Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Kulliyatlar - 31. Sayfa - Ozlutefsiri

 

 

410

57 / 31 LOKMAN (1-11)

Cüz : 21

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

الم -1, تِلْكَ اَيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ -2, هُدًى وَرَحْمَةً لِلْمُحْسِنِينَ -3, اَلَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَوةَ وَهُمْ بِاْلاَخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ -4, اُولَئِكَ عَلَى هُدًى مِنْ رَبِّهِمْ وَاُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ -5, وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَرِى لَهْوَ الْحَدِيثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَبِيلِ اللهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًا اُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ -6, وَاِذَا تُتْلَى عَلَيْهِ اَيَاتُنَا وَلَّى مُسْتَكْبِرًا كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا كَاَنَّ فِى اُذُنَيْهِ وَقْرًا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَلِيمٍ -7, اِنَّ الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ لَهُمْ جَنَّاتُ النَّعِيمِ -8, خَالِدِينَ فِيهَا وَعْدَ اللهِ حَقًّا وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ -9, خَلَقَ السَّمَوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا وَاَلْقَى فِى اْلاَرْضِ رَوَاسِىَ اَنْ تَمِيدَ بِكُمْ  وَبَثَّ فِيهَا مِنْ كُلِّ دَابَّةٍ وَاَنْزَلْنَا مِنَ السَّمَآءِ مَآءً فَاَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ -10, هَذَا خَلْقُ اللهِ فَاَرُونِى مَاذَا خَلَقَ الَّذِينَ مِنْ دُونِهِ بَلِ الظَّالِمُونَ فِى ضَلاَلٍ مُبِينٍ -11,

 

31    LOKMAN SÛRESİ

 

Bu sûrede yine Allah, peygamberlik ve ölümden sonra dirilmeye ağırlık vererek başlar. Kevnî a-yetlerden pekçok örnekler verilerek Allah’ın dışında bir yaratıcı olmadığı gerçeğini vurgulayarak mal ve ço-cukların fayda vermeyeceği korkunç günden insanları uyararak sona erer.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

 

/ 1 Elif, Lâm, Mîm. 2 Bunlar hikmetle dolu olan kitabın ayetleridir. 3 Güzel ve iyi davrananlar için bir hidayet rehberi ve rahmet olmak üzere indi-rilmiştir. 4 Onlar ki, namazlarında duyarlı ve devamlıdırlar ve karşılıksız yardım olan zekatı verirler ve ahirete de kesin bir inanç besleyerek bağlanmışlardır. 5 İşte onlardır Rablerinin doğru yolunu bulanlar, işte onlardır kurtulup muratları-na erenler.

6 İnsanlardan kimi de var ki, gerçek bilgiye dayanmaksızın insanları Allah’ın yolundan saptırmak ve onunla alay etmek için masal, hikaye gibi eğ-lence türünden boş sözleri, satın alıp insanları Kur’ân’ı dinlemekten alıkoyup, bu masallarla aldatmaya çalışırlar; işte böylelerine alçaltıcı bir azap vardır. 7 Böyle birine mesajlarımız okunup aktarıldığında, sanki kulaklarında bir ağırlık varmış da, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslayarak yüz çevirir, işte ona acıklı bir azabı müjdele.

8 İnanan ve doğru dürüst işler yapanlara, nimeti bol cennetler vardır. 9 Orada ebedi olarak kalacaklardır; bu Allah’ın gerçek va’didir. O üstündür, güçlüdür, yaptığı herşeyi yerli yerince yapar.

10 O Allah ki, gökleri gözle görünür destekler olmadan yarattı, sizi sarsmasın diye yeryüzünü de metin dağlarla donattı ve yeryüzüne her çeşitten canlıyı da yaydı. Ve biz gökyüzünden sular indirip, bununla yeryüzünde her türlü güzelim bitkileri, çifter çifter bitirip yetiştirdik. 11 İşte Allah’ın yarattıkları bunlardır. Gösterin bana O’ndan başkalarının ne yarattığını? Hayır, doğrusu o yaratılış gayesi dışında yaşayanlar, apaçık bir sapıklık içindedirler.

