa gider rükûsu da aynen okuyuşu gibi uzun olur. Sonra Semiallahülimen hamideh diyerek doğrulur, secdeye gider iki secde, teşehhüt oturuşu ve selamla namazı bitirmiş olur.
Ø güneş ve ay tutulması için kılınan namazda okunan sûreler
562- Semure b. Cündüp (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bize Küsûf namazı kıldırdı biz onun ne okuduğunu sessiz okuduğu için işitmedik. (Nesâî, Kûsuf: 17; Muvatta, Küsûf: 2)
Tirmîzî: Bu konuda Âişeden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Semure hadisi hasen sahihtir. Bir kısım ilim adamları bu görüşte olup Şâfii bunlardandır.
563- Âişe (r.anha)dan rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.), Kûsuf namazı kıldı ve bu namazında sesli okudu. (Ebû Dâvûd, İstiska: 5; Nesâî, Küsûf: 19)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Ebû İshâk el Fezâzî, Sûfyân b. Husayndan benzeri şekilde bir hadis daha rivâyet etmiştir. Mâlik b. Enes, Ahmed ve İshâk bu hadise göre amel ederler.
Ø savaş ve benzeri korkulu anlarda kılınan namaz
564- Sâlim (r.a.)in babasından rivâyet edildiğine göre: Rasûlullah (s.a.v.), savaşta orduyu iki gurup yaparak bir gurubuna bir rekat namaz kıldırdı diğer gurup düşmanla karşı karşıyaydı. Sonra bu namaz kılan gurup savaşanların yerlerini aldılar onlarda namaz için bunların yerlerine geldiler, Peygamber (s.a.v.) bunlara da diğer rekatı kıldırdı sonra selam verdi cemaat durumunda olan ordunun yarısı bir rekat daha tamamladılar, diğer gurup ta bir rekatı tamamlayarak namazlarını bitirmiş oldular. (Nesâî, Salat-ül Havf: 1; Ebû Dâvûd, Salat-üs Sefer: 12)
Tirmîzî: Bu hadis sahih olup, Musa b. Ukbe yoluyla Nafi ve İbn Ömerden de benzeri rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Bu konuda, Câbir, Huzeyfe, Zeyd b. Sabit, İbn Abbâs, Zürakî ki ismi Zeyd b. Sâmit tir ve Ebû Bekreden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Mâlik b. Enes korku namazı konusunda Sehl b. ebî Hasmenin hadisini benimsemiş olup Şâfiide aynı görüştedir.
Ahmed diyor ki: Korku namazı konusunda pek çok rivâyetler vardır bu konuda sahih olarak bildiğim tek hadis Sehl b. ebî Hasmenin hadisidir.
İshâk b. İbrahim: Aynı kanaatte olup şöyle demektedir: Rasûlullah (s.a.v.) den bu konuda değişik hadisler nakledilmiş olup korkunun durumuna göre herhangi birini tercih ederek kılmak caizdir.
İshâk diyor ki: Sehl b. ebî Hasmenin hadisini diğer rivâyetlere tercih edecek değiliz.
565- Sehl b. Hasme (r.a.), korku namazı konusunda şöyle demiştir: imâm olacak kimse kıbleye doğru durur askerlerin bir kısmı onunla birlikte namaza dururlar diğer kısmı da düşmana karşı durmaya devam ederler, imâm bunlara bir rekat kıldırır bunlarda kendi başlarına bir rükû ve iki secde yaptıktan sonra bunlar onların yerlerine geçerler onlar gelir imâm bunlara da bir rekat kıldırır. Dolayısıyla bu namaz imâm için iki, cemaat için birer rekat olmuş olur. Sonra bu ikinci, gurup bir rükû ve iki secde yaparak namazlarını tamamlamış olurlar. (İbn Mâce, İkame: 151; Nesâî, Salat-ül Havf: 1)
566- Muhammed b. Beşşâr (r.a.), diyor ki: Yahya b. Saîd el Kattana bu hadisi sordum Oda bana Şube, Abdurrahman b. Kâsım, babasından, Salih b. Havvât ve Sehl b. ebî Hasmeden, Yahya b. Saîd el Ensarînin hadisinin benzerini rivâyet etti ve dedi ki: Bu hadisi de o hadisin kenarına yaz! Şu anda hadis ezberimde değildir ama Yahya b. Saîd el Ensarînin hadisi gibidir.
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Yahya b. Saîd el Ensarî bu hadisi Kâsım b. Muhammedden merfu olarak rivâyet etmedi. Yahya b. Saîd el Ensarînin arkadaşları da aynı şekilde mevkuf olarak rivâyet ettiler. Şube ise aynı hadisi Abdurrahman b. Kâsım b. Muhammed yoluyla merfu olarak rivâyet etmiştir.
