Cüz : 25 - Külliyat - Ozlutefsiri - 44. Sayfa
|
|
Cüz : 25 |
64 / 44 DUHÂN (1-18) |
495 |
|
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
حم -1, وَالْكِتَابِ الْمُبِينِ -2, اِنَّآ اَنْزَلْنَاهُ فِى لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرِينَ -3, فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكِيمٍ -4, اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَآ اِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ -5, رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ اِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ -6, رَبِّ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ اِنْ كُنْتُمْ مُوقِنِينَ -7, لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ يُحْيىِ وَيُمِيتُ رَبُّكُمْ وَرَبُّ اَبَآئِكُمُ اْلاَوَّلِينَ -8, بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ -9, فَارْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى السَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُبِينٍ -10, يَغْشَى النَّاسَ هَذَا عَذَابٌ اَلِيمٌ -11, رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ اِنَّا مُؤْمِنُونَ -12, اَنَّى لَهُمُ الذِّكْرَى وَقَدْ جَآءَ هُمْ رَسُولٌ مُبِينٌ -13, ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَجْنُونٌ -14, اِنَّا كَاشِفُوا الْعَذَابِ قَلِيلاً اِنَّكُمْ عَآئِدُونَ -15, يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَى اِنَّا مُنْتَقِمُونَ -16, وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَ هُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ -17, اَنْ اَدُّوآ اِلَىَّ عِبَادَ اللهِ اِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ اَمِينٌ -18,
44 DUHÂN SÛRESİ
Allah’ın birliği, peygamberlik ve ölümden sonra dirilme konularını ele alan bu sûre de Kur’ân’ın mübarek bir gecede indirilişinden bahseder. Müşrik ve kâfirlerin Kur’ân’a karşı şüphe ve kuşkularını anlatır ve onları azap ile uyarır. Firavun ve toplumunun helakinden bahsederek İsrailoğullarının durumlarından söz ederek suçlu ve azgın milletlerin helak edileceği gerçeğini bildirip, iyi ve kötülerin akıbetlerini açıklayarak son bulur.
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Hâ, Mîm.
2 Düşün gerçekleri apaçık ortaya koyan bu kitabı! 3 Biz O Kur’ân’ı mübarek bir gecede indirdik, zaten biz insanlığı her zaman uyarmaktayız. 4 O gecede yerli yerince, her iş ayırt edilir, 5 katımızdan bir emir gereği olarak. Çünkü biz doğru yola ileten mesajlarımızı her zaman göndermekteyiz, 6 Rab-binden bir rahmet olarak. Şüphesiz herşeyi işiten ve bilen O’dur. 7 Eğer kesin olarak inanıyorsanız bilin ki Allah, göklerin, yerin ve her ikisi arasında bulu-nanların Rabbidir. 8 O’ndan başka gerçek ilah yoktur, hayat veren ve öldüren O’dur. O sizin de Rabbinizdir, geçmiş atalarınızın da. 9 Evet ama o inanma-yanlar, kendi şüpheleriyle oyalanıp, oynayıp duruyorlar.
10 Artık gözetle… Gökyüzünde apaçık gözle görülür bir dumanın ge-leceği günü. 11 Öyle bir duman ki, bütün insanlığı sarıp kuşatmıştır. Bu acı bir azaptır. 12 İşte o zaman insanlar; Ey Rabbimiz! bizden azabı kaldır artık, biz inanıyoruz derler. 13 Ama bu hatırlatma son saatte onlara ne fayda sağlar ki? Çünkü onlara daha önce gerçekleri apaçık ortaya koyan bir elçi gelmişti. 14 Ama yüz çevirip uzaklaşmışlar ve “O başkalarınca öğretilmiş biridir, bir delidir!” demişlerdi. 15 Biz yine de bu azabı birazıcık kaldıracağız, oysa siz kendi sap-lantılarınıza yeniden döneceksiniz, ama 16 bütün inkârcıları şiddetli bir hamle ile kuşatacağımız gün, sizden de intikamımızı mutlaka alacağız. 17 Biz onlar-dan uzun zaman önce de, Firavun halkını aynı yolla sınadık; Onlara şerefli bir elçi de gelmiş ve 18 “Esaretiniz altındaki Allah’ın kullarını bana teslim edin, çünkü ben Allah’ın size gönderdiği güvene layık bir elçiyim!” demişti. 8
|
|
496 |
64 / 44 DUHÂN (19-39) |
Cüz : 25 |
|