 

 

Cüz : 21

57 / 31 LOKMAN (12-19)

411

 

 

وَلَقَدْ اَتَيْنَا لُقْمَنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلَّهِ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللهَ غَنِىٌّ حَمِيدٌ -12, وَاِذْ قَالَ لُقْمَنُ لاِبْنِهِ وَهُوَ يَعِظُهُ يَابُنَىَّ لاَ تُشْرِكْ بِاللهِ اِنَّ الشِّرْكَ لَظُلْمٌ عَظِيمٌ -13, وَوَصَّيْنَا اْلاِنْسَانَ بِوَالِدَيْهِ حَمَلَتْهُ اُمُّهُ وَهْنًا عَلَى وَهْنٍ وَفِصَالُهُ فِى عَامَيْنِ اَنِ اشْكُرْ لِى وَلِوَالِدَيْكَ اِلَىَّ الْمَصِيرُ -14, وَاِنْ جَاهَدَاكَ عَلى اَنْ تُشْرِكَ بِى مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ فَلاَ تُطِعْهُمَا وَصَاحِبْهُمَا فِى الدُّنْيَا مَعْرُوفًا وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ اَنَابَ اِلَىَّ ثُمَّ اِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَاُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -15, يَابُنَىَّ اِنَّهَا اِنْ تَكُنْ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِنْ خَرْدَلٍ فَتَكُنْ فِى صَخْرَةٍ اَوْ فِى السَّمَوَاتِ اَوْ فِى اْلاَرْضِ يَأْتِ بِهَا اللهُ اِنَّ اللهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ -16, يَابُنَىَّ اَقِمِ الصَّلَوةَ وَأْمُرْ بِالْمَعْرُوفِ وَانْهَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَاصْبِرْ عَلَى مَآ اَصَابَكَ اِنَّ ذَلِكَ مِنْ عَزْمِ اْلاُمُورِ -17, وَلاَ تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلاَ تَمْشِ فِى اْلاَرْضِ مَرَحًا اِنَّ اللهَ لاَ يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍ -18, وَاقْصِدْ فِى مَشْيِكَ وَاغْضُضْ مِنْ صَوْتِكَ اِنَّ اَنْكَرَ اْلاَصْوَاتِ لَصَوْتُ الْحَمِيرِ -19,

 

/ 12 Andolsun biz, Lokman’a isabetli söz söylemek ve iş yapmak hususiyeti, akıl ve derin bilgi verdik ve Allah’a şükret dedik. Çünkü O’na şükre-den, kendi iyiliği için şükretmiş olur. Nankörlük etmeyi, yani Allah’tan gelen gerçekleri örtbas etmek suretiyle, yaşamayı tercih eden ise bilsin ki, Allah ke-sinlikle hiçbir şeye muhtaç değildir ve her zaman eksiksiz övgülere layıktır. 13 Lokman oğluna öğüt vererek şöyle konuştu: “Ey benim sevgili oğlum! Allah’ın yanı sıra, başka güçlere ilahlık yakıştırma! Bil ki, böyle düzmece ortaklık yakış-tırmalar gerçekten Allah’a karşı yapılan, çok büyük bir haksızlıktır.” 14 Ve biz insana, anne babasına karşı iyi davranmasını emrettik. Annesi onu nice acıla-ra ve zayıflığa katlanarak karnında taşıdı. Onun sütten kesilmesi de, iki yıl sü-rer. Öyleyse ey insanoğlu! Bana, sonra ana babana şükret. Unutma ki, bütün yollar sonunda bana ulaşır. 15 Anne babana saygılı ol, eğer onlar hakkında hiçbir delil ve bilgi bulunmayan bir şeyi, körü körüne bana ortak koşman için uğraşırlar ve ağırlıklarını koyarlarsa, onlara bu hususta itaat etme, dünyada onlara iyilik et ve bana yönelen kimsenin yoluna uy. Sonunda hepiniz bana dö-neceksiniz ve o zaman hayatta iken, yapmış olduğunuz herşeyi gerçek şekliy-le size haber vereceğim. 16 Lokman “Yavrucuğum” diye ilave etti. “İşleyeceğin iyi veya kötü iş, bir hardal tanesi kadar bile olsa, bir kayanın içinde saklı da bu-lunsa, yahut göklerin yüksekliklerinde veya yeryüzünün derinliklerinde saklan-sa bile, Allah onu meydana çıkarır. Şüphesiz Allah, en ince ve en gizli şeyleri bilendir ve herşeyden de haberdardır. 17 Yavrucuğum, namazında duyarlı ve devamlı ol, doğru ve yararlı olanı emret, kötü ve eğriden vazgeçir, her zaman için uğradığın sıkıntılara karşı dayanıklı ol. Çünkü bu işler mutlaka yapılması gereken işlerdir. 18 Kibirlenerek halka surat asma ve yeryüzünde çalımlı ça-lımlı yürüme. Şüphe yok ki Allah, kibirlenip övünenlerin hiçbirini sevmez. 19 Yeryüzünde kibirlenerek ya da miskince değil de ağırbaşlılıkla yürümeye bak, sesini de fazla yükseltme. Şüphe yok ki, seslerin en çirkini eşek anırmasıdır.”

