Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 26 - Külliyat - Ozlutefsiri - 50. Sayfa

 

 

Cüz : 26

34 / 50 KÂF (1-15)

517

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

ق وَالْقُرْاَنِ الْمَجِيدِ -1, بَلْ عَجِبُوآ اَنْ جَآءَ هُمْ مُنْذِرٌ مِنْهُمْ فَقَالَ الْكَافِرُونَ هَذَا شَىْءٌ عَجِيبٌ -2, ءَ اِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا ذَلِكَ رَجْعٌ بَعِيدٌ -3, قَدْ عَلِمْنَا مَا تَنْقُصُ اْلاَرْضُ مِنْهُمْ وَعِنْدَنَا كِتَابٌ حَفِيظٌ -4, بَلْ كَذَّبُوا بِالْحَقِّ لَمَّا جَآءَ هُمْ فَهُمْ فِى اَمْرٍ مَرِيجٍ -5, اَفَلَمْ يَنْظُرُوآ اِلَى السَّمَآءِ فَوْقَهُمْ كَيْفَ بَنَيْنَاهَا وَزَيَّنَّاهَا وَمَا لَهَا مِنْ فُرُوجٍ -6, وَاْلاَرْضَ مَدَدْنَاهَا وَاَلْقَيْنَا فِيهَا رَوَاسِىَ وَاَنْبَتْنَا فِيهَا مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَهِيجٍ -7, تَبْصِرَةً وَذِكْرَى لِكُلِّ عَبْدٍ مُنِيبٍ -8, وَنَزَّلْنَا مِنَ السَّمَآءِ مَآءً مُبَارَكًا فَاَنْبَتْنَا بِهِ جَنَّاتٍ وَحَبَّ الْحَصِيدِ -9, وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ -10, رِزْقًا لِلْعِبَادِ وَاَحْيَيْنَا بِهِ بَلْدَةً مَيْتًا كَذَلِكَ الْخُرُوجُ -11, كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَاَصْحَابُ الرَّسِّ وَثَمُودُ -12, وَعَادٌ وَفِرْعَوْنُ وَاِخْوَانُ لُوطٍ -13, وَاَصْحَابُ اْلاَيْكَةِ وَقَوْمُ تُبَّعٍ كُلٌّ كَذَّبَ الرُّسُلَ فَحَقَّ وَعِيدِ -14, اَفَعَيِينَا بِالْخَلْقِ اْلاَوَّلِ بَلْ هُمْ فِى لَبْسٍ مِنْ خَلْقٍ جَدِيدٍ -15,

 

50    KÂF SÛRESİ

 

Bu sûre de öldükten sonraki dirilme ve haşre önem verir. Bu gerçekleri kesin ve parlak delillerle ele alır. İçerisindeki teşvik ve korkutma unsurlarıyla ruhları hayrete düşürür.

Allah’ın yüce kudretine kevnî ayetlerle dikkat çeken sûre geçmiş toplumlardan Nuh kavmi, Ress halkı ve Semud’un da yalanlayıp ne hale geldiklerinden bahsederek sûra üfürülecek günün dehşetini haber vererek sona erer.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

 

/ 1 Kâf. Andolsun şanlı, şerefli Kur’ân’a. 2 İçlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar. O Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler: “Bu ne tuhaf şey!” dediler. 3 “Ölüp bir yığın toprak olduktan sonra mı tekrar dirileceğiz? Bu gerçekleşmesi mümkün ve muhtemel olmayan bir dönüştür.” 4 Biz toprağın onların bedenlerinden neyi çürütüp yok ettiğini iyi biliriz. Çünkü katımızda, her-şeyi zapteden ve koruyan bir kitap vardır. 5 Hayır, gerçek olan Kur’ân onlara gelince, yalanladılar da şimdi onlar her yönden, darmadağınık ve perişan bir haldedirler. 6 Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl kurduk ve yıldızlarla nasıl süsledik, onda bir delik ve yarık da yoktur. 7 Ve yeryüzünü de genişletip yaydık, üzerine sağlam dağlar yerleştirdik ve o yeryüzünde gözler, gönüller açan güzelim bitkileri, çift çift bitirdik. 8 Bütün bunları meydana getirmemiz Allah’a dönüp O’na sığınan her kulun, gönül gözünü açmak ve ona ibret, öğüt vermek içindir. 9 Gökten bereketli bir su indirdik. Onunla bahçeler ve biçilecek taneli ekinler bitirdik. 10 Salkım salkım meyveleriyle uzun hurma ağaçları bitir-dik. 11 Kullara rızık olması için ve o su ile ölü bir memlekete can verdik. İşte insanın ölümden sonra, yeniden kabirden çıkışı da böyle olacaktır. 12 Onlar-dan önce Nuh kavmi, Ress halkı ve Semûd kavmi de yalanlamıştı. 13 Âd, Fi-ravun ve Lût’un kavmi de, 14 Eyke halkı ve Tübba’ kavmi de. Bütün bunlar peygamberleri yalanladılar da, helak olmayı hak ettiler. 15 İlk yaratma ile yoru-lup, aciz mi kaldık ki, yeniden yaratamayalım? Hayır, onlar bu yeni yaratılıştan şüphe içindedirler.