567- Mâlik b. Enes, Yezîd b. Rumândan, Salih b. Havvâttan ve Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte korku namazı kılan birinden rivâyet ederek geçen hadisin benzerini aktarmıştır.
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Mâlik, Şâfii, Ahmed ve İshâkta aynı görüştedirler.
Peygamber (s.a.v.)in ordudan iki gurubun her birine birer rekat kıldırdığı dolayısıyla kendisinin de iki rekat kıldığı rivâyeti pek çok kimseden aktarılmıştır.
Tirmîzî: Ebû Ayyaş ez-Zürakînin ismi; Zeyd b. Sâmittir.
Ø Kurândaki secde ayetleri
568- Ebûd Derdâ (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile beraber tilavet secdesi olarak on bir secde yaptım; Necm sûresindeki secde bunlardan biridir. (İbn Mâce, İkame: 70)
569- Ömer b. Hayyan ed Dımışkî (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Bir haberciden işittim; Ümm-üd Derdâ yoluyla Ebûd Derdânın benzeri sözcüklerle aynı hadisini bize aktarmıştır.
Tirmîzî: Bu hadis Sûfyân b. Vekîin, Abdullah b. Vehbden rivâyet ettiğinden daha sahihtir.
Tirmîzî: Bu konuda; Ali, İbn Abbâs, Ebû Hüreyre, İbn Mesûd, Zeyd b. Sabit ve Amr b. Astan da hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Ebûd Derdânın hadisi garibtir. Bu hadisi sadece Saîd b. ebî Hilâlin, Ömer ed Dımışkîden rivâyet etmesiyle bilmekteyiz.
Ø kadınların mescidlere namaz için çıkabilmeleri
570- Mûcâhid (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: İbn Ömerin yanında idik şöyle dedi: Rasûlullah (s.a.v.) kadınlarınıza geceleyin mescide çıkmaları için izin verin buyurdu. Bunun üzerine İbn Ömerin oğlu; Vallahi izin vermeyiz çünkü onlar bunu fırsat bilip, tuzaklarını, fitnelerini, kötülüklerini artırırlar deyince İbn Ömer dedi ki: Allah senin hayrını versin ve sana ne yapacaksa yapsın. Ben, Rasûlullah (s.a.v.) böyle buyurdu diyorum, sen ise izin vermeyeceğiz diyorsun. (Nesâî, Mesacid: 15; Ebû Dâvûd, Salat: 52)
Tirmîzî: Bu konuda Ebû Hüreyre, Abdullah b. Mesûdun karısı Zeynep ve Zeyd b. Hâlidden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: İbn Ömerin hadisi hasen sahihtir.
Ø mescidlere tükürmenin hoş karşılanmadığı
571- Tarık b. Abdullah el Muhâribî (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Namazda iken sakın sağ tarafına tükürme mutlaka tükürmen gerekiyorsa arkanda namaz kılan yoksa arka tarafına veya sol tarafına veya sol ayağının altına tükür. (Nesâî, Mesacid: 31; Ebû Dâvûd, Salat: 22)
(On dört asır önceki tabanı kum ve toprak olan mescidler göz önüne getirilirse ve zaruri durum olursa geçerlidir değilse bu günkü mescidlerdeki halı vb. şeylere tükürülmez.)
Tirmîzî: Bu konuda Ebû Saîd, İbn Ömer, Enes ve Ebû Hüreyreden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Tarık hadisi hasen sahihtir. İlim adamları bu hadise göre amel etmişlerdir.
Tirmîzî: Carudtan işittim diyor ki: Vekîin şöyle dediğini işittim; Ribî b. Hıraş güvenilir bir kimse olup İslam konusunda bir yalanı işitilmemiştir.
Abdurrahman b. Mehdî diyor ki: Mansur b. Mutemir, Küfelilerin en güvenilen kimselerindendir.
572- Enes b. Mâlik (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Mescidlere tükürmek bir suçtur ve bu suçun keffâreti ise onu temizleyip yok etmektir. (Ebû Dâvûd, Salat: 22; Nesâî, Mesacid: 30)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Ø bazı sûrelerdeki secde yapılması gereken ayetler
573- Ebû Hüreyre (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) ile birlikte Alak ve İnşikak sûrelerinde secde yaptık. (İbn Mâce, İkame: 70; Dârimî, Salat: 163)
574- Sûfyân b. Uyeyne (r.a.), Ebû Hüreyreden bu hadisin bir benzerini rivâyet etmiştir.
Tirmîzî: Ebû Hüreyre hadisi hasen sahihtir.
İlim adamları Alak ve İnşikak sûrelerinde secdenin yapılacağı kanaatindedirler.
Bu hadiste birbirinden rivâyette bulunan tabiin döneminden dört kişi vardır.
