Pazar, 7 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 27 - Külliyat - Ozlutefsiri - 56. Sayfa

 

Cüz : 27

  46 / 56 VÂKIA (1-16)

533

 

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ -1, لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ -2, خَافِضَةٌ رَافِعَةٌ -3, اِذَا رُجَّتِ اْلاَرْضُ رَجًّا -4, وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا -5, فَكَانَتْ هَبَآءً مُنْبَثًّا -6, وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلاَثَةً -7, فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ -8, وَاَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ مَآ اَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ -9, وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ -10, اُولَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ -11, فِى جَنَّاتِ النَّعِيمِ -12, ثُلَّةٌ مِنَ اْلاَوَّلِينَ -13, وَقَلِيلٌ مِنَ اْلاَخِرِينَ -14, عَلَى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍ -15, مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ -16,

 

.

 

56    VÂKIA SÛRESİ

 

Bu sûre de kıyamet manzaralarını anlatarak başlayıp, insanların üç guruba ayrılacaklarından bahseder. Her gurubun mükafat ve cezasını anlatır. Değişik kevnî ayetlerle gücünü gösteren Rabbimiz Kur’-ân’ın şanının yüce olduğunu bildirir ve sûre üç gurubun akıbetlerini anlatarak sona erer.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

 

/ 1 Gerçekleşecek olan kıyamet saati, sonunda gerçekleştiği zaman, 2 o-nun yalan olmadığı apaçık ortaya çıkacaktır. 3 O kıyamet bazı insanları alçaltacak, bazılarını da yükseltecekdir. 4 Yeryüzü şiddetli bir sarsıntı ile sarsıldığında 5 ve dağlar ufalana ufalana, 6 toz toprak haline geldiğinde, 7 İşte o gün siz üç sınıfa ayrılmış ola-caksınız. 8 Hesabı sağ taraflarından görülen insanlar; kimdir o uğurlu ve mutlu kimse-ler? 9 Hesabı sol taraflarından görülenler; kimdir o uğursuz ve şom kimseler?

10 Dünyada iyiliklerde öne geçenler, ahirette de mükafatta önde gidenler olacaklardır. 11 İşte Allah’a yakın olanlar, bunlardır. 12 Nimet cennetlerinde, keyif sü-receklerdir. 13 Önceki toplumların veya peygamberlere önce inananların pek çoğu, 14 sonra gelenlerin veya peygamberlere sonra iman edenlerden de azı, onlardan ola-caklardır. 15 Altınlarla ve mücevherlerle işlenmiş koltuklar üzerinde kurulacaklar 16 ve birbirlerine sevgi ile bakarak karşılıklı oturup uzanacaklar. 8

 

 

534

46 / 56 VÂKIA (17-50)

Cüz : 27

 

 

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَ -17, بِاَكْوَابٍ وَاَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَعِينٍ -18, لاَ يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلاَ يُنْزِفُونَ -19, وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَ -20, وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَ -21, وَحُورٌ عِينٌ -22, كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ -23, جَزَآءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ -24, لاَ يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلاَ تَأْثِيمًا -25, اِلاَّ قِيلاً سَلاَمًا سَلاَمًا -26, وَاَصْحَابُ الْيَمِينِ مَآ اَصْحَابُ الْيَمِينِ -27, فِى سِدْرٍ مَخْضُودٍ -28, وَطَلْحٍ مَنْضُودٍ -29, وَظِلٍّ مَمْدُودٍ -30, وَمَآءٍ مَسْكُوبٍ -31, وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ -32, لاَ مَقْطُوعَةٍ وَلاَ مَمْنُوعَةٍ -33, وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍ -34, اِنَّآ اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَآءً -35, فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَارًا -36, عُرُبًا اَتْرَابًا -37, لاَصْحَابِ الْيَمِينِ -38, ثُلَّةٌ مِنَ اْلاَوَّلِينَ -39, وَثُلَّةٌ مِنَ اْلاَخِرِينَ -40, وَاَصْحَابُ الشِّمَالِ مَآ اَصْحَابُ الشِّمَالِ -41, فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ -42, وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍ -43, لاَ بَارِدٍ وَلاَ كَرِيمٍ -44, اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُتْرَفِينَ -45, وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظِيمِ -46, وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا ءَ اِنَّا لَمَبْعُوثُونَ -47, اَوَ اَبَآؤُنَا اْلاَوَّلُونَ -48, قُلْ اِنَّ اْلاَوَّلِينَ وَاْلاَخِرِينَ -49, لَمَجْمُوعُونَ اِلَى مِيقاَتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ -50,

