Kulliyatlar - 45. Sayfa - Ozlutefsiri
|
|
498 |
65 / 45 CÂSİYE (1-13) |
Cüz : 25 |
|
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
حم -1, تَنْزِيلُ الْكِتَابِ مِنَ اللهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ -2, اِنَّ فِى السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ لاَيَاتٍ لِلْمُؤْمِنِينَ -3, وَفِى خَلْقِكُمْ وَمَا يَبُثُّ مِنْ دَابَّةٍ اَيَاتٌ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ -4, وَاخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَمَآ اَنْزَلَ اللهُ مِنَ السَّمَآءِ مِنْ رِزْقٍ فَاَحْيَا بِهِ اْلاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَتَصْرِيفِ الرِّيَاحِ اَيَاتٌ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ -5, تِلْكَ اَيَاتُ اللهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِالْحَقِّ فَبِاَىِّ حَدِيثٍ بَعْدَ اللهِ وَاَيَاتِهِ يُؤْمِنُونَ -6, وَيْلٌ لِكُلِّ اَفَّاكٍ اَثِيمٍ -7, يَسْمَعُ اَيَاتِ اللهِ تُتْلَى عَلَيْهِ ثُمَّ يُصِرُّ مُسْتَكْبِرًا كَاَنْ لَمْ يَسْمَعْهَا فَبَشِّرْهُ بِعَذَابٍ اَلِيمٍ -8, وَاِذَا عَلِمَ مِنْ اَيَاتِنَا شَيْئًا اتَّخَذَهَا هُزُوًا اُولَئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ -9, مِنْ وَرَآئِهِمْ جَهَنَّمُ وَلاَ يُغْنِى عَنْهُمْ مَا كَسَبُوا شَيْئًا وَلاَ مَا اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللهِ اَوْلِيَآءَ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ -10, هَذَا هُدًى وَالَّذِينَ كَفَرُوا بِاَيَاتِ رَبِّهِمْ لَهُمْ عَذَابٌ مِنْ رِجْزٍ اَلِيمٌ -11, اَللهُ الَّذِى سَخَّرَ لَكُمُ الْبَحْرَ لِتَجْرِىَ الْفُلْكُ فِيهِ بِاَمْرِهِ وَلِتَبْتَغُوا مِنْ فَضْلِهِ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ -12, وَسَخَّرَ لَكُمْ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَمَا فِى اْلاَرْضِ جَمِيعًا مِنْهُ اِنَّ فِى ذَلِكَ لاَيَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ -13,
45 CÂSİYE SÛRESİ
Tüm inanç esaslarını geniş bir şekilde izah eden sûre kevnî ayetlerle başlayıp Kur’ân’ı yalanlayan suçluların cehennemlik oluşlarından bahsederek kullarına lûtfettiği nimetleri anlatır ki onları verecek hiçbir kimsenin olmadığını bilsinler için. Yine İsrailoğulları örneklenerek peygamberlerine karşı azgın suçluların tutu-mu ortaya konup ahiretteki adil hesap anlatılarak insanlığın bir kısmı cennet bir kısmı cehenneme giderler di-yerek sona erer. Sûreye Şeriat adı da verilir.
Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.
/ 1 Hâ, Mîm. 2 Kitabın indirilmesi üstün, güçlü ve herşeyi yerli yerince ya-pan Allah tarafındandır. 3 Bakın, göklerde ve yerde inananlar için, ibret dolu mesajlar vardır. 4 Kendi yaratılışınızda ve türetip yaydığı canlılarda da, kesin bilgiyle inananlar için mesajlar, ibretler vardır. 5 Gece ile gündüzün ardarda gelmesinde, Allah’ın gökten rızka sebep olan yağmuru yağdırıp, onunla kuruyup ölmüş yere yeniden can verme-sinde, rüzgarların o halden bu hale değişip yönlendirilmesinde, aklını kullanan bir top-lum için mesajlar ve ibretler vardır. 6 İşte bunlar Allah’ın ayetleridir, bunları sana dos-doğru okuyoruz. Öyleyse onlar Allah’tan ve O’nun ayetlerinden sonra, hangi söze iman edecekler? 7 Yalana ve günaha dadanan kimsenin vay haline. 8 Kendisine oku-nan Allah’ın ayetlerini dinler de, sonra hiç duymamış gibi büyüklenip, küfründe ısrar e-der. Artık böylesini can yakıcı bir azap ile müjdele. 9 Böyleleri ayetlerimizden bir şey-ler öğrenecek olsa, onu eğlence edinir. İşte böylelerine alçaltıcı bir azap vardır. 10 Cehennem önlerindedir, ne dünyada kazandıkları şeyler, ne de Allah’ın yerine tanrısal güçler, yakıştırdıkları şeyler, onlara hiçbir fayda sağlamaz. Onlar için korkunç bir azap vardır. 11 İşte bu Kur’ân dosdoğru yolu gösterir. Rablerinin ayetlerini inkâra şartlan-mış olup tanımayanlara ise, en acıklı ve çetin bir azap vardır.