Ø diğer sûrelerdeki secde ayetleri
575- İbn Abbâs (r.a.)den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.) Necm sûresini okuduğunda secde yaptı. O esnada orada bulunan Müslüman, müşrik, cin ve insan hepsi secde yaptılar. (Dârimî, Salat: 160; Nesâî, İftitah: 49)
Tirmîzî: Bu konuda İbn Mesûd ve Ebû Hüreyreden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: İbn Abbâs hadisi hasen sahihtir.
Bazı ilim adamları bu hadisle amel ederek Necm sûresinde secde yapılması görüşündedirler. Bazıları ise mufassal denilen bu tür sûrelerde secde olmadığı görüşündedirler. Mâlik b. Enes bunlardandır. Fakat ilk görüş daha sahihtir. Sevrî, İbnül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâkta bu görüştedirler.
Ø necm sûresinde secde ayeti olmadığı
576- Zeyd b. Sabit (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)e Necm sûresini okudum secde yapmadı. (Nesâî, İftitah: 50; Dârimî, Salat: 160)
Tirmîzî: Zeyd b. sabit hadisi hasen sahihtir.
İlim adamları bu hadise şöyle bir yorum getirmişlerdir: Rasûlullah (s.a.v.)in secde etmeyişi Zeyd b. Sabitin okurken secde etmeyişinden dolayıdır.
İlim adamları secde yapmak, işiten herkese vâcibtir, demekte ve terk etmeye izin vermemektedirler. Bir kısım ilim adamları; İşiten kimse abdestsiz ise abdest alınca secde eder demektedirler. Sûfyân es Sevrî, Küfeliler ve İshâk da bu görüştedir. Bazı ilim adamları ise: Tilavet secdesi yapmak isteyen ve kıymetini bilip sevâbını kazanmak isteyenler içindir. Bunlar secde yapmayı terk etmeye izin veriyor ve dilerse yapar diyorlar ve Zeyd b. Sabitin (576) numaralı hadisini delil getiriyorlar ve şöyle diyorlar: Secde yapmak mutlaka gerekseydi; Rasûlullah (s.a.v.) kendisi de secde yapar Zeyd b. Sabite de mutlaka secde yaptırırdı.
Ayrıca bu ilim adamları Ömerin şu olayını da delil olarak gösterirler: Ömer minberde secde ayetini okudu, minberden inerek secde yaptı sonra ikinci bir Cuma aynı ayeti okudu insanlar secde için hazırlandılar fakat Ömer secde yapmadı ve secde yapmak farz değildir, dilersek yaparız dedi. Kendisi secde etmedi cemaatte secde etmedi. Bazı ilim adamları bu hadise göre amel etmişlerdir.
Şâfii ve Ahmed bunlardandır.
Ø sad süresindeki secde ayeti
577- İbn Abbâs (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) Sad sûresini okuduğunda secde yaptığını gördüm.
İbn Abbâs: Halbuki bu secde önemli secdelerden değildir. (Dârimî, Salat: 161; Nesâî, İftitah: 48)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Peygamber (s.a.v.)in ashabından ve sonraki dönemlerden bazı ilim adamları bu sûrede secde yapılması görüşündedirler. Sûfyân es Sevrî, İbnül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk bunlardandır. Bir kısmı da burada Dâvûd Peygamberin Allaha tevbesi ve dönüşü anlatılmıştır, diyerek secde olmadığı kanaatindedirler.
Ø hac sûresindeki secde ayeti
578- Ukbe b. Âmir (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)e şöyle dedim: Ey Allahın Rasûlü, Hac süresi içerisinde iki secde bulunduğu için mi değerlidir? Evet dediler, kim secde yapmayacaksa bu iki secde ayetini okumasın. (İbn Mâce, İkametüs Salat: 71)
Bu hadisin senedi pek sağlam değildir. İlim adamları bu konuda değişik görüşler ileri sürmüşlerdir. Ömer ve İbn Ömer bu sûrede iki tane secde ayeti olamasından dolayı bu sûre değer kazanmıştır dediler. İbnül Mübarek, Şâfii, Ahmed ve İshâk da aynı kanaattedirler. Bazı alimlerde bu sûrede tek secde ayeti olduğu görüşündedir. Sûfyân es Sevrî, Mâlik ve Küfeliler de bunlardandır.
Ø tilavet secdelerinde yapılacak dua
579- İbn Abbâs (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.)e bir adam geldi ve şöyle dedi: Rüyamda kendimi bir ağacın arkasında namaz kılar şekilde gördüm, ben secdeye varınca ağaç ta secde etti ve bu esnada ağacın şöyle dediğini işittim: Allahım bu yaptığım secde karşılığında bana sevap yaz, günahlarımı benden sil o secdeden meydana gelecek sevâbı ihtiyacım olacağı gün için katında sakla Dâvûd kulundan kabul ettiğin gibi benden de kabul et. (Müslim, Mesacid: 20)
Tirmîzî: Bu konuda Ebû Saîdden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir. İbn Abbâs rivâyeti olarak sadece bu şekliyle bilmekteyiz.
