Pazartesi, 8 Cemaziyelevvel 1448
← Geri 🏠 Hadis Kütüphanesi

Cüz : 29 - Külliyat - Ozlutefsiri - 72. Sayfa

 

 

Cüz : 29

40 / 72 CİNN (1-13)

571

 

 

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

قُلْ اُوحِىَ اِلَىَّ اَنَّهُ اسْتَمَعَ نَفَرٌ مِنَ الْجِنِّ فَقَالُوآ اِنَّا سَمِعْنَا قُرْاَنًا عَجَبًا -1, يَهْدِى اِلَى الرُّشْدِ فَاَمَنَّا بِهِ وَلَنْ نُشْرِكَ بِرَبِّنَا اَحَدًا -2, وَاَنَّهُ تَعَالَى جَدُّ رَبِّنَا مَا اتَّخَذَ صَاحِبَةً وَلاَ وَلَدًا -3, وَاَنَّهُ كَانَ يَقُولُ سَفِيهُنَا عَلَى اللهِ شَطَطًا -4, وَاَنَّا ظَنَنَّآ اَنْ لَنْ تَقُولَ اْلاِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللهِ كَذِبًا -5, وَاَنَّهُ كَانَ رِجَالٌ مِنَ اْلاِنْسِ يَعُوذُونَ بِرِجَالٍ مِنَ الْجِنِّ فَزَادُوهُمْ رَهَقًا -6, وَاَنَّهُمْ ظَنُّوا كَمَا ظَنَنْتُمْ اَنْ لَنْ يَبْعَثَ اللهُ اَحَدًا -7, وَاَنَّا لَمَسْنَا السَّمَآءَ فَوَجَدْنَاهَا مُلِئَتْ حَرَسًا شَدِيدًا وَشُهُبًا -8, وَاَنَّا كُنَّا نَقْعُدُ مِنْهَا مَقَاعِدَ لِلسَّمْعِ فَمَنْ يَسْتَمِعِ اْلاَنَ يَجِدْ لَهُ شِهَابًا رَصَدًا -9, وَاَنَّا لاَ نَدْرِى اَشَرٌّ اُرِيدَ بِمَنْ فِى اْلاَرْضِ اَمْ اَرَادَ بِهِمْ رَبُّهُمْ رَشَدًا -10, وَاَنَّا مِنَّا الصَّالِحُونَ وَمِنَّا دُونَ ذَلِكَ كُنَّا طَرَآئِقَ قِدَدًا -11, وَاَنَّا ظَنَنَّا اَنْ لَنْ نُعْجِزَ اللهَ فِى اْلاَرْضِ وَلَنْ نُعْجِزَهُ هَرَبًا -12, وَاَنَّا لَمَّا سَمِعْنَا الْهُدَى اَمَنَّا بِهِ فَمَنْ يُؤْمِنْ بِرَبِّهِ فَلاَ يَخَافُ بَخْسًا وَلاَ رَهَقًا -13,

 

72    CİNN SÛRESİ

 

Dünyada herkesi, ahirette sadece mü’minleri rahmetine alan Allah adına.

 