/ 12 Denizi kendi kanunları doğrultusunda, faydalanmanız için sizin emri-nize veren Allah’tır. Böylece gemiler, O’nun emriyle denizin üstünde yüzer giderler ve siz de O’nun lütfundan ihtiyaç duyduğunuz şeyleri, o denizden elde edersiniz ve şükre-denlerden olursunuz. 13 O göklerde ve yerde olan herşeyi, kendinden bir bağış olarak emrinize vermiştir. Bunda düşünen bir toplum için ibretler vardır. 8
|
|
Cüz : 25 |
65 / 45 CÂSİYE (14-22) |
499 |
|
قُلْ لِلَّذِينَ اَمَنُوا يَغْفِرُوا لِلَّذِينَ لاَ يَرْجُونَ اَيَّامَ اللهِ لِيَجْزِىَ قَوْمًا بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ -14, مَنْ عَمِلَ صَالِحًا فَلِنَفْسِهِ وَمَنْ اَسَآءَ فَعَلَيْهَا ثُمَّ اِلَى رَبِّكُمْ تُرْجَعُونَ -15, وَلَقَدْ اَتَيْنَا بَنِى اِسْرَآئِيلَ الْكِتَابَ وَالْحُكْمَ وَالنُّبُوَّةَ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَفَضَّلْنَاهُمْ عَلَى الْعَالَمِينَ -16, وَاَتَيْنَاهُمْ بَيِّنَاتٍ مِنَ اْلاَمْرِ فَمَا اخْتَلَفُوآ اِلاَّ مِنْ بَعْدِ مَا جَآءَ هُمُ الْعِلْمُ بَغْيًا بَيْنَهُمْ اِنَّ رَبَّكَ يَقْضِى بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَمَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ -17, ثُمَّ جَعَلْنَاكَ عَلَى شَرِيعَةٍ مِنَ اْلاَمْرِ فَاتَّبِعْهَا وَلاَ تَتَّبِعْ اَهْوَآءَ الَّذِينَ لاَ يَعْلَمُونَ -18, اِنَّهُمْ لَنْ يُغْنُوا عَنْكَ مِنَ اللهِ شَيْئًا وَاِنَّ الظَّالِمِينَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَآءُ بَعْضٍ وَاللهُ وَلِىُّ الْمُتَّقِينَ -19, هَذَا بَصَآئِرُ لِلنَّاسِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ -20, اَمْ حَسِبَ الَّذِينَ اجْتَرَحُوا السَّيِّئَاتِ اَنْ نَجْعَلَهُمْ كَالَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَوَآءً مَحْيَاهُمْ وَمَمَاتُهُمْ سَآءَ مَا يَحْكُمُونَ -21, وَخَلَقَ اللهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ بِالْحَقِّ وَلِتُجْزَى كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ -22,
7 14 Ey peygamber! İman edenlere söyle: “Allah’ın her toplumu işleyip elde ettikleriyle cezalandıracağı günlerin geleceğini ümit etmeyenlerin, yaptıkları eziyetlere şimdilik güçleri yetmediklerinden dolayı sabredip vazgeçsinler. Çünkü insanlara hak ettiklerinin karşılığını vermek, sadece Allah’a mahsustur.
15 Her kim doğru dürüst işler işlerse, kendi faydasınadır. Kim de kötülük işlerse günahı kendisinedir. Sonra hepiniz, hesabınız görülmek üzere Rabbinize döndürüleceksiniz.
16 Doğrusu biz, İsrailoğullarına kitap, hüküm, saltanat ve peygamberlik verdik. Onları temiz ve güzel şeylerden rızıklandırdık ve onları o devirde yaşayan mevcut toplumlardan her yönde üstün kıldık.
17 Ve onlara din işinde veya seni peygamber yapacağımız hakkında, a-çık deliller verdik. Onlar kendilerine bu bilgilerin verilmesinden sonra, sadece ara-larındaki çekememezlik yüzünden ayrılığa düştüler. Şüphesiz Rabbin ayrılığa düş-tükleri her konuda, onlar arasında hüküm verecektir.