وَاَنْ لاَ تَعْلُوا عَلَى اللهِ اِنِّى اَتِيكُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ -19, وَاِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ اَنْ تَرْجُمُونِ -20, وَاِنْ لَمْ تُؤْمِنُوا لِى فَاعْتَزِلُونِ -21, فَدَعَا رَبَّهُ اَنَّ هَؤُلآءِ قَوْمٌ مُجْرِمُونَ -22, فَاَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلاً اِنَّكُمْ مُتَّبَعُونَ -23, وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًا اِنَّهُمْ جُنْدٌ مُغْرَقُونَ -24, كَمْ تَرَكُوا مِنْ جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ -25, وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ -26, وَنَعْمَةٍ كَانُوا فِيهاَ فَاكِهِينَ -27, كَذَلِكَ وَاَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا اَخَرِينَ -28, فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَآءُ وَاْلاَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنْظَرِينَ -29, وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِى اِسْرَآئِيلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهِينِ -30, مِنْ فِرْعَوْنَ اِنَّهُ كَانَ عَالِيًا مِنَ الْمُسْرِفِينَ -31, وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلَى عِلْمٍ عَلَى الْعَالَمِينَ -32, وَاَتَيْنَاهُمْ مِنَ اْلاَيَاتِ مَا فِيهِ بَلآءٌ مُبِينٌ -33, اِنَّ هَؤُلآءِ لَيَقُولُونَ -34, اِنْ هِىَ اِلاَّ مَوْتَتُنَا اْلاُولَى وَمَا نَحْنُ بِمُنْشَرِينَ -35, فَأْتُوا بِاَبَآئِنَآ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ -36, اَهُمْ خَيْرٌ اَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَالَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ اَهْلَكْنَاهُمْ اِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمِينَ -37, وَمَا خَلَقْنَا السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لاَعِبِينَ -38, مَا خَلَقْنَاهُمَآ اِلاَّ بِالْحَقِّ وَلَكِنَّ اَكْثَرَهُمْ لاَ يَعْلَمُونَ -39,
7 19 “Ve Allah’a karşı büyüklük taslamayın. Çünkü ben size, O’ndan açık bir delil getirdim. 20 Ve bana yapacağınız tüm hakaretlerden ve beni taşla-manızdan, benim de sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığınırım. 21 Ve eğer bana inanmıyorsanız, hiç olmazsa yolumdan çekilin.” 22 Musa; onların düşmanlıkların-dan bıkıp usandığında: “Bunlar gerçekten günaha batmış bir toplumdur!” diye Rabbine dua etti. 23 Ve Allah: “Artık kullarımla geceleyin yola düş. Şüphesiz siz, Firavun orduları tarafından takip olunacaksınız” buyurdu. 24 Denizi sen ve toplu-mun geçtikten sonra, açılmış durumda öylece bırak, çünkü onlar boğulacak bir or-dudur. 25 Ve onlar böylece boğularak yok olup gittiler ve arkalarında nice bahçe-ler bıraktılar, nice pınarlar, 26 nice ekin tarlaları ve nice güzelim konaklar 27 ve hoşlandıkları ve eğlenip durdukları nice nimetler… 28 İşte böyle oldu ve sonra başka bir toplumu, onların geride bıraktıklarına varis kıldık. 29 Onların yok oluşla-rına ne gök, ne de yer sakinleri ağlamadı ve tevbe edebilmeleri için zaman da ta-nınmadı.
/ 30 Biz gerçekten İsrailoğullarını alçaltıcı bir azaptan kurtardık. 31 Firavun’un onların başına sardığı azaptan. Şüphesiz o Firavun, haddi aşanlardan ve büyüklük taslayan, ululanan biriydi. 32 Andolsun ki, İsrailoğullarının durumunu bilerek, onları dünya milletlerinin üzerine seçip tercih ettik, onlar o devrin lider top-lumu idiler. 33 Ve onlara her birine açık birer imtihan bulunan, ayet ve ibretlerimiz-den de verdik. 34 Şüphesiz bu inkârcı sapıklar diyorlar ki: 35 “İlk ölümümüzden başka ölüm yoktur ve biz tekrar dirilecek de değiliz. 36 Eğer bu iddianızda haklı i-seniz, atalarımızı yeniden hayata döndürün ve öteki dünyanın var olduğuna, şahit-lik yapmalarını sağlayın.” 37 Bunlar mı güç, kuvvet ve çokluk yönünden daha ha-yırlı ve daha iyi, yoksa ordu ve kuvvetleriyle ün salan Tübba’ kavmi ve onlardan evvelki ümmetler mi? Biz onları bile küfürleri yüzünden helak ettik, çünkü onlar da günaha batıp gitmiş kimselerdendi.