 

7 17 Çevrelerinde ölümsüzlüğe ulaşmış gençler, hizmet için dolaşırlar. 18 Tertemiz kaynakların şaraplarından doldurulmuş büyük kaplarla, sürahiler ve kadehlerle 19 ki, bu şaraptan baş ağrısı da olmaz, akılları da giderilmez. 20 Seçip beğenebilecekleri her türlü meyveler 21 ve canlarının çektiği her cinsten kuş eti 22 ve onlara iri kara gözlü huriler de var ki, 23 kabuğunda saklı inciler gibi. 24 Bütün bunlar, dünyada işlediklerinin bir karşılığıdır. 25 Orada ne boş konuşmalar duyacaklar, ne de günaha yönelen bir çağrı. 26 Duydukları ve duyacakları söz yalnızca: “Selam, selam”dır.

27 Hesabı sağ taraflarından görülenler, ne mutlu kimselerdir onlar veya kimdir bu hesabı sağdan görülenler 28 Dikensiz kirazlar, 29 meyveleri kat kat ol-muş muzlar, 30 uzayıp giden gölgeler, 31 fışkırıp çağlayarak akan sular 32 ve birçok meyvalar ki, 33 ne eksilir, ne tükenir, ne mevsimleri geçer, ne de yiyene ye-me artık yeter denir, yeter. 34 Yüksek döşekler üzerinde uzanmış olacaklar. 35 Biz onların eşleri olan kadınları, yepyeni bir yaratılışla yaratıp, o gün onlara vere-ceğiz. 36 Kocaları onların yanına vardıklarında, hep bakire bulacaklar. 37 Cilveli, şirin sözlü, eşlerine aşık ve onlarla yaşıt kıldık. 38 Hesabı sağ taraftan görülenler için. / 39 Bir kısmı önceki toplumlardan veya peygamberlere önce inananlar-dan. 40 Bir kısmı da sonra gelen toplumlardan veya peygamberlere sonra iman edenlerden oluşacaktır.

41 Amel defterleri sol taraflarından verilenler, amma ne de sol taraf ehli veya kimdir bu hesabı soldan görülenler. 42 İliklere kadar işleyen bir ateş içinde, kaynar sular içmektedirler 43 ve karardıkça kararan bir dumanın gölgesindedirler. 44 Ne serinleten, ne de rahatlatan bir gölge. 45 Çünkü onlar, dünyada nimet için-de yüzüyor ve istedikleri gibi yaşıyorlardı. 46 Büyük günahları işlemede ısrar e-derlerdi 47 ve biz derlerdi, ölüp bir yığın toprak ve kemik olduktan sonra mı dirilti-leceğiz? 48 Yoksa önceden gelip geçen atalarımızda mı diriltilecek? 49 De ki: Öncekiler de, sonra gelenler de, 50 Allah’ın belirlediği muayyen bir zamanda, he-sap günü için toplanacaklardır. 8

 

 

Cüz : 27

46 / 56 VÂKIA (51-76)

535

 

 

ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ -51, لاَكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍ -52, فَمَالِؤُنَ مِنْهَا الْبُطُونَ -53, فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ -54, فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ -55, هَذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ -56, نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلاَ تُصَدِّقُونَ -57, اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَ -58, ءَ اَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ -59, نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ -60, عَلَى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ فِى مَا لاَ تَعْلَمُونَ -61, وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ اْلاُولَى فَلَوْلاَ تَذكَّرُونَ -62, اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَ -63, ءَ اَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ -64, لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَتَفَكَّهُونَ -65,  اِنَّا لَمُغْرَمُونَ  -66,  بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ  -67,  اَفَرَاَيْتُمُ الْمَآءَ الَّذِى تَشْرَبُونَ  -68,  ءَ اَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ -69, لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجًا فَلَوْلاَ تَشْكُرُونَ -70, اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّتِى تُورُونَ -71, ءَ اَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا  اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُنَ -72, نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِلْمُقْوِينَ -73, فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ -74, فَلآ اُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ -75, وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ -76,