18 Sonra da ey Muhammed! Seni her türlü iş ve yönetimde bir yol ve hak-hukuk düzeni üzere görevlendirdik. Artık sen de o düzene uy, gerçekleri bil-meyenlerin boş arzu ve heveslerine uyma. 19 Eğer sen, Allah’ın isteğine karşı ge-lip, onların arzu ve heveslerine uymuş olsaydın, sana verilecek cezaya karşı onla-rın sana hiçbir faydası dokunmazdı. Çünkü bu yaratılış gayesi dışında yaşantı sür-dürenler, sadece birbirlerinin dostları ve koruyucularıdır. Halbuki Allah, yolunu ki-tabıyla bulanların dostu ve koruyucusudur.
20 Bu Kur’ân, insanların kalp gözlerini açacak bir nur, iyiden iyiye inan-mış bir topluluğa doğru yolu gösterir bir rahmettir.
/ 21 Yoksa o kötülük işleyip duranları iman edip iyi, yararlı işler yapan kimselerle hayatlarında ve ölümlerinde kendilerini bir tutacağımızı mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar.
22 Allah gökleri ve yeryüzünü şaşmaz bir düzen ve uygunluk içerisinde yaratmıştır. Böylece herkes, kazanıp elde ettiğinin karşılığını görsün diye, onları dünyada belli bir süre geçindirdi. Öteki alemde yaptıklarının karşılığı verilirken de, hiçbir haksızlığa uğratılmazlar. 8
|
|
500 |
65 / 45 CÂSİYE (23-32) |
Cüz : 25 |
|
اَفَرَاَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ اِلَهَهُ هَوَيهُ وَاَضَلَّهُ اللهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَنْ يَهْدِيهِ مِنْ بَعْدِ اللهِ اَفَلاَ تَذَكَّرُونَ -23, وَقَالُوا مَا هِىَ اِلاَّ حَيَاتُنَا الدُّنْيَا نَمُوتُ وَنَحْيَا وَمَا يُهْلِكُنَآ اِلاَّ الدَّهْرُ وَمَا لَهُمْ بِذَلِكَ مِنْ عِلْمٍ اِنْ هُمْ اِلاَّ يَظُنُّونَ -24, وَاِذَا تُتْلَى عَلَيْهِمْ اَيَاتُنَا بَيِّناَتٍ مَا كَانَ حُجَّتَهُمْ اِلاَّ اَنْ قَالُوا ائْتُوا بِاَبَائِنَآ اِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ -25, قُلِ اللهُ يُحْيِيكُمْ ثُمَّ يُمِيتُكُمْ ثُمَّ يَجْمَعُكُمْ اِلَى يَوْمِ الْقِيَمَةِ لاَ رَيْبَ فِيهِ وَلَكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ -26, وَلِلَّهِ مُلْكُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ -27, وَتَرَى كُلَّ اُمَّةٍ جَاثِيَةً كُلُّ اُمَّةٍ تُدْعَى اِلَى كِتَابِهَا الْيَوْمَ تُجْزَوْنَ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -28, هَذَا كِتَابُنَا يَنْطِقُ عَلَيْكُمْ بِالْحَقِّ اِنَّا كُنَّا نَسْتَنْسِخُ مَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ -29, فَاَمَّا الَّذِينَ اَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَيُدْخِلُهُمْ رَبُّهُمْ فِى رَحْمَتِهِ ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْمُبِينُ -30, وَاَمَّا الَّذِينَ كَفَرُوا اَفَلَمْ تَكُنْ اَيَاتِى تُتْلَى عَلَيْكُمْ فَاسْتَكْبَرْتُمْ وَكُنْتُمْ قَوْمًا مُجْرِمِينَ -31, وَاِذَا قِيلَ اِنَّ وَعْدَ اللهِ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ لاَ رَيْبَ فِيهَا قُلْتُمْ مَا نَدْرِى مَا السَّاعَةُ اِنْ نَظُنُّ اِلاَّ ظَنًّا وَمَا نَحْنُ بِمُسْتَيْقِنِينَ -32,
7 23 Kendi arzu ve hevesini ilah edinen ve Allah’ın bir bilgi sebebiyle saptırdığı, kulak ve kalbini mühürlediği, gözüne perde çektiği kişiyi gördün mü? Artık Allah’tan sonra, kim onu doğru yola iletebilir. O halde hiç düşünüp ders çıkar-maz mısınız.
