Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 28 - Külliyat - Ozlutefsiri - 64. Sayfa

 

 

Cüz : 28

108 / 64 TEĞÂBUN (1-9)

555

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَمَا فِى اْلاَرْضِ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَىْءٍ قَدِيرٌ -1, هُوَ الَّذِى خَلَقَكُمْ فَمِنْكُمْ كَافِرٌ وَمِنْكُمْ مُؤْمِنٌ وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ -2, خَلَقَ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ بِالْحَقِّ وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَاِلَيْهِ الْمَصِيرُ -3, يَعْلَمُ مَا فِى السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُسِرُّونَ وَمَا تُعْلِنُونَ وَاللهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ -4, اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَبَؤُا الَّذِينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُ فَذَاقُوا وَبَالَ اَمْرِهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ اَلِيمٌ -5, ذَلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُوآ اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللهُ وَاللهُ غَنِىٌّ حَمِيدٌ -6, زَعَمَ الَّذِينَ كَفَرُوآ اَنْ لَنْ يُبْعَثُوا قُلْ بَلَى وَرَبِّى لَتُبْعَثُنَّ ثُمَّ لَتُنَبَّؤُنَّ بِمَا عَمِلْتُمْ وَذَلِكَ عَلَى اللهِ يَسِيرٌ -7, فَاَمِنُوا بِاللهِ وَرَسُولِهِ وَالنُّورِ الَّذِى اَنْزَلْنَا وَاللهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ -8, يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذَلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِى مِنْ تَحْتِهَا اْلاَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَآ اَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ -9,

 

64    TEĞÂBUN SÛRESİ

Sûre iman, itaat ve güzel ahlâka çağrıdan bahseder. Yerler ve göklerin sahipsiz olmadığı geçmiş top-lumların akıbetleri, ölümden sonra dirilme gerçeği gözler önüne serilip iyilerin ebedi kurtuluşa erecekleri, kötülerin azabı hak edecekleri anlatılarak Allah ve Rasûlüne itaatin gerekliliği vurgulanır, aile içerisinden bile müslüman olmaya karşı çıkacak kimseler olabileceği, cimrilik yapılmaması gerektiği açıklanarak sûre son bulur.

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

/ 1 Göklerde ve yerde olan herşey Allah’ın sınırsız şanını yüceltir, bü-tün otorite ve saltanat O’nundur ve bütün eksiksiz övgüler O’na mahsustur. O’nun, dilediğini yapmaya gücü yeter. 2 Sizi O yarattı, dolayısıyla herbirinizin O’na iman etmesi lazımdır, ama buna rağmen sizden kimi inkâr ediyor, kimi de iman ediyor. Allah bütün yaptıklarınızı görür. 3 Gökleri ve yeryüzünü boş yere eğlence olsun di-ye değil, bir amaç ve gerçek üzere yaratmış ve sizi de en güzel biçim ve şekilde yaratmıştır, dönüşünüz de O’nadır. 4 O Allah ki göklerde ve yerde olan herşeyi bi-lir. O Gizlediklerinizi ve açığa vurduklarınızı da bilir. Gönüllerde gizli olanlarıda bi-lendir O.

5 Geçmişte inkâr edenlerin haberi size gelmedi mi? Onlar işledikleri gü-nahların cezasını dünyada çektiler, öteki alemde de onlar için acı bir azap vardır. 6 Bu dünya ve ahiret azabına uğramaları; kendilerine apaçık belgelerle peygam-berler geldiği halde onların “Bize bir insan mı doğru yolu gösterecek?” demeleri ve yüz çevirip inkâr etmelerindendir. Şüphesiz Allah hiçbir şeye muhtaç değildir, Al-lah’ın hiçbir şeye ve kimseye ihtiyacı yoktur, eksiksiz övgülere layıktır.

7 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edenler tekrar diriltilmeyeceklerini id-dia ediyorlar. De ki: “Evet ve Rabbime andolsun ki, elbette diriltileceksiniz ve dün-yada ne yaptıysanız hepsi size haber verilecek. Bu Allah’a göre pek kolaydır. 8 Öyleyse ey insanlar! Allah’a, Rasülüne ve indirdiğimiz aydınlatıcı Kur’ân’a inanın. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır. 9 O kıyamet günü sizi bir araya toplaya-cağı zamanı düşünün ki, o gün aldananın ve aldatanın, kar ve zarar edenin mey-dana çıkacağı gündür. Kim Allah’a inanır ve doğru dürüst işler yaparsa, Allah onun kötü işlerini silecek ve onu içinden ırmaklar akan ebedi kalacakları cennetlere so-kacaktır. İşte bu büyük kurtuluştur. 8