 

7 51 Sonra da siz ey yalanlayan sapıklar! Şüphe yok ki, 52 zakkum ağacından yiyecek, 53 onunla karınlarınızı dolduracak, 54 derken üzerine de, kaynar su içeceksiniz. 55 Susuzluk hastalığına uğrayıp, içecek içecek kanma-yacaksınız. 56 İşte budur kıyamet günü, onlara yapılacak ziyafet ve ikram.

57 Sizi biz yarattık, hâlâ gerçekleri tasdik etmeyecek misiniz? 58 Görmez misiniz rahimlere döktüğünüz bir damla suyu? 59 Siz mi yaratıyorsu-nuz onu, yoksa biz mi yaratmaktayız? 60 Ölümü siz canlılar arasında, daima geçerli kıldık. Bu sebeple ölüme engel olabilecek ve bizim önümüze geçebile-cek yoktur. 61 Bizim sizi benzerlerinizle değiştirmeye ve bilmediğiniz başka bir şekilde yaratmaya da gücümüz yeter. 62 Ve andolsun ki, ilk yaratılışınızı bildiniz, fakat tekrar yaratılacağınızı da düşünmeli değil misiniz? 63 Görmez misiniz ektiğiniz tohumu? 64 Siz mi bitiriyorsunuz onu, yoksa biz mi bitirmek-teyiz? 65 Çünkü dileseydik, onu olgunlaşmadan kuru bir çöpe döndürürdük ve siz hayret ve dehşet içinde kalırdınız. 66 Eyvah, borç altında kalıp mahvolduk! 67 Hayır mahrum kaldık derdiniz. 68 Hiç içtiğiniz suyu düşündünüz mü? 69 Siz mi indiriyorsunuz onu buluttan, yoksa biz mi indirmekteyiz. 70 Dileseydik o gökten inen tatlı suyu, tuzlu ve acı su haline getirirdik. Öyleyse neden şükret-miyorsunuz? 71 Hiç tutuşturduğunuz ateşi düşündünüz mü? 72 Onun ağacını siz mi yaratıp meydana getirdiniz, yoksa biz mi yaratıp, meydana getiriyoruz? 73 Biz bu ateşi, gözleri görenlere bir ibret ve çöl yolcularına bir fayda kıldık. 74 Öyleyse kudret sahibi Rabbinin ismini yücelt.

 

/ 75 Yıldızların düştükleri ve döndükleri yerlere yemin ederim ki veya parça parça inen Kur’ân’a yemin ederim ki, 76 bilirseniz, bu gerçekten büyük bir yemindir. 8

 

 

536

46 / 56 VÂKIA (77-96)  

Cüz : 27

 

 

اِنَّهُ لَقُرْاَنٌ كَرِيمٌ -77, فِى كِتَابٍ مَكْنُونٍ -78, لاَ يَمَسُّهُ اِلاَّ الْمُطَهَّرُونَ -79, تَنْزِيلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَمِينَ -80, اَفَبِهَذَا الْحَدِيثِ اَنْتُمْ مُدْهِنُونَ -81, وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ -82, فَلَوْلآ اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ -83, وَاَنْتُمْ حِينَئِذٍ تَنْظُرُونَ -84, وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مَنْكُمْ وَلَكِنْ لاَ تُبْصِرُونَ -85, فَلَوْلآ اِنْ كُنْتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ -86, تَرْجِعُونَهَآ اِنْ كُنْتُمْ صاَدِقِينَ -87, فَاَمَّآ اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ -88, فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّةُ نَعِيمٍ -89, وَاَمَّآ اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَمِينِ -90, فَسَلاَمٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَمِينِ -91, وَاَمَّآ اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ -92, فَنُزُلٌ مِنْ حَمِيمٍ -93, وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ -94, اِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ -95, فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ -96,