 

 

412

57 / 31 LOKMAN (20-28)

Cüz : 21

 

 

اَلَمْ تَرَوْا اَنَّ اللهَ سَخَّرَ لَكُمْ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَمَا فِى اْلاَرْضِ وَاَسْبَغَ عَلَيْكُمْ نِعَمَهُ ظَاهِرَةً وَبَاطِنَةً وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِى اللهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلاَ هُدًى وَلاَ كِتَابٍ مُنِيرٍ -20, وَاِذَا قِيلَ لَهُمُ اتَّبِعُوا مَآ اَنْزَلَ اللهُ قَالُوا بَلْ نَتَّبِعُ مَا وَجَدْنَا عَلَيْهِ اَبَآءَ نَا اَوَلَوْ كَانَ الشَّيْطَانُ يَدْعُوهُمْ اِلَى عَذَابِ السَّعِيرِ -21, وَمَنْ يُسْلِمْ وَجْهَهُ اِلَى اللهِ وَهُوَ مُحْسِنٌ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى وَاِلَى اللهِ عَاقِبَةُ اْلاُمُورِ -22, وَمَنْ كَفَرَ فَلاَ يَحْزُنْكَ كُفْرُهُ اِلَيْنَا مَرْجِعُهُمْ فَنُنَبِّئُهُمْ بِمَا عَمِلُوا اِنَّ اللهَ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ -23, نُمَتِّعُهُمْ قَلِيلاً ثُمَّ نَضْطَرُّهُمْ اِلَى عَذَابٍ غَلِيظٍ -24, وَلَئِنْ سَاَلْتَهُمْ مَنْ خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ لَيَقُولُنَّ اللهُ قُلِ الْحَمْدُ لِلَّهِ بَلْ اَكْثَرُهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ -25, لِلَّهِ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ اِنَّ اللهَ هُوَ الْغَنِىُّ الْحَمِيدُ -26, وَلَوْ اَنَّ مَا فِى اْلاَرْضِ مِنْ شَجَرَةٍ اَقْلاَمٌ وَالْبَحْرُ يَمُدُّهُ مِنْ بَعْدِهِ سَبْعَةُ اَبْحُرٍ مَا نَفِدَتْ كَلِمَاتُ اللهِ اِنَّ اللهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌ -27, مَا خَلْقُكُمْ وَلاَ بَعْثُكُمْ اِلاَّ كَنَفْسٍ وَاحِدَةٍ اِنَّ اللهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ -28,

 

/ 20 Allah’ın göklerdeki ve yerdeki herşeyi emrinize verdiğini, gö-rünen ve gizli olan nimetlerini, alabildiğine serdiğini görmez misin? Yine de in-sanlar arasında öylesi var ki, Allah hakkında hiçbir gerçek bilgisi, rehberi ve aydınlatıcı bir kitabı olmadan, Allah hakkında çene çalarlar. 21 Ve onlara: “Allah ne indirdiyse, O’na uyun” denildi mi, “Hayır” derler. “Biz atalarımızı neye uymuş bulduysak ona uyarız.” Ya şeytan onları, yakıcı ateşin azabına çağır-mışsa, yine de atalarına mı uyacaklar? 22 Kim bütün benliğiyle Allah’a teslim olur, iyilik ve güzelliği de huy edinirse, cidden o en sağlam kulpa yapışmıştır. Ve işlerin sonu Allah’a varıp dayanır. 23 Kim de Allah’tan gelen gerçekleri ört-bas ederse, onun bu durumu seni üzmesin. Onların dönüşü bizedir. Biz de on-lara, dünyada işlediklerinin gerçek yüzünü haber veriririz. Şüphesiz ki Allah, göğüslerde olanı en iyi bilendir. 24 Onlara kısa bir süre dünyada, hayatın zev-kini yaşatır, geçindirir, ama sonunda şiddetli bir azaba sürükleriz. 25 Şayet on-lara gökleri ve yeri yaratan kimdir? diye soracak olsan, elbette Allah diyecek-ler. De ki: Allah’a hamdolsun, ama onların pek çoğu yine de gerçekleri bilmez-ler. 26 Göklerde ve yerde ne varsa, hepsi Allah’ındır. Şüphesiz ki Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir; ama herşey O’na muhtaçtır, övülmeye de en çok O la-yıktır.

27 Yeryüzündeki bütün ağaçlar kalem olsaydı, denizler de mürekkep, sonra yedi deniz daha katılarak mürekkep olsaydı, Allah’ın sözleri yine de ya-zılmakla tükenmezdi. Şüphe yok ki Allah güçlüdür, O’nun gücüne hiçbir güç erişemez. O Allah, yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.