580- Âişe (r.anha)dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) geceleyin tilavet secdelerinde şöyle derdi: Yüzüm ve özüm yaratanıma, güç ve kuvvetiyle, kulağıma işitme, gözüme görme duygusu verene secde etti, (eğildi) (İbn Mâce, İkame: 70)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Ø gece okuması gerekeni okumayan kimsenin gündüz okuyabileceği
581- Ömer b. Hattâb (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her kim gece okuması gereken bir şeyi uyuyakalır ve okuyamaz ise onu sabah namazı ile öğle namazı arasında okursa gece okumuş gibi sevap yazılır. (Kıyamül Leyl: 63; Dârimî, Salat: 167)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Tirmîzî: Ebû Safvanın ismi Abdullah b. Said el Mekkîdir. kendisinden büyük hadisçiler ve Humeydî hadis rivâyet etmiştir.
Ø imâmdan önce başını secde ve rükû dan kaldıranın durumu
582- Ebû Hüreyre (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, Muhammed (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: İmamdan önce başını kaldıran kimse Allahın, onun başını eşek başına çevirmesinden korkmuyor mu? (Buhârî, Ezan: 53; Müslim, Salat: 40)
Kuteybe diyor ki: Hammad şöyle demiştir: Ebû Hüreyre hadisinde korkmuyor mu? veya korkmaz mı? şeklinde söylemiştir.
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Muhammed b. Ziyâd, Basralı ve güvenilir bir kimsedir. Ebûl Harîs künyesi ile tanınır.
Ø farz namazı kılan başka bir cemaate imâm olabilir mi?
583- Câbir b. Abdillah (r.a.)den rivâyet edilmiştir: Muâz b. Cebel, Peygamber (s.a.v.) ile akşam namazını kılar sonra mahallesine dönerek onlara imâm olurdu. (Dârimî, Salat: 98; Buhârî, Ezan: 66)
Tirmîzî: Bu konuda Ebû Saîdden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Arkadaşlarımızdan Şâfii, Ahmed ve İshâk bu hadise göre amel ederler ve şöyle derler; Bir kimse kılmış olduğu farz namazda başka bir cemaate imâm olursa ona uyanların namazı caizdir. Câbir hadisini ve Muâz olayını delil olarak gösterirler. Bu hadis sahih olup Câbirden değişik yollarla da rivâyet edilmiştir.
Ebûd Derdâdan rivâyet edilmiştir:Cemaat ikindi namazında iken mescide giren ve öğle namazı kılınıyor zannederek imâma uyan kimsenin kıldığı bu namazın durumunu Ebûd Derdâya sordular, dedi ki: Namazı caizdir.
Küfelilerden bazıları da şöyle diyorlar: Bir cemaat ikindi namazını kılan bir imâma öğle namazını kılıyor zannederek uyarlar, namazı kılıp bitirirlerse imâm ile cemaatin niyetleri değişik olduğu için namazları fasid (bozulmuş) olur.
Ø sıcak ve soğuklarda elbise üzerine secde yapılabilir
584- Enes b. Mâlik (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.)in arkasında namaz kıldığımızda öğle sıcaklığından dolayı sıcaktan korunmak için elbiselerimiz üzerine secde ederdik. (Nesâî, İftitah: 149; Ebû Dâvûd, Salat: 92)
Bu hadis hasen sahihtir. Bu konuda Câbir b. Abdullah ve İbn Abbâstan da hadis rivâyet edilmiştir. Vekî bu hadisi Hâlid b. Abdurrahmandan rivâyet etmiştir.
Ø sabah namazından sonra güneş doğuncaya kadar mescidde oturmak
585- Câbir b. Semure (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.) sabah namazını kıldıktan sonra namaz kıldığı yerde güneş doğuncaya kadar otururdu. (Müslim, Mesacid: 52; Nesâî, Sehv: 77)
Bu hadis hasen sahihtir.
586- Enes b. Mâlikden rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Her kim sabah namazını cemaatle kılar sonra namaz kıldığı yerde oturup güneş doğuncaya kadar Allahı zikreder sonra da iki rekat namaz kılarsa bir Hac ve Umre yapmış gibi sevap kazanır. Enes dedi ki: Peygamber (s.a.v.) eksiksiz tam bir Hac ve Umre sevâbı buyurdu. (Tirmîzî rivâyet etmiştir.)
Bu hadis hasen garibtir. Muhammed b. İsmaile, Ebû Zılal-i sordum dedi ki: O hadiste orta dereceli birisidir. İsmi ise Hailaldir.
Ø namazda sağa sola bakılabilir mi?
