Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 29 - Külliyat - Ozlutefsiri - 70. Sayfa

 

Cüz : 29

  79 / 70 MEÂRİÇ (1-10)

567

 


 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

سَاَلَ سَآئِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍ -1, لِلْكَافِرينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌ -2, مِنَ اللهِ ذِى الْمَعَارِجِ -3, تَعْرُجُ الْمَلَئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ فِى يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ  خَمْسِينَ اَلْفَ سَنَةٍ -4, فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلاً -5, اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَعِيدًا -6, وَنَرَيهُ قَرِيبًا -7, يَوْمَ تَكُونُ السَّمَآءُ كَالْمُهْلِ -8, وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِ -9, وَلاَ يَسْئَلُ حَمِيمٌ حَمِيمًا -10,

 

70    MEÂRİÇ SÛRESİ

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

/ 1 Sorup araştırmak isteyen biri öteki dünyada başa gelecek azabı sor-du. 2 Gerçekleri örtbas eden kâfirlerin başına. Öyleyse bil ki, hiçbir şey o azabı onlar-dan engelleyemez. 3 O azap Allah katından gelir. Katına yükselmenin birçok yolları o-lan Allah, her türlü yükselmelerin de sahibidir. 4 Melekler ve Rûh adı da verilen Cibrîl yüce Allah’a ölçüsü dünya hesabıyla ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkarlar. 5 O halde sen bütün sıkıntılara güzelce göğüs gererek sabret ve neticeyi bekle. 6 O inkâr-cılar o kıyamet gününü uzak görürler. 7 Ama biz onu yakın görüyoruz. 8 O gün gök e-rimiş maden gibi veya yağ tortusu gibi olur. 9 Dağlar da atılmış renk renk yün gibi da-ğılır. 10 O gün herkes kendi derdine düşeceği için dost dostun halinden durumundan hiçbir şey soramaz.

 

 

568

79 / 70 MEÂRİÇ (11-39)

Cüz : 29

 

 

يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ  لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَنِيهِ -11, وَصَاحِبَتِهِ وَاَخِيهِ -12, وَفَصِيلَتِهِ الَّتِى تُئْوِيهِ -13, وَمَنْ فِى اْلاَرْضِ جَمِيعًا ثُمَّ يُنْجِيهِ -14, كَلاَّ اِنَّهَا لَظَى -15, نَزَّاعَةً لِلشَّوَى -16, تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلَّى -17, وَجَمَعَ فَاَوْعَى -18, اِنَّ اْلاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعًا -19, اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعًا -20, وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعًا -21, اِلاَّ الْمُصَلِّينَ -22, اَلَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلاَتِهِمْ دَآئِمُونَ -23, وَالَّذِينَ فِى اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌ -24, لِلسَّآئِلِ وَالْمَحْرُومِ -25, وَالَّذِينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدِّينِ -26, وَالَّذِينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَ -27, اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَاْمُونٍ -28, وَالَّذِينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَ -29, اِلاَّ عَلَى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُومِينَ -30, فَمَنِ ابْتَغَى وَرَآءَ ذَلِكَ فَاُولَئِكَ هُمُ الْعَادُونَ -31, وَالَّذِينَ هُمْ لاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ  -32, وَالَّذِينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَآئِمُونَ -33, وَالَّذِينَ هُمْ عَلَى صَلاَتِهِمْ يُحَافِظُونَ -34, اُولَئِكَ فِى جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَ -35, فَمَالِ الَّذِينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِعِينَ -36, عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّماَلِ عِزِينَ -37, اَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَعِيمٍ -38, كَلاَّ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ -39,

 

7 11 Birbirlerine gösterilirler fakat herkes kendi derdine düştüğü için başkasıyla ilgilenemez. O gün suçlular azaptan kurtulmak için fidye vermek ister. Oğullarını, 12 eşini ve kardeşini de 13 ve kendisini koruyup barındıran soyunu sopunu da 14 ve yeryüzünde bulunanların hepsini versin de tek kendisini kurtarsın. 15 Ama hayır! Kurtulmak ne müm-kün, onu alev saçan bir ateş beklemektedir. 16 Derileri kavurup soyan veya tüm vücuda saldırıcı bir ateş. 17 Hakka sırt dönüp kaçanları kendisine çağırır, 18 mal biriktirip yığan, o maldan Allah’ın ve insanların hakkını ayırıp çıkarmayanları da.