 

 

518

34 / 50 KÂF (16-35)

Cüz : 26

 

 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا اْلاِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ -16, اِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ -17, مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلاَّ لَدَيْهِ رَقِيبٌ عَتِيدٌ -18, وَجَآءَ تْ سَكْرَةُ الْمَوْتِ بِالْحَقِّ ذَلِكَ مَا كُنْتَ مِنْهُ تَحِيدُ -19, وَنُفِخَ فِى الصُّورِ ذَلِكَ يَوْمُ الْوَعِيدِ -20, وَجَآءَ تْ كُلُّ نَفْسٍ مَعَهَا سَآئِقٌ وَشَهِيدٌ -21, لَقَدْ كُنْتَ فِى غَفْلَةٍ مِنْ هَذَا فَكَشَفْنَا عَنْكَ غِطَآءَ كَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ -22, وَقَالَ قَرِينُهُ هَذَا مَا لَدَىَّ عَتِيدٌ -23, اَلْقِيَا فِى جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَنِيدٍ -24, مَنَّاعٍ لِلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُرِيبٍ -25, اَلَّذِى جَعَلَ مَعَ اللهِ اِلَهًا اَخَرَ فَاَلْقِيَاهُ فِى الْعَذَابِ الشَّدِيدِ -26, قَالَ قَرِينُهُ رَبَّنَا مَآ اَطْغَيْتُهُ وَلَكِنْ كَانَ فِى ضَلاَلٍ بَعِيدٍ -27, قَالَ لاَ تَخْتَصِمُوا لَدَىَّ وَقَدْ قَدَّمْتُ اِلَيْكُمْ بِالْوَعِيدِ -28, مَا يُبَدَّلُ الْقَوْلُ لَدَىَّ وَمَآ اَناَ بِظَلاَّمٍ لِلْعَبِيدِ -29, يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلأْتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ -30, وَاُزْلِفَتِ الْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ غَيْرَ بَعِيدٍ -31, هَذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ اَوَّابٍ حَفِيظٍ -32, مَنْ خَشِىَ الرَّحْمَنَ بِالْغَيْبِ وَجَآءَ بِقَلْبٍ مُنِيبٍ -33, اُدْخُلُوهَا بِسَلاَمٍ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُلُودِ -34, لَهُمْ مَا يَشَآؤُنَ فِيهَا وَلَدَيْنَا مَزِيدٌ -35,

 

/ 16 Gerçek şu ki, insanı yaratan biziz. Benliğinin ona ne gibi vesve-seler verdiğini biliriz ve biz ona şahdamarından daha yakınız. 17 Çünkü insanın sağında ve solunda oturan, denetleyip tesbit eden ve yazan bir melek vardır. 18 İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında gözetleyen, dediklerini zapteden bir melek hazır bulunmasın. 19 Ölüm baygınlığı gerçek olarak gelip çattı mı, ona işte bu se-nin kaçıp durduğun şeydir denilir.

20 Sûra üfürüldü mü, işte o bir uyarının gerçek olacağı gündür. 21 O kı-yamet günü her can; mahşer yerine, biri alıp gideceği yere götüren, biri de şahit o-lan iki melek ile beraber gelir. 22 Allah buyuracak: “Gerçekten sen, bu günün ge-leceğini ummazdın. Artık bugün senden perdeyi kaldırıverdik, o nedenle bugün, gözün oldukça keskindir.” 23 Beraberindeki onu sevketmekle görevli arkadaşı melek: “İşte bu onun amellerini yansıtan defter, yanımda hazırdır” der. 24 “Ey iki görevli melek! Haydi ikiniz atın cehenneme, her inatçı Allah’tan gelen gerçekleri örtbas eden nankörü, 25 hayra engel olan saldırgan şüpheciyi. 26 O ki, Allah ile beraber başka ilahlar edindi, bundan dolayı ikiniz birden onu çetin bir azaba atın.” 27 Arkadaşı olan şeytan dedi ki: “Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Fakat onun kendisi sapıklığın kuyusuna dalmıştı.” 28 Ve Allah: “Benim önümde çekişmeyin ey günahkarlar! Çünkü ben sizi, bu hesap gününe karşı uyarmıştım” diyecek. 29 “Be-nim verdiğim hüküm asla değişmez ve ben kullarıma da asla haksızlık etmem.”