587- İbn Abbâs (r.a.)den rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.) namazda göz ucuyla sağa sola bakardı boynunu çevirmek suretiyle arkasına bakmazdı. (Nesâî, Sehv: 10)
Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Vekî, Fadl b. Musanın bu rivâyetine hoş bakmamıştır.
588- İkrime (r.a.)in bazı arkadaşlarından rivâyet edilmiştir: Peygamber (s.a.v.) namazda, göz ucuyla bakardı diyerek 597. hadisin benzerini bize aktarmışlardır.
Tirmîzî: Bu konuda Enes ve Âişeden de hadis rivâyet edilmiştir.
589- Enes (r.a.)den rivâyet edilmiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bana şöyle buyurdu: Yavrucuğum namazda yüzünü sağa sola çevirip bakma çünkü namazda böyle yapmak çok tehlikelidir, mutlaka yapman gerekiyorsa nafile namazlarda yap farz namazlarda sakın yapma. (Tirmîzî rivâyet etmiştir.)
Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.
590- Âişe (r.anha)dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)e namazda sağa sola bakmanın durumunu sordum, buyurdular ki: Bu bir kapıp kaçmadır şeytan o kişinin namazının sevâbını böylece azaltır. (Nesâî, Sehv: 11; Ebû Dâvûd, Salat: 162)
Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.
Ø secdede imâma yetişen kimse ne yapmalı?
591- İbn ebî Leylâ ve Muâz b. Cebel (r.anhüma)dan rivâyete göre, şöyle demişlerdir: Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Sizden biriniz cemaatle namaza gelir ve imâmı hangi durumda bulursa imâmın yaptığını aynen yapsın. (Tirmîzî rivâyet etmiştir.)
Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Bu şekliyle sadece bu rivâyetle bilmekteyiz. İlim adamları bu hadisle amel ederek diyorlar ki: Cemaate gelen kişi cemaati secdede bulursa hemen secde yapsın rükû suna yetişemediği için o rekata yetişmiş sayılmaz. Abdullah b. Mübarek de secde durumunda iken imâma uyulması kanaatindedir. Bazı ilim adamları da şöyle derler: Belki de secdeden başını kaldırmadan Allah o kimseyi affeder.
Ø cemaat imâmı ayakta beklememeli
592- Ebû Katâde ve babasından (r.anhüma)dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Namaz için kamet getirildiğinde benim mihrâba çıkışımı görünceye kadar ayağa kalkmayın. (Müslim, Mesacid: 29; Nesâî, Ezan: 42)
Tirmîzî: Bu konuda Enesden de hadis rivâyet edilmiş olup bu kadar tutulmamıştır.
Tirmîzî: Ebû Katâde hadisi hasen sahihtir. Rasûlullah (s.a.v.)in ashabından ve daha sonraki dönemlerden bazı ilim adamları cemaatin, imâmı ayakta beklemesini hoş görmemişlerdir. Bazıları da şöyle demektedirler: Müezzin Kad kametissalati deyince ayağa kalkılmalıdır. İbn Mübarek bunlardandır.
Ø dualardan önce allaha hamd, peygamberine salavat getirmek
593- Abdullah b. Mesûd (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Namaz kılıyordum Peygamber (s.a.v.), Ebû Bekir ve Ömer de orada idiler. Oturunca Allaha hamd ile başlayıp sonra Peygambere salavat getirdim sonra kendim için dua ettim. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) buyurdu ki: İste, isteğin sana verilecek, iste, isteğin sana verilecek (Müsned: 3480)
Bu konuda Fedâle b. Ubeydden de hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Abdullah b. Mesûd hadisi hasen sahihtir. Ahmed b. Hanbel bu hadisi Yahya b. Ademden özetle rivâyet etmiştir.
Ø mescidlerin temiz tutulması gereği
594- Âişe (r.anha)dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) gerekli cemaatin bulunduğu yerlere mescid yapılmasını mescidlerin düzenli, temiz ve hoş kokulu tutulmasını emretti. (Ebû Dâvûd, Salat: 16; Nesâî, Mesacid: 34)
595- Hişâm b. Urve babasından naklederek (594.) hadisin benzerini aktardı.
Bu hadis bir önceki hadisten daha sahihtir.
596- Hişâm b. Urve babasından nakletti bu hadisin benzerini.
Sûfyân, hadiste geçen Dûr kelimesini insanların bulunduğu yerler olarak kabul eder.
