Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cevaplar - Hadis - Hicri - 45. Sayfa

Cevaplar:

 

a) Hadislerle amel etmenin gerekli olmadığı görüşü doğru değildir. Çünkü birçok ayeti kerime  sünnete bağlılığı emretmektedir. Bundan kasdedilen sadece bunun ilmi yönü değil, amelde buna dahildir. Aynı şekilde sahih hadisler de sünnete bağlanmayı ve onunla amel etmeyi vurgulamaktadır. Ahkam ve ameli kabulde sünnet, kitap gibidir. Sahabeler, Kuranda,  aslı olmasa bile, hadisi delil kabul etme konusunda icma etmişlerdir. Bu konuda hiçbirisinin muhalefet ettiği bilinmemektedir. Onlardan birisine bir durum arz olununca, hükmünü Kurandan talep ederdi. Hüküm Kuranda yoksa, sünnette ararlardı, aranan hükmün Kuran ve sünnette bulunamaması durumunda şer’i ilkeler çerçevesinde içtihat ederlerdi.

b) Her müçtehit mezhebini ortaya çıkarmak için diğerinde sabit olan sünneti reddetmek zorunda kaldı iddiası, müçtehitlerin sünnete olan bağlılığı ve saygı duymaları realitesine terstir. Kaldı ki, sünneti bize ulaştıran ve onu savunanlar kendileridir. Her imam, sözünün hadise muhalif olması durumunda, amelin hadisle olacağını söyler. Bir müçtehit başkasının amel ettiği hadisle amel etmesi ve ona muhalif bir şekilde fetva vermesi o hadisi reddettiği anlamına gelmez. Bunlarda başka sebepler aramak gerekir. Örneğin, hadisin kendisine ulaşmamış olması ve kendisince hadisin sahih olmaması gibi makul sebeplerdir ki o imam bunda mazurdur. Bazan bir alim bir hadisin meşhur olduğunu görür ve o hadisin sahih bir aslı olduğunu zannederek onu alır. Başka biri gelir,  o hadisi araştırır ve zayıf olduğunu ortaya koyar. Bazan da alime bir hadis ulaşır ilim ehlinin bu konuda ona muhalefet ettiğini görünce o hadisin zayıf olduğunu zannederek bırakır. Başka birisi gelip o hadisin sıhhatini ortaya koyar. Dolayısıyla alimlerden bir kısmı bu hadise vakıf olup onunla fetva verir. Diğerleri de buna vakıf olmayınca onunla amel etmez. Böyle bir durum sünneti reddetme anlamına gelmez.

c) İmam Ahmed’in sözüne gelince bu naklin sahih olduğu şüphelidir. Aksine onun müsnedinde tefsir ile ilgili birçok hadis vardır. Nasıl olur da bunlara yer verir. Sonra bu konuda hiçbir şeyin sabit olmadığını söyler? Sonra onun bu sözü eyyamü’l-arap ve megazi hakkında varit olan her şeyin yalan olmasını gerektirir ki bunu kimse söylememiştir.

d) İmam Ahmed “üç şeyin aslı yoktur” derken, bununla o ilme has eseri kastetmiştir.

e) Bu sözden maksat, sahih olmayanlara nispetle sahih olanların azlığıdır.

f) Bu sözü, sahih kabul edilse bile, mezkur sahalardaki rivayetlerin sıhhatini nefyetmesi uydurma olduğu anlamına gelmez. Yani sıhhati nefyetmesi , hasen durumunda olmasını nefyetmez. İbni Teymiye; “tefsir konusundaki rivayetlerin çoğu mürsel hükmündedir” der.