 

 

556

108 / 64 TEĞÂBUN (10-18)

Cüz : 28

 

 

وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاَيَاتِنَآ اُوْلَئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ خَالِدِينَ فِيهَا وَبِئْسَ الْمَصِيرُ -10, مَآ اَصَابَ مِنْ مُصِيبَةٍ اِلاَّ بِاِذْنِ اللهِ وَمَنْ يُؤْمِنْ بِاللهِ يَهْدِ قَلْبَهُ وَاللهُ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ -11, وَاَطِيعُوا اللهَ وَاَطِيعُوا الرَّسُولَ فَاِنْ تَوَلَّيْتُمْ فَاِنَّمَا عَلَى رَسُولِنَا الْبَلاَغُ الْمُبِينُ -12, اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ وَعَلَى اللهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ -13, يَآاَيُّهَا الَّذِينَ اَمَنُوآ اِنَّ مِنْ اَزْوَاجِكُمْ وَاَوْلاَدِكُمْ عَدُوًّا لَكُمْ فَاحْذَرُوهُمْ وَاِنْ تَعْفُوا وَتَصْفَحُوا وَتَغْفِرُوا فَاِنَّ اللهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ -14, اِنَّمَآ اَمْوَالُكُمْ وَاَوْلاَدُكُمْ فِتْنَةٌ وَاللهُ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظِيمٌ -15, فَاتَّقُوا اللهَ مَا اسْتَطَعْتُمْ وَاسْمَعُوا وَاَطِيعُوا وَاَنْفِقُوا خَيْرًا لاَنْفُسِكُمْ وَمَنْ يُوقَ شُحَّ نَفْسِهِ فَاُولَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ -16, اِنْ تُقْرِضُوا اللهَ قَرْضًا حَسَنًا يُضَاعِفْهُ لَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ وَاللهُ شَكُورٌ حَلِيمٌ -17, عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ -18,

 

7 10 Allah’tan gelen gerçekleri örtbas edip ayetlerimizi yalan sayan-lara gelince, onlar da ebedi kalacakları cehennemdedirler. Ne kötü gidilecek yerdir orası.

 

/ 11 Allah’ın izni olmadıkça insanın canına, malına hiçbir musibet gelmez. Kim Allah’a inanırsa O da onun gönlüne doğru yolu ilham eder. Allah herşeyi hakkıyla bilendir. 12 Öyleyse Allah’a ve O’nun elçisine itaat edin, eğer yüz çevirip uzaklaşırsanız bilin ki elçimizin görevi ancak bu mesajı açık bir şe-kilde size iletmektir. 13 Allah, O’ndan başka gerçek ilah yoktur. Öyleyse ina-nanlar sadece Allah’a güvenip dayansınlar.

14 Ey mü’minler! Eş ve çocuklarınızdan size düşman olanlar vardır. Bunlar sizi Allah yolundan alıkor ve O’na itaat etmenize köstek olabilirler. Do-layısıyle onlara uymaktan sakının, dikkatli davranın ama hatalarını hoş görür kusurlarını görmez ve bağışlarsanız bilin ki muhakkak Allah tüm suçları örten ve kullarına acıyandır. 15 Mallarınız ve çoluk çocuklarınız sizin için bir imtihan aracıdırlar. Onların yüzünden günaha girmeyin. Allah katındaki sevap ve mü-kafat dünya malından daha üstündür.

16 O halde elinizden geldiği kadar gücünüz yettiğince yolunuzu Allah ve kitabıyla bulmaya çalışın. O’nu dinleyin ve itaat edin ve kendi iyiliğiniz için Allah rızasını kazanma yolunda karşılıksız harcamada bulunun. Kim nefsinin aç gözlülüğünden, hırsından ve cimriliğinden korunursa işte onlar kurtuluşa e-rip umduğuna nail olanlardır. 17 Eğer Allah’ın rızasını kazanmak için malınızı Allah yolunda harcarsanız, O verdiğinizi kat kat artırır ve suçlarınızı örter. Çün-kü Allah iyilik edenlere fazlasıyla ödül verir. Kullarına azap etmede aceleci ol-mayıp sabır ve şefkatle muamele edendir. 18 O Allah yaratılmışların akıl ve duyularıyla kavrayamadıkları şeyleri de duygu ve akıllarıyla görüp gözleyebil-dikleri şeyleri de bilendir. O güçlüdür, O’nun gücüne hiçbir güç ulaşamaz, O yaptığı herşeyi yerli yerince yapandır.