Ø gece ve gündüz kılınan nafile namazlar ikişer rekattır
597- İbn Ömer (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Gece ve gündüz nafile namazları ikişer ikişer rekattır. (İbn Mâce, İkame: 172)
Tirmîzî: Şubenin arkadaşları İbn Ömerin hadisinin rivâyetinde kimi merfu kimi de mevkuf rivâyet ederek ayrılmış oldular. Yine Abdullah el Ömerîden Nafi yoluyla bu hadisin bir benzeri rivâyet edilmiştir. Sahih olan İbn Ömerin rivâyet ettiği Gece namazları ikişer ikişer rekattır hadisidir. Güvenilen râvîler Abdullah b. Ömerden bu hadisi bize aktarmışlar ve gündüz namazları dememişlerdir. Yine İbn Ömerden şöyle bir rivâyette vardır. Rasûlullah (s.a.v.) Geceleyin ikişer ikişer, gündüz ise dört rekat olarak kılardı.
Bu konuda ilim adamlarından bir kısmı Gece ve gündüz namazları ikişer ikişerdir demektedirler. Şâfii ve Ahmed bunlardandır.
Diğerleri ise: Gece namazları ikişer ikişerdir. Gündüz namazları ise öğle ve ikindinin ilk sünnetleri gibi Dörder dörderdir demektedirler. Sûfyân es Sevrî, İbnül Mübarek ve İshâk bunlardandır.
Ø Peygamber (s.a.v.)in gündüz kıldığı nafile namazlar
598- Âsım b. Damre (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Ali (r.a.)e, Rasûlullah (s.a.v.)in gündüz kıldığı namazları sorduk, dedi ki: Siz buna güç yetiremezsiniz. Biz de, güç yetirebilenimiz olursa! Dedik. Dedi ki: Rasûlullah (s.a.v.), güneş doğudan yükselip ikindi vaktindeki gibi bir seviyeye gelince iki rekat namaz kılardı. Yine güneş öğle vaktindeki gibi yükseldiği vaktin simetriği durumunda olan bir vakitte dört rekat kılardı. Öğlenin farzından önce dört, farzından sonra iki rekat, ikindinin farzından önce dört rekat kılar ve bu dört rekatı bir selamla ayırırdı, ki o selamda Allaha yakın meleklere, tüm elçilere ve Peygamberlere, Mümin ve Müslümanlardan onlara uyanlara selam etmiş olurdu. (İbn Mâce, İkame: 172)
599- Ali (r.a.)den bu hadisin bir benzeri rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Bu hadis hasendir.
İshâk b. İbrahim der ki: Peygamber (s.a.v.)in gündüz kıldığı nafile namazlar hakkında rivâyet edilen en güzel rivâyet budur. Abdullah b. Mübarekin bu hadisi zayıf gördüğü de rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Bizce bu hadisin zayıflığı -Allah daha iyi bilir- Bu hadisin Âsım b. Damre vasıtasıyla Aliden sadece bu şekilde rivâyet edilmesindendir. Âsım b. Damre bazı hadisçilerce güvenilir olarak bilinir.
Ali el Medînî, Yahya b. Saîd el Kattan ve Sûfyân şöyle derler: Âsım b. Damrenin rivâyetinin Hârisin rivâyetinden üstünlüğünü biliriz.
Ø kadın elbisesine bürünerek namaz kılınmamalı
600- Âişe (r.anha)dan rivâyete göre: Rasûlullah (s.a.v.) kadın elbisesine bürünerek namaz kılmazdı. (Ebû Dâvûd, Tahara: 133)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Bu konuda Rasûlullah (s.a.v.)in izin verdiğine dair de rivâyet vardır.
Ø nafile namaz esnasında yapılabilecek hareketler
601- Âişe (r.anha)dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Peygamber (s.a.v.) evde namaz kılarken geldim kapı kapalı idi. Namazda iken yürüdü bana kapıyı açtı sonra tekrar namaz kıldığı yere döndü. (Kapı kıble tarafındaydı.) (Ebû Dâvûd, Salat: 165)
Tirmîzî: Bu hadis hasen garibtir.
Ø bir rekatta iki sûre okumak
602- Ameş (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, şöyle demiştir: Ebû Vâilden işittim şöyle diyordu: Bir adam Abdullah b. Mesûda, Kurânda Muhammed sûresi 15. ayetinde geçen Gayri Âsinin kelimesinin anlamını ve okuma şeklini sormuştu da oda bu kelime dışında Kurânın tamamını okudun ve anladın mı? demişti. O kimsede evet demişti. bunun üzerine Abdullah b. Mesûd demişti ki: Bazı kimseler manasını anlamaksızın, düşünmeksizin Kurân okur kalitesiz hurma tanelerinin atılıp savrulduğu gibi okur giderler, okudukları Kurân ses olarak köprücük kemiklerinden aşağıya geçmez yani anlamadıkları için sadece ses ve sözüyle uğraşırlar.
