Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Önsöz - Külliyat - Sanatbilinci - 2. Sayfa

    ÖNSÖZ

 

Hüsrânı, kaos ve kargaşayı toplum her alanda yaşıyor. Bu kargaşadan kavramların da nasibini almaması beklenemez. Toplumu etkileyen kavramlara herkes inancı doğrultusunda anlamlar yüklüyor. Düzeni ve medyayı ellerinde bulunduran güçler kendi inançları doğrultusunda anlam yükledikleri bu kavramların içlerini de yine kendileri dolduruyorlar. Medyanın, çıkmak bilmeyen arsız misâfir gibi evlere girmesiyle birlikte sanat da egemen güçlerin câhilî anlayışları doğrultusunda insanları her geçen gün daha fazla etkiliyor. Aslında Kur'ânî bir kavram olan sanat, günümüzde, müslümanların anlaması gereken özelliklerden çok farklı işleve sahip olmuş durumda.

 

Artık sanat, rûhun güzelliklerinin dışa yansıması olmaktan çıkarılmış; toplumları maddî yönden sömürme, mânevî yönden de uyuşturma görevi almış emperyalizmin cadısıdır. Bu çirkin büyücünün kendisini güzel gösteren maskesinin sırıtan makyajını göremeyen gâfil gençler, yalancı güzelliğine âşık oldukları bu  cadının kollarına atılır atılmaz can vermekteler. Şimdi sanat adlı bu cadı, büyüsüyle arkasından koşturduğu gençlerin rûhunu almakla yetinmemekte, bu cinâyetten önce kendi tanrılığına iman ettirip kendine taptırmakta.

 

Bize düşen görev, gücümüzün yettiği oranda, işi ilâhlık taslamaya kadar vardıran bu büyücünün maskesini düşürmek ve çevremizdeki kurbanlarını azaltmak için çalışmak. Bunun da yolu, maskesini takarak onun rolünü oynadığı "gerçek güzel"i insanlara tanıtmaktan geçiyor. Sahtekârlar ne ile kandıracaklarsa, o şeyin gerçeğini hakkıyla tanımayanları kandırabilirler sadece. Gerçeğin apaçık ortaya çıkması gerekir ki sahtekâr bâtıl eriyip yok olsun.

 

İnsanlara gerçek sanatı, gerçek güzelliği tanıtmak için öncelikle sahtekârlara savaş açmamız, onların maskelerini düşürüp çirkinliklerini insanlara göstermemiz gerekiyor. Her şey zıddıyla anlam kazanacağı, hak-bâtıl mücâdelesi her an ve her konumda yaşanacağı için kaçınılmaz bir cephedir bu.

 

Sanatla direkt ilgili kitapların sayısı, sanatın kapsam ve önemine oranla hayli azdır. Bunlar içinde konuyu İslâmî duyarlılıkla ele alanların sayısı ise yok denecek kadardır. Bu eserlerin önemli bir kısmı da gençlerin zor anlayacağı üslûpla ve genellikle de felsefî boyutlardaki yorum ve tartışmalara ağırlık veren tarzdadır.

 

Lise seviyesindeki gençlerin kolaylıkla okuyup anlayabileceği tarzda ve insanımıza sanat şuuru verecek, sanata müslümanca bakabilmenin yollarını gösterecek el kitabı tarzında bir esere ihtiyaçtan yola çıkılarak hazırlandı bu kitap.

 

İnsanımızın önemli bir kesimi duyarlılığını yitirdiğinden sanatın kendisine de olumsuzca yaklaşım ve taassup kendini gösterdi. Sanata tepkide, sanat adına ortada gözüken rezâletin payı büyük olmasına rağmen, bu tavrın yanlışlığı ortadadır. Bazı müslümanlar da tam tersine, câhilî sanatın tuzaklarına kolaylıkla düşebilmekte. O yüzden müslümanlarda sanat bilincinin oluşması, insanımızın gerçek sanatı tanıyabilmesi ve ona yönelmesi gerekmektedir.

 

Olaya tevhid cephesinden müslümanca bakabilmek için Kelime-i Tevhid'deki espriyle konuyu ele almayı uygun gördüm. Önce sanat kavramı ve bunun câhilî anlayışla çarpıtılması, afyon-sanat ve put-sanatın çirkinliklerinin ortaya konması gerekiyordu. Böylece reddedilmesi gereken şey iyice tanınsın ki ilişki tümüyle koparılabilsin. Fıtratın ihtiyacı olan zevk, güzellik ve sanat konusunda bâtıldan temizlenen boşluğu gerçek anlamda doldurması için Allah'ın sanatı ve Allah için sanat gündeme gelsin.

 

Evet, gündem artık sanat var; buyrun!

 

                                                                                          Ahmed Kalkan

                                                                                     Ekim 1993, Ümraniye