24 Ahirete inanmayanlar hâlâ: “Bu dünyadaki hayatımızdan başka birşey yoktur, yaşarız, ölürüz. Bizi ancak zaman yok eder” derler. Fakat onların bu hu-susta gerçek bir bilgileri yoktur, onlar sadece zanna kapılmışlardır. 25 Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman: “Doğru iseniz, babalarımızı dirilterek getirin ba-kalım” demelerinden başka, öne sürecekleri bir delilleri yoktur.
26 De ki: Size hayat veren de, sonra sizi öldüren de Allah’tır ve sonunda O, hepinizi kıyamet günü bir araya toplayacaktır ki, o günün gelip çatmasında hiç-bir şüphe yoktur. Fakat insanların çoğu bu gerçeği bilmezler.
/ 27 Göklerin ve yerin saltanatı ve yönetimi Allah’ındır. Kıyametin koptuğu gün, gerçeği kabul etmeyip boş şeylere kapılanlar, zarar ve ziyana uğra-yacaklardır.
28 Ve o gün bütün insanları, o günün dehşetinden dolayı, zillet içinde diz üstü çökmüş, perişan bir halde görürsün. Herkes kendisi hakkında tutulan kitabıy-la, kayıtlarıyla yüzleşmeye çağrılır. O gün ne yaptıysanız mutlaka karşılığını bula-caksınız. 29 İşte bu bizim kayıtlarımız, sizinle ilgili herşeyi bütün açıklığıyla ortaya serer. Çünkü dünyada iken yaptığınız herşeyi kayda geçirmiştik. 30 İman edip doğru dürüst işler yapanlara gelince, Rableri onları Rahmeti gereği cennetine so-kacaktır. İşte bu apaçık bir kurtuluştur. 31 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip, inkâr edenlere şöyle denilecek: “Mesajlarımız size iletilmedi mi? Aslında iletildi, a-ma siz küstahça büyüklük tasladınız ve böylece günaha saplanmış bir toplum ol-dunuz.” 32 Size Allah’ın verdiği söz, mutlaka yerini bulacaktır. Beklenen kıyametin kopacağında da şüphe yoktur, denildiği zaman: “Kıyamet nedir? Onun boş bir zan ve tahminden başka birşey olmadığını düşünüyoruz ve biz bu işi iyiden iyiye anla-yıp bilmiş de değiliz” derdiniz. 8
|
|
Cüz : 26 |
65 / 45 CÂSİYE (33-37) |
501 |
|
وَبَدَا لَهُمْ سَيِّئَاتُ مَا عَمِلُوا وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُن -33, وَقِيلَ الْيَوْمَ نَنْسَيكُمْ كَمَا نَسِيتُمْ لِقَآءَ يَوْمِكُمْ هَذَا وَمَأْوَيكُمُ النَّارُ وَمَا لَكُمْ مِنْ نَاصِرِينَ -34, ذَلِكُمْ بِاَنَّكُمُ اتَّخَذْتُمْ اَيَاتِ اللهِ هُزُوًا وَغَرَّتْكُمُ الْحَيَوةُ الدُّنْيَا فَالْيَوْمَ لاَ يُخْرَجُونَ مِنْهَا وَلاَ هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ -35, فَلِلَّهِ الْحَمْدُ رَبِّ السَّمَوَاتِ وَرَبِّ اْلاَرْضِ رَبِّ العَالَمِينَ -36, وَلَهُ الْكِبْرِيَآءُ فِى السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ -37,
7 33 O gün yaptıkları işlerin kötülükleri, günahı onlara apaçık görüne-cek, alay ve eğlence edindikleri azap da başlarına gelip çatacaktır. 34 Ve o gün onlara denir ki: “Siz nasıl bu güne kavuşacağınızı unuttuysanız, bu gün de biz sizi unuttuk ve barınacağınız yer ateştir, size yardım edecek bir kimse de bulamaya-caksınız.” 35 Bunun böyle olmasının sebebi, sizin Allah’ın ayetlerini alay, eğlence edinmeniz ve dünya hayatının sizi aldatmasından dolayıdır. Artık onlar o gün ne a-teşten çıkarılacak, ne de özür dilemelerine fırsat verilecektir. 36 Tüm eksiksiz öv-güler göklerin Rabbi, yeryüzünün Rabbi ve bütün alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. 37 Göklerde ve yeryüzünde büyüklük ancak O’na mahsustur, o güçlü-dür, O’nun gücüne hiçbir güç erişemez, O yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır
İslami Okul Okulların En Önemlisi