Ben birbirine benzeyen nice sûreleri bilirim ki Rasûlullah (s.a.v.) onları birbiri ardına namazda okurdu. Alkameye birbirine benzer hangileri olduğunu Abdullah b. Mesûda sordurduk, Mufassal sûreler denilen yirmi sûredir. Rasûlullah (s.a.v.) her rekatta bunlardanher iki sûreyi birleştirerek okurdu. (Nesâî, İftitah: 79)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Ø mescidlere yürüyerek gitmenin değer ve kıymeti, atılan her bir adımın mükafatı
603- Ebû Hüreyre (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: Bir kimse güzelce abdestini alır sadece namaz kılmak maksadıyla yerinden çıkarsa, bu iş için harekete geçerse, attığı her adımdan dolayı Allah onun derecesini yükseltir ve bir günahını affeder. (Nesâî, Mesacid: 14; İbn Mâce, Mesacid: 14)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Ø akşam namazından sonraki kılınacak nafile namazın evde kılınmasının değer ve kıymeti
604- Kab b. Ucre (r.a.)den, babasından ve dedesinden rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.), Abduleşhel oğullarının mescidinde akşam namazını kıldırmıştı. Cemaatten bir kısmı nafile kılmak için kalktılar da Rasûlullah (s.a.v.): Bu namazlarınızı evlerinizde kılın buyurdular. (Nesâî, Kıyamül Leyl: 1)
Tirmîzî: Kab b. Ucre hadisi garibtir, sadece bu şekliyle bilmekteyiz. Bu konuda sahih olan İbn Ömerin rivâyeti olan şu hadistir: Rasûlullah (s.a.v.) akşam namazından sonra evinde iki rekat namaz kılardı.
Tirmîzî: Huzeyfeden şu şekilde de bir rivâyet vardır: Rasûlullah (s.a.v.) mescidde akşam namazını kıldı, yatsı vakti girinceye kadar namaz kılmaya devam etti.
Bu hadiste Peygamber (s.a.v.)in akşamdan sonra kılınacak iki rekatı mescidde kıldığına bir delil vardır.
Ø yeni müslüman olan kimsenin gusletmesi gerektiği
605- Kays b. Âsım (r.a.)den rivâyete göre: Kays Müslüman olunca Peygamber (s.a.v.) onun su ve sıdr denilen bir sabunla yıkanmasını emretti. (Ebû Dâvûd, Tahara: 129)
Tirmîzî: Bu hadis hasendir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz.
İlim adamları yeni Müslüman olan bir kimsenin gusletmesi ve elbiselerini de temizlemesi gerektiği görüşündedirler.
Ø tuvalete girerken okunacak dua
606- Ali b. ebî Tâlib (r.a.)den rivâyet edildiğine göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Cinlerin gözleri ile Adem oğlunun görünmemesi gereken yerleri arasındaki perde, tuvalete girerken okudukları Bismillah sözüdür. (Ebû Dâvûd, Tahara: 3; Buhârî, Deavat: 14)
Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Bu hadisi sadece bu şekliyle bilmekteyiz.
Enes (r.a.)den bu konuda benzeri bir rivâyet daha vardır.
Ø müslümanların, kıyamet gününde secde organlarıyla belli olmaları
607- Abdullah b. Büsr (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kıyamet gününde ümmetimin secde organları abdest almalarından dolayı bembeyaz ve pırıl pırıldır. (Nesâî, Tahara; 110)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahih olup Abdullah b. Büşr rivâyeti bu şekliyle garibtir.
Ø her hayırlı işte olduğu gibi temizlik ve abdeste de sağdan başlamalı
608- Âişe (r.anha)dan rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) abdest ve her türlü temizlik işlerinde saç ve sakallarını tarayacaklarında, ayaklarını giyinmede sağdan başlayarak yapmayı severlerdi. (Nesâî, Gusül: 17)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir. Ebûş Şasânın ismi Süleym b. Esved el Muhâribîdir.
Ø abdest için yeterli su miktarı ne kadardır?
609- Enes b. Mâlik (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Abdest için iki rıtl su yeterlidir. (Nesâî, Tahara: 59)
Tirmîzî: Bu hadis garibtir sadece Şerikin bu sözcükleriyle bilmekteyiz. Şubenin, Enesden rivâyetine göre Rasûlullah (s.a.v.) bir mekkük ile abdest alır beş mekkük ile de guslederdi.
Yine Enes (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) bir müd ile abdest alırdı bir sa ile de guslederdi. Bu hadis Şerikin rivâyetinden daha sahihtir.
Ø süt emen erkek çocuğun idrarının temizlenmesi
610- Ali b. ebî Tâlib (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) süt emen çocuğun idrarı hakkında şöyle buyurmuştur: Erkek çocuğun idrarı üzerine su serpilir, kız çocuğunun idrarı ise yıkanır. Bu durum yemek yemeye başlamadıkları, süt emdikleri süre içindir. Yemek yemeye başladıklarında ise her ikisi de yıkanmalıdır. (Buhârî, Vudu: 64)
Bu hadis hasen sahihtir. Hişâm ed Destevaî bu hadisi Katâde yoluyla merfu olarak rivâyet etmiş olup Saîd b. ebû Arûbe ise mevkuf olarak rivâyet ediyor.