28 Hepinizin yaratılması ve yeniden diriltilmesi; O’nun için tek canlı-nın yaratılması ve diriltilmesi gibi basittir. Şüphe yok ki Allah, herşeyi işiten ve herşeyi görendir. 8

 

 

Cüz : 21

57 / 31 LOKMAN (29-34)

413

 

 

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللهَ يُولِجُ اللَّيْلَ فِى النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِى اللَّيْلِ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ كُلٌّ يَجْرِى اِلَى اَجَلٍ مُسَمًّى وَاَنَّ اللهَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ -29, ذَلِكَ بِاَنَّ اللهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللهَ هُوَ الْعَلِىُّ الْكَبِيرُ -30, اَلَمْ تَرَ اَنَّ الْفُلْكَ تَجْرِى فِى الْبَحْرِ بِنِعْمَةِ اللهِ لِيُرِيَكُمْ مِنْ اَيَاتِهِ اِنَّ فِى ذَلِكَ لاَيَاتٍ لِكُلِّ صَبَّارٍ شَكُورٍ -31, وَاِذَا غَشِيَهُمْ مَوْجٌ كَالظُّلَلِ دَعَوُا اللهَ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ فَلَمَّا نَجَّيهُمْ اِلَى الْبَرِّ فَمِنْهُمْ مُقْتَصِدٌ وَمَا يَجْحَدُ بِاَيَاتِنَا اِلاَّ كُلُّ خَتَّارٍ كَفُورٍ -32, يَآاَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ وَاخْشَوْا يَوْمًا لاَ يَجْزِى وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهِ وَلاَ مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَنْ وَالِدِهِ شَيْئًا اِنَّ وَعْدَ اللهِ حَقٌّ فَلاَ تَغُرَّنَّكُمُ الْحَيَوةُ الدُّنْيَا وَلاَ يَغُرَّنَّكُمْ بِاللهِ الْغَرُورُ -33, اِنَّ اللهَ عِنْدَهُ عِلْمُ السَّاعَةِ  وَيُنَزِّلُ الْغَيْثَ وَيَعْلَمُ مَا فِى اْلاَرْحَامِ وَمَا تَدْرِى نَفْسٌ مَاذَا تَكْسِبُ غَدًا وَمَا تَدْرِى نَفْسٌ بِاَىِّ اَرْضٍ تَمُوتُ اِنَّ اللهَ عَلِيمٌ خَبِيرٌ -34,

 

7 29 Bilmez misin gündüzü kısaltarak geceyi uzatan ve geceyi kısal-tarak gündüzü uzatan Allah’tır. Güneşi ve ayı da, kendi yasalarına tabi kılıp, si-zin istifadenize sunmuştur. Güneş ve ay herbiri, kendisine belirlenmiş bir vakte kadar, kendi yörüngelerinde seyredip durur. Allah işlediklerinizin hepsinden haberdardır. 30 Gerçek böyledir. Tüm kâinâtı belli kanun ve sistemlerle idare eden Allah, ibadet edilmesi gereken, gerçek ilahtır. O’ndan başka yalvarıp ya-kardıklarınız ise, anlamsız boş ve tamamiyle geçersiz şeylerdir. Gerçekten de Allah, pek yüce ve çok büyüktür.

 

/ 31 Görmez misin gemiler, Allah’ın lütfu ile denizlerde nasıl yol a-lıyorlar. Allah bunlarla, kudretinin yüceliğine delalet eden bazı alametlerini gös-terir. Şüphesiz bunda, adamakıllı sabreden ve adamakıllı şükreden herkese, ibretler ve dersler vardır.

32 Denizde dağlar gibi dalgalar onları kuşattığı zaman, dini yalnız O’na has kılarak, samimi bir biçimde, Allah’a yalvarırlar. Onları kurtarıp karaya çıkardığı zaman, içlerinden bir kısmı, orta yolu tutar. Ayetlerimizi zaten, sözün-de durmayan nankörlerden başkası, bile bile inkâr etmez.

33 Ey insanlar! Yolunuzu Rabbinizin kitabıyla bulun. Öyle bir günden korkup sakının ki; hiçbir anne ve babanın çocuğuna faydası dokunmaz ve hiç-bir çocuk da, anne babasına en ufak bir fayda sağlayamaz. Çünkü Allah’ın ölümden sonra, dirilme ve hesapla ilgili vaadi de mutlaka gerçekleşecektir. Dünya hayatı, süsü ve lezzetleriyle sizi aldatmasın. Düzenbaz şeytan da, sizi Allah’ın mühlet vermesine ve yumuşak davranmasına karşı, güvendirip aldat-masın.

34 Kıyametin ne zaman kopacağını yalnız Allah bilir. Yağmuru nere-ye, nasıl ve ne kadar yağdıracağını da yine O bilir. Rahimlerde olanın iyi, kötü, ölü, diri, müslüman, kâfir vs. nasıl olacağını da yine O bilir. Hiçbir kimse yarın başına ne geleceğini sevgi mi, nefret mi, günah mı, sevap mı, kâr mı, zarar mı bilemez. Yine hiçbir kimse yeryüzünün hangi parçasında ve nasıl öleceğini de, asla bilemez. Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan, yalnızca Allah’tır.