/ 1 De ki: Cinlerden bir topluluğun gelip Kur’ân dinledikleri ve son-ra da: “Biz ne güzel bir Kur’ân dinledik” dedikleri bana vahiy yoluyla bildirildi. 2 Doğru ile eğriyi ayırt etme bilincine ulaştıran bir Kur’ân ve böylece O’na iman ettik ve artık Rabbimizden başka kimseye ilahlık yakıştırmayacağız. 3 Çünkü biliniz ki Rabbimizin şanı çok yücedir. O kendisine ne bir eş ve ne de çocuk e-dinmiştir. 4 Ve şimdi öğreniyoruz ki, aramızdan birtakım beyinsizler Allah hak-kında saçma sapan ve boş laflar ediyorlarmış. 5 Ve gerçekten biz insanların ve cinlerin Allah’a karşı yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk. 6 Gerçi insanlar-dan bazıları cinlerden bazı kişilere sığınıyorlardı da onların taşkınlığını ve şaşkınlığını artırıyordu. 7 Hakikaten o cinler de siz insanların zannettiği gibi Allah’ın hiçbir kimseyi asla diriltemeyeceğini veya Allah’ın hiçbir kimseyi pey-gamber olarak göndermeyeceğini sanmışlardı. 8 Cinler devamla: “Gerçekten biz gök yüzünü yokladık ama onu güçlü muhafızlar ve alevlerle dolu bulduk. 9 Gerçekten de biz semadan bir söz duymak için bazı yerlere otururduk. Fakat şimdi kim dinlemeye kalkışsa kendisini bekleyen bir alevle karşılaşır. 10 Gök-yüzünün bekçi ve alevlerle dolmasıyla biz; yeryüzündeki kişilere fenalık eriş-mesi mi istenildi, yoksa Rableri onlara doğru yolu buldurmayı mı diledi bilmiyo-ruz. 11 Ve doğrusu bizden iyi yararlı kişiler de var ve onlardan aşağıda olan kişiler de vardır. Bizler ayrı ayrı yollar tutmuşuzdur. 12 Ve sonunda anladık ki, yeryüzünde hayat sürerken Allah’a asla üstün gelemeyiz ve yine anladık ki, kaçarak da O’nun hükmünden kurtulamayız. 13 Ve gerçektende biz doğru yo-lu gösteren Kur’ân’ı dinleyince, O’na inandık. Artık kim Rabbine inanırsa, hiçbir zaman ziyana ve haksızlığa uğrama korkusu duymaz.” 8

 

 

572

40 / 72 CİNN (14-28)

Cüz : 29

 

 

وَاَنَّا مِنَّا الْمُسْلِمُونَ وَمِنَّا الْقَاسِطُونَ فَمَنْ اَسْلَمَ فَاُولَئِكَ تَحَرَّوْا رَشَدًا -14, وَاَمَّا الْقَاسِطُونَ فَكَانُوا لِجَهَنَّمَ حَطَبًا -15, وَاَنْ لَوِ اسْتَقَامُوا عَلَى الطَّرِيقَةَِلاَسْقَيْنَاهُمْ مَآءً غَدَقًا -16, لِنَفْتِنَهُمْ فِيهِ وَمَنْ يُعْرِضْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِ يَسْلُكْهُ عَذَابًا صَعَدًا -17, وَاَنَّ الْمَسَاجِدَ لِلَّهِ فَلاَ تَدْعُوا مَعَ اللهِ اَحَدًا -18, وَاَنَّهُ لَمَّا قَامَ عَبْدُ اللهِ يَدْعُوهُ كَادُوا يَكُونُونَ عَلَيْهِ لِبَدًا -19, قُلْ اِنَّمَا اَدْعُو رَبِّى وَلآ اُشْرِكُ بِهِ اَحَدًا -20, قُلْ اِنِّى لآ اَمْلِكُ لَكُمْ ضَرًّا وَلاَ رَشَدًا -21, قُلْ اِنِّى لَنْ يُجِيرَنِى مِنَ اللهِ اَحَدٌ وَلَنْ اَجِدَ مِنْ دُونِهِ مُلْتَحَدًا -22, اِلاَّ بَلاَغًا مِنَ اللهِ وَرِسَالاَتِهِ وَمَنْ يَعْصِ اللهَ وَرَسُولَهُ فَاِنَّ لَهُ نَارَ جَهَنَّمَ خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا -23, حَتَّى اِذَا رَاَوْا مَا يُوعَدُونَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ اَضْعَفُ نَاصِرًا وَاَقَلُّ عَدَدًا -24, قُلْ اِنْ اَدْرِى اَقَرِيبٌ مَا تُوعَدُونَ اَمْ يَجْعَلُ لَهُ رَبِّى اَمَدًا -25, عَالِمُ الْغَيْبِ فَلاَ يُظْهِرُ عَلَى غَيْبِهِ اَحَدًا -26, اِلاَّ مَنِ ارْتَضَى مِنْ رَسُولٍ فَاِنَّهُ يَسْلُكُ مِنْ بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ رَصَدًا -27, لِيَعْلَمَ اَنْ قَدْ اَبْلَغُوا رِسَالاَتِ رَبِّهِمْ وَاَحَاطَ بِمَا لَدَيْهِمْ وَاَحْصَى كُلَّ شَىْءٍ عَدَدًا -28,

