Cevaplar - Hadis - Hicri - 63. Sayfa
Cevaplar:
a. Adaletten maksat onların sahip oldukları mürüvvet, ahlak, bağlı oldukları takva ve doğruluk sebebiyle, sahip oldukları iman nedeniyle bilerek yalan söylememeleridir. Yoksa günahlardan, unutkanlık yanılma ve hatadan beri olduklarından değildir. Çünkü masumiyet ancak peygamberlere hastır. Dolayısıyla ilim ehlinden hiçbirisi, onların masum olduklarını iddia etmemiştir. Masum olamamaları da adaletli olmalarına ters değildir.
Yazar konuyla ilgili İbni Teymiye, el-Muallimi ve İbni Hibban gibi alimlerin sözlerini nakleder
b. El-Mukbili’nin sözünde delil yoktur. Sözüne de değer verilmez. Kendisi Mutezile çevresinde yetişmiş, kendini Şi’i fıkhına vermiş ve onun metoduyla etkilenmiş birisidir. Dolayısıyla sahabe hakkındaki hükmü, Mutezile sapıklığı ile Şi’i inhirafı karışmıştır.
c. Hiç şüphesiz onlarda birer beşerdir. Yanılma unutkanlık hata başkalarına arz olunduğu gibi onlara da arz olunur. Bu durum onların adaletli oluşunu etkilemez. Ancak başkalarından ayrıldıkları noktalar vardır; Hz. Peygamber’e çağdaş idiler, olaylara tanık oldular. Bunları hafızalarına yerleştirip ameli olarak uyguladılar. Ayrıca Hz. Peygamberden işittiklerini beraberce müzakere ettiler. Buna da ihtiyat ve dikkat ederek yaptılar. Şüphe edilen hadisin de rivayetinden kaçındılar. Bununla beraber hadis tenkitçileri, sahabenin her dediğini ve her rivayet ettiğini almamıştır. Şayet onlarda bir hata veya yanılma olduysa bunu tenkit etmişlerdir. Kaldı ki, sahabeler bile, birbirlerinin hata ve yanılmasına susmayıp ikaz etmişlerdir.
d. Hiç şüphesiz ki, sahabelerden İslâm’dan irtidat eden veya mürtet olarak ölen kimse sahabe sayılmaz. Çünkü sahabe, Hz. Peygambere iman ederek onu görmüş ve İslâm üzere ölmüş kimsedir. Hiç şüphesiz bazı sahabeler arasında savaş ve fitneler olmuştur. Ama bu adaletli oluşlarını etkilemez. Yazar daha sonra sahabenin adaletiyle ilgili olarak, İbn Salah ve İbn Teymiye’nin sözlerini nakleder. İbni Teymiye şöyle der: “Sahabe hakkında nakledilen menfi sözler iki türlüdür. 1. Onlar hakkında nakledilmiş sözler ya yalan, ya da ekserisi tahrif edilmiş sözlerdir. 2. Doğru olanlarına gelince, bunların çoğu mazur görülebilen türden olup, onları günah olmaktan çıkarır, içtihat türüne sokar ki, içtihatta isabet edilirse iki ecir, hata edilirse bir ecir vardır. Hulefa-i Raşidin hakkında nakledilenler de bu baptandır. İşledikleri bazı günahlar varsa, bu onların faziletli ve sabikundan olmasına mani değildir.
e. Havuz hadisi mütevatirdir. Burada, Hz. Peygamber vefatından sonra irtidat edenleri kastetmiştir. Bunlar da sahabeden sayılmazlar ki, başka bir hadiste kastedilenin bunlar olduğu teyid edilmiştir. Sonra yazar, konuyla ilgili olarak el-Hattabi’nin sözlerini nakleder. Netice olarak yazar havuz hadisinin sahabe ile ilgisi olmadığını vurgular.
f. Sahabeler, birbirlerini yalanlamadılar. Ve ithamda da bulunmadılar. Enes b. Malik’in hadisinde bu, açıkça ifade edilmiştir. Kaldı ki, aralarında güven de vardı. Şayet aralarında hata, unutkanlık ve yanılma olursa, birbirlerine müracaatta bulunurlardı. Onlar da beşer idi, beşer olmalarından çıkmamışlardır. Yazar daha sonra İbni Şeybe gibi çağdaş müelliflerden konuyla ilgili sözler nakleder.
İslami Okul Okulların En Önemlisi