19 Şüphe yok ki insan; hırslı ve aç gözlü yaratılmıştır. 20 Kural olarak kendisine bir kötülük geldiği zaman basar feryadı. 21 Bir iyilik ile karşılaşınca da onu bencilce sahip-lenip başkalarına vermez, uzak tutar. 22 Ancak namazında bilinçli olarak Allah’a yönelen-ler bu kuralın dışındadırlar. 23 Onlar ki; namazlarında devamlı ve kararlıdırlar, 24 kendi malları üzerinde başkalarının hak sahibi olduğunu kabul ederler 25 ki, onlar yardım isteyen kimselerle, istemeyen mahrum kalan kimselerdir. 26 Ceza ve hesap gününün geleceğine inanırlar 27 ve Rablerinden gelecek azaptan korkarlar. 28 Zaten Rabbinin azabına karşı hiç kimse kendini tam bir güven içinde hissedemez. 29 İffetlerine karşı duyarlı olup, mah-rem yerlerini korurlar. 30 Ancak eşleri yani nikah yoluyla ve meşru şekilde sahip olduğu ayrı… O zaman onlar kınanmazlar. 31 Ama bunlardan başkalarını isteyenler gerçekten haddi aşanlardır. 32 Emanetlerini gözetir ve verdikleri sözlere uyarlar. 33 Gördükleri bildik-leri bir gerçeği gizlemek suretiyle Allah’ın kullarının haklarını çiğneyip zarar vermezler de şahitliklerini dosdoğru yerine getirirler. 34 Namazlarını, kendilerini her türlü kötülükten alı-koyacak biçimde ve şartlarına riayet ederek kılıp, Allah’a isyan etmek suretiyle boşa götür-mezler. Her türlü dünyevi ve şeytani engellerden korurlar. 35 İşte bunlardır cennet bahçe-lerinde ağırlanacak olanlar.

 

/ 36 Peygamber ve mü’minlerle alay edip onları küçümseyerek her zaman peygamberin etrafını saran inkârcılara hitab edilerek: “Şimdi gerçekleri örtbas edenlere ne oluyor ki, boyunlarını sana uzatıp koşuyorlar? 37 Sağ yandan ve sol yandan bölükler ha-linde. 38 Onlardan her biri senin yanına koşmakla nimet cennetlerine sokulacaklarını mı ü-mit ediyorlar?” 39 Asla biz o inkârcıları da inananları da bildikleri basit bir çamurdan veya bir damla sudan yarattık ama yaratılışta birlik cennete girmeyi sağlamıyor. İman ve Allah’a teslimiyet gerekiyor.

 

 

Cüz : 29

79 / 70 MEÂRİÇ (40-44)  )

569

 

 

فَلآ اُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ اِنَّا لَقَادِرُونَ -40, عَلَى اَنْ نُبَدِّلَ خَيْرًا مِنْهُمْ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ -41, فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتَّى يُلاَقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِى يُوعَدُونَ -42, يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ اْلاَجْدَاثِ سِرَاعًا كَاَنَّهُمْ اِلَى نُصُبٍ يُوفِضُونَ -43, خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَلِكَ الْيَوْمُ الَّذِى كَانُوا يُوعَدُونَ -44,

7 40 Yine hayır, iş onların umdukları gibi değildir. Güneş ay ve yıldızla-rın doğup battığı yerlere yemin ederim ki şüphesiz biz güç yetiririz, 41 onları ken-dilerinden daha hayırlı bir toplum ile değiştirmeye. Çünkü bizim istediğimizi yap-maktan alıkoyan hiçbir şey yoktur. Bizim önümüze geçip bizi engelleyen de ola-maz. 42 O halde bırak onları dalsınlar daldıklarına ve oynasınlar oynadıklarıyla, kendilerine vaadedilen güne kavuşuncaya kadar. 43 O gün onlar bir hedefe doğru yarışıyorlarmış gibi mezarlarından aceleyle fırlarlar. 44 Gözleri korkudan alçalıp düşük bir haldedir. Üzerlerine aşağılık çökmüş bir vaziyette; işte onlara defalarca haber verilen gün bu gündür