 

7 14 Cinler devamla: “Ve gerçekten bizden müslümanlar da var, yaratılış gaye-si dışında yaşayanlar da. Artık kim müslüman olmuş ise, en iyi yolu aramış ve bulmuştur. 15 Gerçekten sapıtıp zulmedenlere gelince onlarda cehenneme odun olurlar.” 16 Şayet o insanlar ve cinler doğru yolda gitmiş olsalardı, onlara bol bol rızık ve nimetler verirdik. 17 Şükür mü yoksa inkâr mı edecekler diye onları denemek için rızıklarını bollaştırdık. Kim Rabbine itaat ve ibadetten yüz çevirirse, Rabbi onu şiddetli ve artıp duran bir azaba sokar.

18 Mescidler Allah’a mahsustur veya secde edilebilecek her yer yani yeryüzü Allah’ındır. O halde o yeryüzünde Allah’ın yanı sıra başka hiç kimseye yalvarıp yakarma-yın. 19 Doğrusu Allah’ın kulu Muhammed Rabbine ibadet için kalkınca, inkârcı müşrikler neredeyse O’nun üzerine çullanıyorlardı veya cinler Kur’ân’ı dinlemek arzu ve hırsıyla ne-redeyse aşırı kalabalıktan dolayı birbirini ezeceklerdi.

 

/ 20 Ey peygamber! De ki: “Ben yalnız Rabbime yalvarır ve ibadet ederim O’ndan başka hiç kimseye ilahlık yakıştırmam.” 21 De ki: “Benim size bir zarar vermeye de gücüm yetmez, sizi doğru yola götürmeye de.” 22 De ki: “Beni hiç kimse Allah’ın azabın-dan kurtaramaz ve ben O’ndan başka sığınılacak başka birisini de bulamam. 23 Benim görevim ancak Allah’tan geleni ve O’nun gönderdiklerini tebliğdir. Kim Allah’a ve peygam-berine karşı gelirse, onun cezası ebediyyen kalacağı cehennem ateşidir.”

24 Nihayet o inkârcılar tehdit edildikleri azabı ve kıyamet saatini gördükleri za-man kimin yardımcı bakımından daha zayıf ve sayıca daha az olduğunu bilip öğrenecekler-dir. 25 De ki: “Tehdit edilegeldiğiniz azap veya kıyamet yakın mıdır, yoksa Rabbim onu u-zun bir zaman geciktirir mi bilmiyorum? 26 Yaratılmışların akıl ve duyularıyla kavramaktan aciz oldukları şeyleri ancak O bilir. Erişilmez derinlikteki sırlarını kimseye açmaz.” 27 An-cak bu tür bilgileri seçip, razı olduğu bir peygambere bildirebilir. Bu bilgileri bildirme esna-sında o bilginin cin ve şeytanlar tarafından çalınmaması için getiren meleklerin önünden ve ardından muhafızlık yapacak melekler gönderir.

28 Böylece peygamber kendisine Allah’ın vahyinin melekler tarafından eksiksiz olarak ulaştırıldığını bilsin veya Allah meleklerin Rablerinin mesajını doğru ve sağlam ola-rak yerine ulaştırdıklarını bilgisiyle kuşatmıştır veya Allah’ın mesajını O’nun kullarına pey-gamberlerin eksiksiz olarak ulaştırdıklarını açıkca gösterir. Allah meleklerin, peygamberle-rin ve kullarının her halini bilgisiyle kavramış ve kuşatmıştır ve herşeyi bir bir sayıp tesbit etmiştir.