 

/ 30 O gün cehenneme: “Doldun mu?” diyeceğiz. O da: “Daha fazlası var mı?” diyecek. 31 O gün cennet, yolunu yordamını Allah’ın kitabıyla bulanlara yaklaştırılacak. Zaten o cennet onlar için hiç de uzak değildir. 32 “Gönülden Al-lah’a yönelip dönen ve İslâm’ın hükümlerini koruyan, siz müslümanlara vaat olu-nan yerdir bu” denilecek. 33 Görmediği halde Rahman’a karşı, içi titreyerek korku duyan ve içten Allah’a yönelmiş bir kalp ile gelen içindir. 34 Bu cennete huzur i-çinde girin, bu ebedi hayatın başladığı gündür. 35 Onlar orada herşeye sahip ola-caklar, ama bilsinler ki, katımızdan daha fazlası da var. 8

 

 

Cüz : 26

34 / 50 KÂF (36-45)  

519

 

 

وَكَمْ اَهْلَكْنَا قَبْلَهُمْ مِنْ قَرْنٍ هُمْ اَشَدُّ مِنْهُمْ بَطْشًا فَنَقَّبُوا فِى الْبِلاَدِ هَلْ مِنْ مَحِيصٍ -36, اِنَّ فِى ذَلِكَ لَذِكْرَى لِمَنْ كَانَ لَهُ قَلْبٌ اَوْ اَلْقَى السَّمْعَ وَهُوَ شَهِيدٌ -37, وَلَقَدْ خَلَقْنَا السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا فِى سِتَّةِ اَيَّامٍ وَمَا مَسَّنَا مِنْ لُغُوبٍ -38, فَاصْبِرْ عَلَى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِ -39, وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ -40, وَاسْتَمِعْ يَوْمَ يُنَادِ الْمُنَادِى مِنْ مَكَانٍ قَرِيبٍ -41, يَوْمَ يَسْمَعُونَ الصَّيْحَةَ بِالْحَقِّ ذَلِكَ يَوْمُ الْخُرُوجِ -42, اِنَّا نَحْنُ نُحْيِى وَنُمِيتُ وَاِلَيْنَا الْمَصِيرُ -43, يَوْمَ تَشَقَّقُ اْلاَرْضُ عَنْهُمْ سِرَاعًا ذَلِكَ حَشْرٌ عَلَيْنَا يَسِيرٌ -44, نَحْنُ اَعْلَمُ بِمَا يَقُولُونَ وَمَآ اَنْتَ عَلَيْهِمْ بِجَبَّارٍ فَذَكِّرْ بِالْقُرْاَنِ مَنْ يَخَافُ وَعِيدِ -45,

7 36 Bu inkârcılardan önce, nice nesilleri helak etmiştik ki, onlar kuvvetçe bunlardan daha üstün ve çetin idiler, şehirleri imar etmek üzere veya ölümden kaçmak üzere, nice ülkeleri işgal etmişlerdi. Böyle iken sığınacak bir yer mi buldular? 37 İşte sağlam bir kalbi olup da, huzur içinde kulak veren için, bunda gerçekten önemli bir me-saj vardır. 38 Andolsun gökleri, yeri ve ikisinin arasındaki şeyleri altı devre ve altı za-manda yarattık ve bize hiçbir yorgunluk da dokunmadı.

39 Ey Muhammed! O inkârcı sapıkların dediklerine sabret. Güneş doğma-dan ve batmadan önce, Rabbinin sınırsız şanını tüm övgüleriyle yücelt. 40 Gecenin bir bölümünde ve namazların sonunda da, O’nun şanını yücelt. 41 İsrafil’in herkesin duyabileceği bir yakınlıkta, mahşer için yapacağı çağrıya kulak verin. 42 O gün tüm insanlar, o çağrıyı gerçek olarak duyarlar. İşte bu ölümden sonra diriltilip tekrar yeni bir hayata çıkacakları gündür. 43 Hayat veren ve ölümü gerçekleştiren biziz, dönüşünüz de bizedir. 44 O gün yeryüzü yarılır, onlar da oradan çıkıp, mahşer yerine çarçabuk koşarlar. Bu bize göre pek kolay bir toplayıştır.

45 Biz o inkârcıların ne dediklerini daha iyi biliriz. Senin onları zorla yola ge-tirmeye de gücün yetmez. Ama sen yine de, benim uyarımdan korkanlara, bu Kur’ân vasıtasıyla hatırlatmada bulun.