38 İşte böyle, biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunan herşeyi, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. 39 Biz onları ancak değişmez bir gerçek ve şaş-maz bir düzen içinde yarattık, fakat çoğu bu gerçeği bilmezler. 8
|
|
Cüz : 25 |
64 / 44 DUHÂN (40-59) |
497 |
|
اِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ مِيقَاتُهُمْ اَجْمَعِينَ -40, يَوْمَ لاَ يُغْنِى مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْئًا وَلاَ هُمْ يُنْصَرُونَ -41, اِلاَّ مَنْ رَحِمَ اللهُ اِنَّهُ هُوَ الْعَزِيزُ الرَّحِيمُ -42, اِنَّ شَجَرَةَ الزَّقُّومِ -43, طَعَامُ اْلاَثِيمِ -44, كَالْمُهْلِ يَغْلِى فِى الْبُطُونِ -45, كَغَلْىِ الْحَمِيمِ -46, خُذُوهُ فَاعْتِلُوهُ اِلَى سَوَآءِ الْجَحِيمِ -47, ثُمَّ صُبُّوا فَوْقَ رَأْسِهِ مِنْ عَذَابِ الْحَمِيمِ -48, ذُقْ اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزِيزُ الْكَرِيمُ -49, اِنَّ هَذَا مَا كُنْتُمْ بِهِ تَمْتَرُونَ -50, اِنَّ الْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ اَمِينٍ -51, فِى جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ -52, يَلْبَسُونَ مِنْ سُنْدُسٍ وَاِسْتَبْرَقٍ مُتَقَابِلِينَ -53, كَذَلِكَ وَزَوَّجْنَاهُمْ بِحُورٍ عِينٍ -54, يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَاكِهَةٍ اَمِنِينَ -55, لاَ يَذُوقُونَ فِيهَا الْمَوْتَ اِلاَّ الْمَوْتَةَ اْلاُولَى وَوَقَيهُمْ عَذَابَ الْجَحِيمِ -56, فَضْلاً مِنْ رَبِّكَ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ -57, فَاِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ -58, فَارْتَقِبْ اِنَّهُمْ مُرْتَقِبُونَ -59,
7 40 Şüphesiz o hakkı batıldan, haklıyı haksızdan ayırma günü, in-sanların hepsinin hesaba çekilmek üzere toplanacakları gündür 41 ki, o gün dostun dosta faydası olmaz ve onlara hiçbir şekilde yardım da edilmez. 42 An-cak Allah’ın yardım ettiği kimseler kurtulur, Şüphesiz O Allah, kâfirlerden inti-kam almaya karşı çok güçlü ve mü’minlere de çok acıyıp merhamet edendir.
/ 43 Şüphe yok ki, o zakkum ağacı, 44 suçluların gıdasıdır, 45 e-rimiş madenler gibi, karınlarında kaynar, 46 kaynar sular gibi. 47 Günaha düşkün olanı tutun, sürükleyerek cehennemin ortasına götürün. 48 Sonra ba-şından aşağı kaynar su azabından dökün. 49 Bu azabı tat, zannına göre üs-tündün, güçlüydün, saygı değerdin. 50 İşte sizin şüphe edip durduğunuz ger-çekten de bu idi.
51 Buna karşılık yollarını Allah ve kitabıyla bulanlar, gerçekten gü-venilir bir konumdadırlar. 52 Bahçeler ve pınarlar arasında, 53 ince ve kalın ipekten elbiseler giyerler ve karşı karşıya otururlar. 54 İşte böyle olacak, biz onları siyah iri gözlü hûrilerle de evlendiririz. 55 Orada güven içinde canlarının çektiği her türlü meyveyi isteyip getirtirler. 56 Ve orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmayacaklar ve böylece Allah onları yakıcı ateşin azabından korumuş olacaktır. 57 Rabbinin bir lütfudur bu ve en büyük zafer de budur.
58 Böylece ey peygamber! Biz bu kitabı senin kendi dilinde, kolay an-laşılır kıldık ki, insanlar düşünüp ondan ders alabilsinler. 59 Öyleyse gözetle-yip bekle, başlarına ne geleceğini… Şüphe yok ki onlar da ne olacak diye bek-lemekteler…
İslami Okul Okulların En Önemlisi