Ø Rasûlullah (s.a.v.)in Mâide sûresinin inişinden sonra mestleri üzerine meshetmesi
611- Şehr b. Havşeb (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Cerir b. Abdillahı gördüm abdest aldı mestleri üzerine meshetti. Bu konuyu kendisine sorduğumda, Ben Rasûlullah (s.a.v.)i gördüm, abdest aldı ve mestleri üzerine meshetmişti dedi. Ben de Mâide suresinin inmesinden önce mi? Sonra mı? dedim. O da, ben Mâide süresinin inmesinden sonra Müslüman oldum dedi. (Buhârî, Vudu: 51)
Kuteybe bu hadisi Hâlid b. Ziyâd et Tirmîzî, Mukatıb b. Hayyan, Şehr b. Havşeb yoluyla Cerirden rivâyet etmiştir.
Tirmîzî: Bakıyye bu hadisi İbrahim b. Ethem, Mukatıl b. Hayyan, Şehr b. Havşeb ve Cerirden rivâyet etmiştir.
Tirmîzî: Bu hadis tefsire konu olmuştur. Mest üzerine meshi inkar edenler bu hadise yorum getirerek Bu hadise Rasûlullah (s.a.v.)Mâide suresinin indirilmesinden öncedir diyerek abdest ayetiyle neshedildiğini söylemeye çalışmışlardır. Halbuki Cerir bu hadisinde Müslüman oluş tarihini söylemek suretiyle diğer rivâyet edenlerin hoşuna gidecek şekle gelmiştir.
612- Hâlid b. Ziyâd (r.a.)den de benzeri bir hadis rivâyet edilmiştir.
Tirmîzî: Bu hadis garibtir. Mukatil b. Hayyanın, Şehr b. Havsebden rivâyet ettiği bu şekliyle bilmekteyiz.
Ø cünüp kimse abdest alırsa yemek yiyebilir ve uyuyabilir
613- Ammâr (r.a.)den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.), cünüp kimse için namaz abdesti gibi abdest aldığı takdirde yemek yiyebileceğine ve uyuyabileceğine izin vermiştir. (Ebû Dâvûd, Tahara: 87)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
Ø namaz kılmanın değer ve kıymeti
614- Kab b. Ucre (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bana şöyle buyurmuştu: Ey Kab benden sonra gelecek bazı devlet adamlarından senin için Allaha sığınırım. Her kim onların kapılarından girer, yalanlarını doğru sayar, haksızlıklarına yardımcı olursa ne o benden sayılır, ne de ben ondan; O kimse mahşer günü havzımda benim yanıma gelemez. Her kim de onların kapılarından, girsin veya girmesin onların yalanlarını doğrulamaz ise, haksızlıklarına yardım etmezse o bendendir, ben de ondanım. Mahşer günü havzımın yanına bu kişi gelecektir. Ey Kab namaz kişinin Müslüman oluşuna bir delildir, oruç ise sağlam bir kalkandır, sadaka vermek ise suyun ateşi söndürdüğü gibi hataları siler süpürür. Ey Kab, haramla beslenerek meydana gelen et ve kemiklere ancak ateşte olmak yakışır. (Ebû Dâvûd, Salat: 1)
Tirmîzî: Bu hadis bu şekliyle hasen garibtir. Sadece Ubeydullah b. Musa yoluyla gelen rivâyetle bilmekteyiz.
Eyyûb b. Âiz et Tâi zayıf sayılır. Zayıf olmadığı da söylenmiştir. Muhammede bu hadis hakkında sordum sadece Ubeydullah b. Musa yoluyla bilindiğini söyledi ve gerçekten garibtir dedi.
615- İbn Nümeyr, Ubeydullah b. Musadan ve Gâlibden bu hadisi rivâyet etmiştir.
Ø namaz kılmanın değer ve kıymeti
616- Ebû Ümâme (r.a.)den rivâyete göre, şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.)i veda Haccında hutbe okurken dinledim buyurdular ki: Allahın Kitabı ile yolunuzu bulmaya çalışın ve Allaha karşı sorumluluk bilinci içerisinde olun, beş vakit namazlarınıza devamlı ve duyarlı olun. Ramazan orucunu tutun, mallarınızdan zekatı verin, sizden olan idarecilerinize itaat edin ki; Rabbinizin Cennetine girersiniz. Süleym b. Âmir diyor ki: Ebû Ümâmeye bu hadisi kaç yaşında işitmiştin dedim. Dedi ki: Otuz yaşındayken işitmiştim. (Müsned: 20140)
Tirmîzî: Bu hadis hasen sahihtir.
İslami Okul Okulların En Önemlisi